İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ömür Çağdaş Ersoy Başvurusu (B. No: 2015/11715)

1. Başvuru, Başbakan'a yönelik sözler nedeniyle verilen adli

Başvuru No2015/11715Tarih12 Aralık 2018Okuma15 dk · 3.062 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ömür Çağdaş Ersoy Başvurusu

Karar tarihi
12 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/11715
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.062 kelime·15 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Başbakan'a yönelik sözler nedeniyle verilen adli

para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ifade

özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. 1990 doğumlu olan başvurucu olay tarihinde üniversite

öğrencisidir. 18/12/2012 tarihinde başvurucunun da aralarında bulunduğu bazı

kişiler, Göktürk-2 uydusunun uzaya fırlatılması nedeniyle Ortadoğu Teknik

Üniversitesi (ODTÜ) Yerleşkesi’nde düzenlenen törene

ilgili dönemde başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımını protesto etmek

istemiştir. Anılan kişilerle güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmıştır.

8. Protesto olayları ile ilgili olarak gözaltına alınan

şahısların 22/12/2012 günü Ankara Adliyesine sevk edilmesi sırasında

şüphelilere destek vermek amacıyla Ankara Adliyesi civarında toplanan grup

adına başvurucu bir açıklama yapmıştır. Açıklamanın başvuru konusu olayla

ilgili kısmı şu şekildedir:

"Arkadaşlar bugün arkadaşlarımızın

düzmece bir operasyonla alınışı zafere sonuçlanmıştır ama bu geçici bir

zaferdir. Bu kavga Tayyip Erdoğan'ın zapt edilecek bir kale olarak bellediği

ODTÜ'de tokat yemesi ve bunun karşılığında intikam hırsıyla kudurmuş bir köpek

gibi öğrencilere saldırmasına karşı atılmış ikinci bir tokattır. Bugün burada

mücadelemizin meşruluğu ve haklılığı sayesinde ve tüm toplum nezdinde şu an

birazdan aramıza gelecek arkadaşlarımızın verdiği kavganın haklı olması meşru

olması sayesinde arkadaşlarımızı almış bulunuyoruz. Ama burada bir kere daha

haykırmak gerekiyor ki üniversitelerde mücadelede bu ülkede mücadele kavga

bitmemiştir. Daha yeni başlamıştır. ODTÜ'de yakılan ateşin etrafa sıçradığı

müddetçe bu kavga büyümeye ve AKP diktatörlüğünü ve uyduruk padişahlığı bu

ülkeden silip atmaya, üniversiteleri yeniden gençliğin geleceğini yeniden

kurmanın fitilini ateşlemenin ilk adımını attığımız bu günlerde mücadele

kararlılığıyla zafer sarhoşluğuna düşmeden ve saldırılann

devam etmesini öngörerek mücadelemizi büyüterek devam etme iradesiyle ayrılmak

zorundayız."

9. İlgili dönemdeki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ODTÜ'de

yaşanan olaylarla ilgili aşağıdaki açıklamaları yapmıştır.

25/12/2012 tarihli açıklama

"Demokrasilerde eleştirilerin olmasının

en doğal hali olduğunu o programda da ifade ettim. Fakat eleştiri hiçbir zaman

gücünü şiddetten almamalıdır. Eğer şiddetten alıyorsa onu savunan kim olursa

olsun ben bir başbakan olarak onun karşısına dikilirim. Bu bir rektör

akademisyen kim olursa olsun. Bir rektör elinde demir bilyeleri polisine atmayı

öğretmez. Aynı şekilde okulun içinde araba lastiklerini yakmayı da gerektirmez.

Sırtlarındaki çantayla molotofla terör estiremez. Bir

öğrenci üniversiteyi terör alanına çeviriyorsa ve farklı üniversiteden

gelenlerle böyle bir eylemi gerçekleştiriyorsa kimse bunu bir protesto olarak

değerlendiremez. Bunu söyleyenler bana göre o mesleğe bıraksınlar ve şiddetten

güç alan birileri olarak meydana çıksınlar. Akademisyenler bu ülkeyle neler

katabileceğini anlatsın. Yoksa sapan demir bilye ile oraya gel lastikleri yak, molotoflarla saldır, sonra güvenlik güçlerinin orada

durusundan rahatsız ol. Güvenlik güçlerimiz görevlerini yapmıştır. Bende

güvenlik güçlerimi başarılarından dolayı kutluyorum, tesekkür

ediyorum. Öğretmenleri akademisyenleri de kınıyorum."

27/12/2012 tarihli açıklama

Ben bu eylemlere karışan öğrenciler ya da

sözde öğrenciler konusunda onların sırtını sıvazlayan hocalar, üniversite

yönetimleri konusunda söyleyeceklerimi çeşitli vesilelerle söyledim. Ancak

burada üzerinde hassasiyetle durulması gereken başka bir konu var. 10 gündür

işte o medya kuruluşları şiddet uygulayan bu göstericilerin sırtını

sıvazlıyorlar, 10 gündür sosyal medyada, televizyon ekranlarında, gazete

sayfalarında bunların avukatlığı yapılıyor. 10 gündür bu şiddet içerikli

gösteri adeta kutsanıyor...

Sadece olayda demir leblebi atmak yok.

Sırtlarda, çantaların içinde kilit taşları, bunun yanında molotoflar,

o da geç bir taraftan da kampüsün içinde otomobil lastikleri yakılıyor. Bu

üniversitenin kampüsünün içerisinde otomobil lastikleri yakılıyor. Şimdi ben

merak ediyorum; bu okulun yönetimi, akademisyenleri, bu öğrencilere bu işi mi

öğrettiler? Nasıl sapan kullanılır, hangi cins kullanılır? Veya araba

lastikleri ne zaman, hangi ortamda, nasıl yakılır? Veya molotof

nasıl yapılır, kimlere nasıl atılır? Bu mu öğretildi bunlara? Biz de öğrencilik

yaptık, biz kimsenin burnunu kanatmadık. Öyle yetiştik, geldik"

10. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun açıklamasında

geçen "Bu kavga Tayyip Erdoğan'ın zapt

edilecek bir kale olarak bellediği ODTÜ'de tokat yemesi ve bunun karşılığında

intikam hırsıyla kudurmuş bir köpek gibi öğrencilere saldırmasına karşın

atılmış ikinci bir tokattır." şeklindeki sözlere karşı kamu

görevlisine görevinden dolayı hakaret suçlamasıyla iddianame düzenlemiştir. Yargılamayı

yapan Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi başvurucunun 7.080 TL adli para

cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

(HAGB) karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"... sanığın ... 'Bu kavga

Tayyip Erdoğan'ın zapt edilecek bir kale olarak bellediği ODTÜ'de tokat yemesi

ve bunun karşılığında intikam hırsıyla kudurmuş bir köpek gibi öğrencilere

saldırmasına karşın atılmış ikinci bir tokattır' şeklinde beyanda bulunduğu,

dosyada mevcut tüm tutanak ve belgelerden ve savunmadan anlaşılmış olmakla;

sanığın sübut bulan suç tarihinde kamu görevi yapan görevli Başbakan'a

görevinden dolayı hakaret suçunu işleyiş biçimi, sanığın güttüğü amaç ve saiki dikkate alınmış, ...adli para cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ancak sanığın yeniden suç işlemeyeceği

hususunda mahkememizce olumlu kanaate varıldığı anlaşılmakla, sanığın 5 yıl

süre ile denetim süresine tabi tutulmasına ve hakkında verilen hükmün

açıklanmasının geriye bırakılmasına yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurma

gereği hasıl olmuştur..."

11. Başvurucunun anılan karara itirazı 22/5/2015 tarihinde

reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 9/6/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu 8/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Hakaret" kenar başlıklı 125.

maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkralarışöyledir:

"(1)

Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir

fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve

saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası

ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için

fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

...

(3)

Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

...

İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir

yıldan az olamaz."

B. Uluslararası Hukuk

14. İlgili uluslararası hukuk kaynaklarının derli toplu

verildiği bir karar için Kemal Kılıçdaroğlu (B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §§

29-35) kararına bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 12/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu;

i. Öğrencilerin Başbakan'ın ODTÜ'ye gelmesi sebebiyle yapmış

olduğu protestolara polisin çok sert bir şekilde müdahale etmesi üzerine

olayların vahameti nedeniyle başvuruya konu sözleri söylediğini,

ii. Başbakan'ın olaylardan sonra yaptığı açıklamalarda protesto

eden öğrencileri terör eylemleri gerçekleştirmekle suçlarken arkasında birçok

yaralı bırakan güvenlik güçlerini tebrik ettiğini, sözlerini Başbakan'ın

açıklamalarına karşı sarf ettiğini,

iii. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları uyarınca

siyasetçilerin eleştirilere karşı hoşgörülü olması gerektiğini,

iv. Türk Dil Kurumunun sözlüğünde kudurmak kelimesinin mecazi

anlamının "aşırı davranışlarda

bulunmak, taşkınlık göstermek" olarak ifade edildiğini, bu bağlamda

"kudurmuş bir köpek gibi"

ifadesiyle asıl amacının Başbakan'ın aşırı davranışlarını ve ifadelerini

betimlemek olduğunu belirtmiş ve bütün bu nedenlerle ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya

başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…”

1. Müdahalenin Varlığı

18. Başvuru konusu olayda başvurucunun Başbakan'a yönelik

sözleri nedeniyle adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin HAGB kararı verilmiştir.

Bu kapsamda söz konusu mahkeme kararı ile başvurucunun ifade özgürlüğüne

yönelik bir müdahale yapılmıştır.

2. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

19. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

20. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

a. Kanunilik

21. 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

b. Meşru Amaç

22. Başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin

kararın başkalarının şöhret veya haklarının

korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç

taşıdığı sonucuna varılmıştır.

c. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

i. Genel İlkeler

(1)

Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

23.Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleri ifadesinden

ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır. İfade özgürlüğü

kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi,

düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya

başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü

araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi

gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu

çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.

Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin

barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi

açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(2)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun

Olması

24. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme,

sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç

arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz.

Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde "demokratik

toplum düzeninin gereklerineaykırı olmama"

ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama"

biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir

bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Bekir Coşkun, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; AYM,

E.2018/69, K.2018/47, 31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017,

§ 18).

25. İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve

istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya

elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem

olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veyaulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır

olan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı

söylenemeyecektir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet

Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan,

§ 51).

26. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirlerini

ifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıp

sağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkı

ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında

olayın şartları içinde bir denge kurmaktır (Bekir

Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan

Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58,

61, 66).

27. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına

işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengeninkurulmasına

işaret etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine

terazinin diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin

menfaatine nazaran açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde

orantılılık ilkesi yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü

kullanan organların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken

ifade özgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan

korunması gereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici

mekanizmaların varlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (bazı

farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57;

Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50;

Hakan Yiğit, §§ 59, 68).

28. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya dazorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(3) Başkalarının

Şöhret veya Haklarının Korunması

29. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade

özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünü

kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarının

şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel

kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17.

maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), B.

No: 2013/5574, 30/6/2014, § 44). Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî

olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür

(Nilgün Halloran, B.

No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123,

2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, §

45; Önder Balıkçı, B. No:

2014/6009, 15/2/2017, § 44).

30. Buna ilave olarak Anayasa Mahkemesi siyasetçilerin,

kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri

işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve

bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zaman

vurgulamıştır(siyasetçilerle ilgili olarak bkz. Ergün Poyraz (2) [GK], B.

No: 2013/8503, 27/10/2015, § 58; kamusal yetki kullanan görevlilerle ilgili

olarak bkz. Nilgün Halloran,

§ 45; tanınan bir Cumhuriyet başsavcısı ile ilgili olarak bkz. İlhan Cihaner (2), §

82; tanınan ve siyasete hazırlanan bir kamu görevlisi ile ilgili olarak bkz. Önder Balıkçı, § 42).

(4) İfade

Özgürlüğü ile İtibarın Korunmasını İsteme Hakkı Arasında Adil Denge

31. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında başvurucunun müdahale

edilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun ifadeleri nedeniyle katılanın (somut

olayda Başbakan) müdahale edilen şeref ve itibar hakkı arasında adil bir

dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirmiştir. (Nilgün Halloran, §

27; İlhan Cihaner

(2), § 49). Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Çatışan haklar

arasında dengeleme yapılabilmesi için başvurucunun kullandığı ifadelerin

türünün, kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelere yönelik

kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kimin tarafından dile

getirildiğinin, kime yöneltildiğinin, tarafların ünlülük derecelerinin ve

ilgili kişilerin önceki davranışlarının ve kamuoyu ile diğer kişilerin

kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları hakların ağırlığının

değerlendirilmesi gerekir (Kadir Sağdıç [GK],

B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2), §§ 66-73). Bunun için başvurucu

tarafından kullanılan ifadelerin kullanıldığı bağlamdan kopartılmaksızın olayın

bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir (Nilgün

Halloran, § 52; Önder Balıkçı, § 45).

(5) Temel

Hak ve Özgürlüklerin Kullanımında Ödev ve Sorumluluklar

32. Anayasa'nın 26. maddesi sınırsız bir ifade özgürlüğünü

tamamen garanti etmemiştir. Somut başvuruyla bağlantılı olarak söylenecek

olursa siyasetçilere yönelik eleştirilerin kişilerin itibarlarına zarar verir

boyuta ulaşmaması gerekir. Bu, kişilerin sahip oldukları temel hak ve

hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve sorumluluklara gönderme yapan

"Temel hak ve hürriyetler, kişinin

topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva

eder." biçimindeki Anayasa'nın 12. maddesinin ikinci

fıkrasından doğan bir zorunluluktur. Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün

kullanımına herkes için geçerli olan bazı görev

ve sorumluluklar getirmektedir (örnek kararlar için bkz. Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B.

No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; Fatih Taş [GK],

B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67;Önder Balıkçı, §

43). Söz konusu sorumlulukların kapsamı, başvurucunun koşullarına ve ifade

özgürlüğünü kullandığı vasıtalara göre değişir. Anayasa Mahkemesi, bir cezanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun

olup olmadığını incelerken meselenin bu yönünü görmezlikten gelmeyecektir.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

33. Başvuru konusu olayda başvurucu tarafından ODTÜ'de polis ile

göstericiler arasında yaşanan çatışmalar sonrasında gözaltına alınan şahısların

adliyeye sevk edilmesi esnasında Başbakan'ı hedef alan bir açıklama yapılmış ve

açıklamada"... Tayyip Erdoğan'ın ...

intikam hırsıyla kudurmuş bir köpek gibi öğrencilere saldırmasına karşın

atılmış ikinci bir tokattır." şeklinde ifadeler kullanılmıştır.

34. Başvurucu, bu sözleri ilgili dönemdeki Başbakan'ın

açıklamalarına karşı söylediği iddiasındadır. Ancak başvurucunun ve Başbakan'ın

açıklama yaptığı tarihler dikkate alındığında başvurucunun sözlerinin

Başbakan'ın açıklamalarına verilmiş bir yanıt olduğu yönündeki iddialarının

geçerli olmadığı görülmektedir. Çünkü başvurucu, başvuruya konu açıklamalarını

22/12/2012 tarihinde yapmış; Başbakan'ın yukarıda yer verilen ve başvuru

formunda atıf yapılan açıklamaları ise 25/12/2012-27/12/2012 tarihlerinde

yapılmıştır (bkz. §§ 8, 9).

35. Bu bağlamda başvurucu tarafından kullanılan ve değer yargısı

niteliği taşıdığı anlaşılan "kudurmuş

bir köpek gibi" şeklindeki ifadeler olgusal bir temelden de

yoksundur. Bu açıdan başvurucu tarafından söylenen sözler, Başbakan'a karşı

olgusal bir temele dayalı incitici hatta şok edici yorum ve değerlendirmelerle

değil ona yönelik saldırılarla alakalıdır. Başvurucunun sözleriyle hedef alınan

Başbakan'ın üst düzey bir siyasetçi olması hasebiyle kendisine yönelik

açıklamalarına sade vatandaşlara kıyasla daha fazla müsamaha göstermeleri

beklenebilirse de Başbakan "kudurmuş

bir köpek gibi"şeklindeki

değer yargısı içeren sözler nedeniyle bir saldırıya hedef olmuştur. Bu

itibarla mevcut davada dile getirilen kaba, aşağılayıcı, küçük düşürücü,

abartılı, kişisel saldırı içeren sözlerin -açıklamaya sebep olan olayın bir

tarafı ve konuşmanın çerçevesi politik alanda kalsa bile- kabul edilebilir

sınırları aşması nedeniyle siyasi bir tartışma içindeki bir görüş olarak değerlendirilmesi

zordur.

36. Başvurucu, hakkında HAGB kararı verilerek beş yıl boyunca

denetim altına alınmasına neden olan ifadeler bağlamında ifade özgürlüğünü

kullanırken kendisi için de geçerli olan görev ve sorumluluklara uygun

davranmamıştır. Bu kapsamda nahoş ve temelsiz saldırıların hedefi hâline gelmiş

olan Başbakan'ı korumak için ifade özgürlüğü bağlamındakiödev

ve sorumluluklara uygun davranmayan başvurucuya yaptırım uygulanması konusunda

zorunlu bir toplumsal ihtiyaç söz konusudur.

37. Anayasa Mahkemesi açıklanan nedenlerle başvurucunun ifade

özgürlüğüne yönelik müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği

ve dolayısıyla derece mahkemelerinin farklı çıkarları dengelerken sahip

oldukları takdir paylarını aşmadıkları sonucuna ulaşmaktadır.

38. Öte yandan ilk derece mahkemesinin kararında Anayasa

Mahkemesi içtihatlarında ortaya konulan kriterleri herkesi tatmin edecek

derecede ayrıntılı olarak ele aldığı söylenemez. Ancak Anayasa Mahkemesinin

vardığı sonuçlarla birlikte karar değerlendirildiğinde Mahkemenin başkalarının

şöhret veya haklarının korunması amacı temelinde başvurucu hakkında verilen

HAGB kararını haklı göstermek için sunduğu gerekçeler ilgili ve yeterli kabul

edilmiş, kararın keyfî bir biçimde verildiği değerlendirilmemiştir.

39. Müdahalenin orantılılığı ile ilgili olarak ise derece

mahkemelerinin infazı mümkün hapis cezası ya da para cezasına hükmetmediği

sadece 7.080 TL adli para cezası bakımından HAGB kararına başvurduğu gözönünde bulundurulmalıdır. Bu kapsamda başvurucuya

yönelik HAGB kararının gözetilen amaç ile makul bir orantılılık ilişkisi içinde

olup olmadığı da değerlendirilmelidir.

40. HAGB, sanığa yüklenen suça ilişkin yargılama sonunda cezaya

hükmedilmesi hâlinde hükmün açıklanmasının belirli koşulların gerçekleşmesine

bağlı olarak ertelenmesi anlamına gelmektedir (Ali

Gürsoy, B. No: 2012/833, 26/3/2013, 19). HAGB kararı, yargılamayı

hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmayıp ceza yargılamasını sona

erdiren düşme nedenlerinden biridir. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (10)

ve (11) numaralı fıkralarında belirtildiği üzere denetim süresi içinde kasıtlı

bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere

uygun davranıldığı takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan

kaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi

veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması

hâlinde de hükmün açıklanmasına karar verilir (Ali

Gürsoy, § 21). HAGB kurumunun anılan nitelikleri dikkate alındığında

HAGB kararının etkileri itibarıyla infazı mümkün hapis cezası ya da para

cezasına kıyasla daha hafif bir önlem olduğu söylenebilecektir. (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. İhsan Taş, B. No: 2014/11255, 21/11/2017,

§ 48; Umut Bulut, B. No:

2015/16643, 4/4/2018, § 41). Bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğüne müdahale

oluşturan HAGB kararının orantılı olduğu sonucuna varılmıştır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun ifade özgürlüğünün

ihlali iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 12/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Recep KAPLAN Başvurucu : Ömür Çağdaş ERSOY Vekili : Av. Doğukan Tonguç CANKURT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/11715, 12 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel
  13. B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67;Önder Balıkçı, §
  14. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/11715
Tarih
12 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Hidayet Karaca Başvurusu (B. No: 2015/7254)
  • Alper Kınalı Başvurusu (B. No: 2015/17153)
  • Ahmet Bilgin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/11709)
  • İfakat Kasar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/5947)
  • Firdes Kurt Başvurusu (B. No: 2015/6338)
  • S.y. Başvurusu (B. No: 2015/14397)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.