İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Duman Başvurusu (B. No: 2015/19177)

1. Başvuru, ruhsatsız olan binanın yıkılması ve binanın yıkımı

Başvuru No2015/19177Tarih19 Şubat 2019Okuma21 dk · 4.267 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Duman Başvurusu

Karar tarihi
19 Şubat 2019
Başvuru Numarası
2015/19177
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.267 kelime·21 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ruhsatsız olan binanın yıkılması ve binanın yıkımı

sırasında taşınmaz üzerinde bulunan ağaçlar ve diğer bitkilere zarar verilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Antalya'nın Alanya ilçesi Konaklı beldesi Pamukyeri Mahallesi 108 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu

kayıtlarına göre malikidir. Taşınmaz, tapuda arsa

niteliğiyle kayıtlıdır. Bu taşınmaz üzerinde başvurucuya ait restoran olarak

kullanılan bir bina bulunmaktadır.

9. Konaklı Belediyesi (Belediye) tarafından yapılan denetimde

taşınmaz üzerinde yer alan binanın kaçak olarak inşa edildiği tespit edilmiş ve

10/4/2007 tarihinde bina mühürlenmiştir. Belediye Encümeni 12/4/2007 tarihinde,

13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi gereğince

başvurucuya 1.000 TL para cezası vermiştir. Diğer taraftan aynı kararla yapının

ıslahı için başvurucuya bir aylık süre verilmiştir.

10. Belediye tarafından 24/4/2007 tarihinde de söz konusu para cezasına

ilişkin ceza ihbarnamesi düzenlenmiştir. Başvurucu bu para cezası kararına

itiraz etmiştir. Belediye Encümeninin 10/5/2007 tarihli kararıyla başvurucunun

itirazının reddine karar verilmiştir.

11. Diğer taraftan Belediye Encümeni 6/9/2007 tarihinde, Konaklı

beldesi Pamukyeri Mahallesi Paşa Otel karşısı Tropical Otel üstü

olarak ifade edilen muhitte Belediye tarafından mühürlenen yere bina yapan

M.B.ye 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesi gereğince 2.500 TL idari para cezası

vermiştir. Aynı kararda mühürlü yere yapılan yapının yıkılmasına karar

verilmiştir.28/4/2008 tarihli 229266 sıralı tahsilat makbuzundan, anılan para

cezasının M.B. tarafından Belediyeye ödendiği anlaşılmaktadır.

12. Belediye Fen İşleri Müdürlüğünün 9/8/2010 tarihli yazısında,

10/4/2007 tarihinde mühürlenen başvurucuya ait ruhsatsız yapının 3194 sayılı

Kanun'un 32. maddesi uyarınca 11/8/2010 tarihinde yıkılacağı belirtilmiştir. Bu

kararın icrası amacıyla hazırlanan tebliğ evrakının başvurucuya teslim edilmek

üzere bina bekçisine tebliğ edildiğine ilişkin 9/8/2010 tarihli tutanak

tutulduğu görülmüştür. Başvurucunun beyanına göre yıkım işlemi Belediye

tarafından 11/8/2010 tarihinde gerçekleştirilmiştir.

13. Başvurucunun delil tespiti talebi üzerine Alanya 1. Sulh

Hukuk Mahkemesince (D. İş 2010/239 sayılı dosya) mahallinde 13/8/2010 tarihinde

keşif yapılmıştır. Bu keşif üzerine alınan bilirkişi raporlarında keşif tarihi

itibarıyla taşınmaz üzerinde bulunan bina ve kamelyanın yıkılmış olduğu,

binanın etrafında bulunan meyve ağaçları, peyzaj amaçlı dikilen süs bitkileri

ile erozyonu engellemek amacıyla yapılan eski terasların sökülüp yıkıldığı

belirtilmiştir. Yıkım nedeniyle oluşan zarar miktarı inşaat bilirkişi raporunda

185.000 TL; ziraat bilirkişi raporunda ise 2.750 TL olarak tespit edilmiştir.

14. Başvurucu; yıkım kararı olmamasına rağmen binanın yıkıldığı

iddiasıyla ilgili Belediye başkanı ve görevlileri hakkında şikâyetçi olmuştur.

Başvuru formuna ekli 20/9/2011 tarihli ön inceleme raporu incelendiğinde,

Antalya Valiliğinin 27/7/2011 tarihli yazısıyla başlatılan ön inceleme

sonucunda ilgili Belediye başkanı ve görevlileri hakkında soruşturma izni

verilmesi hususunda görüş sunulmuştur. Raporda, söz konusu yapıya ait hukuki

geçerliliği olan mevzuata uygun bir yıkım kararı bulunmadığı vurgulanmıştır.

Başvurucunun beyanına göre Alanya Kaymakamlığı tarafından -belirtilmeyen bir

tarihte- ilgililer hakkında soruşturma açılmasına yer olmadığına karar

verilmiştir.

15. Başvurucu, yıkım işleminin gerçekleştirilmesi üzerine

Belediye Encümeninin 12/4/2007 tarihli ve 53 sayılı kararının iptali ile yıkım

nedeniyle oluşan zararının tazmini için 17/8/2010 tarihinde Antalya 1. İdare

Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır.

16. Mahkeme 23/9/2011 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde, başvurucunun idari para cezası ile kaçak yapının ıslahı

için bir aylık süre verilmesi yönündeki 12/4/2007 tarihli idari işleme karşı

dava açtığı fakat 6/9/2007 tarihli yıkım kararına dair idari işleme karşı dava

açılmadığından anılan kararın kesinleştiği belirtilmiştir. Buna göre, yıkım

kararı dava açılmaksızın kesinleştiğinden bu karara dayalı olarak tesis olunan

işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir. Diğer taraftan

kararda, yıkılan yapının Augea Antik Kenti III.

Derece Arkeolojik Sit Alanında kalması nedeniyle ruhsata bağlanmasının mümkün

olmadığı da vurgulanmıştır.

17. Danıştay Ondördüncü Dairesi

17/4/2014 tarihinde kararın onanmasına hükmetmiştir. Başvurucunun karar

düzeltme talebi de aynı Daire tarafından 8/10/2015 tarihinde reddedilmesi

üzerine karar kesinleşmiştir.

18. Nihai karar, başvurucu vekiline 9/11/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu 8/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 3194 sayılı Kanun’un "Yapı

ruhsatiyesi" kenar başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Bu

Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya

valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir.”

21. 3194 sayılı Kanun’un "Ruhsat

alma şartları" kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:

“Yapı

ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni

vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai

hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje,

elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli

veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir.

Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri

incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç

otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.

Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat

tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya

ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar

giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş

gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.”

22. 3194 sayılı Kanun’un

"Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar" kenar

başlıklı 32. maddesi şöyledir:

“Bu

Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat

alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı

ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir

şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki

inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine

asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır.

Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı

sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya

valilikten mühürün kaldırılmasını ister.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın

giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu,

inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve

inşaatın devamına izin verilir.

Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata

aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu

kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı

sahibinden tahsil edilir.”

23. 3194 sayılı Kanun’un

"İdari müeyyideler" kenar başlıklı 42. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Bu

maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin

tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince

sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu

maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır.

Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki

etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine,

yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen

ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine,

durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal

emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, aşağıdaki şekilde

hesaplanan idari para cezaları uygulanır:

...”

B. Uluslararası Hukuk

24. Keriman

Tekin ve diğerleri/Türkiye (B. No: 22035/10, 15/11/2016) kararına

konu olay, başvuruculara ait 1997 yılında yaptırılan konutun bir okul inşaatı

yapımı sırasında zarar görmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir. Bu olayda derece mahkemeleri konutun ruhsatsız olduğu

gerekçesiyle başvurucuların tazminat taleplerini reddetmiştir. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından, özellikle ruhsatsız olarak yapılmış olsa

da kamu makamlarınca bu yapının yıktırılmadığı veya yıkımı yönünde bir işleme

de girişilmediğine dikkat çekilerek tapuya tescil edilen konut yönünden

başvurucuların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesinin birinci paragrafında ifade edilen anlamda mülk teşkil

edebilecek menfaatlerinin olduğu belirtilmiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 40-47). AİHM; başvuruyu

genel ilke niteliğindeki mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına ilişkin

birinci kural çerçevesinde incelemiş (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 52, 55), müdahalenin kanuni

dayanağının çevreyi korumak yönünde bir meşru amacı içerdiğini kabul etmiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 68, 69).

Ancak AİHM'e göre somut olayın koşullarında oluşan

maddi zarara rağmen başvurucuların tazminat taleplerinin reddedilmesi,

başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamındaki menfaatleri ile kamunun yararı

arasındaki adil dengeyi bozmuş; başvuruculara aşırı ve olağan dışı bir külfet

yükletilmesine yol açmıştır. AİHM, bu gerekçelerle başvurucuların mülkiyet

haklarının ihlaline karar vermiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 70, 71).

25. Benzer şekilde Tiryakioğlu/Türkiye

(k.k.), (B. No: 24404/02, 13/5/2008)

kararında da AİHM, başvurucunun askerî güvenlik bölgesi içinde ruhsatsız olarak

yapılan binanın yıkımına ilişkin şikâyetini incelemiştir. AİHM özellikle bu

alanda bina yapılamayacağına dair düzenlemenin öngörülebilir olduğuna ve

nitekim binanın yapımından kısa bir süre sonra da yıkım ile ilgili idare

tarafından işlemler yapıldığına vurgu yapmıştır. AİHM, bu alanda kamu

makamlarına tanınan geniş takdir yetkisi de dikkate alındığında başvurucuya

şahsi olarak aşırı bir külfet yüklenmediğini belirterek müdahaleyi ölçülü

bulmuştur.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 19/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

27. Başvurucu, maliki olduğu taşınmaz üzerindeki yapının imar

affı hükümlerinden faydalandırılması gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucu bina

üzerinde yapmış olduğu tamirat ve tadilatların ruhsata tabi olmadığını, diğer

taraftan bina hakkında alınmış bir yıkım kararı olmadan binanın yıkıldığını

savunmuştur. Başvurucuya göre Belediyenin yıkım işlemine dayanak olarak

gösterdiği 6/9/2007 tarihli karar, M.B. isimli başka bir kişiye ait binaya

ilişkin alınmıştır.

28. Başvurucu, 6/9/2007 tarihli yıkım kararının kendi binasına

ilişkin olmamasına rağmen derece mahkemelerince yıkım işleminin dayanağı olarak

kabul edilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Diğer

taraftan başvurucu, binanın yıkılmasına rağmen zararının karşılanmadığını,

yıkım işlemi sırasında binanın çevresinde bulunan çok yıllık ağaç ve diğer

bitkilerin de haksız bir şekilde yok edildiğini fakat zararının tazmin

edilmediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.

B. Değerlendirme

29. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16).

31. Somut olayda başvurucu, mülkiyet hakkı dışında adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak başvurucunun asıl

şikâyetinin yıkım kararı olmamasına rağmen binasının yıkıldığı, yıkım işlemi

sırasında binanın çevresinde bulunan ağaçların ve bitkilerin söküldüğü, buna

rağmen zararının karşılanmadığına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle

başvurucunun şikâyetlerinin tümünün, binanın yıkımına rağmen zararın giderilmemesi

ve diğer zararların tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlali

iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Binanın Yıkımı

Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Mülkün Varlığı

33. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye

bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,

ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı

hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda

mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

34.Başvuru konusu olayda binanın ruhsatının bulunmadığı açıktır.

Bununla birlikte söz konusu binanın kullanımı yönünden başvurucunun Anayasa'nın

35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken bir

menfaatinin mevcut olduğu kabul edilmiştir.

ii. Müdahalenin Varlığı

35. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden

diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına

müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın

35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu

belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl

yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülkten

barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin

ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda

sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten

yoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir.

Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına

aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını

kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı

maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel

hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma

ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, §§ 55-58).

36. Somut olayda Belediye tarafından başvurucuya ait bina

tazminat ödenmeksizin yıkılmıştır. Dolayısıyla kamu makamlarının doğrudan

yürütmekte olduğu bir faaliyet sırasında başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik

bir müdahale söz konusudur.

37. Mülkiyet hakkı yönünden şikâyet edilen temel husus taşınmaz

üzerindeki yapının tazminat ödenmeksizin yıkılmasına ilişkindir. Başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan bu

müdahale, mülkiyetten yoksun bırakma niteliği taşımadığı gibi mülkiyetin kamu

yararına kullanımının kontrolü veya düzenlenmesi gibi bir amacı da

içermemektedir. Dolayısıyla müdahalenin mülkiyetten

barışçıl yararlanma hakkına saygıya ilişkin genel kural çerçevesinde

incelenmesi gerekir.

iii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

38. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

39. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması

ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

(1) Kanunilik

40. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Müdahalenin kanuna dayalı olması,

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun

hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Somut

olayda derece mahkemesince 3194 sayılı Kanun'un 32. ve 42. maddeleri kapsamında

idari işlemin hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla

ulaşılabilir, öngörülebilir ve belirli olduğu açık olan söz konusu kanun

hükümlerine dayanan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı

değerlendirilmiştir.

(2) Meşru

Amaç

41. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir (Nusrat Külah,B. No:

2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar,

B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).

42. Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir

çevrede yaşama hakkına sahip olduğu düzenlenmiş; çevreyi geliştirmenin, çevre

sağlığını korumanın ve çevre kirliliğini önlemenin devlet ve vatandaşların

ödevi olduğu belirtilmiştir. İnşa edilecek yapıların imar mevzuatına uygun

olarak yapılmasının sağlanması ve bu kapsamda ilgili mevzuat hükümleri uyarınca

ruhsat alınmadan yapılabileceği açıkça düzenlenen yapılar hariç diğer yapıların

ruhsata bağlanması suretiyle yapılaşmanın fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun

olarak teşekkülü; sağlıklı, güvenli, kaliteli ve ekonomik yaşam çevrelerinin

oluşturulması bakımından önem teşkil etmektedir. Bu bakımdan yapılaşmanın fen,

sağlık ve çevre şartlarına uygunluğunun sağlanmasında ve buna ilişkin

düzenlemelerde kamu yararı bulunduğu kabul edilmelidir (Osman Yücel, B. No: 2014/4874, 15/6/2016,

§§ 82-84).

43. Somut olay bağlamında başvurucuya ait taşınmaz üzerindeki

yapının ruhsatı olmadığı gerekçesiyle yıkılmasının kamu yararına dayalı meşru

bir amacının bulunduğu açıktır.

(3) Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

44. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §

38).

45. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

46. Somut olayda çevre ve insan sağlığı için tehlike arz eden

binanın yıkımı yönündeki müdahalenin elverişli

olduğu, daha uygun başka bir aracın bulunduğu da gösterilemediğinden gerekli olduğu kuşkusuzdur. Bu sebeple

müdahalenin orantılılığının

tartışılması gerekmektedir.

47. Somut olayda başvurucuya ait binanın kaçak olarak inşa

edildiği tespit edilmiş ve 10/4/2007 tarihinde bina mühürlenmiştir. Belediye

Encümeninin 12/4/2007 tarihli kararıyla da binanın ıslahı için başvurucuya bir

aylık süre verilmiştir. Diğer taraftan Belediye Encümeninin almış olduğu

6/9/2007 tarihli yıkım kararı bulunmaktadır (bkz. §§ 9-11). Başvurucu yıkım

kararının kendi binasına ilişkin olmadığını, bu kararın M.B. isimli başka bir

kişinin binası hakkında alındığını savunmaktadır. Derece mahkemelerince

başvurucunun bu konudaki itirazları hakkında bir değerlendirme yapılmadığı

anlaşılmaktadır. Bununla birlikte daha önce de değinildiği üzene yıkım

kararından önce başvurucu hakkında ruhsatsız yapı nedeniyle idari para cezası

uygulandığı ve ayrıca binanın ıslahı için başvurucuya bir aylık süre tanındığı

görülmektedir.

48.Üstelik somut olayda söz konusu esas itibarıyla ruhsatsız

olarak inşa edilen bu yapının yıkımının başvurucu açısından öngörülebilir olup

olmadığı değerlendirilmelidir.

49. Anayasa Mahkemesi daha önce çeşitli kararlarında binanın

ruhsatsız da olsa idare tarafından makul olmayan bir süre boyunca yıkımı

yönünde herhangi bir işlem yapılmadığı olaylarda öngörülemeyecek bir yıkım

sebebiyle tazminat ödenmemesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet

yüklediği sonucuna varmış ve ölçülülük yönünden mülkiyet hakkının ihlaline

karar vermiştir (Ayşe Öztürk, B.

No: 2013/6670, 10/6/2015, §§ 110-112; Rifat Algan, B. No: 2014/19138, 22/2/2018, §§ 68-74; İrfan Öztekin, B. No: 2014/19140,

5/12/2017, §§ 61-67).

50. Bununla birlikte somut olay çeşitli yönleriyle söz konusu

başvurulardan farklılaşmaktadır. Buna göre başvurucuya ait binanın ruhsatsız

olarak inşa edildiği tespit edilmiş ve 10/4/2007 tarihinde bina mühürlenmiştir.

Öncelikle başvurucunun, binanın öteden beri ruhsatsız olarak inşa edilmiş olup

da öngörülemez bir şekilde yıkımına karar verildiği yönünde açık bir şikâyeti

bulunmamaktadır. Bunun yanında Belediye Encümeninin 12/4/2007 tarihli kararıyla

binanın ıslahı için başvurucuya bir aylık süre verilmiş ayrıca başvurucu

hakkında idari para cezası uygulanmıştır. Dolayısıyla başvurucu bu tarihte

binanın ruhsata aykırı olduğunu öğrenmiş olup yıkılabileceğini öngörebilir

durumdadır. Üstelik başvurucu söz konusu idari işleme karşı dava açtığına dair

herhangi bir bilgi veya belge de sunamamıştır. Diğer bir deyişle başvurucu

yapının imara aykırı olmadığını ileri sürebilecek iken bu imkândan

yararlanmamıştır. Diğer taraftan şikâyet edilen yıkım işlemi ise 11/8/2010

tarihinde gerçekleştirilmekle binanın mühürlenmesinden yıkım işleminin

gerçekleştiği tarihe kadar yalnızca üç yıl gibi bir süre geçmiştir. Ayrıca

yıkım işleminin gerçekleştiği tarih itibarıyla taşınmazın III. derece

arkeolojik sit alanında kaldığı da dikkate alınmalıdır.

51. Sonuç olarak başvuru konusu olayda kamu makamlarının

ruhsatsız olarak inşa edildiği tespit edilip mühürlenen diğer yönüyle de

arkeolojik sit alanı içerisinde bulunan bu binanın yıkılıp yıkılmayacağı

noktasında belirsiz bir durum bulunmamaktadır. Ruhsatsız olarak inşa edilen

yapıların tespit edilerek ruhsata bağlanması mümkün olmadığı takdirde yıkımı

noktasında kamu makamlarına tanınan takdir yetkisi ve binanın yıkılmasının

dayandığı kamu yararı amacının ağırlığıyla karşılaştırıldığında müdahalenin

başvurucuya aşırı bir külfet yüklediği söylenemez. Dolayısıyla müdahalenin

belirtilen kamu yararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması

arasında olması gereken adil denge bozulmamış olup müdahale ölçülüdür.

52. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

2. Diğer Zararlar Nedeniyle Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

53. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Mülkün Varlığı

54. Başvuru konusu olayda başvurucuya ait taşınmaz üzerinde

bulunan ve yıkım işlemi sırasında zarar gören ağaçlar ve diğer bitkiler

yönünden başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı

kapsamında korunması gereken bir menfaatlerinin mevcut olduğu kabul edilmiştir.

ii. Müdahalenin Varlığı

55. Somut olayda Belediye tarafından başvurucuya ait taşınmaz

üzerindeki ağaçlar ve diğer bitkiler yıkım işlemi sırasında sökülerek

kullanılamaz hâle getirilmiştir. Başvurucunun

mülkiyet hakkına yapılan bu müdahalenin mülkiyetten

barışçıl yararlanma hakkına saygıya ilişkin genel kural çerçevesinde

incelenmesi gerekir (bkz. §§ 35-37).

iii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

56. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde

belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu

sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik

Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

57. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen

Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması

ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

58.Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden söz

etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi

bakımından bu madde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifade

edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul

olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar

önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesini

kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak

yapılmalıdır (Züliye Öztürk, B. No: 2014/1734, 14/9/2017, §

36; Bekir Yazıcı [GK], B. No:

2013/3044, 17/12/2015, § 71).

59.Somut olayda başvurucu, idare tarafından gerçekleştirilen

yıkım işlemi sırasındabinanın yıkımı dışında birtakım

zararlarının da oluştuğunu ifade etmiştir. Nitekim Alanya 1. Sulh Hukuk

Mahkemesince yapılan delil tespitinde alınan bilirkişi raporlarında binanın

etrafında bulunan meyve ağaçları, peyzaj amaçlı dikilen süs bitkileri ile

erozyonu engellemek amacıyla yapılan eski terasların sökülüp yıkıldığı

belirtilmiştir. Başvurucu yıkım işlemini gerçekleştiren idareye karşı açmış

olduğu tam yargı davasında bu zararlarının da karşılanmasını talep etmektedir.

Ne var ki derece mahkemelerince bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı,

başvurucunun bu konudaki iddialarının karşılanmadığı görülmektedir.

60. Sonuç olarak somut olay bakımından başvurucunun belirtilen

şikâyeti, mülkiyet hakkının ihlali iddiasına ilişkin yargılama sürecinin

bütününü etkileyen önemli ve karşılanması gereken bir iddiadır. Derece

mahkemelerince bu konuda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.

Bu durumda başvurucunun müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan

şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde

etkin bir biçimde ortaya koyabilme noktasında mülkiyet hakkının usuli güvencelerinden yararlandırılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu nedenle başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasında

olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü

olmadığı sonucuna varılmıştır.

61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

62. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

63. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin

ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep

olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen

diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).

64. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna göre ihlal;

idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden

kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun

belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet

Doğan, § 57).

65. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, § 58).

66. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiği

hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece

mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla

yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

67. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

68.Somut olayda başvurucunun yıkım nedeniyle meydana gelen zarar

dışındaki zarar iddialarının derece mahkemelerince karşılanmadığı, dolayısıyla

ihlalin yargı kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

69. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, ihlal

sonucuna uygun olarak başvurucunun binanın yıkımı dışındaki diğer zararlara

yönelik uyuşmazlığın sonucuna etkili iddia ve itirazlarının karşılanmasından

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

Antalya 1. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

70. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili yargı

merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal sonucu açısından yeterli bir

giderim sağladığı anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Binanın yıkımına ilişkin şikâyet yönünden Anayasa’nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Diğer zararlara ilişkin şikâyet yönünden Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına

alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya

1. İdare Mahkemesine (E.2010/933, K.2011/1258) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Eşref Uğur

ŞENOL

Başvurucu

:

Mustafa

DUMAN

Vekili : Av. Mehmet Halim YILDIZOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/19177, 19 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL
  15. D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  16. G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Özgüldür
  19. Hakyemez
  20. Şenol
  21. Duman
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/19177
Tarih
19 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • S.s. Marmara Tankçıları Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2015/19458)
  • İbrahim Geçer Başvurusu (B. No: 2014/19056)
  • Ali Ekber Sultan Başvurusu (B. No: 2015/8079)
  • Eşper Bayraktutar Başvurusu (B. No: 2016/1969)
  • Vildan Utku Atalay Başvurusu (B. No: 2015/4812)
  • Ramazan Bal Başvurusu (B. No: 2016/9826)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.