İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Teke Başvurusu (B. No: 2016/12039)

1. Başvuru, kanuni bir dayanağı bulunmadan verilen müsadere

Başvuru No2016/12039Tarih9 Mayıs 2019Okuma12 dk · 2.303 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mustafa Teke Başvurusu

Karar tarihi
9 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2016/12039
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.303 kelime·12 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kanuni bir dayanağı bulunmadan verilen müsadere

kararı nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Bireysel Başvuru

Aşamasına Kadar Olan Süreç

8. Topçular İskelesi önünde yasak yöntemle balık avcılığı

yapıldığı ihbarı üzerine Yalova İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri olay mahalline

gitmiş ve 22/8/2013 tarihli tutanağı tutmuştur. Söz konusu tutanakta; Topçular

İskelesi önünde hareket hâlinde bulunan YUSUFUM

isimli tekne ile trol tabir edilen yasak yöntemle balık avlandığının tespit

edildiği belirtilmiştir. Tutanakta ilgili kolluk görevlilerinin yanı sıra tekne

içinde bulunan başvurucu ve iki arkadaşının da imzası bulunmaktadır.

9. Yalova Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, teknede

bulunan başvurucu ve diğer şahıslar hakkında yasak yöntemle balık avlama eylemi

nedeniyle İdari YaptırımTutanağı düzenlemiştir.

10. İdari yaptırım kararından sonra aynı tarihli ikinci bir

tutanak ile tekne aynı zamanda maliki olan başvurucuya yediemin sıfatıyla

teslim edilmiştir.

11. Yalova Valiliği 26/9/2013 tarihli üst yazı ile kolluk

tarafından tutulan belgeleri Yalova Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

12. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucu ve arkadaşları

hakkında İdari Yaptırım Tutanağı düzenlendiğinden başkaca yapılacak bir işlem

bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı vermiş ancak yasak yöntemle balık

avcılığında kullanılan teknenin müsaderesine karar verilmesini talep etmiştir.

13. Yalova 1. Sulh Ceza Mahkemesi 13/1/2014 tarihinde YUSUFUM isimli balıkçı teknesinin yasak

olan trol avcılığında kullanıldığı gerekçesiyle 22/3/1971 tarihli ve 1380

sayılı Su Ürünleri Kanunu'nun 36. maddesinin (i) bendi uyarınca müsaderesine

Yargıtay yolu açık olmak üzere karar vermiştir.

14. Başvurucu, kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi

söz konusu kararın itiraza tabi olduğunu belirterek ilgili mahkemesine

gönderilmek üzere dosyayı iade etmiştir.

15. Yalova Ağır Ceza Mahkemesi 24/5/2016 tarihli kararla

itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir.

16. Nihai karar 9/6/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu

30/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Bireysel Başvuru

Sonrası Yargılama Süreci

17. Başvurucu vekili 28/7/2016 tarihinde kanun yararına bozma

yoluna gidilmesini talep etmiştir. Bakanlık 5/1/2017 tarihli yazısı ile kanun

yararına bozma talebinde bulunmuştur.

18. Yargıtay 19. Ceza Dairesi (Daire) 8/10/2018 tarihinde kanun

yararına bozma talebini yerinde görerek ilk derece mahkemesi kararını bozmuş ve

teknenin sahibi olan başvurucuya iadesine karar vermiştir. Daire anılan

kararında idari yaptırım kararına dayanak teşkil eden kanun hükmünün 31/12/2008

tarihinden sonra yürürlükten kalktığına işaret etmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

19. 1380 sayılı Kanun’un ''Cezalar''

kenar başlıklı 36. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Bu

Kanundaki ve bu Kanuna göre çıkarılacak yönetmeliklerdeki yasak, sınırlama ve

yükümlülüklere aykırı hareket edenlere verilecek cezalar aşağıda

gösterilmiştir.

...

i) 24 üncü maddenin

(a) bendinde belirtilen alanlarda trol ile su ürünleri istihsalinde bulunanlar

üç milyar lira idarî para cezası ile cezalandırılır ve istihsal olunan su

ürünleri ile istihsal vasıtaları zapt ve mahkemece müsadere edilir.”

20. 4/11/2004 tarihli ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesi şöyledir:

“Diğer

kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci

Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli

değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.''

2. Yargıtay Kararı

21. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 26/2/2014 tarihli ve

E.2013/8221, K.2014/2991 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Dosya kapsamına göre, 5252 sayılı

Kanun'un geçici 1. maddesinde, 'Diğer kanunların 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu'nun 1. kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin, ilgili

kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya kadar ve en geç 31/12/2008

tarihine kadar uygulanacağı' belirtilmiş olup, 1380 sayılı Kanun'un 36/i

maddesinde öngörülen müsadere tedbirinin, 01/01/2009 tarihinden itibaren 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümlerine aykırı olduğu ve 01/01/2009

tarihinden sonra uygulanma imkanı kalmadığı cihetle, somut olayda, kabahat

niteliğindeki trol ile su ürünleri istihsali eyleminde kullanılan istihsal

vasıtaları ile ilgili olarak 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nda, 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümlerine ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun

ruhu ve mantığına uygun biçimde 'mülkiyetin kamuya geçirilmesi tedbiri'

öngörülmesi şeklinde açık bir yasal değişiklik ve düzenleme yapılıncaya kadar

1380 sayılı Kanun'un 36/i maddesindeki müsadere tedbirinin uygulanması hukuken

kabil olmadığından müsadere talebinin reddine karar verilmesi gerektiği

gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesindeisabet

görülmemiş[tir].

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mülkiyetin kamu

yararına kullanımının kontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural

çerçevesinde incelediği elkoyma ve müsadere

tedbirleri, suçla mücadele için etkili ve gerekli bir araçtır (Raimondo/İtalya, B. No: 12954/87, 22/2/1994, §§

27, 30).

24. AİHM'e göre mülkün kamu yararına

kullanılmasının kontrolü kapsamında mülke el konulması hususunda devletlerin

geniş bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte bu yetkinin devlete tanınması kişilerin

mülkünden yoksun bırakılması gibi ağır bir sonuca da yol açmaktadır. Bu nedenle

başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin keyfî veya öngörülemez

olmaması için bazı usule ilişkin güvenceler öngörülmelidir. AİHM kişilere,

keyfî müdahalelerden korunmak amacıyla mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden

tedbirlerin kanun dışı, keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin

savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya

koyabilme olanağının tanınması güvencesinin sağlanması gerektiğini

belirtmektedir. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak

yapılmalıdır (AGOSI/Birleşik Krallık,

B. No: 9118/80, 24/10/1986, § 60; Saccocia/Avusturya,

B. No: 69917/01, 18/12/2008, § 89; Dzinic/Hırvatistan, B. No: 38359/13, 17/5/2016, § 68).

25. AİHM benzer bir şikâyeti ele aldığı bir kararında kanuni bir

dayanağı olmaksızın el konulan bir aracın sahibine iadesinin mülkiyet hakkına

yönelik ihlali bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran yeterli bir giderim

olmadığına işaret etmiş ve yeterli bir giderimden bahsedilebilmesi için

kişilerin uğramış olduğu maddi ve manevi zararlara karşılıkuygun

bir tazminat verilmesi gerektiğini belirtmiştir (Ciantar ve Maxkim Ltd/Malta

(B. No: 7448/15, 12/2/2019 §§ 37-44 )

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 9/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu, kendisine isnat edilen eylemin kabahat

niteliğinde olup bunun için öngörülen yaptırımın idari para cezasından ibaret

olduğunu ve balık avcılığında kullanmış olduğu teknenin müsaderesine karar

verilmesinin kanuni bir dayanağının bulunmadığını iddia etmiştir. Başvurucu

ayrıca müsadere kararı ile birlikte devletin mülkiyetine geçmesi sonucunda

teknenin açık artırma ile satışının mümkün hâle geldiğini belirterek adil

yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin de

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkı yanında adil

yargılanma hakkı ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin de ihlal edildiğini

iddia etmişse de iddialarının özünü teknesinin müsadere edilerek tasarruf

yetkisinin engellenmesi oluşturduğundan şikâyetlerinin bir bütün olarak

mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

30. Somut olayda müsadere kararı verilen balıkçı teknesinin

İstanbul Limanı'nda başvurucu adına kayıtlı olduğu ve ekonomik bir değer ifade

ettiği dikkate alındığında başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi anlamında

mülkiyet hakkının mevcut olduğunda tereddüt bulunmamaktadır (benzer yöndeki

karar için bkz. Bekir Yazıcı

[GK], B. No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 41-53).

b. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

31. Anayasa Mahkemesi daha önce müsadere veya mülkiyetin kamuya

geçirilmesi yönündeki tedbirlerin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini

kabul etmiş ve mülkten yoksun bırakma sonucuna yol açsa dahi niteliğini ve

amacını gözeterek müdahaleleri mülkiyetin kamu yararına kullanılmasının

kontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelemiştir (Bekir Yazıcı, § 57; Mahmut Üçüncü, B. No: 2014/1017,

13/7/2016, §§ 67-70; Eyyüp Baran, B. No: 2014/8060, 29/9/2016, §§

62-67; Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu,

B. No: 2014/5167, 28/9/2016, §§ 58-62).

32. Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucuya ait balıkçı teknesinin yasak avcılıkta

kullanıldığı gerekçesiyle tekneye el konularak mülkiyetinin kamuya

geçirilmesine karar verilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açık

olup şahıslara ait avcılık araç ve gereçlerinin yasak avcılıkta kullanılmasını

önlemeyi amaçlayan müdahalenin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi uygun

görülmüştür.

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

33. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

34. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

i. Genel İlkeler

35. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması,

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun

hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

36. Somut olayda, başvurucu bağlama limanında adına kayıtlı

bulunan tekne ilebalık avcılığı yaparken yasak

yöntemler kullandığı iddiasıyla idari yaptırıma tabi tutulmuş ve 1380 sayılı

Kanun'un 36/i maddesi gerekçe gösterilerek başvurucuya ait teknenin müsaderesine

karar verilmiştir. Ancak kanun yararına bozma neticesinde Yargıtayca

müsaderenin kanuni bir dayanağının bulunmadığı belirtilerek teknenin iadesi

sağlanmıştır.

37. Anayasa Mahkemesi somut olay bağlamında Yargıtay Dairesinin

görüşünden (bkz. § 22) ayrılmayı gerektiren bir durumun söz konusu olmadığını

tespit etmiştir. Buna göre başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

kanuni bir dayanağının bulunmadığı açıktır.

38. Bununla birlikte ihlalin bütün sonuçlarıyla giderilip

giderilmediği belirlenmelidir. Başvurucunun teknesinin iadesine karar verilmesi

başvurucunun mağduriyetini kısmi olarak gidermiş durumdadır. Ancak başvurucu

ayrıca fiilî elkoyma ve müsadere nedeniyle uğradığı

zararın da giderilmesini talep etmektedir. Olayda başvurucunun teknesine fiilen

22/8/2013 tarihinde el konulmuş, daha sonra yediemin olarak kendisine iade

edilse de 13/1/2014 tarihinde müsadere kararı verilmiş, nihayet ancak Yargıtay

Dairesinin 8/10/2018 tarihli kararıyla iade yönünde hüküm tesis edilmiştir.

Dolayısıyla kanuni bir dayanağı olmadan uygulandığı anlaşılan elkoyma ve müsadere sürecinin yaklaşık 5 yıl 1 ay sürdüğü

görülmektedir. Bu sürenin ise makul olmadığı açıktır. Bu itibarla başvurucunun

mülkiyet hakkına yapılan kanuni dayanağı bulunmayan müdahalenin yol açtığı

zararları giderebilecek bir hukuk yolunun mevcut bulunmayıp zararları da

karşılanmadığından başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği sonucuna

varılmıştır. Dolayısıyla müdahale, kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkı

arasındaki adil dengeyi bozmuş olup ölçüsüzdür.

39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

41. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise

öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin ve

bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu

maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer

tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).

42. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden

kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun

belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet

Doğan, § 57).

43. Başvurucu, ihlalin tespiti ve manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

44. Anayasa Mahkemesi, başvurucuya ait teknenin kanuni bir

dayanağı bulunmadan müsaderesine karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Somut başvuruda ihlalin yargı kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

45. Başvuru konusu olayda bireysel başvuru aşamasında teknenin

iadesine karar verilmiştir. Bununla birlikte

eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla

ortadan kaldırılabilmesi için başvurucunun zararlarının da karşılanması

gerekmektedir. Başvurucu maddi tazminat talebinde bulunmamıştır. Buna göre

mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Mustafa TEKE

Vekili

:

Av. Levent

UYSAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/12039, 9 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Bireysel Başvuru
  7. B. Bireysel Başvuru
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  15. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  16. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Kömürcü
  20. Akıncı
  21. Topal
  22. Uysal
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/12039
Tarih
9 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Ford Motor Company Başvurusu (B. No: 2015/12767)
  • Hadice Akyürek ve Hasan Akyürek Başvurusu (B. No: 2015/13867)
  • Nihat Zeybekci Başvurusu (B. No: 2015/5633)
  • Mehmet Özhaseki Başvurusu (B. No: 2015/4972)
  • Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhuriyet Halk Partisi Başvurusu (B. No: 2014/12482)
  • Salih Kurul Başvurusu (B. No: 2016/6167)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.