İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Remzi Gegez Başvurusu (B. No: 2014/15676)

1. Başvuru, ana dilde savunma talebinin mahkemece reddedilmiş

Başvuru No2014/15676Tarih13 Şubat 2020Okuma19 dk · 3.873 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Remzi Gegez Başvurusu

Karar tarihi
13 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2014/15676
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.873 kelime·19 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ana dilde savunma talebinin mahkemece reddedilmiş

olması ve özel yetkili mahkemelerce yargılama yapılması nedeniyle adil

yargılanma hakkının; bazı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılmanın terör

örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında delil olarak

değerlendirilmiş olması nedeniyle de toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu 1966 doğumlu olup Ağrı'da ikamet ettiğini ve işçi

olduğunu ifade etmiştir.

7. Başvurucu; PKK terör örgütüne üye olma, terör örgütünün

propagandasını yapma ve kamu malına zarar verme

suçlarından 25/1/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve 26/1/2011

tarihinde tutuklanmıştır. Daha sonra başvurucu hakkında Erzurum Cumhuriyet

Başsavcılığının (CMK 250. maddesi ile görevli) 18/5/2011 tarihli iddianamesiyle

terör örgütüne üye olma, mala zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme ve

terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından kamu davası açılmıştır.

8. Başvurucu, soruşturma evresinde verdiği ifadelerde ve

kovuşturma evresinde (kapatılan) Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)

yapılan ilk sorgusunda Türkçe savunma yapmıştır. Ancak esas hakkında mütalaaya

karşı savunmasını Kürtçe yapmak istemiş, Mahkeme ise bu talebi reddetmiştir.

9. Mahkeme 15/5/2012 tarihinde, başvurucunun mala zarar verme ve

görevi yaptırmamak için direnme suçlarından beraatine; terör örgütünün

propagandasını yapma suçundan 4 yıl 6 ay, terör örgütüne üye olma suçundan ise

12 yıl hapis cezasıyla mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin hükümle birlikte

devamına hükmetmiştir.

10. Mahkeme, gerekçeli kararına iddianameyi özetleyerek

başlamış, daha sonra PKK/KCK terör örgütünün yapısını ve işleyişini kısaca

açıklamıştır. Daha sonra dosyada yargılanan her bir sanık hakkında ayrı

başlıklar halinde, iddia, savunma ve delilleri belirten Mahkeme bu delillerin

değerlendirmesini yapmıştır.

11. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu hakkında yapılan

değerlendirmelerde özetle;

i. 15/7/2010 tarihinde Erzurum Emniyet Müdürlüğünün internet

sitesine Doğubeyazıtlı bir esnaf tarafından ihbar yapıldığı, bu ihbarda

başvurucu ve S.T. isimli şahsın terör örgütü mensupları ile irtibata geçerek

ilçede terör örgütüne eğilimi olan gençleri dağa göndermek için çalıştıklarının

ve hatta başvurucunun dağa gönderdiği bir gencin akrabaları tarafından

bıçaklandığının, bu olay anlaşılmasın diye olayın örtbas edildiğinin, ayrıca bu

şahısların Doğubayazıt'ta kepenk kapattırmak için sürekli gezerek herkese

gözdağı verdiklerinin ve gençler üzerinde baskı yaparak onları eylemlere

sürüklediklerinin bildirildiği belirtilmiştir.

ii. Başvurucunun ikametgâhında yapılan aramada terör örgütünün

propagandasını yapmak için hazırlanmış muhtelif sayıda afiş, bez, çerçeve ve

hakkında toplatma kararı bulunduğu iddia edilen kitap ve dokümanın ele

geçirildiği ifade edilmiştir.

iii. Başvurucunun 15/2/2010 tarihinde Doğubayazıt ilçe

merkezinde terör örgütü liderinin yakalanmasının yıl dönümünde, yakalanmasını

protesto etmekamacıyla düzenlenen gösterilere katıldığı, yüzleri bezle

kapatılmış grubun önünde yer alarak el kol hareketleri ile grubu yönlendirdiği

ve grubun çoğunluğunun küçük yaşta çocuklardan meydana geldiği belirtilmiştir.

iv. Başvurucunun 14/4/2010 tarihinde Ahmet Türk’e yapılan

saldırıyı protesto etmek amacıyla Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Doğubayazıt

İlçe Başkanlığınca organize edilen ve terör örgütünün propagandasına

dönüştürülen basın açıklamasına katıldığının belirlendiği, basın açıklaması

öncesinde işyerlerinin kepenklerinin de kapatıldığı ve basın açıklamasından sonra

organize olmuş bir grubun ilçenin değişik yerlerinde yol kestiği, gösteri

yaptığı ve güvenlik güçlerine, kamu araçlarına, binalarına, işyerlerine taşlı

ve molotflu saldırılar gerçekleştirerek zarar verdiği ifade edilmiştir. Ayrıca

başvurucunun BDP ilçe merkezinden çıkan, yüzleri bez parçalarıyla kapalı grubun

arkasından çıkarak grubu takip ettiği belirtilmiştir.

v. Başvurucunun 2010 yılı Haziran ayı sonlarında küçük yaşta bir

kız çocuğu olan M.S.yi terör örgütün kırsal alanına gönderdiği, bu duruma kızan

M.S.nin ailesinden bir şahsın -muhtemelen bu nedenle- başvurucuyu bıçakla

yaraladığı belirtilmiştir.

vi. Başvurucunun 7/7/2010 tarihinde Doğubayazıt BDP ilçe

teşkilatı tarafından organize edilen, 30/6/2010 tarihinde Siirt Pervari'de

öldürülen örgüt mensuplarını anmak ve Rize Belediye Başkanının kadınlara

yönelik olarak o tarihlerde yapmış olduğu bir açıklamayı protesto etmek

amacıyla gerçekleştirilen ve terör örgütünün propagandasına dönüştürülen basın

açıklamasında yer aldığı, ayrıca aynı tarihte düzenlenen terör örgütüne yönelik

operasyonları protesto etmek amacıyla yapılan oturma eylemine katıldığı ifade

edilmiştir.

vii. 2/8/2010 tarihinde BDP Doğubayazıt ilçe teşkilatı

tarafından organize edilen basın açıklamasının daha sonra terör örgütünün

propagandası haline dönüştürüldüğü, basın açıklaması öncesi ilçe merkezinde

işyerlerinin kepenklerinin kapalı olduğu, basın açıklaması bitiminde organize

olmuş bir grubun, ilçenin değişik yerlerinde yol kestikleri, gösteri yaptıkları

ve güvenlik güçlerine, kamu araçlarına, binalarına ve işyerlerine taşlı ve

molotoflu saldırılar gerçekleştirerek zarar verdikleri, başvurucunun da olay

günü bu grubun önünde yer aldığının görüldüğü belirtilmiştir.

viii. Başvurucunun 24/8/2010 tarihinde Doğubayazıt'ta

Sarina-Avesta kod adlı, terör örgütü üyesi Ş.Y.nin cenaze törenine katıldığı,

cenaze töreninden sonra kalabalık bir grup tarafından taşlı, molotoflu ve havai

fişekli eylemler yapıldığı, aynı gün S.Ü. ile başvurucu arasında yapılan

telefon görüşmesi kapsamında başvurucunun eylem yönünde bir beklentisi olduğunu

belli edecek şekilde konuşma yaptığı, ancak telefon görüşmesi dışında bu yönde

başka bir delil elde edilemediği ifade edilmiştir.

ix. Başvurucunun 5/9/2010 tarihinde Azman-Bürüsk kod adlı, terör

örgütü üyesi A.S.Y.nin cenaze törenine katıldığı ve cenaze töreninden sonra

taşlı, molotoflu ve havai fişekli saldırılar meydana geldiği, aynı gün

başvurucunun K.T. ile yapmış olduğu bir telefon görüşmesinde "Şey yoktur, saz kursu yoktur"

şeklinde şifreli konuşmalar yaptığı, başvurucunun E.K isimli bir şahısla

yaptığı bir diğer telefon görüşmesinde de şifreli konuşmalar yaptığı ve örgütsel

gizlilik kurallarına uyarak E.K.ya talimat verdiği ifade edilmiştir. Böylelikle

başvurucunun konuşmalarıyla işyerlerine, kamu binalarına ve güvenlik güçlerine

taşlı ve molotoflu saldırı eylemlerini planladığı yönünde ciddi bir kanaat

oluştuğu, ancak bu hususta telefon tapesi dışında delil bulunmadığı

belirtilerek başvurucunun olay günü yaptığı şu telefon görüşmesine yer

verilmiştir:

"K. :

Vurma murma falan var mıydı yoksa yok

Remzi Gegez :

Vallah biraz vardı evet

Keleş : Hadi hayırlı olsun

Remzi Gegez :

Devam ediyordu hala

Keleş : Ha

Remzi Gegez :

Vallah

Keleş : Ben onların

kollarına kurban olayım, devam etsin devam etsin

Remzi Gegez :

Devam ediyor devam ediyor

Keleş : Ha

Remzi Gegez :

Vallah mahallede devam ediyor

Keleş : Tamam abi

Remzi Gegez :

Oldu bir şey diyor musun

Keleş : Sağol hürmetim var,

sen bir şey diyor musun

Remzi Gegez :

Gözüm üstüne kendine iyi bak"

x. 12/9/2010 tarihinde yapılan halkoylamasında terör örgütünün

almış olduğu karar doğrultusunda başvurucunun seçimi açıkça boykot ederek

halkın oy kullanma hakkını engellediği, başvurucunun kararda belirtilen bazı

telefon görüşmelerinde, oy kullanmaya gelen vatandaşları açıkça tehdit

ettiklerini ve oy kullanmalarını engellediklerini gülerek anlattığı ve

telefonların dinlenmesi ihtimaline binaen telefonu acele ile kapattığı

belirtilerek resmî görevlendirme evrakına göre sanığın ve ismi geçen diğer

şahısların seçimde görevli oldukları ifade edilmiştir.

xi. Başvurucunun 21/9/2010 tarihinde Doğubayazıt'ta yapılan ve

terör örgütünün propagandasına dönüştürülen yasa dışı yürüyüşte yer aldığını,

toplanan kalabalık tarafından şiddet içeren, yol kesme ve molotof atma

eylemlerinin gerçekleştirildiği belirtilmiştir.

xii. Başvurucunun terör örgütü tarafından alınan kararlar

üzerine 20-25/9/2010 tarihlerinde başlatılan "Ana dilde eğitim istiyoruz" isimli kampanya

doğrultusunda okulların bir hafta süreyle boykot edilmesinde etkin rol aldığı,

bu kapsamda 22/9/2010 tarihinde H.O. ile yapmış olduğu telefon görüşmesine göre

okulların boykot edilmesini planlayanların başında geldiği, karara rağmen

velilerin çocuklarını okula gönderdiğini görmesi üzerine bu insanlara sitem

ederek "He, inanki biz sabahtan beri

zahmet ediyoruz, vallah arkadaşlara söylecem sabah hepsi çocuklarını göndersin,

Allah belasını versin onlara ne yapayım" dediği, H.O.nun da

"Şerefsizler, bilmiyorum başka zamanda

diyorlar, önlük mönlük ellerinden tutmuş gidiyorlar" dediği

belirtilmiştir. Ayrıca, başvurucunun basın yolu ile propaganda yapmak amacıyla

CD hazırladığı; B.B. ile yapmış olduğu telefon görüşmesinde de okulların bir

hafta süreyle boykot edilmesi kararına ilişkin görüntülerin terör örgütünün

amaçları doğrultusunda yayın yapan Roj TV'ye gönderilmesini konuştukları ifade

edilmiştir. Yine bu doğrultuda başvurucunun Dicle Fırat haber ajansından bir

şahısla konuşma yaptığı ve haberi vereceği şahsın ismini söylemeyerek örgütsel

gizliliğe riayet ettiği de belirtilmiştir.

xiii. Başvurucunun 27/9/2010 tarihinde terör örgütünün dağ

kadrosunda yer alan S.G. isimli şahısla konuşma yaptığı ve zaman zaman kırsal

alana kendisinin de gelip gittiğinin anlaşıldığı ifade edilmiştir.

xiv. Başvurucunun Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünce yapılan KCK

operasyonundan sonra tutuklananlara destek vermek amacıyla Diyarbakır'a gittiği

belirtilerek buna ilişkin bazı telefon görüşmelerine değinilmiştir.

xv. Başvurucunun 19/10/2010 tarihinde Doğubayazıt'ta yapılan ve

terör örgütünün propagandasına dönüştürülen yasa dışı yürüyüşe katıldığı, terör

örgütünün propagandası amacıyla kurulan ve örgütün şiddet eylemlerini

yayımlayan Roj TV'ye destek vermek amacıyla "Özgürlüğün sesi Roj TV kapatılamaz" yazılı pankartı

taşıdığı tespit edilmiştir.

xvi. S.T. ve E.nin kendi aralarında yapmış oldukları bir telefon

görüşmesinde, terör suçundan tutuklanan F.T.nin tutuklanmasından başvurucunun

sorumlu olduğunun konuşulduğu ve görüşmede S.T.nin "Asıl o Remzi'nin tutuklanması gerekirdi, o aynen beni

de yaktı, beni de kullandı, aynen beni de çocukları da yaktı, ben de çocukları

dağıttım" şeklinde ifadeler kullandığı tespit edilmiştir. Bu

kapsamda S.T.nin bu konuşmasıyla hem kendisinin hem de başvurucunun

Doğubayazıt'ta meydana gelen sivil itaatsizlik eylemlerini ve bu eylemleri

gerçekleştiren küçük yaştaki çocukları ne şekilde organize ettiklerini açıkça

beyan ettiğine vurgu yapılmıştır.

xvii. Başvurucunun bir telefon görüşmesi kapsamında

Doğubayazıt'ta yapılan ve terör örgütünün propagandasına dönüştürülen basın

açıklamasının hazırlık çalışmasını yaptığı belirtilmiştir.

xviii. Terör örgütü tarafından alınan karar doğrultusunda

uygulamaya konulan "iki dilli yaşam"

faaliyeti ile ilgili olarak başvurucunun 1/1/2011 tarihinde Doğubayazıt BDP

ilçe teşkilatı tabelasının Kürtçe ve Türkçe yazılarak asılması sırasında grup

içinde yer aldığı ve terör örgütü lehine slogan atan gençlerle beraber slogan

atarak halay çektiği belirtilmiştir.

xix. Başvurucunun 6/1/2011 tarihinde Doğubayazıt'ta yapılan ve

terör örgütünün propagandasına dönüştürülen basın açıklamasına katıldığı,

kamera çekimini yapan güvenlik güçlerini takip ettiği ifade edilmiştir. Basın

açıklamasından sonra güvenlik güçlerine yönelik taşlı, havai fişekli ve

molotoflu saldırı eylemlerinin meydana geldiği, bu eylemleri organize eden

şahıslardan birinin de başvurucu olduğu, ancak bu konuda telefon

görüşmelerinden başka bir delilin elde edilemediği vurgulanmıştır. Ayrıca, bu

saldırılarda yer alan E.T.nin durumundan rahatsız olan M.Ş.T.nin S.T. ile

yapmış olduğu 7/1/2011 tarihli telefon görüşmesinde başvurucu ve diğer bazı

kişilerin eylemlerde yer almayarak kardeşi E.T.nin ön planda bulunmasından

rahatsız olduğu tespit edilmiştir.

xx. Dosya kapsamında alınan 7/3/2011 tarihli bilirkişi raporunda

başvurucunun 6/1/2011 tarihinde grupla birlikte Kürtçe türkü eşliğinde halay

çektiği, güvenlik güçlerini takip ettiği, şiddet eylemlerini teşvik eden ve

terör örgütü adına yayın yapan "Özgürlüğün

sesi Roj TV kapatılamaz" yazılı pankartı taşıdığı

belirtilmiştir. Ayrıca söz konusu bilirkişi raporunda başvurucunun 21/9/2010

tarihinde "barışın elini tutmayan

katliamcıları lanetliyoruz" yazılı pankartın önünde yürüdüğü,

bu esnada arkadaki grubun "şehit

namırın" (şehitler ölmez) şeklinde slogan attığı, 7/7/2010

tarihinde platform üzerinde basın açıklaması yapan kişinin mikrofonunu tuttuğu

ve oturma eylemine katıldığı, 15/2/2010 tarihinde ise yüzleri bez parçası ile

kapalı grubun önünde yürüyerek grupla birlikte "biji serok apo" (yaşasın başkan apo)" şeklinde

slogan attığı ifade edilmiştir.

12. Sonuç olarak başvurucunun mahkûmiyet gerekçesi şöyle

özetlenmiştir:

"Dosya kapsamında

bulunan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanık Remzi Gegez'in terör

örgütünün faaliyetleri kapsamında kullanılan Ahmed-i Hani Derneğinin üyesi

olduğu, Doğubayazıt ilçesinde oluşturulan şiddete dayalı Öz Savunma Birlikleri

Doğubayazıt yapılanmasında eylem grubu sorumlusu olarak görev aldığı, telefon

tapelerine göre ilçede meydana gelen terör olayalarını organize edenlerden

birisinin sanık olduğu yönünde ciddi kuşkuların bulunduğu, örgütsel

faaliyetleri dernek çatısı altında legalize ederek özellikle küçük yaştaki

çocuklara yönelik sanık [S.T.]

ile birlikte kültürel etkinlikler düzenledikleri, bu yolla çoğu küçük veya genç

yaşta masum insanları terör örgütünün kırsal alanına gönderdiği, bunun

örneğinin ise terör örgütünün dağ kadrosuna bizzat sanığın gönderdiği

[M.S.] olduğu, sanığın düzenli ve aktif

olarak Doğubayazıt ilçe merkezinde BDP tarafından ya da bireysel manada

düzenlenen terör örgütünün propagandası haline dönüştürülen şiddet eylemlerine

katıldığı, basın açıklamalarından sonra organize edilmiş grupları muhtemelen

yönlendirdiği, Doğubayazıt ilçesinde ikamet etmesine rağmen zaman zaman ilçe

dışına çıkarak örgüt mensupları ile kırsal alanda görüştüğü, telefon

tapelerinden çok açık bir şekilde anlaşılacağı üzere 12 Eylül 2010 tarihinde

yapılan referandumda halk oylamasına katılan vatandaşları açıkça tehdit ettiği

ve oy kullanmalarını engellediği, 20-25 Eylül 2010 tarihleri arasında yapılan

ve terör örgütünün almış olduğu eylem kararına dayanan 'eğitimin boykot

edilmesi' eylemini organize edenlerden birisinin de sanık olduğu, ikametinde

yapılan aramada örgütsel dökümanların ele geçirildiği, sanığın bu eylemlerini

diğer sanıklar [S.T.],

[E.K.], [A.A.] ve [D.Ş.]

ile birlikte yürüttüğü, 15/2/2010 tarihinde şiddet içeren etkinliğe katılarak

'Biji Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo)' şeklinde slogan atmak, 19/10/2010

tarihinde açıkça terör örgütü adına yayın yapan ve sürekli şiddet çağrısı yapan

Roj TV'nin propagandasını yaparak 'Özgürlüğün sesi Roj TV kapatılamaz' yazılı

pankartı taşımak ve 6/1/2011 tarihinde Doğubayazıt ilçe merkezinde yapılan ve

terör örgününün propagandası haline dönüştürülen basın açıklamasına katılarak

'Biji Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo)' şeklinde şiddet içeren sloganlar atan

grupla birlikte basın açıklaması öncesinde terör örgütünün açıkca destekçisi

olduğunu belli edecek şekilde terör örgütü lehine slogan atmak ve halay çekmek

suretiyle terör örgütünün propagandasını yaptığı, böylece sanığın tüm eylemleri

ile terör örgütüne üye olmak ve zincirleme şekilde terör örgütünün

propagandasını yapmak suçlarını işlediği anlaşıldığından sanığın bu suçlardan

cezalandırılmasına karar verilmiş[tir]"

13. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 6/6/2014 tarihli

kararı ile mala zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından

beraate dair hükümler ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen

mahkûmiyete ilişkin hükümlerin onanmasına karar verilmiş ve anılan kararlar

kesinleşmiştir. Yargıtay, terör örgütünün propagandasını yapma suçundan verilen

mahkûmiyet kararının ise sonradan yapılan kanun değişiklikleri kapsamında

kovuşturmanın ertelenmesi şartlarının değerlendirilmesi amacıyla bozulmasına

karar verilmiştir.

14 Başvurucu, Yargıtay ilamından 27/8/2014 tarihinde

müddetnamenin tebliği ile haberdar olduğunu belirtmiştir.

15. Başvurucu 19/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal (GK), B. No: 2014/15440,

22/5/2019, §§ 28-39.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Bağımsız ve Tarafsız

Bir Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışmalı olan ve

daha sonra kaldırılmasına karar verilen özel yetkili mahkemelerce

yargılandığını, anılan mahkemelerin adil yargılama yapmadığını ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20).

20. Somut olayda başvurucu, ihlal iddialarını temellendirmemiş;

anılan mahkemelerin hangi somut özelliğinin adil yargılanma hakkını ihlal

ettiği konusunda bir açıklamada bulunmamıştır. Bu nedenle ihlal iddiası ve bu

iddianın temelindeki olguların ispatına ilişkin yeterli açıklamalarda

bulunmayan başvurucunun iddialarını temellendiremediği sonucuna ulaşılmıştır.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tercüman Yardımından

Yararlanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun iddiaları

22. Başvurucu; yargılama sırasında ve özellikle esas hakkında

mütalaaya karşı ana dilde savunma yapmak istediğini ancak mahkemece bu

talebinin usule aykırı olarak reddedildiğini iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

23. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşrû vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma (Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adil

yargılanma hakkına sahiptir."

24. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

202. maddesine göre sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe

bilmiyorsa mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve

savunmaya ilişkin esaslı noktalar sanık veya mağdura tercüme edilir. Soruşturma

evresinde dinlenen şüpheli, mağdur veya tanıklar da bu haktan yararlanır. 5271

sayılı Kanun’un 202. maddesiyle meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmeyen

şüphelilerin/sanıkların kendilerini Türkçe dışında başka bir dilde

savunmalarına imkân tanınmıştır. Böylece Türkçeyi hiç konuşamayan ve

anlayamayan kişilerin ana dilleri ya da bildikleri başka bir dilde şikâyetlerini

aktarabilmesi veya savunmalarını yapabilmesi sağlanmıştır (Abdurrahim Balur, B. No: 2013/5467,

7/1/2016, § 53)

25. Diğer taraftan 5271 sayılı Kanun’un 202. maddesine 24/1/2013

tarihinde ilave edilen (4) numaralı fıkra ile tercüman hakkı genişletilmiştir.

Yeni kuralla sanıkların “iddianamenin

okunması ve esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını,

kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde”

yapabileceği hükmü getirilmiştir. Böylece meramını

anlatabilecek ölçüde Türkçe bilen sanığa da sözlü savunmasını başka

dilde yapabilme imkânı tanınmıştır (Abdurrahim

Balur, § 54).

26. Somut olayda başvurucunun soruşturma aşamasında ve müdafii

huzurunda kollukça, Cumhuriyet Başsavcılığınca veya kovuşturma evresinde

mahkemece alınan ilk savunmasında Türkçeyi anlamadığı veya konuşamadığını

herhangi bir surette ileri sürmediği ve söz konusu savunmaları Türkçe yaptığı

anlaşılmıştır. Ayrıca başvurucunun Kürtçe savunma yapmak istediği esas hakkında

mütalaaya karşı savunması dâhil olmak üzere tüm bu savunmaların 5271 sayılı

Kanun'da 24/1/2013 tarihinde yapılan değişiklikten önce alındığı görülmüştür.

Bu kapsamda yeni usul kuralının yürürlüğe girdiği tarihten önce ilk derece

mahkemesi önünde gerçekleştirilen başvurucuya tercüman atanmamasına ilişkin

işlemde Türkçeyi anlayan ve konuşan başvurucunun mensubu olduğu etnik

dilde savunma yapabilmesi için tercümandan yararlanma talebinin kabul

edilmemesinin savunma hakkını kısıtlamadığı sonucuna ulaşılmıştır (aynı yönde

karar için bkz. Abdurrahim Balur,

§ 55).

27. Açıklanan gerekçelerle bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, bazı barışçıl basın açıklamalarına katılmış

olmasının ve toplantılarda atılan sloganlar ile diğer düşünce açıklamalarının

mahkûmiyetinde delil olarak kullanıldığını, katıldığı toplantıların terör

örgütü tarafından veya terör örgütünün amacı doğrultusunda organize edildiğine

ilişkin bir bilgi ya da belgenin yargılama dosyasında bulunmadığını belirterek,

Anayasa'da güvence altına alınan hakların kullanılması niteliğinde olan

eylemlerinin terör örgütüne üye olma suçunun delili olarak değerlendirilmesinin

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamda başvurucunun şüpheden uzak

hiçbir delil bulunmamasına rağmen mahkûm edilmesinin suç ve cezaların

kanuniliği ilkesi ile özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal ettiği iddiası

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bağlamında incelenecektir.

30. Katıldığı veya organize ettiği toplantılar ile bu

toplantılarda açıklanan bazı düşüncelerin terör örgütüne üye olma suçundan

verilen mahkûmiyet kararının delili olarak kullanılması başvurucunun toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerinde caydırıcı etki doğurabilir.

Dolayısıyla başvurucunun Anayasa'nın 34. maddesinde koruma altına alınan

hakkına müdahalede bulunulduğu kabul edilmelidir (Metin Birdal, § 48).

31. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde

öngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve Anayasa'nın 34. maddesinin

ikinci fıkrasında yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru

amaçları kapsamında kaldığı anlaşılmıştır (Metin

Birdal, §§ 52, 53). Bu

nedenle başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun olup olmadığı değerlendirilecektir.

a. Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

32. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir

eylemin terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararında delil olarak

kullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir

müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir

(zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015,

§ 68; Ferhat Üstündağ,

B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45, 46; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

b. Somut Olayın

Değerlendirilmesi

33. Terör örgütüne üye olma suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir

suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve

bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini

engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin

Birdal, §§ 60, 61).

34. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.

Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olmak suçunun

sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup

olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz

Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, § 65). Bundan başka bir

ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceği meselesi de esas

itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır (Türk ceza muhakemesi

hukuku uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).

35. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör

örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının

o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza

kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek

kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,

bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının

anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin de değerlendirilmesini

gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye olmak, toplantılara

katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin anayasal haklar

kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı durumlarda başta

ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir baskı

oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).

36. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı

caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine

karşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların

terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak

etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).

37. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için

derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerini terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını

göstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki

denetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı karşıladığının

ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilip gösterilemediği ile sınırlı

olacaktır (Metin Birdal, § 72).

38. Dolayısıyla incelenen başvuruda başvurucunun toplantı ve

ifade özgürlüklerine yapılan müdahalelerin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca karşılık gelmediği sorusuna cevap

bulunacaktır.

39. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi süreklilik,

çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti

ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucunun PKK terör örgütünün

üyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır.

40. Başvurucu tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile derece

mahkemelerince başvurucunun mahkûm edilmesi için benimsenen gerekçeler yukarıda

yer verilen ilkeler uyarınca bir bütün olarak ve dikkatle incelenmiş ve somut

olayın koşullarında ilk derece mahkemesinin başvurucuyu suç oluşturmadığı ve

anayasal hakların kullanımından ibaret olduğu ileri sürülen eylemleri nedeniyle

mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk derece mahkemesi diğer bazı deliller

yanında PKK'yı, terör örgütü mensuplarını veya terör eylemlerini yücelten

sloganların atıldığı veya pankartların açıldığı terör örgütünün propagandasına

dönüştürülen toplantılara ve gösteri yürüyüşlerine katılmış olmasını

başvurucunun örgüt üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin sürekliliğini gösteren

deliller olarak kullanmıştır (krş. Metin

Birdal, § 76).

41. Nitekim ilk derece mahkemesi mahkûmiyet kararında, başvurucu

hakkındaki ihbar tutanağına, başvurucunun ikametgâhında ele geçirilen örgütsel

bazı dokümanlara, M.S. isimli küçük yaştaki bir kız çocuğunu terör örgütün kırsal

alanına göndermesine ve terör örgütünün talimatları doğrultusunda hareket

ettiğine yönelik telefon görüşmelerine dayanmıştır. Bunun yanında Mahkeme,

başvurucunun terör örgütünün dağ kadrosunda bulunan bir örgüt üyesiyle

telefonla irtibat kurmasına, terör örgütü talimatları doğrultusunda

gerçekleştirilen sivil itaatsizlik eylemlerinde küçük yaşta çocukları

kullanmasına, bu eylemlerde atılan sloganlara, açılan pankartlara ve bilirkişi

raporuna da kararında yer vermiştir. Bu şekilde ilk derece mahkemesi,

başvurucunun söz konusu toplantı ve gösterileri organize etmek veya katılmak

biçimindeki rolünün, onun PKK terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına kendi

isteğiyle ve bilerek dâhil olduğuna dair bilgileri doğrular ve tamamlar

nitelikte olduğunu ikna edici biçimde ortaya koymuştur. Bu bağlamda ilk derece

mahkemesi, başvurucunun şikâyete konu eylemlerinin mahkûmiyet hükmünde delil

olarak kullanılmasının bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli

bir gerekçe ile göstermiştir.

42. Sonuç olarak başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkına yapılan müdahale demokratik toplum düzeninin gereklerine

aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemez.

43. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin meşru olduğu açık

olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334,

17/9/2013, § 24).

44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine dair başvurusunun bir ihlal

bulunmadığı açık olduğundan açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezliğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tercüman yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Recep KÖMÜRCÜ Üyeler : Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL M.Emin KUZ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Denizhan HOROZGİL Başvurucu : Remzi GEGEZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15676, 13 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adil Yargılanma
  9. B. Toplantı ve Gösteri
  10. B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45, 46; Tansel
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15676
Tarih
13 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Mehmet Cihan Kıran Başvurusu (B. No: 2014/2964)
  • Çetin Şen Başvurusu (B. No: 2016/33624)
  • Mustafa Rençber ve Ahmet Rençber Başvurusu (B. No: 2016/3866)
  • Kemal Özcan Başvurusu (B. No: 2017/18560)
  • Hüseyin Aydın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/4177)
  • İsmail Solmaz Başvurusu (B. No: 2017/15251)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.