İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nurcan Öztok Başvurusu (B. No: 2015/13201)

1. Başvuru, hizmet sürelerinin zamanaşımına uğradığı

Başvuru No2015/13201Tarih21 Mart 2019Okuma23 dk · 4.562 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nurcan Öztok Başvurusu

Karar tarihi
21 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/13201
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.562 kelime·23 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hizmet sürelerinin zamanaşımına uğradığı

gerekçesiyle emeklilik süresinden sayılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından sunulan görüş başvurucuya tebliğ

edilmiş; başvurucu, süresi içinde Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını

sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 9/10/1971 tarihinde Zonguldak Ereğli Mehemli İlkokuluna öğretmen olarak atanmış ve 12. derecenin

1. kademesinden çalışmaya başlamıştır.

9. Başvurucu daha sonra 11/11/1980 tarihinde istifa ederek

Almanya'ya gitmiştir. 23/8/1985 tarihinde yeniden göreve başlamak için başvuru

yapan başvurucunun talebi kabul edilmiş ve başvurucu 31/3/1986 tarihinde 8.

derecenin 2. kademesinden yeniden Tekirdağ Merkez Atatürk İlkokulunda göreve

başlatılmıştır.

10. Başvurucu 17/7/2006 tarihinde kendi isteği ile emekli

olmuştur.

11. Başvurucunun aylık bağlanmasına esas hizmet süresi

hesaplanırken kendisinin ilk çalışma dönemi olan 9/10/1971-11/11/1980 tarihleri

arasına tekabül eden yaklaşık 9 yıl 1 aylık hizmet süresi dikkate alınmamıştır.

Bu şekilde idarece başvurucuya yeniden göreve başladığı tarihle emekli olduğu

tarih arası döneme tekabül eden toplam 20 yıl 4 ay 14 gün üzerinden emekli

olduğu bildirilmiştir.

12. Başvurucu, emeklilik süresine katılmayan yaklaşık 9 yıl 1

aylık hizmetinin emeklilik süresine eklenmesi ve eksik hizmet süresi üzerinden

emekli edilmesine ilişkin idari işlemin bu şekilde düzeltilmesi talebiyle

7/8/2006 tarihinde Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne (İdare/Sandık)

başvurmuştur. İdare 11/10/2006 tarihinde başvurucunun talebini reddetmiştir.

13. Başvurucu, talebinin reddi üzerine Ankara 7. İdare

Mahkemesinde İdare aleyhine dava açarak davalı İdarenin 11/10/2006 tarihli

işleminin iptal edilmesine ve kendisine dava konusu işlem nedeniyle yoksun

kaldığı parasal hakların da tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini

istemiştir.

14. Davalı İdare ise cevap dilekçesinde başvurucunun emeklilik

istediği tarihten en az altı ay önce emekli keseneklerini faizsiz olarak geri

vererek ihya talebinde bulunması gerektiği hâlde böyle bir talepte bulunmadığını,

ayrıca istifa ettiği tarih ile tekrar göreve başladığı tarih arasında beş

yıldan fazla bir zaman bulunması nedeniyle bu döneme ilişkin haklarının

zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş; davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

15. Yargılama devam etmekte iken Ankara 7. İdare Mahkemesi

7/2/2017 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Anılan karar üzerine

Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) 16/5/2007 tarihli işlemiyle başvurucunun

tasfiye olan 9 yıl 1 ay hizmet süresinin 15/8/2006 tarihinden itibaren emeklilik

işlemlerinde dikkate alınarak oluşan 1.066,25 TL aylık farkı, 42,65 TL ek ödeme

farkı ve 9.729,98 TL ikramiye farkı başvurucu adına tahakkuk ettirilmiş ve bu

miktar kendisine ödenmiştir.

16. Yargılama sonunda Ankara 7. İdare Mahkemesi 12/12/2007 tarihli

kararı ile 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı

Kanunu hükümlerine göre istihkak sahiplerine ödenecek parasal hakların

zamanaşımına uğrayabileceği, hizmetlerin ise zamanaşımına uğramasının söz

konusu olamayacağı, bu itibarla başvurucunun 9/10/1971-11/11/1980 tarihleri

arasındaki hizmet süresinin zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceğinden

dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle anılan işlemin

iptaline ve başvurucunun tazminat isteminin kabulüne karar vermiştir.

17. Kurum tarafından temyiz edilen bu karar, Danıştay Onbirinci Dairesinin (Daire) 20/11/2010 tarihlikararı

ile bozulmuş olup bozma gerekçesininilgili kısımları

şöyledir:

"...5434 sayılı Kanun'un 87. maddesinde,

istifa etmiş sayılanların, emeklilik hakkı tanınan vazifelerden ayrılması

halinde, Sandıkla ilgililerin kesileceği ve o tarihe kadar aylık ve

ücretlerinden kesilerek Sandıkta birikmiş keseneklerinin faizsiz olarak

kendilerine ödeneceği, 117. maddesinde de, bu Kanun gereğince çeşitli adlarla

ödenecek paralardan, istihkak kesbedildiği

tarihlerden itibaren beş yıl sonuna kadar alınmayan veya yazı ile müracaat

edilerek aranmayanların Sandık lehine zamanaşımına uğrayacağı kuralı

getirilmiştir.

Diğer taraftan, aynı Kanun'un 102. maddesinde,

Sandıkta birikmiş emekli keseneklerini geri almış bulunanların, emeklilik hakkı

tanınan bir vazifeye geçmeleri halinde, aldıkları paraları, aldıkları tarihten

itibaren ödeyecekleri tarihe kadar hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte

toptan Sandığa geri vermeleri halinde, Sandıkla ilgilendirilecekleri ve eski

fiili ve itibari hizmet müddetlerinin yenilerine ekleneceği, ancak; istekleri

ile emekliye ayrılacak olanların bu paraları istek tarihlerinden en az 6 ay

önce, kendileri veya dul yetimleri tarafından Sandığa ödenmesi gerektiği,

aldıkları paraları, yukarıdaki süreler içinde geri vermeyenler ile paraları

zaman aşımına uğramış bulunanların, emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk

defa alınmış sayılacağı kurala bağlanmıştır.

Belirtilen madde hükümlerinin birlikte

incelenmesinden, Sandığa tabi görevde bulunmakta iken bu görevlerinden

ayrılanların, Sandıkta birikmiş keseneklerini almış olmalarıveya

bu keseneklerinin zamanaşımına uğramış olmaları halinde, yeniden emeklilik

hakkı tanınan bir göreve atandıklarında, hizmetlerini ihya etmemeleri durumunda

emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa atanmış sayılacaklarından bu

durumda olanların keseneklerininzamanaşımına uğraması

nedeniyle, söz konusu keseneklerin ilişkin olduğu hizmet sürelerinin de zamanaşımına

uğrayacağı (tasfiye edilmiş hizmet olarak kabul edileceği), bu nitelikteki

sürelerin ancak 5434 sayılı Kanun'un 102. maddesinde belirtilen koşullarla ihya

edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, davacının ilk defa

9.10.1971 tarihinde öğretmen olarak atandığı, 11.11.1980 tarihinde bu

görevinden istifaen ayrıldığı, daha sonra 31.3.1986

tarihinde tekrar öğretmen olarak göreve başladığı, 17.7.2006 tarihinde isteği

üzerine kurumunca 29 yıl 5 ay hizmet süresi üzerinden emekliye sevk edildiği,

ancak, Sandıkça davacının 9.10.1971-11.11.1980 tarihleri arasındaki hizmet

sürelerinin zamanaşımına uğraması, emeklilikten önce ihya talebinde bulunmaması

nedeniyle, belirtilen tarihler arasındaki hizmet süresi değerlendirme dışı

bırakılmak suretiyle 20 yıl 4 ay üzerinden davacıya aylık bağlanması üzerine

görülen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda davacının 9.10.1971-11.11.1980

tarihleri arasında geçen hizmet sürelerine ilişkin keseneklerinin zamanaşımına

uğramış olması nedeniyle, belirtilen tarihler arasındaki hizmet süreleri de

zamanaşımına uğrayacağından, tekrar göreve başladığı 31.3.1986 tarihinde

emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa atanmış sayılacağı açıktır.

Buna göre, davacı tarafından emeklilik

isteminden 6 ay önce söz konusu hizmetlerin ihya edilmesi için talepte

bulunulmadığından, davalı idarece, zamanaşımına uğrayan hizmet süreleri

değerlendirme dışı bırakılmak suretiyle davacıya aylık bağlanmasında hukuka aykırılık

görülmemiştir..."

18. Anılan bozma kararı üzerine İdarece tesis edilen yeni bir

işlem ile, mahkeme kararına istinaden ilave edilen 9 yıl 1 aylık hizmetin

15/8/2006 tarihinden itibaren tenzil edilerek söz konusu dönem için tahakkuk

ettirilen aylık ve ikramiye farkları başvurucu adına borç çıkarılmıştır.

Başvurucu da mezkûr iptal kararına ve borç çıkarma işlemine istinaden maaş

farkı olarak almış olduğu söz konusu tutarı faiziyle birlikte taksitler hâlinde

iade etmek durumunda kalmıştır.

19. Bozma ilamına uyan Mahkeme, Daire

kararında yer alan gerekçelerle 16/3/2011 tarihli kararı ile davanın reddine

karar vermiştir.

20. Başvurucu tarafından temyiz edilen bu karar, Dairenin

31/5/2013 tarihli kararı ile onanmıştır. Karar düzeltme talebi de aynı Dairece

incelenmiş ve 24/3/2015 tarihli karar ile reddedilmiştir.

21. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin ilam başvurucuya

13/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 30/7/2015 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

22. SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 12/10/2018

tarihli yazısında; başvurucunun istifa suretiyle görevinden ayrılması,

11/11/1980 tarihinden itibaren beş yıl içerisinde Sandığa tabi bir hizmeti

bulunmaması ve aynı süre içerisinde emekli keseneklerini talep etmediğinden söz

konusu keseneklerinin zamanaşımına uğraması nedeniyle yapılan işlemlerde hukuka

aykırılık bulunmadığı bildirilmiştir. SGK bununla birlikte 31/5/2006 tarihli ve

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş

hükümlerini düzenleyen geçici 4. maddesinin on altıncı fıkrasıyla kesenekleri

zamanaşımına uğramış olması nedeniyle hizmetleri tasfiye edilmiş sayılanların

bu hizmetlerinin, geçici 4. maddenin yürürlük tarihi olan 2008 yılı Ekim ayı

başından itibaren canlandırılacağı belirtilmiştir. Yazıda başvurucuya 1/10/2008

tarihinden itibaren söz konusu hizmetleri emeklilik işlemlerinde

değerlendirilerek 23.378,62 TL aylık farkı ile 935,14 TL ek ödeme farkı

tahakkuk ettirildiği açıklanmıştır. Bu kapsamda başvurucuya 17/7/2006 tarihinde

isteğiyle emekliye sevk edilmesi üzerine 15/8/2006 tarihinden itibaren emekli

aylığı bağlandığı ve bu tarihte mevcut 20 yıl 4 ay 14 gün hizmet süresinden

emekli ikramiyesi ödendiği belirtilmiştir.

23. SGK bununla birlikte başvurucuya 1/10/2008 tarihinden

itibaren canlandırılan 9 yıl 1 ay hizmetine karşılık emekli ikramiyesi

ödenmesine ise kanunen imkân bulunmadığını bildirmiştir. Dolayısıyla

başvurucuya ilave edilen hizmet süreleri karşılığında 1/10/2008 tarihinden

geçerli olmak üzere aylık farkı tahakkuk ettirilirken aynı hizmet süresi için

ayrıca ikramiye farklı tahakkuk ettirilmediği vurgulanmıştır. Sonuç olarak söz

konusu tasfiye edilen hizmetler için 15/8/2006-1/10/2008 tarihleri arasındaki

döneme ilişkin emekli ikramiyesi farkı veya emekli aylığı farkı ödemesi

yapılmasına kanun gereği imkân bulunmadığı ifade edilmiştir.

IV.İLGİLİ HUKUK

A. Mevzuat Hükümleri

24. Olay tarihinde yürürlükte olan 5434 sayılı Kanun'un mülga

87. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Aşağıda yazılı sebeplerle, emeklilik

hakkı tanınan vazifelerden ayrılanların, Sandıkla ilgileri kesilir ve o tarihe

kadar aylık ve ücretlerinden kesilerek Sandıkta birikmiş kesenekleri (34 ve 38

inci maddelerde yazılı kesenek ve karşılık toplamlarının kesenek itibar edilen

kısımları dahil) faizsiz olarak kendilerine ödenir.

a) (Değişik: 9/6/1952-5951/4 md.) İstifa edenler; (Milletvekilliğine seçilmek üzere

seçim kanununda yazılı müddet içinde istifa etmiş olupta

milletvekili seçilmiş bulunanlar hariç)

..."

25. Olay tarihinde yürürlükte olan 5434 sayılı Kanun'un mülga

102. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Sandıkta birikmiş emekli keseneklerini

geri almış bulunanlarla, toptan ödeme yapılmış olanlardan, 98 inci maddenin

vazifeye alınmaya ait hükümleri mahfuz kalmak üzere, emeklilik hakkı tanınan

veya 130 uncu maddede gösterilen vazifelere, belediye başkanlığına, illerin daimi komisyon üyeliklerine geçenlerden, aldıkları paraları,

aldıkları tarihlerden itibaren ödiyecekleri tarihe

kadar hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte toptan Sandığa geri verirlerse;

Tayin veya seçilme tarihindeki yaşlarından,

emeklilik hakkı tanınan vazifelerde evvelce geçen fiili hizmet müddetlerinin

indirilmesinden sonra kalan yaş sayısı 35 i

geçenlerden, 14 üncü maddenin (e) fıkrası uyarınca tamamlayıcı kesenek alınmak şartiyle, Sandıkla ilgilendirilirler ve eski fiili ve

itibari hizmet müddetleri yenilerine eklenir.

Ancak;

a) İstekleri ile emekliye ayrılacak olanların

bu paraları istek tarihlerinden en az 6 ay önce,

b) Kurumlarınca re'sen

(malullük, yaş haddi dahil) emekliye ayrılacak olanlarla ölenlerin, görevleri

ile ilgilerinin kesildiği tarihlerden itibaren en geç 6 ay içinde,

Kendileri veya dul yetimleri tarafından

Sandığa ödenmiş olması şarttır.

Aldıkları paraları, yukardaki süreler içinde

geri vermiyenler ile paraları zamanaşımına uğramış

bulunanlar emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa alınmış sayılırlar.

..."

26. Olay tarihinde yürürlükte olan 5434 sayılı Kanun'un mülga

117. maddesi şöyledir:

"Bu kanun gereğince çeşitli adlarla

ödenecek paralardan; istihkak kesbedildiği

tarihlerden itibaren beş yıl sonuna kadar alınmıyan

veya yazı ile müracaat edilerek aranmıyanlar Sandık

lehine zamanaşımına uğrar. "

27. 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesinin on altıncı fıkrası

şöyledir:

"Kesenek veya toptan ödemeleri

zamanaşımına uğramış olması nedeniyle hizmetleri tasfiye edilmiş olanların,

tasfiye edilmiş süreleri bu Kanuna göre birleştirilecek hizmetlerden kabul

edilir."

B. Yargı Kararları

28.Dairenin 26/4/2011 tarihli ve E.2008/1916, K.2011/2912 sayılı

kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...Diğer taraftan, aynı Kanun'un 102.

maddesinde, Sandıkta birikmiş emekli keseneklerini geri almış bulunanların,

emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye geçmeleri halinde, aldıkları paraları,

aldıkları tarihlerden itibaren ödeyecekleri tarihe kadar hesaplanacak kanuni

faizi ile birlikte toptan Sandığa geri vermeleri halinde, Sandıkla

ilgilendirilecekleri ve eski fiili ve itibari hizmet müddetlerinin yenilerine

ekleneceği, ancak; istekleri ile emekliye ayrılacak olanların bu paraları istek

tarihlerinden en az 6 ay önce, kendileri veya dul ve yetimleri tarafından

Sandığa ödenmesi gerektiği, aldıkları paraları, yukarıdaki süreler içinde geri

vermeyenler ile paraları zamanaşımına uğramış bulunanların, emeklilik hakkı

tanınan bir vazifeye ilk defa alınmış sayılacağı kurala bağlanmıştır.

Belirtilen madde hükümlerinin birlikte

incelenmesinden, Sandığa tabi bir görevde bulunmakta iken bu görevlerinden

ayrılanların, Sandıkta birikmiş keseneklerini almış olmaları veya bu

keseneklerinin zamanaşımına uğramış olmaları halinde, yeniden emeklilik hakkı

tanınan bir göreve atandıklarında, hizmetlerini ihya etmemeleri durumunda

emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa atanmış sayılacaklarından; bu

durumda olanların keseneklerinin zamanaşımına uğraması nedeniyle, söz konusu

keseneklerin ilişkin olduğu hizmet sürelerinin de zamanaşımına uğrayacağı

(tasfiye edilmiş hizmet olarak kabul edileceği), bu nitelikteki sürelerin ancak

5434 sayılı Kanun'un 102. maddesinde belirtilen koşullarla ihya edilebileceği

sonucuna ulaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, davacının ilk defa

01.03.1970 tarihinde memur olarak göreve başladığı 01.03.1972-01.10.1973

tarihleri arasında 1 yıl 7 ay, 01.12.1973-01.051974 tarihleri arasında 5 ay,

01.01.1975-01.10.1980tarihleri arasında 5 yıl 9 ay hizmeti olmak üzere toplam 7

yıl 9 ay hizmetinin bulunduğu, 23.09.1985 tarihinde Akfa

Çay Sanayi A.Ş.'de Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi

olarak göreve başladığı, fasılalı Sosyal Sigortalar Kurumu hizmetinden sonra

10.08.1987 tarihinde tekrar Sandığa tabi göreve başlayarak 03.10.2006 tarihine

kadar görev yaptığı anlaşılmıştır.

Olayda, davacının Sandığa tabi görevden

ayrıldığı (08.09.1980 tarihinden "5434 sayılı Kanun'un 31. maddesi

uyarınca ay başlarından sonra vazifeden ayrılanlar için ayrıldıkları ayın

tamamının fiili hizmet müddetinden sayılacağı" kuralı gereğince)

01.10.1980 tarihinden Akfa Çay Sanayi A.Ş.'de Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi göreve başladığı

23.09.1985 tarihine kadar geçen sürelerin zamanaşımına uğradığından

bahsedilemeyeceğinden bu gerekçeye dayanılarak işlemin iptali yolunda verilen

İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır..."

29.Dairenin 27/6/2007 tarihli ve E.2005/1222, K.2007/6239 sayılı

kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...Mersin Bahçelievler İlköğretim okulu öğretmeniyken

emekliye sevkedilen davacının 29.7.1967- 3.8.1980

tarihleri arasında Sandığa tabi geçen sürenin zamanaşımına uğradığı

belirtilerek toplam hizmet süresinin 25 yılın altında kaldığı için emekliye

sevk onayının iptali ve görevine iadesinin sağlanması yolundaki yolundaki işlemin dava konusu yapılması sonucunda, Ankara

2. İdare Mahkemesi 30.9.2004 günlü, E:2002/1806, K:2004/1351 sayılı kararıyla;

olayda davacının 1.8.1969 ila 1.9.1980 tarihleri arasında 8 yıl 3 ay 14 gün

hizmetinin bulunduğu ve başvurup keseneklerini talep etmediğiiçin

5434 sayılı Yasanın 117. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı öte yandan

istifa ettikten sonra tekrar göreve başladığı tarihten (9.5.1988) itibaren

anılan Yasanın 102. maddesi uyarınca hizmetlerinin ihyasını talep etmediğinden emekliye

sevk edildiği 4.9.2002tarihi itibarıyla toplam hizmet süresinin 25 yılın

altında kaldığı belirtilerek emekli sevk onayının iptali istenilmişse de, Muş

Bağ- Kur İl Müdürlüğünün dosyada mevcut yazısına göre davacının 1.3.1983 tarihi

itibarıyla tescilinin yapıldığı, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün davacının

1.9.1975 tarihinden itibaren kesintisizSandık iştirakçisiolduğunun bildirilmesi üzerine Bağ-Kursigortalılığına son verildiği, dolaysıyla 2829 sayılı

Yasanın 5. maddesine göre kesenekleri geri verilmesi mümkün olmayan davacının

Sandığa tabi 8 yıl 3 ay 14 gün hizmetinin zamanaşımına uğramasının sözkonusu olmadığı gerekçesiyle uyuşmazlık konusu işlemi

iptal etmiştir. Davalı idare vekili tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı

olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

...

İdare mahkemeleri tarafından verilen

kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin

bulunması halinde mümkündür. Ankara 2. İdare Mahkemesince verilen 30.9.2004

günlü, E:2002/1806, K:2004/1351 sayılı karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve

usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz

isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına..."

30. Dairenin 26/1/2009 tarihli ve E.2008/4265, K.2009/652 sayılı

kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun

87-117 ve 102. maddelerinin incelenmesinden; görevlerinden ayrılan ilgililerin

Sandıkta birikmiş keseneklerini almış veya bu paraları zamanaşımına

uğrayanlardan, yeniden emeklilik hakkı tanınan görevlere girenlerden

hizmetlerini ihya etmek istemeyenlerin,emeklilik

hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa alınmış sayılacakları belirtildiğinden ve

bu durumda olanların keseneklerinin zamanaşımına uğraması nedeniyle, söz konusu

keseneklerin ilişkin olduğu hizmet sürelerinin de zamanaşımına uğradığı ve bu

nitelikteki sürelerin ancak 5434 sayılı Yasanın 102. maddesinde belirtilen

koşullarla ihya edilebileceği sonucuna varıldığından, açıkta iken emekliye

ayrılan davacının başlangıçta bütün hizmetleri üzerinden aylık bağlandığı bir

kısım hizmet süresinin zamanaşımına uğradığının tesbiti

üzerine, söz konusu hizmetlerini ihya edip etmeyeceği sorulmadan, bir kısım

hizmet süresinin zamanaşımına uğradığından bahisle, emekliliğe tabi hizmet

süresinin aşağı çekilmesinde ve bu suretle fazladan ödediği belirtilen aylık ve

ikramiye farkının adına borç çıkartılması yolundaki işlemde hukuka uyarlık

bulunmamaktadır..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 21/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

32. Başvurucu, göreve tekrar başlamasından önceki eski

hizmetlerinin zamanaşımına uğradığı iddiasıyla eski hizmet süresinin fiilî

hizmet hesabında gözönüne alınmaması nedeniyle maddi

kayba uğratıldığından yakınmaktadır. Başvurucu, bu şekilde önceki görevinden

istifa ederken hizmetleri tasfiye edilerek kendisine toptan ödeme yapılmayıp

İdareyle ilişkisinin kesilmediğini belirtmiş ve ilgili döneme ilişkin

hizmetlerinin zamanaşımına uğramasının söz konusu olamayacağını ileri

sürmüştür. Başvurucu, istifa ettiğinde 8. derecenin 2. kademesinde olup yeniden

göreve başlatıldığında yine aynı derece ve kademeden başlatılmış olmakla davalı

İdarenin de eski hizmet süresini fiilî hizmet hesabında gözönüne

aldığını ifade etmiştir. Başvurucuya göre anılan keseneklerin zamanaşımına

uğrayabilmesi için İdarece tahakkuk ettirilip bunun ilgiliye tebliğ edilmesi ve

buna rağmen ilgili tarafından beş yıl içinde alınmamış olması gerekmekte ancak

kendisi ile ilgili bu konuda yapılmış ne bir tahakkuk işlemi ne de bir tebligat

bulunmaktadır.

33. Başvurucu; dava konusu işlemin iptali üzerine ödenen emekli

ikramiye farkının ve aylık ikramiyenin geri alındığını, emekli aylığının

azaldığını belirterek maddi kaybının tazminini talep etmiştir. Başvurucu,

anılan gerekçelerle Anayasa'nın 2., 10. ve 35. maddelerinde düzenlenen eşitlik

ve sosyal devlet ilkeleri ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

34. Bakanlık görüşünde, yapılan yeni bir kanuni düzenlemeyle

başvurucunun mağduriyetinin giderildiği bildirilmiştir.

35. Başvurucu ise cevap dilekçesinde 9 yıl 1 ay hizmet süresinin

emeklilik süresine ilave edilmesi yanında bu süreye ilişkin emekli ikramiyesi

farkı ile döneme ilişkin aylık farklarının da ödenmesi gerektiğini ancak yoksun

kaldığı bu parasal hakların kendisine ödenmemiş olduğunu belirtmiştir.

B. Değerlendirme

36. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, eşitlik ve sosyal devlet ilkelerinin

ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de başvurucunun temel şikâyetinin göreve

tekrar başlamasından önceki eski hizmetlerinin zamanaşımına uğradığı iddiasıyla

eski hizmet süresinin emekliliğe esas fiilî hizmet hesabında gözönüne alınmaması nedeniyle maddi kayba uğratılması

olduğu gözetilerek belirtilen şikâyetin mülkiyet hakkının ihlali iddiası

kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

38. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında da belirtildiği

gibi memur statüsü ile emekli statüsü arasında organik bir bağ bulunduğundan

memur statüsünde yapılan değişiklikler doğal olarak emekli statüsünde de

etkisini göstermektedir. Bu nedenle memurun sosyal güvenlik haklarından biri

olarak emeklilik de Anayasa'nın 128. maddesinde belirtilen memurların ve diğer

kamu görevlilerinin diğer özlük işleri

kapsamında aynı kanuni güvence içindedir (AYM, 15/12/2006, E.2006/111,

K.2006/112). Öte yandan somut olayda başvurucunun tekrar göreve başladığı

tarihle emekli olduğu tarih arası dönemde geçen hizmet süresinin fiilî hizmet

hesabında dikkate alınarak bu dönemdeki hizmet süresi üzerinden emekli aylığı bağlanmasının hukuki bir

geçerliliği olduğu hususu, derece mahkemelerince kabul edilmiştir. Başvurucunun

bu alacağının Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülkiyet hakkı kapsamında mülk teşkil ettiği kuşkusuzdur (Benzeri

değerlendirmeler için bkz. Sefine Baş/Türkiye,

B. No: 49548/99, 24/6/2008, §

58; Stran Yunan Rafinerileri ve Stratis

Andreadis, B. No: 13427/87, 9/12/1994, §§

58-62; Hüseyin Remzi Polge,

§§ 22-53).

39.Ayrıca somut olayda başvurucunun emeklilik süresine

katılmayan yaklaşık 9 yıl 1 aylık hizmetinin emeklilik süresine eklenmesi ve

eksik hizmet süresi üzerinden emekli edilmesine ilişkin idari işlemin bu

şekilde düzeltilmesini teminen İdare nezdinde yaptığı

başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle Ankara 7. İdare

Mahkemesinde açtığı dava kabul edilerek emekli aylığı belirli bir süre bu

şekilde ödenmiştir. Ancak bu karar, Danıştayca

bozulmuş ve yapılan yargılama neticesinde başvurucunun almakta olduğu aylık

düşürülerek kendisine yapılan emekli ikramiye farkı ve aylık ikramiye ödemeleri

de faiziyle birlikte geri istenmiştir. Dolayısıyla başvurucuya ödenen ancak

azaltılarak bir kısmının sonradan iadesi istenen ikramiye farkı ve aylık

ikramiye ödemeleri yönünden Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında başvurucunun

mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varılmıştır

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Kuddis Büyükakıllı, B. No: 2014/3941,

5/10/2017, § 41; Fatma Ülker Akkaya,

B. No: 2014/18879, 22/2/2018, § 33).

40. Başvuru konusu olayda başvurucunun istifa ettiği tarihten

önceki hizmet sürelerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle emekliliğe esas

fiilî hizmet süresinden sayılmaması ve kesinleşmemiş yargı kararıyla ödenen

tutarların ise geri alınmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği

açıktır.

41. Başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale, mülkiyetten

yoksun bırakma sonucuna yol açmamaktadır. Müdahalenin sosyal güvenlik alanının

düzenlenmesine yönelik olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkının kullanımın

kontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

42. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması,

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun

hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

43. Somut olayda Sandığa tabi görevde bulunmakta iken bu

görevinden ayrılan ve Sandıkta birikmiş kesenekleri zamanaşımına uğramış olan

başvurucunun yeniden emeklilik hakkı tanınan eski görevine atandığında, önceki

hizmetlerini ihya etmemesi durumunda emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk

defa atanmış sayılmasının ve mezkûr kesenekleri de zamanaşımına uğradığından bu

keseneklerin ilişkin olduğu hizmet sürelerinin de zamanaşımına uğramasının 5434

sayılı Kanun'un mülga 87. ve 117. maddelerine dayandığı anlaşılmaktadır. Diğer

yandan başvurucunun istifa tarihinden önceki çalışma dönemine ilişkin sürelerin

hangi koşullarda ihya edilebileceği hususu da yine 5434 sayılı Kanun'un mülga

102. maddesinde düzenlenmiştir.

44. Anılan mevzuat hükümlerinin ve buna dayalı Daire

uygulamasının belirli, öngörülebilir ve ulaşılabilir olduğu açıktır. Bu

itibarla derece mahkemelerinin kararlarının dayandığı gerekçeler ile yukarıda

belirtilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.

45. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı,

kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına

yapılan bir müdahalenin kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunması

gerekmektedir.

46. Sosyal güvenlik hakkının yer aldığı Anayasa'nın 60.

maddesinde "Herkes, sosyal güvenlik

hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve

teşkilatı kurar." denilmektedir. Sosyal güvenlik; bireylerin

istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin kendilerinin ve

geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve

harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek ayrıca sağlıklı ve asgari hayat

standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi

için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak kişilerin yaşlılık, hastalık, malûllük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari

yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır (AYM, E.2006/111, K.2006/112,

15/12/2006).

47. Sosyal güvenlik ödeme ve yardımlarının devletin mali

imkânlarının yeterliliği ve adil ölçüler ile sınırlı olduğu dikkate alındığında

açıkça kamu yararı amacı güttüğünden müdahalenin meşru amacı bulunmaktadır.

48. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §

38).

49. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).

50. İdarenin ölçülülük bağlamında iyi yönetim ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü

bulunmaktadır. İyi yönetim

ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu

otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak

hareket etmelerini gerektirir (Kenan

Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 68). Bu

bağlamda idarelerin kendi hatalarının sonuçlarını gidermeleri ve bireylere

yüklememeleri gerekir (Reis Otomotiv Ticaret

ve Sanayi A.Ş. [GK], B. No: 2015/6728, 1/2/2018, § 100).

51. 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesinin on altıncı

fıkrasıyla kesenek veya toptan ödemeleri zamanaşımına uğramış olması nedeniyle

hizmetleri tasfiye edilmiş olanların, tasfiye edilmiş sürelerinin bu Kanun'a

göre birleştirilecek hizmetlerden kabul edileceği yönünde bir hüküm

getirilmiştir. Nitekim SGK tarafından bu hüküm doğrultusunda zamanaşımı

nedeniyle tasfiye edilen sürelerinin başvurucunun emeklilik süresine ilave

edildiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla başvurucunun bu yönüyle mağduriyetinin

giderildiği söylenebilir.

52. Bununla birlikte başvurucu ayrıca söz konusu sürelerin

emeklilik hizmeti süresine ilave edilmesi yanında geriye dönük olarak yoksun

kaldığı parasal haklarının da ödenmemesinden yakınmaktadır. Başvurucuya göre

tasfiye edilen hizmetleri için 15/8/2006 ile 1/10/2008 tarihleri arasındaki

döneme ilişkin emekli ikramiyesi farkı ve emekli aylığı farklarının ödenmesi

gerekmektedir. SGK ise bu ödemelerin yapılmasına kanun gereği imkân

bulunmadığını savunmuştur.

53. Başvurucunun açtığı davada ilk derece mahkemesi,

başvurucunun göreve tekrar başlamasından önceki eski hizmet süresinin de fiilî

hizmet hesabında gözönüne alınarak başvurucuya aylık

bağlanmasına karar vermiştir. Ancak bu karar Dairece bozulmuş ve bozma ilamına

uyan Mahkeme davanın reddine karar vermiştir. İdare de bu hükmü esas alarak

başvurucuya ödenen emekli ikramiye farkının ve aylık ikramiyenin geri alınması

ve emekli aylığının azaltılması yoluna gitmiştir.

54. Somut olayda başvurucu, ihlal iddiasına konu şikâyetlerini

derece mahkemeleri önünde de dile getirmiştir. Ancak Dairenin 20/11/2010

tarihli bozma kararında, başvurucu tarafından emeklilik isteminden altı ay önce

söz konusu hizmetlerin ihya edilmesi için talepte bulunulmadığından davalı

İdarece, zamanaşımına uğrayan hizmet süreleri değerlendirme dışı bırakılmak suretiyle

davacıya aylık bağlanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir. İlk

derece mahkemesi de anılan karar doğrultusunda davanın reddine karar vermiştir.

55. Bu bağlamda bireysel başvurunun ikincil doğası gereği

Anayasa Mahkemesinin görevi, sosyal güvenlik hukukuna ilişkin olguların

değerlendirilmesi ve buna ilişkin hukuk kurallarının yorumlanması değildir. Bu

görev, esas itibarıyla derece mahkemelerine ait olup bu kapsamda delillerin

değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması açık bir keyfîliğe veya bariz bir takdir hatasına yol açılmadığı

sürece derece mahkemelerinin takdirindedir (Ayten

Yeğenoğlu, B. No: 2015/1685, 23/5/2018, § 49).

56. Ayrıca sosyal güvenlik gibi teknik ve karmaşık bir alanda

kanunların nasıl yorumlanarak uygulanacağını belirlemek ilgili uzman

mahkemelerin, itiraz ve temyiz ile görevli mahkemelerin yetki ve

sorumluluğundadır. Başvuru konusu olayla benzer birçok dava ilgili kişilerce

mahkemeler önüne götürülmüş ve mahkemeler istifa tarihinden önceki hizmet süreleri

dikkate alınmadan tekrar göreve başlama tarihinden sonraki süreler üzerinden

aylık bağlanmasına ilişkin işlemlerin iptali ile emeklilik sürelerine

katılmayan önceki döneme ilişkin hizmet sürelerinin emeklilik süresine

eklenmesi taleplerini haklı bulmamıştır (bkz. §§ 27-29).

57. Bununla birlikte müdahalenin ölçülü olup olmadığının

başvurucunun bu işlemin iptalini teminen açtığı

davanın kabul edilmesi üzerine şahsına ödenen emekli ikramiye farkının ve aylık

ikramiyenin bir kısmının nihai kararın aleyhine sonuçlanması üzerine geri

alınması nedeniyle maddi kayba uğratıldığı yönündeki şikâyetinin de dikkate

alınarak değerlendirilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

58. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli kararlarında yersiz

olarak ödendiği anlaşılan sosyal güvenlik ödemelerinin iadesi ile ilgili

ilkeleri ortaya koymuştur (Fatma Ülker

Akkaya, §§ 49-60; Tevfik Baltacı,

§ 79; Uğur Ziyaretli,

B. No: 2014/5724, 15/2/2017, § 76). Bu bağlamda söz konusu kararlarda, başvurucuların anaparanın yanında

faiz ödemekle de yükümlü kılınmış olmalarının kusurlu davranışlarıyla orantısız

bir külfet yüklenmeleri sonucunu doğurduğunu belirterek müdahalenin ölçülü

olmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Fatma Ülker

Akkaya, § 59; Tevfik Baltacı, §

79; Uğur Ziyaretli,

§ 76). Ancak somut olay çeşitli yönleriyle bu kararlardan ayrılmaktadır.

59. İlk olarak anılan kararlarda ödemelerin yapılmasında

İdarenin kusurunun varlığına vurgu yapılmış olup somut olayda ise İdareye

atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı dikkate alınmalıdır. Anayasa'nın 38.

maddesi ile 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun

28. maddesindeki hükümler dikkate alındığında idarenin mahkeme kararlarına

uymak zorunda olduğu ve bu kararları hiçbir surette değiştiremeyeceği gözetilmelidir.

Nitekim Danıştayın yerleşik içtihadına göre

uyuşmazlığın tarafı idarenin aleyhine sonuçlanan davada verilen ve objektif

uygulanabilir nitelikte bulunup başka makamların ara işlemi ve onayına tabi

olmayan kararları kendisine tebliğden itibaren derhâl uygulaması esastır

(Danıştay Onbirinci Dairesinin 17/9/2012 tarihli ve

E.2012/6879, K.2015/4223 sayılı kararı). Dolayısıyla idare, uyması zorunlu olan

Mahkeme kararına dayalı olarak emekli aylığının azaltılması ve geriye dönük

olarak yapılan emekli ikramiye farkının ve aylık ikramiyenin tahsilini talep

etmiştir.

60. Ayrıca her ne kadar idare mahkemesi kararları kural olarak

derhâl uygulanabilecek nitelikte olup somut olayda da bu gerekçeyle ödemeler

yapılmış ise de bu kararların idare tarafından temyiz edilmesi üzerine

bozulabileceğinin başvurucu tarafından öngörülebileceği açıktır. Nitekim

Danıştay içtihadına göre kamu görevlilerine ilgililerin yalan beyan ve hilesi

olmaksızın yapılan fazladan ödemelerin idari dava açma süresi olan altmış gün

içinde geri alınabileceği ancak mahkeme kararıyla belirlenen hukuka aykırı

işlemlerin ise her zaman geri alınabileceği anlaşılmaktadır (Danıştay

İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1973/68-8,

K.1973/73-17 sayılı kararı).

61. Son olarak başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında

değerlendirilebilecek sosyal güvenlik yardımı bütünüyle ortadan kaldırılmamakta

ve emeklilik statüsü zarar görmemektedir. Müdahaleyle başvurucu sadece

Mahkemenin iptal kararına istinaden almış olduğu emekli ikramiye farkını ve

aylık ikramiyesinin bir kısmını iade etmek zorunda kalmıştır. Bu durumda

başvurucunun elde ettiği sosyal güvenlik hakkı çerçevesinde sosyal riskler

karşısında asgari yaşam düzeyinin sağlanması amacı da ortadan kalkmamaktadır.

62. Bu durumda başvurucunun istifa ettiği tarihten önceki hizmet

sürelerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle emekliliğe esas fiilî hizmet

süresinden sayılmaması yönündeki mağduriyetinin ilgili kanun hükmü çerçevesinde

yapılan uygulamayla giderilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan başvurucu

söz konusu kanun hükmünün yürürlüğe girdiği tarih öncesi zamanaşımı nedeniyle

tasfiye edilen hizmetleri için emekli ikramiyesi veya emekli aylığı farkı

ödenmesine ilişkin bir kanun hükmü ya da yerleşik yargısal içtihat

sunamamıştır. Başvurucunun kesinleşmemiş yargı kararıyla ödenen tutarın geri

alınması yönündeki müdahalenin ise başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan

dışı bir külfet yüklemediği, bu sebeple müdahalenin kamunun yararı ile

başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil

dengeyi bozmadığı ve ölçülü olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Başvurucunun

mülkiyet hakkının ihlal edilmediği açıktır.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik nedenleri incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

M. Emin

ŞAHİNER

Başvurucu

:

Nurcan ÖZTOK

Vekili

:

Av. Mine

HARMAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/13201, 21 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Iv.ilgili Hukuk
  7. A. Mevzuat Hükümleri
  8. B. Yargı Kararları
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 49548/99, 24/6/2008, §
  13. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Özgüldür
  16. Gökcan
  17. M. Emin
  18. Şahiner
  19. Harman
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/13201
Tarih
21 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Mürvet Orhan ve Osman Orhan Başvurusu (B. No: 2016/67616)
  • Murat Eren Başvurusu (B. No: 2016/4638)
  • Abdülhalık Erkek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/4591)
  • İsmet Tan Başvurusu (B. No: 2015/2285)
  • Satılmış Çağıran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15853)
  • Süreyya Kıran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1782)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.