İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

O. H. Başvurusu (B. No: 2013/3156)

(Başvuru Numarası: 2013/3156)

Başvuru No2013/3156Tarih15 Aralık 2015Okuma20 dk · 4.022 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm

Başvuru No
2013/3156
Karar tarihi
15 Aralık 2015
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.022 kelime·20 dk okuma·20 bölüm

O. H. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/3156)

Karar Tarihi: 15/12/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı

Kuvvetleri Personel Kanunu'na eklenen geçici 32. madde

kapsamında yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davada adil yargılanma hakkı

ile etkili bir mercie başvurma hakkının, masumiyet karinesinin ve ayrımcılık

yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/3/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 14/5/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir. Bakanlığın 26/5/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin

önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında

görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle

şöyledir:

7.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde Gülhane Askerî Tıp Akademisinde (GATA)

doçent ve tabip binbaşı olarak görev yapmakta iken 26/6/1998 tarihli Yüksek

Askerî Şura (YAŞ)

kararıyla TSK’dan ilişiği kesilmiş olan başvurucu hâlihazırda bir devlet

üniversitesinde öğretim üyesidir.

8.

10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10.

maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32. madde

12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ

kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı haklarının iadesinin sağlanması

amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve bu hükümden yararlanabilmek için

6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren altmış gün içinde Millî

Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükme bağlanmıştır.

9.

Başvurucunun, 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32. madde kapsamından

yararlanmak maksadıyla yaptığı başvuru, Millî Savunma Bakanlığının 5/7/2011

tarihli işlemi ile reddedilmiştir. İşlem gerekçesi şöyledir:

“657 sayılı Devlet Memurları Kanununun

48’inci, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 94’üncü,

Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60’ıncı maddesi gereği ve hakkınızda tesis edilen

idari işlemin dayanağı fiillerin vasıf ve mahiyeti dikkate alınarak…”

10.

Başvurucu, Millî Savunma Bakanlığının yukarıda belirtilen işleminin iptali için

süresi içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

11.

Dilekçe teatisi aşamalarından sonra taraflara duruşma günü olarak 18/12/2012

tarihi verilmiş, buna ilişkin belge tebliğ edilmiş, 14/12/2012 tarihinde

başvurucu vekilinin talebi üzerine -gizli belgeler dâhil- tüm dava dosyasını

incelemesine izin verilmiştir.

12.

Başvurucu, AYİM Birinci Daire Başkanlığına beyanlarında; diğer hususların

yanında kendisiyle ilgili olduğu belirtilen istihbarat raporlarının daha önce

açılan bir dava kapsamında incelendiğini, bu raporların doğru olmadığını,

dosyada herhangi bir kanıtın bulunmadığını ve AYİM’in

söz konusu istihbarat raporlarına daha önce itibar etmediğini de ileri

sürmüştür.

13.

AYİM Birinci Dairesi 4/12/2012 tarihli E.2012/364, K.2012/1406 sayılı kararla

davayı reddetmiştir. Mahkemenin gerekçesi şöyledir:

“…

Bu kapsamda dava

konusu işlem değerlendirildiğinde; (davalı idarece 12/10/2011 tarihli yazı

ekinde 1602 sayılı Kanun’un 52’nci maddesinin 4’üncü maddesinin 2’nci cümlesi

kapsamında incelenmek üzere “GİZLİ” gizlilik dereceli olarak gönderilen bilgi

ve belgelerden) takip ve kontrol altında tutulan personel statüsünde olan

davacının, yasadışı bir örgüt olan DHKP/C sempatizanı olduğu, PKK terör

örgütünün de eylemsel faaliyetlerini tasvip eder şekilde tavır sergileyerek bu

örgütü savunduğu ve bu örgüte karşı TSK’nın gerçekleştirdiği mücadeleyi haksız

bularak çeşitli ortamlarda eleştirdiği, komutanlıkça yasaklanan bir kuruluşa

üye olduğu, GATA K.lığında Sağ. Ütğm. sınıf ve

rütbesi ile görev yapmakta olan bir bayanı örgüte kazandırdığı ve eşinden

boşanarak bu bayan ile komün hayatı yaşadığı, DHKP/C örgüt sempatizanı olan

sivil bir doktor ile örgütsel ilişki içerisinde olduğu, mensubu olduğu örgüt

adına propaganda yaptığı ve taraftar kazandırma gayretinde bulunduğu istihbarat

raporlarından anlaşıldığından, davacının 926 sayılı Kanunun Geçici 32’nci

maddesinden yararlandırılmaması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna

varılmıştır.”

14.

Bunun üzerine başvurucu, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. AYİM Birinci

Dairesi 2/4/2013 tarihli E.2013/384, K.2013/340 sayılı karar ile istemi

reddetmiş, 16/4/2013 tarihinde anılan karar tebliğ edilmiştir.

15.

Başvurucu 14/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16.

4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 52.

maddesi şöyledir:

“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.

Taraflardan biri ara kararının icaplarını

yerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar üzerindeki etkisi, görevli

daire veya kurulca önceden takdir edilir, ara kararında bu husus ayrıca

belirtilir.

Ancak, istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğine ve yüksek menfaatlerine

veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve yüksek menfaatleri ile birlikte

yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan, Genelkurmay Başkanı veya ilgili

Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri

vermeyebilir.

(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve

vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece

gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel

bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine

incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava

konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine

incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak

ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya verilmeyen

bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile

mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından incelenerek

haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha önce

karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa incelettirilebilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik derecesine

sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde, diğer bir

maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili kanun

hükümleri saklıdır.”

17.

926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları

şöyledir:

“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,

yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak

sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvururlar.

Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en

geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece

gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde

komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve

kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en

geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına

gönderilir.

…

Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer

altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18.

Mahkemenin 15/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 14/5/2013

tarihli ve 2013/3156 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19.

Başvurucu; YAŞ kararına karşı yargı yolu kapalı olduğu için yargısal denetim

imkânı olmasa bile askerlikten çıkartılma nedeni olarak gösterilen sebeplerden

dolayı o dönem tesis edilen bir idari işleme karşı açılan davada istihbarat

raporlarına itibar edilmediğini, AYİM Birinci Dairesi tarafından söz konusu

davanın kabul edildiğini, aynı dayanaksız ve asılsız iddiaların “istihbarat

raporu” olarak YAŞ’a sunulması nedeniyle askerlikle

ilişiğinin kesildiğini ve bu defa söz konusu ilişik kesme kararına karşı dava

açamadığını, Mahkeme kararında bu hususlar tartışılmaksızın istihbarat

raporları mesnet kabul edilerek keyfî bir karar verildiğini belirtmiş ve adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi

ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucu ayrıca AYİM üyelerinin bağımsız ve tarafsız olmadığını, benzer

şekilde askerlikten ilişiği kesilenlerin başvurusu kabul edilirken davalı

idarece talebinin reddedilmesinin ayrımcılık olduğunu, idarenin mevzuata uygun

olmayacak şekilde takdir yetkisini aştığını, hükme karşı sadece karar düzeltme

imkânının sağlandığını ve temyiz imkânının bulunmadığını, karar düzeltme

sonucunda para cezasının verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının,

masumiyet karinesinin, etkili bir mercie başvurma hakkının ve ayrımcılık yasağının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Başvurucunun

AYİM’de açtığı iptal davasının reddedilmesi nedeniyle

adil yargılanma ve etkili bir mercie başvurma hakkının, ayrımcılık yasağı ile

masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır.

Başvurucunun masumiyet karinesine ilişkin iddiaları, yargılama sonucunda

verilen kararın gerekçesiz olduğuna yönelik olup bu iddialar adil yargılanma

hakkı kapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucunun askerî idari yargı

sisteminde temyiz yolu olmaması nedeniyle etkili bir mercie başvuramadığı

şikâyeti de adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

a. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği İddiası

22.

Başvurucu; siyasi düşüncesi sebebiyle ayrımcılığa maruz kaldığını, benzer

sebeplerle TSK’dan ilişiği kesilen kişilerin siyasi düşüncesine göre bir ayrım

yapılarak taleplerin incelendiğini, AYİM’in bunu

dikkate almadığını ve Bakanlığın takdir hakkı olarak nitelendirilen hususun keyfîlik olduğunu iddia ederek ayrımcılık yapıldığını ileri

sürmüştür.

23. Anayasa’nın 10. maddesi şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi

düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım

gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

…

Devlet organları ve idare makamları bütün

işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar.”

24. Başvurucunun, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddialarının soyut olarak değerlendirilmesi

mümkün olmayıp iddiaların Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS,

Sözleşme) kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı

olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).

25. Ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin

tartışılabilmesi için kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda hangi

temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz kaldığının gösterilmesi gerekir. Somut

olayda başvurucu, davalı idare ile siyasi düşüncesinin benzer olmaması

nedeniyle talebinin kabul edilmediğini ileri sürerek Anayasa’nın 10. maddesinde

düzenlenen “kanun önünde eşitlik”

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayırımcılık iddiasının ciddiye

alınabilmesi için başvurucunun kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere

yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın

bulunduğunu ve bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet,

din, dil vb. ayrımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyması

gerekir (Adnan Oktar (2), B. No: 2013/514, 2/10/2013, § 46).

Somut olayda başvurucu, sözünü ettiği benzer olaylar ile kendi durumunun aynı

olduğunu ortaya koyamamıştır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurucu ihlal iddialarını

kanıtlayacak herhangi bir delil ileri sürmediğinden başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

i. İki Dereceli Yargılamanın Bulunmaması İddiası

27. Başvurucu; AYİM’in tek dereceli ve

son karar mercii olduğunu, kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz

merciinin bulunmadığını, karar düzeltme taleplerinin aynı Daire tarafından

incelendiğini, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

28. Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın,

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra AİHS ve Türkiye’nin taraf

olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle

Anayasa ve AİHS’in ortak koruma alanı dışında kalan

bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, § 18).

29. Başvurucunun başvuru dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdinde

temyiz -iki dereceli yargılanma hakkı- Anayasa’da güvence altına alınmış temel

hak ve özgürlüklerden olmadığı gibi AİHS ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu

protokollerden herhangi birinin kapsamına da girmemektedir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 40).

30. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu ihlal iddialarının

Anayasa ve AİHS’in ortak koruma alanı dışında kaldığı

anlaşıldığından başvurunun bu bölümünün konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

ii. Askeri Yüksek

İdare Mahkemesinin Bağımsız Olmadığı İddiası

31. Başvurucu; subay sınıfından olan üyelerin görev süresinin

hâkimlik teminatı ve yargı bağımsızlığına aykırılık teşkil ettiğini, bağımsız

bir mahkeme tarafından davasının karara bağlanmaması nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir.

32. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirken

belirtildiği üzere AYİM’in oluşumu, statüsü ve

görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa ve

ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleri

yönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı,

kararlarından dolayı idareye hesap verme zorunluluklarının olmadığı, disipline

ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığı

görülmektedir (Yaşasın Aslan, B.

No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğer yandan sınıf subayı üyelerin en fazla

dört yıllık bir süre ile görev yapmaları, disiplin konularında Disiplin

Kuruluna tabi kılınmaları, görev süreleri boyunca idari veya askerî

yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subayların

idareye karşı bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Yaşasın Aslan, § 30; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz.

Mustafa Yavuz ve diğerleri/Türkiye,

B. No: 29870/96, 25/5/2000; Bek/Türkiye,

B. No: 23522/05, 20/4/2010).

33. Bu karardan ayrılmasını gerektirecek herhangi bir yönü

bulunmayan başvurucunun bu bölümdeki iddialarının açıklanan nedenlerle açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Karar Düzeltmede Para Cezasına

Hükmedilmesi Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası

34.

Başvurucu, karar düzeltme talebiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine

aleyhine para cezasına hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

35.

Anılan şikâyet konusu, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesince hükmolunan bu miktarın, gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen

hak açısından orantılı olduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı,

dolayısıyla söz konusu yaptırımın mahkemeye erişim hakkına bir engel teşkil

etmediği kabul edilerek bu iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar

verilmiştir (Mustafa Kemal Sungur,

B. No: 2013/2507, 6/3/2014, §§ 36-42; Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§§ 38, 39; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Maillard/Fransa, B. No: 35009/02, 6/12/2005, §§ 35, 37; Topaloğlu/Türkiye, B. No: 38388/04,

3/7/2012; Dalar/Türkiye, B. No:

35957/05, 21/2/2012, § 52). Somut başvuru açısından farklı karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iv. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası

36.

Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de görülmeyen başvurunun bu kısmının kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

37. Başvurucu, Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan "adil yargılanma hakkı"nın ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

38. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir."

39. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır."

40. Sözleşme'nin 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir."

41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde

yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

biridir. Bu bağlamda Anayasa'nın, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli

olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak arama hürriyetinin

kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, §

30).

42. Anayasa'daki hakların etkili bir biçimde korunması için

davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre "tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini

etkili bir biçimde inceleme görevi" vardır (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, §

33). AİHM içtihatlarına göre bir mahkemenin davaya yaklaşımı, başvurucuların

iddialarına yanıt vermekten ve başvurucuların temel şikâyetlerini incelemekten

kaçınmalarına neden olması hâlinde Sözleşme'nin 6. maddesi, davanın düzgün bir

biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85).

43. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği

şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı,

kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık

bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm

Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013,

§ 26).

44. Kararların gerekçeli olması, davanın taraflarının mahkeme

kararının dayanağını öğrenerek mahkemelere ve genel olarak yargıya güven

duymalarını sağladığı gibi tarafların kanun yoluna etkili başvuru yapmalarını

mümkün hâle getiren en önemli faktörlerdendir. Gerekçesi bilinmeyen bir karara

karşı gidilecek kanun yolunun etkin kullanılması mümkün olmayacağı gibi

bahsedilen kanun yolunda yapılacak incelemenin de etkin olması beklenemez (Vesim Parlak, B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §

34).

45. Ayrıca insan haklarına ilişkin güvencelerin, soyut ve teorik

olarak değil; etkili bir şekilde uygulanmasının sağlanması gerekir. Buna göre

mahkemelerin ileri sürülen iddia ve savunmalara şeklen cevap vermiş olmaları

yeterli olmayıp iddia ve savunmalara verilen cevapların dayanaksız olmaması,

mantıklı ve tutarlı olması da gerekir. Diğer bir ifadeyle mahkemelerce

belirtilen gerekçeler, davanın şartları dikkate alındığında makul olmalıdır (Sencer Başat ve diğerleri, B. No:

2013/7800, 18/6/2014, § 36).

46. Makul gerekçe, davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl

nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere

dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki

bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (İbrahim

Ataş, B. No: 2013/1235, 13/6/2013, § 24). Gerekçelendirmenin,

davanın sonucuna etkisi olan olay, olgu ve argümanları açıklamak yükümlülüğü

olmakla birlikte detaylı olması şart değildir. Ancak gerekçelendirmenin, iddia

ve savunmadan birinin diğerine üstün tutulma sebebinin ve bu kapsamda davanın

taraflarınca gösterilen delillerden karara dayanak olarak alınanların

mahkemelerce kabul edilmesi ve diğerlerinin reddedilmesi hususunda makul

dayanakları olan bir bilgilendirmeyi sağlayacak ölçü ve özene sahip olması

gerekmektedir.

47. Zira bir davada tarafların, hukuk düzenince hangi nedenle

haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için usulüne

uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükme varılırken

mahkemenin neleri dikkate aldığı ya da almadığını gösteren, ifadeleri özenle

seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna

uyumlu hüküm fıkralarının bulunması "gerekçeli karar hakkı" yönünden

zorunludur (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 38).

48. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında "ilgili ve yeterli bir yanıt"

vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların

cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

49. Söz konusu başvuru ile ilgili olarak 30/3/2011 tarihli ve

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun'un 49. maddesinin (3) numaralı fıkrasına dayanılarak dava süresince

başvurucu ve davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan belgeler ile AYİM'e gönderilen gizli belgelerin karara esas alınıp

alınmadığı ve bu belgelerden başvurucunun haberdar edilip edilmediği konusunda

12/5/2015 tarihli yazı ile AYİM Birinci Daire Başkanlığından bilgi ve belge

istenmiştir.

50. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Genel Sekreterliğince

14/5/2015 tarihli yazı ile dava dosyasının bir örneği gönderilmiştir. Ayrıca

başvurucu vekilince inceleme tutanağı ile gizli belgelerin incelendiği, heyetin

kararından sonra söz konusu belgelerin davalı idareye iade edildiği ve davalı

idareden ilgili belgelerin getirtilip incelendikten sonra karar verilmesinin

uygun olacağı anılan yazıda belirtilmiştir.

51. Başvuru formu ve istenen belgelerin incelenmesi sonucunda

başvurucunun 1997 yılında GATA’daki görevinden İstanbul 1. Ordu Karargâh ve

Karargâh Grup Sağlık ve Veteriner Şube Plan Harekât Eğitim Subaylığına atandığı

anlaşılmıştır. AYİM Birinci Dairesi 26/5/1998 tarihli ve E.1997/882, K.1998/589

sayılı kararıyla atama işleminin iptali istemiyle açılan davayı kabul ederek

atama işlemini iptal etmiştir. Karar gerekçesinin bir bölümü şöyledir:

“…

Detayı ile belirtilen bu hukuki düzenlemelerin

davanın somutuna uygulanmasında atamaya mesned olarak

gizli gizlilik dereceli belgelerde belirtilen nedenlerin kanıtını teşkil edecek

hiçbir belgenin bulunmaması, ileri sürülen iddiaların istinadının olmayışı;

diğer yandan Epidemiyoloji Yandal Uzmanlık kadrosunun

bütün Silahlı Kuvvetler bünyesinde sadece iki adet oluşu; bu iki kadronun da

GATA Epidemiyoloji Bilim Başkanlığı bünyesinde olması, buna karşın ise TSK’nde

davacının dışında hiçbir Epidemiyoloji Yandal Uzmanı

ve Öğretim Üyesinin bulunmaması,(…), bilimsel aktivelerin GATA dışındaki

üniversiteler kurumlarda da başarıyla devam ediyor olması gerçeklerinin topluca

değerlendirilmesi sonucu tesis edilen atama işleminin özellikle sebep ve amaç

yönlerinden hukuka uyarlı bulunmadığı kanaatine varılmıştır.”

52. Başvurucunun, AYİM’in bu

kararından bir ay sonra 26/6/1998 tarihinde YAŞ kararıyla ilişiğinin kesildiği

anlaşılmaktadır.

53. Bu arada davalı idarenin yapmış olduğu karar düzeltme

istemi, aynı Daire tarafından 27/10/1998 tarihli E.1998/847, K.1998/892 sayılı

kararla oyçokluğuyla reddedilmiştir. Karşıoy

gerekçesi şu şekildedir:

“Yüksek Askeri Şura

Kararı ile re’sen emekliye ayrılan davacının güncel

ve hukuken korunmaya gerekli menfaati kalmadığından karar düzeltme talebinin

kabulü ile konusu kalmayan davanın reddine, karar alınması gerekirken aksine

karar veren çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.”

54. Başvurucunun 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32. madde

kapsamından yararlandırılması talebiyle yaptığı başvurunun Millî Savunma

Bakanlığının 5/7/2011 tarihli işlemi ile reddedilmesi üzerine açılan iptal

davasında başvurucu, her ne kadar dava dilekçesi ile cevaba cevap

dilekçelerinde yukarıda bahsedilen Mahkeme kararındaki hususlara yer vermese de

davanın duruşma aşamasında ve karar düzeltme dilekçesinde 1997 yılında yapılan

atama işleminin iptal edilmesinden ve söz konusu kararın içeriğinden bahsederek

şikâyetlerinin özünü Derece Mahkemesi önünde dile getirmiştir.

55. Başvurucunun YAŞ kararıyla askerlikten ilişiği kesilmeden

bir ay önce yeni görevine atanmasıyla ilgili olarak AYİM Birinci Dairesince

gizlilik dereceli belgeler hakkında bir inceleme yapılmıştır. GATA’dan başka

bir kuruma atanmayla ilgili olan idari işlemin iptal edilmesinde söz konusu

belgeler hakkında esas yönünden bir değerlendirme yapılmak suretiyle belgelere

bir değer atfedilmemiştir. YAŞ kararlarına karşı ise yargı yolunun kapalı

olması nedeniyle başvurucu ilişik kesme kararına karşı iptal davası

açamamıştır.

56. 23/10/2015 tarihinde Millî Savunma Bakanlığından, AYİM

Birinci Dairesinin 18/12/2012 tarihli E.2012/367, K.2012/1520 sayılı kararı ile

aynı Dairenin 26/5/1998 tarihli E.1997/882, K.1998/589 kararına konu yargılamalarda

dosyalara sunulan ve kararların ardından iadesine hükmedilen "gizli"

dereceli belgeler hakkında gerekli incelemenin yapılabilmesi için söz konusu

belgelerin onaylı suretlerinin gönderilmesini istenmiştir.

57. Gönderilen belgelerin incelenmesi sonucunda 1998 yılında

oluşturulan özet bilgi formunda sakınca durumu olarak istihbarat raporlarına

atıf yapıldığı ve sicille ilgili yetkili kişilerin kâğıda attıkları parafların

yanında da “23/5, 25/5, 25/5”

yazdığı, bahse konu istihbarat raporlarında belirtilen hususlar dikkate

alınarak 26/6/1998 tarihinde ayırma işlemi tesis edildiği ve aynı gerekçelerin AYİM’in 4/12/2012 tarihli E.2012/364, K.2012/1406 sayılı

kararıyla benimsendiği anlaşılmıştır.

58. AYİM Birinci Dairesi 4/12/2012 tarihli E.2012/364, K.2012/1406

sayılı kararla davayı reddederken sonuç olarak gizlilik dereceli belgelerde

belirtilen hususları hükme esas almıştır. Belirli bir davaya ilişkin olarak

delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup

olmadığına karar verme yetkisi kural olarak yargılamayı yürüten mahkemeye ait

olmakla birlikte somut olayda; yargılama konusu olan idari işlemin gerekçesi ve

başvurucunun hâlihazırdaki statüsü, AYİM Birinci Dairesinin 26/5/1998 tarihli

kararında belirtilen ilgili gerekçeler ve başvuruya konu olan Mahkeme kararının

gerekçesi ile diğer delillerin niteliği dikkate alındığında başvurucunun 1997

yılında yapılan atama işleminin iptali için açtığı davada istihbarat raporları

ile ilgili olarak belirtilen gerekçelerin başvuru konusu olan davada ileri

sürülmesine rağmen bu hususların tartışılmamış ve bir değerlendirmenin

yapılmamış olması yargılamanın bütünü yönünden adil yargılanma hakkını ihlal

eder niteliktedir.

59. Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

60. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesi şöyledir:

“(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi

yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.''

61. Başvurucu yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.

62. Gerekçeli karar hakkı kapsamında adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

63. Adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM Birinci Daire

Başkanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1,698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde

başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. AYİM’de iki dereceli yargılama

imkânı bulunmamasına ilişkin şikâyetin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinin bağımsız olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

4. Karar düzeltme para cezasına

hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere AYİM Birinci

Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,

E. 198,35 TL harç ve 1.500 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE

15/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucu : O. H. Vekili : Av. Mustafa GÜLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3156, 15 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. O. H. Başvurusu
  4. İkinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Kamuya açık belgelerde
  15. B. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal
  16. C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence
  17. D. Kararın bir örneğinin, ihlali ve
  18. E. 198,35 TL harç ve 1.500 TL
  19. F. Ödemelerin, kararın
  20. G. Kararın bir örneğinin 6216
  21. Gönderilmesine
  22. M. Emin KUZ
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3156
Tarih
15 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Mustafa Fehmi Okay Başvurusu (B. No: 2013/5967)
  • Ali Sarıpınar Başvurusu (B. No: 2013/5973)
  • Vedat Acar Başvurusu (B. No: 2013/5971)
  • Mustafa Öcal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8196)
  • Emine Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5809)
  • Engin Demir Başvurusu (B. No: 2013/2947)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.