İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Bayram Başvurusu (B. No: 2014/12932)

1. Başvuru, temyiz incelemesi sonrasında yürütülen yargılamada savunma

Başvuru No2014/12932Tarih20 Nisan 2017Okuma12 dk · 2.472 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mustafa Bayram Başvurusu

Karar tarihi
20 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/12932
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.472 kelime·12 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, temyiz incelemesi sonrasında yürütülen yargılamada savunma

alınmadan karar verilmesi, tanık dinletme talebinin reddedilmesi, hukuka aykırı

karar verilmesi ve makul sürede yargılama yapılmaması nedenleriyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/7/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 9/7/2004 tarihinde gözaltına alınmış; gözaltında

bulunan şahsın kaçırılmasına imkân sağlama, suç örgütü kurma, uyuşturucu

ticareti yapma, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar

ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından Van Cumhuriyet

Başsavcılığınca 10/8/2004 ve 7/10/2004 tarihli iddianamelerle aralarında

başvurucunun da bulunduğu şüpheliler hakkında kamu davası açılmıştır. Talep

üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi, (kapatılan) Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinde

(CMK mülga 250. madde ile görevli) görülmekte olan davanın 4/4/1929 tarihli ve

1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 14. maddesi gereğince

güvenlik nedeniyle İzmir Ağır Ceza Mahkemelerine nakline karar vermiştir.

9. (Kapatılan) İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) (CMK

mülga 250. madde ile görevli) 11/8/2005 tarihinde karar verilmiş, Yargıtay 9.

Ceza Dairesinin 26/1/2006 tarihli kararıyla hüküm bozulmuştur.

10. Bozma sonrasında Mahkemenin 6/8/2009 tarihli kararı ile

başvurucunun uyuşturucu ticareti için teşekkül oluşturarak idare etmek suçundan

cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı

kanıtlar elde edilemediğinden beraatine, çıkar amaçlı

suç örgütü kurma ve yönetme suçundan beraatine,

silahlı isyan suçundan cezalandırılması istemi hakkında ise eylemlerin bir

bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda, 26/9/2006 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu'nda yapılan değişiklik ve lehe uygulama sonucunda, eylemlerin kamu görevlilerine

karşı görevlerini yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu belirtilerek beş

yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ayrıca başvurucu ve

bir sanığın taşınması ve bulundurulması yasak olan 1 adet Kanas

marka silah ile 1 adet Sterling marka makineli

tabanca ve 2 adet Kaleşnikof marka silah ile bu

silahlara ait şarjör, silahın dürbünü ve silahlara ait fişekleri

bulundurdukları, bu silahların birden fazla seri atış gücüne sahip olması

nedeniyle vahim silahlardan sayıldığı, bu nedenle eylemin 6136 sayılı Kanun'a

muhalefet suçunu oluşturduğu belirtilerek başvurucunun 5 yıl hapis ve 375 TL

para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları

şöyledir:

"SAVUNMA

1-SANIK MUSTAFA BAYRAM : Sanık tüm aşamalardaki

savunmalarında; suçlamaları kabul etmediğini, oğlu Hamit Bayram' ın bir uyuşturucu olayına karıştığı iddiasıyla Malatya' dan

Van iline getirilmiş ve Bölge Trafik Müdürlüğünde muhafaza altına alınmış

olduğunu, kendisinin oğlu Hamit ile konuşmasında kaçırıldığını ve 500.000 Euro

fidye istendiğini belirterek kendisini kurtarmasını söylediğini, daha sonra da

kaçıranların 200.000 Euroya kadar bu parayı

indirdiklerini, durumu ilgili birimlerle görüştüğünü onların kesinlikle fidye

vermemesini söylediklerini, bunun üzerine oğlunun ne tarafa gittiğini

araştırdığını, aracı ile giderken Bölge Trafiğin bulunduğu yerde oğlu Mecit' in arabasını gördüğünü arabadan inip içeriye doğru

gittiğini içeride oğlu Mecit ve kalabalık bir gurubun

ağızları ve burunlarının kan içinde olduğunu gördüğünü, bu durumu görünce oğlu Mecit'e kızarak burası resmi bir daire bunu nasıl

yaparsınız diyerek üzerine yürüyüp tokat atmak istediğini ancak kendisine mani

olduklarını bundan sonra Mecit' in arabasına binerek

gittiğini, oğlu Hamit'i kaçıran diye bildiği kişilerin Malatya Emniyetinde

görevli polisler olduğunun kendisine Emniyet Müdürlüğünde söylendiğini

kendisinin de kim olursa olsun bu şekilde davranan kişilerin çete olduğunu

söylediğini, hiç kimseye azmettirip güvenlik güçlerinin üzerine salmadığını,

suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur.

Sanık bozma kararı sonrasında mahkememizde

yapmış olduğu savunmasında da; bozmaya uyulup uyulmaması konusunda taktiri

mahkemeye bıraktığını, bozmadan önceki savunmalarını aynen tekrar ettiğini,

elde edildiği iddia edilen silahlarla her hangi bir ilgi ve alakasının

olmadığını, tamamen siyasi bir komplonun söz konusu olduğunu, evinin 500-600

metre kadar ilerisinde bir dere kenarında elde edilen silahlarla

ilişkilendirilmeye çalışıldığını savunmuştur.

...

Mahkememizce yapılan yargılama, yukarıda

yazılı kanıtlar, sanıkların kısmen tevilli

savunmaları, müşteki polis memurlarının beyanları ve dosya kapsamından olayın

bir uyuşturucu olayının takibi ile başladığı ve Malatya ilinde uyuşturucu madde

ticareti yapan kişilerin Van ilinden uyuştururcu

madde getirileceğinin öğrenmeleri üzerine Kömürhan

köprüsünde gerekli tertibatı Malatya Narkotik Şube ekiplerinin aldıkları,

köprüden geçen ... plakalı araçtan şüphelenilmesi üzerine ileride bekleyen

ekiplere bildirildiği, ekiplerin durdurdukları oto içerisine afyon sakızı ve

eroin buldukları, aracın içerisinde H.B. ve H.O.nun

yakaladıkları, gerekli yasal işlemler yapıldıktan sonra bu uyuşturucuları

yakalatan H.B.nin uyuşturucunun devamını

yakalattıracağı yolunda beyanda bulunması üzerine bu amaçla H.B.nin

telefonla başkalarını arayıp görüşmesine müsaade ettikleri, daha sonra da H.B.

ve H.O.yu da yanlarına alarak Van iline hareket ettikleri, Van iline geldikten

sonra H.nin yine telefonla başkalarıyla görüşme yaptığı,

buna da müsaade edildiği, Van iline yaklaştıklarında H.B.nin

otosunun detektör köpek marifetiyle aranması için Van ili Bölge Trafik

Denetleme Kademe Amirliğine geçildiği, şüpheli H.B.nin

ikinci kademe amirliği hangarının içine alarak kapıları kapatıp detektör köpek

ile otonun aranmasına başlandığı, H.B.nin telefon

görüşmelerinde polislerin anlayamayacağı bir şekilde babası Mustafa Bayram'a

durumu bildirdiği ve Mustafa Bayram'ın da bir plan yaparak oğlunu polislerin

elinden kurtarmayı amaçladığı, bu amaçla da etrafına yakın arkadaş, akraba ve

dost çevresinden topladığı bir çok kişi ile birlikte silahlı bir şekilde oğlu H.B.nin bulunduğu bölge trafik müdürlüğü hangarının önüne

geldikleri, Mustafa Bayram'ın emir ve talimatlarıyla yakalanamayan bir kısım

sanıklar ile birlikte yakalanan diğer sanıklardan H., H. ve H. haricindekilerin

hep birlikte hangarın kapılarını zorlayarak açtıkları, görevli polis

memurlarının saldırıyı engellemek amacıyla hangarın kapılarını tutmaya

çalıştıkları, ancak gelen kişilerin 20-25 kişi kadar silahlı kişiler olması

karşısında kapıları tutmayı başaramadıkları ve içeriye giren 20-25 kişilik

gurubun içeriye girerek polislerle karşılıklı kavga ettikleri ve bu kavga

sonucunda H.B.yi polislerin ellerinden alarak

kaçırdıkları, bu kaçırma eylemi sırasında müştekilerden L.O.nun

15 gün iş ve gücünden kalacak derecede yaralandığı, müşteki polis Z.S.nin yedi gün iş ve gücünden kalacak derecede

yaralandığı, diğer polislerin büyük çoğunluğunun daiş

ve gücünden kalmayacak derecede yaralandıkları, olay sonrasında polislerin

elinden şüpheliyi alan sanıklardan bir çoğunun kimliklerinin tespit edilip

yakalanamadığı, bir kısmının tespit edilebildiği, bu olay sırasında sanık

Mustafa Bayram' ın da diğer sanıklara yönlendiren

kişi olduğu, sanıklardan H.B.nin olaya karıştığına

dair yeterli delilin elde edilemediği, sanıklar H.B. ve H.O.nun

bu olayda saldıran konumunda olmayıp polislerin elinden kaçırılan kişiler

konumunda oldukları anlaşılmıştır."

11. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 31/5/2012 tarihli

kararıyla suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet

suçlarından kurulan hükmün onanmasına; memura karşı bir işi yapmaya veya

yapmamaya zorlamak için gösterilen şiddetin ve tehdidin memurun vazifesini

yapmaya başlamasından önce gerçekleştiği, bunun 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı

mülga Türk Ceza Kanunu'nun 254. maddesine uyacağının gözönüne

alınması gerektiği, gözaltında bulunan H.B. ve H.O.nun

Adliyeye sevk edilip tutuklanmalarına engel olmak amacıyla Van Bölge Trafik

Müdürlüğünü silahlı olarak basıp görevli polisleri kasten yaralayarak başvurucu

ve diğer sanıkların gözaltındaki kişileri kaçırdıkları, bu eyleme uyan ve suç

tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı mülga Kanun'un 254. maddesinin ikinci

fıkrası ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 294.

maddesinin birinci üçüncü ve dördüncü fıkraları ve bazı sanıklar bakımından

aynı maddenin altıncı fıkrasının somut olaya ayrı ayrı uygulanmasıyla lehe olan

kanunun tespiti ve buna göre suç vasfının tayini gerektiği belirtilerek karar

bozulmuştur.

12. Yargıtayın bozma kararı üzerine

İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesince 28/2/2013 tarihli kararla başvurucunun 5237

sayılı Kanun'a göre gözaltına alınan kişinin kaçmasına imkân sağlama suçundan 3

yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan araştırmada başvurucunun talimat

yoluyla ifadesinin alınmasına karar verildiği, belirtilen adreste başvurucunun

tanınmaması üzerine talebin yerine getirilemediği anlaşılmıştır. Karar

duruşmasında ise başvurucunun hazır olmaması nedeniyle yerine geçmek üzere müdafiinden son sözü sorulmuştur.

13. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 9/5/2014

tarihli kararıyla düzeltilerek onanmıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin20/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

15. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

17. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

18. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

19. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 9 yıl 10 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Tanık Dinletme

Talebinin Dikkate Alınmadığına İlişkin İddia

21. Başvurucu, yargılandığı ceza davasında 6136 sayılı Kanun'a

muhalefet suçundan verilen hüküm yönünden söz konusu silahların kendisi ile

ilgisinin bulunmadığını ve bu hususta dinlenilmesini talep ettiği tanığın

dinlenmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,

§ 17).

23. Somut olayda Mahkemece verilen 6/8/2009 tarihli hüküm

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 31/5/2012 tarihli kararıyla suç işlemek amacıyla

örgüt kurma ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçları yönünden onanmış ve

şikâyet konusu suça ilişkin kararın 23/9/2012 tarihinden önce kesinleştiği

anlaşılmıştır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama

İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucu, bozma kararı sonrasında Mahkeme huzurunda

savunmasının alınmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddiada bulunma, savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı belirlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

27. Savunma hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenmiş olup

ceza yargılamasında savunma hakkının güvence altına alınması demokratik

toplumun temel bir ilkesidir. Bu sebeple hakkaniyete uygun bir yargılamanın

gerçekleştirilebilmesi için, savunma hakkının tam ve etkili bir biçimde

kullanılmasının sağlanması gerekir (Erol Aydeğer, B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 32).

28. Cezai konularda hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmasının

temel koşulu, şüpheli veya sanığa suçlamanın niteliği ve sebebinin ayrıntılı

bir biçimde bildirilmesidir. Ceza kovuşturmasında esaslı bir yeri olan iddianamenin

tebliğ edilmesiyle sanığın, yazılı bir biçimde, suçlamaların maddi ve hukuki

temelinden resmî olarak haberdar olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca sanığa ve müdafiine savunma için gerekli hazırlıkları yapabilecekleri

zamanın verilmesi gerekmektedir (Erol Aydeğer, §§ 35-38).

29. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma

ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını

denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi,

başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığını

değerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik

iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 27).

30. Başvuru konusu olayda, Mahkemenin 28/2/2013 tarihli

kararında başvurucunun bozma kararı sonrasında Mahkemede savunma yaptığının

belirtildiği(bkz. § 10), başvurucunun karşı tarafın sunduğu deliller ve

görüşlerle ilgili bilgi sahibi olma, bunlara karşı etkili bir şekilde itiraz

etme, kendi delillerini ve iddialarını sunma konularında bir sorunla

karşılaştığına dair bir bulguya rastlanmadığı gibi maddi olayın niteliğine,

yargılamanın bütününe ve gerekçeli karara bakıldığında savunma hakkının

kısıtlandığı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine riayet

edilmediği ileri sürülen yargılama işlemlerinde adil yargılanma hakkına yönelik

açık ve görünür bir ihlal saptanmamıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Diğer İhlal İddiaları

32. Başvurucu; yeterli delil olmadığı hâlde cezalandırılmasına

karar verildiğini, suçun vasfında hataya düşüldüğünü, hükmün aleyhine

bozulduğunu, zamanaşımı hükümlerinin uygulanmadığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

34. Bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale

iddiası içermeyen yargılama sonucunda verilen kararın hukuka aykırı olduğuna

ilişkin somut başvuru, yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu

şikâyeti niteliğindedir.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

36. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

37. Başvurucu manevi tazminat talebinde bulunmamıştır.

38. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

39. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tanık dinletme talebinin dikkate alınmadığına ilişkin

iddianın zaman bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin (kapatılan) İzmir 8. Ağır Ceza

Mahkemesine (CMK mülga 250. madde ile görevli) (E.2012/213, K.2013/43)

GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Gökçe

GÜLTEKİN

Başvurucu

:

Mustafa

BAYRAM

Vekili

:

Av. Pervin

DAŞDEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/12932, 20 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. "Savunma
  7. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Makul Sürede
  9. B. Tanık Dinletme
  10. C. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama
  11. D. Diğer İhlal İddiaları
  12. E. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. A. 1. Tanık dinletme talebinin dikkate alınmadığına ilişkin
  14. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Gültekin
  21. Bayram
  22. Daşdemir
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/12932
Tarih
20 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Halil Çağatay Başvurusu (B. No: 2014/20389)
  • Fatma Bakki Başvurusu (B. No: 2016/26503)
  • Çetin Alkan Başvurusu (B. No: 2014/9107)
  • Necmettin Alkan Başvurusu (B. No: 2014/707)
  • Abbas Abı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16671)
  • Kenan Budak Başvurusu (B. No: 2014/15367)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.