İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Karaaslan Başvurusu (B. No: 2015/13725)

1. Başvuru; savunma tanıklarının dinlenmemesi ve hükmün

Başvuru No2015/13725Tarih13 Eylül 2018Okuma16 dk · 3.114 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Murat Karaaslan Başvurusu

Karar tarihi
13 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/13725
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.114 kelime·16 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; savunma tanıklarının dinlenmemesi ve hükmün

onanmasını isteyen Askerî Yargıtay Başsavcılığının itiraznamesinin

tebliğ edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 1980 doğumlu olup olayın gerçekleştiği tarihte

Eğirdir Dağ Komando Okulu Öğretim Başkanlığında Üst Teğmen olarak, mağdur ise

1987 doğumlu olup Eğirdir Dağ Komando Okulu Kurslar Tabur Komutanlığında

stajyer Teğmen olarak görev yapmaktadır.

8. Mağdur; başvurucunun olay günü traş

olması için 3 dakikası olduğunu söylemesi üzerine kendisinin traş bıçağı olmadığını, nasıl traş

olacağını sorduğunu, akabinde başvurucunun üzerine yürüyüp boğazına sarılarak

yumruk vuracağı sırada araya girip engel olunduğunu iddia ederek şikâyette

bulunmuştur.

9. Isparta Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı

Askerî Savcılığının 20/11/2012 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında asta

müessir fiil suçundan cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır.

10.Olaya ilişkin tanık beyanları şöyledir:

i. Tanık H.E.nin beyanı " ... P.Ütğm.Murat

KARAASLAN [başvurucu] ikinci kola da dönerek ikinci kol komutanı olan [Tğm.Ç.K.ya] kolun tıraş

olsun emrini verdi. Bunun üzerine [Ç.] Tğm.'de "emredersizin

komutanım" [dedi.] [B]u

emrin hemen ardından P.Ütğm.Murat

KARAASLAN [başvurucu] "üç

dakikanız var tıraş olmanız için" dedi. [Ç.] Tğm. Murat Ütğm.'ne [başvurucu] "kursun son günü olduğunu, tıraş malzemelerini

attıklarını, tatbikat için dağda bulunduklarından dolayı tıraş malzemelerini bu

kadar kısa sürede temin edip tıraş olmanın mümkün olmadığını söyledi. Bunun

üzerine P.Ütğm.Murat

KARAASLAN [başvurucu] [Ç.]

Teğmene yönelik olarak ifadeler kullandı. Ancak şu an hatırlamıyorum. Murat

Üsteğmen[başvurucu][Ç.] Teğmen'in

üzerine giderek boğazının altından yakasından tutarak geriye doğru itekledi. Bu

arada orada ulunan rütbeliler araya girerek Murat Üsteğmen [başvurucu] ile [Ç.] Teğmen'i

ayırdılar.

...

... sanık mağdurun yakasından tutmuştu,

mağduru geriye doğru ittirdi, yakasından tuttuğu sırada mağdura vurmadı.

Boğazını sıkıp sıkmadığını tam görmedim, ancak yakasından tutup geriye doğru

ittirdiğini gördüm. " şeklindedir.

ii. Tanık E.G.G.nin beyanı "... [Ç.]

Teğmen ile benıi aramda 5-6 metre kadar mesafe vardı

Murat Üsteğmen [başvurucu] [Ç.]

Teğmenin sakallarının uzun olduğunu görünce tıraş olması hususunda uyarması

üzerine [Ç.] Teğmen tıraş

bıçağının olmadığını, nasıl tıraş olabileceğini söyledi. Bunun üzerine Murat

Üsteğmen [başvurucu] [Ç.nin] üzerine doğru yürüdü. İki elıyle

[Ç.nin] yakasından

tuttu, silkeledi. [Ç.] bir iki

adım geriye doğru çekilmek zorunda kaldı. [Ç.nin] yüzü yakasından tutulduğu için kızardı. Bu olay

esnasında [Ç.nin] herhangi bir tepkisi, müdahalesi olmamıştır...

Murat Üsteğmenin [başvurucu] [Ç.]

Teğmene karşı yakasından tutma eyleminden başka bir eylemi yani vurma olayı

olmamıştır. Yakasından tutma eylemi boğazını kapsar şeklindeydi. Ancak direk

olarak boğazını sıkmayı arnaçladığını söyleyemem.

Yakasından tutma eylemi ikaz mahiyetini aşar şeklindeydi ki [Ç.] Teğmenin yüzü kızarmıştı. Murat Üsteğmen [başvurucu]

[Ç.] Teğmenin boğazından tuttuktan sonra

birkaç kez ileri ve geri doğru ittirdiğini gördüm. Bu ittirme uyarı mahiyetinde

değil gibiydi..." şeklindedir.

iii. Tanık O.T.Ö.nün beyanı "...

Sanık Murat Karaaslan [başvurucu] mağdur piyade teğmen [Ç.K.ya] traş olmasını söyledi.

Mağdur ise bu dunımda sanık Murat Karaaslan'a [başvurucu] "traş bıçağım yok

nasıl traş olayım" dedi. Sanık Murat [başvurucu] bu durum karşısında kendisine "beni

ilgilendirmez nasıl oluyorsan ol" diye cevap verdi. Tekrardan [Ç.]

kendisine "nerden bulayım " diye

cevap verince açıkçası gerginlik başladı. ... Bundan sonra sanık Murat

Karaaslan [başvurucu] [Ç.nin] üzerine yürüdü. [Ç.yi] düşmeyecek şekilde ittirdi. Yakasından tutarak boğazına bastırdı. Olay

nedeniyle herhangi bir tokat olayı olmadı ancak yumruk olayını olayın üzerinden

bayağı bir süre geçtiği için hatırlamıyorum. Olay sebebiyle sanık Murat

Karaaslan [başvurucu] mağdura sinkaflı küfürler etti..." şeklindedir.

iv. Tanık E.M.nin

beyanı " ... Murat Üsteğmen [başvurucu] [Ç.]

Teğmene traş ol üç dakikan var dedi. [Ç.] Teğmen emredersiniz komutanım ancak tıraş bıçağım

yok nasıl olayım dedi. Murat Üsteğmende [başvurucu] beni

ilgilendirmez nasıl olursan ol dedi. Murat

Üsteğmen [başvurucu] [Ç.] Teğmenin üzerine gitti, yakasından tutup silkeledi.

..."

11. Isparta Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı

Askerî Mahkemesinin (Mahkeme) 19/11/2013 tarihli kararıyla başvurucunun müsnet suçtan neticeten 750 TL adli para cezasıyla

cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"... kontroller sırasında katılanın

sakalının biraz uzun olduğunu görmesi üzerine sanığın katılandan tıraş olmasını

istediği, katılanın ise tıraş bıçağının olmadığını nasıl tıraş olacağını

sorduğu, bunun üzerine sanığın "tıraş olmak için üç dakikan var, beni ilgilendirmez

nasılolursan ol" şeklinde sözler söylediği,

katılanın tekrar tıraş bıçağını nereden bulacağını sorması üzerine sanığın

sinirlenerek katılanın üzerine yürüdüğü, daha sonra katılanın yakasından

tutarak onu ittirdiği olay yerinde bulunan diğer kursiyerlerin ve öğretmenlerin

araya girerek olayı yatıştırdıkları; tatbikat emri (Dz.52), görevli kol listesi

(Dz.1), tutanak (Dz.16,64), olay yerinin uydudan çekilmiş resmi (Dz.31),

katılanın şikayet dilekçesi (Dz.65), idari tahkikat raporu (Dz.66-68), tanıklar

[O.T.Ö.] (Dz.123, 198), [E.Ç.] (Dz.135,165), [E.G.G.] (Dz.106,204), [H.E.] (Dz.91,208), [V.B.] (Dz.137,212), [E.E.] (Dz.118,234), [R.E.] (Dz.104,236), [E.M.] (Dz.129,281), [M.P.] (Dz.77,201,267), [İ.V.A.] (Dz.34,223-224), [U.C.nin] (Dz.32,224) yeminli anlatımları ve diğer dosya

kapsamından anlaşılmıştır."

12. Mahkeme tanık beyanının alınmasıyla ilgili olarak gerekçeli

kararda şu ifadelere yer vermiştir:

"Olayın yeterince aydınlandığı kanaat ve

sonucuna varıldığından, tanık [F.Ö.nün] yeminli ifadesini tespıti

için İzmir Ege Ordusu K.lığı As.Mah.ne

yazılan talimat cevabının beklenmesinden CMK.'nun

206'ncl maddesi uyarınca vazgeçilmiş, savcılık ifadesiyle (Dz.97)

yetinilmiştir."

13. Başvurucu tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine Askerî Yargıtay

Başsavcılığı (Başsavcılık) 26/1/2015 tarihli tebliğnamesini

sunmuş, başvurucu 28/11/2014 havale tarihli dilekçesiyle tebliğnameye

karşı diyeceklerini bildirmiştir. Tebliğnamenin

ilgili kısmı şöyledir:

"P.Tğm.[Ç.K.nın] ise; 48'inci

dönem komando temel kursu kursiyeri olarak Kurs Taburu 3'üncü Bölük Komutanlığı

emrinde görev yaptığı, ... sanığın ise; birinci koldan sorumlu olan öğretmen

olduğu, ... sanığın kendi sorumlu olduğu kol ile ikinci kolun kontrollerine

başladığı, kontroller sırasında katılanın sakalının biraz uzun olduğunu görmesi

üzerine sanığın katılandan tıraş olmasını istediği, katılanın ise; tıraş

bıçağının olmadığını, nasıl tıraş olacağını sorduğu, bunun üzerine sanığın

"tıraş olmak için üç dakikan var, beni ilgilendirmez nasılolursan

ol" şeklinde sözler söylediği, katılanın tekrar tıraş bıçağını nereden

bulacağını sorması üzerine, sanığın sinirlenerek katılanın üzerine yürüdüğü,

daha sonra katılanın yakasından tutarak onu ittirdiği, olay yerinde bulunan

diğer kursiyerlerin ve öğretmenlerin araya girerek olayı yatıştırdıkları maddi

olay olarak sübuta ermektedir.

Her ne kadar, yargılamaya heyet halinde

kurulan Askeri Mahkeme tarafından bakılmakta iken tanık [R.E.] ifadesinin,istinabe olunan

Askeri Mahkemece tek hakimden kurulu olarak tespit edilmesi (Oz.239); tanık [V.B.nin] ifadesini

içeren duruşma tutanağının e-imzalı olup, görevli memurca, "Güvenli

elektronik' imzalı aslı ile aynıdır." şerh! düşülmemiş, mühür ve imza ile

onaylanmamış olması (Oz.212); usule aykırılık teşkil etmekte, keza, tanık [E.Ç.nin] ifadesinin bir

kısmında, "sanığın, katılanın boğazını sıktığı", bir kısmında ise;

"sanığın, katılanın boğazını sıkmadığı" belirtilerek (Oz.165),

çelişkili bir durum yaratılmış ise de; olay esnasında sanık ile katılanın

yanında olduğunu beyan eden tanıklar [H.E., E.G.G., O.T.Ö. ve E.M.nin] tutarlı

anlatımlarından, dava konusu olayın yukarıda anlatıldığı şekilde sübuta erdiği

anlaşıldığından, bahse konu usule aykırılıkların nispi nitelikte olup bozmayı

gerektirmediği sonucuna varılmıştır.

Askeri Mahkemece; sanığın, tüm unsurları ile

oluşan atılı suçtan yasal ve inandırıcı gerekçelerle alt sınırdan ceza tayin

edilip, takdiri indirim uygulanmak ve hükmolunan hapis cezasının sanığın

ekonomik durumu dikkate alınarak adli para cezasına çevrilmek suretiyle

mahkûmiyetine karar verilmesinde, sanığın kişilik özellikleri göz önünde

bulundurularak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesinde usul,

sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığından,

sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle,

mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir."

14. Askerî Yargıtay 2. Dairesinin (Daire) 4/2/2015 tarihli

kararıyla hüküm tanık R.E.nin ifadesinin tek askerî

hâkimden kurulu askerî mahkemece alındığı, istinabe duruşma tutanağının görevli

memurca mühür ve imza ile onaylanmadan gönderildiği ve tanık E.Ç.nin beyanlarındaki çelişkinin giderilmediği

gerekçeleriyle bozulmuştur.

15. Başsavcılık 2/3/2015 tarihli itiraznamesiyle

Daire kararına itiraz etmiştir. İtiraznamenin ilgili

kısımları şöyledir:

"... Bu açıklamalar

doğrultusunda, somut olay değerlendirildiğinde; olay esnasında sanık ile

katılanın yanında olduğunu beyan eden tanıklar [H.E., E.G.G.,

O.T.Ö. ve E.M.nin]

tutarlı anlatımlarından, maddi vakanın yeterince aydınlandığı ve sanığın

mahkumiyeti için yeterli, elverişli, kesin ve inandırıcı delillerin bulunduğu;

dolayısıyla, tanıklar [R.E., V.B. ve E.Ç.nin] beyanları tespit edilirken ortaya çıkan usule

aykırılıkların nispi aykırılık niteliğinde kaldığı, bu nedenle bozmayı

gerektirmediği sonucuna varılmıştır..."

16. Askerî Yargıtay Daireler Kurulunun 2/4/2015 tarihli

kararıyla itirazın kabulüyle Daire kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"... Bu açıklamalardan sonra somut olay

irdelendiğinde; subay olan sanık hakkındaki yargılamanın, 353 sayılı Kanunun 2

ve 19'uncu maddelerine göre üç askeri hakimden kurulu askeri mahkeme tarafından

yapılması gerektiği, ancak, istinabe suretiyle dinlenilmesine karar verilen

tanık R.E.nin ifadesinin hukuka aykırı şekilde tek

askeri hakimden kurulu askeri mahkemece tespit edildiği ve bu tanığın

beyanlarının hükme esas alındığı anlaşılmakta ise de; bu tanığın beyanları

haricinde olay esnasında sanık ile katılanın yanında olduğunu beyan eden

tanıklar [H.E., E.G.G., O.T.Ö. ve E.M.nin] tüm aşamalarda tespit edilen ve birbiriyle uyumlu ve

istikrarlı beyanlarından, maddi vakanın cereyan şeklinin yeterince aydınlandığı

ve tanık [R.E.nin] ifadelerinin hükme esas alınmasına gerek olmadığı

gibi, tek başına sübut delili kapsamında da bulunmadığı ... sonucuna

varıldığından, Başsavcılığın itirazının kabulü ile Dairenin bozma kararının

kaldırılmasına, incelemeye devam edilmek üzere dava dosyasının anılan Daire

Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir... "

17.Bu karar üzerine Dairenin 13/5/2015 tarihli kararıyla

mahkûmiyetin onanmasına karar verilmiştir.

18.Karar, başvurucuya 9/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 7/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 13/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tanık Dinletme Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

21.Başvurucu, dinlenmesini talep ettiği iki tanığın gerekçesiz

olarak dinlenmediğini ileri sürmüştür.

22. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiş ancak tanık dinletme hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla

birlikte adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden biri olan tanık

dinletme hakkı esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da zımni bir unsurudur (Ali Fırtına,

B. No: 2014/14575, 6/7/2017, § 24).

23. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendinde; bir suç ile itham edilen

herkesin iddia tanıklarını sorguya çekme veya çektirme, savunma tanıklarının da

iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin

sağlanmasını isteme hakkı düzenlenmiştir (Ali

Fırtına, § 25).

24. Anayasa Mahkemesi de benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık

dinletme hakkıyla ilgili ilkeleri belirlemiştir.

25. Savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin

ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı, silahların eşitliği ilkesinin bir

gereğidir. Tanıkların dinlenmek üzere çağrılmasının uygun olup olmadığının

değerlendirmesi, kural olarak derece mahkemelerinin takdir yetkisi

dâhilindedir. Ancak bu hak, sanığın lehine olan bütün tanıkların çağrılmasını

ve dinlenmesini gerektirmez. Bu düzenlemenin esas amacı, sanığın aynı koşullar altında ve silahların eşitliği ilkesine uygun olarak

tanık dinletme talebinde bulunabilmesinin sağlanmasıdır. Dolayısıyla bir

sanığın bazı tanıkları dinletemediğinden şikâyet etmesi yeterli olmayıp ayrıca

bu tanıkların dinlenmesinin hangi nedenlerle önemli olduğunu ve gerçeğin ortaya

çıkması için neden gerekli olduğunu açıklamak suretiyle tanık dinletme talebini

desteklemesi gerekmektedir (Atila Oğuz

Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 47; Ahmet Zeki Üçok, B. No: 2013/1966, 25/3/2015, § 70).

26. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda söz konusu tanıkların

beyanlarının hangi nedenlerle önemli olduğu ve gerçeğin ortaya çıkması için

neden gerekli olduğu açıklanmak suretiyle tanık dinletme talebinin

desteklenmemesi nedeniyle tanık dinletme hakkına yönelik bir ihlalin

bulunmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

28. Başvurucu, talebine rağmen mahkeme tarafından tanığa

güvenilirliğine dair soruların sorulmadığını ileri sürmüştür.

29. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık

sorgulama hakkıyla ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir ceza

yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme,

lehine olan tanıkların da aleyhine olan tanıklarla aynı koşullar altında davet

edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı vardır. Sanığın

hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde tanıklara soru

yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu

sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından

gereklidir. Ancak başvurucuların tanıklara soru sorabilmesi, onlarla

yüzleşebilmeleri mutlak bir hak değildir. Makul gerekçelerle getirilen

kısıtlamalar, kimi zaman başvurucunun iddia tanıklarına soru sorabilme ve

onlarla yüzleşme imkânını da ortadan kaldırabilmektedir. Diğer yandan bir

mahkûmiyet -sadece veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama

aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından

verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36.

maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz Boyalı, §§ 34-56; Az. M., B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§

46-67; Levent Yanlık, B. No:

2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-76; İsmet Özkorul, B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§44,

45).

30. Somut olayda gerekçeli karar incelendiğinde mahkûmiyet

kararının birden çok tanık anlatımına dayandığı ve Mahkemece olay esnasında

sanık ile katılanın yanında olduğunu beyan eden

H.E., E.G.G., O.T.Ö. ve E.M. isimli tanıkların tüm aşamalarda tespit

edilen ve birbiriyle uyumlu ve istikrarlı beyanlarından olayın oluş şeklinin

yeterince aydınlandığına kanaat getirildiği görülmüştür (bkz. §§ 10, 11).

31. Açıklanan gerekçelerle tanık sorgulama hakkına ilişkin bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Bağımsız ve Tarafsız

Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucu; sunduğu ek dilekçeyle soruşturma ve yargılamayı

gerçekleştiren askerî hâkim ve savcıların FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında

terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla mesleklerinden ihraç edilerek

tutuklandıklarını, bu hususun da yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığına zarar

verdiğini ileri sürmüştür.

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20).

34. Somut olayda bu iddianın başvuruya konu yargılamayı yapan

Mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını ihlal eden hususlara ya da

kendisine isnat edilen ve derece mahkemesince sabit görülen fiilleri, bu

fiillere dayanılarak yapılan işlemlerin sıhhatini etkilediğine ilişkin somut ve

hukuken kabul edilebilir herhangi bir açıklama başvurucu tarafından

yapılmamıştır. Bu itibarla başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin delillerini sunma

ve temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma

yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu tarafından

ileri sürülen bu iddianın temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Silahların Eşitliği ve

Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

36. Başvurucu, Askerî Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraznamesinin kendisine tebliğ edilmediğini ileri

sürmüştür.

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkının görünümlerinden olan silahların

eşitliği ilkesi kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

38. Başvurucunun ileri sürdüğü ihlal iddialarının niteliği

nazara alınarak başvurunun kabul edilebilirlik kriterlerinden olan anayasal ve

kişisel önemden yoksun olma kriteri yönünden incelenmesi gerekir.

39. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı

başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına alınmıştır.

40. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik

kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini

taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek

nitelikte olsa bile Kanun'da belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez

bulunabilecektir (K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, § 55).

41. Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların

kabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür. Anayasal önem olarak adlandırılabilecek

olan birinci koşul başvurunun Anayasa’nın

uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi açısından önem taşımaması, kişisel önem olarak adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise

başvurucunun önemli bir zarara uğramamasıdır

(K.V., § 57).

42. Anayasa hükümlerinin yorumlanması açısından önem taşıma

unsurunun başta Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla daha önce

yorumlamadığı meseleleri kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte

Anayasa Mahkemesi, bir meseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa’nın ilgili

hükümlerini yorumlamış olsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden

yorumlama ihtiyacı duyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun

anayasal öneminin bulunduğunu kabul etmek gerekir(K.V., § 63).

43. Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma unsurunda ise

Anayasa hükümlerinin uygulanması açısından başvurunun önem taşıdığının

söylenebilmesi için kamu makamları ve derece mahkemelerinin belli bir meseleye

ilişkin uygulamalarının Anayasa Mahkemesi yorumlarından farklı olması ve bu

farklılığın da önemli olması gerekir(K.V., § 64).

44. Kişisel önemin bulunmaması koşulu ise -başvurucunun içinde

bulunduğu koşullar da dâhil olmak üzere- her olayın kendine özgü koşulları

dikkate alınarak ve objektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi

tarafından değerlendirilir (K.V.,

§§ 66, 67).

45. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen iddialara ilişkin birçok

başvuruda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin kapsam ve

içeriğini belirlemiştir (Yaşasın Aslan,

B. No: 2013/1134, 16/5/2013, §§ 32-37; Ahmet

Teyit Keşli, B. No: 2013/2237, 18/9/2014, §§ 55-65; Gürhan Nerse, B.

No: 2013/5957, 30/12/2014, §§ 33-40; Laleş Çeliker, B.

No: 2013/8413, 21/9/2016, §§

24-31). Anılan başvurularda başvurucuların yargılama mercileri önündeki başarı

şansını zedeleyen her türlü mütalaadan haberdar edilme hakkına sahip olduğu ve

bu nitelikteki mütalaalara karşı başvuruculara yazılı görüş bildirme olanağının

tanınmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal

ettiği sonucuna varılmıştır (İbrahim

Kızılkaya, B. No:

2014/2517, 5/4/2017, § 32).

46. Buna göre Mahkemenin sıklıkla uygulanmış açık bir

içtihadının bulunduğusilahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin başvurunun genel bir soruna

işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamı ile sınırlarının belirlenmesi açısından da önem taşıdığının

ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır (İbrahim

Kızılkaya, § 33).

47. Somut olayda Askerî Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının

temyiz aşamasında sunduğu tebliğnamesine karşı

başvurucunun yazılı olarak diyeceklerini bildirdiği, dolayısıyla başvurucuya tebliğnameye ulaşarak bunun hakkında yorum yapma imkânının

tanındığı görülmüştür (bkz. § 13). Askerî Yargıtay Başsavcılığı itiraznamesi ise Başsavcılık tarafından temyiz incelemesi

aşamasında düzenlenmiş olan tebliğnameyle aynı

hususları içermektedir. İtiraznamede esasen

başvurucunun yorumlarını gerektirecek daha önce tartışılmayan konulara ilişkin

yeni herhangi bir argüman ileri sürülmemektedir. İtiraznamenin

esaslı değerlendirmeler ya da başvurucunun bilgisi dâhilinde olmayan ek

açıklamalar içermediği, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçeleriyle hükmün

onanmasının talep edildiği görülmektedir (bkz. § 15). Kaldı ki Dairece onama

kararının gerekçesinde itiraznameye atıf da

yapılmamıştır.

48. Askerî Yargıtay Başsavcılığı itiraznamesinin

tebliğ edilmemesinin kendisine ciddi anlamda zarar verdiği ve kendisi için ne

denli önemli olduğu hususunda başvurucunun herhangi bir açıklamasının olmadığı

da gözetildiğinde önemli bir zararı olduğu kanaatine ulaşılamamıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E.Diğer İhlal İddiaları

50. Başvurucu, eksik incelemeyle lehe deliller toplanmadan ve

haksız tahrik hükümleri uygulanmadan mahkûm edildiğini ileri sürmüştür.

51. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu

mahkemelere sunulmayanbilgi ve belgeler bireysel

başvuru konusu edilemez (Bayram Gök,

B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

52. Somut olayda başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri

sürdüğü iddiaları temyiz dilekçesinde dile getirmediği, bu iddialarına ilişkin

bilgi veya belge sunmadığı ve böylece başvuru yollarını usulüne uygun

tüketmediği anlaşılmaktadır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tanık dinletme ve sorgulama hakları ile bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucu

:

Murat

KARAASLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/13725, 13 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Tanık Dinletme Hakkının İhlal Edildiğine
  8. B. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine
  9. C. Bağımsız ve Tarafsız
  10. D. Silahların Eşitliği ve
  11. B. No: 2013/1134, 16/5/2013, §§ 32-37; Ahmet
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Özgüldür
  14. Karaaslan
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/13725
Tarih
13 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Chrıstopher Bruce Smyth Başvurusu (B. No: 2015/4837)
  • Talha Kaya Başvurusu (B. No: 2017/28443)
  • Mesut Ordulu Başvurusu (B. No: 2015/2675)
  • Cengizhan Pilaf Başvurusu (B. No: 2015/12095)
  • İsa Gök Başvurusu (B. No: 2015/805)
  • Serhat Çetiner Başvurusu (B. No: 2015/18100)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.