İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emine Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5809)

1.

Başvuru No2013/5809Tarih15 Aralık 2015Okuma19 dk · 3.882 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Emine Çelik Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
15 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/5809
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.882 kelime·19 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvurular; terör örgütü üyeleri tarafından S.Ç., M.M.Ç. ve Hamit ÇELİK’e zarar verildiği hâlde bu durum dikkate alınmaksızın

17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesi

nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyet haklarının ret işlemlerine

karşı açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, davaların

makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvurular, muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.

Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3.

Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde başvuruların kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru

belgelerinin birer örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmesine karar verilmiştir.

5.

Bakanlığa başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuruların bir örneği

görüş için gönderilmiştir. Bakanlık tarafından benzer şikâyetlere ilişkin

başvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak ayrıca görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

6.

Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun (A) sütununda başvuru numaraları

belirtilen dosyaların konu yönünden hukuki irtibatı nedeniyle 2013/5809 başvuru

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/5809

başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer

bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7.

Başvuru dilekçeleri ile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8.

Başvurucular ekli tablonun (C) sütununda yakınlık derecesi belirtilen hısımları

S.Ç.nin 9/5/2008 tarihinde mayın patlaması sonucu

öldüğünü, M.M.Ç ve Hamit Çelik’in 9/7/1993 tarihinde terör örgütü mensupları

tarafından kaçırılıp yedi gün dağda tutulduktan sonra serbest bırakıldığını

beyan etmişler ve bu özel durumlarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle

köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.

9.

Başvurucular, ekli tablonun (D) sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılı

Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar

Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

10.

Ekli tablonun (E) sütununda tarih ve sayıları belirtilen Komisyon kararlarında,

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvurularda dosyalarda yer alan bilgi ve belgeler uyarınca Sason ilçesi Dereköy köyü boşaltılmadığından ve kişiye yönelik bir

tehdit ve saldırı olmadığından taleplerin reddine karar verilmiştir.

11.

Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun (F) sütununda belirtilen

tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun

(G-1) sütununda tarihleri gösterilen idare mahkemesi kararlarında “...1987-2000 yılları arasında GKK ve GÖKK

görevlendirilen köyler arasında yer almadığı, köy nüfusunun 1990 yılında 841,

1997 yılında 1.240, 2000 yılında 1.296 kişi olduğu,...1990-2000 yılları

arasında muhtarlık seçimlerinin yapıldığı,...Dereköy

Köyü halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmelerinden

dolayı uğradıkları zararın, anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir

ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve davacıya

yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233

sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak

bulunmadığı...” gerekçesiyle davaların reddine hükmedilmiştir.

12.

Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun (H-1) sütununda gösterilen

tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesi ilamları ile “...İdare Mahkemesi tarafından, Dereköy

Köyü’nün, Jandarma tarafından düzenlenen listelerde ‘kısmen boşaldığının’

belirtilmesi, ayrıca Dereköy Köyü'ne ilişkin nüfus,

seçim vb. hususlar dikkate alınarak Dereköy Köyü’nün

tamamen boşaltılmadığı sonucuna varılmış ise de;...Jandarma tutanağında Dereköy Köyü ve mezralarda ikamet eden vatandaşların terör

olayları nedeniyle 1993 yılında köy ve mezraları boşaltarak başka yerleşim yerlerine

göç ettiklerinin belirtildiği; ayrıca Batman İl Jandarma Komutanlığı’nın

....yazısına ekli listede, Şahinli Mezrası’nın ‘terör olaylarından tamamen

etkilendiğinin’ belirtildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, Şahinli

Mezrası’nın ‘terör eylemleri’ veya ‘terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler’ nedeniyle idarece veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılıp

boşaltılmadığına ilişkin çelişkili bilgiler yer aldığı anlaşılmakta olup; İdare

Mahkemesi’nce yapılacak araştırma ile söz konusu belgeler arasındaki çelişki

giderilerek, uyuşmazlık konusu dönemde adı geçen mezrada köy korucuları dışında

oturan olup olmadığı...hususunun araştırılması ve bu hususun tereddüde yer

bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmasından sonra bir karar verilmesi

gerekmektedir.” gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiş,

başvurucu Hüseyin Çelik tarafından açılan davada verilen kararın onanmasına

hükmedilmiştir.

13. Danıştayın bozma kararları üzerine Batman İdare Mahkemesi

ekli tablonun (G-2) sütununda gösterilen tarihlerde “...davacının ikamet ettiği Şahinli Mezraasının

bağlısı olduğu Dereköy Köyü’nün yerleşik bir

nüfusunun olması, yerel ve genel seçimlerin yapılması, köyde 1987-2000 yılları

arasında korucu ailesi dışında 100 hanenin ikamet etmesi ve davacı vekilince

sunulan tutanaktan daha sonra İlçe Jandarma Komutanlığı’nca her bir köy ve mezraada yapılan inceleme, resmi kurumlardan alınan bilgi

ve belgeler birlikte değerlendirildikten sonra hazırlanan çizelgede “kısmen”

boşaldığının belirtilmesi karşısında, davacının ikamet ettiği yerleşim yerinin

“tamamen boşalmamış” olması, diğer bir ifadeyle nesnel güvenlik kaygısının

yaşanmamış olması ve davacıya yönelik herhangi bir terör tehdidi ya da

saldırısının bulunmaması nedenleriyle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmadığı...” gerekçesiyle davaların reddine hükmedilmiştir.

14.

Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun (H-2) sütununda gösterilen

tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesi ilamları ile

kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz

nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.

15.

Onama kararları başvuruculara tebliğ edilmiş ve muhtelif tarihlerde yasal

süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

16.

5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4.

maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki

Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve

E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008

tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (bkz. Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

17.

5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle

değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Yaralanma, engelli

hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı

ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı

katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,

b) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere

dört katından yirmidört katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit

edilenlere yirmibeş katından kırksekiz

katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit

edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki

katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin

mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e)

bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk

Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18.

Mahkemenin 15/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucuların

2013/5809 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

19.

Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları taleplerin ve akabinde

açtıkları davaların reddedildiğini, idare tarafından köy halkına “köy korucusu

ol ya da köyü terk et” şeklinde yapılan baskının ve zorlamanın Mahkemece

dikkate alınmadığını, dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve güvenlik

nedeniyle köylerinin boşaltılmış olduğunu belirten belgeler dikkate

alınmaksızın terör örgütü mensuplarınca hısımları S.Ç.nin

PKK tarafından yola döşenen mayının patlaması sonucu olay yerinde ölmesi,

M.M.Ç. ve Hamit Çelik’in terör örgütü tarafından kaçırılması ve yedi gün

alıkonularak serbest bırakılmasına dair özel durumları dikkate alınmadan köyün

tamamen boşalmamış olduğu soyut gerekçesine ve kendilerine yönelik bir terör

tehdidi ya da saldırısının bulunmamasına dayanılarak sundukları belgeler

değerlendirilmeksizin idare tarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını,

bu belgeler kendilerine tebliğ edilmediği için savunma yapma imkânının kendilerine

tanınmadan karar verildiğini ve bunun adil olmadığını belirtmişlerdir.

20.

Başvurucular ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, sundukları

belgeleri dikkate almaksızın idarece sunulan belgelere dayalı olarak karar

veren mahkemenin tarafsız olmadığını, çelişkili ve gerçeği yansıtmayan

belgelere dayanılarak karar verildiğini, aynı yerleşim yerinden daha önceki bir

tarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde

karar verdiğini fakat yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve

inceleme yapılmayarak davalarının reddine karar verildiğini, bu nedenle makul

ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen kendilerine tazminat ödenmemesi

yönünde karar alınarak ayrımcılığa maruz kaldıklarını, idarenin can ve mal güvenliğini

sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet haklarından yoksun

kaldıklarını ve derece mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle

zararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yer almayan bir nedene

dayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca taleplerinin reddedildiğini, ayrıca

yaptıkları başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.

ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler ve

maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

21. Başvuru

dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucuların, 5233 sayılı Kanun

kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucular, Mahkemece verilen ret kararları neticesinde idarenin can ve

mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet

hakkından yoksun kalmaları karşısında bir giderim sağlanması imkânının

kendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlal iddiaları,

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucu

verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiası yönünden

ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlal iddiaları aşağıdaki

başlıklar altında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği İddiaları

22. Başvurucular,

5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları giderim taleplerinin mukim oldukları

köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ancak aynı

yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun

tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve yargı mercilerince bu kararlar

konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak davalarının reddine

hükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen

tazminat ödenmemesi yönünde kararlar alındığını belirterek Anayasa’nın 10.

maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

23. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda,

tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı

iddiası; daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarda, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı

olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi

belirtilen iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da

sunmamış oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,

§§ 43-48; Cahit Tekin, B.

No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

24.

Somut başvurular açısından yapıldığı iddia

edilen ayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda

bulunulmadığı, belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve

kanıt sunulmadığı gibi farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

25.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

i. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği

İddiaları

26.

Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen

belgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmişlerdir.

27.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzer iddialar daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarda, başvurulara konu yargılamalarda hâkimin tarafsızlığına ilişkin

karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten hâkimin taraflardan

birine yönelik önyargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel bir kanaati veya

menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu olduğunu ortaya

koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucuların anılan iddialarının

açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).

28.

Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan

kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

29.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemede yargılanma haklarının

ihlal edildiği iddialarının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerinin

İhlal Edildiği İddiaları

30.

Başvurucular, sundukları bilgi, belge, deliller dikkate alınmaksızın sadece

idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere dayanılarak

İlk Derece Mahkemeleri tarafından davalarının reddine karar verildiğini

belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

31.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel

başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda,

başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıp

karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamen

boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti için

de bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu

belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da ilk derece mahkemesi kararlarına

aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç ilk derece

mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir.

Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgeler

ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürme

imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyan

dilekçeleri kapsamında mahkemelerce, idare ve başvurucular tarafından sunulan

belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkik

ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyaları

kapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir

imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude

Yaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin,

§§ 70-72).

32.

Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerde

başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucular

açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığı sonucuna

varılmıştır.

33.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılanma ilkesinin ihlal

edildiği iddialarının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

34.

Başvurucular, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dair

yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmişlerdir.

35.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda, başvurucuların hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hariç

olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği

iddia edilen taleplerinin derece mahkemeleri kararlarında denetlenerek

reddedildiği, bu nedenlerle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

§§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).

36.

Somut başvuruların incelenmesinde, başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı

Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında derece mahkemelerince

yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idari

kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında değerlendirildiği,

başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen

istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. §§ 11-14), İlk Derece Mahkemelerince

oluşturulan kararlar ve gerekçeleri hukuka uygun bulunmak suretiyle kanun yolu

mahkemelerinin denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu bakımdan

başvurucuların -hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel

durumlarının değerlendirilmesi hususu dışında- gerekçeli karar haklarının ihlal

edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesini gerektiren bir

yön bulunmamaktadır.

37.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlal edildiği

iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iv. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

38. Başvurucular,

5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri giderim taleplerinin

değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul

sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan

makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

39. 5233

sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindeki

yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarda, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm

koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve

yargılama sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate

alınarak uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve

özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda

sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul

sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

41. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun (D) sütunu) ile nihai karar tarihleri

(bkz. ekli tablonun (H) sütunu) arasında geçen ve ekli tablonun (I) sütununda

her bir başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama

süreçlerinde uyuşmazlığın karara bağlanması

konusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek

bir gecikmenin olduğu tespit edilemediğinden, başvurular açısından

farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucuna

varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul süreyi aştığını

ileri sürdükleri yargılamaların uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlal

saptanmadığından başvuruların bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

v. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiği İddiaları

43. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44.

Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları başvuruların ekli

tablonun (C) sütununda yakınlık derecesi belirtilen hısımları S.Ç.nin PKK tarafından yola döşenen mayının patlaması

sonucu olay yerinde ölmesi, M.M.Ç. ve Hamit Çelik’in terör örgütü tarafından

kaçırılması özel durumlarının dikkate alınmaksızın Mahkemece mukim oldukları

köyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnel ölçütten hareketle

reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyete

uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

45.

5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, terör dışındaki ekonomik ve sosyal

sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle

bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kapsam

dışında olduğu belirtilmiştir.

46.

Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle ekonomik ve sosyal

nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan zararların yoğunluğu

karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilebilecek zararların

tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas edilmesi zorunlu

görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim yerinde sürekli yaşayan

kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere

göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku ve

endişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden

hareket eden yargısal makamlar, kişiden kişiye değişebilen bir duygu olan

güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranın

tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadece

geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte

dayandırılmasını zorunlu görerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim

yerinin kısmen boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde

yaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan

hareketle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine

yasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; Cahit

Tekin, §§ 84, 85).

47.

5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin belirtilen Kanun kapsamında

değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve Kanun’un kapsamının

belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut olayın bu ölçüt

uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece mahkemelerine ait

olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce bireysel başvuru

konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından

yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen hususlara ilişkin iddiaların

maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması bağlamında kanun

yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu

belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Sabri Çetin, §§ 45, 50; benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §

88). Bu konudaki takdir, esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece

mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda, anayasal bir

temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı

bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

48.

Başvurucuların, ekli tablonun (C) sütununda yakınlık derecesi belirtilen

kişilerin ölmesinden ve kaçırılmasından kaynaklanan güvenlik kaygısıyla

köylerini terk ettikleri, bu çerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun

kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdükleri ve belirtilen vakıaya

ilişkin tutanaklar ile soruşturma evrakını derece mahkemelerine ibraz ederek

yerleşim yerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terk

ettikleri noktasındaki öznel durumlarının dikkate alınmasını talep ettikleri

anlaşılmaktadır.

49.

Bu çerçevede bir başvurucunun kendisi ve bir kısım başvurucunun en yakın aile

fertlerinden olan ve ekli tablonun (C) sütununda hısımlık derecesi belirtilen

kişilerden S.Ç.nin mayın patlaması sonucu ölmesi,

M.M.Ç. ve Hamit Çelik’in terör örgütü mensuplarınca kaçırılması, yedi gün

alıkonulduktan sonra serbest bırakılması ve bu olaylar hakkında yargılama

dosyalarındaki somut bulgular, tespit tutanakları dikkate alındığında

belirtilen olay akabinde başvurucuların yerleşim yerlerinden ayrıldıkları

iddiası karşısında başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilebilmesi için nesnel ölçütten yararlanılması tek başına yeterli

olmayıp yerleşim yerlerini terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle terk edip etmedikleri noktasında farklı bir

karine veya ölçüt arayışına girilmesi gerekmesine rağmen derece mahkemelerince

anılan incelemelerin yapılmadığı tespit edilmiştir. Talepler hakkında

değerlendirme yapılırken başvurucuların özel durumlarının incelenmemesi,

Kanun’un amacının yanı sıra yakınları terör örgütü mensuplarınca öldürülen veya

yakınları ya da kendileri terör örgütü mensuplarınca kaçırılan başvurucuların

yerleşim yerlerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı ile terk

edip etmedikleri konusundaki maddi vakıanın tespitine de uygun görünmemektedir.

50.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına

alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

51.

Başvurucular, başvuru formlarında belirtikleri maddi tazminat miktarlarının

ödenmesine hükmedilmesini talep etmişlerdir.

52.

Mevcut başvurularda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundan

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

Batman İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53.

Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber

yeniden yargılama yapılmak üzere kararların ilgili Mahkemelerine gönderilmesine

karar verilmesinin başvurucuların ihlal iddiası açısından yeterli bir giderim

oluşturduğu anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

54.

Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500 TL vekâlet ücretinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1.

Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Çelişmeli yargılanma

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdare Mahkemesine

gönderilmesine,

D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan 198,35 TL harcın AYRI

AYRI BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE ve başvuruculara 1.500 TL vekâlet ücretinin

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA

15/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucular

:

Emine ÇELİK ve diğerleri [bkz. Ekli Tablonun (B) Sütunu]

Vekilleri

:

Av. Saim BOZKURT

5

4

3

2

1

Sıra

2013/9158

2013/9157

2013/7552

2013/5813

2013/5809

Başvuru Numarası

A

Mehmet Şükrü ÇELİK

Hamit ÇELİK

Hüseyin ÇELİK

Naziye ÇELİK

Emine ÇELİK

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

B

Hamit Çelik’in babası,

M.M.Ç.’nin kardeşi

Kendisi

S.Ç.’nin

babası

M.M.Ç.’nin

eşi

M.M.Ç.’nin

kardeşinin eşi

Mağdur

ile Yakınlık Derecesi

C

4/4/2006

9. 403

3/1/2006

8. 561

5/9/2007

13. 445

6/1/2006

8. 697

6/1/2006

8. 695

Komisyona

Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası

D

6/1/2011

2011/1-92

6/1/2011

2011/1-86

6/1/2011

2011/1-73

6/1/2011

2011/1-91

6/1/2011

2011/1-89

Komisyon

Karar Tarihi ve Numarası

E

22/2/2011

22/2/2011

22/2/2011

22/2/2011

22/2/2011

Dava Tarihi

F

2. 28/11/2012

1. 23/11/2011

2. 19/11/2012

1. 23/11/2011

23/11/2011

2. 14/9/2012

1. 23/11/2011

2. 14/9/2012

1. 25/11/2011

Yerel

Mahkeme Karar Tarihi

G

2. 5/6/2013

1. 22/5/2012

2. 5/6/2013

1. 22/5/2012

14/3/2013

2. 28/3/2013

1. 22/5/2012

2. 28/3/2013

1. 22/5/2012

Temyiz

Yolu Karar Tarihi

H

7 yıl 2 ay

7 yıl 5 ay

5 yıl 6 ay

7 yıl 2 ay

7 yıl 2 ay

İdari ve

Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre

I

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5809, 15 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa'nın
  12. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki
  13. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  14. M. Emin KUZ
  15. A
  16. B
  17. C
  18. D
  19. E
  20. F
  21. G
  22. H
  23. I
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5809
Tarih
15 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Engin Demir Başvurusu (B. No: 2013/2947)
  • Ali Çakmak ve Şerefnaz Aygül Başvurusu (B. No: 2013/5961)
  • Faik Özgür Erol ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6160)
  • Meleke Kurcak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9568)
  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2015/9192)
  • Musa Kaya Başvurusu (B. No: 2013/3828)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.