İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Set Makina Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/816)

1. Başvurucu, haklı nedenlerle iş akdini feshettiği çalışanı

Başvuru No2013/816Tarih6 Şubat 2014Okuma13 dk · 2.689 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Set Makina Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
6 Şubat 2014
Başvuru Numarası
2013/816
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.689 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, haklı nedenlerle iş akdini feshettiği çalışanı

tarafından Ankara 16. İş Mahkemesinde aleyhine açılan alacak davasının kabulüne

karar verilmesinin eşitlik ilkesi ile mülkiyet ve adil yargılanma haklarını

ihlal ettiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 23/1/2013 tarihinde Ankara 15. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 24/12/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu şirket, Ö.Ö. ile

olan iş akdini, 28/5/2010 tarihi ve sonrasında çalışanın mazeretsiz olarak

işyerine gelmediği gerekçesiyle feshetmiştir.

6. Ö.Ö., başvurucu aleyhine

6/10/2010 tarihinde Ankara 16. İş Mahkemesinde açtığı davada, 1994 yılı Mayıs

ayından 27/5/2010 tarihine kadar makine teknisyeni olarak çalıştığını,

başvurucunun işçilik alacaklarını tam olarak ödemediğini, 27/5/2010 tarihinde

trafik yoğunluğu nedeniyle geç geldiği işyerine başvurucu tarafından

alınmadığını, başvurucunun hakaretlerde bulunarak işyerinden kovduğunu,

işyerinde çalışma iradesinin kalmadığını ve iş akdini feshetmek istediğini

belirterek, işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

7. Başvurucu davaya cevap

dilekçesinde, davacının mazeretsiz olarak işe gelmediğini, bu nedenle hakkında

tutanak tutularak iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, ayrıca tüm

alacaklarının ödendiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

8. Mahkemece tarafların

bildirdikleri tanıklar dinlenmiş, davacının hizmet süresi ile tazminat ve diğer

alacaklarının tespiti amacıyla bilirkişiden rapor alınmıştır.

9. Başvurucu bilirkişi raporuna

karşı yaptığı itirazında, raporun objektif olmadığını, lehine olan tanık

beyanlarının dikkate alınmadığını, davacının iş akdini haklı nedenle feshettiği

varsayımına göre rapor hazırlandığını, hâlbuki davacının, işten çıkarıldığını

kendisinin belirttiğini, davacının işyerine gelmemesi nedeniyle tutulan

tutanakların incelenmediğini, nitekim iş akdinin davacı tarafından

feshedildiğine dair bir yazının davacı tarafından sunulmadığını, davacının

düzenli olarak ücretlerini ve haklarını aldığını, hafta tatili ücretinin

hesaplanmasının %50 zamlı olarak yapılamayacağını belirtmiş, yeni bir

bilirkişiden rapor alınmasını talep etmiştir.

10. Mahkemece, dosya kapsamına

göre yeniden rapor aldırılmasına gerek olmadığından başvurucunun bu konudaki

talebinin reddine karar verilmiştir.

11. Aynı duruşmada Mahkeme,

21/2/2012 tarih ve E.2010/880, K.2012/90 sayılı ilamla; incelenen belgelere,

dinlenen tanık beyanlarına, bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre,

davacının başvurucuya ait işyerinde 2/1/1995 ilâ 27/5/2010 tarihleri arasında

makine teknisyeni olarak çalıştığı, 27/5/2010 tarihinde genel tatil ücreti,

fazla mesai ücreti ve diğer ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle davacı

tarafından iş akdinin feshedildiği, bu ücretlerin ödenmemesi nedeniyle davacı

tarafından 22/5/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II. maddesine göre

yapılan feshin haklı olduğu ve davacının kıdem tazminatına hak kazandığı,

davacının başvurucuya ait işyerinde haftalık yasal çalışma süresini aşacak

şekilde çalıştığı, hafta tatillerinde izin kullanmadığı, ulusal bayram genel

tatil günlerinde çalıştığı, bu çalışmaları karşılığının ödendiğinin davalı

şirket tarafından ispatlanamadığı, dolayısıyla davacının bu alacaklara da hak

kazandığı, davacının yıllık izinlerini kullandığı için izin alacağının

bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 25.913,39 TL kıdem tazminatının

27/5/2010 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle, 8.093,88 TL fazla

mesai ücreti alacağının en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte başvurucudan

tahsiline, diğer taleplerin reddine karar vermiştir.

12. Başvurucunun temyizi üzerine

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 26/11/2012 tarih ve E.2012/7402, K.2012/26305

sayılı kararıyla; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanuni gerektirici

sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine

göre temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına

karar verilmiştir.

13. Karar düzeltme yolu kapalı

olan hüküm, 26/11/2012 tarihinde kesinleşmiştir.

14. Karar, 11/1/2013 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu, aleyhine Ankara

30. İcra Müdürlüğünde yapılan ilama dayalı icra takibi sonunda, 5/4/2012

tarihinde 57.000 TL, 24/12/2012 tarihinde 4.322,03 TL ödeme yaparak takibe konu

borcu kapatmıştır.

B. İlgili Hukuk

16. 4857 sayılı Kanun'un 24.

maddesi şöyledir:

“Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı

hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini

beklemeksizin feshedebilir:

...

II. Ahlak ve iyiniyet

kurallarına uymayan haller ve benzerleri:

…

e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya

sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,

…”

17. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun

266. maddesi şöyledir:

“Mahkeme,

çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan

birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün

alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki

bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.”

18. 6100 sayılı Kanun'un 281.

maddesi şöyledir:

“(1) Taraflar, bilirkişi raporunun,

kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik

gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren

hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni

bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.

(2)

Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya

açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek

suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak

açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.

(3)

Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği

bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.”

19. 30/1/1950 tarih ve 5521

sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinin son fıkrası şöyledir:

“Yargıtayın

kararlarına karşı karar düzeltme yoluna başvurulamaz.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 6/2/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 23/1/2013 tarih ve 2013/816 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, iş akdi ile çalışan işçisinin mazeretsiz

olarak işe geç gelmesi ve mazeretsiz olarak işten erken ayrılması nedeniyle

haklı nedenle iş akdini feshettiğini, çalışan tarafından Ankara 16. İş

Mahkemesinde aleyhine açılan davada işçi lehine değerlendirme yapıldığını,

işçinin korunmasının ve işçi lehine yorum yapılmasının eşitlik ilkesini ve adil

yargılanma hakkını ihlal ettiğini, bu şekilde çalışana imtiyaz sağlandığını,

Mahkemece delillerinin yok sayıldığını, Mahkeme önünde yeterince

dinlenmediğini, davacının davasını ispata yarar hiçbir delili ve görgüye dayalı

şahidi olmamasına rağmen davacının beyanlarına ve dava dilekçesine itibar

edilerek hüküm kurulduğunu, davacının işyerinden hiçbir alacağının

bulunmadığını, tüm alacaklarının çalıştığı dönemde ödendiğini, davacının

iddialarının gerçeğe uygun olmadığını, iş akdinin haklı nedenle feshedilmesine

rağmen Mahkemece bu durum dikkate alınmaksızın davacının iş akdini

feshettiğinin kabul edildiğini, bilirkişi raporuna itiraz etmesine rağmen

ikinci bir bilirkişi raporu alınmaksızın ve çelişkiler giderilmeksizin hüküm

kurulduğunu, Mahkemece verilen kararın gerekçesiz olduğunu, yazılan gerekçenin

format gerekçe olduğunu, Mahkemeye sunduğu belgelerin hangi gerekçe ile kabul

edilmediğinin kararda belirtilmediğini, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğine

ilişkin delil ve tanık beyanlarına neden itibar edilmediğinin ve bilirkişi raporuna

itirazlarının neden kabul görmediğinin gerekçede gösterilmediğini, Mahkemece

verilen karara karşı karar düzeltme yolunun kapalı olduğunu, bu hususun hak

arama özgürlüğünü etkilediğini, aleyhine verilen karara göre yapılan icra

takibi neticesinde ödeme yapmak zorunda kaldığını belirterek, Anayasa'nın 10.

maddesinde yer alan eşitlik ilkesi ile 35. ve 36. maddelerinde güvence altına

alınan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, aleyhine açılan davanın kabulüne karar

verilmesinin mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesini ihlal ettiğini

ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucunun ihlal iddialarına

ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.

İhlal iddiaları, yargılama sürecine ve dava sonucunda verilen karar ile bu

kararın uygulanmasına yönelik olup, bu iddialar da adil yargılanma hakkı

kapsamında değerlendirilmiştir.

23. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

24. Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve

mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

25. Anayasa’nın 142. maddesi şöyledir:

“Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri,

işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.”

26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları

şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.

Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

27. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

28. 6216 Kanun’un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

1. Adil Yargılanma Hakkı Yönünden

29. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

30. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

31. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, Ankara 16. İş Mahkemesinde aleyhine açılan davada işçinin korunduğunu

ve işçi lehine yorum yapıldığını, Mahkemece delillerinin yok sayıldığını,

Mahkeme önünde yeterince dinlenmediğini, davacının davasını ispata yarar hiçbir

delili ve görgüye dayalı şahidi olmamasına rağmen davacının beyanlarına ve dava

dilekçesine itibar edilerek hüküm kurulduğunu, davacının işyerinden hiçbir

alacağının bulunmadığını, iş akdinin haklı nedenle feshedilmesine rağmen

Mahkemece bu durum dikkate alınmaksızın, davacının iş akdini feshettiğinin

kabul edildiğini, bilirkişi raporuna itiraz etmesine rağmen ikinci bir

bilirkişi raporu alınmaksızın ve çelişkiler giderilmeksizin hüküm kurulduğunu,

aleyhine verilen karara dayanarak yapılan icra takibi neticesinde ödeme yapmak

zorunda kaldığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Başvurucu, aleyhine açılan

davada, 25/1/2011 tarihinde davaya cevaplarını, 4/2/2011 tarihinde delillerini

ve tanık isim listesini Mahkemeye sunmuştur. Davacının ve başvurucunun

tanıkları Mahkemece dinlenmiş, başvurucu 22/7/2011 tarihli dilekçesi ile davacı

tanıklarının beyanlarını kabul etmediğini bildirmiştir. Mahkemece, 14/7/2011

tarihli duruşmada dosyanın resen seçilecek bir bilirkişiye tevdi ile rapor

alınmasına karar verilmiştir. Avukat bilirkişi tarafından 12/11/2011 tarihinde

sunulan raporda, davanın, iş akdinin feshi sebebiyle işçilik alacaklarının

tahsili talebine ilişkin olduğu, iş akdinin davacı tarafından feshedildiği

belirtilmiş, raporun sonuç kısmında, delillerin ve hukuki durumun takdirinin

Yüksek Mahkemeye ait olduğu bildirilerek davacının kıdem tazminatı, fazla mesai

alacağı, net hafta tatili alacağı ve genel tatil alacakları hesaplanmıştır.

Rapor taraflara tebliğ edilmiş, raporu inceleyip beyanda bulunmaları için

taraflara 1 haftalık süre verilmiştir. Başvurucu, 24/11/2011 tarihli dilekçesi

ile hukuki değerlendirme yönünden rapora itiraz etmiş ve hafta tatili

alacağının hesaplanmasında %50 zammın uygulanmaması gerektiğini belirterek yeni

bir bilirkişiden rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, başvurucunun

yeniden rapor aldırılması yönündeki talebi, dosya kapsamına göre yeniden rapor

aldırılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, taraflardan son olarak

diyecekleri sorularak hüküm kurulmuştur.

33. 6100 sayılı Kanun'un 266.

maddesinde belirtildiği üzere, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki

bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.

Başvurucunun bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve başvuru dilekçesinde

belirttiği hususlar, iş akdinin davacı tarafından feshedilip edilmediği ve

feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı noktasındadır. Bu iddialar esasında

Mahkemece çözümlenecek hususlar arasındadır. Başvurucunun rapora ilişkin diğer

itirazları incelendiğinde, Mahkemece, tarafların tüm delilleri araştırıldıktan

ve tanık beyanları değerlendirildikten sonra, davacının alacaklarının

hesaplanması konusunda bilirkişiden rapor alınmıştır. Raporun sonuç kısmında da, delillerin ve hukuki durumun takdiri Yüksek Mahkemeye

ait olmak üzere davacının alacaklarının hesaplandığı bildirilmiştir.

Dolayısıyla Mahkemece, başvurucunun yeniden rapor aldırılması yönündeki

talebinin dosya kapsamına göre reddedilmesinde, bariz takdir hatası veya açık

keyfilik bulunmadığı anlaşılmıştır.

34. Başvurucu, aleyhine verilen

karara dayalı olarak yapılan icra takibi sonunda, hükmedilen alacak ve

tazminatları ödemek zorunda kaldığını, bu şekilde malvarlığında azalma meydana

geldiğini belirterek, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu aleyhine yapılan icra takibi Mahkemece verilen kararın icrasına

yönelik olup bu husus yargılama sürecinin devamı niteliğindedir. Anılan iddia

adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiş olup, başvurucunun bu

iddiasının da esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu ve Mahkeme

kararının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadığı

belirlenmiştir.

35. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında

isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

36. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

37. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

38. Diğer yandan başvurucu,

Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür.

39. Anayasa’nın 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır.”

40. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak

başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma

hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak

ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün

mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden

141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının

belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

41. Ancak derece mahkemeleri,

kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değildir. Bununla beraber,

ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde davanın sonucuna etkili olması

söz konusu ise, mahkeme bu hususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorunda

olabilir. Böyle bir durumda dahi, ileri sürülen iddiaların zımnen reddi yeterli

olabilir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).

42. Somut olayda başvurucu,

Mahkemece verilen kararın gerekçesinin bulunmadığını, yazılan gerekçenin format

gerekçe olduğunu, Mahkemeye sunduğu belgelerin hangi gerekçe ile kabul

edilmediğinin kararda belirtilmediğini, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğine

ilişkin delillerine ve tanık beyanlarına neden itibar edilmediğinin ve

bilirkişi raporuna itirazlarının neden kabul görmediğinin gerekçede

bildirilmediğini belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Mahkemece, incelenen belgeler, dinlenen tanık beyanları, bilirkişi

raporu ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak, davacı tarafından iş akdinin

feshedildiği ve bu feshin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın kabulüne

karar verilmiş, bu şekilde başvurucunun iddiaları zımnen reddedilmiştir (bkz. §

11). Dolayısıyla derece Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğundan da söz

edilemez.

43. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli karar

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurucunun bu yöndeki

iddiası da “açıkça dayanaktan yoksun”

bulunmuştur.

2. Karar Düzeltme Yoluna Başvuru Hakkının Olmaması Yönünden

44. Başvurucu, Mahkemece verilen

karara karşı temyiz yoluna başvuru hakkının bulunduğunu, ancak karar düzeltme

yoluna başvurulamamasının hak arama özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

45. Yukarıda anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre,

Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi

için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da

güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

(AİHS) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi

gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve AİHS’in ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18).

46. Hak arama özgürlüğü Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenmiş ve anılan maddede hak arama hürriyeti için herhangi bir sınırlama

nedeni öngörülmemiş ise de Anayasa’nın, mahkemelerin kuruluşu, görev ve

yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini öngören

142. ve davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını ifade eden 141.

maddelerinin, hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi

gerektiği açıktır.

47. Anayasa’da, “mahkemelerin

kuruluşunun, görev ve yetkilerinin, işleyişinin ve yargılama usullerinin”

kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Buna göre, usul kanunlarının Anayasa’ya

uygun olmak koşuluyla düzenlenmesi kanun koyucunun takdirine bırakılmıştır.

Anayasa’da tüm mahkeme kararlarına karşı karar düzeltme yoluna başvurulabilmesi

hakkını içeren bir kurala yer verilmemiştir (B. No: 2012/799, 26/3/2013, § 19).

48. Başvurucunun başvuru

dilekçesinde ifade ettiği temyiz incelemesi sonucu verilen kararlara karşı

karar düzeltme yoluna başvuru hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak

ve özgürlüklerden olmadığı gibi, AİHS ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden

herhangi birinin kapsamına da girmemektedir.

49. Açıklanan

nedenlerle, başvuru

konusu ihlal iddiasının Anayasa ve AİHS’in ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından

başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle:

A. Başvurunun

1.

Adil yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2.

Karar düzeltme yoluna başvuru hakkının olmaması yönünden “konu bakımından yetkisizlik”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

6/2/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Set Makina Ticaret Ltd. Şti. Vekili : Av. Hülya SARSICIOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/816, 6 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. II. Ahlak ve iyiniyet
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun İddiaları
  15. B. Değerlendirme
  16. A. Başvurunun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/816
Tarih
6 Şubat 2014

İlgili Kararlar

  • İhsan Asutay Başvurusu (B. No: 2012/606)
  • Devrim Evin Başvurusu (B. No: 2013/2069)
  • Faik Gümüş Başvurusu (B. No: 2012/603)
  • Celal Demir Başvurusu (B. No: 2013/3309)
  • Hurşit Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/1199)
  • Mustafa Kıvrak Başvurusu (B. No: 2013/3175)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.