İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Yaman Başvurusu (B. No: 2013/3385)

1. Başvurucu, emekliliğe esas

Başvuru No2013/3385Tarih12 Mart 2015Okuma18 dk · 3.665 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Murat Yaman Başvurusu

Karar tarihi
12 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/3385
R.G. Tarih- Sayı
16/5/2015-29357
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.665 kelime·18 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, emekliliğe esas

ek göstergesinin (+3600) yerine (+3000) olarak belirlenmesi ve tarafına borç

çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada verilen karar

nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının ve 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 23/5/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön inceleme

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 20/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

25/4/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının

25/6/2014 tarihli görüş yazısı 9/7/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevaplarını içeren dilekçesini

24/7/2014 tarihinde sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 29/7/1965

tarihinde Malatya Merkez Gazi İlköğretim Okulunda öğretmen olarak göreve başlamış,

7. derecenin 3. kademesinde Malatya İmam Hatip Lisesinde görev yapmakta iken

26/9/1978 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığına 2. sınıf

Bakanlık müfettişi olarak atanmıştır.

8. Başvurucu bu görevini

yürütmekte iken 1/4/1980 tarihinde 5. derece 2. kademe intibakı esas alınarak

yeniden öğretmen olarak atanmış ve 18/7/2003 tarihinde Ankara Altındağ Milli

Eğitim Müdürlüğü Atatürk Anadolu Kız Meslek ve Meslek Lisesinde öğretmen olarak

görev yapmakta iken isteğiyle emekliye ayrılmıştır.

9. Başvurucuya 35 yıl 9 ay 14

gün hizmetine karşılık tespit edilen 1. derece 4. kademede (+3600) ek gösterge

intibakı üzerinden ikramiye ödenmiş ve emekli aylığı bağlanmıştır.

10. Başvurucunun emekli tahsis

dosyasında yapılan inceleme sonucu 2. sınıf Bakanlık müfettişliği görevinden

sonraki ilk atamasının 1 ila 4. derece kadrolarına yapılmayıp, 5. dereceli

öğretmenlik kadrosuna yapıldığından bahisle 19/7/2007 tarih ve 653367 sayılı

işlem ile ek göstergesi (+3000)’e düşürülmüş, bu işlemin sonucu olarak da başvurucuya

fazla ödenen ikramiye farkı olan 6.482,70 TL ile 15/4/2006 ila 30/9/2007

tarihleri arası aylık farkı olan 4.510,59 TL borç çıkarılmış ve başvurucunun

2007 yılı Ekim ayı maaşından başlamak üzere ¼ oranında tahsilata başlanacağı

bildirilmiştir.

11. Başvurucu, işlemin hukuka

aykırı olduğu, görev yaptığı sırada hak kazandığı yüksek ek göstergenin

tarafına uygulanması gerektiği, ek göstergesi düşürülse dahi Danıştay

içtihatları uyarınca işlemin tesis edildiği tarihten geriye doğru en fazla 60

gün için borç çıkarılabileceği gerekçeleriyle iptal davası açmıştır.

12. Ankara 7. İdare Mahkemesi

25/12/2008 tarih ve E.2007/1055, K.2008/2304 sayılı kararı ile davanın reddine

karar vermiştir. Kararın ilgili bölümleri şöyledir:

“…

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 527

sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 43. maddesinin (B) bendinde, bu

Kanuna itabi kurumların kadrolarında bulunan

personelin aylıklarının, hizmet sınıflarını, görev türleri ve aylık alınan

dereceler dikkate alınarak bu Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde

gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanacağı

belirtilmiş, aynı bendin ikinci paragrafında ise, bu ek göstergelerin,

ilgililerin belirtilen sınıf ve görevlerde bulundukları sürece ödemelere esas

alınacağı, terfi bakımından kazanılmış hak sayılmayacağı, (ancak) kurumların 1,

2, 3 ve 4. dereceli kadrolarına atananlara uygulanacak ek göstergelerin,

ilgililerin daha önce bulunmuş oldukları kariyerleri ile ilgili sınıf veya ekli

(I) sayılı cetvelin Genel İdare Hizmetleri Sınıfı (g) bölümünde belirtilen

görevlerde kazanılmış hak aylık derecelerine göre alabilecekleri ek

göstergelerden düşük olamayacağı, hükme bağlanmış bulunmaktadır.

Yasa hükmü ile hizmetin yürütülmesindeki

gereklilikler nedeniyle ilgililerin kariyerleri ile ilgili olmayan 1-4 dereceli

başka görevlere atanmaları halinde ek gösterge kaybına uğramalarının

önlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Bu amaç doğrultusunda Yasa hükmünden, yalnızca

kariyerleri (meslekleri) dışında ilk dört derece kadrolu görevlere atananlara

kariyerleri ile ilgili hizmet sınıflarındaki ek göstergeden faydalanma olanağı

tanındığı, ancak kariyerleri dışındaki atamaları ilk dört derece kadrolu görevlere

olmayanların daha sonra ilk dört dereceli kadrolara atanmaları halinde

kariyerleri ile ilgili ek göstergeden yararlanmalarına olanak bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

148 seri nolu Devlet

Memurları Kanunu Genel Tebliği ise 657 sayılı Yasanın 43. maddesinin (B)

bendinin paragrafının uygulanmasına ilişkin açıklamalar içermektedir.

5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun Ek 30

uncu maddesinde; "İştirakçilerin, emeklilik keseneğine esas olan derece ve

kademelerinin mevzuata uygunluğu Sandıkça incelenir. Eksik gönderilen kesenek

ve karşılık farkları kurumlarından tahsil, fazla gönderilen kesenek ve

karşılıklar kurumlarına iade edilir. Sandıkça mevzuata uygun olarak tespit

olunacak derece ve kademe üstündeki derece ve kademe aylığı üzerinden emeklilik

keseneği kesilmiş olması, iştirakçilere emeklilik bakımından bir hak

sağlamaz" hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Yasanın 121. maddesinde ise; "Her

ne suretle olursa olsun istihkaklarından fazla yapılan ödemeler, ilgililerin,

varsa sonraki her çeşit istihkaklarından hüküm alınmaksızın kesilmek suretiyle

geri alınır. Ancak ilgili, Sandıkça yapılan bu muamelenin yersizliği hakkında

Danıştay'da dava açabilir.

Herhangi bir nedenle Sandık tarafından

ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu hatalı

işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllık

tutarları tahsil edilir. Tahsilin ne şekilde yapılacağı yönetmelikle

düzenlenir" denilmektedir.

…

Olayda, müfettiş olarak görev yapan davacının,

1, 2, 3 ve 4. dereceli kadrolara atanarak sınıf veya görev değiştirmediğinden

+3600 ek gösterge rakamından yararlandırılması olanaksız olup, aylıklarına

Eğitim Öğretim Sınıfı 1'inci dereceden aylık alan öğretmenler için öngörülen

3000 ek gösterge uygulamasında ve 5434 sayılı Yasanın 121. maddesi uyarınca,

yersiz yapılan ödemelerin istirdadı biçiminde tesis edilen işlemde hukuka

aykırılık bulunmamaktadır.”

13. Başvurucu tarafından bu

karar temyiz edilmiş, Danıştay Onbirinci Dairesinin

26/3/2010 tarih ve E.2009/2843, K.2010/2542 sayılı kararıyla Mahkeme kararı

onanmıştır.

14. Bu karara karşı yapılan

karar düzeltme talebi aynı Dairenin 11/3/2013 tarih ve E.2010/540, K.2013/2383

sayılı kararıyla reddedilmiş, Karar başvurucu vekiline 24/4/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

15. Bireysel başvuru, 23/5/2013

tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

16. 8/6/1949 tarih ve 5434

sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun mülga 121. maddesi

şöyledir:

“Her ne suretle olursa olsun istihkaklarından fazla yapılan

ödemeler, ilgililerin, varsa sonraki her çeşit istihkaklarından hüküm

alınmaksızın kesilmek suretiyle geri alınır. Ancak ilgili, Sandıkça yapılan bu

muamelenin yersizliği hakkında Danıştay'da dava açabilir.

Herhangi bir nedenle Sandık tarafından ilgililere

istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu hatalı

işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllık

tutarları tahsil edilir. Tahsilin ne şekilde yapılacağı yönetmelikle

düzenlenir.”

17. 5434 sayılı Kanun’un mülga

Ek 30. maddesi şöyledir:

"İştirakçilerin, emeklilik keseneğine esas olan derece

ve kademelerinin mevzuata uygunluğu Sandıkça incelenir. Eksik gönderilen

kesenek ve karşılık farkları kurumlarından tahsil, fazla gönderilen kesenek ve

karşılıklar kurumlarına iade edilir. Sandıkça mevzuata uygun olarak tespit

olunacak derece ve kademe üstündeki derece ve kademe aylığı üzerinden emeklilik

keseneği kesilmiş olması, iştirakçilere emeklilik bakımından bir hak

sağlamaz."

18. 31/5/2006 tarih ve 5510

sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96. maddesi

şöyledir:

“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı

sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine,

genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere,

fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her

türlü ödemeler;

a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı

işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan

ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı

işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan

ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak

ödemelerde ise bu süre sonundan,

itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte,

ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları

yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan

başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm

ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir

hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde,

kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte

hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25

oranında kesilmek suretiyle uygulanır.

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin

uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum

tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

19. 2/10/1998 tarih ve 23481

sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti

Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce İlgililere İstihkaklarından Fazla veya Yersiz

Olarak Yapılan Ödemelerin Tahsili Hakkında Yönetmelik’in 11. maddesi şöyledir:

“İlgililerin kusurlu davranışı bulunmadan Sandığın hatalı

işlemi nedeniyle yapılan yersiz ödemelerden dolayı ilgililer adına çıkartılan

borç, varsa her çeşit birikmiş istihkaklarından kesilir. Bakiye borç kalırsa bu

miktar borçlunun aylığından ¼ nisbetinde kesinti

yapılarak tahsil edilir.

Bu madde uyarınca hesaplanan ve tahsil edilen borçlar için

faiz tahakkuk ettirilmez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 12/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 23/5/2013 tarih ve 2013/3385

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, ek göstergesinin

düşürülmesinin mevzuata aykırı olduğunu, kazanılmış hakkına dokunulamayacağını,

kendisinin bir hilesinin olmaması ve ödemelerde yokluk ve açık hatanın da

bulunmaması nedenleriyle Danıştay içtihadı uyarınca fazla yapılan ödemelerin

geri alınamayacağını, bu durumun idari istikrar prensibine aykırı olduğunu, 17

yıl boyunca aylık ve buna bağlı parasal haklarının bakanlık müfettişi için

uygulanan ek göstergelere göre belirlendiğini belirterek, Anayasa’nın 35.

maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının ve 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

22. Başvurucu, ek göstergesinin

düşürülmesinin mevzuata aykırı olduğunu, kazanılmış hakkına dokunulamayacağını,

kendisinin bir hilesinin olmaması ve ödemelerde yokluk ve açık hatanın da

bulunmaması nedenleriyle Danıştay içtihadı uyarınca fazla yapılan ödemelerin

geri alınamayacağını, bu durumun idari istikrar prensibine aykırı olduğunu

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Adalet Bakanlığı,

yargılamanın sonucuna ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin daha önceki

kararlarında kriterleri ortaya koyduğunu ve bu kriterlerden farklı bir neticeye

ulaşmayı gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığı gerekçesiyle görüş

sunulmayacağını bildirmiştir.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

25. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

26. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı

yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal

edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile

sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme

yapılamaz.”

27. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

28. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §

26).

29. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, ek göstergesinin düşürülmesinin mevzuata aykırı olduğunu, kazanılmış

hakkına dokunulamayacağını, olayda açık hatanın bulunmaması nedeniyle Danıştay

içtihadı uyarınca fazla yapılan ödemelerin işlem tarihinden geriye doğru 60

günü aşanları için borç çıkarılamayacağını, bu durumun idari istikrar

prensibine aykırı olduğunu, 17 yıl boyunca aylık ve buna bağlı parasal

haklarının bakanlık müfettişi için uygulanan ek göstergelere göre

belirlendiğini ileri sürmüş, İlk Derece Mahkemesi ise, müfettiş olarak görev yapan

başvurucunun, 1, 2, 3 ve 4. dereceli kadrolara atanarak sınıf veya görev

değiştirmediğinden +3600 ek gösterge rakamından yararlandırılmasının olanaksız

olduğunu, aylıklarına Eğitim Öğretim Sınıfı 1. dereceden aylık alan öğretmenler için öngörülen +3000

ek gösterge uygulamasında hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiş ve 5434

sayılı Kanun’un 121. maddesi ile ek 30. maddesinde yer alan özel düzenlemeler

uyarınca borç çıkarma işleminden geriye doğru beş yıllık süre için fazla

yapılan ödemelerin geri alınabileceğine karar vermiştir.

30. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da bariz takdir hatası

veya açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somut

olayda başvurucu, yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir

bilgi ya da belge sunmamış olup, başvurucunun mahkemece delillerin

değerlendirilmesinin, mevzuatın yorumlanmasının ve verilen kararın içeriğinin

adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.

31. Bunun yanında, başvurucu

yersiz ödemelerin dava açma süresi içerisinde alınabileceğini iddia etmekte ve

bu konuda Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E.

1968/8, K. 1973/14 sayılı kararına dayanmakta olup, anılan kararda; idarenin,

yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre

aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman

geri alabileceğini, bu istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin geri

alınmasının, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi

içinde mümkün olduğunu, dava açma süresi geçtikten sonra geri istenmesinin

mümkün olamayacağı belirtilmiştir.

32. Danıştayın yukarıda belirtilen

kararının, fiilen çalışan memurlar hakkında olduğu, başvuruya konu olaydaki

emekli ikramiyesi ve emeklilik aylığı yönünden ise 5434 sayılı Kanunun 121.

maddesinde açık düzenleme bulunduğu ve Derece Mahkemelerinin bu düzenleme

uyarınca yapılan fazla ödemenin geri alınması konusunda karar verdiği

görülmekle, söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararının hem normlar hiyerarşisi

hem de kapsam bakımından başvuru konusu olaya uygulama olanağının bulunmadığı

değerlendirilmiştir.

33. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemeleri kararlarının bariz takdir hatası veya açık bir

keyfilik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiği İddiası

34. Başvurucu, emekliliğe esas

ek göstergesinin (+3600) yerine (+3000) olarak belirlenmesi nedeniyle tarafına

borç çıkarılmasının ve borcun emekli aylıklarından kesinti yoluyla tahsilinin

yapılmasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

35. Başvurucunun ihlal iddiasına

konu olan mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 35. ve Sözleşme'ye

Ek 1 No.lu Protokol'ün (1 No'lu Protokol) 1.

maddesinde düzenlenmiştir.

36. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35.

maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı

olamaz."

37. Sözleşmeye Ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına

saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı

sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel

ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler,

devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek

veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini

sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları

hakka halel getirmez."

38. Anayasa'nın 35. maddesi

kapsamındaki mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri süren başvurucu, böyle

bir hakkın varlığını kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle, öncelikle başvurucunun,

Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir

menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi

gerekir (B. No. 2013/382, 16/4/2013, § 26).

39. Mülkiyet hakkı kişinin

şahsında mündemiç olmayıp, Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında hukuki korumadan

istifade edilebilmesi açısından, öncelikle mülkiyet hakkının var olması aranır.

Anayasa'nın 35. maddesi ile 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi mülk edinme talebini

değil, kişinin var olan mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu durum

hakkın kazanılmış olması veya mevcut olması şeklinde de ifade edilebilir (B.

No. 2012/931, 26/6/2014, § 33).

40. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında, nelerin mülkiyet hakkına konu olabileceği

hususunda, mevzuat hükümlerinden ve derece mahkemelerinin bunlara ilişkin

yorumundan bağımsız olarak "özerk bir

yorum" esas alınmaktadır (bkz. Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010 § 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz

[BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,

30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,

§ 129; Beyeler/İtalya [BD], B.

No: 33202/96, 5/1/2000, § 100; Iatridis/Yunanistan

[BD], B. No: 31107/96, 25/3/1999, § 54).

41. Anayasa'nın 35. maddesi ile

1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin koruma alanı içinde yer alan menfaatlerin

kapsamına, mevcut bir mülk ("existing possessions") girebileceği gibi alacak

hakları (AYM, E.2000/42, K.2001/361, K.T. 10/12/2001; AYM, E.2006/142, K.2008/148,

K.T. 24/9/2008) veya yeterince icra edilebilir kılınmış alacak hakları (“claims”) da

girebilir. Bu kapsamda bir alacak hakkı ya da talebin, mülkiyet hakkı

kapsamında korunması için mahkeme hükmü, hakem kararı veya idari karar gibi

yeterli derecede icra edilebilir kılınması halinde bir "mülk" teşkil edebilir (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Krstić/Sırbistan,

B. No: 45394/06, 10/12/2013, § 76) (B. No. 2012/931, 26/6/2014, § 35).

42. Başvurucunun ihlal iddiasına

konu emekli ikramiyesi ve maaşında meydana gelen azalmanın, Anayasa'nın 35.

maddesi ile 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin güvencesi kapsamında yer aldığı

anlaşılmaktadır.

43. Açıklanan nedenlerle,

Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi kapsamında yer alan, açıkça

dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden bulunmayan başvurunun, bu kısmının kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44. Başvurucu, mülkiyet hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür (§ 20).

45. Adalet Bakanlığı görüşünde,

başvurucuya borç çıkarılması ve emekli aylıklarından ¼ oranında kesinti

yapılmasının yasal dayanağının bulunduğunu, açık yasal düzenlemede kriterlerin

belirlendiğini, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararının başvuru konusu olayda

uygulanma olanağının bulunmadığını belirterek, bu hususların dikkate alınması

gerektiği ifade edilmiştir.

46. Başvurucu cevap

dilekçesinde, başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

47. Mülkiyet hakkının

sınırlamaları ve güvenceleri açısından Anayasa’nın mülkiyeti bir hak olarak

tanımlayan 35. maddesinin 13. maddesiyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında genel olarak hak tanınmakta;

ikinci ve üçüncü fıkralarda ise sınırlama ve güvence ölçütleri

gösterilmektedir. Bu sınırlama ve güvence ölçütlerinin Anayasa'nın 13. maddesi

ışığında yorumlanması gerekir. Bu kapsamda mülkiyet hakkı, özüne

dokunulmaksızın, kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Ayrıca yapılan

sınırlamalar Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzenine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olamaz (B. No. 2012/931, 26/6/2014, § 52).

48. Kanunla sınırlama ilkesi,

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında vazgeçilmez bir unsur olup, bu

koşulun sağlanmaması durumunda diğer güvence ölçütlerinin değerlendirilmesinin

bir anlamı yoktur (B. No. 2012/931, 26/6/2014, § 53).

49. Toplum yararı, ortak çıkar,

genel yarar gibi birbirinin yerine kullanılan kavramlarla ifade edilen ve bireysel

çıkardan farklı, onun üstünde ortak bir yarar olan kamu yararı amacı 35.

maddenin mülkiyet hakkı açısından öngördüğü özel sınırlandırma sebebi olup,

genel yarar ve toplumsal yarar gibi ifadeleri de kapsayacak şekilde geniş

yorumlanmaktadır (AYM, E.1999/46, K.2000/25, K.T. 20/9/2000). Kamu yararı

kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberinde getiren bir unsur

olup, objektif bir tanımlamaya elverişli olmayan bu ölçütün her somut olay

temelinde ayrıca değerlendirilmesi asıldır (B. No. 2012/931, 26/6/2014, § 54).

50. Mülkiyet hakkının

Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun biçimde sınırlandırılması, bu kapsamda,

Anayasa'nın bütünü dikkate alınmak suretiyle bu hak için öngörülen ek

güvencelere riayet edilmesi ve kamu yararı dışında amaçlarla sınırlandırılmaması,

ayrıca hakkın özüne dokunulmadan ve ölçülülük ilkesine riayet edilerek

sınırlandırılması gerekmektedir. Mülkiyet hakkına ilişkin Anayasa Mahkemesi

kararlarında söz konusu ölçütler çoğunlukla birlikte uygulanmakta ve bireyin

hakkıyla kamu yararı arasında kurulması gereken adil dengeye vurgu

yapılmaktadır (AYM, E.1999/33, K.1999/51, K.T. 29/12/1999). Bu noktada, ihlal

teşkil ettiği iddia edilen önlemin temelini oluşturan kamu yararı karşısında,

bireye düşen fedakârlığın ağırlığı göz önünde bulundurulmalıdır.

51. Dava konusu uyuşmazlığın

çözümünde yürürlükte bulunan 5434 sayılı Kanun’un 121. maddesinde, her ne

suretle olursa olsun istihkaklarından fazla yapılan ödemelerin, ilgililerin,

varsa sonraki her çeşit istihkaklarından hüküm alınmaksızın kesilmek suretiyle

geri alınacağı, ancak ilgilinin, Sandıkça yapılan bu muamelenin yersizliği

hakkında dava açabileceği, herhangi bir nedenle Emekli Sandığı tarafından

ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu hatalı

işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllık

tutarlarının tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.

52. Bunun yanında aynı Kanun’un

ek 30. maddesinde ise iştirakçilerin, emeklilik keseneğine esas olan derece ve

kademelerinin mevzuata uygunluğunun Emekli Sandığınca inceleneceği, eksik

gönderilen kesenek ve karşılık farklarının kurumlarından tahsil edileceği,

fazla gönderilen kesenek ve karşılıkların ise kurumlarına iade edileceği,

Emekli Sandığı tarafından mevzuata uygun olarak tespit olunacak derece ve

kademe üstündeki derece ve kademe aylığı üzerinden emeklilik keseneği kesilmiş

olmasının ise iştirakçilere emeklilik bakımından bir hak sağlamayacağı kural

altına alınmıştır.

53. Bu nedenlerle, başvuruya

konu müdahalenin dayanağı olan kanuni düzenlemenin, somut olay açısından

müdahalenin hukukiliği şartının sağlanmış olduğu sonucuna varılmaktadır.

54. Mülkiyet hakkına müdahale

oluşturan kamu gücü işleminin, meşru kabul edilebilmesi bakımından, kamu

yararını gerçekleştirme amacını taşıması ve müdahale sonucunda ortaya çıkan

yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, birey açısından tahammül edilemez

bir boyuta ulaşmaması gerekir (B. No. 2012/931, 26/6/2014, § 59).

55. Devletin, sosyal güvenlik

alanındaki sorumluluğunun sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi için

düzenlemeler yapmak konusunda geniş takdir yetkisinin bulunduğu, Emekli

Sandığına tabi ilgililere yapılan yersiz ödemenin ilgililerin istihkaklarından

kesinti yapılmak suretiyle tahsilinin sağlanması için kanuni düzenlemelerin

yapıldığı, bir diğer ifadeyle sosyal güvenliğin devamlılığının sağlanması için

Devlet hazinesinden ilgililere mevzuata aykırı olarak yapılan ödemelerin

yeniden hazineye katılımının kesinti yapmak yoluyla düzenlendiği görülmekle,

yersiz ödeme yapılan ilgililerin istihkaklarından kesinti yapılmasında kamu

yararı olduğu açıktır.

56. Bu durumda incelenmesi

gereken son husus mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılı olup

olmadığıdır.

57. "İyi yönetişim" ilkesi, kamu yararı

kapsamında bir konu söz konusu olduğunda, kamu otoritelerinin, uygun zamanda,

uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (B.

No. 2013/711, 3/4/2014, § 68).

58. Başvuru konusu olayda,

emekliye ayrılan başvurucuya uygulanan (+3600) ek göstergenin hatalı olduğunun

tespit edilmesi üzerine ek gösterge (+3000)’e düşürülmüş, bu işlemin sonucu

olarak da başvurucuya yersiz ödenen ikramiye farkı olan 6.482,70 TL ile

15/4/2006 ila 30/9/2007 tarihleri arası aylık farkı olan 4.510,59 TL borç

çıkarılmış ve başvurucunun 2007 yılı Ekim ayı emekli maaşından başlamak üzere ¼

oranında tahsilata başlanacağı bildirilmiştir.

59. Kamu idaresi, başvurucu

hakkında borç çıkarma işlemi tesis ederken 5434 sayılı Kanun’un ilgili

hükümleri uyarınca yersiz ödemenin tespit edildiği tarihten itibaren beş yıl

geriye doğru yersiz ödemeleri tespit etmiş, öncesi için borç çıkarmamış, tespit

ettiği yersiz ödemeye faiz uygulamamış, yöntem olarak emekli aylıklarından

kesinti yoluna gitmiş ve bunu yaparken başvurucunun emekli aylığının tamamının

değil ilgili mevzuat uyarınca yalnızca 1/4’lük kısmının kesilmesini

öngörmüştür. Başvurucu tarafından emekli maaşından yapılan ¼ oranındaki

kesintinin ekonomik ve sosyal hayatını devam ettiremez nitelikte olduğu yönünde

bir şikâyet de ileri sürülmemiştir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında başvuruya

konu borç çıkarma ve maaş kesintisinin başvurucuyu ağır ve tahammül edilemez

bir yük altına sokmadığı, müdahalenin amacı ile başvurucuya yüklenen külfetin orantılı

olduğu sonucuna varılmıştır.

60. Yukarıda açıklanan

nedenlerle, belirtilen sınırlama ve güvence ölçütlerine aykırı olmadığı

anlaşılan, başvuruya konu müdahale sonucunda, Anayasa'nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Mülkiyet hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

12/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Bahadır YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Murat YAMAN

Vekili

:

Av. Esmani

KIRMIZI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3385, 12 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Kırmızı
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3385
Tarih
12 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Ali Rıza Üçer Başvurusu (B. No: 2013/8407)
  • Ferat Doğan Başvurusu (B. No: 2014/2209)
  • Mürvet Karayılan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9792)
  • Hasan Pulat Başvurusu (B. No: 2013/6317)
  • Bahar Teber Başvurusu (B. No: 2013/5552)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/13023

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.