İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mürvet Karayılan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9792)

1. Başvurucular, mahkeme kararı

Başvuru No2013/9792Tarih11 Mart 2015Okuma17 dk · 3.414 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mürvet Karayılan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
11 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/9792
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.414 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, mahkeme kararı

ile hüküm altına alınan alacağın geç ödenmesi ve faiz oranının enflasyon

oranının altında kalması nedeniyle Anayasa’nın 35., 36. ve 138. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde

bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 23/12/2013

tarihinde Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 23/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

5. Başvurucuların murisi Zeynep

Atmaca tarafından, Gaziantep ili, Nizip ilçesi, Keklik köyünde bulunan 101 ada

417 parsel sayılı taşınmazın takdir edilen kamulaştırma bedelinin arttırılması

için Nizip Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmıştır. Mahkemenin 3/2/1999

tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, temyiz edilen karar

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 27/12/1999 tarihli kararı ile onanarak

kesinleşmiştir.

6. Mahkeme tarafından

hükmedilen kamulaştırma bedelinin 5.191,05 TL'lik kısmı (yasal faiziyle

birlikte) başvurana 30/7/2001 tarihinde ödenmiştir. Başvurucular, geriye kalan

alacaklarının tahsili amacıyla Nizip İcra Dairesine başvurarak ilamlı icra

takibinde bulunmuşlar, takip üzerine başvuruculara 22/12/2009 tarihinde

alacağın son kısmı olarak 1.426,25 TL ödenmiştir.

7. Başvurucular, yukarıda

belirtilen Mahkeme kararında adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini belirterek, faiz başlangıç tarihinin kararın kesinleşme tarihi esas

alınarak yıllık enflasyon oranlarında belirlenmesi gerekirken yasal faize

hükmedilmesi nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri maddi zarara karşılık

3.000 Avro, kararın geç icra edilmesi nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri

manevi zarara karşılık 1.000 Avro ve yaptığı yargılama giderleri nedeniyle

uğradıklarını ileri sürdükleri zarara karşılık 1.000 Avro tazminatın ödenmesi

istemiyle 16/2/2010 tarihinde 16110/10 başvuru numarasıyla Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine (AİHM) başvuru yapmışlardır.

8. 9/1/2013 tarih ve 6384

sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat

Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardından

başvurucular, 5/3/2013 tarihinde Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat

Komisyonu Başkanlığına (Komisyon) başvuru yaparak, AİHM başvuru formuna atıfla,

aynı taleplerinin 6384 sayılı Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmasını

istemişlerdir.

9. Komisyon, 27/8/2013 tarih ve

K.2013/395 sayılı kararıyla, başvurucuların “kesinleşmiş

mahkeme kararının süresinde icra edilmesini isteme hakkının” ihlal

edildiğinin anlaşıldığı, buna göre, AİHM’in konuya

ilişkin yerleşik içtihatları göz önünde bulundurularak, hakkaniyet ölçüsünde ve

taleple bağlı kalınarak takdiren toplam 2.700 TL’nin

6384 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince tazminat olarak ödenmesine,

Komisyonun 6384 sayılı Kanun'un kapsamını düzenleyen 2. maddesi gereğince,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve mahkeme kararlarının icra

edilmemesi veya geç ya da eksik icra edilmesine yönelik iddiaları incelemekle

yetkili olduğu belirtilerek, başvurucular tarafından dilekçede yer verilen

diğer ihlal iddiası ve talepleri yönünden yetkisizlik nedeniyle “karar verilmesine yer olmadığına” karar

vermiştir.

10. Başvurucular bu karara karşı

Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz etmiş ve AİHM’e

yaptıkları başvurudaki taleplerini yinelemişlerdir.

11. Ankara Bölge İdare Mahkemesi

30/10/2013 tarih ve İ.2013/147, K.2013/127 sayılı kararı ile itirazın reddine

karar vermiştir.

12. Karar, başvurucular vekiline

3/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucular tarafından

23/12/2013 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 6384 sayılı Kanun’un 1., 2.,

4., 6., 7. ve 8. maddeleri şöyledir:

“Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair

esas ve usullerin belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Kanun;

a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile

özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı,

b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği,

iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış

başvuruları kapsar.

(2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf

olduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda Ülkemiz aleyhine verilen ihlal

kararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca teklif

edilecek diğer ihlal alanları bakımından da Bakanlar Kurulu kararıyla bu Kanun

hükümleri uygulanabilir.

(3) İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan

başvurular hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.

…

Komisyon ve çalışma esasları

MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamında yapılacak müracaatlar

hakkında karar vermek üzere Bakanlığın merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında

çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dört kişi

ile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak bir

kişiden oluşan toplam beş kişilik bir Komisyon kurulur. Komisyon Başkanı bu

üyeler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilir.

(2) 9 uncu madde hükmü saklı kalmak üzere Komisyon

üyelerine, müracaatlar sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilmez.

(3) Komisyon, üye sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve

toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir.

(4) Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafından

yürütülür.

(5) Kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri,

Komisyonun görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyi

gecikmeksizin Komisyona göndermek zorundadır.

…

Müracaatın reddi

MADDE 6 – (1) Komisyon;

a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer

kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,

b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,

c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,

ç) Müracaatın 2 nci

madde kapsamına girmediğini,

tespit ederse müracaatı reddeder.

Müracaat hakkında karar ve karara itiraz

MADDE 7 – (1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay içinde

karar vermek zorundadır.

(2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal

kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar

verir.

(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on

beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz

edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte

derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay

içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezse

işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

(4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın

kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeye

ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan

müstesnadır.

Kararın ilgili adli veya idari mercie bildirimi

MADDE 8 – (1) Komisyona yapılan müracaat sonucunda

Komisyonun kesinleşen kararlarının bir örneği müracaata konu işlemin yapıldığı

adli veya idari mercie gönderilir.

(2) Müracaata konu işlem henüz sonuçlandırılmamışsa ilgili

adli veya idari merci tarafından bu işlem ivedilikle sonuçlandırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 11/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 23/12/2013 tarih ve

2013/9792 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

16. Başvurucular, kesinleşmiş

mahkeme kararlarında belirlenen alacağın çok uzun süre sonra ödendiğini ve bu

durum nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkının” ve Anayasa’nın

138. maddesinin ihlal edildiğini, kamulaştırma artırım bedelinin bir kısmının

mahkeme kararlarının kesinleşmesinden yaklaşık 1,5 yıl sonra, geri kalan

kısmının ise yaklaşık 10 yıl sonra ödendiğini, yasal faizin enflasyon oranı

karşısında çok düşük kaldığını ve 6384 sayılı Kanun yürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’in önceki kararlarını da emsal almak suretiyle bu

konuda tazminata hükmedeceğini belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen

“mülkiyet hakkının” ihlal

edildiğini ileri sürmüşler, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

17. Başvuru dilekçesinde,

başvurucular, adil yargılanma haklarının ve mülkiyet haklarının ihlal

edilmesinden şikâyet etmektedirler. Bu sebeple başvurucuların iddiaları iki

ayrı şikâyet çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bunun yanında 6384 sayılı Kanun

ile oluşturulan yeni iç hukuk yolunun, konu ve zaman bakımından Anayasa

Mahkemesinin yetkisinde olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.

1. Konu ve

Zaman Bakımından Yetki

18. Sözleşme’nin 46. maddesi

bağlamında AİHM, "Ümmühan

Kaplan/Türkiye" kararında, Türkiye’nin en geç kararın

kesinleşmesini takip eden bir yıl içinde Sözleşme’nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrası ve 13. maddesi bağlamındaki makul süre aşımı şikâyetleri

hakkında yeterli ve uygun bir tatmin sağlayabilecek bir iç hukuk yolu

oluşturması gerektiğine karar vermiştir. AİHM bu iç hukuk yolunun, kendisine

sunulacak olan benzer başvuruların yığılmasını engellemek amacıyla, Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru yolunun açılması tarihine kadar yapılacak olan ve

kendi önünde halen derdest olan başvurularla ilgili olduğunu da vurgulamıştır (Ümmühan Kaplan/Türkiye, B. No: 24240/07,

20/3/2012, § 75).

19. 6384 sayılı Kanun, AİHM’e yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek

suretiyle çözümüne dair esas ve usullerin belirlenmesi amacıyla kabul

edilmiştir. Kanun, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile

özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı, mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla AİHM’e yapılmış

başvurular ile Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokoller kapsamında

korunan haklara ilişkin AİHM’in yerleşik içtihatları

doğrultusunda Türkiye aleyhine verilen ihlal kararlarının yoğunluğu dikkate

alınmak suretiyle, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen diğer ihlal

alanlarını kapsamaktadır.

20. Bu Kanun ile kurulan

Komisyon, başvurunun, AİHM’ce öngörülen iç hukuk

yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul edilebilirlik şartlarını

taşıyıp taşımadığını, süresinde başvuru yapılıp yapılmadığını, başvuranın

hukuki menfaatinin olup olmadığını veya başvurunun Kanun’un 2. maddesi

kapsamına girip girmediğini ilk başta inceleyecek ve şartları taşımayan

başvuruları reddedecektir.

21. Bu durumda, 6384 sayılı

Kanun ile getirilen ve AİHM’in de tüketilmesi gereken

bir iç hukuk yolu olarak kabul ettiği Komisyon’un görev alanına giren

hususlarda aldığı karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine yapılan itiraz

üzerine verilen kararın ardından süresi içinde Anayasa Mahkemesine yapılan

başvurular, başvuruya konu kamu gücü işlem, eylem ve ihmali 23/9/2012

tarihinden önce kesinleşmiş olsalar da 6384 sayılı Kanun ile getirilen sistemin

iç hukuk yolu olarak kabul edilmesi nedeniyle bu Kanun uyarınca Komisyonun

yetki alanına giren şikayetler bakımından Anayasa Mahkemesinin konu ve zaman

bakımından yetkisi dâhilinde olduğunun kabul edilmesi gerekir (B. No:

2013/9785, 17/7/2014, §§ 18-30).

2. Mahkeme

Kararının Geç İcra Edildiği İddiası Yönünden

22. Başvurucular, kesinleşmiş

mahkeme kararlarında belirlenen alacaklarının çok uzun süre sonra ödenmesi

nedeniyle Anayasa’nın 36. ve 138. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmektedirler.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

24. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

25. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,

Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden

herkese Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır (B. No:

2012/22, 25/12/2012, § 24).

26. Başvuru konusu olayda,

kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle İdare aleyhine açılan dava

sonucunda taşınmazın bedelinin İdareden tahsiline karar verilmiş olup, bu sorunun

çözümüne yönelik olarak yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

27. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, kamulaştırma bedelinin artırılması davası sonunda

hükmedilen bedelin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, Mahkeme kararının

27/12/1999 tarihinde kesinleşmesine rağmen en son 22/12/2009 tarihinde ödeme

yapıldığı anlaşılmıştır.

28. Kesinleşmiş mahkeme

kararlarının makul sürede uygulanmaması ya da icra edilmemesi adil yargılanma

hakkının ihlali niteliğindedir. Somut olayda başvurucular lehine verilen

Mahkeme kararı, başvurucuların bu kararın icrası için gerekli tüm girişimlerde

bulunmalarına rağmen İdare tarafından gerekçe gösterilmeksizin uzun süre

boyunca yerine getirilmemiştir.

29. Kamu gücünü kullanan

idarenin, aleyhine verilen, kesinleşmiş ve infaz edilebilir yargı kararlarının

infazını sağlamak için gerekli tedbirleri almamakla başvurucuların mahkemeye

erişim haklarını ihlal ettiği ve dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesini etkili

sonuçları bakımından konusuz bıraktığı anlaşılmış olup, bu şekilde

başvurucuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

30. Öte yandan Anayasa'nın 35.

maddesine uygun olarak bir kimsenin mülkiyet hakkına devlet tarafından müdahale

edilmişse veya malvarlığı üzerindeki hakları kullanılamaz hale getirilmişse, bu

kişinin hakkının korunması gerekir. Bu da ancak mülkiyete konu malvarlığının

değerinin ödenmesi suretiyle gerçekleştirilebilir. Kural olarak devlet

tarafından el atılan malvarlığının değerini, devletin kendiliğinden ödemesi

beklenir (bkz. Carbonara ve Ventura / İtalya, B.

No: 24638/94, 30/5/2000, § 67).

31. Bu doğrultuda mülkiyet

hakkının kapsamına dâhil olabilecek malvarlığı değerlerinin de belirlenmesi

gerekir. Anayasa'nın 35. maddesi ile 1 No.lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin

koruma alanı içinde yer alan menfaatlerin kapsamına, mevcut bir mülk

girebileceği gibi kesin bir şekilde tanımlanmış alacak hakları da girebilir

(AYM, E.2000/42, K.2001/361, K.T. 10/12/2001; AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T.

24/9/2008).

32. Bir mahkeme hükmünden doğan

alacak, icra edilebilir olduğunun kanıtlanması durumunda mal ve mülk olarak

kabul edilebilir (bkz. Burdov / Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 40).

33. Başvuru konusu olayda,

Mahkeme kararıyla kamulaştırma bedelinin İdareden tahsiline karar verilmiş

olup, hüküm altına alınan kamulaştırma bedeli, başvurucuların alacak hakları

olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla mahkeme kararına dayalı bu alacaklar "mülkiyet" hakkı kapsamında

değerlendirilir.

34. Başvurucuların, Mahkeme

kararına dayalı ve mülkiyet hakkı kapsamında kabul edilen alacaklarının İdare

tarafından geç ödenmesi, Mahkemece verilen kararı, etkili sonuçları bakımından

konusuz bırakmıştır.

35. Başvuru konusu olayda,

Mahkemece hükmedilen kamulaştırma bedelinin İdare tarafından uzun süre sonra

ödenmesi nedeniyle başvurucuların, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına

alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

36. Anayasa Mahkemesi tarafından

benzer bir başvuruda, Mahkemece hükmedilen kamulaştırma bedelinin, kamu gücünü

kullanan idare tarafından geç ödenmesi veya hiç ödenmemesi nedeniyle,

başvurucuların adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğine karar

verilmiştir (B. No: 2013/711, 3/4/2014, §§ 37-75).

37. Başvuruya konu kamulaştırma

bedelinin artırılması davası sonunda verilen kararın kesinleştiği 27/12/1999

tarihinden itibaren İdare tarafından son ödemenin yapıldığı 22/12/2009 tarihine

kadar başvurucuların Mahkeme kararına dayalı ve mülkiyet hakkı kapsamındaki

alacaklarının ödenmediği, bu şekilde başvurucuların adil yargılanma ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiği kabul edilmiştir. Ancak, Mahkemece hükmedilen

kamulaştırma bedelinin geç ödendiği ve başvurucuların haklarının ihlal edildiği

tespit edilmiş olmakla beraber başvurucuların “mağdur

sıfatı”nı

taşıyıp taşımadıklarının da incelemesi gerekir.

38. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir.

39. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup,

anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması

gerekmektedir. Bu önkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri

sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, bu

ihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak” ve

“doğrudan” etkilenmiş olması ve bunların

sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”

olduğunu ileri sürmesi gerekir (B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).

40. AİHM, Sözleşme’nin 34.

maddesinde yer alan “mağdur”

kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da ihmalden doğrudan etkilenen kişinin

kast edildiğini belirtmektedir (bkz. Brumarescu / Romanya [BD], B. No: 28342/95,

28/10/1999, § 50).

41. Anayasa Mahkemesi açısından,

idari makamlar ve derece mahkemeleri tarafından başvurucu lehine bir tedbir ya

da kararın alınması suretiyle ihlalin tespit edilmesi ve verilen karar ile bu

ihlalin uygun ve yeterli biçimde giderilmesi halinde ilgili tarafın artık

mağdur olduğu ileri sürülemeyecektir. Bu iki koşul yerine getirildiği takdirde,

bireysel başvuru mekanizmasının ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesinin

inceleme yapmasına gerek kalmayacaktır. Bu kapsamda, Anayasa’nın 36. maddesine

ilişkin şikâyetler açısından, yargılama sürecinin ve usulünün adilliğine riayet

edilerek, hakkaniyete uygun ve makul bir gerekçeye dayalı olarak verilen bir

karar mağdur sıfatını ortadan kaldırabilecektir (B. No:2013/841, 23/1/2014, §

83; B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 61 ve 74).

42. Aynı şekilde AİHM de, ulusal yetkililerce ihlalin açıkça veya özü itibarıyla

tespit edilmesi ve verilen karar ile bu ihlalin uygun ve yeterli biçimde

giderilmesi halinde, ilgili tarafın, Sözleşme'nin 34. maddesi anlamında, mağdur

olduğunu ileri süremeyeceğini belirtmektedir (bkz. Fatma Yüksel / Türkiye, B. No: 51902/08, 9/4/2013, § 44; Scordino / İtalya, No 1, [BD], B. No: 36813/97,

29/3/2006, §§ 178 ve devamı). AİHM’e göre bu iki

koşul yerine getirildiği takdirde, Sözleşme ile düzenlenen koruma

mekanizmasının ikincil niteliği sayesinde Mahkemenin inceleme yapması

engellenmiş olacaktır (bkz. Eckle / Almanya, B. No: 8130/78, 15/7/1982, §§

64-70; Jensen / Danimarka, kabul edilebilirlik kararı,

B. No: 48470/99; Cataldo / İtalya, kabul edilebilirlik kararı, B.

No: 45656/99; Göktepe / Türkiye,

kabul edilebilirlik kararı, B. No: 64731/01, 26/4/2005; Fatma Yüksel / Türkiye, B. No: 51902/08,

9/4/2013, § 46; ayrıca bkz. B. No:2012/1277, 20/11/2014, § 50).

43. Mağdur sıfatının ortadan

kalkması, özellikle ihlal edildiği ileri sürülen hakkın niteliği ve ihlali

tespit eden kararın gerekçesi ile bu kararın ardından ilgili açısından uğradığı

zararların varlığını devam ettirip ettirmediğine bağlı bulunmaktadır (bkz. Freimanis ve Lidums / Letonya,

B. No: 73443/01 ve 74860/01, 9/2/2006, § 68,). Başvurucuya sunulan telafi

imkânının uygun ve yeterli olup olmadığı kararı, söz konusu Anayasal temel hak

ve özgürlüğün ihlalinin niteliği göz önünde bulundurularak dava koşullarının

tamamının değerlendirilmesi sonucunda verilebilecektir. Bu çerçevede bir

başvurucunun mağdur sıfatı, Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet ettiği durum için

aynı zamanda, idari veya yargısal bir kararla kendisine ödenmesine karar

verilen tazminata da bağlı olabilecektir (B. No:2013/841, 23/1/2014, § 84;

ayrıca bkz. Fatma Yüksel / Türkiye,

B. No: 51902/08, 9/4/2013, §§ 48-49; Gafgen / Almanya, [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, § 116; ayrıca

bkz. B. No:2012/1277, 20/11/2014, § 51).

44. Başvuru konusu olayda,

başvurucular murisinin kamulaştırma bedelinin artırılması için açtığı dava

sonucunda verilen karar 27/12/1999 tarihinde kesinleşmiş, Mahkeme tarafından

hükmedilen kamulaştırma bedelinin 5.191,05 TL'lik kısmı (yasal faiziyle

birlikte) başvurucular murisine 30/7/2001 tarihinde ödenmiş, geriye kalan

alacaklarının tahsili amacıyla başvurucular icra takibinde bulunmuş, takip

üzerine başvuruculara 22/12/2009 tarihinde alacağın son kısmı olan 1.426,25 TL

ödenmiştir. Başvurucular, kararların geç icra edilmesi nedeniyle uğradıklarını

ileri sürdükleri manevi zarara karşılık 1.000 Avro tazminatın ödenmesi

istemiyle 16/2/2010 tarihinde 16110/10 başvuru numarasıyla AİHM’e

başvurmuşlar, başvuruları incelenme aşamasında iken 6384 sayılı Kanun yürürlüğe

girmiş ve başvurucular AİHM’e yaptıkları başvuru ve

taleplerini 6384 sayılı Kanun uyarınca kurulan Komisyona iletmişlerdir.

Komisyon 27/8/2013 tarihli kararı ile “kesinleşmiş

mahkeme kararının süresinde icra edilmesini isteme hakkının” ihlal

edildiğini tespit etmiş ve karar tarihindeki kur üzerinden 1000 Avro karşılığı

2.700,00 TL’nin takdiren başvuruculara ödenmesine

karar vermiştir. Başvurucular tarafından karara karşı yapılan itiraz Ankara

Bölge İdare Mahkemesince reddedilmiştir.

45. 6384 sayılı Kanun uyarınca

kurulan Komisyon, mahkeme kararlarının geç icra edilmesi nedeniyle

başvurucuların hak ihlaline uğradığını tespit etmiş ve uğranılan hak ihlali

nedeniyle talep edilen tazminat miktarının tamamının ödenmesine karar vermiş,

bu karara karşı yapılan itiraz başvurusu da reddedilmiştir.

46. Başvurucuların, 6384 sayılı

Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun AİHM’in Ümmühan Kaplan / Türkiye kararında

belirttiği ilkeleri (bkz. § 18) taşımadığı yahut Komisyon tarafından ödenmesine

karar verilen tazminat tutarının kendilerine ödenmediği yönünde bir iddiada da

bulunmadıkları anlaşılmıştır.

47. Bu durumda, 6384 sayılı

Kanun ile kurulan Komisyon tarafından mahkeme kararlarının geç icra edilmesi

nedeniyle başvurucuların temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğinin tespit

edildiği ve bu ihlal sebebiyle talep edilen tazminat tutarının tamamının

başvuruculara ödenmesine karar verildiği görülmekle, Mahkeme kararının geç icra

edilmesiyle ortaya çıkan ihlalin gideriminin

sağlanması ve bundan dolayı ihlalin güncelliğini yitirmesi nedenleriyle

bireysel başvuru tarihi itibarıyla başvurucuların mağdur statüsünün bulunmadığı

sonucuna varmak gerekmiştir.

48. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların, bireysel başvuru tarihi itibarıyla mağdur statüsü

bulunmadığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “kişi yönünden

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

49. Başvurucular, kamulaştırma

artırım bedelinin bir kısmının mahkeme kararlarının kesinleşmesinden yaklaşık

1,5 yıl sonra, geri kalan kısmının ise yaklaşık 10 yıl sonra ödendiğini, yasal

faizin enflasyon oranı karşısında çok düşük kaldığını ve 6384 sayılı Kanun

yürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’in önceki kararlarını

da emsal almak suretiyle bu konuda tazminata hükmedeceğini belirterek

Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen “mülkiyet

hakkının” ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

50. 6216 sayılı Kanun’un geçici

1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem

ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

51. Anılan hüküm uyarınca

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihi

olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesinin

yetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da

içerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, §

16).

52. Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin

geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B.

No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).

53. 6384 sayılı Kanun ile

getirilen iç hukuk yoluna, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar

ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya

da hiç icra edilmediği konuları ile Bakanlar Kurulu kararlarıyla belirlenen

konularla sınırlı olmak üzere başvuru imkânı getirilmiş olup, bu konular

dışında Komisyonun bir yetkisi bulunmamaktadır.

54. Başvuru konusu olayda,

başvurucular, Mahkeme kararlarının geç icra edilmesi ve hüküm altına alınan

alacağa uygulanan faiz oranının enflasyon oranından az olması nedeniyle mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de,

ilgili Mahkeme kararı 27/12/1999 tarihinde kesinleşmiş ve 22/12/2009 tarihinde

alacağın son kısmı da ödenmiştir.

55. Bu durumda, başvurucuların

mülkiyet hakkına ilişkin şikâyetlerinin 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşen

Mahkeme kararına dayanması, Mahkeme kararında belirlenen alacağın son kısmının

22/12/2009 tarihinde ödenmiş olması ve Tazminat Komisyonunca karar verildiği

tarih itibarıyla şikayet konusu hakkında Komisyona bir yetki verilmemiş olması

hususları bir arada değerlendirildiğinde, başvurucuların mülkiyet hakkına

ilişkin ihlal iddiaları zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında

kalmaktadır.

56. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu ihlal iddiasının 23/9/2012 tarihinden öncesine ait olduğu

anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Mahkeme kararlarının geç icra edildiği iddiasının “kişi yönünden yetkisizlik”,

2.

Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının “zaman

bakımından yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına,

11/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Elif KARAKAŞ Başvurucular : 1. Mürvet KARAYILAN 2. Hatice CAN 3. Müslüm ALKURT 4. Osman ALKURT 5. Hasan ALKURT Vekilleri : Av. Abdulkadir MERT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9792, 11 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. Kaleli
  16. Dursun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9792
Tarih
11 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Hasan Pulat Başvurusu (B. No: 2013/6317)
  • Bahar Teber Başvurusu (B. No: 2013/5552)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/13023
  • F. E. Başvurusu (B. No: 2013/2076)
  • Abdullah Kınacı ve Mehmet Ali Kınacı Başvurusu (B. No: 2014/5979)
  • Kamil Tatlıcı Başvurusu (B. No: 2013/9537)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.