İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Neslihan Altuğ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/2796)

1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle

Başvuru No2016/2796Tarih10 Aralık 2019Okuma14 dk · 2.815 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Neslihan Altuğ Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2016/2796
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.815 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle

kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu Neslihan Altuğ doğum belirtilerinin başlaması

üzerine 27/2/2008 tarihinde saat 01.09'da Kartal Yakacık Doğumevi ve Çocuk

Hastalıkları Hastanesine (Hastane) başvurmuş, saat 02.40'da normal doğum

yoluyla ve 4 kg ağırlığında Sevde Hilal adında bir

kız çocuğu dünyaya getirmiştir. Nöbetçi ebe tarafından yaptırılan doğum

sırasında başı çıkan bebeğin omuzları takılmış, gerekli manevralar yaptırılarak

doğum gerçekleştirilmiştir. Sonrasında çocuk doktoru tarafından yapılan

muayenede sağ kolda refleks alınamadığı, inleme ve solunum sıkıntısı görülen

bebek yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan bir

hastaneye sevk edilmiştir. Takip ve tedavisi yapılan bebeğin sağ kol ve sağ el

parmaklarının üçünde felç oluştuğu, 14/6/2010 tarihli ve iki yıl geçerlilik

süresi bulunan sağlık kurulu raporunda brakial pleksus felci tanısıyla %60

oranında vücut fonksiyon kaybının bulunduğu tespit edilmiştir.

8. Başvurucuların tıbbi ihmal iddiasıyla şikâyet ve tazminat

talebinde bulunmaları üzerine İstanbul Valiliği ilgili sağlık personeli

hakkında inceleme başlatmıştır. İnceleme sonucu düzenlenen 15/9/2009 tarihli

raporda; nöbetçi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doktor M.İ.nin

doğumun meydana geldiği saatte ameliyatta olduğu ve doğumda bulunamadığı, omuz

takılmasını önceden tahmin ederek önlem almanın mümkün olmadığı, bu

komplikasyonla karşılaşıldığında uygun manevraları yaparak bebeğin ve annenin

en az zararla bu durumdan kurtulmasının sağlanması gerektiği, olayda nöbetçi

ebe tarafından gerekli müdahalelerin yapılması nedeniyle sağlık personeli

bakımından kusur, ihmal ve özen eksikliğinin söz konusu olmadığı

belirtilmiştir.

9. Doktor M.İ.nin imzasının da yer

aldığı hekim mütalaasında, nöbetçi uzman hekimin ameliyatta olması nedeniyle

hastayı nöbetçi ebenin muayene ettiği, durumu bildirdiği uzman hekimin yatış

vererek ameliyattan çıktıktan sonra hastanın muayenesini yapacağını beyan

ettiği, ameliyattan çıkıncaya kadar doğumun ilerlediği, omuzların takılması

üzerine ebenin gerekli manevraları yaparak doğumu sonlandırmaya çalıştığı ancak

hastanın bacaklarını kapatıp kendini sağa sola döndürerek bilinçsiz

hareketlerle ebenin çalışmasını zorlaştırdığı ve doğumun uzamasına sebep

olduğu, bütün bunlara rağmen ebenin çocuğun canlı doğumunu sağladığı

belirtilmiştir.

10. Doğuma ilişkin Günlük

İzleme belgesinde "Anne

doğum sırasında bacaklarını kapattı. Sağa sola attı." ve "Doğum esnasında Dr.M.

Bey Sectio'da olduğundan Anestezi Teknisyeni İstiklal

Bey çağrılmıştır." şeklinde kaydın yazılı olduğu, Ameliyat

Kayıt Defteri'nde ise Doktor M.İ.nin 26/2/2008 günü

saat 23.55'te girdiği ameliyattan 27/2/2008 günü saat 00.20'de çıktığı, aynı

gün 01.30'da girdiği diğer bir ameliyatı 02.00'da tamamladığı, sabah 06.50'de

tekrar ameliyata girdiği kayıt altına alınmıştır.

11. Sağlık Bakanlığı (Bakanlık) 17/7/2009 tarihli işlemle, idari

inceleme sonucu düzenlenen mütalaa ve raporlarda ulaşılan görüşe istinaden

başvurucuların tazminat talebini reddetmiştir.

12. Başvuruculardan Neslihan Altuğ ve Tevfik Altuğ 11/9/2009

tarihinde Bakanlık aleyhine İstanbul 8. İdare Mahkemesinde kendi adlarına maddi

ve manevi tazminat davası açmışlardır. Dava dilekçesinde; doğum sırasında

görevli doktorun hazır bulunmadığı, doğumu yaptıran ebenin ise hatalı

müdahalede bulunması nedeniyle çocuklarında kalıcı hasar oluştuğu

belirtilmiştir.

13. Yargılama devam ederken başvurucular 18/2/2010 tarihli

dilekçe ile Bakanlığa bu kez çocukları Sevde Hilal

adına tazminat başvurusunda bulunmuşlardır. 15/2/2010 tarihinde ameliyat olan

çocuklarında meydana gelen zararın devam ettiği ve artma ihtimali bulunduğunu

belirten başvurucuların talebi zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle

reddedilmiştir.

14. Başvurucular bunun üzerine 22/3/2010 tarihinde Bakanlık

aleyhine İstanbul 9. İdare Mahkemesinde çocukları adına maddi ve manevi

tazminat davası açmışlardır. Dava dilekçesinde; daha önceki iddialarına ek

olarak nöbetçi doktorun doğumdan kırk üç dakika önce ameliyattan çıktığı hâlde

başvurucunun doğumuna girmediği, doğuma müdahale etmiş olması hâlinde çocukta

felç durumunun gerçekleşmeyeceği, ayrıca doğum sonrasında ebe tarafından

düzenlenen günlük izleme raporunun 11. ve 12. satırları arasına annenin doğum

sırasında bacaklarını kapattığı, sağa sola yattığı şeklinde sonradan ekleme

yapılarak hatanın örtülmeye çalışıldığı ileri sürülmüştür.

15. Başvurucuların açtığı ilk davada İstanbul 8. İdare Mahkemesi

dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar vermiştir. Mahkeme

çocuğun muayenesi yapılarak sağ kolunda fiziki deformasyon bulunup bulunmadığı,

şayet kolda normal dışı bir oluşum mevcut ise bunun mahiyeti (uzuv kaybı, uzuv

zafiyeti) ve derecesinin ne olduğu, bu durumun doğumdan kaynaklanıp

kaynaklanmadığı, sakatlığın ortaya çıkmasında sağlık kurumlarına ve personele

yöneltilebilecek kusur bulunup bulunmadığı, sakatlığın mevcut tıbbi teknik ve

yöntemlerle tedavisinin ve araz bırakmadan giderilmesinin mümkün olup olmadığı

hususlarında Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkanlığından rapor istemiştir.

16. ATK 3. İhtisas Kurulu (Kurul) tarafından çocuk muayene

edilip dosya evrakı incelendikten sonra hazırlanan 19/1/2011 tarihli bilirkişi

raporunda; bebek doğum ağırlığı 4000 g olan gebenin normal doğuma bırakılma

kararının uygun olduğu, omuz takılmasının normal doğumda bir komplikasyon

olarak görülebildiği, bebekte ortaya çıkan brakial pleksus (boyundan kollara giden

ana sinir grubu) zedelenmesinin doğumun bir komplikasyonu olarak meydana

geldiği cihetle ebe, sağlık personeli ve idarenin eyleminin tıp kurallarına

uygun olduğu belirtilmiştir. Raporda ayrıca, doğum eyleminde oluşan brakial pleksus hasarına bağlı koldaki mevcut arızanın

uzuv zaafı niteliğinde olduğu, mevcut tablonun tedavi ile tamamen düzelmesinin

beklenemeyeceği ifade edilmiştir.

17. Başvurucular bilirkişi raporuna karşı beyanlarında, omuz

takılmasının uzman bir ekip tarafından ve acil müdahale edilmesi gereken bir

durum olduğunu, olayda uzman doktor yerine ebe ve doğumhane personeli

tarafından duruma müdahale edildiğini, ATK'nın sözü

edilen acil durumda yapılması gereken manevraları uzman kişilerin yapıp

yapmadığı ve doğru manevranın uygulanıp uygulanmadığı, ameliyatta olduğu iddia

edilen nöbetçi doktorun kayıtlara göre doğumdan kırk dakika önce ameliyattan

çıkmasına rağmen doğuma müdahale için çağrılıp çağrılmadığı, çağrılmışsa neden

müdahalede bulunmadığı hususlarını araştırmadığını ileri sürmüşlerdir.

Başvurucular ayrıca, zor bir doğum olmasına ve bebekte solunum sıkıntısı tespit

edilmesine rağmen çocuk doktoruna derhâl haber verilmemesi nedeniyle teşhis ve

tedavide gecikme olup olmadığının da incelenmediğini belirtmişlerdir.

18. Mahkeme 25/5/2012 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

Karar gerekçesinde; ilgili sağlık personelinin ifadeleri, inceleme raporu ve

ATK raporu birlikte değerlendirilerek tıp literatüründe her doğumda olabilecek

bir risk kapsamında ele alınan omuz takılmasının önceden öngörülmesine imkan

bulunmadığı, böyle bir olayın meydana gelmesinde ise uygun tekniklerin

kullanılarak bebeğin en az hasarla doğumunun sağlanması gerektiği, doğum

esnasında ebe tarafından verilen talimatlara uymayan ve doğumu zorlaştıran

annenin bu hareketlerine rağmen bebeğin omzunun takılmasından sonra ebe

tarafından tıp literatüründe yer alan ve yapılması gereken müdahalenin yerine

getirilerek en az hasarla doğumun gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Kararda

ayrıca ATK raporunda, doğumun normal başladığı ve normal süresinde seyrettiği,

doğum takibinin tıp kurallarına uygun olduğu, bebekte oluşan sekel dikkate alındığında

omuz takılmasının hiç bir şekilde önlenemeyeceği, bu nedenle önceden önlem

alınamayacağından olayın normal yolla doğum endikasyonunun

bir komplikasyonu olduğu belirtilmek suretiyle davalı idarenin kusurunun

bulunmadığı yolunda görüş bildirilmiş olması nedeniyle davalı idarenin ağır

hizmet kusurunun varlığından söz edilemeyeceği ifade edilmiştir.

19. Başvurucuların çocukları adına açtığı diğer davada ise

İstanbul 9. İdare Mahkemesi ATK tarafından yapılan incelemenin sonuçlanmasını

beklemiş, ATK raporunu temin edip inceledikten sonra 28/5/2012 tarihli

kararıyla ve ilk davadakine benzer gerekçelerle davayı reddetmiştir.

20. Başvurucular tarafından temyiz edilen her iki kararın

vekâlet ücreti dışındaki kısımları, Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 13/6/2014 tarihli toplantısında onanmış, karar düzeltme istemleri de

Dairenin 19/11/2015 ve 27/11/2015 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir.

21. Nihai kararların biri 7/1/2016 tarihinde başvuruculara

tebliğ edilmiş, diğer karar ise 25/1/2016 tarihinde başvurucular tarafından

öğrenilmiştir.

22. 1/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. İlgili hukuk için bkz. Fesih

Aydar (B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24-30) kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişinin Maddi ve

Manevi Varlığını Koruma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

25. Başvurucular; doğumun riskli olduğunu bilinmesine rağmen

nöbetçi doktorun doğumda bulunmadığını, doktorun doğum esnasında ameliyatta

olduğu ve annenin doğumda verilen talimatları yerine getirmediği yönündeki

iddiaların gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporunun iddialarını

karşılamadığı ve olayla ilgili teknik bilgileri içermediğini belirterek yaşam

ve adil yargılanma hakları ile kişi dokunulmazlığı ilkelerinin ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

27. Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh

sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi

artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık

kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler."

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

29. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8.

maddesi çerçevesinde özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan

fiziksel ve zihinsel bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir.

30. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında, kasıt söz konusu

olmaksızın hekim kusuru nedeniyle vücut bütünlüğünün zarar gördüğü şeklindeki

tıbbi ihmale dair şikâyetleri Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında

düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında

incelemiştir (Melahat Sönmez, B.

No: 2013/7528, 9/9/2015; Ahmet Sevim,

B. No: 2013/474, 9/9/2015; Hilmi Düzgüner, B. No: 2014/9690, 11/5/2017).

31. Anılan kararlar doğrultusunda somut olayda başvurucunun

tıbbi ihmale dayalı tüm şikâyetlerinin Anayasa'nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında

incelenmesi gerekmektedir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişinin

maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

33. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.

Bu kapsamda anılan Anayasa hükmü ile kişinin maddi ve manevi varlığının

bütünlüğü gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerin

müdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 40).

34. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, esas olarak bireylerin

maddi ve manevi varlığına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî

müdahalelerin önlenmesidir. Bunun yanı sıra devletin tıbbi müdahaleler

nedeniyle kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili olarak koruma ve maddi ve

manevi varlığına saygı gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır (Ahmet Acartürk, B. No: 2013/2084,

15/10/2015, § 49). Nitekim

Anayasa’nın 56. maddesinde de belirtildiği üzere pozitif yükümlülük, sağlık

alanında yürütülen faaliyetleri de kapsamaktadır (İlker Başer ve diğerleri, B. No: 2013/1943, 9/9/2015, § 44).

35. Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevi

varlıklarını koruma hakkı kapsamında ister kamu isterse özel sağlık kuruluşları

tarafından yerine getirilsin sağlık hizmetlerini hastaların yaşamları ile maddi

ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini

sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Ahmet

Acartürk,§

51).

36. İlke olarak tıbbi ihmallere ilişkin şikâyetler konusunda

temel başvuru yolu, hukuki sorumluluğu tespit adına takip edilecek olan hukuk

veya idari tazminat davası yoludur (Nail Artuç, B. No: 2013/2839, 3/4/2014, § 38).

37. Maddi ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamında hukuki

sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat

davalarının makul derecede dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirmesi

gerekmektedir. Derece mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri

yargılamalarda Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve

özenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da

Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derece

mahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet, yürürlükteki yargı

sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer hak ihlallerinin önlenmesinde

sahip olduğu önemli rolün zarar görmesine engel olacaktır (Yasin Çıldır, B. No: 2013/8147, 14/4/2016,

§ 57; Tevfik Gayretli, B. No:

2014/18266, 25/1/2018, § 32).

38. Diğer taraftan belirtmek gerekir ki olayların oluşumuna

ilişkin delillerin değerlendirilmesi öncelikle idari ve yargısal makamların

ödevidir. Aynı şekilde başvuru dosyasında bulunan tıbbi bilgi ve belgelerden

hareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğu hakkında fikir yürütmek

Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (Mehmet

Çolakoğlu, B. No: 2014/15355, 21/2/2018, § 47). Ancak kişinin maddi

ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında yerine getirmek zorunda olduğu usul

yükümlülüklerinin somut olayda yerine getirilip getirilmediğinin nesnel bir

şekilde değerlendirilmesi için ilgili anayasal kurallar bağlamında derece

mahkemelerinin kendilerine tanınmış takdir yetkileri çerçevesinde hareket edip

etmediklerinin denetlenmesi gerekir. Bu bağlamda müdahaleyi haklı göstermek için

öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığı incelenmelidir (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015

§ 44).

39. Bu bağlamda derece mahkemelerinin gerekçeleri, tarafların

kanun yoluna başvuru imkânını etkili şekilde kullanabilmesini sağlayacak

surette ayrıntılı olarak ortaya konulmalı; ulaşılan sonuçlar yeterli

açıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar gibi somut, nesnel verilere

dayandırılmalıdır (Murat Atılgan,

§ 45).

40. Bir tedavi işlemi sırasında ya da sonrasında sağlık

personelinin herhangi bir hatası olmaksızın hasta için istenmeyen sonuçların

meydana gelme olasılığının her türlü tıbbi işlem için kaçınılmaz olduğunun

öncelikle belirtilmesi gerekir. Hastalıktan koruma yöntemi veya tedavi

işleminin anormal ve öngörülemez sonuçları, tıbbi işlemlerin risklerinden

kaynaklanmaktadır (Eliçe Aydın ve diğerleri, B. No: 2015/5228,

20/3/2019, § 53).

41. Öte yandan bir mesleğin belirli riskler içermesi, icrası

sırasında meydana gelecek tüm risklerin hukuki sorumluluk dışında olduğu ve

ilgililerin sorumlu olmadığı anlamına gelmemektedir. Sağlık personeli,

mesleğini yerine getirirken özen yükümlülüğü kapsamında bu tür risklerin

gerçekleşmesini önlemeye ilişkin olarak elindeki tüm imkânları kullanmak

mecburiyetindedir. Buna göre riskleri mümkünse önleyici, değilse asgariye

indirici şekilde davranmaları, buna rağmen riskler doğduğunda yapacakları

müdahaleyle zarar veya tehlike neticesini mümkün olduğunca ortadan kaldırmaları

gerekmektedir (Eliçe Aydın ve diğerleri, § 54).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

42. Anayasa Mahkemesi yukarıda değinilen Anayasa'nın 17. maddesi

kapsamında devlete düşen pozitif yükümlülüklerin somut olay bağlamında yerine

getirilip getirilmediğini denetlemek durumundadır (Tevfik Gayretli, § 36). Bu sebeple başvuruya konu olay,

devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına ilişkin

pozitif yükümlülüğü kapsamında incelenmiştir.

43. Başvurucuların uyuşmazlığa ilişkin temel iddiaları, bebeğin

omuzunun takılması esnasında gerekli müdahale ve manevraların doğru biçimde

yapılmadığı, diğer taraftan bebekte zor doğumdan kaynaklanan olumsuz bulgular

görülmesine rağmen doktorun geç müdahale yaptığı şeklindedir.

44. Somut olayda derece mahkemesince hizmet kusurunun tespitine

yönelik olarak ATK'ya bilirkişi incelemesi

yaptırılmıştır. Kurul, çocuğu muayene edip doğum ve tedavi sürecinin her

aşamasını detaylı olarak inceledikten sonra yaptığı değerlendirmede öncelikle

bebek doğum ağırlığı 4000 g olan gebenin normal doğuma bırakılma kararının

uygun olduğunu belirtmiştir. Kurul raporunda ayrıca, omuz takılmasının normal

doğumda bir komplikasyon olarak görülebildiği, bebekte ortaya çıkan brakial pleksus

(boyundan kollara giden ana sinir grubu) zedelenmesinin doğumun bir

komplikasyonu olarak meydana geldiği, buna göre ebe, sağlık personeli ve

idarenin eyleminin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.

45. Başvurucu ve bebeğine yapılan tıbbi girişim ve uygulamaların

tıp kurallarına uygun olduğunun uzman bilirkişi raporuyla belirlendiği ve söz

konusu raporun mahkeme kararına dayanak yapılarak idarenin kusurlu olmadığının

tespit edildiği gözönünde bulundurulduğunda

başvurucular tarafından ileri sürülen iddiaların ilgili ve yeterli bir

gerekçeyle karşılandığı görülmektedir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü için

esaslı olan iddiaların derece mahkemelerince Anayasa'nın 17. maddesinin

gerektirdiği özen ve derinlikte incelendiği anlaşılmaktadır. Somut olay bakımından

kamu makamlarının pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmediği

söylenemeyeceğinden kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal

edilmediği sonucuna varılmıştır.

46. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

47. Başvurucular, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

48. 31/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013

tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı

Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde

eklenmiştir.

49. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

50. Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında, yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının

getirilmesine ilişkin yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek

etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).

51. Ferat Yüksel kararında özetle; anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkanına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

52. Mevcut başvurunun bu kısmı yönünden söz konusu karardan

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin

maddi ve manevi varlığını koruma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Engin GÜNDÜZ

Başvurucular

:

1. Neslihan

ALTUĞ

2. Sevde Hilal ALTUĞ

3. Tevfik

ALTUĞ

Vekili

:

Av. Şaban

TAMER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/2796, 10 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişinin Maddi ve
  9. B. Makul Sürede
  10. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin
  11. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  12. Gökcan
  13. Hakyemez
  14. Altuğ
  15. Altuğ
  16. Tamer
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/2796
Tarih
10 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • İbrahim Tosun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/7869)
  • Nurşah Suna Başvurusu (B. No: 2016/13347)
  • Oktay Kuban Başvurusu (B. No: 2016/1999)
  • Cihan Dursun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/12682)
  • Mehmet Ayçilek Başvurusu (B. No: 2018/14603)
  • Muharrem Karabulut Başvurusu (B. No: 2017/28126)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.