İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Ergin Nalbant Başvurusu (B. No: 2013/3339)

1. Başvurucu, kasten yaralama

Başvuru No2013/3339Tarih6 Şubat 2014Okuma10 dk · 1.951 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mustafa Ergin Nalbant Başvurusu

Karar tarihi
6 Şubat 2014
Başvuru Numarası
2013/3339
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.951 kelime·10 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, kasten yaralama

suçunun mağduru olduğunu, suçun faili hakkında hürriyeti bağlayıcı ceza

verilmesi gerekirken, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin

Anayasa’nın 36. ve 40. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 15/5/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.

Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona

sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 6/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu ile işvereni İ.K.

arasında alacak meselesinden çıkan tartışma kavgaya dönüşmüş ve taraflar

karşılıklı olarak birbirlerini yaralamışlardır.

6. Eskişehir Cumhuriyet

Başsavcılığının 10/9/2009 tarihli iddianamesi ile başvurucu ve İ.K. hakkında

kasten yaralama suçundan Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası

açılmıştır.

7. Eskişehir Devlet

Hastanesinin 25/8/2009 tarihli raporunda, başvurucunun kolunda meydana gelen

kırığın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve hayati fonksiyonları 2.

dereceden etkileyecek nitelikte olduğu tespit edilmiştir.

8. Eskişehir 5. Asliye Ceza

Mahkemesi, 9/11/2010 tarihinde sanık İ.K.’nin

başvurucuya yönelik etkili eyleminden dolayı 1 yıl 2 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmiştir.

9. Temyiz üzerine Yargıtay 3.

Ceza Dairesi, 28/2/2013 tarihli ilamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararının itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle dosyanın incelenmeksizin

iadesine karar vermiştir.

10. Başvurucunun, sanık İ.K.

hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılması

için yaptığı itiraz, Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/4/2013 tarihli

kararı ile reddedilmiştir.

11. Başvurucu, İ.K. aleyhine

Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır. Mahkeme,

başvurucunun kolundaki kırık nedeniyle işgücü kaybının hesaplanması için

başvurucuyu İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk etmiştir.

12. İstanbul Adli Tıp Kurumu 3.

Adli Tıp İhtisas Kurulunun 3/2/2012 tarihli raporunda başvurucuda meydana gelen

yaralanmanın %19 oranında sürekli maluliyet yarattığı, iyileşmenin üç ay

sürdüğü ve iyileşme süresince başvurucunun %100 malul sayılması gerektiği

belirtilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

13. 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kasten başkasının vücuduna acı veren veya

sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan

üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

14. 5237 sayılı Kanun’un 87.

maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına

veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza,

kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar

artırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 6/2/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 15/5/2013 tarih ve 2013/3339 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, ceza

mahkemesindeki yargılama esnasında Eskişehir Devlet Hastanesinden alınan adli

raporda kolunda 2. derece kırık bulunduğunun belirlendiğini, buna karşın açmış

olduğu tazminat davasının görüldüğü hukuk mahkemesinde alınan Adli Tıp Kurumu

raporunda kolundaki kırığın %19 oranında sürekli maluliyete neden olduğunun

tespit edildiğini belirtmiştir. Başvurucu, ceza mahkemesi kararına yalnızca

Eskişehir Devlet Hastanesinden alınan adli raporun esas alındığını, ceza

mahkemesinde yapılıp bitirilen yargılamadan sonra hukuk mahkemesinde alınan

Adli Tıp Kurumu raporunun Yargıtay ve Ağır Ceza Mahkemesince göz önünde

bulundurulmadığını, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 87. maddesi gereğince 3 yıldan

aşağı olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılması gerekirken 1 yıl 2 ay

hapis cezası ile cezalandırıldığını, ilk derece mahkemesinin ve Yargıtay’ın

genel geçer ifadeler dışında bir gerekçeye dayanmadığını, sanık hakkında hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararı verilirken kendisinin olumlu görüşünün

alınmadığını, eksik inceleme ile sanığın cezasız bırakıldığını belirterek

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ve Anayasa’nın

40. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

17. Başvurucu,

yargılama süreci ve varılan sonuca yönelen adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiası dışında herhangi bir hak ve özgürlüğüne müdahaleden söz

etmemektedir.

B. Değerlendirme

1. Anayasa’nın 36. Maddesi Yönünden

18. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

19. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir.”

20. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir.”

21. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/917,

16/4/2013, § 16; B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18).

22. Başvurucu, yapmış olduğu

şikâyet üzerine başlatılan kovuşturma sonucunda sanık hakkında hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi ile Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

24. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes medeni hak

ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. Hüküm açık oturumda açıklanır; ancak,

demokratik bir toplumda genel ahlak, kamu düzeni ve ulusal güvenlik yararına,

küçüklerin korunması veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği

gerektirdiğinde veya davanın açık oturumda görülmesinin adaletin selametine

zarar verebileceği bazı özel durumlarda, mahkemenin zorunlu göreceği ölçüde,

davanın tamamı süresince veya kısmen duruşmalar basına ve dinleyicilere kapalı

olarak sürdürülebilir.”

25. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma” ifadesi, 3/10/2001 tarih

ve 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin

Değiştirilmesi Hakkında Kanun ile Anayasa’ya eklenmiştir. Anayasa’da adil

yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı”

kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 20; B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

26. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya

ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının karara bağlanması

esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla

sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak arama hürriyetinin ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için, başvurucunun ya medeni hak

ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiği anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali

iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından,

bireysel başvuruya konu olamaz (B. No: 2012/917,

16/4/2013, § 21; B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 23).

27. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi içtihatlarına göre, bir ceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması

veya cezalandırılmasını talep eden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya

katılan sıfatını haiz kişiler, kendilerine bir “suç isnadı” yapılmamış olduğundan, Sözleşme’nin 6.

maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza

davasında medeni hak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş veya ceza

davası sonucunda verilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da bağlayıcı

olması hâlleridir (Perez/Fransa, 47287/99, 12/2/2004, § 70; B. No:

2012/917, 16/4/2013, § 22; B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 24).

28. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi

hak iddiasında bulunma imkânı ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla başvurucunun ceza

muhakemesi sürecinde medeni haklarını ileri sürme imkânı bulunmamaktadır.

Ayrıca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın etkileri

ceza muhakemesi süreci ile sınırlı olup hukuk mahkemeleri açısından bağlayıcı

bir etkisi bulunmamaktadır (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 25).

29. Başvurucunun

talebi, suç işlediğini düşündüğü bir üçüncü kişinin cezalandırılmasıyla

sınırlıdır. Başvurucu, üçüncü kişinin fiili nedeniyle medeni haklarına yönelik

bir müdahalenin bulunduğunu düşünüyor ve buna ilişkin zararının giderilmesini

istiyorsa, hukuk mahkemeleri önünde dava açma imkânı vardır. Kaldı ki

başvurucu, Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde bir tazminat davası açmıştır.

Ayrıca başvurucu, ceza yargılamasının kesin olarak sonuçlanmasından sonra

ortaya çıkan yeni delillerin değerlendirilmesi için 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili kurallarına dayanarak, ceza

mahkemesinden, koşullarının varlığı halinde yargılamanın yenilenmesi talebinde

bulunabilir.

30. Öte

yandan bir ceza davasında mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz

kişiler, kendilerine bir “suç isnadı”

yapılmamış olması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinin koruma alanı dışında

olmakla birlikte bu kişilerin, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

içinde kalan bir başka hak ihlali iddiasını bireysel başvuru ile Anayasa

Mahkemesi önüne getirmeleri mümkündür.

31. Somut olayda başvurucu, başvuru dilekçesinde, sanığa hükmedilen

cezanın daha fazla olması gerektiği, mahkemelerin ve Yargıtayın

eksik inceleme yaptıkları ve kendisinin hak arama hürriyetinden yoksun

bırakıldığını ileri sürmüştür. Başka bir deyişle başvurucu, yargılama süreci ve

varılan sonuca yönelen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası dışında

herhangi bir hak ve özgürlüğüne müdahaleden söz etmemektedir.

32. Sonuç

itibariyle, bir

ceza davasında üçüncü kişiye verilen cezanın daha fazla olması gerektiğini

ileri süren mağdur sıfatını haiz başvurucunun

yalnızca Anayasa’nın 36. maddesine dayanan ihlal iddiasının konusu, başvurucuya

bir “suç isnadı” yapılmamış

olduğundan, Anayasa’da güvence altına alınmış

ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında

kalmaktadır.

2. Anayasa’nın 40. Maddesi Yönünden

33. Başvurucu, Anayasa’nın 40. maddesinde

düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Yukarıda

açıklandığı üzere (§ 24), bireysel başvuru kapsamındaki hakların içeriğinin

tespit edilmesinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi

ve ortak koruma alanının tespit edilmesi gerekmektedir.

34. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması”

kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen

herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme

hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve

mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.

...”

35. Sözleşme’nin “Etkili başvuru hakkı” kenar başlıklı 13.

maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen

herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler

tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola

başvurma hakkına sahiptir.”

36. Başvurucunun, Anayasa’nın

40. ve Sözleşme’nin 13. maddelerinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğine yönelik iddiasının, bahsi geçen maddelerdeki ifadeler dikkate

alındığında, soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve

Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak

ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyle etkili başvuru hakkının ihlal edilip

edilmediğinin tartışılabilmesi için, ihlal iddiasının, kişinin hangi temel hak

ve özgürlüğü konusunda etkili başvuru hakkının kısıtlandığı sorusuna cevap

verebilmesi gerekmektedir (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 33).

34. Başvurucunun, etkili başvuru

hakkının sağlanmadığı iddialarının, başvurunun temelini oluşturan adil

yargılanma hakkı çerçevesinde ve bu hakla bağlantılı olarak ele alınması

zorunluluğu vardır. Dolayısıyla etkili başvuru hakkı, bağımsız nitelikte koruma

işlevine sahip olmayıp, temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını, korunmasını

ve başvuru yollarını güvence altına alan tamamlayıcı nitelikte bir haktır. Bu

çerçevede, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamına giren bir hakkına

yönelik müdahale bulunmaması nedeniyle etkili başvuru hakkının somut başvuru

açısından uygulanabilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 34).

35. Sonuç

itibariyle, başvurucunun Anayasa’nın 40. maddesine dayanan ihlal iddialarının

konusu da, Anayasa’da güvence altına alınmış ve

Sözleşme kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında

kalmaktadır.

36. Açıklanan

nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle başvurunun, “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına, 6/2/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Raportör : Yunus HEPER Başvurucu : Mustafa Ergin NALBANT Vekili : Av. Tuncer ÇİNGİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3339, 6 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3339
Tarih
6 Şubat 2014

İlgili Kararlar

  • Mümin Meriç Başvurusu (B. No: 2013/7204)
  • Ümit Ata Başvurusu (B. No: 2012/254)
  • Set Makina Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/816)
  • İhsan Asutay Başvurusu (B. No: 2012/606)
  • Devrim Evin Başvurusu (B. No: 2013/2069)
  • Faik Gümüş Başvurusu (B. No: 2012/603)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.