İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nurcan Güleç Başvurusu (B. No: 2016/5392)

1. Başvuru, taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına

Başvuru No2016/5392Tarih9 Mayıs 2019Okuma13 dk · 2.642 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nurcan Güleç Başvurusu

Karar tarihi
9 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2016/5392
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.642 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına

ayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/3/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucunun maliki olduğu Denizli'nin Merkez ilçesi Çukurköy mevkii 348 ada 4 parsel sayılı taşınmazın imar

durumu, Aydın-Denizli otoyolu kamulaştırma sınırlarını gösteren 1/1000 ölçekli

planda Cankurtaran Belediyesi Meclisinin 6/4/2006 tarihli kararıyla yol olarak belirlenmiştir.

8. Aydın-Denizli otoyolu kapsamında kaldığı gerekçesiyle başvuru

konusu taşınmazla ilgili olarak 14/9/2011 tarihinde kamulaştırma işlemine

başlanmış ve 20/9/2011 tarihinde de kamu yararı kararı alınmıştır.

9. Başvurucu, imar planında kamu hizmeti alanına ayrılan

taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle Karayolları Genel Müdürlüğü

(İdare) aleyhine 29/6/2011 tarihinde Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde

kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davası açmıştır. Mahkeme

4/7/2013 tarihinde yargı yolu yönünden görevsiz olduğundan dava dilekçesinin

reddine karar vermiştir.

10. Başvurucu, açmış olduğu davada idari yargı mercilerinin

görevli olduğunun tespiti üzerine bu kez 17/9/2013 tarihinde Denizli İdare

Mahkemesinde (Mahkeme) İdare aleyhine maddi tazminat istemli tam yargı davası

açmıştır.

11. Mahkeme 11/4/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Karar gerekçesinde, kamulaştırılmasına karar verilen ancak yol projesinde

yapılan değişiklik üzerine alınan kamu

yararı ve kamulaştırma çalışmalarına başlama kararlarının kaldırılmış olması

(ref'i) nedeniyle kamulaştırmasız el atmadan bahsedilmeyeceği belirtilmiştir.

12. Karar, başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Danıştay

Altıncı Dairesi (Daire), ara kararı ile İdareye yazılan müzekkereye verilen

cevapta taşınmazın bulunduğu alanda yeni bir kamulaştırma planı hazırlanmakta

olduğu, söz konusu planın hazırlanmasını müteakiben gerekli işlemlere

başlanacağı ve satın alma görüşmelerine geçileceği belirtilmiştir.

13. Pamukkale Belediye Başkanlığına yazılan müzekkereye ise

yürürlükte olan imar planında başvuru konusu parselin taşıt yolunda ve

kamulaştırma sınırı içinde kaldığı, İdare tarafından hazırlanan yol projesinin

1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planına

işlendiği cevabı verilmiştir.

14. Temyiz edilen karar, Danıştay Altıncı Dairesinin (Daire)

13/10/2014 tarihli kararıyla onanmıştır. Kararda, söz konusu taşınmaz hâlen

kamulaştırma kapsamında olduğundan kamulaştırma işleminin tamamlanarak

bedelinin ödeneceği hususunun kuşkusuz olduğu belirtilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı

Daire tarafından 10/2/2016 tarihinde reddedilmiştir.

15. Nihai karar 15/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu, nihai kararın tebliği üzerine 18/3/2016 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal (B. No: 2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29)

kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 9/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; taşınmazın 2006 yılında yapılan imar planında

kamu hizmeti alanına ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu

müdahale sebebiyle taşınmazını dilediği gibi kullanamadığını belirtmiştir.

Başvurucu, kamu hizmeti alanına ayrılmasına rağmen taşınmazının yaklaşık on yıl

kamulaştırılmayıp bu yüzden uğradığı zararların da tazmin edilmemesinin

mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

20. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

22. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle

mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye

bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla

değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Somut olayda imar uygulamasına konu

taşınmaz, tapuda başvurucu adına tescillidir. Bu bağlamda tapuda kayıtlı olan

taşınmazın Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği açıktır.

b. Müdahalenin Varlığı

23. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı

verir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, onun

semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden

herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 53).

24. Anayasa Mahkemesi bir taşınmazın uygulama imar planında kamu

hizmeti alanına ayrılmasının şikâyet edildiği Hüseyin

Ünal başvurusunda, taşınmazın kamulaştırılmadığı süreçte müdahalenin

yol açtığı kısıtlamaları gözeterek müdahaleyi mülkiyetten barışçıl yararlanmaya

ilişkin genel kural çerçevesinde incelemiştir (Hüseyin

Ünal, § 41). Somut olayda da başvurucuya ait taşınmaz kamu hizmeti

alanına ayrılmış olup müdahalenin mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin

genel kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

25. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

26. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

i. Kanunilik

27. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt, kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun

hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

28. Somut olayda müdahalenin 25/8/1988 tarihli ve 3194 sayılı

İmar Kanunu'nun ilgili hükümlerine dayandığı anlaşılmakta olup başvurucu da

müdahalenin kanuni bir dayanağının olmadığını ortaya koyamamıştır.

ii. Meşru Amaç

29. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,

mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılması

imkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının

kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir

sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır. Kamu

yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberinde getiren bir

kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün her somut olay

temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§

28, 29).

30. 3194 sayılı Kanun'un 1. maddesinde; Kanun'un yerleşme

yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına

uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği belirtilmiştir. Kanun'un

belirtilen amacı çerçevesinde arazi ve arsaların düzenlemesi sırasında

taşınmazın imar durumunun belirlenmesi yönündeki müdahalenin kamu yararına

dayalı meşru bir amacının bulunduğu kabul edilmelidir.

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

31. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek

için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

32. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına

geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

33. Ölçülülük ilkesi

elverişlilik, gereklilik

ve orantılılık olmak üzere üç alt

ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç

bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale

ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık

ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul

bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,

22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

§ 38).

34. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).

35. Kamu makamlarının özellikle büyük şehirlerin gelişmeleri

gibi karmaşık ve zor bir alanda kendi imar politikalarını uygulamak için geniş

bir takdir alanı kullanmaları doğal olmakla birlikte belirtilen takdir

yetkisinin Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını ve

Anayasa’nın 13. maddesinde yer verilen güvence ölçütlerini gözetecek şekilde

kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi zorunludur (AYM, E.2012/100,

K.2013/84, 4/7/2013).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. Anayasa Mahkemesi Hüseyin

Ünal başvurucunda, ölçülülük yönünden yapılan değerlendirmede

uygulama imar planının onaylanmasından itibaren beş yıldan fazla süre geçmesine

rağmen imar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmamasının ve

herhangi bir tazminat da ödenmemesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir

külfet yüklediği kanaatine ulaşmıştır. Bu sebeple başvurucunun mülkiyet hakkının

korunması ile kamu yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucu

aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı kabul edilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 51-62).

37. Somut başvuruda da başvurucuya ait taşınmaz 2006 yılında

yapılan uygulama imar planında yol

olarak ayrılmıştır. Bu taşınmazın uzunca bir süre kamulaştırılmaması üzerine

başvurucu tarafından açılan kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat

davasında dava dilekçesinin reddine karar verildiğinden tam yargı davası

açılmıştır. Ne var ki İdarenin daha sonra bu taşınmazın kamulaştırılmasından

vazgeçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir (bkz. §§ 9-14).

38. İmar planlarında kamu hizmetine ayrılan taşınmazların -diğer

yollarla temini mümkün olmadığı takdirde- belirli bir süre içinde

kamulaştırılması gerektiği, kamulaştırma süresinin uzamasının mülkiyet hakkının

tanıdığı yetkilerin kullanımı noktasında belirsizliğe yol açacağı kuşkusuzdur.

Somut olayda başvurucuya ait taşınmaz 2006 yılında yapılan uygulama imar

planıyla kamu hizmeti alanına ayrılmıştır. Buna göre taşınmaz üzerindeki

kısıtlamanın 2006 yılından itibaren yaklaşık on üç yıldan beri devam ettiği

dikkate alınmalıdır. İdare tarafından bu taşınmazın kamulaştırılmasından

vazgeçildiği belirtilmiş ise de taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılmasından

kaynaklanan kısıtlamaların devam ettiği görülmektedir. Bu kısıtlamaların ancak

imar planı tadilatı yapılması üzerine taşınmazın kamu hizmeti alanından

çıkarılmasıyla kalkacağı açıktır. Fakat başvurucunun talebine rağmen kamu makamlarınca

bugüne kadar imar planı değişikliğinin yapılmadığı anlaşılmaktadır.

39. Dolayısıyla taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrıldığı

tarihten itibaren bugüne kadar başvurucunun taşınmaz üzerindeki mülkiyet

haklarından dilediği gibi istifade edemediği açıktır. Buna göre taşınmazın kamu

hizmeti alanı olarak belirlenmesinden sonra beş yıl gibi bir süre

kamulaştırılmaması makul görülebilirse de somut olayda olduğu gibi yaklaşık on

üç yıldır devam eden kısıtlamanın taşınmaz maliki yönünden aşırı bir külfete

yol açtığı kuşkusuzdur.

40. Gerçekten de yukarıda da değinildiği üzere başvurucunun

taşınmazı üzerinde on üç yıl boyunca inşaat yasağı gibi kısıtlamalar devam

etmiştir. Başvurucu, bu taşınmazı dilediği gibi hukuki işlemlere konu edememiş

ve taşınmazın değeri üzerinde olumsuz bir etkiyle karşılaşmıştır. Nitekim

başvurucu dava aşamasında şerhin uzun sürmesi nedeniyle zarara uğradığını

açıkça belirtmiştir. Buna göre tazminat istemlerinin yalnızca kamulaştırma

bedeli ile de sınırlı olmadığı anlaşılmaktadır. Kısıtlamanın ölçülü olabilmesi

için başvurucu yönünden anılan kısıtlamaların yol açtığı zararların da tazmin

edilmesi gerekir.

41. Sonuç olarak somut olayda kamu makamlarının taşınmazın

kamulaştırılması ya da kamulaştırılmaya gerek duyulmaması durumunda imar planı

değişikliğiyle taşınmaz üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması hususundaki

edilgen tutumlarına rağmen herhangi bir tazminat ödenmemesinin başvurucuya

şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirtmek gerekir. Bu

sebeple başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında

olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü

olmadığı sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

44. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

45. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve

hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca

eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.

Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulmalı, ihlale konu kararın veya

işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılmalı, varsa ihlalin

sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmeli, ayrıca bu bağlamda uygun

görülen diğer tedbirler alınmalıdır (Mehmet

Doğan, § 55).

46. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl

giderileceğine hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının

yerine geçerek işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının

nasıl giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgili

mercilere gönderir (Mehmet Doğan, §

56).

47. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama

işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim

yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).

48. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için

yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §

58).

49. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiği

hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir, derece

mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,

§ 59).

50. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından

bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali

gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,

kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit

edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır

(Mehmet Doğan, § 60).

51. Somut olayda başvurucuya ait taşınmaz, imar planında kamu

hizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucunun açmış olduğu tazminat davasında

derece mahkemeleri, davanın reddine karar vermiştir. Sonuç olarak müdahalenin

temeli olan taşınmazın imar planında kamu hizmetine ayrılması idari bir işlem

niteliğindedir. Başvurucunun mülkiyet hakkının idari bir işlem nedeniyle ihlal

edildiği anlaşılmaktadır. Ancak somut olayda ihlale yol açan idari eylem ve

işleme karşı başvurulabilecek kanun yolu tüketildikten sonra bireysel

başvurunun yapıldığı anlaşıldığına göre ilgili mahkemenin yeniden yargılama

yoluyla tespit edilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırma imkânı

bulunmaktadır.

52. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre

yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, ihlal

sonucuna uygun olarak tazminata hükmedilmesinden ibarettir. Tazminat miktarının

belirlenmesi hususu ise bu konuda uzmanlaşmış derece mahkemelerinin

takdirindedir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak

üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili yargı

merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal sonucu açısından yeterli bir

giderim sağladığı anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

54. Başvurucunun adli yardım talebi kabul edildiğinden yargılama

giderleri yönünden ayrıca bir karar verilmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Denizli

İdare Mahkemesine (E.2013/862, K.2014/371) GÖNDERİLMESİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL Raportör : Mahmut ALTIN Başvurucu : Nurcan GÜLEÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/5392, 9 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  11. B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  12. C. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  13. D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  14. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/5392
Tarih
9 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Musa Şahin Başvurusu (B. No: 2014/12780)
  • Duru Diyaliz Merkezi Gelişim Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/8736)
  • M.b. Başvurusu (B. No: 2015/14876)
  • Ethem Öbek Başvurusu (B. No: 2015/17483)
  • Mehmet Kiraz Başvurusu (B. No: 2016/7062)
  • Erol Kumcu Başvurusu (B. No: 2015/18988)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.