İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erol Kumcu Başvurusu (B. No: 2015/18988)

1. Başvuru, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde

Başvuru No2015/18988Tarih9 Mayıs 2019Okuma13 dk · 2.673 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Erol Kumcu Başvurusu

Karar tarihi
9 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2015/18988
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.673 kelime·13 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde

kaydedildiğine yönelik şikâyet hakkında etkili bir ceza soruşturması

yapılmaması nedeniyle kişisel verilerin korunması hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 2014 yılı itibarıyla Kırşehir Emniyet Müdürlüğünde

şube müdürü olarak görev yapmaktadır.

9. 16/6/2014 tarihinde, bazı haber sitelerinde "Kırşehir'de polisleri alevi, problemli, alkol

alır diye fişlemişler" başlıklı haberler yayımlanmıştır.

Haberde, İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli bir başkomiser

tarafından tutulduğu ileri sürülen bir ajandadan bahsedilmiş ve söz konusu

ajandada bulunduğu belirtilen yazılara ilişkin görseller paylaşılarak başvurucu

ile birlikte birçok emniyet mensubunun fişlendiği iddia edilmiştir. Haber

içeriğinde verilen görsellerde başvurucunun isminin karşısına - (eksi) işareti konulduğu görülmektedir.

10. Başvurucu, anılan dönemde İstihbarat Şube Müdürlüğünde

görevli tek bir başkomiser olduğunu belirterek başkomiser K.Y. ve fişlemeyi gerçekleştiren kişiler

hakkında Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) 18/7/2014 tarihinde

suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucu; söz konusu fişlemeler nedeniyle görev

yerinin değiştirildiğini, bunun neticesinde "Emniyette

paralel temizlik" başlığı altında haberler yapıldığını,

kendisinin ve atama işlemlerine tabi tutulan diğer personelin zan altında

bırakıldığını ve aşağılandığını iddia etmiştir. Hakkında tutulan söz konusu

yasa dışı notlar nedeniyle çevresine izahatta bulunamadığını, insanların

kendisinden uzaklaşmaya çalıştığını ve işyerindeki olumsuz tutumun psikolojik

taciz boyutuna ulaştığını ileri sürmüştür. Başvurucu, şüpheli olarak ismini

verdiği K.Y.nin, ajandasının çalındığına ilişkin

polis merkezine müracaatta bulunduğunu, dolayısıyla haberde adı geçen kişinin

K.Y. olduğunun kesin olduğunu belirtmiş; tazminata ilişkin haklarını saklı

tutarak delillerin toplanmasını, olayın aydınlatılmasını ve şüpheli ya da

şüphelilerin cezalandırılmalarını talep etmiştir.

11. Başsavcılık tarafından kişisel

verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma, hukuka aykırı olarak

kişisel verileri kaydetme ve ayrımcılık suçları kapsamında yürütülen

soruşturmada; haber içeriklerinde kullanılan görseller, yazı ve imza

incelemesinde kullanılmak üzere ilgili yerlerden talep edilmiş ve ajandanın

çalındığı iddiasıyla ilgili olarak yürütülen adli soruşturma ile şüpheli

hakkında açılan idari soruşturma kapsamında elde edilen deliller dosyaya

eklenmiştir. Ayrıca 18/7/2014 tarihinde başvurucunun ve 3/6/2015 tarihinde

şüpheli K.Y.nin ifadeleri alınmıştır.

12. Şüpheli K.Y. ifadesinde; görevi gereğince aldığı duyumları

not ettiği bir ajandasının bulunduğunu, ajandada yer alan notların sahada

yapılan istihbarat faaliyetleri kapsamında elde edildiğini ve teyide muhtaç ham

bilgilerden ibaret olduğunu ileri sürmüştür. Elde edilen bilgileri ancak teyit

ettikten ve devletin güvenliğini tehdit edecek durumların oluştuğuna kanaat

getirdikten sonra kıymetlendirerek ilgili birimlere ulaştırdığını vurgulamış ve

soruşturmaya konu olan notları herhangi bir yere iletmediğini belirtmiştir.

K.Y.; istihbarat şube müdürlüğüne vekâlet ettiği dönemde arkadaşının vefat

etmesi üzerine üç gün izin aldığını, izin için ayrılmadan önce ajandasını

çekmeceye koyup kilitlediğini ve anahtarını da masasının üzerinde bulunan

kalemliğe bıraktığını, döndüğünde herhangi bir şüphe duymadığı için ajandasının

yerinde olup olmadığını özellikle kontrol etmediğini, basında çıkan haberler

üzerine ajandasının çalındığı konusunda bilgi sahibi olduğunu ifade etmiştir.

Hırsızlık olayıyla ilgili olarak şikâyeti üzerine başlatılan adli soruşturmadan

kamera kayıtlarının yetersiz olması nedeniyle bir sonuç alınamadığını dile

getiren K.Y.; kimseyi fişlemediğini, söz konusu notların herkesin not

edebileceği türden bilgilerden oluştuğunu, hatta ajandasında kendi

arkadaşlarının da isimlerinin bulunduğunu, hırsızlık olayı olmadığı takdirde bu

bilgilerden kimsenin haberinin olmayacağını ve yapılan atama işlemlerinde de

ajandada bulunan birçok kişinin görev yerinde herhangi bir değişiklik

olmadığını belirtmiştir. Ayrıca açılan idari soruşturma neticesinde hakkında

ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiğini ve aklandığını ifade eden

K.Y.; yayımlanan görsellerde kendisine ait olmayan el yazısıyla yazılmış isim

listelerinin de bulunduğunu, birtakım eklemelerin yapıldığını ve bu durumun

Kayseri Polis Kriminal Laboratuvarında yapılan el

yazısı karşılaştırmalarıyla ortaya konulduğunu ileri sürmüştür.

13. Başsavcılık, 31/8/2015 tarihinde şüpheli K.Y. hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karar gerekçesinde; haber

sitelerinde yayımlanan ve şüpheli K.Y. tarafından bir kısmının doğru olduğu

kabul edilen görsellerin asıllarının elde edilemediği, şüpheliye ait ajandanın

herhangi bir resmî belge niteliği taşımadığı, içerdiği notların da gerçek ve

resmî olmadığı, bu hususların sabit olduğu, ayrıca ajandanın şüphelinin istek

ve iradesi ile bir başkasına verildiğine ilişkin bir delilin de bulunamadığı

belirtilmiştir. Kararda, şüpheli tarafından ikrar edilen sayfaların olması

nedeniyle ayrıca ekleme yapılıp yapılmadığı hususunun soruşturmanın sıhhati

açısından bir önem arz etmediği dile getirilmiştir. Somut olayda şüpheli

tarafından tutulan ve müştekiler tarafından doğruluğu reddedilen notların

kişisel veri olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, notlarda yer alan

bilgilerin bir sisteme kayıtlı olmaması nedeniyle hukuka aykırı olarak ele

geçirilmiş bilgiler olarak kabul edilemeyeceği ifade edilmiştir. Ayrıca

kararda, ayrımcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı ve başvurucu ile birlikte

diğer müştekiler hakkında yapılan görev değişikliklerinin hukuka aykırı

olduğuna ilişkin iddialar hakkında Başsavcılıkça yapılacak bir işlemin

bulunmadığı belirtilmiştir.

14. Karara karşı yapılan itiraz Kırşehir Sulh Ceza Hâkimliğinin

22/10/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararda, Başsavcılık tarafından

verilen kararın usule ve mevzuata uygun olduğu ifade edilmiştir.

15. Nihai karar 9/11/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 8/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kişisel verilerin kaydedilmesi "

kenar başlıklı 135. maddesi şöyledir:

"Hukuka aykırı olarak kişisel verileri

kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi

veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki

eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal

bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza

yarı oranında artırılır."

18. 5237 sayılı Kanun'un "Verileri

hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" kenar başlıklı

136. maddesi şöyledir:

"Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak

bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar

hapis cezası ile cezalandırılır."

19. 5237 sayılı Kanun'un "Nefret

ve ayırımcılık" kenar başlıklı 122. maddesi şöyledir:

"Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet,

engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından

kaynaklanan nefret nedeniyle;

a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir

taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,

b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir

hizmetten yararlanmasını,

c) Bir kişinin işe alınmasını,

d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte

bulunmasını,

engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar

hapis cezası ile cezalandırılır."

20. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24.

maddesi şöyledir:

"Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına

saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını

isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha

üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin

kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına

yapılan her saldırı hukuka aykırıdır."

21. 4721 sayılı Kanun'un 25. maddesinin birinci ve ikinci

fıkraları şöyledir:

"Davacı,

hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son

verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka

aykırılığının tespitini isteyebilir.

Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya

kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de

bulunabilir."

22. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür."

23. 6098 sayılı Kanun'un 58. maddesi şöyledir:

"Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar

gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar

para ödenmesini isteyebilir.

Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer

bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle

saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına

hükmedebilir."

24. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun "İptal ve tam yargı

davaları" kenar başlıklı 12. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari

işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi

mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı

davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın

karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına

başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası

sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde

tam yargı davası açabilirler. ..."

25. 2577 sayılı Kanun’un

"Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" kenar

başlıklı 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya

başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem

tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine

getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi

halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek

hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 9/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu; haber sitelerinde yayımlanan görsellerde yer alan

listelerle uyumlu olacak şekilde atama işlemleri yapıldığını, bu kapsamda

kendisinin de görev yerinin değiştirildiğini, bu işlemlere dayanak olan

fişlemeyi yapan faillerin bulunması ve gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla

suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiştir. Söz konusu soruşturma kapsamında

haber kaynağının araştırılması ve İstihbarat Şube Müdürlüğünün kamera

kayıtlarının incelenmesi dışında bir işlem yapılmadığını, şüpheliden yazı

örneklerinin alınarak inceleme yapılması yönündeki talebinin yok sayıldığını

iddia etmiştir. Başvurucu; etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini, yasa

dışı fişleme kayıtlarına dayanılarak gerçekleştirilen işlemler nedeniyle

itibarının zarar gördüğünü, vardiya usulüyle ve nöbet tutarak çalışmak durumda

kaldığını ve kamunun imkânlarından mahrum bırakıldığını ileri sürmüştür.

Yaşanan süreçte kendisinin ve ailesinin psikolojisinin olumsuz şekilde

etkilendiğini, sosyal çevresi tarafından dışlandığını belirten başvurucu; özel

hayata saygı hakkının, kötü muamele yasağının, hak arama hürriyetinin, adil

yargılanma hakkının, kişisel verilerin korunması hakkının ve ayrımcılık

yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

28. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

20. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, kendisiyle ilgili kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle

ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların

düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp

kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen

hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özünü; kişisel

nitelikteki birtakım verilerine yönelik saldırılara karşı etkili bir ceza

soruşturması yürütülmediği iddiası oluşturmaktadır. Dolayısıyla başvurunun

Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen kişisel verilerin

korunması hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

30. Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında, herkesin

kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının olduğu ifade

edilmektedir. Söz konusu anayasal güvence, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

8. maddesinde koruma altına alınan özel hayata saygı hakkına karşılık

gelmektedir. Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun

korunmasının ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi

olarak, bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında

korumayı amaçlamaktadır (AYM, E.2014/122, K. 2015/123, 30/12/2015, §§ 19-20).

31. Devletin, kişisel verilerin korunması hakkına saygı gösterme

yükümlülüğü; öncelikle kamu otoritelerinin öngörülen güvencelere aykırı şekilde

bu hakka müdahale etmemelerini gerektirir.

32. Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin

korunması hakkı, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında

bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini

talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de

kapsamaktadır. Maddede ayrıca kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen

hâllerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği ve kişisel verilerin

korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.

Yine Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz,

devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bu genel

nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerine yönelen ve

zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın 5.

maddesinde, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, maddi ve manevi

varlıklarının geliştirilmesi için gerekli şartların hazırlanması devletin temel

amaç ve görevlerinden biri olarak sayılmaktadır. Bu düzenlemeler ışığında

devletin, bireyin kişisel verilerinin korunması hakkına keyfi olarak müdahale

etmemenin yanında üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlü kılındığı,

bu bağlamda pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğu söylenebilir.

33. Dolayısıyla Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında

düzenlenen hak kapsamında devletin, pozitif bir yükümlülük olarak yetki

alanında bulunan tüm bireylerin kişisel verilerin korunması hakkını gerek

kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü

bulunmaktadır.

34. Bu anlamda öncelikle devlet, uyuşmazlıkların çözümüne

ilişkin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Söz

konusu pozitif yükümlülük; olayın meydana gelme şekli ile etkisi, ağırlığı ve

sonuçları bakımından yapılacak değerlendirmelere ve olayın kim tarafından nasıl

gerçekleştirildiği konusunda aydınlatılmasını gerekli kılan durumların bulunup

bulunmadığına göre her durumda ceza soruşturması/yargılaması yapılmasını

gerekli kılmaz. Nitekim yargısal sistem kurma yükümlülüğü -olayın koşullarına

göre- hukuki ve idari yolların devlet tarafından oluşturulmasıyla da yerine

getirilebilir. Bu bağlamda bazı durumlarda disiplin soruşturması ile de

devletin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi mümkün olabilir.

35. Öte yandan yargısal sistem kurma yükümlülüğünün ceza

soruşturması/yargılaması yapılmasını gerekli kılması, failler hakkında mutlaka

ceza davası açılmasını ya da onların cezalandırılmasını zorunlu hâle

getirmediği gibi başvuruculara üçüncü tarafları bir suç nedeniyle yargılatma ya

da cezalandırılmalarını talep etme hakkı da vermemektedir. Zira burada

kastedilen sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Ancak her durumda söz konusu yargısal sistemlerin etkili şekilde işletilmesi ve

soruşturmalar ya da yargılamalar neticesinde yargısal makamlarca ulaşılan tüm

sonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde ilgili ve

yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir.

36. Ek olarak ayrıca vurgulamak gerekir ki kişilerin cezai

sorumluluğuna ilişkin hukuki sorunların incelenmesi, ceza

soruşturması/kovuşturması sürecinin mahkûmiyet kararı ile sonuçlanması ve bu

hâlde takdir edilecek cezanın miktar ve mahiyetinin belirlenmesi Anayasa

Mahkemesinin görev alanı içinde olmayıp bu husus esasen derece mahkemelerinin

takdirindedir.

37. Somut olayda başvurucu; hakkında tutulan ve önceden bilgi

sahibi olmadığı birtakım notların haber sitelerinde yayımlandığını, yasa dışı

şekilde tutulan bu notlara dayanılarak hakkında işlemler yapıldığını ileri

sürmüş, sorumluların bulunması ve gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla suç

duyurusunda bulunduğunu beyan etmiştir. Olayın özellikleri dikkate alındığında;

her ne kadar bir şüpheli olsa da söz konusu notların kim tarafından nasıl bir

yetki kapsamında ve hangi amaçla tutulduğu konularında kamusal makamların

devreye girmeleri ve olayı tüm yönleriyle aydınlatmaları gerektiği

değerlendirilmektedir. Ayrıca olayın meydana gelme şekli ile ağırlığı da gözönüne alındığında devletin etkili yargısal sistem kurma

yükümlülüğünün -somut olay özelinde- bir ceza soruşturması yapılmasını gerekli

kıldığı kanaatine varılmıştır.

38. Bu durumda bireysel başvuru kapsamında yapılacak

değerlendirmede dikkate alınacak husus; belirtilen çerçeve içerisinde yeterli

usule ilişkin güvencelerin sunulduğu bir cezai takibatın yürütülüp

yürütülmediğine, soruşturmanın bağımsız, özenli, süratli, etkili şekilde

yapılıp yapılmadığına ve ulaşılan sonuçların temel hakların içerdiği

güvenceleri koruyacak şekilde ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanıp

açıklanmadığına ilişkin olacaktır.

39. Başvuruya konu olay hakkında Başsavcılık tarafından yapılan

ceza soruşturmasında, öncelikle başvurucunun ifadesinin alındığı ve şikâyetlerinin

dinlendiği anlaşılmaktadır. Akabinde, haber içeriğinde İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli bir başkomiser olarak belirtilen ve ismi şüpheli

olarak başvurucu tarafından da verilen K.Y.nin

ifadesine başvurulduğu görülmektedir. Ayrıca ilgili haber içeriklerinde

kullanılan görsellerin, yazı ve imza incelemesinde kullanılmak üzere haberi

yapan yayın şirketinden istendiği anlaşılmaktadır. Yine şüpheli hakkında

başlatılan idari tahkikat sürecinde ve ajandanın çalındığı iddiasıyla ilgili

olarak yürütülen adli soruşturmada elde edilen başta kamera kaydı olmak üzere

delillerin incelendiği, ajandanın şüpheli K.Y. tarafından bir başkasına verilip

verilmediği hususunda araştırmalar yapıldığı ve tespitlerde bulunulduğu

görülmektedir.

40. Soruşturma neticesinde verilen 31/8/2015 tarihli kararda,

bahse konu haberlerin içeriğindeki görsellerde yer alan ve başvurucunun isminin

de bulunduğu notların kim tarafından tutulduğu ve nasıl elde edildiği konusunda

açıklamada bulunulduğu görülmektedir. Ayrıca söz konusu notların niteliğine,

hangi amaçla tutulduğuna ve notları tuttuğunu ikrar eden şüphelinin görevi

dikkate alınarak bu tür bir eylemin suç oluşturup oluşturmadığı konusunda

değerlendirmeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu ceza soruşturması bir

bütün olarak değerlendirildiğinde, başvurucu tarafından ileri sürülen gerçeklerin ve sorumluların belirlenmesi

talebinin yerine getirildiği, ulaşılan sonucun ilgili ve yeterli gerekçelerle

açıklandığı ve soruşturmanın etkili bir şekilde yapılmadığı tespitinde bulunmayı

gerektiren bir nedenin olmadığı kanaatine varılmıştır.

41. Öte yandan başvuruya konu olayın Başsavcılık tarafından

yürütülen soruşturma vasıtasıyla aydınlatıldığı dikkate alındığında;

başvurucunun kişilik haklarına saldırı mahiyetindeki söz konusu iddialarının

ayrıca adli ve idari yargı düzenindeki mahkemelerce değerlendirilebileceği, bu

doğrultuda ilgili mevzuat kapsamında kişilik haklarına yönelen saldırıların

sona erdirilmesi ve zararın tazmin edilmesi hususunda hukuk davası ile tam

yargı davası açılabileceği konusunda bir tereddüt yoktur. Dolayısıyla

başvurucunun anılan yollara başvurarak iddialarını ileri sürebilmesi ve

zararlarını tazmin edebilmesi de mümkündür.

42. Sonuç olarak etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün

ceza soruşturması/yargılaması yapılmasını gerekli kılmasının sorumlular

hakkında mutlaka ceza davası açılmasını ya da onların cezalandırılmasını

zorunlu hâle getirmediği konusunda ortaya konulan ilke göz önüne alındığında

somut başvuruda kamusal makamlarca üstlenilmesi gereken pozitif yükümlülüğün

gerektirdiği şartların gerisinde kalınmadığı ve açık bir ihlalin bulunmadığı

değerlendirildiğinden başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişisel verilerin korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Recai AKYEL Raportör Yrd. : Fatih ALKAN Başvurucu : Erol KUMCU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/18988, 9 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Kişisel verilerin korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/18988
Tarih
9 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Gamze Elvan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/5718)
  • Alparslan Altan Başvurusu (B. No: 2018/22191)
  • Yıldız Korkut Başvurusu (B. No: 2016/8532)
  • Mustafa Teke Başvurusu (B. No: 2016/12039)
  • Ford Motor Company Başvurusu (B. No: 2015/12767)
  • Hadice Akyürek ve Hasan Akyürek Başvurusu (B. No: 2015/13867)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.