İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Meleke Kurcak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9568)

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi ve mahkeme kararının

Başvuru No2013/9568Tarih1 Aralık 2015Okuma16 dk · 3.151 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Meleke Kurcak Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
1 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/9568
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.151 kelime·16 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi ve mahkeme kararının

uygulanmaması nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/12/2013 tarihinde Tekirdağ İş Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 22/4/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 16/5/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular

bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.

Bakanlığın 8/7/2014 tarihli görüş yazısı başvuruculara tebliğ edilmiş,

başvurucular 5/8/2014 tarihinde Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını

sunmuşlardır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucuların murisi 29/2/2000 tarihinde meydana gelen iş

kazası sonucu vefat etmiştir.

8. Başvurucular 5/1/2001 tarihinde H.A., S.Ö., H.Ş., Sağlık

Bakanlığı, Yuvaş A.Ş. ve Yüksek Öğrenim Kredi ve

Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü (Yurtkur) aleyhine

Tekirdağ İş Mahkemesinde açtıkları davada, murislerinin davalılara ait

işyerinde çalıştığı sırada verilen talimat üzerine sağlık ocağının kalorifer

kazanının bulunduğu yere gittiğini, bu kısmın su ile dolması ve ortamda elektrik

kaçağı bulunması nedeniyle elektrik akımına kapılarak vefat ettiğini ileri

sürerek maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmişlerdir.

9. a. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca H.A. ve H.Ş. hakkında

yapılan soruşturma sonucunda 20/12/2000 tarihinde, şüpheliler hakkında

soruşturma izni verilmemesi nedeniyle takipsizlik kararı verilmiştir.

b. Anılan karara yapılan itiraz, Kırklareli Ağır Ceza

Mahkemesinin 12/1/2001 tarihli ve 2000/23 Değişik İş sayılı kararıyla

reddedilmiştir.

10. a. Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünün (SSK),

kazanın iş kazası olmadığı gerekçesiyle başvuruculara maaş bağlamaması üzerine

başvurucu Meleke Kurcak, 10/9/2001 tarihinde SSK, Yurtkur ve Yuvaş A.Ş. aleyhine

Tekirdağ İş Mahkemesinde iş kazasının tespiti davası açmıştır.

b. Mahkemece 26/9/2003 tarihli ve E.2001/135, K.2003/112 sayılı

kararla davanın kabulüne ve kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar

verilmiştir.

c. Karar, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 30/3/2004 tarihli ve

E.2004/265, K.2004/3023 sayılı ilamıyla onanmıştır.

11. a. Başvurucu Meleke Kurcak

12/9/2005 tarihinde SSK aleyhine Tekirdağ İş Mahkemesinde açtığı davada, iş

kazasına dayalı aylıkların geç ödenmesi nedeniyle bundan doğan zararın

tazminini talep etmiştir.

b. Mahkemece 15/5/2007 tarihli ve E.2005/298, K.2007/156 sayılı

kararla davanın kabulüne karar verilmiştir.

c. Temyiz üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22/12/2008

tarihli ve E.2007/17913, K.2008/16510 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

12. Başvurucuların açtığı tazminat davası neticesinde Tekirdağ

İş Mahkemesinin 10/6/2009 tarihli ve E.2001/3, K.2009/146 sayılı kararıyla

davanın kısmen kabulüne; başvurucular Meleke Kurcak,

Samet Kurcak ve Emre Kurcak

için 79.567,95 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminatın; başvurucular Nazire Kurcak ve Hilmi Kurcak için

toplam 5.000 TL manevi tazminatın davalılar H.Ş., Sağlık Bakanlığı, Yurtkur ve Yuvaş A.Ş.den tahsiline karar verilmiştir.

13. Başvurucular, anılan karara dayalı olarak Tekirdağ 2. İcra

Müdürlüğünün E.2009/9781 sayılı dosyasında davalılar aleyhine icra takibi

başlatmışlardır.

14. Tarafların kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk

Dairesinin 24/2/2011 tarihli ve E.2009/15241, K.2011/1563 sayılı ilamıyla

tarafların manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının reddine ve maddi

tazminatın hesaplanmasında hata yapıldığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar

verilmiştir.

15. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda

14/12/2012 tarihli ve E.2011/83, K.2012/300 sayılı kararla başvurucular Meleke Kurcak, Samet Kurcak ve Emre Kurcak için 82.589,18 TL maddi, 15.000 TL manevi

tazminatın; başvurucular Nazire Kurcak ve Hilmi Kurcak için toplam 5.000 TL manevi tazminatın davalılar

H.Ş., Sağlık Bakanlığı, Yurtkur ve Yuvaş A.Ş.den tahsiline karar

verilmiştir.

16. Davalıların temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 21. Hukuk

Dairesinin 22/10/2013 tarihli ve E.2013/6442, K.2013/18966 sayılı ilamıyla

hüküm onanmıştır.

17. Karar 21/11/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucular 16/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

19. Tekirdağ 2. İcra Müdürlüğünün 26/10/2015 tarihli yazısından

icra dosyasında, toplam borç miktarının 540.129,60 TL olduğu, bu miktarın

279.160,91 TL’sinin Yurtkur tarafından, 260.968,69

TL’sinin Sağlık Bakanlığı tarafından ödendiği ve 13/10/2015 tarihinde dosyanın

infaz edilerek işlemden kaldırıldığı anlaşılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

20. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”

22. 6098 sayılı Kanun’un 55. maddesi şöyledir:

“Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu

Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya

tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan

ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan

indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile

artırılamaz veya azaltılamaz.

Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile

idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen

veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem

ve davalarda da uygulanır.”

23. 6098 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya

ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın

ödenmesine karar verilebilir.”

24. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar

Kanunu'nun 26. maddesi şöyledir:

“(Değişik fıkra: 20/06/1987

- 3395/2 md.) İş kazası ve meslek hastalığı,

işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği

ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir

hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi

kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin

tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22nci maddede belirtilen

tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı ... Kurumca işverene ödettirilir. (Ek cümle:

29/07/2003 - 4958 S.K./28. md.)

İşçi ve işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.

İş kazası veya meslek hastalığı, 3 üncü birkişinin kasıt veya

kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber

zarara sebep olan 3 üncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara

Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.

(Ek fıkra: 24/10/1983 -

2934/3 md.) Ancak; iş kazası veya meslek hastalıkları

sonucu ölümlerde bu Kanun uyarınca hak sahiplerine yapılacak her türlü yardım

ve ödemeler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kasdı veya kusuru bulunup da aynı iş kazası veya meslek

hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu edilemez.”

25. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve

Kontrol Kanunu’nun 34. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Ödeme

emri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarak

emanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veya

hizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyen

emanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen

tutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.

Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm

ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma

sırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu

idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve

benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesi

halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi

talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.”

26. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’nun 443. maddesi şöyledir:

“Temyiz dava icrayı tehir etmez. Ancak müstedi indettemyiz haksız

çıktığı takdirde mahkümun bihi

eda ve teslim edeceğine dair kefaleti kaviye göstermek veyahut mahkümunbih olan nutuk ve eşyayı bir mevkii resmiye

depozito etmek veya hasmı tarafından emval ve emlakı

haczedilmiş olmak şartiyle Mahkemei

Temyiz talep üzerine müstacelen icranın tehirine karar verebilir.

Müstedi Devlet ise veya müzahareti

adliyeye nail olup da davanın ve hükmün mahiyetine ve ahvali saireye nazaran icranın tehiri icap ediyorsa bila teminat icranın tehirine karar verilebilir.

Nafaka hükümleri müstesnadır.

Gayrimenkule ve buna mütaallik

aynı haklara ve aile ve şahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz.

(Ek:12/6/1979-2248/9 md.) Hükmün kesinleştiği; ilamın altına veya arkasına

yazılıp tarih ve mahkeme mührü konmak ve mahkeme başkanı veya hakimi tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir.”

27. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesi şöyledir:

“İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu,

hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut

hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek

taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun

hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması

için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan karar

alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre

ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.

Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise

teminat gösterme zorunluluğu yoktur.

…”

28. 2004 sayılı Kanun’un 82. maddesinin 1. fıkrası şöyledir:

“Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:

1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz

olmadığı gösterilen mallar,

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 1/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 16/12/2013 tarihli ve 2013/9568 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

30. Başvurucular; murislerinin iş kazası sonucu vefatı üzerine

Tekirdağ İş Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açtıklarını; Mahkemece

verilen ilk kararın Yargıtay tarafından maddi tazminatın hesaplanmasındaki hata

yönünden bozulduğunu, Mahkemece yeniden karar verildiğini, davalıların temyizi

üzerine Yargıtay tarafından 22/10/2013 tarihinde hükmün onandığını, hükmedilen

tazminatın 1/4’ünün davalı Yurtkur tarafından

ödendiğini, kalan miktarın ödenmediğini ve ne zaman ödeneceğinin de belli

olmadığını, davalı kurumların mallarına haciz konulamaması nedeniyle tazminatın

tahsil edilemediğini, 14 yıl süren yargılama süresince mağdur olduklarını, uzun

süren yargılamaya rağmen tazminatın hâlen ödenmediğini belirterek mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

31. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucuların,

Tekirdağ İş Mahkemesinin kararına rağmen maddi ve manevi tazminatın idare

tarafından ödenmediğini belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ve 14

yıl süren yargılama süresince mağdur olduklarını ileri sürdükleri

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların Mahkemece hükmedilen tazminat

alacaklarının Yurtkur ve Sağlık Bakanlığı tarafından

ödendiği, 13/10/2015 tarihinde Tekirdağ 2. İcra Müdürlüğünün dosyasının infaz

edilerek işlemden kaldırıldığı anlaşılmıştır.

32. Mahkeme kararlarının uygulanmaması veya geç uygulanması

mülkiyet ve adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali

iddiaları altında incelenmekteyse de Mahkemece hükmedilen tazminatın

başvuruculara ödenmiş olması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlali iddialarının

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Ayrıca başvurucuların yargılamanın

makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında makul

sürede yargılanma haklarının ihlali iddiasında bulundukları dikkate alındığında

mahkeme kararlarının icra sürecinin de makul sürede yargılanma hakkı kapsamında

değerlendirilebileceği hususu göz önünde bulundurularak (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 52) başvurucuların adil yargılanma hakkı kapsamındaki ihlal

iddialarının tamamı makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

33. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi neticesinde

başvurucuların, makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle adil yargılanma

haklarının ihlal edildiği iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de

bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

34. Başvurucular, Tekirdağ İş Mahkemesinde açtıkları maddi ve

manevi tazminat davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

35. Bakanlık, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasına

ilişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

36. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında

ilgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul

sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 38, 39).

37. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve

diğerleri, §§ 41–45).

38. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda iş kazası sonucu meydana gelen ölüm üzerine başvurucular tarafından

açılan maddi ve manevi tazminat davasında 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş

Mahkemeleri Kanunu, 1086 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğuna kuşku yoktur.

39. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle

davanın ikame edildiği tarih olup somut başvuru açısından bu tarih

5/1/2001’dir.

40. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan

ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa

yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Benzer yönde AİHM kararı için bkz. Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997, §

40).

41. AİHM’e göre, hangi yargı makamı

verirse versin, bir yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesi, 6. madde

anlamında "dava"nın tamamlayıcı unsuru

olarak değerlendirilmelidir (Burdov/Rusya, B.

No: 59498/00, 7/5/2002, § 34).

42. Nitekim AİHM, mahkeme tarafından verilen hükmün yerine

getirilmesini, Sözleşme’nin 6. maddesi bakımından yargılamanın bütünleyici bir

parçası olarak görmekte ve yargılamanın uzunluğuyla ilgili davalarda da

incelemektedir (Di Pede/İtalya, B.

No: 15797/89, 26/9/1996, §§ 20-24).

43. Yargılama sürecinin bitiş tarihi, çoğu zaman icra aşamasını

da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Somut

başvuru açısından bu tarih, Tekirdağ İş Mahkemesince verilen ve Yargıtay 21.

Hukuk Dairesince 22/10/2013 tarihinde onanan hükmün Yurtkur

ve Sağlık Bakanlığı tarafından icra edildiği 13/10/2015 tarihidir.

44. Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olarak yapılan

değerlendirmede önemli bir ölçüt olan başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri çerçevesinde,

gerek bireylerin ekonomik geleceği gerek çalışma barışı açısından arz ettiği

önem nazara alındığında iş ve sosyal güvenlik hukukuna ilişkin davaların

ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesi

gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemeler

dışında sözlü yargılama usulüne tabi özel bir iş yargılaması sistemi ihdas

ederek iş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı,

basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013,

§ 59).

45. 6100 sayılı Kanun’un 447. maddesiyle daha önce yürürlüğe

girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış ve

bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılama

usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü yazılı yargılama usulünden daha

basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay

bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir

yargılama usulüdür (Nesrin Kılıç, §§

64, 65).

46. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde başvurucuların

murislerinin iş kazası sonucu vefat etmesi üzerine başvurucuların; maddi ve

manevi zararlarının tazmini istemiyle H.A., S.Ö., H.Ş., Sağlık Bakanlığı, Yuvaş A.Ş. ve Yurtkur aleyhine

Tekirdağ İş Mahkemesinde dava açtıkları, Mahkemece 10/6/2009 tarihinde verilen

karara dayalı olarak Tekirdağ 2. İcra Müdürlüğünün E.2009/9781 sayılı

dosyasında icra takibi başlattıkları anlaşılmıştır.

47. Tarafların temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin

24/2/2011 tarihli ilamıyla hükmün bozulması sonucu Mahkemece; 14/12/2012

tarihinde davanın kısmen kabulüne, maddi ve manevi tazminatların davalılar

H.Ş., Sağlık Bakanlığı, Yurtkur ve Yuvaş A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği; başvurucuların,

anılan karara dayalı olarak Tekirdağ 2. İcra Müdürlüğünün E.2009/9781 sayılı

dosyasında başlattıkları icra takibine devam ettikleri belirlenmiştir.

48. Davalıların temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesince

22/10/2013 tarihinde hükmün onanarak kesinleştiği, icra dosyasında borçlu

sıfatıyla yer alan Yurtkur ve Sağlık Bakanlığı

tarafından icra takip dosyasındaki borcun ödendiği ve 13/10/2015 tarihinde

takip dosyasının infazen işlemden kaldırıldığı,

dolayısıyla yargılama sürecinin anılan tarih itibarıyla sona erdiği

anlaşılmıştır.

49. 5521 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede sonuçlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (Hayrettin Ekim, B. No: 2013/3442,

20/3/2014, §§ 33-55).

50. Başvuruya konu davanın incelenmesi neticesinde hukuki

meselenin çözümündeki güçlük, davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği çerçevesinde davaya bütün olarak

bakıldığında davanın karmaşık nitelikte olmadığı belirlenmiştir. Dolayısıyla

somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön

bulunmadığı, yargılama sürecinin başladığı tarihten itibaren Yurtkur ve Sağlık Bakanlığı tarafından Mahkemece hükmedilen

tazminat miktarının icra takibine dayalı olarak ödendiği ve dosyanın işlemden

kaldırıldığı tarihe kadar devam eden on dört yıl dokuz aylık yargılama sürecinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

52. Başvurucular, anayasal haklarının ihlal edildiğinin tespiti

ile ayrı ayrı 25.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın ödenmesini talep

etmişlerdir.

53. Bakanlık görüşünde, başvurucuların tazminat talebi konusunda

değerlendirme yapılmamıştır.

54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi

yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

55. Başvurucuların tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin on dört yıl

dokuz aylık yargılama süresi nazara alındığında yargılama faaliyetinin uzunluğu

sebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucular Meleke Kurcak, Samet Kurcak ve Emre Kurcak’a net

21.600 TL manevi tazminatın müştereken ödenmesine; başvurucular Hilmi Kurcak ve Nazire Kurcak’a net

21.600 TL manevi tazminatın müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş

olmakla beraber tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500

TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle başvurucular Meleke Kurcak, Samet Kurcak ve Emre Kurcak’a net 21.600 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE, başvurucular Hilmi Kurcak ve Nazire Kurcak’a net 21.600 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D.

198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama

giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E.

Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru

tarihlerinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması

hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal faiz uygulanmasına

1/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucular : 1. Meleke KURCAK 2. Samet KURCAK 3. Emre KURCAK 4. Nazire KURCAK 5. Hilmi KURCAK Vekili : Av. Fahrettin KANER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9568, 1 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa’nın
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/9568
Tarih
1 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2015/9192)
  • Musa Kaya Başvurusu (B. No: 2013/3828)
  • Özcan Pektaş Başvurusu (B. No: 2013/6879)
  • Seyfi Polat Başvurusu (B. No: 2013/7020)
  • Ergin Atabey Başvurusu (B. No: 2013/8777)
  • Gülşen Bozkurt Başvurusu (B. No: 2013/4211)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.