İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Baransu Başvurusu (B. No: 2015/8046)

1. Başvuru, hakkında yürütülen ceza

Başvuru No2015/8046Tarih19 Kasım 2015Okuma10 dk · 2.005 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Baransu Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2015
Başvuru Numarası
2015/8046
R.G. Tarih ve Sayı
20/1/2016-29599
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.005 kelime·10 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hakkında yürütülen ceza

soruşturması sırasında verilen tutuklama kararına istinaden ceza infaz

kurumunda tecrit edilerek tek kişilik bir odada tutulmak ve bazı imkânlardan

yoksun bırakılmak suretiyle işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/5/2015 tarihinde

doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca

2/7/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesi ve eklerinden

tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, ulusal yayın yapmakta

olan Taraf gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.

6. İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının (Cumhuriyet Başsavcılığı) 2014/11630 sayılı soruşturma

dosyasıyla başvurucu hakkında “suç işlemek

amacıyla örgüt kurma, devletin güvenliğine veya iç ya da dış siyasal

yararlarına ilişkin belge veya vesikaları kısmen ya da tamamen tahrip etme,

amacı dışında kullanma, hile ile çalma ve devletin güvenliğine veya iç ya da

dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken

bilgileri temin etme” suçlarından

soruşturma başlatılmıştır.

7. Başvurucu, anılan soruşturma

kapsamında ve İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/3/2015 tarihli kararıyla,

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 326. maddesinde

düzenlenen “devletin güvenliğine veya iç ya

da dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları kısmen ya da tamamen

tahrip etme, amacı dışında kullanma ve hile ile çalma” suçundan

tutuklanmış; diğer suçlardan tutuklanması talebi ise reddedilmiştir.

8. Başvurucu, anılan tutuklama kararı

gereğince Metris Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuş ve

burada tek kişilik bir odada tutulmaya başlanmıştır.

9. Başvurucu tutulduğu bu kurumdan

Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi içinde inşa edilmekte olan “yüksek

güvenlikli” başka bir ceza infaz kurumuna 9/5/2015 tarihinde nakledilmiştir.

10. Başvurucu, tutuklu statüsünde

tutulmaya devam etmekte iken 14/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

11. Başvurucu, ayrıca haksız biçimde

tutuklandığını ileri sürerek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği gerekçesiyle 20/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuş olup

başvurusu 2015/7231 başvuru numarasıyla kayda alınmıştır.

B. İlgili Hukuk

12. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlüler ile yakınları ve ilgililerin

bilgilendirilmesi” kenar başlıklı 22. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“(2) Hükümlülerin ceza infaz

kurumlarına alınmalarında, başka kuruma nakillerinde ve hastaneye

yatırılmalarında, istekleri üzerine ailelerine veya gösterdikleri kişilere;

hükümlü yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması hâlinde, uyruğu olduğu

devletin diplomatik temsilcilik veya konsolosluğuna durum bildirilir. ”

13. 5275 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararının yerine getirildiği kurumlar ” kenar başlıklı

111. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(2) Eylem ve davranışları ile 9 uncu madde

kapsamına giren tutuklular, yüksek güvenlikli tutukevlerinde veya buna olanak

bulunmadığı hâllerde yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının

tutuklulara ayrılan bölümlerinde barındırılırlar.”

14. 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218

sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Tüzük’ün (İnfaz Tüzüğü) 4. maddesinin

(4) numaralı fıkrasının (a) bendi şöyledir:

“a) Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği

Cumhuriyet savcısı; kurumun mevzuata göre yönetilmesini ve infaz hizmetlerinin

temel insan haklarına uygun olarak yerine getirilmesini ister ve denetler.

Görüş ve önerilerini denetleme defterine yazar, gerekli gördüğü durumlarda

Bakanlığa bilgi verir.”

15. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı

İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun “Amaç ve kapsam”

kenar başlıklı 1. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Bu kanun,

ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında

yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri

incelemek, karara bağlamak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine

getirmek üzere kurulan infaz hâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar.”

16. 4675 sayılı Kanun’un “İnfaz hâkimliklerinin görevleri” kenar

başlıklı 4. maddesinin ilgili bölümleri şöyledir:

“ (1) İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır:

1.

Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri,

yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri,

beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının

korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri,

çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve

karara bağlamak,

…

(2) Kanunlarda

başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır.”

17. 4675 sayılı Kanun’un “İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü” kenar

başlıklı 5. maddesinin ilgili bölümleri şöyledir:

“Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü

ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin

kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle

bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, herhalde

yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine

başvurulabilir.

Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz

hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu

ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında

yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir.

Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.

…

Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlem

veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi

güç veya imkânsız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka

aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veya

faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.”

18. 4675 sayılı Kanun’un “İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar”

kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili bölümleri şöyledir:

“…

Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi,

duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek

gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında

resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca

ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı

görüşünü alır. Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi,

hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri

toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu,

savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla

birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesi

durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.

İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti

yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da

faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 19/11/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 14/5/2015 tarihli ve 2015/8046 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, haksız biçimde

tutuklanması sonucu konulduğu Ceza İnfaz Kurumunda, hiçbir gerekçe olmaksızın tek

kişilik bir odada tutulması ve bu zaman zarfında yalnızca müdafileri ve

ziyaretçileri ile görüştürülüp herhangi bir tutuklu veya mahkûm ile

görüştürülmemesi suretiyle psikolojik baskı ve şiddete maruz bırakıldığını,

sonrasında bu baskı ve şiddetin dozunun artırılması amacıyla yine hiçbir somut

gerekçe olmadan ve müdafileri ile yakınlarına da haber verilmeden yeni inşa

edilmekte olması nedeniyle fiziki koşullarında ciddi eksiklikler bulunan

“yüksek güvenlikli” başka bir infaz kurumuna nakledildiğini, burada yemek

yiyebilmesi için kendisine kaşık verilmediğini, odalarda televizyon ve

buzdolabı bulunmadığını, kurumda su temininde zorluklar yaşandığını, suç ile

Mahkeme tarafından verilen ceza arasındaki orantısızlığın başlı başına bir kötü

muamele olarak değerlendirilebileceğini, kendisi hakkında uygulanan tutukluluk

tedbirinin de belirttiği gibi uygulanmasının bir hak ihlali oluşturduğunu ve

bir koruma tedbiri olan tutuklama tedbirinin tecrite

dönüştürülerek psikolojisinin bozulmak istendiğini belirterek Anayasa’nın 17.

ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddelerinde güvence

altına alınan işkence ve kötü muamele yasağı ile Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin ortadan kaldırılması yönünde gerekli

tedbire ve ihlalin tespiti ile tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar

verilmesi taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Başvurucunun şikâyetlerinin özü;

bir suç isnadına bağlı olarak tutuklanmasına rağmen önce Ceza İnfaz Kurumunda

tek kişilik bir odada ve başka mahkûm ya da tutuklular ile görüştürülmeksizin

tutulması, sonrasında ise yüksek güvenlikli başka bir ceza infaz kurumuna,

yakınları ile müdafilerine haber verilmeksizin ve hiçbir gerekçe

gösterilmeksizin nakledilerek burada bazı haklardan yoksun bırakılması

suretiyle kötü muameleye maruz bırakıldığı iddialarına ilişkindir. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Bu nedenle başvurucunun iddiaları, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan işkence ve kötü muamele yasağı ile ilişkili

görüldüğünden değerlendirme bu fıkra kapsamında yapılmıştır.

22. Anayasa’nın

17. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetine bağdaşmayan bir

cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

23. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Başvuruda

bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“(2) İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

25. Somut olayda, başvuru formu ve

eklerinden söz konusu temel hak ihlali iddialarına ilişkin olarak herhangi bir

idari ya da yargısal başvuru yolunun tüketilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

26. Başvurucu, şikâyetine konu ihlal

iddialarına ilişkin olarak yürürlülükte bulunan

kanunlarda etkili bir idari ya da yargısal başvuru yolunun öngörülmediğini

ileri sürmüş ve bu nedenle herhangi bir başvuru yolunu tüketmeden bireysel

başvuruda bulunduğunu belirtmiştir.

27. Anılan Kanun’un 45. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında yer verilen kanun yollarının tüketilmesi koşulu,

bireysel başvurunun temel hak ihlallerini önlemek için son ve olağanüstü bir

çare olmasının doğal sonucudur. Diğer bir ifadeyle temel hak ihlallerini

öncelikle idari makamların ve derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması,

kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılmaktadır (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

28. Temel hak ve özgürlüklere saygı,

devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi

nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi, idari ve yargısal

makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar

tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

29. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin yetkili idari ve yargısal

mercilerce düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun

yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne

getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını

zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, § 17).

30. Somut olayda, yukarıda belirtilen

ilgili mevzuat (bkz. §§ 12-18) gereğince başvurucunun, şikâyetlerini

iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötü muameleye derhâl son verilmesini

isteyebileceği idari ve yargısal mercilerin bulunduğu görülmektedir. İlgili

hükümler kapsamında başvurucu, şikâyetlerini öncelikle yetkili bu idari ve

yargısal mercilere iletip tutulma yeri ve koşulları sebebiyle kötü muameleye

maruz bırakıldığını ileri sürebilecek ve bu koşulların en kısa zamanda uygun

hâle getirilmesini ve/veya kötü muamele iddiasına konu işlemin infazının

durdurulmasını ya da ertelenmesini isteyebilecek iken bu yollara

başvurmamıştır.

31. Başvuruya konu olay ve şikâyetler

(bkz. § 20) dikkate alındığında başvurucunun iddiasının aksine mevcut başvuru

yollarının ulaşılabilir, başvurucunun şikâyetleri açısından telafi imkânına

sahip ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte olmadığını söyleyebilmeyi mümkün

kılan bir sebep bulunmadığından başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna

tanınmasını gerektiren bir durumun da olmadığı görülmektedir (Didem Tütenk, B.

No: 2013/7525, 10/6/2015, §§ 40, 41).

32. Anayasa Mahkemesi tarafından;

başvurucunun, hakkında uygulanan tutuklama tedbirine ilişkin idarenin takdir

hakkının sınırlı olduğu ve idarenin bu hakkının sınırlarını aşması sonucu maruz

bırakıldığını ileri sürdüğü durumun -tek başına ve yüksek güvenlikli ceza infaz

kurumunda tutma da dâhil olmak üzere- hak ihlali oluşturduğuna yönelik

şikâyetlerinin değerlendirilmesinin, yetkili merciler tarafından yapılıp

hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin uygulanma koşullarının belirlenmesinden

sonra söz konusu şikâyetlerin kanunilik, orantılılık, hesap verilebilirlik,

gereklilik ve ayrımcılık içermemesi ilkeleri açısından değerlendirilmesi

mümkündür.

33. Başka bir ifadeyle başvurucunun

şikâyetlerine ilişkin yetkili merciler tarafından yapılmış bir değerlendirme

bulunmamakta olup başvurucu hakkında, orantısız olduğunu da ileri sürdüğü

tutmaya ilişkin tedbirlerin uygulanıp uygulanamayacağı ve uygulanacaksa hangi

koşullara tabi olacağının yetkili merciler tarafından değerlendirilmesi ve

gerektiğinde bu işlemlere son verilebilmesi mümkün olduğundan Anayasa Mahkemesi

tarafından bu aşamada belirtilen ilkeler çerçevesinde bir değerlendirme

yapılması söz konusu olamaz.

34. Dolayısıyla başvurucunun,

şikâyetlerini ve varsa bu konudaki kanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili

idari ve yargısal mercilere iletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu

makamların değerlendirmesini ve çözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurunun

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Başvurunun başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama

giderinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

19/11/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Raportör : Nahit GEZGİN Başvurucu : Mehmet BARANSU Vekili : Av. Sercan SAKALLI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/8046, 19 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve
  9. Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/8046
Tarih
19 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Seyla Suvari ve Leyla Kalyoncu Başvurusu (B. No: 2013/6313)
  • Hanım Kılıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1655)
  • Emre Çalıkoğlu Başvurusu (B. No: 2013/4686)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2013/3594)
  • Mustafa Ateşoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1178)
  • Sait Şahin Başvurusu (B. No: 2013/4338)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.