İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Oktay Yıl Başvurusu (B. No: 2016/76785)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2016/76785Tarih13 Şubat 2020Okuma18 dk · 3.506 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Oktay Yıl Başvurusu

Karar tarihi
13 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2016/76785
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.506 kelime·18 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Başvuru formunda başvurucunun adının "M. Oktay Yıl"

olarak belirtildiği görülmüşse de nüfus kayıtlarından başvurucunun adının

"Oktay Yıl" olarak düzeltildiği tespit edilmiştir.

5. Komisyonca tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti dışındaki

iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun

tutuklamanın hukukiliğine ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru

belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir.Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar

birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere

dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine

devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel

Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve

diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

11. Başvurucu, en son emniyet müdürü olarak görev yapmıştır.

12. Darbe teşebbüsü sonrası İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu gözaltına alınmıştır.

13. Başvurucu üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanması istemiyle Savcılık tarafından 29/8/2016 tarihinde başka

şüphelilerle birlikte İzmir 6. Sulh Ceza Hâkimliğine sevkedilmiştir.

Tutuklamaya sevk yazısında Yaprak, Kemal ve Eren kod adlı gizli tanıklar ile bu

dosyada ifadeleri alınan şüpheliler M.D. ve B.Ö.nün beyanlarına, şüphelilerin

örgütün düzenlemiş olduğu cemaat toplantısı adı altındaki toplantılara

katılmalarına, bazı şüphelilerin bylock, eagle programlarını kullanmasına

dayanılarak kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu belirtilmiştir.

14. Başvurucu, İzmir 6. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan

sorgusunun ardından 3/8/2016 tarihinde silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının

ilgili kısmı şöyledir:

"Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

şüpheliler M. Oktay Yıl ... hakkındaki İzmir C. Başsavcılığı'nın 2016/72218

soruşturma dosyası ile CMK.NIN 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutuklama

talebinin değerlendirilmesinde; atılısuçun vasıf ve mahiyeti, 15 Temmuz 2016

tarihinde Ülkemizde meydana gelen vahim terörist girişimin ordu içinde

yapılanmış silahlı FETÖ/PDY mensubu teröristler dışında, finans sektöründen

eğitim sektörüne kadar çok sayıda alanda faaliyet gösteren çeşitli görev ve

sorumluluklarda olup, çok iyi gizlenen çok sayıda mensubunun bulunduğu,

Ülkemizin güvenliği açısından bu mensupların tespit edilerek görev ve

eylemlerine göre yargılamalarının yapılmasının zorunlu olduğu, soruşturmalar

kapsamında ve iş bu soruşturma bakımından delillerin toplanma aşamasında oluşu,

arama veel koyma tutanakları, gizli tanık ve şüpheli beyanları, istihbari

araştırma raporlarıvetüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphelerinin

varlığını gösteren olgular, atılı suçun katalog suçlardan olması, şüphelilerin

görevlerinin niteliği gereği kaçma şüphelerinin varlığı ve delilleri karartma

durumları dikkate alınarak adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağından

şüphelilerin CMK 100. ve müteakip maddeleri uyarınca tutuklanmalarına [karar

verildi].”

15. İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliği 28/10/2016 tarihinde başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

16. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz İzmir 2. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 10/11/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

17. Başvurucu 2/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

18. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 22/3/2017 tarihinde aralarında

irtibat bulunmayan şüpheliler hakkında ayrı ayrı işlem tesis edileceğini ve

başvurucunun diğer şüphelilerle bu aşamada somut irtibatına rastlanmadığını

belirterek başvurucunun dosyasının tefrikine karar vermiştir.

19. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 1/6/2017 tarihli

iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu

davası açılmıştır. İddianamede başvurucu hakkında yapılan değerlendirmelerin

ilgili kısmı şöyledir:

"A) Kemal kod adlı şahsın Cumhuriyet

Başsavcılığımız 2016/72218 sayılı soruşturma evrakı kapsamında 15/8/2016

tarihinde alınan ifadesinde,

...

'9) Oktay Yıl isimli şahıs benim devremdir.

2007 yılında İzmir iline geldiğimde kendisi ile toplantılara gittim. Halen

Konya ilinde çalıştığını biliyorum, yapı ile bağlantısının devam edip

etmediğini bilmiyorum.'

B) B. Ö. adlı şahsın İzmir Tem Şube

Müdürlüğünde 19/8/2016 tarihli alınan ifadesinde,

'Benim katıldığım bu pikniklere benim

haricimde (başka isimler de sayıyor)... Oktay YIL ...isimli devrelerim

katılıyordu.'

...

'-M. Oktay YIL benim devre arkadaşımdır.

Kendisi doğu görevine gidene kadar toplantılara ve pikniklere beraber

katıldık.'

Cemaat toplantısı adı altında, periyodik

olarak her hafta belli bir gün toplanan örgüt üyelerinin, oturdukları odaya

telefon dahi sokmadan büyük bir gizlilik içinde buluşmaları, sürekli örgüt

lideri Fetullah Gülen'in kitaplarını okuyup videolarını izlemeleri, seçimlerde

kime oy verileceği, kime karşı tavır alınacağı gibi siyasi konuların ele

alınması hususları birlikte düşünüldüğünde örgüt üyelerinin başta dini değerler

adı altında oluşturulan yapının gizli bir örgüt haline geldiğini ve siyasi bir

amacının olduğunu bilmemelerinin mümkün olmadığı, bu nedenle sürekli bu tür

toplantılara iştirak eden şüphelinin,FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyesi olduğu

kanaatine varıldığı."

20. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesi 5/6/2017 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/287 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

21. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesi 5/6/2017 tarihinde suç yerinin

Konya ili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiş ve dosyayı Konya Ağır

Ceza Mahkemesine göndermiştir.

22. Bu karar üzerine dosya Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

2017/166 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

23. Başvurucu 22/8/2017 tarihli duruşmada savunmasını yapmıştır.

Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:

"Kemal kod adlı tanığın beyanında geçen

2007 yılında İzmir'de görev yapıyor olduğum doğrudur. Bu kişinin Ö.A. isimli en

son görev yerinin Konak İlçe Emniyet Müdürlüğünde olduğunu bildiğim

meslektaşımdır. Kendisi ile samimiyetim yoktur. Senelerce aynı yerde görev

yaptığımız halde 2-3 defa yanına çay içmeye dahi gitmemişimdir. Kendisi ile bir

husumetim de yoktur. Hakkında yürütülen soruşturma sırasında bylock

kullandığının tespiti sonrasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmıştır.

Ben ifade verdiğim tarihten sonra da FETÖ/PDY talimatları doğrultusunda örgütle

bağlantısı olmayan kişilerin isimlerini savcılık makamına vererek davaları

sulandırmaya ve kendileri ile olmayan kişiler ile bu soruşturmalarla mağdur

etmeye çalıştığını düşünüyorum zira bu kişi gizli tanık olarak verdiği

ifadesinde 50 kadar isim saymıştır. Bu durum iddianame savcısının 'bu örgütün

hücre yapılanmasına göre hareket ettiği' kabulüne, tamamen ters olan bir

durumdur. Hücre yapılanmasında bir emniyetçi olarak biliyorum ki 3-5 kişi

dışında kimse kimseyi tanımaz. Gizli tanık Kemal kod adlı Ö.A. ise yaklaşık 50

kişinin ismini vermiştir. Gizli tanığın bu beyanında umduğu diğer bir

beklentisi de muhtemelen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak adına ilgili

ilgisiz birden fazla kişinin adını dosyaya sunmaktır. Ben Kemal kod adlı Ö.A.nın

beyanlarını kesinlikle kabul etmiyorum. Kendisi ile beraber hiçbir toplantıya

ve sohbete katılmadım.

B.Ö.yü de devrem olması sebebiyle aynı iş

yerinde çalışmamız sebebiyle tanırım. Aleyhime beyanını kabul etmiyorum.

Kendisi 2011 ve 2013 yılları arasında birkaç kez katıldığımı beyan ettiği

pikniklerden bahsetmiştir ve yaklaşık 15 isim vererek bu kişilerin piknik

yaptıklarını beyan etmiş bu isimler arasında benim ismimi de zikretmiştir. Bu

piknikleri Bornova, Çiçekli ve Yakaköy'deki iki adet villada gerçekleştirdiğimizi

beyan etmiştir. Ancak verdiği bir başka listede toplantıya katılanların

isimlerini beyan etmiştir bu listede benim ismim yer almamaktadır, bu B.Ö.nün

benim hakkında vermiş olduğu çelişkili beyandır. Aynı zamanda Kemal kod adlı

kişinin vermiş olduğu isim listelerinde tanık B.Ö.den de bu isimler hakkında

bildikleri sorulduğunda isimlerin karşısına B.Ö. tarafından not düşülmüştür.

Benim ismimin karşısına düşülen notta, "doğu görevine gidene kadar

toplantılara ve pikniklere birlikte katılırdık" yazılıdır. Bu da bir

çelişkiyi ifade etmektedir. B.Ö. çok samimi olmamakla birlikte görüştüğüm bir

devremdir. Herhangi bir husumetim yoktur. Ancak aramızda şöyle bir olay cereyan

etti, ben gözaltına alındığım tarihte nezarette bulunurken B.Ö. de gözaltına alınmış

ve başka bir nezarette imiş, bunu bana daha sonra kendisi benim bulunduğum

nezarethaneye nakledildiği zaman söyledi. Ve bana ben önceki nezarethanedeyken

ifade verdim, bana Kemal kod isimli kişinin ifadesini doğrular şekilde beyanda

bulun, seni etkin pişmanlıktan faydalandıralım dediler. Bende Kemal kod adlı

Ö.A.nın beyanını doğrular şekilde beyanda bulundum ancak içim rahat etmedi,

seninle ilgili ben ailecek görüştüğünü ancak bu yapıyla ilgili olmadığını

söyledim, ancak Ö.A.nın ifadesinde geçen diğer kişilerin ismini verdiğim için

vicdan azabı yaşadım bu yüzden sana söyledim" dedi. Bu konuşmayı

yaptığımızda B.Ö. ile başbaşa idik. Bu konuşmaya kimse şahit olmadı. Ben örgüt

elemanı olsaydım B.Ö. bana bunu söylemezdi. Aynı zamanda ben bunu öğrendikten

sonra da örgüt elemanı olsaydım bende bununla ilgili örgüt elemanlarını ifşa

ederdim. Ben örgüt elemanı değilim, bu yapının içerisinde hiç olmadım, B.Ö.yü

doğruyu söylemesi halinde size aktardığım bu hususu teyit edeceğini düşünüyorum

ancak doğru söyleyeceğini de düşünmüyorum."

24. Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) duruşmanın 22/8/2017

tarihli celsesinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanığa isnat edilen suçun vasıf

ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklulukta geçen süre, toplanacak delillere

sanığın etki etme imkan ve ihtimalinin bulunmaması, tutukluluğun tedbir oluşu

nazara alınarak sanığın tahliyesine, sanık hakkında CMK'nın 109/3-a-b maddeleri

gereğince yurt dışı çıkış yasağı ve haftanın pazartesi ve perşembe günleri

ikametine en yakın karakola başvurmak suretiyle imza atma yükümlülüğü ile adli

kontrol tedbiri uygulanmasına ... [karar verildi]."

25. Mahkeme bu duruşmada verdiği ara kararında bylock programına

ait olduğu tespit edilen dokuz adet IP adresine başvurucuya ait telefon hattı

ile giriş yapılıp yapılmadığının tespiti için Bilgi Teknolojileri ve İletişim

Kurumuna müzekkere yazılmasına, başvurucu hakkındaki HTS analiz raporunun tanzimi

için Konya KOM Şube Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına ve Emniyet Genel

Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan bilgi havuzunda son güncellenen hâliyle sanık

hakkında örgüt üyeliğine ilişkin bilgi, belge bulunup bulunmadığı hususunun

araştırılmasınakarar vermiştir.

26. 19/4/2018 tarihli celsede müzekkerelere cevap verilmiş,

bylock programına ait olduğu bildirilen dokuz adet hedef IP adresine doğru

herhangi bir trafik kaydına rastlanılmadığı belirtilmiş, HTS analiz raporu ve

veri inceleme raporu okunmuştur. 22/11/2017 tarihli Veri İnceleme Raporunda

emniyet mahrem yapılanması soruşturması kapsamında ele geçirilen SD kartta tüm

emniyet teşkilatında görev yapan personelin fişlendiği ve bu kapsamda her

personele örgütün perspektifiyle çeşitli kodların verildiği belirtilmiştir. Bu

belgede başvurucu B4 (FETÖ üyesi olan, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı

konuları sorgulayan ve zaafı olan kişileri tanımlar) olarak kodlanmıştır.

27. Başvurucu savunmasında; HTS kaydında isimleri bulunan

kişilerin tamamınınresmî kurumlarda görev yapan kişiler olduğunu, bu görüşmelerin

göreviyle ilgili görüşmeler olduğunu belirtmiştir. Başvurucu ayrıca veri

inceleme raporundaki bilgilerin herhangi bir açık kaynaktan elde edilebilecek

bilgiler olduğunu, polis tarafından elde edilmiş istihbari bilgi olmadığını,

başka bir soruşturma şüphelisinden ele geçen bu verilerin kasıtlı ve saptırma

amaçlı olarak düzenlendiğini ileri sürmüştür.

28. Dava ilk derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

29. İlgili hukuk için bkz.

Özcan Güney, B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38.

30. Ayrıca Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 30/4/2019 tarihli ve

E.2019/1522, K.2019/3075 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...yine sanıkla ilgili Emniyet Mahrem

Yapılanması soruşturma kapsamında veri inceleme raporu bulunup bulunmadığı

ilgili birimlerden sorulup bu rapora dayanak delilin elde edilişine ilişkin

gizli tanık Garson'un beyanları ile CMK'nın 134. maddesine göre alınan mahkeme

kararı soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından araştırılıp

getirildikten sonra duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulup,

tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar

verilmesi gerekirken..."

31. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/3/2019 tarihli ve

E.2018/4495, K.2019/1708 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... Polis memuru olan sanıklar hakkında

anılan örgütle ilgili diğer dava dosyalarında dinlenen gizli tanık garsondan

elde edilen dijital veriler içeriği ilgili birimlerden sorularak düzenlenmişse

veri inceleme raporu, bu rapora dayanak delilinelde edilişine dair gizli tanık

Garson’un daha önce hakim huzurunda alınmış ifade tutanağı ve CMK’nın 134.

maddesine göre alınan mahkeme kararı soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığından araştırılıp getirtildikten sonra sanıkların hukuki durumunun

takdir ve tayini gerekirken ..."

32. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 6/3/2019 tarihli ve

E.2018/1733, K.2019/1494 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"1-Temyiz aşamasında UYAP ortamından

dosyaya gönderilen Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nün veri inceleme raporu ile bu

rapora dayanak dijital materyalin ele geçirilmesine ilişkin mahkeme kararı ve

gizli tanık Garson'un beyanlarının ilgili birimlerden getirtilerek CMK’nın 217.

maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması

gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi,

2-Kabul ve uygulamaya göre de ;

a)Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi

eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, suç tarihinin

gerekçeli karar başlığında "19.07.2016" yerine "15.07.2016"

olarak yazılması,

b)Sanığın örgütle iltisaklı okullara

çocuklarını göndermesi, yine sanığın ikametinde ele geçirilen kitaplar ile

sanığın geçirmiş olduğu idari soruşturma ve almış olduğu disiplin cezalarına

karşı idare aleyhine açtığı davaların örgütsel faaliyet olarak kabul

edilemeyeceğinin vebu hususların da hükme esas alınamayacağının gözetilmemesi,

c)Hazırlık aşamasında sanıktan el konulan LG

Marka cep telefonunun ve bilgisayar harddisklerinin, münhasıran suçun

işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşyalar olmadığı anlaşılmakla, sanığa

iadesi yerine, koşulları oluşmadığı halde TCK'nın 54. maddesi uyarınca

müsaderesine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş ..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

34. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri

bulunmadan tutuklandığını ileri sürmüştür.

35. Bakanlık görüşünde; tutuklamaya dair verilen kararlara

ilişkin gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun

savunulamayacağı belirtilmiş, ayrıca tutuklamanın hukukiliğinin belirlenmesinde

olağanüstü dönemin şartlarının ve terörle mücadelenin zorluklarının dikkate

alınması gerektiği vurgulanmıştır.

B. Değerlendirme

36. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

37. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti

ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile

üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucun tutuklamanın hukuki

olmadığına yönelen bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

39. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 187-191).

40. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama

tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki

yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa

Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla

ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk

Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

41. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek;

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Genel İlkeler

42. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacak

genel ilkeler için bkz. Özcan Güney,

(§§ 57-62) başvurusu hakkında verilen karar.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

43. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

44. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

45. İzmir 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında arama ve

elkoyma tutanakları, gizli tanık ve şüpheli beyanları, istihbari araştırma

raporlarıvetüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphelerinin varlığını

gösteren olguların bulunduğu belirtilmiştir.

46. İddianamede ise iki tanığın ifadesine dayanılmıştır.

Bunların haricinde 22/11/2017 tarihli Veri İnceleme Raporubulunmaktadır.

47. Başvurucuya yöneltilen suçlama bakımından dayanılan temel

olgular arasında tanık beyanları bulunmaktadır. Bu beyanlarda tanıklar

başvurucu ile devre arkadaşı olduklarını, başvurucuyla beraber örgütün

düzenlediği toplantılara ve pikniklere katıldıklarını belirtmişlerdir. Buna

göre soruşturma mercilerince, yukarıda özetlenen tanık beyanlarında yer alan ve

belirli olaylara ilişkin olan somut açıklamaların başvurucunun bu örgütle

bağlantılı bir suç işlediği hususunda kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin

temelsiz ve keyfi bir yaklaşım olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Nitekim

Anayasa Mahkemesi şüpheliler ile FETÖ/PDY arasında örgütsel bir bağlantı

bulunduğuna işaret eden ve belirli olaylara ilişkin somut olgular içeren tanık

beyanlarının kuvvetli suç belirtisi olarak kabul edilebileceğine dair çok

sayıda karar vermiştir (bu yöndeki kararlar için bkz. Selçuk Özdemir, § 75; Metin Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §

58; Recep Uygun, B. No:

2016/76351, 12/6/2018, § 43; İsmail Çıtak, B.

No: 2016/78629, 28/11/2019, § 52).

48. Bir diğer delil ise başvurucu hakkındaki Veri İnceleme

Raporudur. Başvurucu hakkındaki veri inceleme raporu Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından yürütülen emniyet mahrem yapılanması soruşturmasında Garson kod isimli gizli tanığın vermiş

olduğu Micro SD kart içeriğindeki bilgilere istinaden hazırlanmıştır. Bu Micro

SD kart içinde FETÖ/PDY tarafından emniyet personeli ile ilgili tutulan

kayıtların bulunduğu ve örgüt perspektifiyle örgüte bağlılık düzeyine göre emniyet

personeline bazı kodların verildiği belirtilmiştir. Veri İnceleme Raporunda,

başvurucunun "FETÖ üyesi olan, sadakati

ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan ve zaafı olan kişileri" ifade

eden B4 koduyla kodlandığı açıklanmıştır. FETÖ/PDY'nin neredeyse ülkedeki tüm

kamu kurumlarında örgütlendiği ancak Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet

birimleri, yargı organları ve istihbarat birimlerinde örgütlenmeye özel bir

önem verdiği ve bu yerlerin mahrem alanlar

olarak ifade edildiği bilinmektedir. Yine FETÖ/PDY'nin bu alanlarda görev yapan

mensuplarının örgüt içindeki yapılanmada sivil imamlara bağlı olarak faaliyette

bulundukları birçok soruşturma ve kovuşturma belgesinde ifade edilmiştir. Bu

kapsamda emniyet müdürü olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkındaki Veri

İnceleme Raporuna esas dijital verinin (Micro SD kartın) FETÖ/PDY'nin emniyet

teşkilatından sorumlu sivil imamları tarafından ülke çapında emniyet personeli

hakkında düzenlenmiş olan birtakım kayıt ve kodları içerdiğinin ve bir gizli

tanık tarafından soruşturma mercilerine verildiğinin belirtilmesi karşısında bu

dijital veri içinde yer alan başvurucuyla ilgili bilgi ve olguların somut

olayın koşullarında FETÖ/PDY ile başvurucu arasında örgütsel bir ilişki

bulunduğuna -dolayısıyla başvurucunun suç işlediğine- dair kuvvetli belirti

olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğunun kabulü mümkün değildir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ulvi

Kün, B. No: 2016/72052, 10/12/2019, § 40). Nitekim anılan dijital

verideki olguların Yargıtay tarafından da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar

bakımından örgütsel ilişkinin varlığı hususunda önemli bir veri olarak kabul

edildiğine işaret eden yargısal kararlar mevcuttur (bkz. §§ 30-32).

49. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı

edilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.

Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında

ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde

delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha

fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

271, 272).

50. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır.

51. Somut olayda İzmir 6. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken delilleri etkileme ve kaçma ihtimalinin

bulunmasına, üzerine atılı suçun tutuklama nedeni varsayılabilen suçlardan

olmasına dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği

andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile

İzmir 6. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden dayanılan tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu

söylenebilir.

52. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser

Yıldırım (2), B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151). Öncelikle terör

suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır.

Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik

görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla

etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek

şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer

ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

53. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında İzmir 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında adli kontrolün yetersiz olacağı sonucuna varmasının keyfî ve

temelsiz olduğu söylenemez.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

55. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerinde yer

alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden, 15. maddesinde yer alan

ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Yusuf Enes KAYA Başvurucu : Oktay YIL Vekili : Av. Gülsem MORKOÇ MERT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/76785, 13 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/76785
Tarih
13 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Mehmet Okyar Başvurusu (B. No: 2017/38342)
  • Remzi Gegez Başvurusu (B. No: 2014/15676)
  • Mehmet Cihan Kıran Başvurusu (B. No: 2014/2964)
  • Çetin Şen Başvurusu (B. No: 2016/33624)
  • Mustafa Rençber ve Ahmet Rençber Başvurusu (B. No: 2016/3866)
  • Kemal Özcan Başvurusu (B. No: 2017/18560)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.