İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ömer Faruk Akyüz Başvurusu (B. No: 2015/9247)

1. Başvuru, bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılımdan dolayı

Başvuru No2015/9247Tarih4 Nisan 2018Okuma35 dk · 7.016 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ömer Faruk Akyüz Başvurusu

Karar tarihi
4 Nisan 2018
Başvuru Numarası
2015/9247
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.016 kelime·35 dk okuma·24 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılımdan dolayı

açılan kamu davasında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesi nedeniyle

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının; yargılamanın uzun sürmesinden

dolayı makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1982 doğumlu olup Batman'da ikamet etmektedir.

Başvurucu olay tarihinde, kapatılan Demokratik Toplum Partisi (DTP) üyesidir.

9. DTP milletvekilleri "Kürt

sorununun demokratik çözümü, toplumsal barışın sağlanması ve artık ölümlerin

olmaması" başlığıyla çeşitli illerde düzenledikleri yürüyüşler

kapsamında Batman'da da "çözüm ve barış

yürüyüşü" adı altında yürüyüş düzenlemek amacıyla 14/9/2009

tarihinde saat 17.00 sıralarında Van'dan Batman'a gelmişlerdir.

10. Milletvekilleri, belediye başkan ve yöneticilerinden oluşan

misafir grubunu Silvan yolu üzerinde bulunan bir petrol istasyonu önünde

karşılayan topluluk, yaklaşık iki yüz araçlık bir konvoy oluşturmuştur. Grup,

il merkezindeki Cihan Kavşağı'na kadar konvoy tertip etmiş; ardından araçlardan

inerek Atatürk Bulvarı'nı yaya ve araç trafiğine kapatmak suretiyle yürüyüşe

geçmiştir. Yürüyüşe geçen gruba dağılmaları ve yolu trafiğe açmaları yönünde

ihtar yapılmıştır. İhtara rağmen grup, yürüyüşe devam etmiş ve DTP il binası

önüne gelmiştir. Burada DTP Eş Başkanı Emine Ayna ve İl Başkanı Ahmet Sormaz

kitleye hitaben bir konuşma yapmıştır. Grup daha sonra saat 19.10 sıralarında

olaysız bir şekilde dağılmıştır.

11. Batman Emniyet Müdürlüğünün 19/8/2009 tarihli tahkikat

evrakına göre gösteri yürüyüşü önceden bildirim yapılmadan düzenlenmiştir.

12. Batman Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) başvurucu ve diğer

beş kişi hakkında söz konusu grupta yer aldıkları iddiasıyla, kanuna aykırı

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine

katılma suçundan cezalandırılmaları talebiyle 14/12/2009 tarihli iddianame

düzenlemiştir.

13. Dava Batman 2. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme)

görülmüştür. Mahkeme 20/7/2011 tarihinde başvurucu ve diğer sanıklar hakkında

beraat kararı vermiştir. Beraat kararında, başvurucunun ve diğer sanıkların

toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenleyicisi veya yöneticisi oldukları veya

yönetici gibi göstericileri yönlendirmeye çalıştıkları yönünde kanıt mevcut

olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca somut olay kanuna aykırı toplantı ve gösteri

yürüyüşüne katılma suçu yönünden değerlendirilse bile, ihtara rağmen dağılmayan

gruba zor kullanıldığına ve bu kişilerin ihtara ve zor kullanmaya rağmen

dağılmamakta ısrar eden grup içinde yer aldıklarına ilişkin kanıt bulunmadığı

ifade edilmiştir.

14. Beraat kararı Savcılık tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 2/7/2013 tarihli tebliğnamesinde

beraat hükmünün onanmasını talep etmiştir. Başsavcılık bir toplantı ve gösteri

yürüyüşüne katılan bireyin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının yürüyüş

sırasında yer yer görülen şiddet hareketleri sebebiyle kendiliğinden ortadan

kalkmayacağını ve şiddet hareketine katılmamış olan kişilerin Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 11. maddesinde güvence altına alınan

haklarının korunmaya devam ettiğini ifade etmiştir.

15. Başsavcılık, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Ezelin/Fransa (B. No: 11800/85, 26/4/1991) kararına atıf yaparak dava konusu

gösteride yoğun şiddet eylemlerinin sergilendiğine ve bu eylemlerin gösterinin

bütününe hâkim olduğuna yönelik herhangi bir delil bulunmadığını belirtmiş ve Oya Ataman/Türkiye (B. No: 74552/01,

5/12/2006) kararına atıfla

önceden izin alınmamış olsa bile barışçıl bir şekilde yapılan gösterilere

kolluğun bir miktar tolerans göstermesi gerektiğini ifade etmiştir.

16. Yargıtay 27/5/2014 tarihinde, 5/7/2012 tarihinde yayımlanarak

yürürlüğe giren 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin

Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın

Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun

hükümlerine göre (bkz. § 23) -diğer yönlerden incelemeksizin- kovuşturmanın

ertelenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

17. Bozma kararı sonrası Mahkeme 12/11/2014 tarihinde bozma

kararına uyarak kovuşturmanın ertelenmesine karar vermiştir.

18. Başvurucu 12/1/2015 tarihinde karara itiraz etmiştir.

İtirazı inceleyen Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi 14/4/2015 tarihinde itirazı

reddetmiştir.

19. Ret kararı, başvurucuya 8/5/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 22/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Mevzuat

21. 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşleri Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kanuna aykırı toplantı veya gösteri

yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanlar,

fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde bir

yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”"

22. Anılan Kanun’un "Kanuna

aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri" kenar başlıklı 23.

maddesi şöyledir:

"a) 9 ve 10 uncu madde hükümlerine uygun

biçimde bildirim verilmeden... veya toplantı veya yürüyüş için belirtilen gün

ve saatten önce veya sonra;

b) Ateşli silahlar veya havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı olanlar dâhil patlayıcı

maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik

çubuklar, boğma teli veya zincir, demir bilye ve sapan gibi bereleyici ve

boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü

zehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeler ile yasadışı örgüt ve

topluluklara ait amblem ve işaret taşınarak veya bu işaret ve amblemleri

üzerinde bulunduran üniformayı andırır giysiler giyilerek veya kimliklerini

gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez ve sair unsurlarla örterek

toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma ve kanunların suç saydığı nitelik

taşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşınarak veya bu

nitelikte sloganlar söylenerek veya ses cihazları ile yayınlanarak,

c) 7 nci

madde hükümleri gözetilmeksizin,

d) 6 ve 10 uncu maddeler gereğince belirtilen

yerler dışında,

e) 20 nci

maddedeki yöntem ve şartlara ve 22 nci maddedeki

yasak ve önlemlere uyulmaksızın,

f) 4 üncü madde ile

Kanun kapsamı dışında bırakılan konularda kendi amaç, kural ve sınırları dışına

çıkılarak,

g) Kanunların suç saydığı maksatlar için,

h) Bildirimde belirtilen amaç dışına

çıkılarak,

i) Toplantı ve yürüyüşün 14, 15, 16, 17 ve 19

uncu maddelere dayanılarak yasaklanması veya ertelenmesi halinde tespit edilen

erteleme veya yasaklama süresi sona ermeden,

j) 12 nci

madde gereğince toplantının dağılmasına karar verilmesi hâlinde,

k) 21 inci madde hükmüne aykırı olarak,

l) 3 üncü maddenin 2 nci fıkrası hükmüne uyulmadan,

Yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleri

Kanuna aykırı sayılır."

23. 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkralarının ilgili kısmı şöyledir:

(1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair

düşünce ve kanaataçıklama yöntemleriyle işlenmiş

olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan

fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;

...

b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,

...

karar verilir.

(2) Hakkında ... kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen kişinin,

erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkra

kapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, ... düşme kararı verilir. Bu

süre zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi hâlinde, bu

suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen

... kovuşturmaya devam olunur.”

2. Yargıtay Kararları

24. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/7/2014 tarihli ve

E.2013/9-386, K.2014/353 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...gerek Anayasa, gerekse AİHS, toplantı

ve gösteri yürüyüşü hakkının,“demokratik

bir toplumda gerekli olma” kriteri gözetilmek şartıyla kamu güvenliğinin

korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın

veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla

sınırlanabileceğini düzenlemektedir. Bununla birlikte soyut bir kamu düzeni ve

kamu güvenliği tehlikesine dayanarak toplantı ve gösteri yürüyüşü

yasaklanmamalı, göstericilerin saldırgan ve tehdit edici herhangi bir davranış

sergileyip sergilemedikleri de tespit edilmelidir..."

25. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin bazı kararlarının ilgili kısımlarışöyledir:

a. "Sağlık Emekçileri

Sendikası başkan ve üyeleri olan sanıkların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü

kutlamak amacı ile Valilikten izin verilmemesi üzerine Sendika binasından İlhan

Koman Parkına kadar trafiği aksatmadan yolun kenarından yürüyerek şiir

okuduktan ve bildiri dağıttıktan sonra kendiliklerinden dağılmaları şeklinde

gerçekleşen eylemlerinin 2911 sayılı Yasanın 28. maddesinde tanımlanan suçu

oluşturmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet karar verilmesi, "

(11/12/2006, E. 2006/1660, K. 2006/9142).

b. "11.12.2000 günü

İstanbul İlinde Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü otobüsünün silahla taranması

sonucunda iki çevik kuvvet polis memurunun şehit edilmeleri ve bu olayın diğer

illerde de emniyet mensuplarınca protesto edilmesi üzerine, sanıkların da olayı

protesto etmek amacıyla İzmir ilinde Bozyaka'da

bulunan hizmet binasından Konak Meydanına kadar suç teşkil etmeyen sloganlar

atarak yürüyüp, Konak meydanında şehit polis memurları anısına saygı duruşunda

bulunarak, İstiklal Marşı'nı okumaları ve daha sonra görevlerine dönmeleri

biçimindeki güvenlik güçlerine yapılan olaylara karşı seslerini duyurmak

amacıyla yaptıkları eylemlerinin içinde bulundukları üzüntü nedeniyle

demokratik tepki niteliğinde olduğu ve 2911 sayılı Yasada belirtilen suçun unsurlarının

oluşmadığı gözetilmeden, sanıkların beraatleri yerine

yazılı biçimde mahkumiyetlerine karar verilmesi ...(7/12/2006, E. 2006/2438, K.

2006/9022)".

c. "Olay tarihinde DEHAP

Siirt İl Başkanı olan sanığın, adı geçen partinin il başkanlığı önünde kaldırım

üzerinde toplanan 50-60 kişilik gruba hitaben, güvenlik güçlerinin gözetim ve

hoşgörüsü altında, içeriğinde suç unsuru olmayıp eleştiri sayılabilecek

ibareler içeren basına ve kamuoyuna başlıklı açıklamayı yaptıktan sonra

topluluğun kısa bir süre oturması üzerine, güvenlik güçlerin dağıtma ihtarı

yapması ile kendiliklerinden ve olaysız bir şekilde dağılmaları şeklinde

gerçekleşen eylemde, 2911 sayılı Yasaya aykırılık suçunun yasal unsurlarının

oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine

yazılı biçimde mahkumiyetine hükmolunması (2/10/2006, E. 2006/686, K.

2006/7141)".

d. "Kanuna aykırı olarak

başlayıp gerçekleşen yasadışı toplantı ve gösteri yürüyüşünde, 2911 Sayılı

Yasanın 32. maddesi uyarınca topluluğa dağılmalarına ilişkin usulünce ihtar

yapılmadığının ve zorla dağıtılmadıklarının anlaşılması ve sanığın anılan

Yasanın 28. maddesinde tanımlanan düzenleyici ve yönetici durumunda da

bulunmaması karşısında, eyleminde sözü edilen Yasaya aykırılık suçlarının

oluşmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde

mahkumiyetine karar verilmesi (11/12/2006, E. 2006/2403, K. 2006/9088)"

26. İçişleri Bakanlığının 2012 yılına kadar ve olay tarihinde

yürürlükte olan 11/06/2004 tarihli ve 2004/100 sayılı Genelgesi'nin ilgili

kısmı şöyledir:

"Sivil toplum örgütleri üyelerince ya da

kişilerce "basın açıklaması" ve benzer adlar altında yapılacak

faaliyetlerde; tüzel kişiler için yönetim ve denetim organlarının asil ve yedek

üye tamsayılarının beş katını, gerçek kişiler için ise 2908 sayılı Dernekler

Kanununda yönetim ve denetim organlarında öngörülen asgari asil ve yedek üye

tamsayısının beş katını aşmayacak sayıda insanın açık havada, toplu veya ferdi

olarak, araç trafiğini engellemeden, çevreye zarar vermeden, günlük hayatın

doğal seyrini önemli ölçüde kesintiye uğratmadan ve şiddete başvurmadan, konusu

suç teşkil etmemek koşulu ve megafon veya sınırlı alanda ses duyulmasını

sağlayan cihazlar ile bir saati geçmemek üzere, düşünce ve görüşlerini

açıklamanın konusu ile ilgili pankart-döviz açarak ve slogan atarak kamuoyuna

duyurmaya çalışması, Anayasamızın 25 ve 26'ncı maddelerinde düzenlenen düşünce

ve kanaat hürriyeti ve düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanımı

olarak değerlendirilerek, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu

kapsamı dışında kabul edilecek ve güvenlik güçleri şahıs ve mal emniyeti ile

kamu düzeninin korunmasını sağlayacaklardır. "

27. İçişleri Bakanlığının 2/11/2012 tarihli ve 2012/64 sayılı

Genelgesi'nde de kamuoyu oluşturmak amacıyla, şiddet içermeyen, kamu düzenini

bozmadan en fazla iki saati geçmeyecek şekilde, gürültü ve çevre kirliliğine

yol açmadan, yaya ve araç trafiğine engel olmayacak şekilde yapılacak yazılı

veya sözlü açıklamaların basın açıklaması olarak değerlendirileceği

belirtilmiştir.

B. Uluslararası Hukuk

1. Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Kapsamı ve Önemi

28. AİHM'e göre kendine özgü özerk

işlevine ve uygulama alanına sahip olmakla birlikte toplantı ve gösteri

yürüyüşü hakkı, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir (Ezelin/Fransa, § 37). Dolayısıyla ifade

özgürlüğünün siyasi ve kamu yararını ilgilendiren konularda

sınırlandırılmasının daha dar kapsamda olması toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının uygulamasında da gözetilmelidir (Öllinger/Avusturya, B. No: 76900/01, 29/6/2006, § 38). Bu sebeple

demokratik bir toplumda temel haklardan biri olan bu hak dar yorumlanmamalıdır

(G./Federal Almanya (k.k.), B. No: 13079/87, 6/3/1989; Rassemblement Jurassien Unité/İsviçre (k.k.),

B. No: 8191/78, 10/10/1979).

29. AİHM, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul

gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen “bilgi” ve “fikirler” için değil

incitici, şok edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli

olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM’e göre

ifade özgürlüğü, yokluğu hâlinde “demokratik bir toplum”dan

söz edilemeyecek olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir

gereğidir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,

7/12/1976, § 49).

30. AİHM kararlarında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkı ve bu hak kapsamında ifade özgürlüğünün demokratik toplumun en temel

değerleri arasında olduğu ve demokrasinin özünde açık bir tartışma ortamıyla

sorunları çözebilme gücünün yer aldığı vurgulanmaktadır. Şiddete teşvik ve

demokrasinin ilkelerini ortadan kaldırma durumları dışında toplantı ve ifade

özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik önleyici nitelikli radikal

tedbirler, yetkililerin eylemlerde kullanılan ifadeler ve bakış açılarını

şaşırtıcı ve kabul edilemez olarak değerlendirdiği ya da eylemlerin yasa dışı

olduğu durumlarda dahi demokrasiye zarar vermekte hatta demokrasinin varlığını

sık sık tehlikeye atmaktadır. Hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir

toplumda, mevcut düzene itiraz eden ve barışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesi

savunulan siyasi fikirlerin, toplantı özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla

kendisini ifade edebilmesi imkânı sunulmalıdır (Gün ve diğerleri/Türkiye, B. No: 8029/07, 18/6/2013, § 70; Güneri ve diğerleri/Türkiye, B. No:

42853/98, 43609/98 ve 44291/98, 12/7/2005, § 76).

2. Barışçıl Toplanma

Hakkının Korunması

31. AİHM, Sözleşme’nin 11. maddesi bağlamında yalnızca “barışçıl

toplanma”hakkının

korunduğunu hatırlatmaktadır. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin

katıldığı veya düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışında

kalmaktadır (Stankov ve Birleşik Makedonya Örgütü Ilinden/Bulgaristan,

B. No: 29221/95 ve 29225/95, 2/10/2001, § 77; Birleşik

Makedonya Örgütü Ilinden ve Ivanov/Bulgaristan,

B. No: 44079/98, 20/10/2005, § 99).

32. AİHM'in Oya Ataman/Türkiye kararında, bir gösterinin sadece mevzuata

uygun olmamasının barışçıl şekilde toplanma özgürlüğünün kullanılmasına

müdahale edilmesini haklı kılmayacağını belirtmiştir (Oya Ataman/Türkiye, § 39). Anılan karara

konu olayda, İnsan Hakları Derneği üyesi bir avukat olan başvurucunun da içinde

bulunduğu kırk elli kişilik bir grubun İstanbul Sultanahmet Parkı'nda F Tipi

cezaevlerini protesto eden basın açıklaması ve devamında yarım saat süren

gösteri yürüyüşüne, izinsiz gösteri yapıldığı ve kamu düzeninin bozulduğu

gerekçesiyle polis müdahale etmiştir. AİHM, müdahaleyi orantısız bularak 11.

maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Söz konusu grubun trafikte

karışıklık yaratması dışında kamu düzeni için tehlike oluşturduğunu gösteren

bir delil bulunmadığını ve yetkililerin düzenlenen gösteriye son vermekte

gösterdikleri sabırsızlığa anlam veremediğini belirten AİHM'e

göre "Göstericilerin şiddet içeren

faaliyetlerde bulunmadığı hallerde, Sözleşmenin 11. maddesi tarafindan

güvence altına alınan özgürlüğün içeriğinin boşalmaması için, kamu makamlarının

barışçıl toplanmalara belirli bir hoşgörüyle yaklaşmaları büyük önem

taşımaktadır." (Oya Ataman/Türkiye,§

42).

33. Dolayısıyla halka açık yerde yapılan her türlü gösterinin

günlük hayatın akışında belli bir karışıklığa sebep olabileceği ve olumsuz

tepkilere yol açabileceği açıktır. Bu durumların varlığı toplantı hakkının

ihlal edilmesini haklı gösteremez (Achouguian/Ermenistan, B. No: 33268/03, 17/7/2008, §

90; Berladir ve diğerleri/Rusya, B. No: 34202/06,

10/7/2012, §§ 38-43; Disk ve Kesk/Türkiye, B. No: 38676/08, 27/11/2012, §

29).

3. Önceden İzin veya

Bildirim Yükümlülüğü ve Devletin Müdahalesi

34. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin izin veya bildirim

usulüne bağlanması, bu usullerin amacının her türlü toplantı, yürüyüş veya

diğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasını güvence altına almak için

yetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânı sağlamak olduğu sürece genel

olarak hakkın özüne dokunmaz (Bukta ve

diğerleri/Macaristan, B.No:

25691/04, 17/7/2007, § 35; Oya

Ataman/Türkiye, § 39; Platform

"Ärzte für das Leben"/Avusturya,

B. No: 10126/82, 21/6/1988, §§ 32-34). Bu kapsamda izin ve bildirim usullerinin

uygulanması toplantı hakkının etkin kullanılması imkânını sağlamak içindir.

Derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlarda ve protesto barışçıl

yöntemlerle yapıldığında, bu tür bir eylemin sadece bildirim yükümlülüğünün

yerine getirilmediği gerekçesiyle dağıtılması, barışçıl toplantı hakkına

ölçüsüz bir sınırlama olarak değerlendirilmelidir (Bukta ve diğerleri/Macaristan, § 36; Oya Ataman/Türkiye, §§ 38, 39, Balçık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 25/02, 29/11/2007,§ 49, Samüt

Karabulut/Türkiye, B. No: 16999/04, 27/1/2009, §§ 34, 35).

35. Diğer taraftan toplantı hakkı çerçevesindeki

"sınırlama" kavramı, ifade özgürlüğünde olduğu gibi sadece hakkın

kullanılmasından önceki bazı önleyici tedbirleri değil hakkın kullanılması

sırasında veya kullanıldıktan sonra yapılan muameleleri de kapsar (Ezelin/Fransa, § 39; Gün ve diğerleri/Türkiye, §§ 77-85; Yılmaz Yıldız ve diğerleri/Türkiye, B. No:

4524/06, 14/10/2014, §§ 43-48). AİHM'e göre, şiddet

içeren bir gösteri nedeniyle verilen bir mahkûmiyet belirli şartlar altında

kabul edilebilir bir önlem olarak değerlendirilebilir (Osmani ve diğerleri/Makedonya Cumhuriyeti (k.k.), B. No:

50841/99, 11/10/2001). Bununla birlikte yasa dışı bir gösteri nedeniyle bir

yaptırım uygulanması da barışçıl toplanma hakkının güvencelerine uygun olabilir

(Ziliberberg/Moldova (k.k.),

B. No: 61821/00, 1/2/2005). Öte yandan barışçıl bir gösteriye katılmayı içeren

bu hak, herhangi bir kınanabilir olaya karışmadığı sürece bir gösteride

yasaklanmamış katkılarda bulunan kişilere en düşük kabul edilecek disiplin

cezasının dahi uygulanmamasını güvence altına almaktadır (Ezelin/Fransa, § 53).

36. AİHM'in yerleşik içtihadına göre

toplantı hakkına yönelik bir müdahalenin orantılılığının değerlendirilmesi söz

konusu olduğunda verilen cezaların niteliği ve ağırlığı da gözönüne

alınacak unsurlardır. Uygulanacak cezai yaptırımlar ise özel bir gerekçe

gerektirmektedir. Barışçıl gösteri kural olarak cezai yaptırıma tabi

tutulmamalıdır (Kudrevičius ve diğerleri/ Litvanya [BD], B. No:

37553/05, 15/10/2015, § 146). AİHM, hapis cezalarına mahkûmiyet alternatif bir

tedbirle hafifletilse bile verilen cezaların Sözleşme’nin 11. maddesi

tarafından güvence altına alınan gösteri yapma hakkını kullanacak herkesi

yıldıran, "caydırıcı bir etkiye" sahip olması sebebiyle aşırı

olduğunu belirtmiştir. (Mesut Yıldız ve

Diğerleri / Türkiye, B. No: 8157/10, 18/7/2017, §§ 35, 36; Akgöl ve Göl/Türkiye, B. No: 28495/06 ve

28516/06, 17/5/2011, § 43).

37. AİHM "hükmün açıklanmasının geri bırakılması"

kararı verilse bile beş yıl boyunca başvurucuların aynı türde başka suçları

işlemekten kaçınacakları ve denetime tabi tutulacaklarını dikkate almaktadır.

Bu nedenle AİHM, muğlak olan bu tedbirin uzunca bir süre başvurucuları ceza

hükümlerinin uygulanması tehdidi altında bulunduracağını, gösteri yapma

özgürlüklerinin kullanılmasında bu hükümlerin etkilerine doğrudan maruz kalmak

zorunda olduklarının kabulü gerektiğini, en azından anayasal hakların kullanımı

üzerindeki otosansür etkinin hiçbir şekilde varsayımsal olmadığını ve bu hükmün başvurucuların

eylemleri üzerinde caydırıcı bir tedbir olarak süreceğini belirtmiştir (Mesut Yıldız ve diğerleri/Türkiye, § 37).

Aynı şekilde AİHM, cezanın infazının 6352 sayılı Kanun hükümlerine göre

ertelendiği bir başvuruda cezanın infazı ertelenmiş olsa bile başvurucunun ceza

tehdidi altında olması nedeniyle uygulanan tedbirin izlenen amaçla orantısız

bir yaptırım teşkil ettiği sonucuna ulaşmıştır (Özçelebi/Türkiye, B. No: 34823/05, 23/6/2015, § 51).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

38. Mahkemenin 4/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu, DTP milletvekillerini karşılayan grupla birlikte

yürüyüşe katıldığı için açılan kamu davasında verilen kovuşturmanın ertelenmesi

kararının caydırıcı etkisi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu Yargıtayın

salt suç konusu fiilin 6352 sayılı Kanun kapsamında kalması nedeniyle bozma

kararı vermesinin mahkemeye erişim ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini

iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Yargıtayın

beraat kararını bozmasının mahkemeye erişim ve adil yargılanma haklarını ihlal

ettiğine ilişkin iddialarının özü, kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesi

nedeniyle ceza tehdidi altında bulunmasına ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun

söz konusu iddialarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

41. Anayasa’nın "Toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi

şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız

ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda

gösterilir."

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

43. Başvurucu hakkındaki dava bir hükme bağlanmayarak ertelenmiş

ve başvurucu üç yıl denetim altına alınmıştır.

44. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında; kovuşturmanın

ertelenmesine ilişkin kararlarla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede

kovuşturma tehdidinin devam ettiğini, sonunda kişinin isnat edilen suçlardan

aklanma ihtimali bulunsa bile kişinin bu etki altında ilerde haklarını

kullanmaktan imtina etme riski bulunduğu sonucuna varmıştır. Dolayısıyla

Anayasa Mahkemesi içtihadına göre henüz mahkûm edilmemiş olsa bile ertelenen

kovuşturmanın gelecekte yeniden başlayabilme olasılığının başvurucularda stres

ve cezalandırma endişesini devam ettireceği kanaatine varılmış ve söz konusu

kararlarda başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerine müdahalede bulunulduğu

kabul edilmiştir (Fatih Taş [GK],

B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §§ 69-79; Ali

Gürbüz ve Hasan Bayar, B. No: 2013/568, 24/6/2015, §§ 46-49; İrfan Sancı, B. No: 2014/20168,

26/10/2017, §§ 43, 44).

45. Mevcut başvurudaki

koşullar ile zikredilen Anayasa Mahkemesi içtihatlarına konu başvurulardaki

koşullar arasında esaslı bir farklılık bulunmamaktadır. O hâlde zikredilen

Anayasa Mahkemesi içtihadında konulan ilkeler ile somut olayın koşulları

gözetildiğinde temyiz öncesinde beraat etmiş olan ve bozma kararı sonrasında

hakkındaki kovuşturma ertelenerek üç yıl süreyle denetim altına alınan

başvurucu hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmamasına rağmen o

dönem parti üyesi de olan başvurucunun ilerde kovuşturmaya maruz kalma ve

cezalandırılma riskinin bulunduğunun dikkate alınması gerekir. Bu sebeplerle

başvurucu hakkında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilerek denetim altına

alınmasının başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik

bir müdahale olduğunun kabul edilmesi gerekir (Dilan

Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411,

30/11/2017, § 27; toplantı hakkına bu hakkın kullanımından sonra vaki

müdahaleler için bkz. Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 48; toplantı hakkına bu

hakkın kullanımı sırasında yapılan müdahaleler için bkz. Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015,

§ 53; Gülşah Öztürk ve diğerleri,

B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 72).

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

46. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

47. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme,

Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir

veya daha fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

48. 2911 sayılı Kanun'un 28. maddesi ile 6352 sayılı Kanun'un

geçici 1. maddesinin “kanunla sınırlama” ölçütünü karşıladığı sonucuna

varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

49. Başvurucu hakkındaki kovuşturmanın ertelenerek denetimli

serbestlik altına alınmasına ilişkin kararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci

fıkrasında yer alan sebeplerden “kamu düzeninin korunması”na

yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

(3) Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

(i) Demokratik Toplumun

Düzeninin Gerekleri

50. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez "demokratik

toplum düzeninin gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini

açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, bir

toplumsal ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde

olmalıdır (Dilan Ögüz

Canan § 32; sendika

hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet Mehtap Buluryer,

B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No:

2014/12166, 2/7/2015, § 70; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin

böyle bir ihtiyacın bulunup bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir

yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin

denetimindedir (Dilan Ögüz

Canan, § 32).

(ii) Ölçülülük

51. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-

temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007;

sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve

Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, §§ 53-55; ifade özgürlüğü

bağlamında ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No:

2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun §§

53, 54; Tansel Çölaşan, §§ 54,

55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).

Bu sebeple Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru

amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkı arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığına

bakılması gerekir.

(iii) Barışçıl Toplanma

Hakkı

52. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, bireylerin

ortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya

gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla bu hak, ifade

özgürlüğünün özel bir biçimidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu bir

toplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için de

geçerlidir (Dilan Ögüz

Canan, § 34; Ali Rıza Özer ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Osman Erbil, §§ 31, 45; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 72; Gülşah Öztürk ve diğerleri,

§ 66).

53. Anayasa’nın 34. maddesi, fikirlerin "silahsız ve

saldırısız", başka bir ifade ile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi

için toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını güvence altına almıştır.

Kolektif bir şekilde kullanılan ve düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere

şiddeti dışlayan yöntemlerle düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak,

çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya

çıkması, korunması ve yayılmasını güvence altına almaktadır. Dolayısıyla

kendine özgü özerk işlevine ve uygulama alanına rağmen -ifade özgürlüğünde

olduğu gibi- siyasi ve kamu yararını ilgilendiren meseleler söz konusu olduğunda

toplantı hakkına yapılan müdahaleler daha dar yorumlanmalıdır (Dilan Ögüz Canan,

§ 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri,

§ 115; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 79; Osman Erbil,

§ 45).

54. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı demokratik

toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup demokratik bir toplumda,

mevcut düzene itiraz eden ve barışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan

siyasi fikirlerin toplanma özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla kendisini ifade

edebilmesi imkânı sunulmalıdır. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin

katıldığı veya düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındadır.

Dolayısıyla toplanma hakkının amacı, şiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl

bir şekilde ortaya koyan bireylerin haklarının korunmasıdır. Bunun dışında

toplantının veya gösteri yürüyüşünün hangi amaçla yapıldığının bir önemi yoktur

(Dilan Ögüz Canan,

§ 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri,

§§ 117, 118; Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası ve diğerleri, § 80; Osman

Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve

diğerleri, §§ 67, 68).

(iv) İfade Özgürlüğü

55. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 26. maddesinin birinci

fıkrasında, koruma altına alınan ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun

temel dayanaklarından ve demokratik toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini

gerçekleştirmesinin başlıca şartlarından birini oluşturduğunu her zaman

vurgulamıştır. Toplumsal çoğulculuğa ancak her türlü fikrin serbestçe ifade

edilebildiği özgür bir tartışma ortamında ulaşılabilir. Dolayısıyla toplumsal

ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve

serbestçe ifadesine bağlıdır (Dilan Ögüz Canan, § 35; internet ortamında ifade

özgürlüğünün önemine ilişkin karar için bkz. Yaman

Akdeniz ve diğerleri, B. No: 2014/3986, 2/4/2014, §§ 25, 26;

sanatsal ifade özgürlüğünün önemine ilişkin karar için bkz. Fatih Taş, §§ 66, 104; bir siyasetçinin

basın açıklamasında ileri sürdüğü düşüncelere ilişkin karar için bkz. Mehmet Ali Aydın, §§ 74, 84).

(v) Bildirim Yapılması ve

Sınırlamanın Niteliği

56. Ülkemizde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesine

ilişkin olarak 2911 sayılı Kanun’un 10. maddesinde bildirim usulü kabul

edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, toplanma hakkının bildirim usulüne

bağlanabileceğine daha önce karar vermiştir. Söz konusu bildirimin amacı

toplantı, yürüyüş veya diğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasını

güvence altına almak için yetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânı

sağlamak olduğu sürece genel olarak hakkın özüne dokunmaz. Bildirim usulünün

uygulanmasının amacı, toplanma hakkının etkin kullanılması imkânını sağlamaktır

(Dilan Ögüz Canan,

§ 39; Ali Rıza Özer ve diğerleri,

§ 122; Osman Erbil, § 52). Derhâl

tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlarda ve barışçıl nitelikte toplantı

ve gösteri yürüyüşü yapılması hâlinde sadece bildirim yükümlülüğüne uyulmamış

olması nedeniyle toplantının dağıtılması barışçıl toplantı hakkına ölçüsüz bir

sınırlama olarak kabul edilmelidir (Ali Rıza

Özer ve diğerleri, §§ 121, 122; katılımcılar açısından derhâl tepki

verilmesinin haklı olduğu özel durumlara ilişkin olarak ayrıca bkz. Osman Erbil, §§ 65, 67)

57. Kanunlarda öngörülen usullere tam olarak uyulmamış olması

tek başına toplantı veya gösteri yürüyüşünün barışçıl niteliğini ortadan

kaldırmaz. Halka açık yerde yapılan her türlü gösterinin günlük hayatın

akışında belli bir karışıklığa sebep olabileceği ve olumsuz tepkilere yol

açabileceği açıktır. Ancak bu durumların varlığı toplanma hakkının ihlal

edilmesini haklı gösteremez (Dilan Ögüz Canan, § 41; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§ 119; Gülşah

Öztürk ve diğerleri, § 69). Bu çerçevede günlük hayatın akışında

gösterinin yol açacağı belli bir düzeye kadar rahatsızlık idarece makul kabul

edilerek hoşgörü gösterilmelidir. Bu rahatsızlık düzeyini aşan ve kamu

düzeninin ciddi derecede bozulmasına yol açan durumların ise somut olaylarda

ilgili ve yeterli gerekçe ile ortaya konulması gerekir.

58. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamu

düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamlar

bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilirler. Alınan bu tedbirlere

aykırı toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınması

veya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir (Dilan Ögüz Canan,

§ 40; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 81;toplanma hakkına kamu

düzeninin bozulması nedeniyle yapılan bir müdahalenin demokratik toplumda

gerekli olduğuna karar verildiği bir başvuru için bkz. Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 76-86).

59. Bununla birlikte alınan tedbirlerin veya öngörülen cezaların

barışçıl toplantı hakkına dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesine

müsaade edilemez. Güvence altına alınan toplanma hakkını kullanırken kamu

otoritelerinin keyfî müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan,

§ 42; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 82; Gülşah Öztürk

ve diğerleri, § 76). Barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş kişilerin

toplantı hakkını kullanırken kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan ve

şiddet içermeyen davranışlarına devletin sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu

demokrasinin gereğidir (Dilan Ögüz Canan, § 36; Osman Erbil, § 54).

(vi) Caydırıcı Etki

60. Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan ve bir

gösteride yasaklanmamış katkılarda bulunan kişilerin toplantı hakkı, herhangi

bir kınanabilir olaya karışmadıkları sürece en hafif kabul edilecek disiplin

cezasının dahi uygulanmamasını gerektirir (Osman

Erbil, § 51). Zira bu tip soruşturmalar veya cezalandırmalar

caydırıcı etki doğurabilir (Osman Erbil,

§ 71). Gösteri öncesi yapılan müdahaleler -örneğin gösteriye katılmak

isteyenlerin seyahatine engel olunması (Ali

Rıza Özer ve diğerleri,§

151)- veya gösteri sonrası yapılan müdahaleler -örneğin barışçıl gösteriye

katılanlar hakkında soruşturma açılarak ceza verilmesi veya kovuşturmanın

ertelenmesi kararı verilerek ceza tehdidi altında tutulmaları - ileride

kişilerin haklarını kullanmalarında caydırıcı etkiye neden olabilir.

61. Bu nedenlerle keyfî uygulamalardan ve usulsüz

sınırlandırmalardan kaçınılması için derece mahkemelerince barışçıl bir

toplantıya, tedbir almak veya alınan tedbirlere aykırı davrananlara ceza vermek

suretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun ilgili

ve yeterli gerekçe ile ortaya konulması, kamu düzeni ve başkalarının haklarının

korunması ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılması

arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Dilan Ögüz Canan, § 53; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §

83).

(vii) Ödev ve Sorumluluklar

62. "Temel hak ve

hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve

sorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki Anayasa'nın 12.

maddesinin ikinci fıkrası kişilerin temel hak ve hürriyetleri kullanırlarken

sahip oldukları ödev ve sorumluluklara gönderme yapar. Anayasa'nın 12. maddesi,

hak ve özgürlükler ile ödev ve sorumluluklar arasında içsel olarak var olan

bağlantıyı vurgulamaktadır. Ödev ve sorumluluklar, somut başvurudaki gibi ödev

ve sorumluluğunu yerine getirmediği iddia edilen kimselerin bir temel hak veya

özgürlüğünün kısıtlanmasına ilişkin şikâyetlerinde özellikle önem taşımaktadır.

Anayasa Mahkemesi, kendisine yapılan şikâyetlerin çözümlenmesi sırasında

bireylerin sahip oldukları ödev ve sorumlulukları gözönünde

bulundurur. Bireylerin hak ve özgürlüklerinden tümüyle yararlanmalarının sahip

oldukları hak ve özgürlüklerin gerektirdiği ödev ve sorumluluklara uygun

davranmaları ile bağlantılı olduğunun kabul edilmesi gerekir (Dilan Ögüz Canan,

§ 45).

(viii) Müdahalenin Denetimi

63. Başvurucu hakkında açılan davanın dayanağı olan 2911 sayılı

Kanun'un 28. maddesinin barışçıl gösterilere dolaylı müdahale edilmesinde

kullanılma riski bulunduğunu kabul etmek gerekir (Dilan Ögüz Canan, § 46). Anılan

kural ile Kanun'a aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerini düzenleyenlere,

bunlara katılanlara veya bunları yönetenlere ceza verilmesi öngörülmüştür. 2911

sayılı Kanun'un "Kanuna aykırı toplantı

ve gösteri yürüyüşleri" kenar başlıklı 23. maddesinde uzun bir

liste hâlinde toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin hangi hâllerde "kanuna

aykırı" olacağı sayılmıştır (bkz. § 22).

64. Bir suça ilişkin kanun maddesinin uygulanma koşullarının

somut olayda bulunup bulunmadığı ve suçun unsurlarının neler olması gerektiği

meselesi Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır. Buna karşın mevcut

başvuruya benzer şekilde bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanların

cezalandırılması ya da ceza tehdidine maruz bırakılması gibi verilen bir ceza

hükmünün anayasal bir hakka müdahale oluşturduğu durumlarda vaki müdahale,

Anayasa Mahkemesinin ilgi alanındadır (Dilan

Ögüz Canan, § 47).

65. Bir kimse sırf bir toplantı ve gösteriye katılmış olması

nedeniyle cezalandırılmışve Anayasa Mahkemesi temel

hak ve özgürlüklere bir müdahalede bulunulduğunu kabul etmiş ise Anayasa

Mahkemesinin bundan sonra denetleyeceği ilk husus yapılan toplantı ve gösteri

yürüyüşü nedeniyle kamu düzeninin bozulup bozulmadığı, bozulma tehlikesinin

ortaya çıkıp çıkmadığı ya da kamu makamlarının bu yöndeki değerlendirmelerinin

gerçeklik değeri taşıyıp taşımadığı olacaktır (Dilan

Ögüz Canan, § 48; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 88).

(b) İlkelerin Olaya

Uygulanması

66. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, çeşitli illerde yürüyüş

düzenleyen milletvekilleri ile belediye başkanı ve yöneticilerden oluşan bir

grubu karşılamak üzere toplanan kalabalıkla birlikte yürüyüşe katılan başvurucu

hakkında üç yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanması suretiyle yapılan

müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığının

belirlenmesidir.

67. Somut olayda göstericiler yolu yaya ve araç trafiğine

kapatarak yürüyüşe geçmişlerdir. Göstericilerparti

binası önünde DTP Eş Başkanı ve İl Başkanı'nın konuşmaları sırasında slogan

atmışlardır. Polis tarafından başvurucunun da içinde bulunduğu gruba

dağılmaları ve yolu trafiğe açmaları konusunda megafonla uyarı yapılmıştır.

Uyarılara rağmen grup, yürüyüşe geçmiştir. Sonrasında grup kendiliğinden ve

olaysız dağılmıştır. Bozma öncesi beraat kararında, ihtara rağmen dağılmayan

gruba zor kullanıldığına, başvurucunun ihtara ve zor kullanmaya rağmen

dağılmayan grup içinde yer aldığına dair kanıt bulunmadığı belirtilmiştir.

68. Somut olayda, önceden usulüne uygun bildirim yapılmaması ve

ihtara rağmen yürüyüşe devam edilmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü

kanuna aykırı hâle dönüşmüştür. Öncelikle Anayasa Mahkemesinin yalnızca usulüne

uygun olarak düzenlenmemiş olan bir toplantının veya gösteri yürüyüşünün

varlığını temel hak ve özgürlüklere müdahale için yeterli kabul edemeyeceği

hatırlanmalıdır (bkz. § 57). Bazı özel nedenlerle bir toplantı veya gösteriye

yapılacak müdahalelerin kamu düzeninin sağlanması için gerekli olduğunun ve

cezaların kamu düzeninin bozulması veya bozulma tehlikesinin ortaya çıkması

sebebiyle verildiğinin veya katılımcıların bu anayasalhaklarını

kullanırlarken sahip oldukları hak ve özgürlüklerin gerektirdiği ödev ve

sorumluluklara uygun davranmadıklarının yetkili mercilerce (polis raporlarında,

iddianamelerde veya derece mahkemelerinin gerekçelerinde) gösterilmesi gerekir

(Dilan Ögüz Canan,

§ 53).

69. İddianame ve Mahkeme kararlarında, gösterinin şiddet

içerdiğine, barışçıl olmaktan çıktığına ve kamu düzeninin bozulduğuna dair

herhangi bir tespit yer almamaktadır.

70. Göstericilerin şiddet eylemlerine karışmadıkları durumlarda,

kamu makamlarının, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına belirli bir

ölçüye kadar müsamaha göstermesi gerekir. Barışçıl bir gösterinin veya basın

açıklamasının ilke olarak cezai yaptırım tehdidine maruz bırakılmaması gerekir

(Dilan Ögüz Canan,

§ 55). Bu çerçevede somut olayda olduğu gibi gösteri yürüyüşünden önce bildirim

yapılmaması ve bazı göstericilerin polise taş fırlatması tek başına gösterinin

bütününü barışçıl olmaktan çıkarmayacaktır. Dolayısıyla idarenin toplantının

kanuna aykırı olduğunu tespit etmesi, barışçıl niteliğini kaybetmemiş ve şiddet

içermeyen toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanlar hakkında kovuşturmanın

ertelenmesi kararı verilmesi şeklindeki müdahaleyi tek başına haklı kılmaz.

71. Somut olayda, ilk derece mahkemesi beraat kararı verdiğinden

Yargıtayın bozma kararı uyarınca kovuşturmanın

ertelenmesi kararı verilerek başvurucunun hakkına müdahalede bulunulmuştur.

Yargıtay; toplantı ve gösteri yürüyüşünün barışçıl olup olmadığını, eylem

nedeniyle toplumsal hayatın etkilenip etkilenmediğini, kamu düzenin bozulup

bozulmadığı hususları ile derhâl beraat kararı verilmesinin şartlarını

değerlendirmeksizin salt 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmiş olması nedeniyle

bozma kararı vermiştir. Dolayısıyla Yargıtayın bozma

kararı ve bu karara uymak suretiyle ilk derece mahkemesi tarafından verilen

kovuşturmanın ertelenmesi kararının gerekçesinin müdahale için ilgili ve

yeterli olduğu söylenemez.

72. Öte yandan kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesi

nedeniyle başvurucu üç yıl denetim altına alınmıştır. Barışçıl bir gösteri

nedeniyle cezai yaptırım tehdidi altında bulunma sonucunu doğuran erteleme

kararının, kural olarak meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen

önlemler ile barışçıl toplanma hakkı arasındaki dengeyi sağladığı söylenemez.

Başvurucu hakkında verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararının, başvurucunun

tekrar bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılıp mahkûm olması durumunda, ceza

yargılamasının devam etmesi ve yargılama sonucunda başvurucunun ceza alması

ihtimali bulunmaktadır. Dolayısıyla başvurucu katıldığı bir barışçıl gösteri

nedeniyle üç yıl boyunca bir ceza tehdidine maruz kalacak ve bundan sonra herhangi

bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılıp katılmama yönünde kovuşturmanın

ertelenmesi kararının caydırıcı bir etkisi olacaktır.

73. Sonuç olarak mevcut başvuruda, Anayasa'nın 34. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli

görülen önlemler ile başvurucunun aynı maddenin birinci fıkrası kapsamındaki

hakları arasında adil bir denge sağlanamamıştır. Kovuşturmanın ertelenmesi

kararı verilerek başvurucunun üç yıl denetimli serbestlik altına alınmasının,

Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeni meşru

amacının sağlanması için gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

74. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 34.

maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

M. Emin KUZ ve Recai AKYEL bu görüşe katılmamışlardır.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

75. Başvurucu toplamda 5 yıl 8 ay süren yargılama nedeniyle

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

76. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

77. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

78. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

79. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 6 yıllık yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

80. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

81. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

82. Başvurucu 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

83. Başvuruda, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme ve makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

84. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

Batman 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

85. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme ve makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edilmesi nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 8.775 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

86. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. 1. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE M. Emin KUZ ve Recai AKYEL'in karşıoyları ve

OYÇOKLUĞUYLA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE OYBİRLİĞİYLE,

C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Batman 2. Asliye Ceza Mahkemesine (E. 2014/365, K. 2014/449) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 8.775 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/4/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucunun hakkında açılan kamu davasında kovuşturmanın

ertelenmesi kararı verilmesi sebebiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Somut olayda, başvurucu hakkında kanuna aykırı toplantı ve

gösteri yürüyüşüne katılma suçundan kamu davası açılmış ve beraat kararı

verilmiştir. Bu kararın savcılık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde beraat

hükmünün onanması talep edilmiş; ancak Yargıtay, 6352 sayılı Kanunun yürürlüğe

girmesi üzerine Kanunun geçici 1. maddesine göre kovuşturmanın ertelenmesine

karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuş ve ilk derece mahkemesi

bozma kararına uyarak kovuşturmanın ertelenmesine karar vermiştir.

Çoğunluğun kararında, ilk derece mahkemesi beraat kararı

verdiğinden Yargıtayın bozma kararı uyarınca

kovuşturmanın ertelenmesine karar verilerek başvurucunun hakkına müdahalede

bulunulduğu; Yargıtayın derhal beraat kararı

verilmesinin şartlarını değerlendirmeksizin salt 6352 sayılı Kanunun yürürlüğe

girmiş olması nedeniyle verdiği bozma kararının ve bu karara uyan ilk derece

mahkemesince verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararının gerekçesinin müdahale

için ilgili ve yeterli olmadığı belirtilmektedir (§ 71).

Kararda ayrıca, kovuşturmanın ertelenmesi kararı sebebiyle

başvurucunun üç yıl denetim altına alınmasının, bu süre içinde tekrar bir

toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılıp mahkûm olması hâlinde ertelenen

kovuşturmaya devam edilerek ceza alması ihtimalinden dolayı ceza tehdidine

maruz kalmasına yol açacağı, bunun da mezkûr hakkın kullanılmasında caydırıcı

bir etkisinin olacağı belirtilerek Anayasanın 34. maddesinin ikinci fıkrasında

öngörülen meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile

başvurucunun aynı maddenin birinci fıkrası kapsamındaki barışçıl toplanma hakkı

arasında adil bir denge sağlanamadığı ve erteleme kararının kamu düzeni meşru

amacının sağlanması için gerekli olmadığı ifade edilmektedir (§§ 72-73).

İrfan Sancı kararının karşıoy

gerekçesinde de belirtildiği üzere, Mahkememiz benzer bireysel başvurularda

daha önce ihlal kararları vermişse de söz konusu kararların çoğu, ilk derece

mahkemelerinin verdiği mahkûmiyet kararlarının temyiz incelemesi sırasında 6352

sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi sebebiyle verilen kovuşturmanın ertelenmesi

kararları üzerine yapılan başvurularda ve ilk derece mahkemelerinin mahkûmiyet

kararlarındaki değerlendirmeler üzerinden inceleme yapılarak verilmiştir (bkz.

B. No: 2014/20168, 26/10/2017 tarihli karara ilişkin karşıoy

gerekçesi).

İlk derece mahkemelerinin kovuşturmanın ertelenmesi

kararlarından önce verdikleri, ancak temyiz aşamasında 6352 sayılı Kanunun

yürürlüğe girmesi sebebiyle kovuşturma ertelendiği için kesinleşmeyen

mahkûmiyet kararları sebebiyle söz konusu üç yıllık denetim süresi boyunca

cezaî yaptırım tehdidi altında bulunan başvurucuların temel haklarının ihlal

edildiği sonucuna varılması mümkün olmakla birlikte, bu kabulün kovuşturmanın

ertelenmesi kararından önce verilen beraat kararları bakımından isabetli

olmadığı düşünülmektedir.

6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında, fıkrada sayılan ve 31/12/2011 tarihine kadar işlenen suçlardan

dolayı kovuşturma safhasında kovuşturmanın ertelenmesine karar verileceği; (2)

numaralı fıkrasında da, hakkında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen

kişinin, bu kararın verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkra

kapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde düşme kararı verileceği, bu

süre içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlemesi ve bu yeni

suçtan kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olması hâlinde ise ertelenen

kovuşturmaya devam olunacağı hükme bağlanmaktadır.

Ceza Muhakemesi Kanununa göre kovuşturmanın, hükmün

kesinleşmesine kadar olan tüm süreci ifade etmesi sebebiyle, 6352 sayılı

Kanunun geçici 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre ertelenmesine karar verilmesi

ve (2) numaralı fıkrasında öngörülen şartların gerçekleşmesinden dolayı

kovuşturmaya devam olunması hâlinde, kovuşturmaya, ilk derece mahkemesinin

verdiği kararın, somut olayda beraat kararının temyiz incelemesi ile devam

edilecektir. Başka bir anlatımla, 6352 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden

önce beraat kararı verilen ve temyiz safhasında kovuşturmanın ertelenmesine

karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilen bütün dosyalarda olduğu

gibi somut başvuruya konu dava bakımından da başvurucunun mezkûr temel hak

yönünden durumu, kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmeden önceki durumundan

farklı değildir.

6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin birinci fıkrası hükmü,

bu fıkrada belirtilen şartları taşıyan suçlardan dolayı kovuşturmanın ertelenmesi

kararı verilmesi veya kovuşturmaya devam edilmesi (mesela derhal beraat kararı

verilmesi ya da beraat yahut mahkûmiyet kararının onanması veya beraat

kararının bozularak mahkûmiyet kararı verilmesi) bakımından derece

mahkemelerine takdir yetkisi tanımadığından, incelenen başvuruda Yargıtayın bozma kararı ve ilk derece mahkemesinin bu

karara uymak suretiyle kovuşturmanın ertelenmesi kararı vermesinde zorunluluk

bulunduğu ve her iki mahkeme kararının gerekçesinin de ilgili ve yeterli olduğu

düşüncesiyle çoğunluğun görüşüne (§ 71) katılmadığımız gibi, kovuşturmanın

ertelenmesi kararından önce ilk derece mahkemesince beraat kararı verilmiş

olduğundan, başvurucunun üç yıllık denetim süresi boyunca ceza yaptırımı

tehdidi altında kaldığı tespitine de (§§ 72-73) katılmıyoruz.

Bu sebeplerle başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının ihlal edildiği yönündeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Yücel ARSLAN

Başvurucu

:

Ömer Faruk

AKYÜZ

Vekili

:

Av. Erkan

ŞENSES

Üye

M. Emin KUZ

Üye Recai AKYEL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/9247, 4 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Toplantı ve Gösteri
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Yargıtayın
  12. B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §§ 69-79; Ali
  13. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel
  14. B. Makul Sürede
  15. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. B. No: 2014/20168, 26/10/2017 tarihli karara ilişkin karşıoy
  20. Yıldırım
  21. Akıncı
  22. Topal
  23. M. Emin KUZ
  24. Akyüz
  25. Şenses
  26. M. Emin KUZ
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/9247
Tarih
4 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • İbrahim Bilmez Başvurusu (B. No: 2014/2385)
  • Metin Evecen Başvurusu (B. No: 2017/744)
  • Ali Asker Yurtsever Başvurusu (B. No: 2014/15978)
  • Metin Yamalak Başvurusu (B. No: 2015/7131)
  • H.ç. Başvurusu (B. No: 2015/6867)
  • Ömer Akdağ Başvurusu (B. No: 2014/13265)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.