İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Alparslan Altan Başvurusu (B. No: 2018/22191)

1. Başvuru, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

Başvuru No2018/22191Tarih9 Mayıs 2019Okuma17 dk · 3.409 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Alparslan Altan Başvurusu (2)

Karar tarihi
9 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2018/22191
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.409 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,

tutuklama tedbirinin makul süreyi aşması ve tutukluluğa itirazının gecikmeli

olarak karara bağlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/7/2018 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son

bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu

teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve

son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan

ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu-

üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu

iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı

ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).

10. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla yüksek mahkeme (Anayasa

Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiri uygulanmış,

bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veya kovuşturma

mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz yüksek mahkeme üyesi

hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır (Erdal

Tercan [GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018, § 14).

11. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok kararda

FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabul

etmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde

(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyiz

mercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerinde

verdiği kararlarda (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'nin

silahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.

12. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerine

ilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olarak

soruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,

başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzere

maddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).

B. Başvurucuya İlişkin

Süreç

13. Başvurucu 1993 yılında Cumhuriyet savcısı olarak göreve

başlamış, 2001 yılında Anayasa Mahkemesi raportörü olarak görevlendirilmiş,

kısa bir süre idari görevde bulunduktan sonra 2010 yılında -üst kademe

yöneticileri arasından- Anayasa Mahkemesi yedek üyeliğine seçilmiş ve aynı yıl

yapılan Anayasa değişikliği sonrası yedek üyeler asil üye olmuş; 2011 ile 2015

yılları arasında Anayasa Mahkemesi başkan vekili olarak görev yapmıştır.

14. Darbe teşebbüsü sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından başlatılan soruşturma kapsamında (bkz. § 9) Cumhuriyet savcısının

16/7/2016 tarihli yazılı talimatıyla "Türkiye

genelinde hükümeti devirmeye ve anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs etmek

suçunun hâlen işlenmeye devam edildiği, bu suçu işleyen Fetullah[çı] Terör Örgütlenmesi

üyelerinin yurt dışına kaçıp saklanma ihtimali bulunduğu"

gerekçesiyle başvurucunun gözaltına alınmasına, konutu, aracı ve işyerinde

arama yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu aynı gün gözaltına alınmıştır.

15. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 19/7/2016 tarihinde

tutuklanması istemiyle başvurucuyu Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk

etmiştir.

16. Başvurucunun sorgusu Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğince

20/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sonucunda Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği

tarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına

karar verilmiştir.

17. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz

etmiş, Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 9/8/2016 tarihli kararı ile itirazın

kesin olarak reddine karar verilmiştir.

18. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 25/10/2017 tarihinde,

başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle

hakkında kamu davasının açılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına

hitaben fezleke düzenlemiştir. Anılan fezlekede 15/7/2016 tarihinde

gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün arkasında FETÖ/PDY'nin

olduğu belirtilmiş; bu yapılanmaya mensup oldukları, yapılanmanın emir ve

talimatları doğrultusunda hareket ettikleri değerlendirilen yargı mensupları

hakkında adli soruşturma yapıldığına değinilmiştir. Savcılık, darbe

tehlikesinin tam olarak bertaraf edilemediğine dikkat çekerek ağır ceza

mahkemesinin görev alanına giren suçüstü hâlinin mevcut olduğu sonucuna varmıştır.

Fezlekede, bu durum dikkate alınarak başvurucu hakkında genel hükümlere

istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 16/7/2016 tarihinde soruşturma

başlatıldığı ifade edilmiştir.

19. FETÖ/PDY'nin kuruluşu ve yapısı

ile yargı organlarındaki örgütlenmesine ilişkin etraflıca açıklamaların yer

aldığı fezlekede, başvurucunun FETÖ/PDY'nin yargıdaki

yapılanmasında bilerek ve isteyerek yer aldığına ilişkin birtakım olgulara

dayanılmıştır (Bu olgulara ilişkin olarak bkz. Alparslan

Altan [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 25).

20. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/1/2018 tarihli

iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden

bahisle cezalandırılması istemiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinde (ilk derece

mahkemesi sıfatıyla) kamu davası açılmıştır. FETÖ/PDY'ye

ve bu örgütün yargıdaki yapılanmasına ilişkin genel bilgilerin yer aldığı

iddianamede başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair temel olarak Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2017 tarihli fezlekesindeki olgulara

dayanılmıştır.

21. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 25/1/2018 tarihinde iddianamenin

kabulüne karar vermiş ve E.2018/23 sayılı dosya üzerinden kovuşturma

başlamıştır.

22. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 8/2/2018 tarihinde yaptığı tensip

(duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında başvurucunun tutukluluk durumunu da

-duruşma yapmaksızın- değerlendirmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar

vermiştir. Ayrıca başvurucu hakkındaki davanın ilk duruşmasının "dosya sayısı ve iş yoğunluğu da dikkate

alınarak" 15/5/2018 tarihinde yapılmasına ve iddianame ile

tensip zaptının başvurucuya tebliğ edilmesine karar verilmiştir.

23. Tensip zaptı ile iddianame, başvurucunun bulunduğu ceza infaz

kurumu tarafından 14/2/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

24. Tensip incelemesi sırasında verilen karara istinaden

başvurucunun tutukluluk durumu 3/5/2018 tarihinde Yargıtay 9. Ceza Dairesince

incelenmiştir. Daire, dosya üzerinden yaptığı bu inceleme sonucunda "...tanık beyanları, dosya kapsamı ve mevcut

delil durumuna göre; sanığın atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesini

gösteren somut delillerin bulunduğu, örgütün yöneticilik ve üyeliği suçunun

faili pek çok kimsenin halen kaçak olduğu, işlenen suçlara dair delillerin

toplanmaya devam edilmekte olduğu hususları dikkate alındığında sanığın kaçma,

saklanma ve delilleri karartma şüphesi bulunduğu, müsnet

suçun CMK'nın 100/3. maddesinde sayılan katalog

suçlardan olduğu, suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda gösterilen ceza

miktarları dikkate alındığında verilen tutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılı

olduğu, bu aşamada hükmedilecek adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı,

tutuklanmasından sonra sanığın hukuki durumunda herhangi bir değişiklik de

bulunmadığı..." gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar

vermiştir.

25. Başvurucu 14/5/2018 tarihinde bu karara itiraz etmiştir.

26. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 15/5/2018 tarihli ilk duruşmada

başvurucunun tutukluluk durumunu da değerlendirmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

27. Başvurucu 22/5/2018 tarihinde bu karara da itirazda

bulunmuştur.

28. Başvurucunun 14/5/2018 ve 22/5/2018 tarihli itirazlarını

birlikte değerlendiren Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 3/7/2018 tarihinde yaptığı

inceleme sonucunda her iki itirazın da reddine karar vermiştir.

29. Başvurucu, anılan kararı 13/7/2018 tarihinde öğrenmiştir.

30. Başvurucu 26/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

31. Yapılan yargılama sonucunda Yargıtay 9. Ceza Dairesi,

6/3/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükümle birlikte

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

32. Başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükmü başvurucu

tarafından temyiz edilmiş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

yargılama dosyası Yargıtay 9. Ceza Dairesindedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

33. İlgili hukuk için bkz. Salih

Sönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56) kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 9/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

35. Başvurucu; tutuklanmasına karar verildiği tarihten ilk

duruşmanın yapıldığı tarihe kadar geçen on sekiz aya yakın bir süre boyunca

tutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarak yapıldığını, tutukluluğa yönelik

itirazlarının da dosya üzerinden yapılan incelemeler sonucunda reddedildiğini

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

36. Bakanlık görüşünde, başvurucunun 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde düzenleme altına alınan

başvuru yolunu tüketmediği belirtilmiştir. Bakanlık görüşünde esasa yönelik

olarak ise Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına atıfta bulunularak bu

şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ifade edilmiştir.

37. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde düzenleme altına alınan başvuru yoluna hüküm

kesinleşmeden başvurulamadığını, kendisinin tutukluluğunun devam ettiği de

dikkate alındığında bu yolun etkili bir yol olarak görülmesinin mümkün

olmadığını belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşünün esasa ilişkin kısmına

yönelik beyanında ise genel hatlarıyla başvuru formunda belirttiği iddialarını

tekrarlamıştır.

2. Değerlendirme

38. Anayasa'nın Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinin üçüncü

fıkrasının son cümlesi şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

40. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

41. Anayasa Mahkemesi Salih

Sönmez kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasız yapılması

ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetini incelemiştir.

Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun inceleme tarihi itibarıyla

hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarak verilecek bir

ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını sağlamayacağı ve

serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş, bu durumda yalnızca kişinin

uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespiti

ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna

varmıştır.

42. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu tür ihlal

iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuru

yollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireysel

başvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi

kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuru

yollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır (Salih

Sönmez, §§ 162, 177).

43. Somut olayda başvurucu 20/7/2016 tarihinde tutuklanmış ve

tutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 15/5/2018 tarihinde yapılan

duruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir biçimde ileri sürme

fırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüne çıkmadığı süre

yaklaşık 1 yıl 9 ay 25 gündür. Dolayısıyla somut başvuru yönünden anılan

karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk

incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası

ile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Soruşturma Dosyasına

Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

45. Başvurucu; gözaltına alınmasından başlayıp hakkında

düzenlenen iddianamenin kabulüne kadar geçen yaklaşık on yedi aylık süre

boyunca soruşturma dosyasını inceleyemediğini, dosyadaki deliller ve evraklar

hakkında tarafına bilgi verilmediğini, bu nedenlerle tutukluluğa etkin bir

biçimde itirazda bulunamadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

46. Bakanlık görüşünde, başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde düzenleme altına alınan başvuru yolunu tüketmediği belirtilmiştir.

Bakanlık görüşünde esasa yönelik olarak ise suçlamalara dayanak olan temel unsurların

ve tutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin

başvurucuya veya müdafiine bildirildiği ve

başvurucuya bunlara karşı savunmasını ileri sürme imkânı verilmiş olduğu

dikkate alındığında başvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda

bulunamadığının kabulünün mümkün olmadığı belirtilerek bu şikâyetin açıkça

dayanaktan yoksun olduğu ifade edilmiştir.

47. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde düzenleme altına alınan başvuru yoluna hüküm

kesinleşmeden başvurulamadığını, kendisinin tutukluluğunun devam ettiği de

dikkate alındığında bu yolun etkili bir yol olarak görülmesinin mümkün

olmadığını belirtmiştir. Başvurucu; Bakanlık görüşünün esasa ilişkin kısmına

yönelik beyanında ise genel hatlarıyla başvuru formunda belirttiği iddialarını

tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

48. Başvuru formunda soruşturma dosyasını incelemeye izin

verilmediği ileri sürülmüş ancak iznin verilmemesine neden olan kararın

savcılık ya da hangi mahkeme tarafından hangi tarihte verildiğine ilişkin bir

açıklamada bulunulmamıştır.

49. Başvuru formu ve eklerinde, kısıtlama kararının daha sonra kaldırılıp

kaldırılmadığı hususunda da herhangi bir bilgi veya belge bulunmamakla birlikte

Yargıtay 9. Ceza Dairesince iddianamenin kabul edildiği 25/1/2018 tarihi (bkz.

§ 21) itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralı

fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.

50. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının

tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği

tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir.

51. Somut olayda 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4)

numaralı fıkrası uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesince iddianamenin kabul

edildiği 25/1/2018 tarihi itibarıyla kısıtlılık kanun gereği kendiliğinden sona

ermiş ve dosyaya erişim imkânı sağlanmıştır. İddianame ve tensip zaptı,

başvurucuya 14/2/2018 tarihinde tebliğ edilmiş; bu tebliğ ile birlikte

başvurucu soruşturma dosyasına getirilen kısıtlamanın kalktığını öğrenmiştir

(bkz. § § 21, 23). Dolayısıyla başvurucunun dosyaya erişimin kısıtlanmasına

yönelik başvurusunu 14/2/2018 tarihinden itibaren otuz gün içinde yapması

gerekmektedir. Otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 26/7/2018 tarihinde

yapılan bireysel başvuruda süre aşımı bulunduğu anlaşılmıştır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

53. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçeden yoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara

dayalı olarak açıklanmadığını, kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadan

makul, ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle tutukluluğunun hukuka aykırı

olarak devam ettirildiğini, bu nedenlerle tutukluluk süresinin makul olmaktan

çıktığını, tutukluluğunun infaza dönüştüğünü belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

54. Bakanlık görüşünde, başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde düzenleme altına alınan başvuru yolunu tüketmediği belirtilmiştir.

Bakanlık görüşünde esasa yönelik olarak ise başvurucunun tutuklulukta geçirdiği

sürenin makul olduğu, bu süreçte yargı makamlarına atfedilecek herhangi bir

hareketsizlik veya ihmal bulunmadığı, tutuklama kararının ve tutukluluğa itiraz

üzerine verilen kararların ilgili ve yeterli gerekçeyi barındırdığı belirtilerek

bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ifade edilmiştir.

55. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde düzenleme altına alınan başvuru yoluna hüküm

kesinleşmeden başvurulamadığını, kendisinin tutukluluğunun devam ettiği de

dikkate alındığında bu yolun etkili bir yol olarak görülmesinin mümkün

olmadığını belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşünün esasa ilişkin kısmına

yönelik beyanında ise genel hatlarıyla başvuru formunda belirttiği iddialarını

tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

56. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir."

57. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

58. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, §§ 16, 17).

59. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece

mahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise hüküm kesinleşmemiş olsa da 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473,

25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.

No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).

60. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 6/3/2019 tarihinde

mahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığına

ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada

incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun

tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece

başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uygun,

telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

61. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun makul süreyi aştığı

iddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Tutukluluğa Yönelik İtirazın

Kısa Süre İçinde İncelenmemesine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

62. Başvurucu 14/5/2018 tarihli tutukluluğun devamı kararına

yaptığı itirazın elli gün sonra karara bağlandığını, bu sürenin Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen kısa sürede karar verilmesi

yönündeki zorunlulukla bağdaşmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

63. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına

atıfta bulunularak bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ifade

edilmiştir.

64. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde düzenleme altına alınan başvuru yoluna hüküm

kesinleşmeden başvurulamadığını, kendisinin tutukluluğunun devam ettiği de

dikkate alındığında bu yolun etkili bir yol olarak görülmesinin mümkün

olmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

65. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

66. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

67. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

§§ 16, 17).

68. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir

olması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamış

olması gerekir (Ramazan Aras, B.

No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

69. Başvurucunun belirli bir hukuk yolunun etkililiği konusunda

sadece kuşku duyması, kendisini söz konusu hukuk yolunu tüketme girişiminde

bulunma yükümlülüğünden kurtarmaz. Başvurucudan yorum yetkilerini kullanarak

mevcut hakları geliştirme fırsatı vermek için uygun mahkemelere başvurması

beklenebilir. Ancak yerleşik mahkeme içtihatları ışığında, belirtilen hukuk

yolunun gerçekte olumlu sonuçlanma konusunda makul bir ihtimale sahip olmadığı

durumlarda başvurucunun söz konusu hukuk yolunu kullanmamış olması başvuru

yollarının tüketilmediği sonucunu doğurmaz. Bir hukuk yolunun kesinlikle

başarısız olduğunu ortaya koyacak bir durum söz konusu değilse o hukuk yolunun

etkili bir şekilde işlediğine ilişkin emsal davaların bulunmaması tek başına başvurucuyu

bu hukuk yolunu tüketme yükümlülüğünden kurtarmaz. Zira başvurucunun bu hukuk

yoluna başvurması hâlinde mahkemelerin içtihatlarını başvurucunun lehine olacak

şekilde geliştirmeleri ihtimali her zaman vardır (Cafer Yıldız, B.

No: 2014/9308, 9/1/2018, § 37).

70. Somut olayda başvurucu, ihlalin tespiti ve tazminat

talebinde bulunmuştur. Bu tespite bağlı olarak başvurucuya davanın esasının sonuçlanmasından

önce tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir başvuru yolunun mevcut olup

olmadığının incelenmesi gerekmektedir.

71. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendine göre, yakalanan veya tutuklanan

kişilerin yakalama ve tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru

imkânlarından yararlandırılmaması durumunda bu kişilerin maddi ve manevi her

türlü zararlarının tazminini isteyebilmesine imkân sağlanmaktadır. Somut olayda

da başvurucu, tutukluluğun devamı kararına yaptığı itirazın kısa süre içinde

karara bağlanmadığını ileri sürmüştür.

72. Somut olayda başvurucunun durumuna benzer bir durumda bu

hükmün başarıyla uyguladığını gösteren emsal davalar bulunmamaktadır. Ancak

böyle bir hukuk yolunun kesinlikle başarısız olacağını iddia edebilmeyi ortaya

koyacak bir durum da söz konusu değildir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin

6/4/2016 tarihli ve E.2015/9116, K.2016/5826 sayılı kararında, yakalama

işlemine yapılan itirazın sürüncemede bırakılmasıyla ilgili bir davada asıl

davanın sonuçlanması beklenmeden 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi hükümlerine

göre tazminat talep edilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla özel

bir amaçla kabul edilen ve bu türden şikâyetlere çözüm getirmeye elverişli

nitelik taşıyan bir yasal düzenlemeye işlerlik kazandırmak ve yasal

düzenlemenin kapsamını belirlemek amacıyla derece mahkemelerine başvurulmasında

yarar bulunmaktadır. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu tüketilmeden yapılan

bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Cafer Yıldız, § 39).

73. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasından dolayı kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Tutukluluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

4. Tutukluluğa yönelik itirazın kısa süre içinde

incelenmemesinden dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Ömer MENCİK

Başvurucu

:

Alparslan

ALTAN

Vekili : Av. Erol Yılmaz ARAS

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/22191, 9 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvurucuya İlişkin
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Tutukluluk
  11. B. Soruşturma Dosyasına
  12. C. Tutukluluğun Makul
  13. D. Tutukluluğa Yönelik İtirazın
  14. A. 1. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. Altan
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/22191
Tarih
9 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Yıldız Korkut Başvurusu (B. No: 2016/8532)
  • Mustafa Teke Başvurusu (B. No: 2016/12039)
  • Ford Motor Company Başvurusu (B. No: 2015/12767)
  • Hadice Akyürek ve Hasan Akyürek Başvurusu (B. No: 2015/13867)
  • Nihat Zeybekci Başvurusu (B. No: 2015/5633)
  • Mehmet Özhaseki Başvurusu (B. No: 2015/4972)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.