İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nevzat Dereli Başvurusu (B. No: 2015/4521)

1. Başvuru, ölüm olayına ilişkin olarak etkili bir ceza soruşturması

Başvuru No2015/4521Tarih7 Şubat 2019Okuma23 dk · 4.515 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nevzat Dereli Başvurusu

Karar tarihi
7 Şubat 2019
Başvuru Numarası
2015/4521
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.515 kelime·23 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ölüm olayına ilişkin olarak etkili bir ceza soruşturması

yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu soruşturma dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun 24/1/1966 doğumlu ağabeyi S.D. 30/7/2014 günü

saat 22.30 sıralarında Edirne-Hasanağa köyü yolunda

yaralı vaziyette bulunmuştur. Olay yerinde S.D.nin

yanında bir motosiklet olduğu da görülmüştür. S.D., bilinci kapalı bir şekilde

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine götürülmüştür. Trakya

Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hastayı muayene eden Dr. E.A. çeşitli

tetkikler yaptıktan sonra aşağıdaki raporu tanzim etmiştir:

"...Subdural

kanama [beynin yüzeyinde kan toplanması] saptanan hastanın durumunun basit tıbbi müdahaleyle

giderilemeyeceği anlaşılmış olup, hayati tehlikesinin olduğunu, şahsın

koklamakla aşırı derecede alkollü olduğunu bildirir (...) kanaat

raporudur."

9. Dr. E.A. ayrıca hastanın harici muayenesinde darp izine

rastlanmadığını belirten bir rapor düzenlemiştir.

10. Olay Ölümlü/Yaralamalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda aşağıdaki şekilde özetlenmiştir:

"30. 07.2012 günü 22.30 sıralarında

Edirne-Hasanağa (eski Hamzabeyli yolu) yolunda tek

taraflı yaralamalı trafik kazası ihbarı üzerine olay yerine gidilerek yapılan

incelemede; Sürücü [S.S.] yönetimindeki [...] plakalı motosiklet ile Hasanağa Köyünden Edirne istikametine eski (D-535)

Hamzabeyli yolu istikametinden gelirken Edirne-Lalapaşa yolu ayrımına 20 metre

kala direksiyon hakimiyetini kaybederek devrilmesi sonucu tek taraflı

yaralamalı trafik kazası meydana gelmiş olup sürücü [S.S.nin]

hayati tehlikesi mevcut olduğundan alkol ölçümü yapılamamıştır."

11. 31/7/2014 günü saat 03.01'de kolluk görevlileri tarafından

başvurucunun ifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle olayı jandarmadan

öğrenmesi üzerine hemen hastaneye gittiğini, hastaneye geldiğinde ağabeyinin

bilinci kapalı bir şekilde beyin ameliyatına alındığını öğrendiğini ifade

etmiştir. Başvurucu, ağabeyinin Edirne Devlet Hastanesinde çalışmakta olup Hasanağa köyünde ikamet ettiğini, ağabeyinin ikameti olan Hasanağa köyüne ... plakalı motosiklet ile gidip geldiğini,

kazanın muhtemelen işten dönerken meydana geldiğini belirtmiştir. Başvurucu,

kazanın meydana geldiği yolu ağabeyinin hiçbir zaman kullanmadığını, genellikle

eski yol diye tabir edilen Karabayır mevkiinden köye

gidip geldiğini ifade etmiştir. Başvurucu son olarak ağabeyinin olay günü saat

18.30 sıralarında sigara almak için kendisinden 20 TL aldığını, bu sırada

ağabeyinin yanında uzun zamandır arkadaşı olan T. isminde soyadını bilmediği

bir kişinin olduğunu belirtmiştir. Olay günü ifadesi alınan A.D. (ölen kişinin

diğer kardeşi) başvurucunun ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur.

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi gören S.D.nin

ise sağlık durumunun kötü olması nedeniyle ifadesi alınamamıştır.

12. S.D., Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan

tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 2/8/2014 tarihinde yaşamını

yitirmiştir. S.D.nin 2/8/2014 tarihinde yaşamını

yitirmesi üzerine Cumhuriyet savcısı ile Edirne Adli Tıp şube müdürü olarak

görev yapan Dr. Y.S.nin de katılımıyla ölü muayene

işlemi gerçekleştirilmiştir. Ölü muayene işlemine kimlik tanığı sıfatıyla

katılan, ölen kişinin kardeşi A.D. olayın meydana gelmesinde başka bir kişinin

dahlinin bulunmadığını, kardeşinin kaza neticesinde yaşamını yitirdiğini belirtmiştir.

Dr. Y.S., ölü muayene işlemindeki bulguları ve Trakya Üniversitesi Tıp

Fakültesi Hastanesi kayıtlarını dikkate alarak kişinin kesin ölüm sebebinin

trafik kazası ile oluşması mümkün, ağır künt kafa

travmasına bağlı olarak gelişen beyin kanaması olduğu kanaatinde olduğunu

bildirmiştir. Cumhuriyet savcısı, kişinin kesin ölüm sebebinin tespit edilmesi

nedeniyle başkaca yapılması gereken bir işlem kalmadığı sonucuna ulaşarak ölü

muayene işlemini sonlandırmıştır.

13. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, S.D.nin

olay tarihinde alkollü olması nedeniyle Hasanağa köyü

yol ayrımında motosikletiyle tek taraflı trafik kazası yaptığı, şahsın tüm

müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdiği, gerçekleştirilen ölü

muayene işlemi sonucunda "ölümün trafik

kazası ile oluşması mümkün ağır künt kafa travmasına

bağlı gelişen beyin kanamasından" meydana geldiğinin

anlaşıldığı, olayda herhangi bir kimsenin kastı, kusuru veya tedbirsizliği

olmadığı gerekçesiyle olay hakkında 4/8/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına

karar vermiştir.

14. Başvurucu, tüm deliller toplanmadan kovuşturmaya yer

olmadığına karar verildiği iddiasıyla anılan karara itiraz etmiştir. Başvurucu;

itiraz dilekçesinde özetle kaza yapan motosikletin arka tarafından darbe almış

olduğunu, olay gecesi ağabeyi ile beraber olan T. adlı kişinin ifadesinin

alınmadığını, 112 Acil Servis ve 156 Jandarma hattını arayan şahısların ses

kayıtlarının alınmadığını belirterek olay hakkında etkili bir soruşturma

yürütülmediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda ağabeyinin Hasanağa

köyünden Edirne istikametine giderken kaza yaptığı belirtilmiş ise de yaptığı

araştırmalar neticesinde söz konusu olayın Edirne'den Hasanağa

Köyüne doğru giderken meydana geldiğini öğrendiğini, ağabeyinin kaza yerinde

nasıl bulunduğuna ilişkin herhangi bir tutanağın dahi olmadığını ifade

etmiştir. Başvurucu dilekçesinde son olarak bir aracın ağabeyinin kullandığı

motosiklete çarparak kazaya sebebiyet verdiğini düşündüğünü belirtmiştir.

15. Edirne Sulh Ceza Hâkimliği 8/8/2014 tarihinde başvurucunun

itirazının reddine karar vermiştir.

16. Başvurucu 19/8/2014 tarihinde Bakanlığa bir dilekçe yazarak

anılan kararın kanun yararına bozulması talebinde bulunmuş ise de bu yoldan

olumlu bir netice alamamıştır.

17. Başvurucu 11/9/2014 tarihli bir dilekçe ile tekrar Edirne

Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuştur. Başvurucu dilekçesinde özetle

ağabeyinin kaza yapmadığını, abisinin ölümü ile neticelenen olaya kaza süsü

verildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; bu dilekçesinde kendisinin içkili bir

lokanta işletmekte olduğunu, 10/9/2014 tarihinde işyerine gelen O.T. adlı

kişinin bir miktar alkol aldıktan sonra kendisine ağabeyinin kaza yapmadığını

söylediğini, olaya kaza süsü verildiğini ifade ettiğini, ayrıca A.T. isimli

şahsın olay yerinde olduğunu söylediğini, kendisinin A.T. adlı kişinin orada ne

aradığını sorması üzerine O.T.nin "Karıştırma oraları." diye karşılık

verdiğini belirtmiştir. Başvurucu; ağabeyi ile A.T. adlı kişi arasında köyde

yaşanan olumsuzluklardan dolayı bir husumetin olduğunun köy halkınca

bilindiğini, A.T. adlı kişinin olay saatlerinde Hasanağa

köyüne gittiğini, bu durumun O.B. adlı kişinin bilgisine başvurulması hâlinde

de anlaşılacağını ifade etmiştir. Başvurucu dilekçesinde ayrıca olay yerine

giden 112 Acil Servis ambulansında görevli kadın personelin olay yerine

vardıklarında bir kişinin orada olduğunu söylediğini, bu personelin ayrıca

kafadaki künt travmanın düşmeden değil de sert bir

cisimle de yapılmış olabileceğini söylediğini belirtmiştir. Başvurucu

dilekçesinde son olarak olay gecesi ağabeyinin gizli numaralı bir telefonla

yedi görüşmesinin olduğunu ancak bu konuda bir araştırma yapılmadığını, bunun

yanı sıra 112 Acil Servis, 156 Jandarma ve 155 Polis İmdat hatlarını arayan kişilerin

kim olduklarının araştırılması hâlinde yeni bilgiler elde edilebileceğini ifade

etmiştir.

18. Başvurucunun bu dilekçesi üzerine olay hakkında Edirne

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/10196 sayılı yeni bir soruşturma

başlatılmıştır.

19. Başvurucu, olay hakkında yeniden soruşturma başlatılması

üzerine Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına muhtelif tarihlerde birçok dilekçe

sunarak olayın aydınlatılması talebinde bulunmuştur. Başvurucu bu

dilekçelerinde genel olarak 11/9/2014 tarihli dilekçesindeki iddialarını

yinelemiş ve olay hakkında bilgisi olabilecek kişilerin isimlerini Savcılığa

bildirerek bu kişilerin ifadelerinin alınması talebinde bulunmuştur. Başvurucu

bu dilekçelerinde ayrıca ağabeyi ile A.T. arasındaki husumetin A.T.nin kız kardeşi Ç.T. ile ağabeyinin gönül ilişkisinden

kaynaklandığını, bu sebeple Ç.T. adlı kişinin ifadesinin alınması gerektiğini,

ağabeyinin Ç.T. adlı kişiyle olay günü Edirne Devlet Hastanesi bahçesinde bir

görüşme yaptığını, Edirne Devlet Hastanesi kamera kayıtlarından bu hususun

tespit edilebileceğini, olayın bu görüşmeden sonra başlamış olduğunu

belirtmiştir.

20. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun 11/9/2014

tarihli ifadesinde adı geçen ve olayın kaza olmadığını iddia ettiği belirtilen

O.T. adlı kişinin ifadesini 24/9/2014 tarihinde almıştır. O.T.nin

ifadesi şöyledir:

"Maktul [S.D.] benim baba tarafından uzak şekilde akrabam-dayım

olur. 10 Eylül 2014 tarihinde Nevzat Dereli'nin

işletmiş olduğu meyhaneye giderek bir miktar alkol aldım. Yanımda arkadaşım

sanayide ustalık yapan N. isimli şahıs vardı. Nevzat Dereli isimli şahıs aynı

zamanda benim dayım olur. Kendisi bizim masaya gelerek bizim masaya oturdu.

Kendisi bana [S.D.nin] kafatası arkasında 2 tane derin darbe izi olduğunu,

ağabeyinin düştüğü yerde vücudunun komple su dökülmüş gibi ıslak olduğunu,

yüzünün sağ ve sol tarafında herhangi bir yaralanma izinin bulunmadığını,

motosikletin ayakları arasında olduğunu, motosikletin maktülün

ayaklarının arasında kayıp gitmediğini söyledi. Ben de bunun üzerine şahsa olay

şüpheli gibi duruyor, haklılık payın olabilir ancak bu işi Savcılık Makamı

çözer diye karşılık verdim. Sonrasında [A.D.] isimli diğer dayım gelerek masaya oturdu, ancak

kendisiyle bu konu hakkında konuşmadık. Nevzat Dereli isimli şahsın

dilekçesinde belirttiği gibi ben [S.D.nin]

kaza yapmadığını, ölümüne kaza süsü

verildiğini, [A.T.] isimli

amcamın oğlu olan şahsın olay yerinde olduğu gibi herhangi bir söylemde

bulunmadım. Şahsın dilekçesinde belirttiği bu hususlar gerçek dışıdır. Yine

olay gecesi ve saatinde [A.T.]

isimli şahsın Hasanağa köyüne gitmiş olduğunu Nevzat

Dayım beyan etmiş ise de; olay günü ve gecesinde [A.T.] benimle beraber K. birahanesinde saat 22:30'a kadar

alkol aldık. Sonrasında [A.T.] Hasanağa köyünde bulunan evini kontrol etmeye gitmek için

yanımdan ayrıldı. Söz konusu köy Edirne Merkeze yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta

bulunmaktadır. Olay sabahı ben olaydan haberdar olduğumda ilk önce Nevzat

dayımı aradım. Telefona cevap vermeyince bu sefer [A.] Dayımı aradım. Kendisine olayın doğru olup

olmadığını sordum. Kendisi bana doğru olduğunu söyledi. Ben de bunun üzerine

elimizden gelen bir şey varsa yapabileceğimi söyledim. Sonrasında ben kuzenim [A.T.yi] aradım. Akşam köyde kaza olduğunu, söz konusu kazayla ilgili bir

duyumu olup olmadığını sordum. Kendisi de bana "[S.] Dayım mı" dedi. Ben de kendisine bu durumu

nereden duyduğunu sordum. Kendisi de bana "akşam yanımdan köye gitmek için

ayrılıp köye doğru seyir halinde olduğu sırada polis ekiplerini ve polis ekiplerininyanında dayım [S.nin] kullanmış olduğu motosiklete benzer bir motosiklet

olduğunu gördüğünü söyledi. Sonrasında tam olarak emin olmadığı için yoluna

devam ettiğini söyledi. Dayım Nevzat'ın dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere

diğer dayım [S.D.] ile kuzenim [A.T.] arasında benim bildiğim ve duyduğum kadarıyla

herhangi bir husumet bulunmamaktadır. Niye ifadesinde böyle bir söylemde

bulunduğunu tahmin edemiyorum. Olaydan sonra Nevzat Dayım'da

bir takım değişiklikler oldu. Herhalde kendisi söz

konusu ağabeyinin vefat etmesi olayını hazmedemediği için etrafında bulunan

kişilere başvurarakbir takım çıkarımlarda bulunmak

istiyor. Şahsın benimle yapmış olduğu konuşmaların dilekçesinde belirttiği

hususlar ile herhangi bir bağlantısı bulunmamaktadır (...)"

21. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda

kolluk görevlileri tarafından A.T. adlı kişinin şüpheli sıfatıyla ifadesi

alınmıştır. A.T.nin 23/10/2014 tarihli ifadesinin

ilgili kısımları şöyledir:

"Benden şikayetçi olan Nevzat DERELİ isimli

şahsı aynı köyden olmamız ve akrabamız olması sebebiyle tanırım ve bilirim.

Nevzat DERELİ'nin kardeşi [S.D.nin] trafik kazası

geçirdiği akşam ben Edirne Kıyık Semtinde bulunan K. birahanesinde akrabam olan

[O.T.] ve [O.T.nin] ustası olan N.

isimli şahıs ile birlikte oturup alkol aldık. Daha sonra ben saat 22.30 - 23.00 arası yanlarından kalktım ve Hasan Köyündeki

evimizde bulunan köpeğime ekmek vermek için [...] plakalı aracım ile Edirne'den Hasanağa

Köyüne giderken, Hasanağa köyüne giden eski yolun ve

yeni yolun birleştiği yerde trafik polislerini ve bir motosikleti yolun

kenarında bulunan şarampol içinde yatık vaziyette gördüm. Ancak polislerin

yanında ya da motosikletin yanında herhangi bir kimse yoktu. Ben burada

durmadım ve yoluma devam ederek, Hasanağa köyüne

gittim. Köpeğime ekmek verdikten sonra 30 dakika ya da 45 dakika kadar sonra

geriye döndüğümde, bahse konu yerde motosiklet ya da trafik polisleri yoktu.

Ben bahse konu yerde [S.D.nin] kaza yaptığını görmedim, kaza yerinde durmadım ve

112 Acil Servisini aramadım. Olay yerinde ambu1ans görmedim, Benim

[S.D.] ile aramda husumet yoktur.

Olayın ertesi günü [O.T.] beni

telefon ile aradı ve bana [S.D.nin] kaza yaptığını söyledi, ben de kendisine akşam köye

giderken yolda polisleri gördüğümü söyledim.[O.T.] bu konuşmayı ambulans gördüğümü anlamış ve Nevzat DERELİ'ye benim köye olay akşamı gittiğimi ve ambulans

gördüğümü söylemiş,[O.T.] daha

sonra bu yanlış anlaşılmayı C. Savcılığında ifade vererek düzeltmiş. Nevzat

DERELİ isimli şahıs bu konular ile ilgili bana iftira atmaktadır. Ben bu konu

ile ilgili suçlamayı kabul etmiyorum (...)"

22. Kolluk görevlileri Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının

talimatı doğrultusunda 27/11/2014 tarihinde A.T.nin

kız kardeşi Ç.T.nin ifadesini almıştır. Ç.T.

ifadesinde özetle S.D.yi

aynı köyde yaşamaları nedeniyle uzun zamandır tanıdığını, iddia edildiği gibi

S.D. ile herhangi bir gönül ilişkisinin olmadığını, sadece 15-16 yıl önce S.D.nin kendisini istediğini ancak kendisinin karşılık

vermemesi ve olayı duyan babasının böyle bir şeyin olmayacağını söylemesi

üzerine konunun kapandığını, bu olay nedeniyle aileler arasında herhangi bir

husumetin oluşmadığını belirtmiştir. Ç.T. ayrıca 30/7/2014 tarihinde Edirne

Devlet Hastanesine gitmediğini, son iki yıldır S.D.yi hiç görmediğini ifade etmiştir.

23. Başvurucu, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu

dilekçelerde ağabeyini kaldırıldığı hastanede ilk muayene eden doktorun olayın

trafik kazası sonucu meydana gelmediğini beyan ettiğini iddia etmiştir. Bunun

üzerine Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları doğrultusunda 3/11/2014

tarihinde Dr. E.A.nın

ifadesi alınmıştır. Dr. E.A. ifadesinde özetle ölü durumda hastaneye getirilen

şahsın tomografisinin çekildiğini ve yaşama döndürülmeye çalışıldığını, şahısta

darp ve vurma izi olmadığını, şahsın vücudunda kaza yapmış gibi bulguların da

olmadığını, şahsın beyin kanaması nedeniyle motosikletten düşüp düştüğü yerde

öldüğünü düşündüğünü belirtmiştir. Dr. E.A. ayrıca şahsın darbedildiğini

düşünmediğini ifade etmiştir.

24. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda

başvurucunun ilk ifadesinde adı geçen (bkz. § 11) ve olay günü S.D. ile

birlikte belli bir süre vakit geçiren T.E.nin ifadesi

kolluk görevlileri tarafından alınmıştır. T.E. ifadesinde özetle ölen S.D.yi 2000 yılından beri

tanıdığını, olay günü saat 15.00'ten saat 20.30-21.00 sıralarına kadar iki

farklı lokantada alkol aldıklarını, S.D.nin "Yarın işe gideceğim,erkenden

eve gideyim." diyerek

saat 20.30-21.00 sıralarında yanından ayrıldığını belirtmiştir. T.E., S.D.nin her zaman kullandığı motosikletini Edirne Devlet

Hastanesinin bahçesinden alarak Hasanağa köyüne

gitmek üzere yanından ayrıldığını ifade etmiştir.

25. Soruşturma kapsamında olay günü 112 Acil Servis ambulansında

görev yapan kişilerin de ifadesi alınmıştır. Acil tıp teknisyeni olarak görev

yapan H.İ.A. adlı kişi ifadesinde özetle olay yerine vardıklarında hastanın

bilincinin kapalı olduğunu, bu sırada olay yerinde kendilerinden başka hiç

kimsenin olmadığını, mazot akıttığı için motosikleti geri aldığını, şahısta

herhangi bir darp izi olmadığını, şahsın kanamasının da bulunmadığını hatta

kendisinde sıyrık bile olmadığını, şahsın gözle görülecek hiçbir şeyinin

olmadığını ifade etmiştir. H.İ.A., şahsın hayati tehlikesinin olduğunu, bu

sebeple emniyet görevlilerini beklemeden şahsı hastaneye götürdüklerini

belirtmiştir. Olay günü 112 Acil Servis ambulansında görev yapan diğer kişiler

de H.İ.A.nın ifadesine

benzer şekilde beyanda bulunmuşlardır.

26. Olay hakkındaki soruşturma kapsamında ayrıca Edirne 112 Acil

İl Ambulans Servisine olayın kim tarafından bildirildiği hususu

araştırılmıştır. Bu araştırma kapsamındaEdirne 112

Acil İl Ambulans Servisini arayan kişinin M.E. olduğu tespit edilmiş ve bu

kişinin ifadesi alınmıştır. M.E. ifadesinde özetle olay günü saat 22.00

sıralarında Hasanağa köyünden Edirne merkezine

giderken Hasanağa köyü çıkışında yolun kenarında bir

ışık fark ettiğini, dikkatle baktığında bunun bir motosiklet ışığı olduğunu

anladığını, daha sonra duraklamadan yoluna devam ettiğini ve bu sırada

ambulansın numarası aklına gelmediği için ilk önce 155 Polis İmdat hattını

aradığını, 155 Polis İmdat hattının telefonu çalarken ambulansın numarası

aklına geldiği için polisle hiç konuşmadan 112 Acil Servis hattını arayarak Hasanağa köyü girişinde bir trafik kazası olduğunu

bildirdiğini, daha sonra hiç duraklamadan yoluna devam ettiğini belirtmiştir.

Başvurucu, ilerleyen vakitlerde kendisini hemşire olarak tanıtan bir kişinin

telefon açarak olay yerini bulamadıklarını söylediğini, bunun üzerine olay yerini

tekrar anlattığını, yine bulamazlar diye olay yerine kendisinin de döndüğünü,

olay yerine geldiğinde ambulansı orada gördüğünü, kaza yapan şahıs ambulansa

kaldırılmış olduğundan onu göremediğini, olaydan iki gün sonra kazaya karışan

şahsın kendi köylerinde ikamet eden S.D. adlı kişi olduğunu öğrendiğini ifade

etmiştir. M.E. son olarak ölen kişiyle aralarında herhangi bir husumet

bulunmadığını belirtmiştir.

27. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, S.D.nin

olay günü Ç.T. adlı kişiyle Edirne Devlet Hastanesi bahçesinde bir görüşme

yapıp yapmadığını tespit edebilmek için Edirne Devlet Hastanesinin kamera

kayıtlarının bulunup bulunmadığını araştırmıştır. Edirne Cumhuriyet

Başsavcılığının 30/10/2014 tarihli müzekkeresi doğrultusunda kolluk

görevlilerince bu husus araştırılmış ancak olay gününe ait kamera kaydının

bulunmadığı, kayıtların otomatik olarak silindiği bilgisi edinilmiştir. Bununla

birlikte Edirne Devlet Hastanesi Güvenlik Şefi H.C. ile yapılan görüşmede, S.D.nin olay günü saat 21.57'de kendisine ait motosikletle

arkasında oturan kimliği tespit edilemeyen bir şahısla Edirne Devlet

Hastanesinden çıktığı tespit edilmiştir.

28. Başvurucu, ağabeyinin motosikletinin arkasında bulunan

şahsın E.S.S. adlı kişi olduğunu iddia etmiştir. Bunun üzerine ifadesi alınan

E.S.S. özetle olay günü S.D. ile hiçbir şekilde görüşmediğini ve S.D.nin motosikletinin arkasına yolcu olarak kesinlikle

binmediği belirtmiştir.

29. Soruşturma kapsamında S.D.nin

kullandığı telefonun 30/7/2014-31/7/2014 tarihleri arasına ilişkin HTS

kayıtları da incelenmiştir. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, Telekomünikasyon

İletişim Başkanlığından (TİB) getirtilen görüşme dökümlerini incelemiş ve S.D.nin saat 19.00'dan itibaren herhangi bir kimseyle

görüşme yapmadığını tespit etmiştir.

30. Başvurucu; Edirne Cumhuriyet Başsavcılığından şüpheli A.T.

ve A.T. ile birlikte hareket ettiklerini değerlendirdiği A.R.E., İ.C.E., O.T.

ve M.E. adlı kişilerin cep telefonu sinyal bilgilerinin tespit edilmesi

talebinde bulunmuştur. Başvurucu ayrıca ağabeyi S.D.nin

cep telefonu sinyal bilgilerinin de tespit edilerek bu kişilerin cep telefonu

sinyal bilgileriyle kesişip kesişmediğinin tespit edilmesini Edirne Cumhuriyet

Başsavcılığından talep etmiştir.

31. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında elde

ettiği verileri değerlendirerek 17/12/2014 tarihli karar ile olay hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, S.D.nin yaşamını yitirmesi ile neticelenen olayda kasten

öldürme iddialarını destekleyecek herhangi bir somut delilin bulunmadığını,

kasten öldürme iddialarının soyut nitelikte kaldığını, şüphelinin ölen kişiye

yönelik herhangi bir eylemde bulunduğunu gösteren somut bir delile

ulaşılamadığını, ölen kişinin yakınlarının iddialarının soyut suç isnadından

öteye gitmediğini belirtmiştir. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, somut olayda

cep telefonu sinyal bilgilerinin araştırılmasını gerektirecek somut delillerin

bulunmadığını göz önünde bulundurarak bu konuda herhangi bir araştırma

yapılmasını gerekli görmemiştir.

32. Başvurucu; toplanmasını istediği bazı delillerin

toplandığını ancak delillerin önemli bir kısmının toplanmadığını, somut olayda

tüm delillerin toplanması gerektiğini belirterek anılan karara itiraz etmiştir.

33. Edirne Sulh Ceza Hâkimliği 13/1/2015 tarihinde başvurucunun

itirazının reddine karar vermiştir.

34. Başvurucu, anılan karardan 3/3/2015 tarihinde haberdar olmuş

ve 11/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

35. Mahkemenin 7/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu; ağabeyinin ölümü ile neticelenen olayın kaza

olmadığını, olayın kasten öldürme olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, sürat

yapmayı sevmeyen ağabeyinin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlarda

belirtildiği gibi tek taraflı trafik kazası sonucu yaşamını yitirmesinin mümkün

olmadığını iddia etmiştir. Başvurucu, ağabeyinin şüpheli A.T. ve 112 Acil

Servis hattını arayan M.E. adlı kişilerle husumetinin olduğunu, bu hususun

ikamet ettiği Hasanağa köyünde herkesçe bilindiğini

belirtmiştir. Başvurucu, ağabeyinin ikamet ettiği Hasanağa

köyüne giderken A.T. ve M.E. adlı kişilerce öldürüldüğünü düşündüğünü ifade

etmiştir. Başvurucu, ağabeyinin olay günü saat 21.45 sıralarında Edirne Devlet

Hastanesinin bahçesinde şüpheli A.T. ile karşılaştığını, aynı saatlerde A.T.nin kız kardeşi Ç.T. ile Ç.T.nin

birlikte yaşadığı G.T. adlı kişinin de anılan bölgede olduğunu, bu durumu

ortaya koyan kamera kayıtlarının hastaneden alınmadığını belirtmiştir.

Başvurucu, şüpheli A.T.nin olay günü aracıyla takip

ettiği güzergâhın tespiti için MOBESE kayıtlarının araştırılabileceğini ancak

bu husus ile ilgili olarak herhangi bir araştırma yapılmadığını ileri

sürmüştür. Başvurucu, A.T. ile M.E. adlı kişilerin olay saatinde irtibatlı

olduğunu değerlendirdiğini, bu hususun ortaya konulabilmesi için TİB'den bu kişilerin cep telefonları kayıtlarının

istenebileceğini ancak somut olayda bu hususun da araştırılmadığını iddia

etmiştir. Başvurucu, şüpheli A.T. ve A.T. ile birlikte hareket ettiğini

değerlendirdiği bazı kişilerin olay saatindeki cep telefonu görüşme

kayıtlarının ve sinyal bilgilerinin araştırılmadığını belirtmiştir. Başvurucu,

olaydan sonra ağabeyini muayene eden Dr. E.A.nın olayın kaza olmadığını kendisine söylediğini,

bu doktorun kolluk görevlileri tarafından ifadesi alınmış ise de Edirne

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bizzat yeminli bir ifadesinin alınmadığını

ileri sürmüştür. Başvurucu, olayda otopsi işleminin dahi yapılmadığını ifade

etmiştir. Başvurucu, delillerin önemli bir kısmının toplanmadığını, kaldı ki

toplanan delillere göre de suçun işlendiğine dair yeterli şüphe oluştuğunu

iddia etmiş; bu iddialarla yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucu, temel olarak

kardeşinin ölümünün cinayet sonucu gerçekleşmiş olabileceğini ancak bu husus

hakkında yeterli bir araştırma yapılmadığı için olayın aydınlatılamadığını

ileri sürmüştür. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerinin özü, yaşam hakkının usul

yönü ile ilgilidir. Bu itibarla başvurucunun tüm şikâyetlerinin yaşam hakkının

usul yönü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

38. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

39. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Genel İlkeler

40. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B.No:

2012/752, 17/9/2013, § 50). Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki

alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme,bunun yanı sıra pozitif

bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını

gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§§ 50, 51).

41. Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi yönünün yanı

sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her

ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın

temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve

varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 54).

42. Yaşam hakkına ilişkin bu usul yükümlülüğü olayın niteliğine

bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikteki soruşturmalarla yerine

getirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini ve

cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat

davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi ihlali

gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

55).

43. Yaşam hakkı kapsamında yürütülmesi gereken ceza

soruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir

şekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında varsa sorumluları ve

sorumluluklarını tespit etmek üzere adalet önüne çıkarılmalarını sağlamaktır.

Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Anayasa'nın 17. maddesi hükümleri başvuruculara üçüncü tarafları belirli bir

suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamaların

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma yükümlülüğü verdiği

anlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56).

44. Soruşturmanın etkililiği ve yeterliliği bakımından

soruşturma makamlarının resen harekete geçmesi ve ölüm olayını aydınlatabilecek

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması gerekmektedir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

57).

45. Ölüm olayına ilişkin yapılacak etkili bir soruşturma

kapsamında yetkililerin tanıkların ifadelerinin alınması, bilirkişi

incelemeleri ve gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı bir

rapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması, ölüm sebebinin objektif

analizinin yapılması ve söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi

için mümkün olan tüm tedbirlerin alınması gibi işlemleri yapmaları gerekmektedir.

Ölüm sebebinin veya olası sorumlulukların tespit edilmesini olumsuz yönde

etkileyecek nitelikteki her türlü eksiklik, etkili bir soruşturma yürütülmesi

açısından risk teşkil edebilecektir (Meral Eşkili, B. No: 2013/7586, 4/11/2015, § 89).

2. İlkelerin

Olaya Uygulanması

46. Başvurucu, ağabeyi S.D.nin kaza

süsü verilmiş bir cinayete kurban gittiğini ancak olay hakkında etkili bir

soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüştür.

47. Yukarıda da belirtildiği üzere ölüm olayının üçüncü kişi ya

da kişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiği yönündeki şikâyetlerle ilgili

olarak soruşturma makamlarının sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarını

sağlayabilecek nitelikte bir ceza soruşturması yürütme yükümlülüğü

bulunmaktadır. Kasıtlı bir eylem sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

mağdura/mağdurlara sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı ihlalini gidermek ve

mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Dolayısıyla cinayet

iddiasına ilişkin şikâyetler yönünden tüketilmesi gerek uygun başvuru yolunun

ceza soruşturması olduğu açıktır. Bu nedenle somut olayda soruşturma

makamlarının cinayet iddiası ile ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütüp

yürütmediğinin incelenmesi gerekir.

48. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğinde

soruşturma makamları tarafından başvurucunun ağabeyinin ölüm olayı ile ilgili

olarak iki farklı soruşturma yürütüldüğü anlaşılmaktadır.

49. Olayın hemen sonrasında başlatılan ilk ceza soruşturması,

olayın tek taraflı trafik kazası sonucu meydana geldiği gerekçesiyle

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla neticelenmiştir. Başlatılan ilk

soruşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler incelendiğinde soruşturma makamları

tarafından olayla ilgili olarak çeşitli araştırmalar yapıldığı görülmektedir.

Bu kapsamda soruşturma makamları tarafından olay hakkında resen bir ceza

soruşturması başlatılmış, olay yeri incelemesi yapılarak olay yerinin

fotoğrafları çekilmiş, kişinin olaydan üç gün sonra yaşamını yitirmesi üzerine

ölü muayene işlemi gerçekleştirilmiştir. Soruşturma makamlarınca yapılan bu

araştırmalarda olayın cinayet olabileceği şüphesini uyandıran herhangi bir

delil elde edilememiştir. Ayrıca başvurucu ile ölen kişinin diğer kardeşi A.D.nin ifadesi soruşturma makamları tarafından alınmıştır.

Gerek başvurucu gerekse A.D. bu ifadelerinde olayın cinayet olabileceği yönünde

bir iddiayı dile getirmemiştir. Hatta ölen kişinin kardeşi A.D. kimlik tanığı

sıfatıyla katıldığı ölü muayene işlemi sırasında verdiği ifadede; olayın

meydana gelmesinde başka bir kişinin dahlinin bulunmadığını, kardeşinin kaza

neticesinde yaşamını yitirdiğini belirtmiştir. Olayın cinayet olabileceği

şüphesini uyandıran herhangi bir bilgi ve belgeye bu aşamada soruşturma

makamlarınca ulaşılamadığı ve ölen kişinin yakınları tarafından olayın cinayet

olabileceği yönünde bir iddianın bu aşamada ileri sürülmediği dikkate

alındığında Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının tedavi kayıtlarından da

faydalanmak suretiyle Edirne Adli Tıp Şube Müdürü eşliğinde gerçekleştirilen

ölü muayene işlemindeki bilgilerle yetinerek klasik otopsi işlemi yapılmasını

gerekli görmemesinin ve başvurucu tarafından olayların başladığı yer olarak

ifade edilen Edirne Devlet Hastanesinin kamera kayıtları hakkında bu aşamada

bir araştırma yapmamış olmasının somut olayın koşulları bağlamında makul olduğu

kanaatine varılmıştır.

50. Somut olayda, başvurucunun 11/9/2014 tarihli dilekçe ile

tekrar Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak ağabeyinin kaza yapmadığını

ve onun ölümü ile neticelenen olaya kaza süsü verildiğini belirtmesi üzerine

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanan önceki soruşturmadan farklı

bir soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu 11/9/2014 tarihli dilekçesinde, olayın

cinayet olduğunu ispatlamak için özellikle O.T. adlı kişinin kendisine

anlattığını iddia ettiği bazı olaylara dayanmış ve cinayetin A.T. adlı kişi

tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğinden şüphelendiğini vurgulamıştır.

Başvurucu, bu dilekçesinde O.T. adlı kişinin olayın kaza olmadığını kendisine

söylediğini belirtmiştir (bkz. § 17). Bunun üzerine soruşturma makamlarınca

O.T. adlı kişinin ifadesi alınmış ancak O.T. adlı kişi, başvurucunun

dilekçesinde anlattığı hususların gerçek dışı olduğunu, başvurucuya olayın kaza

olmadığı şeklinde bir söz söylemediğini, olay günü saat 22.30'a kadar olayın

şüphelisi olduğu ileri sürülen A.T. adlı kişiyle beraber bir lokantada alkol

aldıklarını belirtmiştir. Bu durum, soruşturma makamlarının olayın varsa

cinayet yönünün aydınlatılabilmesi için hemen harekete geçtiğini ancak bu

aşamada olayın cinayet olabileceği iddiasını destekleyecek herhangi bir delil

elde edemediklerini göstermektedir.

51. A.T. adlı kişinin şüpheli sıfatıyla soruşturma makamlarınca

ifadesi alınmıştır. A.T.nin ifadesi incelendiğinde

olay günü saat 22.30 sıralarına kadar O.T. ve O.T.nin

bir arkadaşı ile beraber bir lokantada alkol aldıklarını -O.T.nin

ifadesi ile örtüşür bir şekilde-belirttiği görülmektedir.

52. Başvuruya konu soruşturma dosyası incelendiğinde soruşturma

makamları tarafından ayrıca olay günü ölen kişiyle belli bir süre vakit geçiren

T.E., Edirne 112 Acil İl Ambulans Servisini arayan M.E. ve S.D. ile gönül

ilişkisi yaşadığı iddia edilen Ç.T. adlı kişilerin ifadelerinin alındığı ancak

bu kişilerin ifadelerinde, olayın cinayet olabileceği iddiasını destekleyecek

herhangi bir açıklama bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yine başvuruya konu

soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden olaya ilk

müdahale eden 112 Acil Servis ambulansı görevlilerinin ve kaldırıldığı

hastanede S.D.yi ilk muayene

eden doktorun ifadelerinin alındığı ancak bu kişilerin ifadelerinin de cinayet

iddiasını destekleyecek herhangi açıklama içermediği, tanık olarak dinlenen bu

kişilerin tamamının S.D.nin vücudunda darp ve cebir

izinin bulunmadığını beyan ettiği görülmektedir.

53. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında S.D.nin

kullandığı cep telefonuna ait HTS kayıtlarının dosyaya eklendiği ve S.D.nin olay günü saat 19.00'dan itibaren herhangi bir

kimseyle görüşme yapmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Soruşturma

kapsamında ayrıca başvurucunun 14/10/2014 havale tarihli dilekçeyle Edirne

Devlet Hastanesi kamera kayıtlarının alınmasını talep etmesi üzerine bununla

ilgili olarak da çeşitli araştırmalar yapıldığı ancak kamera kayıtlarının

otomatik olarak silinmesi nedeniyle bu kayıtlara ulaşılamadığı anlaşılmaktadır.

54. Başvurucu, A.T. ve A.T. ile birlikte hareket ettiğini

değerlendirdiği bazı kişilerin cep telefonu sinyal bilgilerinin

araştırılmamasının ve yol güzergâhındaki kamera kayıtlarının incelenmemiş

olmasının önemli bir eksiklik olduğunu ileri sürmüş ise de soruşturma

kapsamında elde edilen hiçbir delilin başvurucunun ağabeyinin üçüncü kişi ya da

kişilerce öldürülmüş olabileceği iddiasını desteklemediği, dolayısıyla

soruşturma makamlarının başvurucunun iddialarının soyut nitelikte kalması

nedeniyle bu konularda herhangi bir araştırma yapılmasını gerekli görmemesinin

somut olayın koşulları bağlamında makul olmadığının söylenemeyeceği

değerlendirilmiştir. Somut olayda, soruşturma makamlarının cinayet iddiasını

aydınlatmaya yönelik işlemlerinden kuşku duyulmasını gerektirecek bir durum

bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

55. Bu durumda soruşturma makamları tarafından S.D.nin üçüncü kişi ya da kişilerin eylemi neticesinde

öldürülüp öldürülmediği hususunda etkili bir soruşturma yürütüldüğü, soruşturma

kapsamında elde edilen hiçbir delilin S.D.nin üçüncü

kişi ya da kişilerce öldürülmüş olabileceği iddiasını desteklemediği sonucuna

ulaşılmıştır.

56. Sonuç olarak yukarıdaki tespitler bir arada

değerlendirildiğinde başvuruya konu soruşturmada olayın aydınlatılabilmesi için

gerekli olan adımların zamanında atılmadığı ve delillerin toplanması konusunda

gerekli özenin gösterilmediği sonucuna ulaşılması mümkün gözükmemektedir.

Başvuru konusu olayda soruşturma makamlarının elde ettikleri tüm bulgulara

ilişkin kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analiz yapmadıkları da söylenemez.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

7/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucu

:

Nevzat

DERELİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/4521, 7 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Başvurucunun İddiaları
  8. B. Değerlendirme
  9. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  10. Özgüldür
  11. Hakyemez
  12. Dereli
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/4521
Tarih
7 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • Hasibe Meşe Başvurusu (B. No: 2015/7748)
  • Melek Günebak ve Sabahat Günebak Başvurusu (B. No: 2015/1787)
  • Hayriye Bozan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/4203)
  • Güler Ayyıldız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/511)
  • Nur-Ak İnşaat Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/5826)
  • Arzu Çoban ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/8850)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.