İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ergin Atabey Başvurusu (B. No: 2013/8777)

1. Başvuru,

Başvuru No2013/8777Tarih16 Aralık 2015Okuma14 dk · 2.892 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ergin Atabey Başvurusu

Karar tarihi
16 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/8777
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.892 kelime·14 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru,

hükümlü olarak cezaevinde bulunan başvurucuya açlık grevi nedeniyle disiplin

cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/12/2013 tarihinde Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/3/2014 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, başvuru tarihinde Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

6. Başvurucu; 64 kişiyle birlikte 6/11/2012 tarihinde Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) hitaben yazmış olduğu dilekçeyle terör örgütü lideri

Abdullah Öcalan’a uygulandığı iddia edilen tecride ve Kürt dili üzerinde

uygulandığı iddia edilen yasak ve kısıtlamalara son verilmesini; mahkeme, kamu

alanları ve sosyal yaşam alanlarında Kürtçe kullanımının serbest olmasını ve

yasal hâle getirilmesini talep ederek süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi

eylemine başladıklarını bildirmiştir.

7. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı başvurucu

hakkında açlık grevi yapması nedeniyle disiplin soruşturması başlatmıştır.

Disiplin Kurulu Başkanlığı 14/11/2012 tarihli ve 2012/361 sayılı kararında

13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (g) bendi gereğince

başvurucunun “3 Ay Süre İle Bazı

Etkinliklere Katılmaktan Men Cezası (Kütüphane, açık saha, çok amaçlı spor

salonu ve iş atölyeleri faaliyetleri)” ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir.

8. Başvurucu, anılan karara karşı Bolu İnfaz Hâkimliğine

itirazda bulunmuştur. Başvurucuya hakları hatırlatıldıktan sonra hakkında

verilen disiplin cezasına ilişkin olarak diyecekleri sorulmuştur. Başvurucu,

tercüman bilirkişi eşliğinde alınan savunmasında “Ben de arkadaşların beyanlarına katılıyorum ve cezanın iptalini talep

ediyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

9. Bu beyanlar şu şekildedir:

“Bizim bu açlık grevini

başlatmamızın nedenleri iki sebep üzerine dayalıdır. Birincisi önderimiz

Abdullah Öcalan’ın hapishanede tecritte tutulmasıdır. İkincisi talebimiz de

Kürt dilinin kullanılması amacına yönelikti ve Kürt dili üzerindeki yasakların

kaldırılması amaçlanmıştı.

Birinci amacımız kapsamında önderimiz Abdullah

Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlüğünün sağlanması idi. Önderimiz Abdullah Öcalan’ın

bulunduğu yerin güvenlik açısından güvenli değildir. Geçen dönemde önderimiz

karşısında orada farklı biçimlerde saldırılar gerçekleşti. Bunlardan birisi

zehirlenme girişimi şeklinde oldu, isteği dışında saçları kesildi ve fiziki

olarak darp eylemine maruz bırakıldı. Dışarı ile iletişim kurması ve kendisini

savunmasını sağlıklı bir biçimde yapabileceği gerekli koşulların sağlanması

gerekli idi ve bu olumsuz şartlar devam ettiği sürece hayati tehlike içerisinde

bulunmakta idi.

Bu şartlardan dolayı 15 yıldır sağlığı

bozulmuştur tutulduğu yerde yeni yeni hastalıkları ortaya çıkmıştır. Orada

görevli bulunan sivil doktorların tedavide yetersiz kaldığı görülmüş bundan

dolayı da bağımsız doktor heyetinin görevlendirilmesi gerektiği ortaya

çıkmıştır. Ve bu bağımsız doktor heyetinin gidip muayene ve tedavi yapabilmesi

için gerekli şartların da sağlanması lazımdı. Ayrıca bir diğer nokta da

özgürlüğüne ilişkin koşulların gerçekleştirilmesi idi. Önderimiz Abdullah

Öcalan aynı zamanda bir halk önderidir. Kendisi ile şu an diyalog ve müzakere

yürütülmektedir. Bu nedenle herkesle rahatça ilişki ve diyalog kurabilmesi

gerekmektedir bu nedenle de özgürlük şartlarının oluşması gerekmektedir. İzah

ettiğimiz bu gerekçeler ile açlık grevi başlatmıştık.

Bir diğer gerekçemiz ise dil ve dilin

kullanılması ile ilgili engellerin ortadan kaldırılması, ana dilde savunma

yapma hakkının sağlanması idi cumhuriyet kurulduğu tarihten bu tarafa Kürt dili

üzerinde bir yasaklama politikası yürütülmüştür. Hayatın her alanında bu yasak

sürdürülmüştür. Bu ise insanlık dışı bir yasak olmaktadır. Kürt dilinin

kullanması Kürt halkının doğal bir hakkıdır bu yasağın kaldırılması ve gerek

hukuki, siyasi ve eğitsel alanda dilin kullanılmasının önünün açılmasını

amaçladık bu gereklilik nazara alınarak yasakların kaldırılması amacıyla açlık

grevini başlattık.

Cezaevi disiplin kurullarının ve yönetiminin

hakkımızda disiplin cezasını tertip ettikleri vakit genel olarak taraf vaziyeti

almaktadırlar ve bizlere karşı taraflı olmaktadırlar resmi bir kuruluş

olduğundan taraf mantığı ile hareket etmektedirler. Hukuki mantık içerisinde

taraf olan bir kurum kuruluş ya da kişinin bir karar verme yetkisi de yoktur.

Açlık grevine gitmek suç olmayıp, ahlaki ve vicdani bir tutum ve davranış

olarak değerlendirilmelidir suç olarak kabul edilemez. Danıştay bir kararında

açlık grevleri ile ilgili olarak suç olmadığına dair bir karar vermiştir.

Mahkemenin bu hususlara nazara almasını ve hakkımızda tertip edilen cezanın

iptaline karar verilmesini talep ediyoruz. Bazı arkadaşlarımız pratikte açlık

grevine girdi ve bazılarımız da dilekçe vermek suretiyle yani rahatsızlıkları

sebebiyle fiilen açlık grevi yapmasalar da dilekçe ile manevi destek verdiler

bunlar nazara alınmadan ceza tertip edildi ve toplu bir tutumla ceza tertip

edilmiştir. Açlık grevi ve benzeri eylemler suç teşkil etmemelidir. Ayrıca

açlık grevine fiilen girmeyip sadece dilekçe vererek destek verenlerin eylemi

ise düşünce özgürlüğü kapsamındadır bunların hiç suç sayılmaması lazım. İnfaz

hakimliğince bütün bu hususların nazara alınarak cezanın değerlendirilmesi ve

iptaline karar verilmesidir. Suç işleme kastıyla hareket edilmemişti.”

10. Bolu İnfaz Hâkimliği 25/9/2013 tarihli ve E.2013/75,

K.2013/1737 sayılı kararı ile başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.

Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…Hükümlü iddiası, disiplin

kurulu kararı, karardaki gerekçe ve dosya kapsamı hep birlikte

değerlendirildiğinde usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilen Bolu F Tipi

Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu

Başkanlığı' nın 14/11/2012 tarih ve 2012/361 Karar

sayılı kararına karşı yapılan hükümlünün İTİRAZININ REDDİNE karar vermek

gerekmiş(tir).”

11. Başvurucunun İnfaz Hâkimliğinin kararına yaptığı itiraz,

Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 6/11/2013 tarihli kararı ile “usul ve yasaya uygun bulunarak”

reddedilmiştir. Karar 14/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu 2/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun “İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar”

kenar başlıklı 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi,

duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek

gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında

resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca

ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı

görüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Disiplin cezasına karşı

yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını

aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra

kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Hükümlü veya tutuklu,

savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla

birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008

S.K./5.md.) İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını

ceza infaz kurumunda da alabilir.”

14. 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesi şöyledir:

“(1) Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir

yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun,

tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı

davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile

ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.

(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan

kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını

engellemez.”

15. 5275 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

(g) bendi şöyledir:

“(1) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma

cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar süreyle kurumun kültürel ve spor

etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakılmasıdır.

(2) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma

cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

…

g) Açlık grevi yapmak.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 16/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurucunun 2/12/2013 tarihli ve 2013/8777 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, hükümlü bulunduğu cezaevinde 6/11/2012 tarihinde

Kürt halkının önderi olduğunu iddia ettiği Abdullah Öcalan’ın üzerindeki

tecridin kaldırılması; sağlık, güvenlik ve özgürlük şartlarının sağlanması ve

ana dili Kürtçe üzerindeki yasağın kaldırılıp Kürtçenin eğitim ve öğretimde,

kamuda serbest olması amacıyla açlık grevine başladığını ve demokratik hakkını

bu şekilde kullanması nedeniyle hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını

ve neticesinde hakkında üç ay süre ile bazı etkinliklere katılmaktan men cezası

verildiğini belirterek sosyal aktivitelere katılma ve kendini sosyal yönden

geliştirme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

18. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Bu kapsamda başvurucunun, açlık grevine başlaması nedeniyle hakkında

verilen disiplin cezasının, kişiliğini geliştirme ve kendini ifade etmesini

engellediği iddiasının Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında değerlendirilmesi

gerektiği sonucuna varılmıştır (Mehmet Ayata,

B. No: 2013/2920, 7/7/2015, § 24).

19. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka

yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu

hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya

benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni,

kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti

ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

20. Anayasa’nın 26. maddesinde ifade özgürlüğünün kullanımında

başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim

veya başka yollar” olarak ifade edilmiş ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifade

aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın [GK], B. No: 2013/2602,

23/1/2014, § 43).

21. İfade özgürlüğü, insanın haber ve bilgilere, başkalarının

fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı

kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve

yayabilmesi anlamına gelir (Emin Aydın,

§ 40).

22. Başvurucunun; Kürt

halkının önderi üzerindeki tecridin kaldırılması, sağlık, güvenlik ve özgürlük

şartlarının sağlanması ve ana dili Kürtçe üzerindeki yasağın kaldırılıp

Kürtçenin eğitim ve öğretimde, kamuda serbest olmasına dikkat çekmek amacıyla açlık grevi yapmasının bir çeşit

ifade yöntemi olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. (Mehmet Ayata, § 24).

23. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Mehmet

Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65; Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:

74025/01, 6/10/2005, § 69). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü

de Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır (Yankov/Bulgaristan, B. No: 39084/97, 11/12/2003; T./Birleşik Krallık, B. No: 8231/78,

12/10/1983).

24. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

istisnalar gereğince ifade özgürlüğü, mutlak bir hak niteliğinde değildir;

başka bir ifadeyle sınırlanabilir. Bununla birlikte ifade özgürlüğünün

demokratik toplumlar için önemi gözetildiğinde bu hakka ilişkin sınırlamaların

daha dar yorumlanması ve sınırlamaların gerekli olduğuna dair gerekçenin

inandırıcı ve makul olması gerekir (Yankov/Bulgaristan, § 129). Temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler dikkate alınmak

zorundadır. Bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaların denetiminin

Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve 26. maddesi

kapsamında yapılması gerekmektedir (Abdullah

Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 70).

25. Öte yandan cezaevinde bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak

suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilir. Ancak bu durumda dahi

hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlandırma, makul ve

ölçülü olmalıdır (Silver ve

diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72, 23/3/1983, §§ 99-105).

26. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda, ifade

özgürlüğünün ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde öncelikle

müdahalenin mevcut olup olmadığının, sonrasında ise müdahalenin haklı sebeplere

dayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

1. Müdahalenin Varlığı

27. Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olan başvurucu; Kürt halkı

önderi üzerindeki tecridin kaldırılması, sağlık, güvenlik ve özgürlük

şartlarının sağlanması ve ana dili Kürtçe üzerindeki yasağın kaldırılıp

Kürtçenin eğitim ve öğretimde, kamuda serbest olması amacıyla verdiği dilekçe

nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Dolayısıyla bir ifade yöntemi

olarak kabul edilen açlık grevi yapmaktan dolayı verilen disiplin cezasının

başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu açıktır.

2. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

28. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın sözüne

ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

a. Kanunilik

29. 5275 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

(g) bendinde, öngörülebilir ve ulaşılabilir bir şekilde “açlık grevi yapmak” eylemine karşılık

gelen bir disiplin yaptırımı kabul edildiğinden başvurucunun ifade özgürlüğüne

yönelik müdahalenin kanuni dayanağı olduğu açıktır.

b. Meşru Amaç

30. Açlık grevi nedeniyle başvurucuya disiplin cezası

verilmesinin cezaevi düzeninin ve güvenliğinin sağlanması amacıyla yapıldığı ve

bunun da Anayasa’nın ifade özgürlüğüne ilişkin 26. maddesinin ikinci fıkrası

kapsamında meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

c. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma ve

Ölçülülük

31. İfade özgürlüğü bazı sınırlandırmalara tabi olabilir. İfade

özgürlüğüne ilişkin olarak Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan

sınırlandırmaların Anayasa’nın 13. maddesinin güvencesinde olan demokratik

toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı

konusunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir (Abdullah Öcalan, § 91).

32. 1982 Anayasası’nda belirtilen “demokratik toplum düzeni” kavramı, çağdaş ve özgürlükçü bir

anlayışla yorumlanmalıdır. Demokratik toplum düzeni ölçütü, Anayasa’nın 13.

maddesi ile Sözleşme’nin “demokratik toplum

düzeninin gerekleri” ölçütünün bulunduğu 8., 9., 10. ve 11.

maddelerindeki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum

ölçütü; çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Abdullah Öcalan, § 93).

33. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde

sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Demokratik bir hukuk devletinde,

temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hâle getiren

sınırlamalara yer verilemez. Anayasa’nın temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanmasını düzenleyen 13. maddesinde de temel hak ve özgürlüklerin özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla

sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Anayasal açıdan dokunulamayacak öz, her

temel hak ve özgürlük açısından farklılık gösterir. Bununla birlikte kanunla

getirilen sınırlamanın, hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların

kullanılmasını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini

ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir (Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 5/6/2015, § 66).

34. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılan

sınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplum düzeninin gerekleri

ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başka deyişle öze

dokunan sınırlamalar “demokratik toplum düzeni gerekleri” ve “ölçülülük ilkesi”ne evleviyetle aykırı olacağından Anayasa koyucu,

temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan sınırlamalar yönünden “demokratik

toplum düzeni gerekleri” ve “ölçülülük ilkesi” bakımından ayrıca inceleme

yapılmasına gerek görmemiştir (Mehmet Ali

Aydın, § 67).

35. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönünden

gözetilmesi öngörülen “demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı,

öncelikle ifade özgürlüğü üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnai

tedbir niteliğinde olmalarını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek

en son önlem olarak kendini göstermesini gerektirmektedir. “Demokratik toplum

düzeninin gerekleri”nden olma, bir sınırlamanın

demokratik bir toplumda zorlayıcı bir sosyal ihtiyacın karşılanması amacına

yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, zorlayıcı bir

sosyal ihtiyacın karşılanması ya da gidilebilecek en son çare niteliğinde

değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak

değerlendirilemez (Mehmet Ali Aydın,

§ 68).

36. Buradan çıkan sonuca göre demokratik toplumun temellerinden

olan ifade özgürlüğünün sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız ya da

ilgilenmeye değmez görülen ifadeler için değil; devletin veya toplumun bir

bölümünü eleştiren, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden ifadeler için de

geçerli olduğu kuşkusuzdur. Çünkü bunlar demokratik toplum düzeninde geçerli

olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No:

5493/72,7/12/1976 § 49).

37. İnfaz hukukuna ilişkin disiplin suç ve cezaları, 5275 sayılı

Kanun’un sekizinci bölümünde düzenlenmiş; uygulanacak disiplin suç ve

cezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma koşulları 5275

sayılı Kanun’un 37. maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur. Anılan kurala göre

5275 sayılı Kanun kapsamında bir disiplin suçunun oluşabilmesi için her bir disiplin

suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi yeterli olmayıp

ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. Buna göre

hükümlü hakkında; ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi,

güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile

idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları

hükümlü, kusurlu olarak ihlal ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık

derecesine göre Kanun’da belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM,

E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013).

38. 5275 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

(g) bendinde ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilecek olan açlık grevi

eyleminin “bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma” disiplin cezası ile

cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun’un 37. maddesi de dikkate

alındığında ceza infaz kurumunda tek başına açlık grevi eylemi yapılması,

itiraz konusu kuralda yer alan disiplin suçunun oluşabilmesi için yeterli

olmayıp bu eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya

da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi

gerekmektedir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013). Dolayısıyla somut olayda

başvurucunun katıldığı açlık grevinin ceza infaz kurumlarındaki güvenliği veya

disiplini bozacak nitelikte olup olmadığı incelenmelidir.

39. Hükümlü olan başvurucu; Kürt halkının önderi olduğunu iddia

ettiği Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, sağlık, güvenlik ve

özgürlük şartlarının sağlanması ve ana dili Kürtçe üzerindeki yasağın

kaldırılıp Kürtçenin eğitim ve öğretimde, kamuda serbest olması amacıyla aynı

Cezaevindeki 64 kişiyle açlık grevine başlamıştır. Başvurucunun da diğer

hükümlü/tutuklularla birlikte açlık grevine başlaması, Ceza İnfaz Kurumu

idaresi tarafından Ceza İnfaz Kurumunun düzeni ve güvenliği açısından tehdit

olarak değerlendirilmiş; düzenin ve güvenliğin bozulmasını engellemek amacıyla

başvurucuya disiplin cezası verilmiştir.

40. Başvurucuya verilen disiplin cezasının, ceza infaz kurumunda

düzenin ve güvenliğin sağlanması amacıyla demokratik toplum düzeni bakımından

alınması gereken tedbirler kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Bu sebeple

demokratik toplum düzeni bakımından alınması gerekli tedbirler kapsamında

başvurucunun ifade özgürlüğünün sınırlandırılması ile ceza infaz kurumunda

düzenin sağlanması şeklindeki kamu yararı arasında makul dengenin kurulmadığı

söylenemez (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.),

B. No: 18139/07, 11/5/2010).

41. Öte yandan verilen disiplin cezası, başvurucunun üç ay süre

ile Kurumun kültürel ve spor etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakılmasını

öngörmektedir. Bu bağlamda verilen disiplin cezası, Cezaevinde düzenin ve

disiplinin sağlanması amacını gerçekleştirmek için ölçüsüz bir müdahale

değildir (Mehmet Ayata, § 43).

42. Açıklanan nedenlerle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

16/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Hüseyin TURAN Başvurucu : Ergin ATABEY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8777, 16 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8777
Tarih
16 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Gülşen Bozkurt Başvurusu (B. No: 2013/4211)
  • Habibe Kalender ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3845)
  • Ogün Sönmez Başvurusu (B. No: 2013/3573)
  • Hamdullah Demirtaş Başvurusu (B. No: 2013/3552)
  • Mustafa Özen Başvurusu (B. No: 2013/5017)
  • Ada Deniz Acentalıkları ve Danışmanlık Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/6405)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.