İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Fehmi Okay Başvurusu (B. No: 2013/5967)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle

Başvuru No2013/5967Tarih2 Aralık 2015Okuma15 dk · 2.935 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Fehmi Okay Başvurusu

Karar tarihi
2 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/5967
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.935 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle

Anayasa’nın 19. maddesi ile güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 30/7/2013 tarihinde İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi

aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/12/2013 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 16/9/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru

belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmesine karar verilmiştir.

5.

Bakanlık 7/10/2015 tarihinde, daha önce yapılan bireysel başvurularda, benzer

şikâyetlerin incelenmesinde göz önüne alınacak kriterlere dair görüş

bildirildiğinden başvuruya ilişkin görüş sunulmasına gerek duyulmadığını belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7.

Başvurucu, kimya mühendisi olup İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mülga 250. maddesi ile

görevli bölümü) 2009/1831 sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında

28/9/2009 tarihinde gözaltına alınmıştır.

8.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli) 29/9/2009

tarihli ve 2009/108 sorgu sayılı kararı ile başvurucunun “örgüt faaliyeti

çerçevesinde uyuşturucu madde imal etme” suçundan

tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Şüpheliye yüklenen suçun niteliği, aleyhine mevcut

delil durumu yüklenen suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini varlığını

gösteren olguların bulunduğu , delillerin tam olarak

toplanmamış bulunması ve suçun niteliğine göre CMK 100/3-a,8, maddesi gereğince

tutuklama nedenlerinin var olduğu kabul edildiğinden ...”

9.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 14/1/2010 tarihli ve E.2010/43 sayılı

iddianamesi ile başvurucunun “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,

suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması

istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. İddianamede,

başvurucu ile birlikte toplam yirmi üç sanık hakkında cezalandırılma talebinde

bulunulmuştur.

10.

Davaya bakan İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile görevli)

tarafından E.2010/15 sayılı dosya üzerinden yürütülen yargılamada 27/5/2010

tarihli celsede başvurucunun kimlik tespiti yapılmış ve savunması alınmış,

yargılama başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür.

11.

Mahkeme 21/5/2013 tarihli celsede başvurucunun tutukluluğunun devamına karar

vermiştir.

12.

Başvurucu 27/5/2013 tarihinde karara itiraz etmiş, İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin 13/6/2013 tarihli ve 2013/274 Değişik İş sayılı kararı ile “tutukluluğun devamına ilişkin ara karar usul ve

yasaya uygun bulunduğundan” itirazın kesin olarak reddine karar

verilmiştir.

13.

Anılan karar başvurucuya 2/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14.

Başvurucu 30/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15.

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılamanın devamında 10/1/2014 tarihli

celsede başvurucunun “tutuklu kaldığı süreyi

göz önüne alarak” tahliyesine karar vermiştir.

16.

21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un

mülga 250. maddesi ile görevli olan ağır ceza mahkemeleri kaldırıldığından

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/3/2014 tarihli ve E.2010/15 sayılı kararı

ile başvurucunun yargılanmakta olduğu dava, İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza

Mahkemesine E.2014/115 sayılı dosya numarası ile devredilmiştir.

17.

İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/6/2015 tarihli ve E.2014/115,

K.2015/243 sayılı kararı ile başvurucunun atılı “suç işlemek amacı ile kurulan

örgüte üye olma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde imal etme”

suçlarından, “suçu işlediğine dair aleyhinde

mahkumiyetine yeterli her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı kanıt

bulunmadığı” gerekçesiyle beraatına karar verilmiştir. Mahkemenin

gerekçesinin ilgili bölümleri şöyledir:

“Suç işlemek amacıyla

örgüt kurma, Yönetme, Örgüte üye olma Suçu yönünden:

... somut olayda,

kurulduğu iddia edilen örgütün ne zaman kim tarafından kurulduğu, örgüt

liderinin kim olup, hangi suçları örgüt faaliyeti kapsamında işlediklerine

ilişkin somut bir iddia ve kanıtın olmayışı, sanıkların çoğunun birbirlerini

tanımıyor oluşları, elde edilen başlangıçtaki iddiaya uygun uyuşturucu hapların

olmayışı karşısında tüm sanıkların bu nedenle atılı suçtan beraatlerine

karar verilmiştir.

...

Diğer Uyuşturucu

Madde İmal Etme ve Ticaretini Yapma suçları ile ilgili olarak ise:

... Kimya Mühendisi

olan sanığın ... 1989 yılında … Kimya Şirketini kurup işletmesi, şirketin 2008

yılında iflas etmesi nedeniyle Beylikdüzünde bulunan

bazı malzemelerin sanık H.R.I. tarafından kurulan … Kimya ile yine sanık G.Ç.’ye ait Tuzla da bulunan … Kimya Şirketinin depolarına

konulmuş olması yine teknik ve fiziki takibe göre sanığın bu iş yerine en son

22/06/2009 tarihinde gelmiş olması oysa aramanın yapıldığı 09/09/2009 tarihine

kadar şirkete gelip gitmediğinin sabit olması daha önceden H.R.I. ile ortaklık

yapmış olmaları nedeniyle bu ortaklık ilişkisinin gerektirdiği görüşmeler

dışında iddianame de belirtildiği üzere amfetamin üretimi konusunda diğer

sanıklar ile hareket ettiğine ilişkin somut hiçbir kanıtın bulunmayışı

nedeniyle sanığın bu suçtan beraatine karar

verilmiştir.”

18.

Dava, inceleme tarihi itibarıyla diğer bir kısım sanıklar yönünden temyiz

aşamasındadır.

B. İlgili Hukuk

19.

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Kanun’un “Uyuşturucu

veya uyarıcı madde imal ve ticareti” kenar başlıklı 188. maddesinin

(1), (5) ve (8) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Uyuşturucu veya

uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç

eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve yirmibin

güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(5) (Değişik:

18/6/2014 – 6545/66 md.) Yukarıdaki fıkralarda

gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi

hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir

örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat

artırılır.

(8) Bu maddede

tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık

memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti

veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından

işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

20.

5237 sayılı Kanun’un “Suç işlemek amacıyla

örgüt kurma” kenar başlıklı 220. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“

Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç

yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

21.

5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama nedenleri”

kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki

hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya

sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular

varsa.

b) Şüpheli veya

sanığın davranışları;

1. Delilleri yok

etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya

başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli

şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki

suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde,

tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli

ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde

188),

...”

22.

5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararı”

kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına

Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma

evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka

gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten

hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek

açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,

ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda

belirtilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23.

Mahkemenin 2/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 30/7/2013

tarihli ve 2013/5967 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24.

Başvurucu, kalıplaşmış ve kanıtlanmamış gerekçelerle tutukluluğun devamına

karar verildiğini, tutukluluğun devamına karar verilirken yargılamayı yapan

Mahkeme ve itiraz mercileri tarafından kişisel durumunun göz ardı edildiğini, tutululuğa ilişkin itirazlarının gereken özen

gösterilmeksizin incelendiğini belirterek Anayasa’nın 19. maddesi ile koruma

altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve hak ihlali tespiti ile birlikte tazminat talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25.

Başvurucunun iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ayrıca başka bir

kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı görüldüğünden başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26.

Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve

güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci ve üçüncü

fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin

özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır.

Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancak

Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin

varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

27.

Anayasa’da yer alan kurallara benzer şekilde Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, herkesin

özgürlük ve güvenlik hakkına sahip olduğu, anılan fıkranın (a) ve (f)

bentlerinde belirtilen hâller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan

hiç kimsenin özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı belirtilmiştir (Mehmet İlker Başbuğ, B. No: 2014/912,

6/3/2014, § 42).

28.

Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında, suçluluğu hakkında kuvvetli

belirti bulunan kişilerin; ancak kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya

değiştirilmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla tutuklanabilecekleri

hükme bağlanmıştır (Mustafa Ali Balbay,

B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

29.

Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece

mahkemelerinin kararlarındaki kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara

dair hususlar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Tutukluluk

konusundaki kanun hükümlerinin yorumu ve somut olaylara uygulanması da derece

mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa’ya bariz

şekilde aykırı yorumlar ile delillerin takdirinde açık keyfîlik

bulunması hâlinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren bu tür kararların

bireysel başvuruda incelenmesi gerekir (Abdullah

Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014,

§ 39).

30.

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

31.

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında

tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma

veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu

güvence altına alınmıştır (Murat Narman, §

60).

32.

Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde

değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu

sürenin makul olup olmadığı her davanın kendi özelliklerine göre

değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen

Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkından daha ağır basan somut bir kamu yararının mevcut olması durumunda

haklı bulunabilir (Murat Narman, §

61).

33.

Bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece

mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini

etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest

bırakılma taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya

konulması gerekir (Murat Narman, §

62).

34.

Tutuklama tedbirine, kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının

yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya

değiştirmelerini önlemek maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama

nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse

de bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin

hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu

gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde yargılama sürecinin özenli

yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize

suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde

gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların

birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (Murat Narman, §

63).

35.

Dolayısıyla Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip

edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak serbest bırakılma taleplerine

ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler

tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler

çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne

alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç

işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği

sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul

edilmesi gerekir (Murat Narman, §§

64, 65).

36.

Bir kişinin gerekçeden tamamen yoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğun

uzatılması kabul edilemez. Bununla beraber tutukluluğu meşru kılan gerekçeler

gösterilerek bir zanlı ya da sanığın tutuklanmasının keyfî olduğunu söylemek

mümkün değildir. Ancak aşırı derecede kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm

gösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da tutukluluğu devam ettirmek bu

çerçevede değerlendirilmemelidir. Ayrıca itiraz veya temyiz merciinin, itiraz

veya temyiz incelemesine konu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere

katıldığı durumlarda, buna ilişkin kararını ayrıntılı olarak

gerekçelendirmemesi, kural olarak gerekçeli karar hakkına aykırılık teşkil

etmez (İbrahim Ayhan, B. No:

2013/9895, 2/1/2014, §§ 45, 46).

37.

Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez

yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı

durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin

serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman, § 66).

38.

Somut olayda başvurucunun yargılandığı İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2010/15 sayılı dosyasında 28/5/2010 tarihli celsede “... üzerlerine atılı suçun yasal yaptırımı, kuvvetle

suç şüphesinin devam ettiğini gösterir mevcut bulgular, dikkate alınarak”

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Mahkeme 26/10/2010,

17/3/2011, 14/7/2011, 1/12/2011, 22/3/2012, 4/5/2012 ve 27/6/2012 tarihli

celselerde aynı gerekçeyi tekrarlayarak başvurucunun tutukluluğunu devam

ettirmiştir.

39.

Mahkeme, yargılamanın devamında 14/12/2012 tarihli celsede “...isnat olunan suçların mahiyetine, yasada

gösterilen olası cezaların sınırlarına sanıklara isnat edilen suçların 5271

sayılı CMK.'nun 100/3. maddesinde gösterilen katalog

suçlardan olmasına, soruşturma aşamasında ele geçirilen ve düzenlenen

iddianamede gösterilen İddia, bir kısım sanık ikrarları, tüm dosya

kapsamındaki, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı, olay, arama yakalama

ve el koyma tutanağı, ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamındaki deliller

değerlendirildiğinde, mevcut olan bu delillerin sanıklar hakkında kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren bu olgu olarak kabul edilerek, bu durumun

kuvvetli suç şüphesinin varlığının bu açıdan halen devam ediyor olmasına, gerek

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve gerekse 6352 sayılı Yasanın 96

ve devamı maddeleri ile değişik 5271 sayılı CMK.'nun

100 ve devamı maddeleri hükümlerine göre tutuklulukta geçen makul süreyi aşan

bir durumun bulunmamasına, sanıkların serbest kalması halinde kaçma şüphesinin

sanıkların üzerlerine atılı suçların ağırlığına göre karine olarak kabul

edilmesinde zorunluluk bulunmasına, tutuklamaya alternatif koruma tedbirlerinin

bu aşamada sanıklar açısından yetersiz kalacağı ve T.C. Anayasasının 19.

maddesinde ifade olunan 'ölçülülük' ilkesi uyarınca sanıklar hakkında daha

hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının dava konusu

açısından yetersiz kalacağı” gerekçesiyle başvurucu (ve diğer bazı

sanıklar) yönünden tutukluluğun devamına karar vermiştir. Mahkeme 8/2/2013,

19/3/2013, 21/5/2013, 2/7/2013, 13/9/2013 ve 21/11/2013 tarihli celselerde aynı

gerekçeyi tekrarlayarak başvurucunun tutukluluğunu devam ettirmiştir.

40.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını,

delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar

gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde

tutulabilirler. Bu şartların tutukluluk süresince devam ediyor olması,

tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından olmazsa olmaz

bir koşul teşkil etmekle birlikte bu durumun devam edip etmediğinin ilgili ve

yeterli gerekçelerle ortaya konması ve yürütülen işlemlerde gerekli özenin

gösterilmesi gerekir (Burhan İsmailoğlu,

B. No: 2012/349, 25/6/2014, § 37).

41. Somut

olayda başvurucu, 28/9/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve 29/9/2009 tarihinde

tutuklanmıştır. Başvurucu, tutuklu olarak sürdürülen yargılamada 10/1/2014

tarihinde tahliye edilmiştir. Buna göre başvurucunun özgürlüğünden yoksun

kaldığı süre 4 yıl 3 ay 12 gündür.

42.

Dava, toplam yirmi üç sanık hakkında “örgütlü olarak uyuşturucu madde imal ve

ticareti yaptıkları ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklandığı”

suçlamasına dayalı olarak görülmüştür. Başvurucunun tutuklu olduğu süreç

içerisinde on dokuz duruşma yapılmıştır. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi

tarafından başvurucunun tahliyesini müteakip bir duruşma yapıldıktan sonra

Kanun değişikliği gereği (bkz. § 16) dosyanın devredildiği İstanbul Anadolu 6.

Ağır Ceza Mahkemesince yapılan altı duruşmanın sonunda dosya karara

bağlanmıştır.

43.

Dava dosyası incelenirken Derece Mahkemelerince başvurucunun tutukluluğunun

devamına ilişkin kararların gerekçelerinde 14/12/2012 tarihine kadar yalnızca

kuvvetli suç şüphesine ve suçun niteliğine dayanıldığı, anılan tarihten sonra

ise bu gerekçelerin yanı sıra suçun 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında belirtilen tutuklama nedeni bulunduğu varsayılan “katalog” suçlardan olmasına, suçun ağırlığı

itibarıyla kaçma şüphesinin (karine olarak) bulunduğuna ve tutuklamaya

alternatif koruma tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağına değinildiği

görülmektedir. Mahkemelerce 4 yılı aşkın bir süre kuvvetli suç şüphesi altında

bulunduğu kabul edilen başvurucu hakkında yürütülen yargılamada, tahliye

tarihinden yaklaşık 1 yıl 6 ay sonra kurulan nihai hüküm ile başvurucunun atılı

suçları işlediğine yönelik yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı

verilmiştir. İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen beraat

kararında, başvurucunun tahliye edilmesinden sonra erişilen yeni bir delilin

beraat kararı verilmesinde belirleyici olduğuna yönelik bir tespit

bulunmamaktadır (bkz. § 17). Başvurucu hakkındaki tutukluğun devamına ilişkin

kararların gerekçelerinin, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve

tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olmadığı, aynı

hususların tekrarı niteliğinde olduğu görülmektedir. Somut olaydaki tutukluluk

hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin 4 yıl 3 ayı aşan bir özgürlükten

yoksun bırakılma yönünden ilgili ve yeterli olduğu söylenemez. İlgili ve

yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak başvurucunun özgürlüğünden mahrum

bırakıldığı dikkate alındığında söz konusu tutukluluk süresi makul olarak

değerlendirilemez.

44. Açıklanan

nedenlerle Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

45.

30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedileceği belirtilmiştir. Ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari

eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

46. Başvuruda

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucu, miktar ve nitelik

belirtmeksizin tazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevi zararı

karşılığında somut olayın özellikleri ve başvurucunun talebi de dikkate

alınarak başvurucuya takdiren net 6.500 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki

belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B.

Tutukluluğunun makul süreyi aşmış olması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya

net 6.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. Dosyadaki

belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden

oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin,

kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden

itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin

sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz

uygulanmasına,

F. Karar

örneğinin İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine

2/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Aydın ŞİMŞEK Başvurucu : Mustafa Fehmi OKAY Vekili : Av. Arzu ACIMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5967, 2 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. C. Başvurucuya
  12. D. Dosyadaki
  13. F. Karar
  14. Kaleli
  15. Dursun
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5967
Tarih
2 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Ali Sarıpınar Başvurusu (B. No: 2013/5973)
  • Vedat Acar Başvurusu (B. No: 2013/5971)
  • Mustafa Öcal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8196)
  • Emine Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5809)
  • Engin Demir Başvurusu (B. No: 2013/2947)
  • Ali Çakmak ve Şerefnaz Aygül Başvurusu (B. No: 2013/5961)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.