İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nail Hacıimamoğlu Başvurusu (B. No: 2016/8362)

1. Başvuru, işyeri kira gelirinin banka veya PTT

Başvuru No2016/8362Tarih30 Eylül 2020Okuma15 dk · 3.084 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nail Hacıimamoğlu Başvurusu

Karar tarihi
30 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2016/8362
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.084 kelime·15 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, işyeri kira gelirinin banka veya PTT

kanalıyla tahsil edilmediği gerekçesiyle uygulanan özel usulsüzlük cezalarının

kaldırılması istemiyle açılan davada esasa etkili iddialar karşılanmaksızın

karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 27/4/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, sahibi olduğu işyerini bir gerçek kişiye

(G.T.ye) kiraya vermiştir. Kiracı nezdinde yapılan yoklama sonucu düzenlenen

4/12/2013 tarihli yoklama fişi ile başvurucunun 2009, 2010, 2011 ve 2012

yıllarına ilişkin olarak aylık 150 TL kira ödemelerini elden tahsil etmek

suretiyle beyan etmediği tespit edilmiştir.

9. Başvurucu, yapılan tespit doğrultusunda Takdir

Komisyonuna sevk edilmiştir. Başvurucuya elde ettiği kira gelirlerini beyan

etmediği gerekçesiyle Takdir Komisyonu kararına istinaden 2009, 2010, 2011 ve

2012 yılları için resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisini ödemekle

yükümlü olduğuna ilişkin ihbarname gönderilmiştir. Ayrıca ilgili dönemler aylık

kira tahsilatlarını banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü (PTT)

aracılığıyla yapmadığından bahisle başvurucuya özel usulsüzlük cezaları

kesilmiştir.

10. Kiracıya da ilgili dönemler aylık kira ödemelerini

banka veya PTT aracılığıyla yapmadığından bahisle özel usulsüzlük cezaları

kesilmiştir.

11. Başvurucu, vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ve ilgili

döneme ait özel usulsüzlük cezalarının; kiracı da ilgili döneme ait özel

usulsüzlük cezalarının iptali istemiyle Edirne Vergi Mahkemesinde (Mahkeme)

dava açmıştır. Başvurucu dilekçesinde diğer iddialarının yanı sıra bakım

ihtiyacı olan işyerini tadilat yaparak çeki düzen vermesi ve inşaat takviyesi

yapması için nakit kira almadan G.T.ye kiraya verdiğini bir nevi mahsuplaşma

yapıldığını ifade etmiştir.

A. Başvurucunun

Açtığı Dava Yönünden Yargısal Süreç

12. Mahkeme davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar

vermiştir. Kararla vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatının tamamı ve

2009/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 dönem özel usulsüzlük cezalarının 250 TL'yi aşan kısmı

kaldırılmıştır. Mahkeme, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabi ve açık olan,

başvurucuyla aralarında bir husumet olmadığı anlaşılan kiracı nezdinde tutulan

tutanak esas alınarak ilgili dönem kira tahsilatlarını beyan etmeyen başvurucu

adına tarhiyat yapılabileceğini ifade etmiştir. Bununla birlikte kiracı

nezdinde düzenlenen tutanakla aylık 150 TL kira ödemesi yapıldığının tespit

edilmesine rağmen dava dosyasında mevcut ve yazılı delil niteliğinde olan kira

kontratında aylık kira ödemesinin 75 TL olarak belirlendiği, davalı idare

tarafından bu iki delil arasındaki çelişki giderilmeksizin eksik incelemeye

dayalı olarak yapılan 2009, 2010, 2011, 2012 yılı vergi ziyaı cezalı gelir

vergilerinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesine yer vermiştir. Diğer

taraftan Mahkeme; tahsilatın elden yapıldığının kiracı nezdinde tutulan tutanak

ile sabit olduğunu, başvurucunun aksi yönde dosyaya herhangi bir bilgi belge

sunamadığını, dolayısıyla 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun

mükerrer 257. maddesi uyarınca getirilen yükümlülüğe riayet etmediğinin açık

olduğunu ancak 16/6/2009 tarihli ve 5904 sayılı Kanun'la getirilen düzenlemeye

göre aylık 250 TL'den fazla özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceğini

belirtmiştir. Mahkeme sadece 2009 yılı için fazla tutarda özel usulsüzlük

cezası kesildiğini, diğer yıllar için kesilen cezanın kanunda öngörülen tutara

uygun olduğunu tespit etmiştir. Dolayısıyla 2009 dışındaki yıllar için

uygulanan özel usulsüzlük cezalarını hukuka uygun bularak davanın bu kısmını

reddetmiştir.

13. Tarafların karara itiraz etmesi üzerine Edirne Bölge

İdare Mahkemesi (Bölge Mahkemesi) itirazın reddine, kararın onanmasına

hükmetmiştir.

B. Başvurucunun

Kiracısının Açtığı Dava Yönünden Yargısal Süreç

14. Kiracı da ilgili döneme ait özel usulsüzlük

cezalarının iptali istemiyle Mahkemede dava açmıştır. Mahkeme, kiracının açmış

olduğu davada 2009/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 dönemleri özel usulsüzlük cezalarının

500 TL'yi aşan kısmı yönünden aynı gerekçeyle (bkz. § 12) davanın kabulüne,

diğer özel usulsüzlük cezaları yönünden ise davanın reddine karar vermiştir.

15. Bölge Mahkemesi tarafların karara itiraz etmesi

üzerine davalı idare itirazının reddine, kiracının itirazının kabulüne,

mahkeme kararının bozulmasına ve davanın kabulü ile kesilen cezaların

iptaline 22/12/2014 tarihinde karar vermiştir. Kararda, kira kontratının 12.

maddesinde belirtildiği üzere metruk bir mekânda esaslı tamirat yapılarak oto

yıkama servisine çevrilmesi nedeniyle aylık 150 TL olduğu, bu konuda taraflar

arasında ihtilaf bulunmadığı ifade edilmiştir. Kiranın işyerine yapılan

masraflardan sayılmak suretiyle ödenmesi nedeniyle banka kaydına girecek

nitelikte bir düzenli ödeme şeklinin bulunmadığı anlaşıldığından, işyeri kira

ödemelerinin aracı kurumlar marifetiyle yapılmadığından bahisle kesilen özel

usulsüzlük cezalarında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte

yandan kira ödemelerinin sayılan aracı kurumlar vasıtasıyla yollanmasının

ödenen kiranın tevsiki için arandığı, taraflar arasında ödenmiş sayılan kira

miktarı belli ve tartışmasız olduğundan verilen cezada ilgili düzenleme ile

korunan hukuki yarara uyarlık bulunmadığı ek gerekçesine de yer vermiştir.

16. Bölge Mahkemesi davalı idarenin karar düzeltme

isteminde bulunması üzerine de 29/5/2015 tarihli kararıyla davalı idarenin

karar düzeltme isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermiştir. Bölge

Mahkemesi, sonuç olarak mahsuben ödeme yapılmış olması nedeniyle 2009/1 ila

2012/4 dönemlerine ait özel usulsüzlük cezalarını kaldırmıştır. Kararın

gerekçesi şöyledir:

"Davacının ilk olarak başka bir

kişiye ait yerde faaliyete başlamışken 2007 yılının Mayıs ayında değiştirdiği

işyeri için tadilat masraflarına karşılık beş yıl boyunca kira ödemediği

yolundaki sözleşme, faaliyet tespitine yönelik tutanakla karşılaştırıldığında;

2009 ila 2012 yıllarına ait kira tutarları aylık 150,-TL bulunsa da kiracı

davacı ve kiralayan başka iki kişinin imzasını taşıyan, dolayısıyla davalı

idarenin ileri sürdüğü gibi salt Nail Hacıimamoğlu'na değil, aynı zamanda

Ramazan Hacıimamoğlu'na da ait bulunduğu görülen işyerine aitkira sözleşmesi,

tutanağa göre daha açık ve net biçimde 2012 yılı Mayıs ayına kadar kira

ödemesinin kira başlangıcında yapılan masraflara mahsup edildiğini ortaya

koymaktadır. Bu durumda nakten değil mahsuben ödeme yapılmış olması nedeniyle

kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerinin banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı

Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğu

bulunmayan 2009/8 ila 2012/4 dönemlerine ait özel usulsüzlük cezalarında yasal

isabet olmadığı, 2012/5 ila 2012/12 dönemlerine ait özel usulsüzlük cezalarının

ise hukuka uygun bulunduğu anlaşıldığından 2012/5-12 dönemi hakkında Edirne

Vergi Mahkemesince kurulan hükmün yerinde olduğu, 2009/1-7 dönemleri için

kurulan hükmün ise gerekçesi hatalı olmak üzere netice itibarıyla doğru olduğu,

itiraz safhasında Mahkememizce kurulan hükmün de 2009/8-2012/4 dönemleri

yönünden yerinde bulunduğu, fakat 2012/5-12 aralığındaki dönemler için

isabetsiz olduğu ve kararın bu kısmının kaldırılarak Edirne Vergi Mahkemesi Ret

Kararının kısmen onanması gerektiği sonuçlarına ulaşılmaktadır.

..."

17. Diğer taraftan başvurucu, kiracısının davasında Bölge

Mahkemesi tarafından verilen 22/12/2014 tarihli kararı dilekçesine ekleyerek

karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde, kiracısının

açtığı davada verilen karardan bahsederek aynı maddi ve hukuki sebepten

kaynaklı olayda birbirine zıt kararlar verilmesi nedeniyle Anayasa'da güvence

altına alınan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini dile getirmiştir. Bölge

Mahkemesi karar düzeltme istemini de 12/11/2015 tarihli kararla reddetmiş ve

karar kesinleşmiştir. Nihai karar başvurucuya 28/3/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 27/4/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

19. 213 sayılı Kanun'un "Vergi Kanunlarının

uygulanması ve ispat" kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"...

B) İspat: Vergilendirmede vergiyi

doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.

Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin

muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu

kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi

ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz.

İktisadi, ticari ve teknik icaplara

uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia

olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir."

20. 213 sayılı Kanun'un "Re'sen vergi tarhı"

kenar başlıklı 30. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Resen vergi tarhı, vergi

matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak

tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir

edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi

inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh

olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah

farkı resen takdir olunmuş sayılır.

..."

21. 213 sayılı Kanun'un "Maksat ve yetki" kenar

başlıklı 127. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Yoklamadan maksat, mükellefleri ve

mükellefiyetle ilgili maddi olayları, kayıtları ve mevzuları araştırmak ve

tespit etmektir."

22. 213 sayılı Kanun'un 134. maddesinin "Maksat"

kenar başlıklı birinci fıkrası şöyledir:

"Vergi incelemesinden maksat,

ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve

sağlamaktır..."

23. 213 sayılı Kanun'un mükerrer 257. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Maliye Bakanlığı;

...

2. Mükelleflere muameleleri ile ilgili

tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince

düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirmeye ve bu

zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirlemeye....

Yetkilidir."

24. 213 sayılı Kanun'un "Vergi ziayı"

kenar başlıklı 341. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Vergi ziyaı, mükellefin veya

sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi

veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk

ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder"

25. 213 sayılı Kanun'un "Vergi ziyaı cezası"

kenar başlıklı 344. maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"341 inci maddede yazılı hallerde

vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında

ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir."

26. 213 sayılı Kanun'un "Bilgi vermekten

çekinenler ile 107/A, 256, 257, mükerrer 257 nci madde ve Gelir Vergisi

Kanununun 98/A maddesi hükmüne uymayanlar için ceza" kenar başlıklı

mükerrer 355. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanunun 86,148,149,150,256 ve

257 nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257 nci maddesi ve

Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan

(Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen

yöneticiler dahil)

...

Özel usulsüzlük cezası kesilir."

27. 29/7/2008 tarihli ve 26951 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 268 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği'nin "Ceza

uygulaması" kenar başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Vergi Usul Kanununun mükerrer 355

inci maddesinde yer alan hüküm uyarınca, mükerrer 257 nci maddeyle getirilen

zorunluluklara uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesilmesi

gerekmektedir."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 30/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

29. Başvurucu 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında

işyerini kiraya verdiğini, kira ödemelerini elden aldığı iddiasıyla kendisine

özel usulsüzlük cezası kesildiğini, aynı şekilde kiracısına da elden ödeme

yaptığı gerekçesiyle özel usulsüzlük cezası kesildiğini belirtmiştir. Ayrı ayrı

açtıkları davalarda aynı maddi olayın değerlendirildiğini, herhangi bir fark

bulunmamasına karşın Bölge Mahkemesinin kiracısının talebini kabul ederek iptal

kararı verdiği hâlde kendi davasını gerekçesiz olarak reddettiğini, bu durumun

eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, kendisi açısından hukuka aykırı

karar verilmiş olduğunu belirterek adil yargılanma hakkı ile eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

30. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddiasının adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında

yer alan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel

İlkeler

33. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar

hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine

"...adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır.

Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir

(Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

34. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın

bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).

35. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800,

18/6/2014, §§ 31, 34).

36. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri

sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu

gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.

37. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması

gerektiği davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık

ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili

olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması

hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir

gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).

38. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi

veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız

bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

39. Başvurucunun açtığı iptal davasında verilen kararda,

kiracısının aynı dönemözel usulsüzlük cezaları (2009/1 ile 2012/4) için verilen

karardan farklı sonuçlara (bkz. §§ 12-16) ulaşıldığı görülmektedir. Kiracının

davasında Bölge Mahkemesi, kiracının kirayı işyerine yaptığı masraflara mahsup

ederek fiilî bir kira ödemesi yapmadığı sonucuna varmış ve dolayısıyla 2009/1

ila 2012/4 dönemi için özel usulsüzlük cezasını dayanağı olmadığı gerekçesiyle

kaldırmıştır.

40. Başvurucu Bölge Mahkemesinin kiracı hakkındaki kiranın

mahsuplaşma ile ödendiği ve elden kira ödemesi bulunmadığı gerekçesini havi

kararını karar düzeltme aşamasında Bölge Mahkemesine sunmuş, aynı maddi ve

hukuki nedene dayalı olaya iki zıt karar verilmesinin eşitlik ilkesini ihlal ettiğini

dile getirmiştir. Fakat Bölge Mahkemesi söz konusu iddiaya dair açık bir cevap

vermeksizin başvurucunun karar düzeltme talebini reddetmiştir.

41. Somut olayda başvurucu hakkında aynı dönem özel

usulsüzlük cezaları için verilen ret kararının gerekçesinde ise başvurucunun

ilgili dönem kira tahsilatlarını elden aldığının kiracı nezdinde tutulan

tutanakla sabit olduğu ve başvurucunun aksi yönde dosyaya herhangi bir bilgi

belge sunamadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.

42. Mahkemeden beklenen, aynı maddi ve hukuki olgudan

kaynaklanan uyuşmazlıkta uyuşmazlığın sonucunu etkileyen bu ciddi iddiaya açık

bir cevap vermesidir. Yargı yerlerince farklı bir yorum yapılması durumunda

ilgili ve yeterli bir gerekçe ile iddiaların karşılanması gerekmektedir. Buna karşın

Bölge Mahkemesinin bireysel başvuruya konu kararında, başvurucunun kiracısının

açtığı davada farklı karar verildiği iddiasını karşılar mahiyette herhangi

gerekçeye yer verilmediği görülmektedir.

43. Sonuç olarak başvurucunun uyuşmazlığın çözümü için

esaslı nitelikteki iddia ve itirazları yargı yerlerince konu ile ilgili makul

ve yeterli bir gerekçe ile karşılanmamıştır. Bu sebeple yargılama süreci bir

bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir.”

46. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yargılamanın

yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

47. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

49. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

50. Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığın sonucunu etkileyen

ciddi bir iddiaya ilgili ve yeterli bir gerekçe ile açık bir cevap verilmemesi

nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

51. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme

içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması

gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Edirne Vergi Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

SONUÇ / HÜKÜM

B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Edirne Vergi Mahkemesine (E.2014/139, K.2014/471 sayılı kararla

ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

30/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Zeynep KARAKOÇ Başvurucu : Nail HACIİMAMOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/8362, 30 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Başvurucunun
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. VI. Hüküm
  18. A. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar
  19. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının
  20. D. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin
  21. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  22. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  23. M. Emin KUZ
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/8362
Tarih
30 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Adile Şölen Yücel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/15169)
  • Feramuz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2017/39787)
  • Nursen Emre Başvurusu (B. No: 2017/40382)
  • Akın Dombaycı Başvurusu (B. No: 2017/3492)
  • Levent Öztaş Başvurusu (B. No: 2018/37630)
  • Selahattin Demirtaş Başvurusu (B. No: 2017/37747)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.