İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nusret Yumrutaş Başvurusu (B. No: 2013/6355)

1.

Başvuru No2013/6355Tarih19 Kasım 2015Okuma12 dk · 2.359 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nusret Yumrutaş Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2015
Başvuru Numarası
2013/6355
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.359 kelime·12 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru, ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada verilen karar

nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru, 15/8/2013 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3.

Komisyonun 14/10/2014 tarihli kararıyla aynı başvurucuya ait 2013/6356 başvuru

numaralı dosyanın 2013/6355 numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin

2013/6355 numaralı dosya üzerinden sürdürülmesine ve belirtilen dosyanın

kapatılmasına karar verilmiştir.

4.

İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Bölüm Başkanı tarafından 19/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6.

Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiştir.

Bakanlığın 15/7/2015 tarihli yazısında başvuru hakkında görüş sunulmayacağı

beyan edilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7.

Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle

şöyledir:

8.

A.M. Muhasebe Ltd. Şti.nin vergi borçlarının bu

Şirketten tahsil edilememesi üzerine Şirket ortağı olduğundan bahisle başvurucu

adına ödeme emirleri düzenlenmiştir.

9.

Başvurucu söz konusu Şirketin ortağı olmadığını ve bununla ilgili Ticaret

Mahkemesinde dava açtığını belirterek ödeme emirlerinin iptali istemiyle İzmir

4. Vergi Mahkemesinde dava açmıştır.

10.

İzmir 4. Vergi Mahkemesi 12/1/2009 tarihli ve E.2009/805, K.2009/29 sayılı ve

E.2009/809, K.2009/33 sayılı kararlarıyla davaları reddetmiştir. Kararların

gerekçesi şöyledir:

“Türk Ticaret Kanununun temsil

hükümlerini taşıyan 534. maddesinde; aksi mukavelede belirtilmedikçe

şirketlerin birlikte yahut bir mümessil vasıtasıyla üçüncü şahıslara karşı

yaptıkları işlemlerden müteselsilen sorumlu oldukları

ifade edilmiştir. Bu haliyle Ticaret Sicil Memurluğunun 12.04.2007 sayılı

yazısından anlaşıldığı üzere davacının ortak olması ve müdür olarak ortaklardan

birisinin atanmaması karşısında Yasanın 534. maddesi gereği her iki ortağında

anılan şirketin kanuni temsilcisi sayılacağı yasa gereğidir.

Her ne kadar davacı tarafından, Ticaret Sicil Memurluğundaki

belgelerin geçersiz olduğu, ortak olmadığının tespiti amacıyla Karşıyaka Asliye

Ticaret Mahkemesinde dava açıldığı belirtilmiş ise de Mahkememizce 12.11.2008

günü yapılan ara karar ile anılan Mahkemeden davacının açmış olduğu davanın

neticesi sorulmuş olup Mahkemeden gelen ara kararı cevabından dosyanın

25.09.2007 tarihinden itibaren tarafların üç aylık süre içinde yenileme

talebinde bulunmaması nedeniyle “davanın açılmamış sayılmasına” karar verildiği

anlaşıldığından davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir.

…

Bu durumda, borcun doğduğu dönemde kanuni temsilci olan

davacı adına düzenlenip tebliğ edilen ödeme emirlerinde, Amme Alacaklarının

Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Vergi Usul Kanunu’nun yukarıda sözü edilen

hükümlerine aykırılık görülmemiştir.”

11.

Başvurucu, kararları temyiz etmiş; daha sonra Danıştaya

verdiği dilekçesinde İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 30/12/2009 tarihli ve

E.2008/694, K.2009/704 sayılı kararıyla Şirket ortağı olmadığı hususunun tespit

edildiğini belirterek Vergi Mahkemesi kararlarının bozulmasını istemiştir.

12.

Danıştay Üçüncü Dairesi 27/9/2011 tarihli ve E.2009/1621, K.2011/5225 sayılı ve

E.2009/1652, K.2011/5226 sayılı kararlarıyla temyiz istemini reddetmiştir.

Kararların gerekçesi şöyledir:

“Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda

açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de

uygun görülmüş olup, temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar

sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz

isteminin reddine ve kararın onanmasına ...”

13.

Başvurucu, karar düzeltme taleplerinde de Şirket ortağı olmadığına ilişkin

Mahkeme kararının bulunduğunu, aynı Şirket ile ilgili adına düzenlenen ödeme

emirlerine karşı açtığı ve tek hâkimli görülen davalar hakkında yaptığı itiraz

üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesinin kabul kararları verdiği hususlarını

ileri sürmüş ise de aynı Dairenin 4/6/2013 tarihli ve E.2012/378, K.2013/2509

sayılı ve E.2012/379, K.2013/2518 sayılı kararlarıyla bu talep reddedilmiş; söz

konusu kararlar başvurucu vekiline 18/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14.

Başvurucu 15/8/2013 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.

15.

Öte yandan İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 30/12/2009 tarihli ve

E.2008/694, K.2009/704 sayılı -temyiz edilmemek suretiyle kesinleşen- kararının

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“... Sonuç olarak davanın kabulü ile davacının davalı

şirkette ortak olmadığının tespitine ve 26/6/1997 tarihli sermaye artırımına

ilişkin şirket ortaklarınca alınan karar altındaki imzanın davacıya ait

olmadığının tespitine ve bu kararın davacı yönünden iptaline ...”

B. İlgili Hukuk

16.

4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi şöyledir:

“Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmıyan

teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen

ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler

ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir.

Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri

yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen

alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin

varlıklarından alınır. Bu hüküm Türkiye'de bulunmayan mükelleflerin

Türkiye'deki temsilcileri hakkında da uygulanır.

Temsilciler veya

teşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere

rücu edebilirler.

Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş

olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait

sorumluluklarını da kaldırmaz.”

17.

21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında

Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

“Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait

vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi

cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i

amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan

doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer

alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.

Türk Ceza Kanununun para cezalarının tahsil şekli ve hapse

tahvili hakkındaki hükümleri mahfuzdur.”

18.

Aynı Kanun’un 58. maddesinin birinci fıkrası ise şöyledir:

“Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu

olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ

tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine

bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli,

incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu

hükümleri tatbik olunur.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19.

Mahkemenin 19/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

15/8/2013 tarihli ve 2013/6355 numaralı bireysel başvurusu incelenerek gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20.

Başvurucu; ortağı olmadığı Şirketin vergi borçlarından sorumlu tutulmasının

hukuka aykırı olduğunu, ortağı olmadığı hususunun İzmir Asliye 1. Ticaret

Mahkemesinin kesinleşen kararı ile ortaya konulduğunu, bu kararın Danıştay

tarafından dikkate alınmadığını, temyiz kararının gerekçesinde bu hususa

değinilmediğini oysa aynı karara istinaden İzmir Bölge İdare Mahkemesinin

itiraz yoluyla baktığı dosyalarda lehe karar verdiğini belirterek Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21.

Başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin

başvurusunun, açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmaması nedeniyle kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22.

Başvuru konusunun, yargılama aşamasında ileri sürülen ve esasa etkili

hususların karşılanmamasına ilişkin olması nedeniyle başvuru, gerekçeli karar

hakkı yönünden incelenecektir.

23.

Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti”

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

24.

Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların

gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası

şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.”

25.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

26.

Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere

delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi, adil yargılanma hakkının unsurlarından

biri olarak görülen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup

bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi adil

yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin

6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların

eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38). Ayrıca hakkaniyete uygun yargılamanın bir

unsuru olan gerekçeli karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü

fıkrasında yer verilen “Bütün mahkemelerin

her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüyle mahkemelerin

uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.

27.

Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından

biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve

savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle

gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararın niteliğine göre değişebilir.

Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren

usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması, bir hak ihlaline

neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin

Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd.

Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

28.

Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk

derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul

edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber başvurucularca dile getirilmesine

rağmen ilk derece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz

başvurularında başvurucuların usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yönelik

somut şikâyetlerinin tartışılmaması gerekçeli karar hakkının ihlali olarak

görülebilir (Faik Gümüş, B. No:

2012/603, 20/2/2014, § 49).

29.

Somut olayda A.M. Muhasebe Ltd. Şti.nin kaçakçılığa

iştirak ettiğinden bahisle rapor tanzim edildiği, sahte fatura kullanma ve

düzenleme fiillerine iştirak sebebi ile vergi kaybının üç katı tutarındaki

iştirak cezasının kesildiği, söz konusu cezaya ilişkin ihbarnamenin tebliğ

edildiği, tebligata rağmen herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine Şirket adına

düzenlenen ödeme emirlerinin de tebliğ edildiği, ödeme yapılmaması ve Ticaret

Sicil Memurluğunca yapılan araştırma sonucunda Şirket ortaklarının başvurucu ve

A.D. olduğunun Vergi Dairesi Müdürlüğüne bildirilmesi, Şirket üzerinde mal

varlığı tespit edilmemesi nedeniyle Şirket borçlarının tahsili amacıyla

başvurucu hakkında ödeme emirleri düzenlendiği anlaşılmıştır.

30.

Başvurucu tarafından ödeme emirlerinin kaldırılması istemiyle açılan davalarda

İlk Derece Mahkemesi, Ticaret Sicil Memurluğundaki belgelerin geçersiz olduğu

hakkında Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada ilgili Mahkemenin

davanın açılmamış sayılmasına karar verdiğini, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı

Türk Ticaret Kanunu’nun 534. maddesi uyarınca başvurucunun kanuni temsilci

sıfatıyla borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davaların reddine karar

vermiştir.

31.

Başvurucunun kararlara karşı yaptığı temyiz incelemesi devam etmekte iken İzmir

1. Asliye Ticaret Mahkemesi 30/12/2009 tarihli kararı ile başvurucunun ilgili

Şirketin ortağı olmadığı, sermaye artırımına ilişkin Şirket ortaklarınca alınan

karardaki imzanın başvurucuya ait olmadığının tespitine ve kararın başvurucu

yönünden iptaline karar vermiştir. Başvurucu bu karar üzerine temyiz

incelemesindeki dosyalarına bu durumu bildirir ek beyanlarını sunmuş; bunun

yanında aynı beyanları, miktarı itibarıyla tek hâkim sınırında bulunan ve

itiraz edilmek suretiyle İzmir Bölge İdare Mahkemesinde inceleme aşamasındaki

dosyalara da eklemiştir.

32.

Danıştay Üçüncü Dairesi, İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapmak suretiyle

belirtilen iddialar hakkında bir değerlendirme yapmaksızın onama kararı

vermiştir. Başvurucu karar düzeltme dilekçesinde, İzmir Bölge İdare

Mahkemesince başvurucunun Şirket ortağı olmadığı için borçtan sorumlu

tutulamayacağına ve bu nedenle ödeme emirlerinin hukuka aykırı olduğu

gerekçesiyle kaldırılmasına ilişkin kararları da sunmuş, Danıştay Üçüncü Dairesi

yine başvurucunun anılan iddialarını değerlendirmeden karar düzeltme talebinin

reddine karar vermiştir.

33.

6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun başvuruya konu

yargılama devam ederken yürürlükte bulunan 49. maddesinde Danıştayın;

görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi

veya usul hükümlerine uyulmamış olunması sebeplerinden dolayı ilk derece

mahkemesi kararlarını bozacağı, yine aynı Kanun’un 54. maddesinde kararın

esasına etkisi olan iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması, kararda

birbirine aykırı hükümler bulunması, kararın usul ve kanuna aykırı bulunması,

hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olması

durumlarında kararın düzeltilmesi talebinde bulunulacağı kural altına

alınmıştır (Münür Ata, B. No: 2014/4958, 22/1/2015, § 43).

34.

Görüldüğü üzere başvurucu hakkında vergi borcu olan Şirketin ortağı olduğu

gerekçesiyle Şirketin borçlarının tahsiline ilişkin ödeme emirleri düzenlenmiş,

başvurucunun Şirket ortağı olmadığı yönünde açılan davalarda -Karşıyaka Asliye

Ticaret Mahkemesi davanın açılmamış sayılmasına karar vermiş ise de- İzmir 1.

Asliye Ticaret Mahkemesi başvurucunun Şirket ortağı olmadığı yönünde karar

vermiş, İzmir Bölge İdare Mahkemesi bu nedenlerle başvurucu hakkında düzenlenen

ve tek hâkim sınırında kaldığı için itiraz yoluyla baktığı davalar hakkında

başvurucu lehine kararlar vermiş, başvurucu bu durumu temyiz aşamasında ek

beyan ile, karar düzeltme aşamasında ise talep dilekçesinde belirtmesine karşın

Danıştay Üçüncü Dairesi temyiz ve karar düzeltme kararlarında bu iddialar

hakkında bir açıklamaya yer vermeksizin anılan talepleri reddetmiştir.

35.

Bu durumda başvurucunun Şirket ortağı olmadığı yönünde verilen İzmir 1. Asliye

Ticaret Mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek yapılan kanun yolu taleplerindeki

iddianın ciddi olduğu ve İlk Derece Mahkemesi tarafından bu karar

değerlendirilmediği için ayrıca değerlendirilmesi gerektiği hâlde Danıştay

Üçüncü Dairesince ayrı bir değerlendirme yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi

kararına atıf yapılmak suretiyle taleplerin reddedildiği oysa bu iddianın atıf

yapılmak suretiyle karşılanacak iddia niteliğinde olmadığı, temyiz merciince bu

iddianın açık bir şekilde kararlarında değerlendirilip karşılanmadığı

görülmektedir. Yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde

başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

36.

Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

37.

Başvurucu, anayasal haklarının ihlal edildiğini belirterek ihlalin ortadan

kaldırılması yönünde karar verilmesini talep etmektedir.

38.

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

39.

Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, adil yargılanma hakkının

unsurlarından olan gerekçeli karar hakkının ihlal edilmesinden

kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama yapılarak ortadan

kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili Mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

40.

Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden

oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B.

Gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C.

İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin İzmir 4. Vergi Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D.

198,35 harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E.

Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru

tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde

bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz

uygulanmasına

19/11/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Nusret YUMRUTAŞ Vekili : Av. Mehmet Ali ÇAVUŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6355, 19 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Gerekçeli
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6355
Tarih
19 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Halime Sare Aysal Başvurusu (B. No: 2013/1789)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/7063
  • Arif Çelebi Başvurusu (B. No: 2013/7917)
  • Çetin Arkaş Başvurusu (B. No: 2013/6124)
  • Ersin Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi Başvurusu (B. No: 2013/6068)
  • Mehmet Baransu Başvurusu (B. No: 2015/8046)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.