İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nursen Gül Başvurusu (B. No: 2016/9104)

1. Başvuru, vazife malulü aylığı bağlanması talebiyle açılan

Başvuru No2016/9104Tarih25 Eylül 2019Okuma13 dk · 2.591 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nursen Gül Başvurusu

Karar tarihi
25 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2016/9104
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.591 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, vazife malulü aylığı bağlanması talebiyle açılan

davada usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme ve esasa etkili

olacak iddiaların değerlendirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının;

müteveffaya zamanında yeterli şekilde tıbbi müdahalede bulunulmaması nedeniyle

de yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş verilmesine gerek görülmediğini

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucunun eşi, Jandarma Komando Tatbikat Kontrol Merkez

Komutanı olarak görev yapmaktayken eğitim alanı ve tesislerinin kontrolü

sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu 26/5/2003 tarihinde vefat etmiştir.

9. Vize Cumhuriyet Başsavcılığınca ilgilinin kalp krizi sonucu

vefat ettiği, başkaca herhangi bir şüpheli durumun ve suç unsurunun bulunmadığı

belirtilerek 27/5/2003 tarihinde takipsizlik kararı verilmiştir.

10. Başvurucuya ve çocuğuna 15/6/2003 tarihinde dul ve yetim

aylığı bağlanmıştır.

11. Başvurucu; eşinin görevi başında, görevi nedeniyle ve

vazifesini yaptığı sırada rahatsızlanması sonucunda vefat ettiğini belirterek

kendilerine ödenen dul ve yetim aylığının vazife malulü aylığına dönüştürülmesi

istemiyle 30/12/2014 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurmuş ancak ölümün

kalp krizi nedeniyle gerçekleştiği, ölüm olayında görevin neden ve etkisinin

bulunmadığı gerekçeleriyle başvuru reddedilmiştir.

12. Bu işlemin iptali istemiyle 26/6/2015 tarihinde Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açılmış ve AYİM Üçüncü Dairesinin

24/3/2016 tarihli kararı ile dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde;

8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun

44. ve 45. maddelerine yer verildikten sonra ilgilinin rutin bir faaliyet

sırasında kalp krizi geçirerek eceli ile vefat ettiği, bu durumun ayrıntılı

olay raporu, Vize Cumhuriyet Başsavcılığının 27/5/2003 tarihli takipsizlik kararı

ve diğer evrakla ortaya konulduğu belirtilmiştir. Gerekçede ayrıca tıbbi tedavi

ve müdahale konusunda yapılması gerekenlerin yapılıp yapılmadığı konusunda bir

tazminat davasına esas olmak üzere bilirkişi mütalaasına başvurulması mümkün

ise de vazife malullüğü aylığı konusunda bilirkişi marifeti ile

aydınlatılabilecek herhangi bir teknik ve fennî izaha gerek bulunmadığı ifade

edilerek, ölümün bir kalp krizi sonucu vuku bulduğu, hizmet hâlinde ve görülen

hizmetin etkisinden kaynaklanmadığı, kalp krizi sonucu ölümün mesai sonrası

tatil ve dinlenme anında da oluşabileceği, sadece bunun mesai saatlerinde

oluşmasının vazife nedeniyle ölüm olayını oluşturmadığı kanısına varıldığı ve

işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verildiği

ifade edilmiştir.

13. Karar 21/4/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu karar

düzeltme isteminde bulunmamıştır.

14. Başvurucu 13/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. 5434 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan mülga

44. maddesinde malullük şöyle tanımlanmıştır:

''Her ne sebep ve suretle olursa olsun

vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları

tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini

yapamayacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir ve haklarında bu kanunun

malullüğe ait hükümleri uygulanır.''

16. 5434 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan mülga

45. maddesinde vazife malullüğü ve vazife malulü şöyle tanımlanmıştır:

''44 üncü maddede yazılı malullük; a) İştirakçilerin

vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri

dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu

işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle

bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul

edilmesi şartıyla); ç) Fabrika, atelye ve benzeri

işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o

işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan

ileri gelen kazadan doğmuş olursa; buna (Vazife malullüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malulü) denir.''

17. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu'nun 52. maddesi şöyledir:

"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.''

18. 1602 sayılı mülga Kanun'un 56. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde;

İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun

...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; eşi M.G.nin kalp krizi

geçirerek vefat etmesinde ve kalp krizinin ortaya çıkmasında müteveffanın görev

şartlarının etkisinin bulunduğunu, müteveffaya zamanında yeterli şekilde tıbbi

müdahalede bulunulmadığını belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

2. Değerlendirme

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,

§ 17).

22. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı”

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama...

hakkına sahiptir."

23. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri... kişinin

temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

24. Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkını güvence altına alan

Anayasa'nın 17. maddesini Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirerek

devlete üç tür yükümlülük yükleyecek şekilde yorumlamış ve bu yükümlülüklerin

ihlal edilip edilmediğine ilişkin değerlendirmelerinde gözönüne

alacağı ilkeleri belirlemiştir. Bu yükümlülüklerden ilki kasıtlı ve hukuka

aykırı olarak öldürmeme yükümlülüğü (negatif yükümlülük), ikincisi her türlü

tehlikeye karşı bireylerin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü (pozitif

yükümlülüğün maddi boyutu), üçüncüsü ise doğal olmayan her ölümle ilgili etkili

soruşturma yükümlülüğüdür (pozitif yükümlülüğün usule ilişkin boyutu). Bireysel

başvurunun yaşam hakkı kapsamında değerlendirilebilmesi için kamu makamlarının

yaşam hakkının koruma alanına kasıtlı eylemleri veya ihmal suretiyle tezahür

eden eylemsizlikleri ile bir müdahalesinin gerçekleştiği iddia edilmelidir.

Başka bir anlatımla yaşam hakkı kapsamında yapılacak bir inceleme ancak yetkili

makamların kusura dayalı sorumluluğunun ileri sürüldüğü hâllerde söz konusudur.

Bir ölümden kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince sorumlu olunduğunun ileri

sürülmesi hâlinde ise bireysel başvurunun açıklanan gerekçelerle yaşam

hakkından incelenebilmesi mümkün değildir (Aziz

Biter ve diğerleri, B. No: 2015/4603, 19/2/2019, §§ 58, 59).

25. Başvurucunun ölümün görevin koşullarından kaynaklandığı

iddiasının -kamu görevlilerinin herhangi bir kastının veya kusurunun bulunduğu

öne sürülmediğinden- yaşam hakkı kapsamında incelenmesi mümkün değildir.

26. Öte yandan başvurucu, müteveffaya zamanında tıbbi müdahale

yapılmadığını da iddia etmiştir. Ölüm olayları nedeniyle açılan tazminat

davaları sonrası yapılan bireysel başvuruların yaşam hakkı bağlamında

incelenebilmesi için söz konusu tazminat davalarının yaşam hakkına ilişkin

yükümlülüklerle ilgili olarak devletin sorumluğunu tespit etmeye elverişli

olması gerekmektedir.

27. Somut olayda, maluliyet aylığının bağlanması isteminin reddi

işlemine karşı açılan bir idari dava üzerine bireysel başvuruda bulunulmuştur.

Anayasa Mahkemesi vazife malullüğü aylığı bağlanması talebiyle açılan davaların

idarenin kusurunun varlığını ve sorumluluğunu tespite elverişli olmadığı, bu

nedenle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı

çerçevesinde yapılan bireysel başvurular açısından söz konusu dava yolunun

etkisiz olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu bağlamda tazminat davası yolunun daha

yüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu

olduğu belirtilmiştir (Tanju Bozkurt,

B. No: 2014/11917, 17/7/2018, § 38). Bu çerçevede etkisiz birtakım idari veya

yargısal yollara başvurulmasının meseleyi Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin kapsamına çekmeyeceğinin altı çizilmelidir (benzer yöndeki

değerlendirme için bkz. İzotek Yapı Elemanları Pazarlama İnşaat Sanayi ve Ticaret

Limitet Şirketi, B. No: 2014/7914, 11/5/2017, § 54).

28. Ayrıca başvuru konusu olayda başvurucu, eşinin ölümü

nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de söz konusu olaya

yönelik olarak Vize Cumhuriyet Başsavcılığınca 27/5/2003 tarihinde verilen

takipsizlik kararına (bkz. § 9) karşı herhangi bir kanun yoluna başvurulduğuna

dair bir beyanda bulunmamıştır.

29. Bu kapsamda maluliyet aylığı bağlanması talebiyle açılan bu

davanın yaşam hakkına ilişkin ihlalleri tespit etmeye elverişli olmadığı ve

başvurucunun ihlal iddialarının 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşen karara

dayandığı dikkate alındığında başvurucunun ihlal iddialarının zaman bakımından

Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kaldığı anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Silahların Eşitliği

İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu, dosyada mevcut ve elde edilebilen sağlık

raporlarında eşinin tespit edilmiş herhangi bir rahatsızlığı ya da kalp krizine

yol açabilecek bir sağlık muayene kaydının bulunmadığını ve eşinin kalp krizi

geçirerek vefat etmesinde görev şartlarının etkisi olduğunu belirtmiştir.

Başvurucu ayrıca Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli tüm subay ve astsubayların

mevzuat gereğince belli yaşa kadar üç senede bir, bu yaştan sonra iki senede

bir olmak üzere zorunlu olarak periyodik sağlık muayenesine gönderilmesi

gerekirken eşinin bu periyodik muayenelere gönderilmediğini, eşinin görev

dönemi içinde görev yaptığı komutanlıklar tarafından periyodik sağlık

muayenesine gönderilmesi sağlanmış olsaydı belki de bu rahatsızlığının önceden

tespit edilerek ölüme neden olmadan gerekli tedavi ve tedbirlerin alınmasının

mümkün olabileceğini ifade etmiştir. Ölüm olayı ile müteveffanın meslek hayatı

boyunca yaptığı vazife şartları arasında ve son görev yerindeki vazifesi ile

çalışma şartları arasında illiyet bağının bulunduğunu, ancak bu hususun gözardı edildiğini, söz konusu illiyet bağı mevcudiyetinin

bilirkişi raporu ile ortaya çıkarılabilecekken bilirkişi incelemesi

yaptırılmadan karar verildiğini belirten başvurucu kararın esasına etkili olan

iddia ve itirazlarının da kararda karşılanmadığını ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

32. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

33. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve

adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma

hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi,

taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması

gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet

Fidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).

34. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

silahların eşitliği ilkelerine Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında

yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adil yargılanma hakkının kapsam ve

içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygun

yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması olanaklı değildir (Mehmet Fidan, § 38).

35. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelir (Yaşasın Aslan, B. No:

2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafına

da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını

kapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.

No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

36. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme,

başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer,

§ 19).

37. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara delillerini

sunma ve inceletme bakımından uygun imkânların tanınması ve yargılamaya etkin

katılımlarının sağlanması gerekir. Silahların eşitliği ilkesi davanın

taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve

taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia

ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip

olması anlamına gelir.Bu

anlamda delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsiz olma iddiaları da

yargılamanın bütünü kapsamında değerlendirilecektir. Ceza davaları ile medeni

hak ve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere

yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesinin güvence altına

alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir

(Mustafa Kupal, B.

No: 2013/7727, 4/2/2016, §§

50-52).

38. Somut başvuruya konu davanın tarafları arasındaki ihtilaf,

başvurucunun eşinin ölümüne neden olan kalp krizinin vazife veya çalışma

şartları nedeniyle ortaya çıkıp çıkmadığına ilişkindir. Başvurucu, bir hafta

süren ve ölüm olayından bir gün önce biten geniş katılımlı tatbikat süresince

eşinin çok yoğun çalışıp yorulduğunu, bu yoğun çalışma ve yorgunluğa bağlı

olarak görevi başında ve görevi nedeniyle rahatsızlanması sonucu ölüm olayının

meydana geldiğini öne sürmekte iken idare, ölüm olayının görevin sebep ve

tesiriyle gerçekleşmediği görüşünü savunmuş; davaya bakan AYİM ise söz konusu

ölüm olayının vazife nedeniyle oluşmadığı sonucuna ulaşmıştır.

39. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davada

bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek

değildir (Sencer Başat ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 68). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi

tarafların öne sürdüğü ve esasa etkisi olan iddiaların işin mahiyetinin

gerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini ve özellikle ispat külfeti

konusunda taraflardan birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma

düşürülüp düşürülmediğini irdelemektedir (Ahmet

Korkmaz, § 29).

40. Somut başvuruya konu davada Mahkemece, başvurucunun eşinin

ölümünün rutin bir mesai faaliyetinde iken kalp krizi nedeniyle vuku bulduğu,

ilgilinin eceli ile vefat ettiği ve bu hususun Vize Cumhuriyet Başsavcılığının

27/5/2003 tarihli takipsizlik kararında ve diğer evraktan anlaşıldığı

belirtilmiştir. Ayrıca Mahkemece, tıbbi tedavi ve müdahale konusunda yapılması

gerekenlerin yapılıp yapılmadığı konusunda bir tazminat davasına esas olmak

üzere bilirkişi mütalaasına başvurulması umulabilir ise de vazife malullüğü

aylığı konusunda bilirkişi marifeti ile aydınlatılabilecek herhangi bir teknik

ve fennî izaha gerek bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı hüküm altına alınmıştır.

41. Delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin

davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisinin esasen derece

mahkemelerine ait olduğu, derece mahkemelerinin dava konusuna, elde edilen

delilerin ağırlığına ve iddia ile savunmalara göre, tanık beyanı, keşif icrası

ve bilirkişi incelemesi gibi delilleri toplamama veya incelememe konusunda

takdir yetkisine sahip olduğu dikkate alındığında (İlker Erdoğan, B. No: 2013/316, 20/4/2016, § 25), bilirkişi

incelemesi yaptırılmamasına ilişkin olarak ileri sürülen iddia yönünden

silahların eşitliği ilkesine yönelik bir ihlal olmadığı ve Mahkemece tarafların

davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı

dikkate alınarak davanın reddine karar verildiği sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu; Mahkemece delillerin gereği gibi incelenmediğini,

genel bir kabulle davanın reddine hükmedildiğini ve hakkaniyete uygun bir karar

verilmediğini ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu, eşinin ölümü sonrasında vazife

malulü aylığı bağlanmamasının ve vazife malullerine yasal olarak tanınan bazı

haklardan yararlanamamasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16; M. Aydın

Gürül, B. No: 2012/682, 2/10/2013, § 18). Başvurucuya ödenen dul

aylığının vazife malulü aylığına dönüştürülmesinin gerekip gerekmediğinin

yargılamanın sonucuna bağlı olması nedeniyle mülkiyet hakkı yönünden inceleme

yapılmamış, başvurucunun iddiaları yargılamanın sonucuna yönelik şikâyetler

kapsamında incelenmiştir.

45. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42).

46. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, derece

mahkemesince delillerin değerlendirilmesine ve hukuk kurallarının

yorumlanmasına ilişkin olup mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir

keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate

alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

M.Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör : Selçuk KILIÇ Başvurucu : Nursen GÜL Vekili : Av. Ahmet Neşet UNCU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/9104, 25 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Yaşam Hakkının İhlal
  9. B. Silahların Eşitliği
  10. C. Diğer İhlal İddiaları
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16; M. Aydın
  12. A. 1. Yaşam hakkının
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Seferinoğlu
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/9104
Tarih
25 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Ercan Toğrul Başvurusu (B. No: 2016/71110)
  • Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin Başvurusu (B. No: 2015/4787)
  • Zana Güneş Başvurusu (B. No: 2016/73184)
  • İzzettin Üşümez Başvurusu (B. No: 2016/32996)
  • Erol Kesgin Başvurusu (B. No: 2016/1550)
  • Yeni Gün Haber Ajansı Basım ve Yayıncılık A.ş. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4430)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.