İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nebiye Merttürk ve Neslihan Uyanık Başvurusu (B. No: 2013/6071)

1. Başvuru; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı koruması olarak

Başvuru No2013/6071Tarih14 Nisan 2016Okuma20 dk · 4.043 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nebiye Merttürk Ve Neslihan Uyanık Başvurusu

Karar tarihi
14 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/6071
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.043 kelime·20 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı koruması olarak

görev yapan şahıslarca darbedilme, kapalı bir mekânda

alıkonulma ile anılan iddialara yönelik etkili soruşturma yapılmaması ve

gerçekleştirilen protestodan dolayı kamu davası açılması nedenleriyle işkence

ve kötü muamele yasağı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, ifade özgürlüğü ile

etkili başvuru haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/8/2013 tarihinde Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/4/2014 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/4/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 29/5/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 31/7/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

17/8/2015 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular,

Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 31/9/2015tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. 2/6/2012 tarihinde

başvurucular, Ankara ili Kızılay mevkii İzmir Caddesi'nde gördükleri Ankara

Büyükşehir Belediye Başkanı'nın yakın tarihte yapmış olduğu kürtaj konusundaki

açıklamalarını protesto etmek amacı ile kendisine tepkilerini dile getiren

sözler söyleyerek yumurta atmışlardır.

9. Belediye Başkanı cadde

üzerinde bulunan bir mağazaya girmiş, Belediye Başkanı'nın yanındaki kişilerce

başvuruculara müdahale edilmiştir.

10. Soruşturma dosyası

içinde mevcut olan kamera görüntülerinden tespit edildiği üzere protestonun

başlaması üzerine Belediye Başkanı mağazaya girmiş, Başkan'ın peşinden mağazaya

girmeye çalışan protestocular kafalarına vurularak ve ittirilerek

uzaklaştırılmaya çalışılmışlardır. Başvurucular üç kişi tarafından kollarından

çekilmek suretiyle mağaza içine sokulmuş, Belediye Başkanı ise mağazanın alt

katına inmiştir. Başvurucular, Belediye Başkanı'nın kadınlara yönelik

söylemlerini eleştiren beyanlarına karşı sözlü olarak protestoya devam etmek

istemiş, İ.A ve S.S. tarafından kendilerine müdahale edilmiştir. Başvurucu

Neslihan Uyanık uzun süre kolu arkaya bükülerek tutulmuş, zaman zaman

konuşmaması için ağzı kapatılmıştır. Başvurucu Nebiye Merttürk

ise ensesinden ve bileklerinden tutulmuş, yerde oturur vaziyetteyken

omuzlarından bastırılmış ve nefes almasını oldukça güçleştirecek şekilde ağzı

kapatılmıştır. Başvurucular bir süre sonra mağazanın alt katında bulunan bir

odaya götürülmek istenmiş, direnmelerine karşın zor kullanılarak alt kata indirilmiş

ve odaya sokulmuşlardır. Kamera görüntülerinden odanın koşulları ve

başvurucuların ne kadar süre oda içinde tutuldukları tespit edilememektedir.

Kamera görüntülerinde yer almamakla birlikte başvurucuların bir süre sonra

polise teslim edilerek polis merkezine götürüldükleri ve haklarında gözaltı

işlemi uygulandığı anlaşılmaktadır.

11. Başvuruculardan

Nebiye Merttürk'ün olay günü saat 18.00 sıralarında

düzenlenen adli muayene raporunda Nebiye Merttürk'te

her iki kol ve el bileğinde morarma ve tırnak izleri, her iki bacakta morarma

ve ezilme, her iki el üzerinde tırnak izleri mevcut olduğu belirtilmiştir.

12. Neslihan Uyanık'ta

ise sol omuzda ve her iki kolda kızarmalar, boyunda tırnak izleri ve kızarıklık

mevcut olduğu tespit edilmiştir.

13. Olaya ilişkin Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada müşteki/şüpheli

olarak ifadesi alınan başvurucular; yumurta atmaya çalıştıkları sırada müdahale

eden koruma görevlilerinin kendilerini darp ve tehdit ettiklerini, mağazanın

penceresiz ve küçük bir odasında yaklaşık iki saat alıkonulduklarını belirterek

şikâyetçi olmuşlardır.

14. Belediye Başkanı'nın

yakın koruması olarak görev yapan Koruma Şubeye bağlı polis memuru İ.A. Cumhuriyet

Savcısı tarafından şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde özetle olay günü İzmir

Caddesi'nde kalabalık bir grubun Başkan'a yönelik tehditler savurduğunu ve üç

kişinin Başkan'ın üzerine yürüyerek ellerindeki yumurtaları Başkan'a atmaya

başladıklarını, kendilerinin Başkan'ın önüne geçerek onu cadde üzerindeki bir

mağazaya soktuklarını, kalabalığın da peşlerinden mağazaya girdiğini, iki

kişiyi ellerinden ve ağızlarından S.S. ile tuttuklarını, takviye polis

çağırdığını, anılan iki kişiyi polisler gelene kadar mağazanın içinde

beklettiklerini ve polisler geldiğinde bu kişileri polislere teslim ettiklerini

belirtmiştir.

15. Başkan'ın sivil

koruması olduğunu beyan eden ASKİ işçisi S.S. Cumhuriyet savcısı tarafından

şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde, özetle olay günü resmî koruma İ.A. ile

Başkan'ı korumak amacıyla yumurta atan üç kadını tuttuklarını, kendisinin

tutmuş olduğu kadının Başkan'a hakaret etmesi nedeniyle ağzını, yumurta

atmaması için de kollarını tuttuğunu, polisler geldiğinde kadınları polise

teslim ettiklerini, iki saat bekletme ya da tehdit etme gibi iddiaların doğru

olmadığını belirtmiştir.

16. Başvurucularla

birlikte mağaza içine alınmış ve bekletilmiş olan E.D. polis merkezinde ve

Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde özetle 2/6/2012 tarihinde saat

15.15'te üyesi olduğu siyasi partinin daha önceden planlanmış olan toplantısına

katılmak üzere İzmir Caddesi üzerinden Necati Bey Caddesi'ne yürümekte iken

İzmir Caddesi üzerinde bir grup erkeğin toplandığı alanda çığlık sesleri

duyması üzerine gidip baktığını, iki genç kadının bu erkek grubu tarafından darbedildiğini ve kadınların saçlarından sürüklendiğini gördüğünü,müdahale etmek istediğinde kendisini de

yakasından tutarak çektiklerini, elini ve kolunu tutarak hakaret ettiklerini,

kendilerini mağazanın içine soktuklarını, içlerinden birinin diğer iki kadını "Melih Gökçek benim babam, onun için sizi

gözümü kırpmadan öldürürüm, siz nasıl ona yumurta atarsınız, benim

babama?" diyerek darbettiğini,

toplantıya geç kalması nedeniyle Partiden arayan arkadaşlarına durumu anlatması

üzerine olay yerine yakın olan toplantı yerindeki arkadaşlarının kendisine

yardım etmek için gelmiş olduklarını sonradan öğrendiğini, polislerin olay

yerine gelmesiyle diğer iki kadını ve kendisini alıp polis merkezine

götürdüklerini beyan etmiştir.

17. Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığının 6/3/2013 tarihli ve S.2012/71087 sayılı kararı ile

başvurucuların şikâyetine ilişkin olarak "korumalar

S. ve İ 'nin saldırı eylemini bertaraf etme bilinci

ile hareket ettikleri kasten yaralama kastlarının olmadığı tehdit veya hakaret

ettiklerine ilişkin müştekilerin soyut iddialarından başka delil elde

edilemediği gibi kişi hürriyetinden yoksun kılma iddialarının da şüphelileri

polise teslim etmek için bekletme eyleminden ibaret olduğu, 518(8) sayılı

yasanın 7/c-j maddesi uyarınca özel güvenlik görevlilerinin CMK 90 ve 168

maddeleri uyarınca yakalama ve tedbirlere uymayanlara kaşı zor kullanma

yetkilerinin olduğu" gerekçesiyle ek kovuşturmaya yer olmadığına

karar verilmiştir. Başvurucular hakkında ise mala zarar verme, birden fazla

kişi ile tehdit ve hakaret suçları isnadıyla dava açılmıştır.

18. Başvurucuların

kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yaptıkları itiraz, Sincan 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 14/5/2013 tarihli ve 2013/1509 Değişik İş sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

19. İtirazın reddine dair

karar 2/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucular 1/8/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

20. Yürütülen

kovuşturmada ise Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/1/2014 tarihli ve

E.2013/805, K.2014/1126 sayılı kararıyla başvurucular hakkında olası kastla

mala zarar vermeye teşebbüs suçundan her biri için 500 TL adli para cezasına,

birden fazla kişi ile tehdit ve hakaret suçlarından toplam 2 yıl 7 ay hapis

cezasına hükmedilmiş; cezanın ertelenmesine karar verilmiştir. Başvurucular

temyiz isteminde bulunmuş olup dosyanın Yargıtaydaki

incelemesi devam etmektedir.

B. İlgili Hukuk

21. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 256.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Zor kullanma yetkisine sahip kamu

görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevin in gerektirdiği

ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin

hükümler uygulanır.”

22. 5237 sayılı Kanun’un 86. maddesi şöyledir:

“(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya

sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan

üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki

etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması

halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir

yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

…

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz

kötüye kullanılmak suretiyle,

…

işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 14/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

24. Başvurucular Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı'na kürtaj

konusundaki açıklamaları nedeniyle tepkilerini göstermek istedikleri sırada

Başkan'ın yanındaki şahıslarca darbedildiklerini,

kapalı bir mekânda alıkonulduklarını, anılan iddialara yönelik etkili

soruşturma yapılmadığını ve eleştirileri nedeniyle aleyhlerinde kamu davası

açıldığını belirterekişkence ve kötü muamele yasağı,

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, ifade özgürlüğü ile etkili başvuru

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler; soruşturmanın yenilenmesi ve

manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların etkili başvuru hakkı ile kişi

hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlaline yönelik iddiaları işkence ve kötü

muamele yasağı kapsamında değerlendirilmiş olup ifade özgürlüğünün ihlaline

yönelik iddialar ayrıca incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. İfade Özgürlüğünün

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvurucular, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı'nın kürtaj

meselesi hakkında yaptığı açıklamaları eleştirmek amacıyla dile getirdikleri

ifadeler nedeniylekamu davası açılarak tehdit ve

hakaret suçlarından haklarında hapis cezasına hükmedilmesi nedeniyle ifade

özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.

27. Bakanlık görüşünde ifade özgürlüğü kapsamında bireylerin

eleştiri yapma haklarının da koruma altına alındığı, kabul edilebilir eleştiri

sınırlarının politikacılar için daha geniş kabul edildiği, tepkilerini dile

getiren söylemlerinin ve yumurta atmaya çalışmalarının tehdit ve kamu

görevlisine hakaret suçunu oluşturduğu gerekçesiylebaşvurucular

hakkında her biri için 2 yıl 7 ay 20 gün hapis cezasına hükmedildiği, ayrıca

olası kastla mala zarar vermeye teşebbüs suçundan adli para cezası verildiği,

başvurucuların eylemlerinin eleştiri sınırı içinde kalıp kalmadığının

değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

28. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

" Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

" İhlale neden olduğu ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir. "

30. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

31. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Ayşe Zıraman

ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

32. Tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olması

yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp bu yolların

uygulamada da etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

33. Başvuruya konu süreçte başvurucuların birtakım açıklamaları

nedeniyle tehdit ve hakaret suçunu işledikleri isnadıyla haklarında kamu davası

açılmış, İlk Derece Mahkemesi tarafından başvurucular hakkında 2 yıl 7 ay hapis

cezasına hükmedilmiş ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir. Anılan karar,

başvurucular tarafından temyiz edilmiş olup temyiz incelemesinin devam ettiği

ve ifade özgürlüğüne müdahale oluşturduğu iddia edilen mahkûmiyetin

kesinleşmediği anlaşılmaktadır.

34. Başvurucular hakkında yürütülen yargılamanın ve İlk Derece

Mahkemesi tarafından verilen hükmün, başvurucuların ifade özgürlüklerine

yönelik bir müdahale ve ihlal teşkil edip etmediğinin öncelikle temyiz merci

tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

35. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. İşkence ve Kötü

Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan işkence

ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

37. Başvurucular Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının yanındaki

şahıslarca darbedildiklerini, kapalı bir mekânda

alıkonulduklarını, anılan iddialara yönelik etkili soruşturma yapılmadığını

belirterek işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

38. Bakanlık görüşünde başvurucuların olay tarihinde adli

muayenelerinin yaptırıldığı ve birtakım yaralanmaların tespit edilmiş olduğu,

yakalama sırasında kullanılan gücün güç kullanımını gerektiren durum ile

orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, yapılan soruşturma

sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında anılan yaralanmalara ve adli

muayene raporuna ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği, başvurucuların

yakalanmalarının ardından genel kolluk birimine teslim edilmek üzere yaklaşık

iki saat süreyle bir odada kapalı tutuldukları, ayrıca saat 18.00 sıralarında

adli muayenelerinin yapılmasının ardından Cumhuriyet savcısı tarafından

ifadelerinin alınması maksadıyla bir gece nezarethanede tutuldukları

belirtilmiştir.

39. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarında tanık

ifadesiyle desteklenen ölümle tehdit edilmeleri ve bir odada alıkonulmalarının

da işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini

belirtmişlerdir.

40. İncelemeye konu başvurunun esasına ilişkin değerlendirmenin

ancak etkili bir soruşturma yapılması sonucunda mümkün olacağı anlaşıldığından

başvuru, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının öngördüğü devletin etkili

soruşturma yapma usul yükümlülüğü ile sınırlı olarak incelenecektir.

a. Genel İlkeler

41. Devletin, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı

kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüğün usul boyutu bulunmaktadır. Bu usul

yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal olmayan her türlü fiziksel ve ruhsal

saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır.

Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları önleyen hukukun

etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve kamu görevlilerinin ya da

kurumlarının, karıştıkları olaylarda sorumlulukları altında meydana gelen

olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi

Demir ve diğerleri, 2013/293, 17/7/2014, § 110)

42. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi ya da üçüncü kişiler

tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde

bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi, “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel

yükümlülükle birlikte yorumlandığında etkili bir resmî soruşturmanın

yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve

cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu olanaklı olmazsa bu madde,

sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet

görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan

kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, § 25).

43. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma

türünün, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının esasına ilişkin

yükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak

tespiti gerekmektedir. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana

gelen ölüm ve yaralama olaylarına ilişkin davalarda Anayasa’nın 17. maddesi

gereğince devletin, ölümcül ya da yaralamalı saldırı durumunda sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai

soruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda yürütülen

idari ve hukuki soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi, bu

hak ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli

değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 55).

44. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını

ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56).

45. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmek için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine

yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü muamele

iddialarının gerektirdiği soruşturma, bağımsız, hızlı ve derinlikli bir şekilde

yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle

öğrenmeye çalışmalı ve soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını

temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).

46. Şartlar ne olursa olsun yetkililer resmî şikâyet yapılır

yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet yapılmadığında bile işkence veya kötü

muamele olduğunu gösteren yeterli kesin belirtiler bulunduğunda soruşturma

açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız

biçimde, kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün

olarak etkili olması gerekir (Tahir Canan,

§ 25).

47. Kötü muameleye ilişkin şikâyetler hakkında yapılan

soruşturma söz konusu olduğunda yetkililerin hızlı davranması önemlidir.

Bununla birlikte belirli bir durumda bir soruşturmanın ilerlemesini engelleyen

sebepler ya da zorlukların olabileceği de kabul edilmelidir. Ancak kötü

muameleye yönelik soruşturmalarda hukuk devletine bağlılığın sağlanması, hukuka

aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin

engellenmesi, herhangi bir hile ya da kanunsuz eyleme izin verilmemesi ve

kamuoyunun güveninin sürdürülmesi için yetkililer tarafından soruşturmanın

azami bir hız ve özenle yürütülmesi gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 117).

48. Kamu görevlileri tarafından yapılan işkence ve kötü muamele

iddiaları hakkında yürütülen soruşturmanın etkili olması için soruşturmadan

sorumlu ve tetkikleri yapan kişiler olaylara karışan kişilerden bağımsız

olmalıdır. Soruşturmanın bağımsızlığı sadece hiyerarşik ya da kurumsal

bağlantının olmamasını değil, aynı zamanda somut bir bağımsızlığı da gerektirir

(Cezmi Demir ve diğerleri,§ 119 ).

49. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, kişinin maddi ve manevi

varlığına ilişkin bir ölüm ya da yaralama olayında mevzuat hükümlerinin etkili

bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların tespit edilerek hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür. Dolayısıyla bu kapsamda açılmış olan tüm davaların mahkûmiyetle

ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlanması zorunluluğu bulunmamaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 127). Ancak

usul yükümünün bir unsuru olarak tespit edilen sorumlulara fiilleriyle orantılı

cezalar verilmeli ve mağdur açısından uygun giderim sağlanmalıdır.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

50. Başvuruya konu olayda Cumhuriyet Savcılığı tarafından

başvurucular hakkında mala zarar verme, birden fazla kişi ile tehdit ve hakaret

suçlarından; şüpheli İ.A ve S.S. hakkında ise kasten yaralama ve kişi

hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından soruşturma yürütülmüş ve başvurucular

hakkında dava açılırken şüpheli İ.A. ve S.S. hakkında ek kovuşturmaya yer

olmadığı kararı verilmiştir.

51. Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın gerekçesi,

müdahalenin saldırı eylemini bertaraf etmeye yönelik olduğu ve şüphelilerin

kasten yaralama kasıtlarının olmadığı 10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel

Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun uyarınca özel güvenlik görevlilerinin yakalama

ve zor kullanma yetkilerinin olduğu yönündedir (bkz. § 17) .

52. Kovuşturmaya yer olmadığı kararında 5188 sayılı Kanun'a

atıfta bulunulmakla birlikte şüphelilerden İ.A.nın polis memuru olduğu anlaşılmakta, S.S.nin ise özel güvenlik statüsünde bulunduğuna ilişkin

soruşturma dosyasında bir belge ya da bilgiye rastlanmamaktadır.

53. Kuvvet kullanımının belirli koşullar ve sınırlar dâhilinde

gerçekleştirilmesi hâlinde hukuka aykırılık teşkil etmeyebileceği kabul

edilmekle birlikte (bkz. § 49) anılan koşullar ve sınırlar kolluk görevlileri,

özel güvenlik görevlileri ve vatandaş için farklılık arz etmektedir. Soruşturma

aşamasında öncelikle anılan şüphelinin hukuki statüsünün tespit edilerek zor

kullanma yetkisi bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

54. Zor kullanma yetkisinin tespiti hâlinde ise başvurucuların

sağlık raporuyla tespit edilen yaralanmaları ve kamera görüntüleri

doğrultusunda uygulanan kuvvetin yakalama/etkisiz hâle getirme amacıyla ve

başvurucuların saldırısı/direnişiyle orantılı olup olmadığı yönünde bir

değerlendirme yapılması gerekmektedir.

55. Anılan yönde bir değerlendirme ancak somut olayın

özellikleri dikkate alınarak yapılabilecektir. Soruşturmanın etkililiğinden söz

edilebilmesi için somut olayın özelliklerinin tüm ayrıntılarıyla

değerlendirilerek zor kullanma koşullarının ve sınırlarının somut olaya

uygulanması gerekirken kovuşturmaya yer olmadığı kararında, başvurucuların adli

muayene raporlarında tespit edilen yaralanmalarına ve kamera görüntülerinden

tespit edilen eylemlere ilişkin bir değerlendirmenin söz konusu olmadığı

görülmektedir.

56. Soruşturma aşamasında ayrıca başvurucuların penceresiz ve

havasız bir odada iki saat alıkonulduklarına ilişkin iddiaları kapsamında,

anılan odanın koşulları ve başvurucuların ne kadar süre burada tutuldukları ile

anılan iddiaların kuvvet kullanımında sınırın aşılıp aşılmadığına ilişkin

yapılacak değerlendirmeye etkisine yönelik bir incelemenin yapılmadığı

anlaşılmaktadır.

57. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasının öngördüğü devletin etkili soruşturma yapma usul yükümlülüğünün ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR ve Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe

katılmamışlardır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

58. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

59. Başvurucular, Anayasa’nın 17. maddesinin ihlali nedeniyle

soruşturmanın yenilenmesi ve her biri için 10.000 TL manevi tazminata

hükmedilmesi talebinde bulunmuşlardır.

60. Başvuru konusu olayda, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasının öngördüğü devletin etkili soruşturma yapma usul yükümlülüğünün ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yargılamanın (soruşturmanın) yenilenmesine karar verilmesi, ayrıca

başvurucuların her birine net 5.000 TLmanevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

61. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 1.800 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının öngördüğü etkili

soruşturma yapma usul yükümlülüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE Serdar ÖZGÜLDÜR ve Celal

Mümtaz AKINCI'nın karşıoyu

ve OYÇOKLUĞUYLA,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama (soruşturma) yapılmak üzere Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların her birine net 5.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE; tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

14/4/2016 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Bireysel başvuruya esas olayın hukuki tahlilinde, polis memuru

olan koruma görevlisinin (ve özel koruma olduğu öne sürülen bir çalışanın)

koruduğu kamu görevlisine karşı başvurucularca gerçekleştirilen ve adli yargı

yerince “kamu görevlisine karşı tehdit, hakaret ve mala zarar vermeye teşebbüs”

suçlarını oluşturduğu kabul edilerek neticeten 2’şer yıl 7’şer ay hapis ve

500’er TL adli para cezasına hükmedilen fiileri

önlemek amacıyla başvurucuların “yakalandığı” ve güvenlik görevlilerine teslim

edilene kadar bir müddet “alıkonulduğu” anlaşılmakla, incelemenin “yakalama”ve “polisin sahip olduğu zor kullanma yetkisi”

çerçevesinde incelenip bir sonuca gidilmesi gerekli bulunmaktadır.

“Yakalama” müessesesi dayanağını başta Anayasanın 19 ncu maddesinden almakta; Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK)

“Yakalama ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler” başlıklı 90 ncu maddesi ise bu konudaki genel esasları düzenlemektedir.

Anılan maddenin başvuru konusu olay yönünden uygulanabilecek bölümleri

şöyledir:

“(1) Aşağıda belirtilen

hallerde, herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir:

(a) Kişiye suçu işlerken rastlanması

•

•

•

(2) Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama

emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde;

Cumhuriyet Savcısına veya amirlerine derhal başvurma olanağı bulunmadığı

takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.

•

•

•

(5) Birinci fıkraya göre yakalanıp kolluğa teslim edilen veya

ikinci fıkra uyarınca görevlilerce yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet

Savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır…”

4.7.1934 tarih ve 2559 sayılı Polis Vazife Ve Salâhiyet

Kanununun (PVSK) 13, 16 ve Ek 6 ncı

maddesinde “Polis” in bir suçla karşılaşması halinde ne şekilde davranması

gerektiği keza yakalama ve zor kullanma yetkisi düzenlenmiş bulunmaktadır.

Anılan Kanunun 13 ncü maddesinde “Polis, A) Suçüstü

halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan diğer hallerde suç işlendiğine veya

suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz, eser emare veya delil

bulunan şüphelileri… eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına

alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar…”

denilmekte; aynı Kanunun “Zor ve silah kullanma” başlıklı 16 ncı maddesi “Polis, görevini yaparken direnişle

karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor

kullanmaya yetkilidir…” “hükmünü öngörmekte; anılan Kanunun “Adli görev ve

yetkiler” başlıklı Ek Madde 6’da ise“…Edinilen bilgi veya alınan ihbar veya

şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan polis, olay yerinde

kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar

gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhal

gerekli tedbirleri alır…” denilmektedir. Benzer düzenlemeler 10.6.2004

tarih ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 7. ve 9.

maddelerinde de yer almaktadır.

Somut olayda, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 20 nci maddesi ve bu kanuna dayalı

olarak çıkartılan Koruma Hizmetleri Yönetmeliği’nin ilgili hükümleri uyarınca

verilen

“koruma amaçlı” polis memuru tahsis edilen kişinin vücut

bütünlüğüne karşı başvurucularca vaki olduğu Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi

mahkûmiyet kararıyla kabul edilen fiiller nedeniyle koruma görevlilerinin

yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine uygun hareket ederek korunan kişiye

yönelen ve protesto/ifade özgürlüğü hudutlarını aşarak suç haline dönüşen

fiilleri önlemeye matuf olarak, “koruma, yakalama ve zor kullanma” yetkilerini

kullandıklarını, bu yetkilerini aştıkları ve “kötü muamele yasağı” kapsamında

bir tutum ve davranışları olduğu yolunda somut hiçbir delilin bulunmadığı,

başvurucularda doktor raporu ile belirlenen araz ve ekimozların

anılan yetkinin kullanımı ve zor kullanma esnasında oluştuğunun Cumhuriyet

Savcılığı tarafından da benimsendiği ve koruma görevlileri hakkında

Kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, anılan kararın metnine bu hususun

açıkça yazılmaması ve başvurucuların güvenlik görevlilerine teslim edilene

kadar muhafaza altına alındığı (alıkonuldukları) mağaza kamera kayıtlarının

dosyada mevcut olmasına karşın, karar metnine bunun izlendiği ve varılan sonuca

bu izlemenin menfi bir etkisinin olmadığının salt yazılmamasının Anayasanın 17.

Maddesinin 3. Fıkrasının öngördüğü “etkili soruşturma yapma usul yükümlülüğünün

“ihlâline yol açamayacağı, verilen KYOK kararı ile bu karara karşı yapılan

itirazı reddeden Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin “itirazın reddi” yolundaki

kararının hukuki isabet taşıdığı, aksinin kabulü halinde “koruma görevlisi”

olarak görevlendirilen bu kişilerin korudukları şahsa vaki saldırı ve “vücut

bütünlüğüne yönelen davranışları defetme, alıkoyma ve zor kullanma” yetkilerini

kullandıkları için cezalandırılmaları gerektiği gibi hukukun asla tecviz

etmeyeceği bir sonucun hasıl olacağı, sonuç itibariyle başvuruda hak ihlâlini

gerektiren bir durumun bulunmadığı kanaatine vardığımızdan; çoğunluğun Anayasanın

17. Maddesinin 3. Fıkrasının ihlâl edildiği yolundaki kararına katılmıyoruz.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Raportör Yrd.

:

Gizem Ceren

DEMİR KOŞAR

Başvurucular

:

Nebiye

MERTTÜRK

Neslihan

UYANIK

Vekili

:

Av. Deniz

ÖZBİLGİN

Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Celal Mümtaz AKINCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6071, 14 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. V. Hüküm
  12. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının öngördüğü etkili
  13. E. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Karşıoy Gerekçesi
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Altan
  20. Akıncı
  21. Demir Koşar
  22. Merttürk
  23. Uyanık
  24. Özbilgin
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6071
Tarih
14 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Em Export Dış Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/4051)
  • Mirze Aydın ve Mesut Karabulut Başvurusu (B. No: 2013/7837)
  • Yasin Çıldır Başvurusu (B. No: 2013/8147)
  • Hacer Kahraman Başvurusu (B. No: 2013/7935)
  • S. D. Başvurusu (B. No: 2013/8884)
  • Nurullah Etiz Başvurusu (B. No: 2013/7838)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.