İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Naif Şaşma Başvurusu (B. No: 2015/3782)

1. Başvuru, alan adında başka bir ticaret şirketinin markasının

Başvuru No2015/3782Tarih9 Ocak 2019Okuma28 dk · 5.628 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Naif Şaşma Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/3782
R.G. Tarih ve Sayı
20/3/2019-30720
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.628 kelime·28 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, alan adında başka bir ticaret şirketinin markasının

kullanıldığı gerekçesiyle bir internet sitesine erişimin engellenmesinin ifade

özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. İstanbul Barosuna kayıtlı bir avukat olan başvurucu, Türkiye’de

kargo sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren büyük firmalardan biri olan

Y. Kargo Servisi A.Ş. (Şirket) ile iş ilişkisi çerçevesinde uyuşmazlık yaşayan

bazı kişilere avukatlık hizmeti sunmaktadır.

7. Başvurucu ayrıca müvekkilleri tarafından kurulduğunu

belirttiği www….kargomagdurlari.com internet sitesine

(internet sitesi) haber ve yazı yüklenirken bunların hukuki denetimini

yaptığını belirtmektedir.

8. Şirket, başvurucuya karşı anılan internet sitesini kendi

adına tescil ettirerek Y. Kargo markasını kullanması nedeniyle ticari

itibarının zarar gördüğü iddiasıyla dava açmıştır. Şirket, bu davada internet

sitesinde yapılan yayın içerikleri silindikten sonra siteye erişimin

engellenmesini ve 1.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini

talep etmiştir.

9. Davayı gören İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

2/7/2013 tarihinde aşağıdaki gerekçelerle internet sitesine erişimin

engellenmesine ve tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar vermiştir:

“…Dava konusu… internet sitesi üzerinde

yaptırılan teknik inceleme sonucunda ibraz edilen 6/11/2012 havale tarihli

bilirkişi raporunda web sitesi sorumlusunun davalı Naif Şaşma olduğu, adres

iletişim bilgilerinin adı geçen davalıya ilişkin bulunduğu, forum alanında

AVUKAT takma adıyla yazılar yayınlayan bu kullanıcının Naif Şaşma olduğu görüşü

açıklanmıştır.

…. internet sitesi

alan adında geçen …kargomagdurlari ibaresi, davacı

yönünden toplumda negatif bir çağrışım meydana getirmektedir. Böyle bir alan adı

kullanımının davacıyı küçük düşüreceği, ticari itibarını zedeleyeceği açıktır.

Bu alan adı, Türk Ticaret Kanunu’ nun 55/1-a-1

maddesi anlamında ‘başkalarını ve başkalarının faaliyetlerini gereksiz yere

incitici açıklamalarla kötülemek’ biçiminde bir haksız rekabet meydana

getirmektedir. Böylece davalının eyleminin Türk Ticaret Kanunu’ nun anılan maddesi gereğince haksız rekabet teşkil ettiği,

bu internet alan adı tescili ve kullanımının, Avukatlık görevi kapsamında

olmadığı, dolayısıyla davalının bu internet alan adı tescil ve yönetiminden

dolayı sorumlu olduğu, internet site içeriğinin ve internet alan adının ticari

amaç taşımaması ve ticari herhangi bir fonksiyon görmemesine, ticari etki

doğurmamasına ve bu şekildeki kullanımın markasal bir

kullanım olmamasından dolayı … davalının bu eyleminin, yukarıda açıklandığı

üzere Türk Ticaret Kanunu’ nun 55/1-a-1 maddesi

anlamında bir haksız rekabet teşkil ettiği, … Türk Ticaret Kanunu’ nun 56. Maddesi gereğince davacının durdurma ve önleme

talep edebileceği, ayrıca haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan

kaldırılmasını isteyebileceği, internet sitesi alan adından dolayı haksız

rekabet hususu söz konusu olduğundan bu sitenin alan adının kullanılmasının

önlenmesi için siteye erişimin durdurulmasının zorunlu olduğu dikkate alınmış

ve bu yönde karar oluşturulmuştur.

…davacının maddi ve manevi zarara uğradığı

açık olduğundan ve iddia olunan maddi zararın tam olarak belirlenmesinin mümkün

bulunmadığından, … haksız rekabet eyleminin internet üzerinden

gerçekleştirilmiş oluşu da dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınmak suretiyle

1.000 TL maddi tazminata hükmolunmuş, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve

sosyal konumları, ihlal eyleminin niteliği, davalının baroya kayıtlı bir avukat

davacının ise uluslararası taşımacılık yapan bir kargo şirketi oluşu dikkate

alınarak 1.000 TL manevi tazminata hükmolunmuş, fazlaya dair manevi tazminat

talebinin reddi gerekmiştir…”

10. Başvurucunun bu karara karşı temyiz başvurusu 17/3/2014

tarihinde, karar düzeltme başvurusu ise 21/11/2014 tarihinde Yargıtay 11. Hukuk

Dairesince reddedilmiştir. Nihai karar başvurucuya 19/1/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

11. Başvurucu 18/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

12. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari

uygulamalar” kenar başlıklı 55. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet

hâllerinin başlıcalarıdır:

B) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer

hukuka aykırı

davranışlar ve özellikle;

B. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını,

faaliyetlerini veya ticari

işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek…”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 9/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Başvurucu;

i. İlk derece mahkemesinin marka hakkına tecavüzün bulunmadığı,

zira açılan internet sitesinde ticari bir faaliyet yürütülmediği yönündeki

tespitlerine rağmen sadece internet sitesinin alan adında mağdur ibaresinin yer

alması sebebiyle haksız rekabet hükümlerine dayandığını,

ii. Kendisinin davacı Şirketin mağdur ettiği kişiler adına iş

mahkemelerinde muvazaa temelli davalar açtığını, bu davaların çoğunun

mahkemelerce kabul edildiğini, gerçekten mağduriyet yaşayan insanların var

olmasının kurulan internet sitesini sebepsiz, gereksiz, incitici ve haksız

olmaktan çıkardığını,

iii. Davacının herhangi bir maddi hakkına tecavüz edilmediğini

veya ticari anlamda salt zarara uğratılması amacıyla hareket edilmediğini ve

anayasal ilkeler doğrultusunda hakların kullanılmasından öte bir amaç

taşınmadığını

belirtmiş ve bu nedenlerle kanun önünde

eşitlik ilkesinin, haberleşme hürriyetinin, düşünce ve kanaat hürriyeti,

düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti ile adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

15. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak

Anayasa’nın 26. Maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

16. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. Maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya

başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar…

Bu hürriyetlerin kullanılması,…

başkalarının şöhret veya haklarının,… korunması … amaçlarıyla sınırlanabilir…”

1. Müdahalenin Varlığı

17. Derece mahkemesi kararlarında başvurucu adına tescilli

olduğu belirtilen internet sitesine erişimin engellenmesine ve başvurucu

aleyhine tazminata hükmedilmiştir. Bu kapsamda söz konusu mahkeme kararları ile

başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

2. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

18. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. Maddesinde

belirtilen şartlara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. Maddesinin ihlalini

teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. Maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, … yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, … demokratik toplum düzeninin … gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

19. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. Maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

a. Kanunilik

20. 6102 sayılı Kanun’un 55. Maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

b. Meşru Amaç

21. Başvurucu adına tescilli internet sitesine erişimin

engellenmesine ve başvurucunun tazminat ödemeye mahkûm edilmesine ilişkin

kararın başkalarının şöhret veya haklarının

korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç

taşıdığı sonucuna varılmıştır.

c. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

i. Genel İlkeler

(1)

Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

22.Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleri

ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.

İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe

ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek

başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü

araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi

gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu

çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.

Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin

barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi

açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(2)

Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

23. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun kabul

edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması

gerekir (ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun olması kriteri hakkında Anayasa Mahkemesinin ortaya koyduğu

ilkeler için bkz. Bekir Coşkun,

§§ 44-57; Mehmet Ali Aydın, §§

68-72; Tansel Çölaşan, §§ 46-51).

24. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya dazorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(3) Devletin

Mülkiyet Hakkı Bakımından Pozitif Yükümlülükleri

25. Somut olayda olduğu gibi ticari itibarın şahsi bir hak ve

ekonomik bir mal varlığı değeri ifade ettiği, dolayısıyla Anayasa’nın 35. Maddesi

anlamında mülkiyet hakkı kapsamında mülk

teşkil ettiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır (mesleki itibarın Anayasa’nın

35. Maddesi anlamında mülkiyet hakkı kapsamında mülk teşkil ettiği hususunda bir karar için bkz. Ohannes Tomarcı, B. No: 2015/18992, 28/6/2018, § 37; menkul ve

gayrimenkul mallar üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların

mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu hususunda bkz. Mahmut Duran ve diğerleri, B. No:

2014/11441, ½/2017, § 60).

26. Öte yandan Anayasa’nın 5. Ve 35. Maddeleri uyarınca devletin

mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu

bağlamda mülkiyet hakkının yalnızca devlet tarafından değil özel hukuk kişileri

tarafından yapılan müdahaleler bakımından da korunması zorunluluğu

bulunmaktadır (Türkiye Emekliler Derneği,

B. No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-39; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842,

17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim

Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi,

B. No: 2014/8649, 15/2/2017, §§ 42-45).

27. Devletin pozitif yükümlülükleri nedeniyle mülkiyet hakkı

bakımından koruyucu ve düzeltici bazı önlemler alması gerekmektedir (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri

Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi, § 46). Mülkiyet

hakkına üçüncü kişiler tarafından müdahalede bulunulması durumunda bu

müdahalenin malik üzerinde doğurduğu olumsuz sonuçların mümkünse eski hâle

döndürülmesini, mümkün değilse malikin zarar ve kayıplarının telafi edilmesini

sağlayan idari veya yargısal birtakım hukuki mekanizmaların oluşturulması

devletin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi

Ticaret Limited Şirketi, § 48).

(4) İfade

Özgürlüğüne Yapılan Müdahalenin Gerekçesi

28. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin

temel ekseni, derece mahkemelerinin müdahaleye neden olan kararlarında

dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun

olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır. Anayasa

Mahkemesinin bir görevi de bireylerin ifade özgürlüğü ile Anayasa’nın 26. Maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıp

sağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkı

ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında

olayın şartları içinde bir denge kurmaktır (Bekir

Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan

Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 58, 61, 66). Eldeki başvuruya

benzer başvurularda derece mahkemelerince başvurucunun ifade özgürlüğü ile

davacının mülkiyet hakkı arasında adil bir denge kurulmaya çalışılması gerekir.

İfade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan

kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa’nın 26. Maddesini

ihlal edecektir.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

29. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele; başvurucu adına tescilli

internet sitesinin içeriğiyle ilgili olmayıp, sadece davacı şirkete ait markanınanılan internet sitesinin alan adında

kullanılmasıyla ilgili olduğundan değerlendirmeler bu hususla sınırlı olarak

yapılacaktır.

30. Başvuru konusu olayda derece mahkemelerince verilen

kararlarla başvurucu adına tescilli olduğu belirtilen www…kargomagdurlari.com internet sitesine

erişim engellenmiş ve başvurucu aleyhine 1.000 TL maddi, 1.000 TL manevi

tazminata hükmedilmiştir.

31. İnternet sitesi alan adında geçen Y. Kargo ibaresinin

davacıya ait bir marka olduğu konusunda taraflar arasında bir ihtilaf yoktur.

Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu müdahale ile -devletin mülkiyet hakkının

korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri bağlamında- davacı Şirketin ticari

itibarının korunmasının amaçlandığını gözönünde

bulundurmaktadır. Nitekim ilk derece mahkemesi kararını, internet sitesi alan

adında geçen “…kargomagdurlari”

ibaresinin davacı Şirket yönünden toplumda negatif bir çağrışım meydana

getirdiği, bu alan adının kullanımının davacıyı küçük düşürdüğü ve ticari

itibarını zedelediği gerekçesine dayandırmıştır. Bu bağlamda ilk derece

mahkemesi kararında müdahalenin toplumsal bir ihtiyaç baskısına karşılık geldiği

ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilmiştir.

32. Müdahelenin orantılılığı ile

ilgili olarak derece mahkemelerinin erişimin engellenmesi kararının ve toplam

2.000 TL’den ibaret tazminat miktarının orantılı olduğu, bu bağlamda

başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun ifade özgürlüğünün

ihlali iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Engin YILDIRIM’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/1/2019 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu, bir şirket ile iş ilişkisi çerçevesinde uyuşmazlık

yaşayan bazı kişilerin avukatı olduğunu ve müvekkilleri tarafından kurulduğunu

ifade ettiği kendi adına tescilli olan www….kargomagdurlari.com internet sitesine yüklenen haber ve

yazıların hukuki denetimini yaptığını belirtmiştir. İnternet sitesinin adında,

“mağdurları” ibaresinden önce şirketin tescilli marka adı gelmektedir.

2. Şirket, başvurucu aleyhine yukarıdaki internet sitesinin

adında şirkete ait kargo markasını kullandığı ve bundan dolayı ticari

itibarının zarar gördüğü gerekçesiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesi

önündeki somut olayı Türk Ticaret Kanunu 55/1-a-1 maddesi belirtildiği

biçimiyle haksız rekabet olarak niteleyerek, adı geçen internet sitesine

erişimin engellenmesine ve davacı şirket lehine manevi tazminat ödenmesine

hükmetmiştir.

3. Mahkememiz çoğunluğu, somut başvuruyu davacı şirketin ticari

itibarından hareketle devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif

yükümlülükleri çerçevesinde inceleyerek İlk Derece Mahkemesi kararıyla

başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin “toplumsal bir ihtiyaç

baskısına karşılık geldiğinin” ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterildiği,

orantılı olduğu ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırılık taşımadığı

sonucuna ulaşarak başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur.

4. Anayasanın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir: “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya

başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Bu hürriyet resmi makamların müdahalesı olmaksızın

haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar ... Bu

hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, ... korunması

... amaçlarıyla sınırlanabilir ... Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrası, ifade özgürlüğüne içerik bakımından

bir sınırlama getirmediğinden “siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce

ve kanaat açıklamaları gibi her türlü ifadeyi” kapsamına almaktadır (Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015,

§ 37; Önder Balıkçı, B.No:

2014/6009, 15/02/2017, § 40).

5. Anayasanın “Temel hak ve

hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz.”

6. Kamu makamları negatif yükümlülük kapsamında Anayasanın 13.

ve 26. maddeler kapsamında zorunlu olmadıkça ifadenin açıklanmasını ve

yayılmasını yasaklamamalı ve yaptırımlara tabi tutmamalı; pozitif yükümlülük

kapsamında ise ifade özgürlüğünün gerçek ve etkili korunması için gereken

tedbirleri almalıdır. Burada, Anayasanın 13. ve 26. maddeleri kapsamında

kanunen öngörülen sınırlı sebeplerle ve meşru amaçlarla, demokratik toplum

düzeninin gerekleri gözetilerek, sınırlama amacı ile aracı arasında ölçülü bir

dengenin gözetilmesi ve hakkın özüne dokunulmaması aranmaktadır (Emin Aydın, B.

No: 2013/2602, 23/1/2014, § 56).

7. Anayasa Mahkemesi, müdahalenin demokratik bir toplumda

gerekli olup olmadığını, müdahalede bulunulurken hakkın özüne dokunulup

dokunulmadığını, ölçülü davranılıp davranılmadığını her olayın kendine has

özelliklerine göre takdir edecektir (Emin

Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 61). Buna göre temel hak ve

özgürlükleri sınırlayan tedbir, toplumsal bir ihtiyacı karşılamalı ve

başvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır. Bu koşulları taşımayan bir

tedbir, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak

değerlendirilemez (Bekir Coşkun [GK],

B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68). Demokratik bir

hukuk devletinde, takip edilen amaç ne olursa olsun, sınırlamalar özgürlüğün

kullanılmasını ölçüsüz biçimde ortadan kaldıracak düzeyde olmamalıdır.

8. İfade özgürlüğü üzerindeki müdahalenin demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve

istisnai nitelikte olması gerekir. Bu müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmak

istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir. Temel hak ve özgürlüklere

yönelik herhangi bir sınırlamanın bu haklara en az müdahaleye olanak veren

ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup olmadığının ve bireyin hakkı ile kamu

müdahalesinin amacı olan diğer bireylerin hak ve çıkarlarını korumak arasında

adil bir denge sağlanıp sağlanmadığının incelenmesi gerekir. Kamu gücünü

kullanan organların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken

ifade özgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan

korunması gereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici

mekanizmaların varlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri beklenir.

9. Bilindiği üzere ifade özgürlüğü, sadece “düşünce ve kanaate

sahip olma” özgürlüğünü değil aynı zamanda sahip olunan “düşünce ve kanaati

(görüşü) açıklama ve yayma”, buna bağlı olarak “görüş alma ve verme”

özgürlüklerini de kapsamaktadır. Bu çerçevede ifade özgürlüğü bireylerin

serbestçe bilgilere, başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi ve bunları tek

başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir. İfade özgürlüğü yalnızca bilgilerin içeriğini değil bu bilgilerin

dağıtım araçlarını da kapsadığından internet sitelerine veya bunlarda yer alan

bilgilere erişimin engellenmesi bilgi alma ve verme özgürlüğüne de

dokunmaktadır.

10. Günümüz demokrasilerinde başta ifade özgürlüğü olmak üzere

temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bakımından önemli bir değere sahip olan

internet, bilgi ve düşünceleri açıklama ve kamusal sorunlara ilişkin tartışma

ve eylemlere katılım açısından kişilerin ifade özgürlüğünü rahatlıkla ve

kolayca kullanmalarının en etkili ve yaygın araçlarından biri olarak hayati bir

kamusal bir foruma dönüşmüştür. Bu nedenle internet sadece düşünceyi

açıklamanın değil, aynı zamanda bilginin elde edilmesi açısından günümüzde en

etkili ve yaygın yöntemlerden biri haline gelmiştir (Youtube Llc Corporation Service Company ve Diğerleri, B. No: 2014/4705, 29/5/2014,§ 52; Yaman Akdeniz

ve diğerleri, B. No: 2014/3986, 2/4/2014, § 39). Anayasa Mahkemesi

bir başka kararında da bireylerin interneti Anayasa'da tanımlanan birçok hak ve

hürriyetin kullanılması noktasında araçsallaştırdığını,

örneğin haberleşme özgürlüğünün, düşünce ve ifadeyi yayma özgürlüğü ile bu

kapsamda haber veya fikir alma özgürlüğünün, eğitim ve öğrenim hürriyetinin,

haber alma hürriyetinin, iktisadi girişim hürriyetinin İnternet yoluyla

kullanılabildiği tespitini yapmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 8/12/2015, §

166). Aynı kararda Mahkeme, bireylerin hak ve hürriyetlerini kullanırken

devletin müdahalesine uğrayacakları endişesi taşımalarının bireylerin bu hak ve

hürriyetlerini serbestçe kullanmalarını engellediği ve onların demokratik

toplum düzeninin temellerini inşa etme işlevlerini geri dönülmez biçimde

zedelediği tespitinde de bulunmuştur.

11. Somut başvuruda ilgili internet sitesine erişimin

engellenmesi nedeniyle başvurucunun müdahale edilen ifade özgürlüğü ile bahsi

geçen şirketin ticari itibardan kaynaklanan mülkiyet hakkı arasında bir çatışma

olduğundan bu iki hak arasında adil bir denge kurulup kurulmadığının

incelenmesi gerekmektedir. Bunu yaparken internet sitesinin içeriğinde yer alan

bilgilerin gerçekliği, bunların sunuluş şekli ve kim veya kimler tarafından

sunulduğu, içerikteki bilgilerin kamusal yarara ilişkin bir tartışmaya katkı

sağlayıp sağlamadığı, eleştiriye uğrayanın kim olduğu ve neden eleştirildiği

gibi ölçütler göz önünde tutulmalıdır. Yapacağımız değerlendirmenin hareket

noktası derece mahkemelerinin müdahaleye neden olan kararlarında dayandıkları

gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından “demokratik toplum

düzeninin gerekleri”ne ve “ölçülülük” ilkelerine

uygun olduğunu ilgili ve yeterli düzeyde ortaya koyup koyamadıkları olacaktır.

12. Başvuruya konu internet sitesine erişim süresiz olarak

engellenmiş görünmektedir. Başvurucu adına tescilli olduğu belirtilen internet

sitesine erişimin engellenmesi şeklinde başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan

müdahalenin nasıl bir toplumsal ihtiyaç baskısına karşılık geldiği Derece Mahkemesince

ilgili ve yeterli bir şekilde açıklanmadan verilen bir kararın süresiz olarak

etki göstermesinin ölçüsüz olmadığı söylenemez. Bir ihtisas mahkemesi olan İlk

Derece Mahkemesi incelediği davanın ifade özgürlüğü üzerindeki yansımalarını

tartışmayarak kararını haksız rekabet konusu etrafında gerekçelendirmiştir.

13. Derece Mahkemesinin gerekçesinin odak noktasında internet

sitesinin adında şirketin isminin “mağdurları” ibaresiyle birlikte yer alması

ve bunun şirketin ticari itibarını zedeleyerek haksız rekabete neden olduğu

düşüncesi yatmaktadır. Bir şirketin ticari itibarının maddi anlamda mülkiyet,

manevi anlamda ise şeref ve saygınlık yönü mevcuttur. Şirketlerin ticari

itibarının korunmasında kamu yararı olduğu açıktır. Bir tüzel kişinin ekonomik

faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer

alır. Ticari itibarın zedelenmesi, şirketin iktisadi yaşam içindeki yerini ve

durumunu sarsabilir. Her ne kadar saygınlık anlamında öznel bir boyuta sahip

olsa da ticari itibar özünde ekonomik bir mal varlığı değerini ifade

etmektedir.

14. “Mağdur” kelimesini Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük

“haksızlığa uğramış (kimse), kıygın” olarak tanımlamaktadır.1 İnternet sitesinin adında şirketin adından

sonra yer alan “mağdurları” ibaresinin ilgili şirket açısından toplumda olumsuz

çağrışımlar yaptığı yadsınamaz. Bunun davacıyı küçük düşürdüğü ve ticari

itibarını da zedelediği söylenebilir. Bununla birlikte, Derece Mahkemesine

sunulan bilirkişi raporuna göre internet sitesinin içeriğinde şirket tarafından

işten çıkarılan çalışanların bu durumu protesto etmek için gerçekleştirdiği

çeşitli etkinlik ve eylemlerle ilgili haber, fotoğraf, video ve

değerlendirmeler bulunmaktadır. Aynı rapora göre her ne kadar internet

sitesinin adında ilgili şirket adı geçse de site mal ve hizmet sunma şeklinde

ticari bir amaç taşımamaktadır. İnternet sitesi ilgili şirketin faaliyetleriyle

ilgili olarak yanıltıcı, gereksiz yere incitici veya tamamen yanlış ve uydurma

bilgiler içermemekte, iş mahkemelerinde şirket aleyhine dava açan kişilerin

durumlarını anlatan bilgilere yer vermektedir. Bu nedenle ilgili internet

sitesinde yer alan konular değer yargısından ziyade olguya işaret etmektedir.

Burada amaç davacıyı kötülemekten ziyade uğranılan ve haksız olduğu düşünülen

şirket davranışlarını ifade özgürlüğü çerçevesinde dile getirmek, eleştirmek ve

kamuoyuna bunları aktarmaktır.

15. İlgili şirket tarafından mağdur edildiklerini düşünen ve bu

konuda yargıya başvurarak mağduriyetlerinin giderilmesini talep eden bazı eski

şirket çalışanlarının şirkete

_______________

1http://tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&arama=kelime&guid=TDK.GTS.5c90b92bcbd962.46355568,

erişim tarihi 19 Mart 2019.

karşı gerçekleştirdikleri eylem ve

etkinliklerle ilgili bilgilerin adı geçen internet sitesinde yer alması “haksız

rekabet”, olarak değil, eski çalışanlarının ifade özgürlüğü çerçevesinde

şirketin bazı uygulamalarına yönelik eleştirileri olarak değerlendirilmelidir.

İnternet sitesinin adında yer alan “mağdurları” ibaresi şirketin bazı eski

çalışanlarının, şirketle yaşadıkları iş ilişkisinden kaynaklanan sorunları

kendi bakış açılarına göre ifade etme ve yorumlama biçimidir. Bu kişiler

kendilerinin şirket tarafından mağdur edildiğini düşünmektedirler. İnternet

sitesi kuran ve kullanan kişilerin ilgili şirketin mağdur edilmesi veya zarara

uğratılmasından ziyade, kendilerine göre mağduriyetlerini ve bundan kaynaklanan

deneyimlerini kendi aralarında paylaşmak ve bu konuda kamuoyunu bilgilendirmek

amacı taşıdıkları söylenebilir.

16. İnternet sitesinin adında “mağdurları” ibaresinden hemen

önce bazı uygulamaları eleştirilen şirketin marka isminin yer alması somut

olayımızdaki uyuşmazlığın temel nedenidir. Şirket ismi kullanılmadan sadece

“kargomagdurlari.com” şeklinde internet sitesinin isminin belirlenmesi mağdur

edildiklerini düşünen kişiler açısından düşüncelerini ifade etmeleri ve

kamuoyunun dikkatini çekme bakımından etkili bir yol olarak görülmeyebilir.

Denebilir ki internet sitesi adına tescilli olan başvurucunun şirketten

kaynaklandığı iddia edilen herhangi bir mağduriyetinin olmaması “mağdurları”

ibaresinin başvurucu yönünden kullanılmasını gereksiz hale getirmiştir. Burada

unutulmaması gereken nokta, başvurucunun internet sitesini kuran ve şirket

tarafından mağdur edildiklerini düşünen kişilerin avukatı olduğudur.

Dolayısıyla kendi adına tescilli olan internet sitesinin isminde “mağdurları”

ibaresinin kullanılması, başvurucunun müvekkillerinin durumlarına kamuoyunun

dikkatini çekmesinin çarpıcı ama biraz abartılı ve dramatik bir yolu olarak

görülebilir.

17. Derece Mahkemesinin internet sitesine erişimi engelleyen

2012/137 esas ve 22.11.2012 tarihli tedbir kararına karşı sunulan 27.11.2012

tarihli dilekçede yer alan bilgiye göre internet sitesini kurulduğu andan

erişimin engellendiği tarihe kadar 43.000 kişi ziyaret etmiştir. Bu ziyaretçi

trafiği internet sitesinin isminin kamuoyunun dikkatini çekmede etkili

olduğunun bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bu sayede, şirket

tarafından mağdur edildiklerini düşünen kişiler seslerini kamuoyuna

duyurabilmişlerdir. Yurttaşların, bir uyuşmazlıkta seslerini duyurabilmeleri,

kendi görüşlerini kamuoyuna aktarabilmeleri demokratik toplum düzenin oluşması

ve sürdürülmesinde hayati bir öneme haizdir.

18. Başvurucu adına tescilli olan adı geçen internet sitesinde

yer verilen değerlendirmeler kamuoyu tarafından bilinirliği yüksek olan bu

şirketle ilgilidir. Faaliyet gösterdiği sektörün önde gelen oyuncularından olan

şirketle ilgili değerlendirme, yorum ve eleştiriler yüksek bir bilgilendirme değerine

sahiptir ve bu nedenle kamusal faydası olan bir tartışmaya katkı yapmaktadır.

Şirketlerin davranışları her zaman olmasa da genelde kamusal bir öneme

sahiptir. Kamuoyunun dikkatini çeken, yurttaşların refahını, düşüncelerini

etkileyen bir konuda onların düşüncelerini caydırıcı bir etkiyle karşılaşmadan

ifade etmesi ve paylaşmasında kamusal bir çıkar olduğu açıktır.

19. Bir internet sitesinin adı iletişimsel bir öneme sahip olup

aynı zamanda bir mesaj, bir ifade taşımaktadır. Bir örnek vermek gerekirse

“x.com” ile “xmagdurlari.com” farklı mesajlar içermektedir. Mağdur

edildiklerini, haksızlığa uğradıklarını düşünen insanların kurduğu bir internet

sitesinin isminde bu mağduriyete neden olduğunu düşündükleri tüzel kişiliğin

adıyla beraber “mağdurları” ibaresinin olması düşünce ve ifade özgürlüğü

kapsamındadır.

20. Ticari itibarın korunması amacıyla yapılan müdahaleler ifade

özgürlüğünü kullanılamaz hale getirmemelidir. Ticari itibarın özel bir çıkar

işlevi baskın gelirken ifade özgürlüğü kamusal yanı ağır basan bir çıkardır.

Şirket aleyhine olan, onu eleştiren olguya dayalı ifadeler kamu yararına olan

tartışmalarla ilgilidir. Kamuyu ilgilendiren konularda en geniş ve farklı

kaynaklara dayanan bilgiye ulaşma imkânına sahip olmak yurttaşların en doğal hakkıdır.

Bir anonim şirket biçiminde tüzel kişilik alarak kamusal alanda var olmayı

kabul eden şirketlerinin faaliyetlerinin kamusal tartışma konusu olması

neredeyse kaçınılmazdır.

21. Toplumsal ve ekonomik birtakım faydalar yarattığı

düşüncesiyle kamu gücü şirketlere tüzel kişilik bahşederek onlara bir takım imtiyazlar vermektedir. Bunun karşılığında

toplumun da şirketlerden beklentilerinin olması gayet doğaldır. Şirketler,

hukukun sağladığı bir takım haklardan nasıl

yararlanıyorsa, bu hakların bir karşılığı olarak toplumsal bir organ niteliği

taşımalarından ötürü kendilerine yönelik eleştirilere anayasal bir hak olan

ifade özgürlüğü çerçevesinde açık olmalı ve hoşgörüyle yaklaşmalıdır.

Şirketlerin toplumsal faydaları ve sosyal refaha katkıları onların sadece

piyasa şartları altında faaliyet gösteren ekonomik bir aktör olarak değil,

toplumsal sorumluluğa ve hukuki duyarlılığa sahip aktörler olarak

davranabilmeleriyle yakından ilgilidir. Bu çerçeve içinde temel insan

haklarının korunmasında şirketlerin yapacağı katkılar sıradan bir toplumsal

yarar olmayıp, bireyin en hayati çıkarlarının korunmasıyla ilgilidir. Özel

hukuk tüzel kişisi olan şirketlerden insan haklarına saygı göstermelerini

beklemek aynı zamandan toplumsal bir organ olmalarından kaynaklanmaktadır.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin Başlangıç Kısmında

“…her birey ve toplumun her organı”na Bildirgedeki

hak ve özgürlüklere saygının yerleşmesi için çaba göstermeleri çağrısında

bulunulmuştur.2 Şüphesiz, şirketler de Bildirgede ifade edilen

“toplumun her organı” ibaresinin bir parçasıdır.

22. Somut başvurudaki şirket halka açık olmayan bir anonim

şirket statüsündedir. Elbette, halka açık bir anonim şirketin kamusal yönü

halka açık olmayan bir anonim şirkete göre daha fazladır. Bununla beraber,

şirketin halka açık olmayan bir anonim şirket olması kamusal yönünün olmadığı

anlamına gelmez. Çünkü toplumun bir parçası olup çeşitli hak ve sorumluluklar

taşıyan şirketlerin gerçekleştirdikleri faaliyetlerin en nihayetinde kamusal

alanda yansımaları olmaktadır. Kaldı ki, ilgili şirket de kendi resmi internet

sitesinde kurulduğu günden bu yana gerçekleştirmiş olduğu çalışmalarında

“başarılı, topluma faydalı kurumsal vatandaş” kimliği ile hareket etttiğini vurgulamaktadır. Şirket kurumsal politikalarından

da bahsederken “anayasal bir hak olan kişisel verilerin korunmasına gerekli

özeni göstermekte ve bunu bir şirket politikası haline getirmekte olduğuna”

dikkat çekmektedir. Genel olarak şirketlerin paydaşlarının sahip olduğu tüm

anayasal haklar konusunda özen göstermeleri demokratik bir toplum düzenin

oluşması ve sürdürülmesi açısından özel bir öneme sahiptir.

23. Belli bir büyüklüğe sahip, sektörünün önde gelen

oyuncularından biri olan ve kamuoyunca tanınan büyük bir şirketin faaliyetleri

kamunun ilgisini çeker. Buradan hareketle somut olaydaki şirketin büyüklüğü ve

etkisi itibarıyla kamuya mal olmuş toplumsal ve kamusal bir figür olduğunu

söyleyebiliriz. Bilindiği üzere belirli kişiler kendi tercihleri doğrultusunda

yaptıkları görev veya bulundukları konumdan dolayı kamusal bir figür olmayı

kabul ederler. Bu durumda kendilerine yöneltilecek eleştirilere daha hoşgörüyle

yaklaşmaları beklenir. Temelde politikacılar ve gündelik siyasi hayatın içinde

bulunan kişiler için geçerli olan bu durum kamusal tanınırlığı yüksek diğer

gerçek ve tüzel kişiler için de düşünülebilir. 3

________________________

2http://insanhaklari.maltepe.edu.tr/sites/default/files/files/%C4%B0NSAN%20HAKLARI%20EVRENSEL%20

B%C4%B0LD%C4%B0RGES%C4%B0.pdf, erişim tarihi 19 Mart 2019.

3Bu

görüşü savunan bir çalışma için bkz: Desai, Deven R. “Speech, Citizenry,

and the Market: A Corporate Public Figure Doctrine” 98 Minnesota Law Review (2013) 455-510.

24. Şirketlerin, özellikle de belli bir iktisadi büyüklüğe sahip

olanların, güçlü birer ticari varlıklar olduğundan kuşku duyulmamaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Steel

and Morris v. the United Kingdom (B. No. 68416/01, 15 Şubat 2005)

kararında “demokratik bir toplumda, küçük ve

resmi olmayan mücadele gruplarının faaliyetlerini etkin biçimde yürütebilmesi

gerektiğine ve bu tür grup ve bireylerin kamuoyu tartışmalarına, genel kamu

çıkarlarını ilgilendiren meselelerde bilgi ve fikirler yayarak katkıda

bulunmasına olanak sağlamakta güçlü bir kamu yararı bulunduğuna” (§

89) dikkat çekerek. “güçlü ticari varlıkların toplumsal eleştiriye açık olması

ve faaliyetleri hakkında fikirlerin serbestçe yayılımının teşvik edilmesinde

kamusal yarar” olduğunu vurgulamıştır (§ 95). Bu davada, Strasbourg Mahkemesi küresel düzeyde faaliyet gösteren ünlü

bir fastfood zincirinin restaurantları önünde bu şirketin faaliyetlerini yer yer

abartıya kaçan bir üslüpla suçlayıcı ifadelerle

eleştiren bildiri dağıtan 2 kişinin şirket tarafından açılan bir dava sonucunda

hakarette bulunma suçundan yüksek miktarlarda tazminat ödemeye mahkum edilmesinin bu kişilerin ifade özgürlüğü ve adil

yargılanma haklarını ihlal ettiğine karar vermiştir.

25. AİHM benzer bir karara

Kulis and Rozycki v. Poland,

(B. No. 27209/03, 6.10.2009) başvurusunda da imza atmıştır. Bu davada gıda

üreticisi olan bir şirket hakkında yapılan bir haberde şirket ürünlerinden

birinin paketlerinden çıkan oyuncakların üzerinde yazılı bulunan bir ibarenin

çocuklar ile ailelerini şok ettiği ve son derece korkuttuğu belirtilmiştir.

Şirket, bu ve benzeri haberlerdeki iğneleyici ve yerici üslubun itibarının

zedelenmesine yol açtığı gerekçesiyle açtığı davada haber yazarlarını tazminat

ödemeye mahkûm ettirmiştir. AİHM bu cezalandırmanın demokratik bir toplumda

gerekli olmadığına, şirketler hakkında da toplumsal tartışma yapılabileceğine

ve işletmeler ile ilgili eleştirel bir haber düzenlenmesi sayesinde toplumun

doğru tüketim ürününe yönelebileceğine hükmetmiştir.

26. AİHM içtihadına göre bir şirketin ticari itibarıyla bir

bireyin toplumsal konumuyla ilgili itibarı arasında fark vardır. Buna göre

bireyin itibarı haysiyetle ilgiliyken, şirketin itibarı ticari ve ilgilendiği

işlerle bağlantılı olup, birey haysiyetinin sahip olduğu ahlaki ve boyuttan

yoksundur (Uj. v. Hungary, B.

No. 23954/10, 19 Temmuz 2011, § 22; Magyar Tartalomszolgáltatók Egyesülete

and Index.hu Zrtv. Hungary, B. No. 22947/13, 2 Şubat 2016, §§

66-7). Şirket uğradığını düşündüğü itibari zararı bireye göre daha rahat kabullenebilir

zira siyasi ve ticari ifade özgürlüklerini kullanarak eleştirilere cevap

verebilir. Sahip olduğu maddi imkânlar ve araçlar bu eleştirileri karşılama

konusunda şirketlere bireylerin çoğunda olmayan fırsatlar sunmaktadır.

27. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Tahkim ve Arabulucuk

Merkezinin bir idari hakem kararına konu olan internet alan adlarıyla ilgili

bir ihtilaf da konumuz açısından önemlidir.4 Şikâyet eden şirket,

“akbankmagdurlari.com”, “akbankmagdurlari.net” ve “antiakbank.com” şeklinde

tescil edilen alan adlarının kendisine devrini talep etmektedir. Şikayet Eden, Şikayet Edilenin “mağdur” ve “anti”

kelimelerini içeren alan adlarını tescil ederek, sadece Şikayet Eden’in marka

hakkını ihlal etmeyi değil, aynı zamanda Şikayet Eden’in itibarını zedelemeyi

amaçladığını belirtmiştir. Şikayet Edilen, ihtilaf

konusu alan adlarını Şikayet Edilen’i lekelemek,

Şikayet Edilen’in marka değerine zarar vermek veya

markası üzerinden rant sağlamak amacıyla tescil ettirmediğini, Şikayet Eden’i

eleştirmek isteyenler için bir forum oluşturmak amacı taşıdığını belirtmiştir.

Uyuşmazlığa bakan Hakem,

________________________

4WIPO Arbitration

and Mediation Center World Intellectual Property Organization, Akbank Türk A.Ş. v. Nurullah AkınCase Number. D2011-2, 25 Ekim

2011. https://www.wipo.int/amc/en/domains/search/text.jsp? case=D2011-1411,

erişim 16 Mart 2019.

herhangi bir marka ya da mal/hizmet

sunucusu kuruluşun eleştirilmesinin ifade özgürlüğü kapsamında ele alınması

gerektiği düşüncesinden hareketle“akbankmagdurlari.com” ile

“akbankmagdurlari.net” alan adları içerisinde geçen “mağdurlar” kelimesinden bu

internet sitelerinin Şikayet Eden Bankanın hizmetlerinden memnun olmayan ya da

mağdur olduğunu ileri süren tüketicilerin şikayetlerini, eleştirilerini dile

getireceği bir platform olarak kullanılmasının hedeflendiği kanaatine

varmıştır. Buna karşılık hakem “antiakbank.com” adını, kritik ya da eleştiri

yönünde inandırıcı bir niyet ortaya konulabilen bir internet sitesi olarak

değerlendirmemiştir.

28. Siyasi iktidarı sınırlandırarak kişi hak ve özgürlüklerini

korumayı amaçlayan insan haklarına yönelik tehditler günümüz dünyasında artık

sadece devletlerden kaynaklanmamaktadır. Küresel ekonomi ve serbest piyasa

koşullarında bazı şirketler çoğu ulus-devletten birey ve toplulukların

hayatlarını etkileme anlamında daha büyük iktisadi, siyasi ve toplumsal güce

sahip olmuşlardır. Tarihi olarak devlet gücüne karşı bireyi korumak için

geliştirilen insan haklarının sorumluluklar ve yükümlülükler anlamında

devlet-dışı aktörleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi yönünde artan bir

eğilimin yansıması olarak şirketlerin insan hakları alanında sorumlulukları ve

yükümlülüklerinin olup, olmadığı, varsa bunların neler olduğu ve ne gibi hukuki

sonuçlar doğurduğu önemli bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkmaktadır.

29. İnsan haklarının varlık nedeni insanların hayatlarını

etkileyen güçlü kurumları hesap verebilir hale getirmektir. Pozitif hukuk

olarak insan haklarının ortaya çıktığı dönemlerde en kuvvetli kurumlar ulus

devletlerdi. İnsan hakları doğası gereği bireyleri devlete karşı korumak için

geliştirilmişti ve ilk ortaya atıldıklarında şirketlerin insan haklarını

etkileyebileceği akla gelmemişti. Nihayetinde, insan hakları ihlallerinin

devlet veya devlet dışı bir aktör tarafından gerçekleştirilmesi çoğu kez

hakları ihlal edilenler açısından bir fark yaratmamaktadır. Leviathan

devlet örgütlenmesinde tezahür edebildiği gibi şirket biçiminde de ortaya

çıkabilir. Gücün olduğu yerde de insan haklarının korunması ayrı bir önem

taşımaktadır.

30. Şirketleri eleştirebilmek devlet organlarını ve siyasi gücü

eleştirmek kadar demokratik toplum düzeni bakımından gereklidir. Genel olarak

şirketler çeşitli uygulamaları ile ilgili olan bilgileri ve değerlendirmeleri

denetimleri altında tutma ve bu konuda tek meşru bilgi kaynağı olma arzusu

taşımaktadırlar. Bu durum toplumsal sorumlulukları ve kamusal yönleriyle çok da

bağdaşmamaktadır. Şirketin kendisi ile ilgili açıklamaları ve bilgilendirmeleri

dışında şirketle ilgili açık iftira, itham ve karalama taşımayan değerlendirme

ve bilgilendirmelerin toplumun değişik kesimlerince yapılması ve bunların

paylaşılması demokrasinin bir gereğidir. Düşünce ve ifade özgürlüğü ilke olarak

bilgi akışının sınırlanmamasını, tek kaynaktan dağıtılmasını değil genişletilmesini

ve çeşitlendirilmesini gerekli kılar.

31. Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara

İlişkin Uluslararası Sözleşmeyi denetleyen Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal

ve Kültürel Haklar Komitesi, İşletme Faaliyetleri Çerçevesinde Ekonomik, Sosyal

ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme Altında Devletin

Yükümlülükleri başlığını taşıyan Genel Yorum 24’de “bireyler ve grupların,

örneğin şirket itibarını zedeledikleri iddia edildiğinde şirketlerin buna dönük

eylemleri bireyler ve grupların hak arama yolları üzerinde caydırıcı etkiye

neden olmamalıdır” görüşüne yer vermiştir.5

________________________

5 United

Nations Economic and Social Council, Committee on Economic, Social and Cultural

Rights General Comment No.

24 (10 August 2017) on State

obligations under the International Covenant on Economic, Social and Cultural Rights

in the context of business activities, § 44.

Https://tbinternet.ohchr.org/_

layouts/treatybodyexternal/Download.aspx?symbolno=E/C.12/GC/24&Lang=en,

erişim tarihi 16 Mart 2019,

32. Başvurucu adına tescilli internet sitesinde bulunan

değerlendirmelerin abartılı ve itham edici bir üslupla yapılması yüksek düzeyde

tanınırlığı olan şirketin demokratik toplum düzeni bakımından katlanması ve

hoşgörüyle karşılaması gereken bir duruma işaret etmektedir. Şirketin

faaliyetlerinin genelde toplum, özelde de paydaşları tarafından izleneceğini ve

gerektiğinde ağır eleştirilerle karşılaşabileceğini öngörmesi, demokratik

çoğulculuk açısından bunlara katlanması gerekir.

33. Bir enformasyon otoyolu üzerinde geniş bir kamusal alan veya

forum özelliği taşıyan internette, çeşitli nedenlerle bir şirket tarafından

mağdur edildiklerini iddia eden bireyler asgari bir maliyetle ifade

özgürlüklerini eleştirel bir şekilde kullanabilmelidir. İnternet üzerinden bir

şirketi eleştirmek, aynı şirketin merkezinin önünde protesto amaçlı bir

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyerek çeşitli pankartlarla şirketi

eleştirmekten çok da farklı değildir. Nasıl ki, barışçıl olmak koşuluyla bu

toplantı ve gösteri yürüyüşünde şirket hakkında ağır eleştiriler içeren

pankartlar taşınması bu yürüyüşün engellenmesini meşru hale getirmiyorsa,

iftira veya ağır karalamalar içermeyen bilgilere yer veren ve bunları paylaşan

bir internet sitesine erişimin engellenmesi de meşruluk taşımamaktadır.

Şirketin fiziksel mekânına yakın bir yerde düzenlenen toplantı ve gösteri

yürüyüşü nasıl anayasal korumayı hakediyorsa şirket

ismiyle birlikte ağır eleştiri yüklü başka bir ibarenin internet alan adı

olarak kullanılması da ifade özgürlüğü bakımından anayasal güvence altında

olmalıdır.

34. Somut başvurumuza dönersek, söz konusu internet sitesine

erişimin engellenmesi ilgili şirketin ticari itibarından kaynaklanan mülkiyet

hakkının korunması için demokratik bir toplumda gerekli bir tedbire denk

düşmemektedir. Davacı şirketin mülkiyet hakkının korunması amacıyla

başvurucunun adına tescilli internet sitesine erişimin süreksiz olarak

engellenmesi bu amaca ulaşmak için elverişli bir araç olmakla birlikte

kullanılabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem değildir. Gerekli

olmayan bir araçla başvurucunun ifade özgürlüğüne orantısız bir müdahalede

bulunulmuştur. Olayımızda ticari itibardan kaynaklanan mülkiyet hakkı ile ifade

özgürlüğü arasındaki çatışma ifade özgürlüğü ile ilgili herhangi bir ilgili ve

yeterli değerlendirme yokluğunda adil bir külfet dengelemesi yapılmadan

mülkiyet hakkı lehine sonuçlanmıştır. Mülkiyet hakkı altında ticari itibar ve

haksız rekabet gerekçesiyle bireylerin haksız

bırakılmasının veya hakları kullanamamasının önü açılmamalıdır.

35. Sonuç olarak, başvurunun bütün koşulları gözönünde

tutulduğunda şikâyet edilen internete erişimin engellenmesi kararı ile

başvurucunun Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altında olan ifade özgürlüğüne

yapılan müdahalenin daha ağır basan bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği

ve ölçüsüz olduğu sonucuna ulaştığımdan çoğunluk kararına muhalif kaldım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M.Emin KUZ

Raportör

:

Recep KAPLAN

Başvurucu

:

Naif ŞAŞMA

Vekili

:

Av. Eşref

KİREÇ

Başkan Engin YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/3782, 9 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Karşıoy Gerekçesi
  13. B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. Kireç
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/3782
Tarih
9 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Hikmet Erçin Başvurusu (B. No: 2014/2917)
  • Ömer Şanlı Başvurusu (B. No: 2015/7304)
  • Kamuran Karaca Başvurusu (B. No: 2015/8762)
  • Yusuf Büyükcelep Başvurusu (B. No: 2016/9878)
  • Kazim Aksoy ve Yakub Saygılı Başvurusu (B. No: 2015/8389)
  • Feki Roni Temizyüz Başvurusu (B. No: 2015/6585)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.