İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nazmi Ömer Pakel ve Melike Coşkunoğlu Başvurusu (B. No: 2018/7363)

1. Başvuru, taşınmazın dava yoluyla tapusunun iptal

Başvuru No2018/7363Tarih15 Aralık 2020Okuma11 dk · 2.186 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nazmi Ömer Pakel Ve Melike Coşkunoğlu Başvurusu

Karar tarihi
15 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2018/7363
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.186 kelime·11 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın dava yoluyla tapusunun iptal

edilerek orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescilinden dolayı uğranılan

zararın tazmin edilmesi istemiyle açılan davanın zamanaşımı gerekçesiyle

reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 7/3/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca 2018/9863 numaralı başvuru dosyasının

hukuki bağlantı nedeniyle 2018/7363 numaralı başvuru dosyası ile

birleştirilmesine, incelemenin 2018/7363 numaralı başvuru dosyası üzerinden

yürütülmesine ve diğer dosyanın kapatılmasına karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular sırasıyla 1957 ve 1960 doğumlu olup

İstanbul'da ikamet etmektedir.

A. Uyuşmazlığın

Arka Planı

10. İstanbul'un Beykoz ilçesi Gümüşsuyu mahallesi 318 ada

1 parselde kayıtlı bostan vasıflı 123.004 m² yüz ölçümündeki taşınmaz, 1954

yılında yapılan tapulamada tapu kayıtları uygulanarak İ.D.M., F.B. ve

müşterekleri adlarına paylı mülkiyet üzere tescil edilmiştir. Sonrasında söz

konusu taşınmazın 11/16 payı başvurucuların murisi N.O.ya geçmiştir.

11. Orman Yönetimi 22/5/1962 tarihinde başvurucular

murisi ile birlikte diğer paydaşlara karşı tapu iptali davası açmıştır. Dava

dilekçesinde, taşınmazın kesinleşen orman tahdidine göre orman içinde kaldığı

ve revizyon gören tapu kayıtlarının yanlış uygulanması sonucu kişiler adına

tapu kaydının oluştuğu gerekçesiyle tapunun iptali ile el atmanın önlenmesi

talep edilmiştir.

12. Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesi 13/3/1978 tarihinde

davayı kabul etmiş ve taşınmazın 101.704 m² yüz ölçümlü kısmın kesinleşen orman

tahdit sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptaline ve tapu

maliklerinin el atmalarının önlenmesine karar vermiştir. Karar 1983 yılında

kesinleşmiş ve söz konusu kısım 26/8/1983 tarihinde tapu kaydından terkin

edilmiştir.

13. Tapuda terkin edilen kısım 1988 yılında yapılıp

kesinleşen 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. maddesi

uygulamasıyla (2/B uygulaması) Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.

Söz konusu kısım 2010 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında 1872, 1873,

1874, 1908, 1888, 1889 ve 1891 adalarda çeşitli parsellere ayrılarak Hazine

adına tespit edilmiştir.

14. Orman sınırı dışında kalan 21.300 m²lik kısım ise

10/4/1971 tarihinde yapılan satışa istinaden gerçek kişiler adına tapuda

kayıtlıdır.

B. Başvurucuların

Açtığı Kadastro Tespitine İtiraz Davası

15. Başvurucular 2/8/2010 tarihinde kadastro tespitine

itiraz davası açmıştır. Başvurucular dava dilekçesinde; orman sınırları içinde

kaldığından tapu kaydı iptal edilen taşınmazın 2/B uygulaması ile orman

sınırları dışına çıkarıldığını, başka kişilerin zilyet gösterildiğini ve

taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında üzerlerine yazılmadığını belirterek

beyanlar şerhinin düzeltilmesini talep etmiştir.

16. Beykoz Kadastro Mahkemesi 23/2/2012 tarihinde, dava

konusu bölgede kadastro çalışması yapılmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı

vermiş ve görevli mahkemenin Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna

hükmetmiştir. Dosya kararın kesinleşmesinin ardından Beykoz 2. Asliye Hukuk

Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmiştir.

C. Başvurucuların

Açtığı Tapu İptali ve Tescili ile Tazminat Davası

17. Başvurucular 2/8/2010 tarihinde Beykoz 1. Asliye

Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescili ile tazminat talepli başka bir dava

daha açmıştır. Başvurucular dava dilekçesinde; 2/B uygulamasıyla orman

sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına kaydedilen murisin hissesine tekabül

eden kısmına ilişkin tapu kaydının iptali ile bu kısmın miras hisseleri

oranında adlarına tescilini talep etmiştir. Başvurucular, tapu iptali ve

tescili taleplerinin kabul edilmemesi hâlinde ise tapusu iptal edilen kısım

için mülkiyetten haksız olarak mahrum bırakılmalarından doğan zararlarının karşılığı

olarak taşınmazın bedelinin (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 12.000

TL) tazminini istemiştir. Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 8/4/2014 tarihinde,

hukuki ve fiilî bağlantı bulunduğu gerekçesiyle davanın Mahkeme dosyası ile

birleştirilmesine karar vermiştir.

18. Mahkeme 15/12/2014 tarihinde başvurucuların açmış

olduğu kadastro tespitine itiraza ilişkin asıl dava ile birlikte tapu iptali ve

tescili ile tazminata ilişkin birleşen davayı reddetmiştir. Mahkeme

gerekçesinde öncelikle Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesince 1978 yılında verilen

dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sahası içinde kaldığından tapu

kaydının iptaline ve tapu maliklerinin el atmalarının önlenmesine ilişkin

karara işaret etmiştir. Bu doğrultuda Mahkeme, orman sayılan söz konusu yerin

19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının

Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin

Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un

7. maddesine tabi taşınmazlardan olmadığından tapu iptali ve tescili talebini

reddetmiştir. Mahkeme, 1978 yılında verilen hüküm tarihinden itibaren de on yıl

geçmiş olduğundan tazminat talebini reddettiğini açıklamıştır.

19. Taraflar kararı temyiz etmiştir. Başvurucular temyiz

dilekçesinde; kadastro tespitine itiraz iddialarının değerlendirilmediğini,

orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın iade edilmesi gerektiğini ve

taşınmaz bedelinin haksız olarak tazmin edilmediğini belirtmiştir.

20. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi (Daire) 8/11/2016

tarihinde hükmün, tapu iptali ve tescili ile tazminat talebinin reddine ilişkin

kısmının onanmasına; kadastro tespitine itiraz kapsamında beyanlar hanesindeki

şerhlere yönelik taleplere ilişkin kısmın ise bozulmasına karar vermiştir. Daire,

tapu iptali ve tescili davası yönünden; 2/B uygulamasına konu taşınmazın

çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yoluyla

iktisap edilemeyeceğini ifade etmiştir. Daire 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı

Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine dayalı tazminat davası yönünden; tapu

kaydına iptaline ilişkin kararın 1983 yılında kesinleştiğini ve dava tarihi

itibarıyla on yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini açıklamıştır. Daire,

beyanlar hanesine yönelik talepler bakımında ise kadastro mahkemesinin görevli

olduğunu belirtmiştir.

21. Daire 21/12/2017 tarihinde başvurucuların karar

düzeltme isteğini reddetmiştir.

22. Nihai karar 5/2/2018 tarihinde başvurucular vekiline

tebliğ edilmiştir.

23. Başvurucular vekili 7/3/2018 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

24. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, §§ 37-47; Ayşe Çidem Tekindağ ve diğerleri,

B. No: 2017/15121, 11/12/2019, §§ 21-29.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

26. Başvurucular, murislerine ait taşınmazın orman

sınırları içinde kaldığından tapu kaydının iptal edildiğini belirtmiştir. On

yıllık zamanaşımı nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine dayalı olarak

açılan tazminat davasının reddedilmesinin haksız olduğunu ileri süren

başvurucular, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararın devlet tarafından

tazmin edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucular; taşınmazın orman

sınırları dışına çıkarılmasının taşınmazın iadesi beklentisini oluşturduğunu,

tazminat davasının süresinin ise bu beklenti ile açılan tapu iptali ve tescili

davasının reddi kararının kesinleşmesi ile birlikte başlamasının gerektiğini

belirtmiştir. Başvurucular bu gerekçelerle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucular, tazminat davasının on yıllık zamanaşımı gerekçesine dayalı olarak

reddedilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Bununla birlikte davanın reddi zamanaşımı gerekçesine dayandırıldığından

başvurunun mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

28. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce Anayasa

Mahkemesi tarafından Yaşar Çoban kararı ile ortaya konulmuştur. Anılan karara

konu olayda, tapu siciline güvenilerek satın alınan taşınmazın kadastro

çalışması sonucu Hazine adına tespit ve tescili sebebiyle uğranılan zararın

tazmin edilmesi istemiyle 26/6/2009 tarihinde açılan dava on yıllık zamanaşımı

gerekçesiyle reddedilmiştir. Kararda; esası incelenmeden davanın süre aşımı

yönünden reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturduğu,

22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine dayalı

müdahalenin kanuni temeli olduğu ve hukuki güvenliğin sağlanması kapsamında

meşru bir amaç taşıdığı açıklanmıştır (Yaşar Çoban, §§ 54-63).

29. Yaşar Çoban kararında ölçülülük yönünden

yapılan incelemede, 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine dayalı tazminat davası

yolunun Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/11/2009 tarihli içtihadından sonra

etkili ve elverişli hâle geldiği belirtilmiştir. Bu nedenle 1980 tarihli

kadastro tespitine karşı on yıllık süre içinde tazminat davası açılmasının

beklenmesinin tazminat yolunu etkisizleştireceği açıklanmıştır. Dolayısıyla

18/11/2009 tarihinden önce tüketilmesi gerektiği gerekçesiyle tazminat

davasının reddedilmiş olmasının başvurucu aleyhine adil dengeyi bozduğu ve

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır (Yaşar Çoban, §§

68-74).

30. Ayşe Çidem Tekindağ ve diğerleri başvurusunda

4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi kapsamında 18/11/2009 tarihinden önce

zamanaşımı süresi dolmuş bulunan tazminat talepleri hakkında bu tarihten

itibaren makul bir süre içinde dava açılabileceğinin kabulü gerektiği ifade

edilmiştir. Bu sürenin ne kadar olacağının derece mahkemelerinin takdirinde

olduğu ancak bu yönde bir değerlendirmeye yer verilmediği ve dava açılmasını

mümkün hâle getirebilecek şekilde makul bir süre tespiti yoluna gidilmediği

belirtilmiştir. Bu kapsamda 18/11/2009 tarihinden 1 yıl 10 ay 15 gün sonra

açılan davanın makul kabul edilebilecek bir sürede açıldığı sonucuna varılmış

ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir (Ayşe Çidem

Tekindağ ve diğerleri, §§ 40-45).

31. Buna karşılık Asım Uzun ve diğerleri başvurusunda

ise 18/11/2009 tarihinden itibaren 4 yıl 1 ay 13 gün sonra açılan 4721 sayılı

Kanun’un 1007. maddesine dayalı tazminat davasının makul kabul edilebilecek bir

sürede açılmadığı sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda makul denilebilecek bir

sürede dava açmayan başvurucuların davasının zamanaşımından reddedilmesinin

başvuruculara aşırı bir külfet yüklemediği ve mahkeme erişim hakkının ihlal

edilmediği sonucuna ulaşılmıştır (Asım Uzun ve diğerleri, B. No:

2018/26593, 12/2/2020, §§ 41, 42).

32. Yukarıda açıklanan kararlarda belirtilen ilkeler

doğrultusunda 18/11/2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş olan somut

olaya konu davanın, bu tarihten sonra makul bir süre içinde açılıp

açılmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Başvuruya konu olayda başvurucular

2/8/2010 tarihinde 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayalı tazminat

davasını açmıştır. Söz konusu dava, tapu kaydının iptaline ilişkin kararın

kesinleştiği 1983 yılından itibaren on sene içinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Buna karşılık somut olayda derece mahkemeleri davanın makul bir sürede açılıp

açılmadığına ilişkin bir değerlendirmede bulunmamıştır.

33. 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi kapsamında

18/11/2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan tazminat talepleri

hakkında bu tarihten itibaren makul bir süre içinde dava açılabileceği kabul

edilmelidir. Somut olayda da 18/11/2009 tarihinden itibaren 8 ay 14 gün sonra

açılan davanın makul kabul edilebilecek bir sürede açıldığı açıktır.

34. Sonuç olarak başvurucular tarafından açılan davanın

18/11/2009 tarihinde etkili hâle gelen hukuk yolunun bu tarihten önce

tüketilmesi gerektiği gerekçesiyle zamanaşımından reddedilmesi suretiyle

başvuruculara yüklenen külfet, kamu yararı ile bireyin mahkemeye erişim hakkı

arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucular aleyhine bozmuş ve

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi orantısız kılmıştır.

35. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

37. Başvurucular, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

ayrı ayrı 55.937.200 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

38. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

39. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

40. İncelenen başvuruda, 18/11/2009 tarihinde etkili hâle

gelen hukuk yoluna ilişkin makul bir süre içinde dava açıldığı hâlde davanın

zamanaşımından reddedilmesinden dolayı mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

41. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

42. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harcın

başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine, 3.000 TL vekâlet ücretinin ise

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2012/333, K.2014/468)

GÖNDERİLMESİNE,

C. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDİNE,

D. 294,70 TL harcın başvuruculara AYRI AYRI, 3.000 TL

tutarındaki vekâlet ücretinin ise başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 15/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Kamber Ozan TUTAL Başvurucular : 1. Nazmi Ömer PAKEL 2. Melike COŞKUNOĞLU Başvurucular Vekili : Av. Turgay ÖZDOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/7363, 15 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Uyuşmazlığın
  10. B. Başvurucuların
  11. C. Başvurucuların
  12. IV. İlgili
  13. Hukuk
  14. V. İnceleme Ve
  15. Gerekçe
  16. A. Başvurucuların
  17. B. Değerlendirme
  18. C. 6216 Sayılı
  19. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  20. B. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  21. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  22. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/7363
Tarih
15 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • F.h. Başvurusu (B. No: 2017/34168)
  • Abdullah Zeydan Başvurusu (B. No: 2019/38573)
  • Rıdvan Batur Başvurusu (B. No: 2018/17680)
  • Nevzat Korkut Başvurusu (B. No: 2017/27571)
  • K.s. Başvurusu (B. No: 2017/29420)
  • Alper Şahin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/25293)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.