İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Sezgin Tanrıkulu Başvurusu (B. No: 2017/22818)

1. Başvuru, internet üzerinden paylaşılan hakaret içerikli

Başvuru No2017/22818Tarih8 Eylül 2020Okuma11 dk · 2.169 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Sezgin Tanrıkulu Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/22818
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.169 kelime·11 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURU KONUSU

1. Başvuru, internet üzerinden paylaşılan hakaret içerikli

yazıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu şikâyetiyle yapılan suç

duyurusu sonrasında etkili bir soruşturma yapılmaması nedeniyle kişinin şeref

ve itibarının korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 14/4/2017 ve 27/4/2017 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Kişi ve konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2017/23169

numaralı başvuru dosyasının 2017/22818 numaralı başvuru dosyası ile

birleştirilmesine, incelemenin 2017/22818 numaralı başvuru dosyası üzerinden

yürütülmesine ve diğer dosyanın kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir.

8. Milletvekili olan başvurucu, Twitter isimli sosyal paylaşım

aracını kullanmaktadır. Başvurucu, M.Ç. isimli kişinin Twitter hesabından

kendisi hakkında hakaret içerikli ve aslı olmayan paylaşımlarda bulunduğu

iddiasıyla 3/1/2017 ve 5/1/2017 tarihlerinde suç duyurusunda bulunmuştur.

Başvurucu; şikâyet dilekçesinde, M.Ç.nin hakaret içerikli ve aslı olmayan

ithamlar içeren paylaşımda bulunarak kendisi hakkında olumsuz algı oluşturmaya

çalıştığını, M.Ç.nin açık kimliğine ve adresine IP numarasından ulaşılabileceğini

ifade etmiştir. Başvurucu, açık kimlik bilgileri tespit edilerek M.Ç. hakkında

hakaret suçundan iddianame düzenlenmesini talep etmiştir.

9. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı anılan şikâyetler hakkında

yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı her iki suç duyurusu hakkında

26/1/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın

gerekçesinde; sosyal medya üzerindeki sosyal paylaşım sitelerinde bulunan kullanıcı

profillerinin herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın, istenen bilgiler

girilmek suretiyle kişiler tarafından oluşturulabildiği, açık kaynaklı bu

bilgilerin gerçek sahibine ait olup olmadığının tespitinin kullanıcının IP

numarası üzerinden internet servis sağlayıcısından alınan bilgi ile mümkün

olduğu ifade edilmiştir. Twitter isimli sosyal paylaşım sitesinin bağlı olduğu

elektronik servis hizmetlerinin Amerika Birleşik Devletleri kaynaklı olduğu,

kullanıcı bilgilerinin bu ülkede yer alan sunucularda tutulduğu belirtilmiştir.

Aynı mahiyetteki şikâyetler ile ilgili olarak daha önce anılan ülkenin yetkili

birimlerine kullanıcı bilgilerinin paylaşılması yönünde yazılan talimatlardan

sadece terörizm, şiddet suçları, organize işlenen suçlar gibi önemli suçlarla

ilgili olanların cevaplandırıldığı vurgulanmıştır. Başvurucunun ilgili şirkete

başvurarak içeriğin kaldırılmasını talep etme hakkı olduğu, ayrıca ifadesinde

ve dilekçe ekinde ibraz ettiği bilgi ve belgelerde şüphelinin kimliğini tespit

etmeye yarar bir bilgi bulunmadığı belirtilmiştir.

10. Başvurucu, anılan karara itirazında sosyal medya

aracılığıyla işlenen suçlarda şüphelinin suçun işlendiği sosyal paylaşım

hesabındaki fotoğraf ve kişisel bilgilerinden tespit edilebildiğini

belirtmiştir. Hakaret içerikli mesajları gönderen kişinin gerçek isminin M.Ç.

olduğu konusunda şüphe bulunmadığını, M.Ç.nin Twitter hesabında kullandığı

fotoğraf ve bilgileri Facebook hesabında da kullandığını belirten başvurucu,

M.Ç. hakkında tespit ettiği çalıştığı şirket, mesleği ve öğrenim gördüğü okul

gibi bilgileri itiraz merciine sunduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığının hiçbir

araştırma yapmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini vurgulamıştır.

İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği 6/3/2017 tarihinde, İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği

ise 6/3/2017 tarihinde, itiraz edilen kararların dayandığı gerekçelerin

soruşturmanın kapsamına, usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle itirazların

reddine karar vermiştir.

11. Nihai kararlar 16/3/2017 ve 28/3/2017 tarihlerinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu 14/4/2017 ve 27/4/2017 tarihlerinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Hakaret" kenar başlıklı 125.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Bir kimseye onur, şeref ve

saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat

eden... bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki

yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır...

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli,

yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada

belirtilen cezaya hükmolunur."

14. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” kenar başlıklı 49. maddesi

şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu

zararı gidermekle yükümlüdür.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 8/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; hakaret suçuna maruz kaldığını, yaptığı şikâyetle

ilgili olarak ülkemizde sosyal paylaşım sitesinin servis sağlayıcısının

olmaması ve şüphelinin kimliğinin tespitini sağlayacak bilgi bulunmaması

gerekçeleriyle bir araştırma yapılmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına karar

verildiğini belirtmiştir. Anılan karara itiraz dilekçesinde, şüphelinin

kimliğinin belirlenmesi için deliller sunmasına rağmen itirazının

reddedildiğini vurgulayarak etkili bir soruşturma yapılmadığını belirtmiştir.

Başvurucu, bu nedenlerle adil yargılanma hakkı ile özel hayata ve aile hayatına

saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tüm iddiaları şeref ve itibar

hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Genel İlkeler

18. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi

varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. ..."

19. Kişinin itibarına yapılan saldırının belli bir ağırlık

düzeyine erişmiş olduğu hâllerde Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında

mündemiç negatif yükümlülüğe, bireyin maddi ve manevi varlığına etkin bir

saygının sağlanması için gerekli pozitif yükümlülükler eklenir. Pozitif

yükümlülükler, kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerini de kapsayacak şekilde

kişisel itibara saygının güvence altına alınması amacıyla birtakım tedbirler

alınmasını gerektirir (İlhan Cihaner (2),

B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 47; Kadir

Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, § 40).

20. Öte yandan bireyin şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17.

maddesinde yer alan "manevi

varlık" kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireylerin manevi

varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfî olarak müdahale etmemek ve

üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür. Ancak devletin bireylerin

maddi ve manevi varlığına yönelik olarak üçüncü kişilerce yapılan müdahalelere

karşı etkili mekanizmalar kurma çerçevesindeki pozitif yükümlülüğü, mutlaka

cezai soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerekli kılmaz. Üçüncü kişilerin

haksız müdahalelerine karşı bireyin korunması hukuk muhakemesi yoluyla da

mümkündür. Nitekim üçüncü kişilerce şeref ve itibara yapılan müdahaleler için

ülkemizde hem cezai hem de hukuki koruma öngörülmüştür. Hakaret ceza hukuku

anlamında suç, özel hukuk anlamında ise haksız fiil olarak nitelendirilmekte ve

tazminat davasına konu edilebilmektedir. Dolayısıyla bireyin üçüncü kişilerce

şeref ve itibarına müdahale edildiği iddiasıyla hukuk davası açarak da bir

giderim sağlaması mümkündür (Adnan Oktar (3),

B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 35).

21. Bir ihlal iddiasına ilişkin olarak başvurulabilecek birden

fazla etkili başvuru yolunun bulunması durumunda kural olarak başvurucunun aynı

amacı taşıyan başvuru yollarının tamamını tüketmesi beklenemez (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 30;

Halkevleri Derneği ve İlknur Birol,

B. No: 2013/577, 30/6/2014, § 28). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin

yerleşik hâle gelen içtihatları uyarınca kimliği belirli üçüncü kişilerce şeref

ve itibara yapılan müdahalelerle ilgili olarak yalnızca ceza muhakemesi yoluna

başvurulmuş olması Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilmesi için

şart olan tüm başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerine getirildiği

anlamına gelmez (Adnan Oktar (3),

§ 36).

22. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına

alınan şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına yönelik

uyuşmazlıklar açısından hukuki tazmin yolu daha yüksek başarı şansı

sunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yoludur (S.S.A., § 31; Halkevleri Derneği ve İlknur Birol, § 29).

23. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin Sinem Hun (B. No: 2013/5356, 8/5/2014) daha sonra da Fetullah Gülen (B. No: 2014/12225, 14/7/2015) kararlarında

ifade ettiği gibi hoşgörünün ve bütün insanların onuruna aynı düzeyde saygının

demokratik, çoğulcu bir toplumun temellerini oluşturduğu gerçeğinden hareketle formaliteleri, koşulları, kısıtlamaları

veya müeyyideleri izlenen meşru

amaçla orantılı olmak kaydıyla hoşgörüsüzlük temelinde nefreti yayan, buna

teşvik eden, yücelten veya haklı gösteren tüm ifade çeşitlerini önlemek hatta

bunları cezalandırmak gerekli görülebilir (Sinem

Hun, § 32; Fetullah Gülen [GK], § 36).

24. Bu nedenle nefret

söylemi kullanılarak hakaret edildiği iddiasını içeren başvurular açısından

başvuruya konu olayın kendine özgü koşulları da dikkate alınmak kaydıyla

bireysel başvuru öncesinde hukuk yoluna gidilmeksizin sadece ceza muhakemesi

yolunun tamamlanmış olması yeterli görülebilir (Sinem Hun, § 32; Fetullah

Gülen, § 37). O hâlde mevcut başvuruda yapılması gereken ilk iş

başvurucunun iddiaları çerçevesinde başvuru yollarının tüketilip tüketilmediğini

tespit etmektir.

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

25. Somut olayda başvurucu bireysel başvuru formunda, üçüncü

kişinin kendisine yönelik hakaret içerikli mesajları nedeniyle şeref ve

itibarının zedelendiğinden şikâyetçi olmuştur. Başvurucunun Cumhuriyet

Savcılığına verdiği şikâyet dilekçesinde sosyal paylaşım ağı üzerinden mesaj

gönderen kişinin M.Ç. isimli kişi olduğunu bildirdiği, Cumhuriyet Savcılığının

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına itirazında da hakaret içerikli

paylaşım yapan kişinin M.Ç. isimli şahıs olduğu ve sosyal paylaşım sitelerinde

gerçek ismini kullandığından emin olduğunu belirterek anılan kişinin çalıştığı

yer, bitirdiği okul gibi kişisel bilgilerine yer verdiği görülmüştür. Bu

durumda başvurucunun kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu iddia ettiği

kişinin kimliğini bilmediği, dolayısıyla hakaret içerikli paylaşımları yapan

kişinin kimliğinin meçhul olduğu söylenemez.

26. Öte yandan başvurucunun kendisine sosyal paylaşım sitesi

üzerinden gönderilen mesajların nefret söylemi içerdiğine dair bir açıklama

yapmadığı görülmüştür. Ayrıca mesaj içeriklerinin hoşgörüsüzlüğe dayalı nefret

biçimlerini yayan, kışkırtan, buna teşvik eden veya meşrulaştıran ifadeler

olmadığı, dolayısıyla nefret söylemi

olarak nitelendirilemeyeceği değerlendirilmiştir.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle

derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi

koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 19-20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26).

28. Açıklamalar çerçevesinde başvuru konusu olayda kimliği

başvurucu tarafından bilindiği anlaşılan üçüncü kişi tarafından şeref ve

itibara yapılan müdahale ile ilgili olarak başvurucunun yalnızca ceza

muhakemesi yoluna başvurmuş olduğu ve somut başvuru açısından daha etkili bir

giderim yolu olan hukuk davası açma imkânını kullanmaksızın bireysel başvuruda

bulunduğu nazara alındığında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunulabilmesi için tüm başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerine

getirilmediği anlaşılmaktadır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR ve Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişinin şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Serdar

ÖZGÜLDÜR ve Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 8/9/2020

tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. M.Ç. adlı şahıs kendi twitter hesabından 3.1.2017 ve 5.1.2017

tarihlerinde (iki kez) milletvekili olan başvurucu hakkında iftira, hakaret ve

tehdit teşkil ettiği bariz olan galiz paylaşımlarda bulunmuş; başvurucunun

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusu üzerine anılan

Başsavcılıkça, anılan sosyal paylaşım sitesinin Amerika Birleşik Devletleri

(ABD) merkezli olması ve evvelce yapılan şikâyetler üzerine bu ülkeye yapılan

başvurularda, anılan şirketin kullanıcı bilgisi paylaşmaması nedeniyle,

şüphelinin kimliğinin tespitinin mümkün olamayacağı gerekçesiyle anılan suç

duyuruları bakımından Kovuşturmaya Yer Olmadığına (KYOK) karar verilmiş;

başvurucunun yaptığı araştırma sonunda şüpheli M.Ç.nin aynı zamanda “Facebook”

adlı sosyal paylaşım sitesinde kullanıcı olduğunu ve açık kimliğini tespite

esas teşkil edecek fotoğraf, medeni durumu, çalıştığı yer, tahsil durumu vb.

hakkında bu sitede yeterli bilgiler bulunduğunu belirterek, bu konudaki görsel

tespitlerini de ekleyerek anılan KYOK kararına itiraz etmesi üzerine de, itiraz

mahkemesince verilen kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek itirazın reddine

karar verildiği anlaşılmaktadır.

2. Anılan paylaşımlar dikkate alındığında, başvurucuya sadece

hakarette bulunulmadığı; terör örgütü üyesi olmak, yaptıklarının hesabının

sorulacağı şeklindeki ibarelerle de iftira ve tehdit teşkil edebilecek fillerin

de işlenmiş olduğu açıkça görülmektedir. Dolayısiyle, gerekçenin temelini

teşkil eden “hakaret” olgusunun yanısıra diğer suçlarında mevcudiyeti

karşısında, kararda işaret edilen kararların, bu başvuruya emsal teşkil

edebilmesi mümkün değildir.

3. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) “Bir suçun işlendiğini

öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi” başlıklı 160 ıncı maddesinde “Cumhuriyet

Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir

hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek

üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.” denilmektedir. Başvurucunun

yaptığı suç duyuruları üzerine hiçbir soruşturma ve araştırma yapılmaksızın,

salt ABD merkezli Twitter’den bu konuda bilgi verilmediği, dolayısiyle failin

kimliğinin saptanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle KYOK kararı verilmiştir.

Bu aşamada başvurucu, failin kimliğinin tespitine esas teşkil edecek şekilde

şüpheli M.Ç.’nin “Facebook” adlı sosyal paylaşım sitesinde aynı ad ve

fotoğrafla kullanıcı olduğunu belirlemiş, ayrıca aynı kişinin evlilik, tahsil,

çalıştığı işyeri vb. bilgilerin çıktısını da alarak, anılan KYOK kararına

itirazında, bu bilgileri de itiraz mahkemesine sunmuştur. Derece mahkemesi ise

bu açık ve net bilgi ve belgeler karşısında anılan kararı kaldırması

gerekirken, gerekçesiz biçimde anılan kararın doğru olduğunu belirterek,

başvurucunun itirazını reddetmiştir. Gerçekte ise artık failin kimliğinin

tespitine esas yeterli bilgi ve belgeler ortaya çıktığına göre, itiraz

mahkemesince itirazın kabulü ile verilen KYOK kararının kaldırılması,

Cumhuriyet Savcılığınca da bu bilgi ve belgeler ışığında M.Ç.’nin ifadesinin

alınarak, ortaya çıkan bilgi ve belgeler ışığında CMK 160 ıncı maddesi uyarınca

“işin gerçeğinin araştırılmaya başlanması” gerekli bulunmaktaydı. Başvurunun

somutunda ise bu lazimeye hiç riayet edilmediği ve yargı yerlerince (Cumhuriyet

Savcılığınca ve itiraz mahkemesince) başvurucunun ciddi ve esaslı iddialarının

dikkate alınmadan ve kanunun öngördüğü manada işin gerçeğinin araştırılmadığı

açıkça görülmektedir.

4. Başvurucu başvuru formunda bu konuda açıkça talepte

bulunmasına rağmen, adil yargılanma, özel ve aile hayatına saygı haklarının

ihlâl edilip edilmediği konularında bir inceleme yapılmayarak, incelemenin

sadece “şeref ve itibar hakkı” bakımından yapılması da doğru değildir.

5. Açıklanan nedenlerle, işin esasına girilerek başvurucunun

adil yargılanma ile şeref ve itibar haklarının ihlâline karar verilmesi

gerektiği kanaatine vardığımızdan; başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu

gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna dair çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Mustafa Sezgin TANRIKULU Vekili : Av. Mervan Eren GÜL Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Selahaddin MENTEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/22818, 8 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvuru Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 47; Kadir
  11. A. Kişinin şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 8/9/2020
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/22818
Tarih
8 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Edip Aran ve Hakkı Aran Başvurusu (B. No: 2017/34450)
  • Nurettin Yılmaz Başvurusu (B. No: 2019/24969)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Murat Hoşcan Başvurusu (B. No: 2019/18183)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Burhan Ekinci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/31927)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Mete Salih Aker Başvurusu (B. No: 2018/25953)
  • Cihan Alpyürük Başvurusu (B. No: 2017/37528)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.