İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ömer Fettahoğlu Başvurusu (B. No: 2016/6803)

1. Başvuru, taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisinin deniz

Başvuru No2016/6803Tarih28 Kasım 2019Okuma13 dk · 2.689 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ömer Fettahoğlu Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/6803
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.689 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisinin deniz

tarafında bırakılması nedeniyle mülkiyet hakkının; bunun üzerine açılan davanın

husumet yönünden reddedilmesi nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/4/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1948 yılında doğmuş olup Antalya ilinde ikamet

etmektedir.

9. Başvurucu Antalya ili Manavgat ilçesi Gündoğdu beldesinde

bulunan 60.000 m2 yüz ölçümlü 508 parsel sayılı taşınmazı

16/2/1978 tarihinde satın almıştır.

10. 508 parsel sayılı taşınmaz 18/8/1983 tarihinde ifraz görmüş

ve 30.020 m2lik kısmı 1131 parsel ve 29.980 m2lik kısmı ise 1132 parsel

numaralarını almıştır.

11. Başvurucu 1131 parsel sayılı taşınmazı 22/8/1983 tarihinde

ve 1132 parsel sayılı taşınmazı da 10/5/1984 tarihinde üçüncü kişilere satış

yoluyla devretmiştir.

12. Başvurucu 9/12/2010 tarihinde Antalya Valiliğine (Valilik)

başvurarak 508 sayılı parselin 10/5/1982 tarihinde onaylanan kıyı kenar çizgisi

içinde ne kadar kısmının kaldığının bildirilmesini istemiştir. Valilik

tarafından verilen 5/1/2011 tarihli cevapta 1/1000 ölçekli ve 10/5/1982 tarihli

paftada parselin yaklaşık 3.225.74 m2lik kısmının kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında (kıyı

bandında) kaldığı belirtilmiştir. Ekinde sunulan krokide kıyı kenar çizgisi

sınırının 23/11/1983 tarihinde onaylandığı anlaşılmaktadır.

13. Başvurucu 11/1/2011 tarihinde Manavgat Malmüdürlüğüne

başvurarak 508 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması

nedeniyle el atılan kısmı için eş değer taşınmaz verilmesini veya taşınmazın

bedelinin ödenmesini istemiştir. Malmüdürlüğünce

verilen 16/2/2011 tarihli cevap yazısında; kıyıların özel mülke konu

olamayacağı, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceği ve bu

nedenle yapılacak bir işlem olmadığı bildirilmiştir.

14. Başvurucu 7/5/2012 tarihinde yeniden Valiliğe başvurmuştur.

Bu başvuruda, 508 parsel sayılı taşınmazın 4.000 m2sinin kıyı kenar çizgisi içinde

kaldığını ve bu kısma kamulaştırma yapılmaksızın el konulduğunu belirterek arsa

bedelinin ödenmesini istemiştir. Valiliğin talebine istinaden Çevre ve

Şehircilik Bakanlığınca verilen 26/6/2012 tarihli cevap yazısında, kıyıların

devletin hüküm ve tasarrufu altında oldukları, kıyıda kalan özel mülkiyete tabi

taşınmazlar hakkında tapu iptali tescil davası açılarak devletin hüküm ve

tasarrufu altına alınmaya yönelik işlemler yapıldığı ve tapu iptalinden dolayı

taşınmaz sahibinin tazminat talebinde bulunabileceği belirtilmiştir.

15. Başvurucu 10/5/2011 tarihinde Maliye Hazinesi aleyhinde

Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmış ve kamulaştırmasız

el atma nedeniyle tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkeme 15/2/2012 tarihinde

davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesi özetle şu şekildedir:

i. Mahkeme kamulaştırmasız el atma ile ilgili Yargıtay

içtihatlarına atıf yapmıştır. Mahkemeye göre olayda davalı idarenin

başvurucunun malını elinden alması söz konusu olmadığı gibi bir el koyma eylemi

de bulunmamaktadır. Mahkeme dava konusu parselden kıyı kenar çizgisinin

geçirilmesinin ve onanmış hali hazır haritasına işlenmesinin idari bir karar

olduğunu ve kamulaştırmasız el atmanın gerçekleşmediğini belirtmiştir.

16. Temyiz edilen karar Yargıtay 5. Hukuk Dairesince (Daire)

20/11/2012 tarihinde değişik gerekçeyle onanmıştır. Dairenin onama kararı

özetle şu şekildedir:

i. Başvurucu 60.000 m2lik taşınmazın tamamına 16/2/1978 tarihinde sahip

olmuştur. Taşınmaz 30.020 m2 yüz ölçüm ile 1131

parsel ve 29.980 m2 yüz ölçüm ile 1132 parsellere ifraz görmüştür.

Başvurucunun hiçbir alan kaybı olmadan bu şekilde taşınmazlarını 3. şahıslara

sattığı anlaşılmıştır.

ii. Kamulaştırmasız el atma davası açabilmesi için ise el

atıldığı ileri sürülen taşınmazın tapu maliki olunması veya mülkiyetinin

başvurucuya ait olduğuna ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı bulunması gerekir.

iii. Bu nedenle taşınmazın üçüncü şahıslara satışlarından sonra

taşınmazların bir kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle

açtığı davada başvurucunun aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle

sonucu itibarıyla davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik

görülmemiştir.

17. Yapılan karar düzeltme istemi Daire tarafından 23/9/2013

tarihinde reddedilmiştir. Nihai karar 6/4/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 6/4/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Mevzuat Hükümleri

19. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "Sahipsiz yerler ve yararı kamuya ait

mallar" kenar başlıklı 715. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait

mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.

Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular

ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve

bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde

özel mülkiyete konu olamaz.

Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların

kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun

hükümlerine tâbidir."

20. 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun ''Tanımlar'' kenar başlıklı 4. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanunda geçen deyimlerden;

Kıyı çizgisi:Deniz,

tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya

değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgiyi,

Kıyı Kenar çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl

ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin

oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri

alanların doğal sınırını,

Kıyı: Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi

arasındaki alanı,

...

ifade eder."

21.3621 sayılı Kanun'un''Genel esaslar'' kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"Kıyılar ile ilgili genel esaslar aşağıda

belirtilmiştir:

Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu

altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır,

Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada

öncelikle kamu yararı gözetilir.

Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama

yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur.

Kıyı kenar çizgisinin tespit edilmediği

bölgelerde talep vukuunda, talep tarihini takip eden üç ay içinde kıyı kenar

çizgisinin tespiti zorunludur.

Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Sahil şeritlerinde

yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir.

Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Yaklaşma mesafesi ve

kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme,

seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere

düzenlenebilir.

Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Sahil şeritlerinin

derinliği, 4 üncü maddede belirtilen mesa-feden az olmamak üzere, sahil şeridindeki ve sahil

şeridi gerisindeki kullanımlar ve doğal eşikler de dikkate alınarak belirlenir.

Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Taşıt yolları, sahil

şeridinin kara yönünde yapı yaklaşma sınırı gerisinde kalan alanda

düzenlenebilir.

Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Sahil şeridinde

yapılacak yapıların kullanım amacına bağlı olarak yapım koşulları yönetmelikte

belirlenir."

22. 3621 sayılı Kanun'un ''Kıyı

kenar çizgisinin tespiti'' kenar başlıklı 9. maddesinin ilgili

bölümleri şöyledir:

" Kıyı kenar çizgisi, valiliklerce, kamu

görevlilerinden oluşturulacak en az 5 kişilik bir komisyonca tespit edilir.

...

Komisyonca tespit edilip valiliğin uygun

görüşü ile birlikte gönderilen kıyı kenar çizgisi, Çevre ve Şehircilik

Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe girer.

..."

2. Yargıtay İçtihadı

23. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/4/2017 tarihli ve

E.2007/5-233, K.2007/221 sayılı kararının ilgili kısımları şu şekildedir:

"...

Öncelikle belirtilmelidir ki, bir davada taraf

sıfatı, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki

ilişkidir. Dolayısıyla davacı sıfatı (aktif husumet) dava konusu hakkın

sahibine; davalı sıfatı (pasif husumet) o hakka uymakla yükümlü olan kişiye

aittir.

Bu noktada, mahkemenin taraflar arasında dava

konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada

gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir.

Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler,

taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile,

taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın

esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten)

reddedilir.

Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku

sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk

sorunudur. Bu nedenle taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken

kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil,

yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de

kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.

...

Bu noktada, mal sahibi el atmanın önlenmesi

veya bedel davası açmaktaki seçimlik hakkını dava açarken kullanabileceği gibi,

el atmanın önlenmesi davası açtıktan sonra da davasını bedel davasına

dönüştürebilir (Ali Arcak, Kamulaştırmasız El koyma ve Yeni Hükümler, Ankara

1987, s:40).

Türleri gösterilen davalardan hangisi olursa olsun, ister, el atmanın önlenmesi, ister bedel davası

açılsın; dava açmanın ilk şartı, o yerin tapu ile maliki veya mirasçısı

olmaktır.

...''

B. Uluslararası Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

25. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,...

bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini istemek hakkına

sahiptir..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu; taşınmazının bir bölümünün kıyı kenar çizgisi

içerisine alınmasına ilişkin kararın 23/11/1983 tarihinde yetkili makamlarca

onaylandığını ve taşınmazın bu miktardaki tapusunun ifrazen

iptal edildiğini ileri sürmektedir. Başvurucu, taşınmazına kamulaştırmasız

olarak el atılması nedeniyle açtığı tazminat davasının aktif husumet ehliyeti

bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkı

kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

28.Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

30. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız

hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

31. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkili

bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada

açık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukuki

ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve

Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenle

mahkemelerin, usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar

getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunla

öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı

esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

32. Somut olayda başvurucu tarafından 508 parsel sayılı 60.000 m2 yüz ölçümlü taşınmazın 1978 yılında satın

alındığı ve taşınmazın 18/8/1983 tarihinde ifraz görerek 30.020 m2lik kısmının 1131 parsel ve 29.980 m2lik kısmının ise 1132 parsel

numaralarını aldığı anlaşılmaktadır. Başvurucu 1131 parsel sayılı taşınmazı

22/8/1983 tarihinde ve 1132 parsel sayılı taşınmazı da 10/5/1984 tarihinde

üçüncü kişilere satış yoluyla devretmiştir.

33. Başvurucu, 2010 yılı sonrasında ise Malmüdürlüğüne

başvurarak taşınmazının kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle el atılan

kısmı için eş değer taşınmaz verilmesini veya taşınmazın bedelinin ödenmesini

istemiştir. Talebi reddedilen başvurucu, kamulaştırmasız el atma nedeniyle

tazminat ödenmesi istemiyle dava açmıştır. Daire başvurucunun aktif husumeti

bulunmadığı gerekçesine yer vermiş ve ilk derece mahkemesince verilen ret

kararını değişik gerekçeyle onamıştır.

34. Başvurucuya göre taşınmazının 3750 m2lik kısmının kıyı kenar çizgisi

içerisine alınmasına yönelik kararın yetkili makamlarca onaylandığı 23/11/1983

tarihinde taşınmazın mülkiyeti elinden çıkmış ve bu kısım devletin hukuki ve

fiilî tasarrufu altına girmiştir.

35. Daireye göre ise başvurucu 16/2/1978 tarihinde sahip olduğu

ve daha sonra 1131 ve 1132 parsellere ifraz gören taşınmazını hiçbir alan kaybı

olmadan üçüncü şahıslara satış yoluyla devretmiştir. Daire, taşınmazı

devretmekle taşınmaz üzerinde malik sıfatı kalmayan başvurucunun davada aktif

husumet ehliyeti bulunmadığına işaret etmiştir.

36. Bu durumda taşınmazları hiçbir alan kısıtlamasına tabi

olmadan devretmekle malik sıfatı kalmayan başvurucunun dava açma yönünden aktif

husumet ehliyetinin bulunmadığına yönelik Daire tespitinde bariz takdir hatası

ve açık bir keyfilik bulunmadığı görülmektedir. Buna göre başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

38. Başvurucu; taşınmazının bir bölümünün kıyı kenar çizgisi

içerisine alınmasına ilişkin kararın yetkili makamlarca onaylandığı 23/11/1983

tarihinden sonra taşınmazın mülkiyetinin elinden çıktığını ve bu kısmın

devletin hukuki ve fiilî tasarrufu altına girdiğini iddia etmiştir. Başvurucu,

taşınmazın bu miktardaki tapusunun ifrazen iptal

edildiğini ileri sürmüştür. Sonuç olarak başvurucu, taşınmazına kamulaştırmasız

olarak el atılması nedeniyle açtığı tazminat davasının aktif husumet ehliyeti

bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini ve taşınmazının bedelinin ödenmediğini

belirterek eşitlik ilkesi ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

40. Başvurucu, eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Bu iddianın ciddiye alınabilmesi için başvurucunun kendisi ile

benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele

arasında bir farklılığın bulunduğunu ve bu farklılığın meşru bir temeli

olmaksızın sırf ırk, renk, cinsiyet, din, dil, cinsel yönelim vb. ayrımcı bir

nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekmektedir. Somut olayda

başvurucunun bu yöndeki iddialarını temellendirecek somut bulgu ve kanıtları

ortaya koyamadığı anlaşılmaktadır.

41. Başvurucunun şikâyetlerinin özü, taşınmazının bir kısmının

bedeli ödenmeksizin kıyı kenar çizgisi içerisine alınmasına ilişkin olduğundan

başvurunun mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

42. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."

43. 6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasına

göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç

temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar başvuruya

konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden

ya da ihmalinden dolayı başvurucunun güncel

bir hakkının ihlal edilmesi, bu ihlalden dolayı kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması ve bunların

sonucunda başvurucunun kendisinin mağdur olduğunu ileri sürmesidir (Fetih Ahmet Özer, B. No: 2013/6179,

20/3/2014, § 24).

44. Bireysel başvuruda, bir başvurunun kabul edilebilmesi için

başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlalden

doğrudan etkilendiğini yani mağdur olduğunu göstermesi veya mağdur olduğu

konusunda Anayasa Mahkemesini ikna etmesi gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu

zannı veya şüphesi mağdurluk statüsünün varlığı için yeterli değildir (Ayşe Hülya Potur, B. No: 2013/8479,

6/2/2014, § 24).

45. Öte yandan bireysel başvuru yolunu işletebilecekler esas

itibarıyla doğrudan mağdur sıfatını taşıyan kişiler olmakla birlikte somut

olayın koşullarına ve ihlal edilen hakkın niteliğine göre doğrudan mağdur ile

arasında kişisel ve özel bir bağ bulunan, dolayısıyla da Anayasa ve

Sözleşme'nin ihlalinden olumsuz olarak etkilenmiş veya ihlalin sona ermesinden

meşru ve kişisel bir menfaati bulunan kimseler de dolaylı mağdur sıfatıyla bireysel başvuruda

bulunabileceklerdir (Gürkan Kaçar ve

diğerleri, B. No: 2014/11855, 13/9/2017, § 56).

46. Somut olayda başvurucu 1978 yılında satın aldığı taşınmazı

hiçbir alan kısıtlamasına tabi olmadan ifraz edilmesi sonucunda 22/8/1983 ve

10/5/1984 tarihlerinde satış yoluyla devretmiştir.

47. Başvurucu tarafından açılan dava aktif husumet ehliyeti

bulunmadığından reddedilmiştir. Başvurucuya göre taşınmazının kıyı kenar

çizgisi içerisine alınan kısmının mülkiyeti 23/11/1983 tarihinde elinden çıkmış

ve bu kısım devletin hukuki ve fiilî tasarrufu altına girmiştir. Ayrıca

başvurucu, başvuru formunda taşınmazın bu miktardaki tapusunun ifrazen iptal edildiğini de iddia etmektedir.

48. Başvuru dosyası ekinde yer alan belgelerden kıyı kenar

çizgisinin 23/11/1983 tarihinde onaylandığı ancak kıyı kenar çizgisi içerisinde

kalan kısmın tapusunun ifrazen iptal edilmediği

görülmektedir. Başvurucu, kıyı kenar çizgisinin 23/11/1983 tarihinde

onaylanması işlemine karşı dava da açmamıştır. Ayrıca başvurucunun kıyı kenar

çizgisi içerisinde kalan kısmın fiilen kullanılamadığına ilişkin bir iddiası

bulunmamaktadır. Kaldı ki başvurucunun taşınmazları hiçbir alan kısıtlamasına

tabi olmadan satış yoluyla devrettiği Yargıtay Dairesi tarafından da tespit

edilmiştir. Bu nedenle hiçbir alan kısıtlamasına tabi olmadan üçüncü kişilere

satılarak bedelleri tahsil edilen taşınmazlar üzerinde başvurucunun bir

hakkının dolayısıyla mağdur sıfatının bulunmadığı açıktır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Olcay ÖZCAN

Başvurucu

:

Ömer

FETTAHOĞLU

Vekili

:

Av. Durmuş

ÖZDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/6803, 28 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mahkemeye Erişim
  11. B. Mülkiyet Hakkının
  12. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Gökcan
  15. Hakyemez
  16. Menteş
  17. Fettahoğlu
  18. Özdemir
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/6803
Tarih
28 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Tahsin Kandamar Başvurusu (B. No: 2016/213)
  • Edaviye Türker ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/2625)
  • Ekrem Çavdar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/69656)
  • Abdullah Süngü Başvurusu (B. No: 2016/7039)
  • Gürkan Demirtaş Başvurusu (B. No: 2016/12475)
  • Niyazi Birol Başvurusu (B. No: 2016/782)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.