İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Bilgin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/11709)

1. Başvuru, yapılması planlanan hidroelektrik santrali için

Başvuru No2015/11709Tarih12 Aralık 2018Okuma21 dk · 4.201 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Bilgin Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
12 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/11709
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.201 kelime·21 dk okuma·98 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yapılması planlanan hidroelektrik santrali için

çevresel etki değerlendirmesi raporunun uygun bulunması nedeniyle özel hayata

ve aile hayatına saygı hakkı ile konut hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Bireysel başvuru10/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Giresun ili, Gelevera, Karaovacık ve Kavraz dereleri

üzerinde özel bir şirket tarafından yapılması planlanan Akköy Hidroelektrik

Santrali II. Kısım ve Malzeme Ocakları için14/11/2003 tarihli Çevresel Etki

Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı (Rapor) verilmiştir.

9. Başvurucular 21/11/2011 tarihinde; Sapmaz (Gelevera) köyünün baraj suyu altında kalacağını, havzada

bütüncül bir değerlendirme yapılması gerektiğini, iki ayrı dere yatağının

çevresel etkileri gözetilmeden değiştirildiğini, esas alınan akarsu ölçümverilerinin eksik olduğunu belirterek hukuka aykırı

olan raporun iptali ve yürütmenin durdurulması istemli dava açmışlardır.

10. Ordu İdare Mahkemesi (Mahkeme) 28/3/2012 tarihinde görev

yönünden davanın reddine karar vermiş ise de temyiz incelemesinde bu kararın

kaldırılması sonucu davayadevam edilmiştir. Mahkeme

heyeti tarafından 7/12/2012 tarihinde mahalde keşif yapılmış ve ikisi yüksek

inşaat mühendisi biri yüksek orman mühendisi öğretim görevlisinden oluşan üç

kişilik bilirkişi heyeti tarafından 8/1/2013 tarihli rapor Mahkemeye ibraz

edilmiştir.

11. Raporda aşağıda belirtilen eksiklikler ve tespitler

vurgulandıktan sonra sonuç olarak söz konusu tesislerin inşasının ve

tamamlandıktan sonra da işletilmesinin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin ÇED

raporunda alınmasıöngörülen önlemler ile birlikte

ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu

yönünde kanaat belirtilmiştir. Ayrıca ÇED raporunda Hidroelektrik Santral (HES)

inşaatının ve tamamlandıktan sonra da işletmesinin fiziksel ve biyolojik olarak

çevre üzerindeki etkileri ile alınacak önlemlerin yeterince incelenip

değerlendirildiği, alınması öngörülen önlemlerin yeterli bulunduğu ifade

edilmiştir.

12. ÇED raporunda;

i. Projenin gerçekleştirileceği alanın doğal özellikleri, fauna

ve florasının Doğu Karadeniz Bölgesinin tipik özelliklerini taşıdığı, alanda

özel korumayı gerektirir doğal peyzaj ve yapılarla birlikte endemik bitki ve

hayvan popülasyonuna rastlanmadığı,

ii.Alanda ve yakın çevresinde özgür koruma

gerektirir millî park, tabiat parkı, özel çevre koruma bölgesi, sit alanı vb.

korunan alanların bulunmadığı,

iii.Proje uygulamasının heyelana, sele,

taşkına vb. neden olmayacağı, -ÇED raporunda can suyu ile ilgili bir

değerlendirme olmamakla birlikte- keşif sırasında yapılan gözlemlerde bir

miktar suyun mansaba bırakıldığının tespit edildiği, can suyu konusunda sorunla

karşılaşılmadığı,

iv.Proje sahası içinde tarım alanı, balık

çiftliği, değirmen vb. su kullanımını gerektirir kayda değer işletme, yapı veya

tesisin bulunmadığı,

v. Havzalar arası su transferi arasında ÇED raporunda herhangi

bilgi ve verinin yer almadığı,

vi. Bir çok havzadan oluşan bu projede

havzalar hakkında gerekli olan bilgilerin yeterli düzeyde verilmediği ve

projenin bir bütünlük içinde sunulmadığı,

vii. Bazı hidrolik bilgilerin kullanılarak tesisin çeşitli

yapılarının boyutlandırılmasında esas alınan debilerin nasıl hesaplandığı ve bu

yapıların hangi debilere göre boyutlandırıldığı ile ilgili yeterli bilgi

sunulmadığı,

vii. Enerji nakil hatlarıyla ilgili bilgi verilmediği ayrıca yol

ağı ile ilgili yeterli inceleme ve değerlendirmenin bulunmadığı özetle tespit edilmiştir.

13. Mahkeme 9/6/2014 tarihli kararıyla anılan bilirkişi

raporunda belirtilen tespitlerin bir kısmını hükme esas almak suretiyle davanın

reddine hükmetmiştir. Karar gerekçesinde bilirkişi raporunda tespit edilen

eksikliklere değinildikten sonra ÇED raporunda can suyu ile ilgili

değerlendirmelere yer verildiği, yeteri kadar can suyunun bırakılacağının

taahhüt edildiği, can suyu ölçümleri için kurulan akım gözlem istasyonlarının

kurulduğu, enerji nakil hatları ile ilgili yükümlülüğün yerine getirileceğinin

taahhüt edildiği, yol ağı ile ilgili değerlendirmelerin yapıldığı belirtilerek

bu hususlar yönünden bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin dikkate

alınmayacağı ifade edilmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporundaki hükme esas

alınabilecek nitelikte bulunan hususlar ile dava dosyasında yer alan bilgi ve

belgeleri birlikte değerlendirerek tesisin kurulması aşamasında ve

tamamlandıktan sonra işletilmesi sırasında çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin

ÇED raporunda alınması öngörülen önlemlerle birlikte ilgili mevzuata ve

bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna ulaşarak

davanın reddine karar vermiştir.

14. Anılan karar başvurucular tarafından temyiz edilmiştir.

Başvurucuların temyiz sonucunu beklemeden yapmış oldukları 2014/14749 numaralı

bireysel başvuru, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

bulunmuştur.

15. Danıştay Ondördüncü Dairesi

21/4/2015 tarihli kararıyla başvurucular Mukaddem Sarısoy, Alp Tekin Ocak,

Alican Ocak ve Cevat Ocak yönünden anılan kararın bozulmasına, diğer

başvurucular yönünden ise onanmasına hükmetmiştir. Bozma gerekçesinde, adı

geçen davacıların projenin yapımının planlandığı yörede ikamet etmemesive o yörede taşınmazlarının olmaması nedeniyle

güncel ve meşru bir menfaatlerinin ihlal edildiğinden söz edilmeyeceği ve

davayı açma ehliyetlerinin bulunmadığı belirtilmiştir.

16. Nihai karar, başvurucular vekiline 10/6/2015 tarihlerinde

tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular 10/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun “Tanımlar” kenar başlıklı 2. maddesinin

birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanunda geçen terimlerden;

Çevre: Canlıların yaşamları boyunca

ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları

biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,

…

Çevresel etki değerlendirmesi:

Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz

etkilerinin belirlenmesinde, olumsuzyöndeki etkilerin

önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için

alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek

değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde

sürdürülecek çalışmaları,

…

ifade eder.”

19. 2872 sayılı Kanun'un “Çevresel

etki değerlendirilmesi” kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Gerçekleştirmeyi

planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum,

kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım

dosyası hazırlamakla yükümlüdürler.

Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı

veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu

projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje

için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.

Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler

ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkinusûl ve esaslarBakanlıkça çıkarılacakyönetmeliklerle belirlenir.”

20. 16/12/2003 tarihli 25318 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin “Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası,

çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama

yükümlülüğü” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bu

Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya

tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme

Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça

yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını

sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler.”

B. Uluslararası Hukuk

21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"1. Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının

müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda

ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması,

suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu

olabilir."

22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), çevresel meselelere

ilişkin başvuruları iki açıdan incelemektedir. Buna göre söz konusu

müdahalelerin esas bakımından Sözleşme'nin 8. maddesine uygunluğunun yanı sıra

karar alma süreci de bir bütün olarak ayrıca değerlendirilmektedir. AİHM

kararlarında; çevresel meselelerin usul boyutu bağlamında çevresel bilgi edinme

hakkı, çevresel karar alma süreçlerine katılım hakkı ve çevresel konularda

yargısal yollara başvurma hakkı şeklindeki usule ilişkin güvencelere vurgu

yapıldığı anlaşılmaktadır (Hatton ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B.

No: 36022/97, 8/7/2003,§ 104; Taşkın ve diğerleri/Türkiye, B. No:

46117/99, 10/11/2004, §§115 vd.).

23. Taşkın ve

diğerleri/Türkiye kararında (Aynı kararda bkz. §§ 111-126) esas

yönünden çevre ile ilgili uyuşmazlıklarda devletlerin geniş bir takdir

yetkilerinin bulunduğu belirtilmiştir. Usule ilişkin yükümlülükler yönünden

yapılan değerlendirmede ise ÇED sürecine değinilmiş ve başvurucuların bu

kapsamda gerekli bilgi ve belgelere ulaşabildikleri vurgulanmıştır. AİHM; buna

karşın idari yargı kararlarına rağmen altın madeni ocağı faaliyetlerinin devam

etmesine izin verilmesinin bu kararlarla belirlenmiş olan, başvurucuların usule

ilişkin elde ettikleri güvenceleri ortadan kaldırdığını tespit etmiştir. AİHM

bu gerekçeyle Sözleşme'nin 8. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (benzeryöndeki kararlar için bkz. Öçkan ve diğerleri/Türkiye, B. No: 46771/99, 28/3/2006, §§ 37-50;

Lemke/Türkiye, B. No: 17381/02, 5/6/2007, §§

30-46).

24. Aydın ve

diğerleri/Türkiye (B. No: 40806/07, 13/9/2007, §§ 18-29) kararında

AİHM, bir baraj ve hidroelektrik santrali yapımı projesinin çevresel etkisine

yönelik şikâyeti incelemiştir. AİHM, uyuşmazlık konusu baraj inşaatı ile

hidroelektrik santralinin yapımına başlanmadığına dikkat çekmiştir. AİHM,

Sözleşme’nin 8. maddesinin olası bir hak ihlalinin önlenmesini güvence altına

almadığını hatırlatmış ve başvurucuların da başvuru konusu projenin çevreye

olumsuz etkilerine ilişkin inandırıcı kanıtlar ortaya koyamadıklarına karar

vermiştir. AİHM ayrıca, başvurucuların ikamet ettikleri yere önem vermiş ve başvurucularınprojenin yapıldığı yerde ikamet etmediklerini

tespit etmiştir. Bu nedenlerle AİHM, başvurucuların özel hayatlarına bir

müdahalenin bulunmadığını kabul etmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 12/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucular Süleyman Karaca, Fatma Bilgin

ve Ömer Nuhoğlu Yönünden

26.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesine göre Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması için başvuruya konu edilen ve ihlale

yol açtığı ileri sürülen kamusal eylem veya işlemden başvurucunun kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir (Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014,

§§ 42-45).

27. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarının

incelenmesi neticesinde başvuruculardan Süleyman Karaca, Fatma Bilgin ve Ömer

Nuhoğlu'nun sırasıyla 19/9/2013, 15/5/2014 ve 17/11/2014 tarihlerinde vefat

ettikleri anlaşıldığından kamu gücü tarafından güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenen dava ehliyetine sahip kişi tarafından yapılmaması nedeniyle başvurununincelenmesine olanak yoktur.

28. Açıklanan nedenle bireysel başvuru tarihinden önce vefat

etmiş oldukları anlaşılan başvurucular yönünden başvurunun kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Başvurucular Mehmet Küçükaydın, Güzsem Ateş, Halis Bilgin, Ali Günay, İbrahim

Kara, Ömer Karavelioğlu, Celal Kara, Temel Kara, Hanım Özoğul, Fadime Demir

Yönünden

29. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

30. Somut olayda başvurucuların, İdare Mahkemesinde görülen

iptal davasında taraf olmadıkları doğrudan bireysel başvuruda bulundukları,

hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları tüketmeksizin bireysel

başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C.Başvurucular Hasan Özlü,

Mustafa Özlü, Ayşe Özlü, Hatice Usta, Hasan Obuz,Cemal Kara ve Galip Kara Yönünden

32. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir

sebebin olmadığı kanaatine varılması hâlinde başvurunun düşmesine karar

verilebilir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

80. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği Anayasa'nın uygulanması ve

yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da

insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurunun incelenmesine

devam edilebileceği öngörülmüştür (Bayram

Şahin, B. No: 2013/463, 16/5/2013,§ 16).

33. Somut olayda UYAP kayıtlarının incelenmesinden yukarıda adı

geçen başvurucuların, başvuru yaptıktan sonra vefat ettikleri ve başvurunun

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden de bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

34. Açıklanan gerekçelerle anılan başvurucular yönünden

başvurunun düşmesine karar

verilmesi gerekir.

D. Başvurucular Mukaddem

Sarısoy, Alp Tekin Ocak, Alican Ocak ve Cevat Ocak Yönünden

35. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

36. UYAP üzerinden yapılan araştırmada, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 21/4/2015 tarihli kararıyla

başvurucular yönünden bozma kararı verilmesi nedeniyle yargılamaya 2015/927

esas sayılı dosya üzerinden devam edildiği görülmüştür. Mahkemenin 14/7/2015

tarihli kararıyla, başvurucuların projenin planlandığı yörede ikamet etmemeleri

ve o yörede taşınmazlarının bulunmaması nedeniyle ehliyet yönünden davanın

reddine hükmetmiştir. Başvurucuların temyiz istemi ilk derece mahkemesinin

18/11/2015 tarihli kararıyla süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir.

Başvurucuların bu kararı temyiz etmedikleri görülmüştür.

37. Somut olayda başvurucuların, iddialarını ileri sürebileceği

temyiz olağan kanun yolunu tüketmeksizin

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Diğer Başvurucuların

İhlal İddiaları

1. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların İddiaları

39.

Başvurucular 2011 yılında açtıkları davanın karmaşık olmamasına rağmen uzun

süre devem ettiğini belirterek, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

40.1/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.

maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'ageçici madde eklenmiştir.

41. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Komisyon)

tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

42. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828,12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek etkililiğini

tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).

43.Ferat Yüksel

kararında özetle; anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması

ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş

şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden

mahrum olmadığı vetazminat ödenmesine imkân tanıması

ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması

nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu

hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa

Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden

yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı

sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,

§§ 35, 36).

44. Mevcut başvurularda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

2.Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı ileKonut Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

46. Başvurucular, ÇED olumlu raporu verilen projenin yapımının

planlandığı bölgede bulunan Sapmaz (Gelevera) köyünde

doğup büyüdüklerini, köyün verimli arazileri ve 140 hanenin, mezarlığın,

caminin sular altında kaldığını, ÇED raporu ile ilgili bilgilendirme

yapılmaması üzerine açtıkları iptal davasının projedeki eksiklikleri tespit

eden bilirkişi raporuna rağmen reddedildiğini ifade etmişlerdir. Başvurucular

Mahkemenin teknik uzmanlık gerektiren bir konuda bilirkişilerin yerine geçerek

karar verdiğini, davanın sürüncemede bırakılması nedeniyle projenin büyük

oranda tamamlandığını, tespit edilen eksilikler karşısında ek bilirkişi raporu

alınması gerektiğini, sağlıklı bir çevrede yaşama haklarının ellerinden

alındığını ifade etmişlerdir. Başvurucular ayrıca, ÇED olumlu kararının

hukukilik denetiminin etkili bir biçimde yapılması ve tedbir alınması durumunda

projenin köyü su altında bırakmayacak şekilde de uygulanabileceğini, biyolojik

çeşitliliğe zarar verilmemiş ve ekolojik bütünlüğün bozulmamış olacağını iddia

etmişlerdir. Öte yandan başvurucular acele kamulaştırma şartları oluşmamasına

rağmen bu yöntemin uygulanarak köyün bir bölümü sular altında kaldığı için

diğer bölümü de koruma bandında kaldığından kamulaştırıldığını belirterek, adil

yargılanma hakkı, işkence ve kötü muamele yasağının mülkiyet hakkı ve özel

yaşama saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

47. Bakanlık görüşünde, başvurucuların mağdur sıfatlarına dair

açıklamalar ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından sunulan ÇED sürecine

ilişkin genel bilgi ve değerlendirmelere yer verildikten sonra; bilirkişi

raporu ve Mahkeme kararlarının gerekçelerinden idarenin ve kamusal makamların

baraj yapımı hususuna özenle yaklaştıkları ve ilgili tüm menfaatlerin titiz bir

şekilde gözetilmesi için gerekli tedbirleri aldıklarının görüldüğü

vurgulanmıştır. Ayrıca başvurucuların bireysel başvuruda öne sürdükleri

iddiaların yargılama sırasında ileri sürülen iddialarla aynı olduğu, bu

kapsamda Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal etmediği sürece ya da

açıkça keyfilik içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve

hukuki hataların bireysel başvuru konusu yapılamayacağı hatırlatılmıştır.

b. Değerlendirme

48. Anayasa'nın "Özel

hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20. maddesinin birinci

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir."

49. Anayasa'nın "Konut dokunulmazlığı" kenar

başlıklı 21. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Kimsenin konutuna dokunulamaz..."

50. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"Devletin temel amaç ve

görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah,

huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

51. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru ihlal iddialarının mahiyeti gereği,

özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı kapsamında incelenmesi uygun

görülmüştür.

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

52. Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, esas itibarıyla

Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında bulunmayan Anayasa'nın 56.

maddesinde düzenlenmiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi; daha önce pek

çok kararında söz konusu hakkın Anayasa’nın fiziksel ve ruhsal bütünlüğün

korunması ile ilgili hukuksal çıkarları ihtiva eden 17. maddesi, özel hayata ve

aile hayatına saygıyı güvence altına alan 20. maddesi ve konut dokunulmazlığını

düzenleyen 21. maddesi ile bağlantılı olarak ve söz konusu hükümlerde yer alan

hukuksal çıkarlar üzerindeki etkisi dikkate alınarak değerlendirilmesi

gerektiğini belirtmiştir (Mehmet Kurt

[GK], B. No: 2013/2552,

25/2/2016, § 46; Ahmet İsmail Onat,

B. No: 2013/6714, 21/4/2016, § 59; Fevzi

Kayacan (2), B. No: 2013/2513, 21/4/2016, § 39; Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan

Karluk, B. No: 2013/6587, 24/3/2016, § 43).

53. Somut başvuru açısından değerlendirilmesi gereken ilk husus,

başvuruya konu çevresel etkinin Anayasa’nın 20. ve 21. maddesi kapsamındaki

güvenceleri harekete geçirecek asgari ağırlıkta olup olmadığıdır. Bu kapsamda

ilgili tesis, işletme veya sair faaliyet sonucu ortaya çıkan çevresel etkiler

ile başvurucunun özel ve aile hayatı veya konutunu kullanım hakkı arasında

gereğince sıkı bir bağın varlığı yeterlidir (Mehmet

Kurt, § 70; Ahmet İsmail Onat,

§ 84; Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk, § 68).Başvurucuların ÇED olumlu

raporu kapsamında projenin yapılacağı bölgede bulunan Sapmaz köyünde (Gelevera) ikamet ettikleri,bu

bölgede konutları ve tarlaları olduğu, köylerinin baraj suyu altında kaldığı

görülmüştür. Başvurucuların açtıkları davalarda derece mahkemelerine sunulan

raporların içeriğinde de söz konusu baraj projesinin başvurucuların

bulundukları bölgedeki etkilerinin tartışıldığı görülmektedir. Dolayısıyla

başvurucuların özel ve aile hayatları ile konut hakkına HES projesininetkisinin

Anayasa’nın 20. ve 21. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

55. Devletinözel hayata saygı hakkını

etkili olarak koruma vebunlara saygı gösterme

şeklinde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Pozitif yükümlülük anayasal

hakların korunmasına yönelik maddi yükümlülüklerin yanı sıra ilgililerin

çevresel mesele ile ilgili karar alma sürecine katılımı ile etkili idari ve

yargısal yollara başvuru imkânı tanınmasını içeren usuli

yükümlülükleri içermektedir.

(1) Usule

İlişkin Yükümlülükler Yönünden

56. Çevresel meseleler bağlamında devletin usule ilişkin

yükümlülükleri daha önce Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında ortaya

konulmuştur. Buna göre muhtemel olumsuz çevresel etkilerin önlenmesi veya en

aza indirilmesi amacının gerçekleştirilebilmesi için sürece dâhil olan söz

konusu tarafların menfaatlerinin titizlikle değerlendirilmesi, bu

değerlendirmenin sağlıklı şekilde yapılabilmesi için de ilgili tarafların

sürece etkin katılımının sağlanması gerektiği tartışmasızdır (Mehmet Kurt, §§ 61-66; Ahmet İsmail Onat, §§ 79-81; Fevzi Kayacan (2), §§ 56-61; Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan

Karluk, §§ 64, 65).

57.Öncelikle somut olayda iptali istenen raporun 14/11/2003

tarihli olduğu davanın ise 21/11/2011 tarihinde açıldığı, geçen bu uzun süre

boyunca başvurucuların çevresel bilgilendirme sürecine katılım olanağı

bulamadıklarına dair şikâyetlerine ilişkin yeterli açıklama yapmadıkları ve

bilgi ve belge sunmadıkları görülmüştür. Nitekim başvurucuların söz konusu projenin

zararlı etkilerine dair iddialarını yargısal makamlar önüne taşıma imkânı

buldukları anlaşılmaktadır.

58. İkinci olarak başvurucular, derece mahkemelerin kararlarının

yeterli bir gerekçe içermediğini vurgulayarak bilirkişi raporunda belirtilen eksikliklere

rağmen itirazlarının değerlendirilmediğini ve yeniden rapor alınmadan davanın

reddedildiğini ileri sürmüşlerdir. Buna karşın Mahkemece, başvurucunun

iddialarının yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları kapsamında ayrıntılı

olarak değerlendirildiği ve iddiaların yerinde görülmeme nedenlerinin kapsamlı

bir gerekçe ile karşılandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bilirkişi raporunda ÇED

raporuna daireksiklik olarak tespit edilen hususların

ÇED olumlu raporunda karşılandığı belirtilerek bilirkişi raporunun bu kısmının

hükme esas alınmama nedeninin Mahkeme karar gerekçesinde açıkça belirtildiği

görülmüştür. Ayrıca bilirkişi raporuna başvurucuların itiraz etmediği, Çevre ve

Şehircilik Bakanlığı ile müdahil şirketin itiraz ettiği, Mahkemenin de bu

itirazları değerlendirdiği anlaşılmaktadır. Danıştayın

da ilk derece mahkemesinin kararınıhukuka uygun

olduğunu belirterek onadığı dikkate alındığında,kararların

gerekçesiz olduğu söylenemez.

59. Dolayısıyla başvurucuların söz konusu çevresel rahatsızlığa

ilişkin iddialarını, ilgili usule ilişkin güvencelere haiz olarak yargısal

makamlara sunma ve inceletme imkânı bulduğu anlaşılmaktadır.

(2)

Esasa İlişkin Yükümlülükler Yönünden

(a) Genel

İlkeler

60. Anayasa'nın 48. maddesi gereğince özel teşebbüslerin millî

ekonominin gereklerine uygun yürümesinin sağlanması konusunda devlete düşen

bazı yükümlülükler bulunmaktadır (Ahmet

İsmail Onat, § 99). Bu bağlamda somut olayda baraj projesine verilen

iznin ülkenin ekonomik yararına ilişkin kamu yararına dayalı meşru bir amacı

içerdiği açıktır.

61. Bununla birlikte kamu makamlarının özel hayata ve aile

hayatına saygı ilekonut hakkının etkili şekilde

korunmasını güvence altına almak için gerekli adımları atıp atmadığı önem

taşımaktadır. Bu bağlamda söz konusu çevresel etki kapsamında karşı karşıya

gelen menfaatler arasında adil bir dengenin tesis edilip edilmediğinin tespit

edilmesi gerekmektedir. Bu alanda kamusal makamların sahip olduğu geniş takdir

yetkisi dikkate alındığında çevresel meseleler bağlamında Anayasa Mahkemesinin

görevi, söz konusu çevresel rahatsızlığın nasıl sonlandırılacağı veya

etkilerinin nasıl azaltılacağının bizzat belirlenmesi değildir. Bununla

birlikte Anayasa Mahkemesi, yargısal makamlar başta olmak üzere kamusal

makamların konuya gereken özenle yaklaşıp yaklaşmadıklarını ve ilgili tüm

menfaatleri gözetip gözetmediklerini değerlendirmek durumundadır (Mehmet Kurt, § 78; Ahmet İsmail Onat, § 87; Fevzi Kayacan (2), §§ 66, 67; Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan

Karluk, §§ 70, 71).

62.Karmaşık çevresel sorunların ele alınıp çözümlenmesi

aşamasında karar süreci, çevreye ve kişi haklarına zarar verebilecek

faaliyetlerin etkilerini önceden değerlendirecek ve önleyecek şekilde tesis

edilmelidir. Böylece bireysel ve kamusal menfaatler arasında adil bir denge

tesis edilerek karşıt görüşlerin dile getirilmesine olanak tanıyacak gerekli

etüt ve değerlendirmelerin gerçekleştirilmesi sağlanacaktır. Bu bağlamda söz

konusu sürece ilişkin bilgilere erişim ve karar alma sürecine aktif katılımın

yanı sıra karardan etkilenebilecek olan bireylerin karar alma sürecinde görüş

ve menfaatlerinin yeterince dikkate alınmadığını dile getirebilmek için konuyla

ilgili her türlü tasarrufa karşı yargısal başvuru hakkına sahip olmaları ve

iddialarının yargısal makamlarca özenli bir şekilde değerlendirilmesi son

derece önemlidir (Ahmet İsmail Onat,

§ 94; Fevzi Kayacan (2), § 71; Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan

Karluk, § 75).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

63. Başvurucular, projenin köyü su altında bırakmayacak şekilde

de uygulanabileceğini, proje ile biyolojik çeşitliliğe zarar verildiğini veekolojik bütünlüğün bozulduğunu ileri sürmüşlerdir. Ancak

Mahkeme tarafından mahallinde yapılan keşifteve

sonrasında hazırlananbilirkişi raporunda yapılan

tespitler ile başvurucuların bu iddiaları doğrulanmadığı gibi projenin çevre

üzerindeki olumsuz etkilerinin bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde

olduğu sonucuna varıldığı görülmüştür.

64. Öte yandan başvuru konusu olayda ilgili yargısal makamlarca

yapılması planlanan hidroelektrik santralinin faaliyetlerinin riskleri ve

zararlı etkileri yönünden kapsamlı ve nitelikli bir araştırma yapıldığı,

yapılan bu araştırma sonucunda uzman bilirkişilerin raporlarına dayalı olarak

ÇED raporunda gerekli bütün tedbirlerin öngörüldüğü sonucuna varıldığı

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla işletmenin faaliyet süreçlerinde gerçekleştirilen

idari eylem ve işlemlerin hukukiliği derece mahkemeleri tarafından iddiaları

karşılayacak yeterlilikte değerlendirilmiştir. Bu durumda başvurucuların ve kamunun

somut başvuru özelinde karşı karşıya gelen menfaatleri arasında derece

mahkemeleri tarafından adil bir denge kurulmadığı ve takdir hakkının

sınırlarının aşıldığı sonucuna ulaşmak mümkün değildir. Bu noktada Anayasa

Mahkemesinin kendi takdirini, bilimsel veriler ile bu teknik ve karmaşık alana

ilişkin olarak derece mahkemelerinin takdiri yerine ikame etmesi düşünülemez.

65. Yukarıda yer verilen tespitler ışığında kamusal makamların

olaya gereken özenle yaklaşmadıkları, olayda söz konusu olan kamusal ve

bireysel menfaatleri gerektiği şekilde değerlendirmedikleri, başvurucuların

özel hayata ve aile hayatına saygı ile konut hakkı bağlamında kamusal

makamların pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucuna varılması

mümkün değildir.

66. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20. ve 21.

maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile

konut hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucular Süleyman Karaca, Fatma Bilgin ve Ömer Nuhoğlu

yönünden başvurunun kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Başvurucular Mehmet Küçükaydın, Guzsem Ateş, Halis Bilgin, Ali Günay, İbrahim Kara, Ömer

Karavelioğlu, Celal Kara, Temel Kara, Nanım Özoğul ve

Fadime Demir yönünden başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Başvurucular Hasan Özlü, Mustafa Özlü, Ayşe Özlü, Hatice

Usta, Hasan Obuz, Cemal Kara ve Galip Kara yönünden

başvurunun DÜŞMESİNE,

4. Başvurucular Mukaddem Sarısoy, Alp Tekin Ocak, Alican Ocak ve

Cevat Ocak yönünden başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Diğer başvurucular yönünden başvurunun

1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla

ilgili kısmının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile konut hakkının

ihlal edildiği iddiasıyla ilgili kısmının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 20.ve 21 maddesinde güvence altına alınan özel

hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile konut hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

12/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucular

:

1.Ahmet

BİLGİN

2.Ahmet

GÜNER

3.Ahmet KARA

4.Ahmet OBUZ

5.Ali GÜNAY

6.Ali KARA

7.Ali

KARAVELİOĞLU

8.Ali

NUHOĞLU

9.Ali ÖZLÜ

10.Ali Can

OCAK

11.Ayşe

CEBECİ

12. Ayşe

KARABATAK

13.Ayşe ÖZLÜ

14.Bahri

KARA

15.Celal

KARA

16.Cemal

KARA

17.Cemil

ATEŞ

18.Cevat

OCAK

19.Emine

CAMCI

20.Emine

KÜÇÜKAYDIN

21.Emine

ÖZLÜ

22.Engin

KARA

23.Enver

KİBAR

24.Fatime

DEMİR

25.Fatma

BİLGİN

26.Galip

COŞKUN

27.Galip

KARA

28.Güllü

YILDIRIM

29.Güzsem

ATEŞ

30.Hacer

KARA

31.Hacı

BİLGİN

32.Haci

BİLGİN

33.Haci KARA

34.Halil İbrahim

KARA

35.Halis

BİLGİN

36.Hanım

KARAVELİOĞLU

37.Hanım

ÖZOĞUL

38.Harun

BİLGİN

39.Hasan

İSLAM

40.Hasan

KARA

41.Hasan

KILIÇSAYMAZ

42.Hasan

OBUZ

43.Hasan

ÖZLÜ

44.Hasan

Hüseyin AFAT

45.Hatice

USTA

46.Hatun

KÖKSAL

47.Hayriye

TURAN

48.Hulusi

BİLGİN

49.Hüseyin

YALÇIN

50.İbrahim

GÜNAY

51.İbrahim

KARA

52.İsmail

AFAT

53.İsmail

KARA

54.İzzet

DURDU

55.Kemal

KİBAR

56.Kukuş

KARA

57.Mehmet

BİLGİN

58.Mehmet

BİLGİN

59.Mehmet

GÜNAY

60.Mehmet

KARA

61.Mehmet

KARA

62.Mehmet

KARAVELİOĞLU

63.Mehmet

KÜÇÜKAYDIN

64.Muammer

KARA

65.Mukaddem

SARISOY

66.Murat KARA

67.Mustafa

BİLGİN

68.Mustafa

BİLGİN

69.Mustafa

GÜVEN

70.Mustafa

KARA

71.Mustafa

KARA

72.Mustafa

ÖZLÜ

73.Mustafa

YILDIRIM

74.Nadire

KARA

75.Nadiye

MERT

76.Nanım

ÖZOĞUL

77.Necati

KARA

78.Nuri KARA

79.Ömer

KARAVELİOĞLU

80.Ömer

NUHOĞLU

81.Ömer

YILDIRIM

82.Peruze

TURAN

83.Rifat

KILIÇ

84.Sebahattin

ATEŞ

85.Süleyman

KARACA

86.Sündüz

KARA

87.Şaban

KARA

88.Temel

KARA

89.Temel

ÖZLÜ

90.Yunus

BİLGİN

91.Yunus

ÖZLÜ

Vekili

:

Alp Tekin

OCAK

92.Alp Tekin

OCAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/11709, 12 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucular Süleyman Karaca, Fatma Bilgin
  11. D. Başvurucular Mukaddem
  12. E. Diğer Başvurucuların
  13. B. No: 2013/6714, 21/4/2016, § 59; Fevzi
  14. B. Diğer başvurucular yönünden başvurunun
  15. Özgüldür
  16. Gökcan
  17. Hakyemez
  18. Bilgin
  19. Güner
  20. Karavelioğlu
  21. Nuhoğlu
  22. Ocak
  23. Cebeci
  24. Karabatak
  25. Kara
  26. Kara
  27. Kara
  28. Ateş
  29. Ocak
  30. Camcı
  31. Küçükaydın
  32. Özlü
  33. Kara
  34. Kibar
  35. Demir
  36. Bilgin
  37. Coşkun
  38. Kara
  39. Yıldırım
  40. Ateş
  41. Kara
  42. Bilgin
  43. Bilgin
  44. Kara
  45. Bilgin
  46. Karavelioğlu
  47. Özoğul
  48. Bilgin
  49. İslam
  50. Kara
  51. Kılıçsaymaz
  52. Obuz
  53. Özlü
  54. Usta
  55. Köksal
  56. Turan
  57. Bilgin
  58. Yalçın
  59. Günay
  60. Kara
  61. Afat
  62. Kara
  63. Durdu
  64. Kibar
  65. Kara
  66. Bilgin
  67. Bilgin
  68. Günay
  69. Kara
  70. Kara
  71. Karavelioğlu
  72. Küçükaydın
  73. Kara
  74. Sarısoy
  75. Bilgin
  76. Bilgin
  77. Güven
  78. Kara
  79. Kara
  80. Özlü
  81. Yıldırım
  82. Kara
  83. Mert
  84. Özoğul
  85. Kara
  86. Karavelioğlu
  87. Nuhoğlu
  88. Yıldırım
  89. Turan
  90. Kılıç
  91. Ateş
  92. Karaca
  93. Kara
  94. Kara
  95. Kara
  96. Özlü
  97. Bilgin
  98. Özlü
  99. Ocak
  100. Ocak
  101. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/11709
Tarih
12 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • İfakat Kasar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/5947)
  • Firdes Kurt Başvurusu (B. No: 2015/6338)
  • S.y. Başvurusu (B. No: 2015/14397)
  • Faruk Akar ve Yalçın Alpay Başvurusu (B. No: 2014/14382)
  • Faruk Büyük Başvurusu (B. No: 2015/17044)
  • Ali Ahmet Böken Başvurusu (B. No: 2017/25973)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.