İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Faruk Büyük Başvurusu (B. No: 2015/17044)

1. Başvuru, tam yargı davasında maddi tazminat istemi yönünden

Başvuru No2015/17044Tarih11 Aralık 2018Okuma21 dk · 4.244 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Faruk Büyük Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/17044
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.244 kelime·21 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tam yargı davasında maddi tazminat istemi yönünden

yerleşik içtihada aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 2013 yılında astsubay adayı olarak Astsubay Temel

Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma (ASTASAK) eğitimine başlamıştır.

9. Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması gerekçe

gösterilerek başvurucunun ASTASAK eğitim süreci sonlandırılmış ve 17/12/2013

tarihli işlemle ilişiği kesilmiştir.

10. Başvurucu, ilişik kesme işlemine karşı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmıştır. AYİM İkinci Dairesi 10/9/2014

tarihli kararıyla işlemin iptaline hükmetmiştir. İptal gerekçesinde özetle

güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına neden olan ceza davasına konu

fiilin başvurucu reşit değilken gerçekleştiği, kamu davasının denetimli

serbestlik süresinin tamamlanması sonucu düştüğü ve bugün için eğitime engel

hâli bulunmayan başvurucunun ilişiğinin kesilmesinin hakkaniyete uygun

düşmediği ifade edilerek işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

11. İptal kararı üzerine başvurucu, ASTASAK eğitimine kaldığı

yerden devam etmiş ve 26/12/2014 tarihinde astsubay çavuş rütbesiyle göreve

başlamıştır.

12. Başvurucu, göreve başlamasının ardından hukuka aykırılığı

yargı kararıyla saptanmış işlem nedeniyle göreve geç başladığını belirtmek

suretiyle uğradığını iddia ettiği zararın karşılığı olarak 1.000 TL maddi ve

10.000 TL manevi tazminat ödenmesi istemiyle AYİM 'de tam yargı davası

açmıştır.

13. AYİM Başsavcılığı tarafından; uyuşmazlığa ilişkin olarak

başvurucu hakkında hukuka aykırı olarak tesis edilen işlemin hizmet kusuru

oluşturduğu, bu hizmet kusuruyla başvurucunun uğradığı maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunduğu ve talep edilen tazminatın hizmet kusuru esaslarına göre

ödenmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.

14. AYİM İkinci Dairesi 16/9/2015 tarihli kararıyla davayı

kısmen kabul kısmen reddetmiştir.

15. Ret gerekçesinde öncelikle hukuk devleti ilkesi gereği

faaliyetlerini hukuka uygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin bir

işleminden dolayı hizmet kusuruna dayalı olarak tazmin sorumluluğundan söz

edilebilmesi için kural olarak hukuka aykırılığın varlığının şart olduğu ifade

edilmiştir. Kararda idari işlemin her hukuka aykırılık hâlinin hizmet kusuruna

neden olmadığı, idari işlemin sebep, konu ve maksat unsurları bakımından hukuka

aykırı olması hâllerinde hizmet kusurunun ve hizmet kusuruna dayalı tazmin

sorumluluğun oluşacağı, öğretideki baskın görüşün de bu doğrultuda olduğu

hatırlatılmıştır. Gerekçede askerî öğrencilikten çıkarılmanın ders, sağlık,

disiplinsizlik, güvenlik soruşturması gibi çeşitli sebeplere dayalı olarak

gerçekleştiği ve bu hususlarda yapılan incelemeler sonucu çıkarılma sebebinin

hukuka aykırı olduğunun anlaşıldığı durumlarda askerî öğrencilik statüsünün

sona erdirilmesini sağlayan işleme karşı açılan davaların iptal kararları ile

sonuçlandığı belirtilerek somut olayda iptal kararının hukuki etki ve sonucunun

başvurucunun ASTASAK eğitimine döndürülmesi olgusu ile sınırlı olduğunun altı

çizilmiştir. Başvurucunun herhangi bir nasıp düzeltme işlemi yapılmaksızın

astsubaylık statüsünde geçmesi gerektiğini ileri sürdüğü bir yıllık süre için

astsubaylık özlük haklarına karşılık gelen tazminat talep ettiği ve talep

konusu hususta Dairelerinin görevli ve yetkili bulunmadığına dikkat çekilen

gerekçede talebin kabul edilerek bir yıllık astsubay çavuş rütbesine denk gelen

maaşın ödenmesi kabul edilse bile nasıp düzeltilmesi yapılmaksızın bu talebin

karşılanmasının, müteakip rütbelerde geç terfiye

dayanılarak yeni taleplerin ve davaların oluşmasını engellemeyeceği ifade

edilmiştir. Ayrıca 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı

Kuvvetleri Personel Kanunu uyarınca nasıp düzeltmesi yapılanlara maaş farkı

ödenmesinin mümkün olmadığı, başvurucunun da nasıp düzeltme talebinin

bulunmadığı belirtilmiştir. Nihayetinde başvurucunun geç atanmasına bağlı

olarak talep ettiği maddi tazminatın karşılanmasının mümkün olmadığı sonucuna

varılarak ret gerekçesi oluşturulmuştur. Manevi tazminat istemi yönünden ise

iptal edilen işlem nedeniyle uğranılan üzüntünün karşılığı olarak ve istemle

bağlı kalınarak 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.

16. Karar oyçokluğu ile alınmıştır. İki üye maddi tazminat

yönünden davanın kabulü yönünde karşıoy kullanmışlardır.

Karşıoy gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"İdari işlemden doğan tam yargı

davalarında da eylemden doğan tam yargı davalarında olduğu gibi idarenin tazmin

sorumluluğu, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerine

dayanmaktadır.

Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerini

hukuka uygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin, bir idari işlemden

dolayı hizmet kusuruna dayalı olarak tazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi

için kural olarak hukuka aykırılığın varlığı şarttır. idari

işlemlerdeki yetki, şekil unsurları ve usul bakımından hukuka aykırılıkların,

sonradan giderilebilir hukuka aykırılıklar olması nedeniyle hizmet kusuru

teşkil etmeyeceğinden, idarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunun

bulunduğundan da söz edilemeyeceği; idari işlemlerdeki sebep, konu ve maksat

unsurları bakımından hukuka aykırılıkların ise hizmet kusuruna sebebiyet

verdiği ve idarenin hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğunun bulunduğu

yönündedir.

...

...davacı tarafından açılan eldeki davada,

hukuka aykırılığı tespit edilen işlem nedeniyle statü dışında geçirilen 1 yıla

ilişkin zararların tazmini talep edilmektedir, Yani "nasıp

düzeltilmemesi" işlemi dolayısıyla oluşan ya da oluştuğu iddia edilen

zarara ilişkin bir talep bulunmamaktadır, Ancak hangi

durumda olursa olsun, hukuka aykırılığı Dairemizce tespit edilen işlem (askeri

öğrencilikten çıkarılma) nedeniyle davacının tazmini gereken zararları

bulunmaktadır. Zira, iptal kararının, iptal edilen işlemin "hiç yapılmamış

sayılması" ve iptal kararı ile "işlemden önceki duruma geri

gelinmesi" şeklinde sonuçları olduğu ve bunların yerine getirilmesi ile

kararın uygulanmış olacağı kabul edilmekle birlikte, söz konusu iptal kararına

kadar oluşan zararın karşılanmasının da yine bu kararın bir gereği olduğu kabul

edilmesi gerekir. Kaldı ki, hukuk devletlerinde, devletin hukuka aykırı

işlemleri nedeniyle meydana gelecek zararın ödenecek tazminatla karşılanması

bir zorunluluktur. Yani, bu zararın tazminine yönelik talebin, "nasıp

düzeltilmesi yapılmadan giderilemez" veya benzeri gerekçe ile reddedilmesi

hukuk devleti anlayışı ile uyuşmamaktadır. Zira, davacı isterse giderilmeyen

(ya da giderilmediğini düşündüğü) diğer zararlarını süresi içinde ayrı bir dava

konusu da yapabilir.

Bu değerlendirmeler kapsamında; davacının,

sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırılığı Dairemizin 18.06.2014 tarih

ve E,2013/1450 ve K.2014/942 sayılı kararıyla saptanan bir idari işlemle

Astsubay Meslek Yüksekokulu'ndan çıkarıldığı ve bu nedenle emsallerinden 1 yıl

geç mezun olarak göreve başladığı maddi bir vakıadır. Dairemizin anılan iptal

kararı, davalı idarece tesis edilen okuldan çıkarılma işleminde, idarenin

hizmet kusurunu ortaya koymaktadır. Bu itibarla, davacının hukuka aykırı olarak

hakkında tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden geç

astsubaylığa nasbedilmek ve göreve geç başlamak

suretiyle statü dışında geçirdiği süreye ilişkin uğradığı zararların idarece

hizmet kusuru esaslarına göre tazmini gerektiği, bu nedenle davacının

emsallerine göre mahrum kaldığı 1 yılık döneme ilişkin aylıkların ödenmemesi

yönündeki işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, Dairemizin uzun yıllardan

gelen uygulamasının ve içtihatlarının da bu yönde olduğu (AYIM 2'nci

Dairesi'nin 07.11.2007 tarih ve E.2007/204, K2007/910, 09.04.2008 tarih ve

E.2007/1158, K2008/432, 25.02.2009 tarih ve E. 2009/36, K. 2009/226, 11

.03.2009 tarih ve E. 2 0081882, K 2 009/316, 13.05.2009 tarih ve E.2009/31,

K2009/557, 02.06.2010 tarih ve E.2010/140, K.20101799, 28.12.2011 tarih ve

E.2011/1192, K.2011/1593, 19.09.2012 tarih ve E.2012/369, K2012/868, 15.05.2013

tarih ve E.2013/454, K2013/589, 15.05.2013 tarih ve E.2011/1539, K2013/602,

26.02.2014 tarih ve E.20P/305, K2014/267, 0207.2014 tarih ve E.2013/1833,

K2014/1040 sayılı kararları vb.) bu içtihadı değiştirmek için bir sebep de

bulunmadığı kanaatinde olduğumuzdan Sayın Çoğunluk görüşüne katılamadık. "

17. Başvurucu, nihai kararı 22/10/2015 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 6/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

18. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi

eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu

hüküm Türk hukukunda idarenin mali sorumluluğunun anayasal temelini

oluşturmaktadır. Özel hukuktan farklı olarak -somut bazı konuları düzenleyen

birkaç istisna dışında- idarenin idari nitelikteki işlem ve eylemlerinden doğan

zararlara ilişkin mali sorumluluğunu düzenleyen genel bir kanun hükmü yoktur.

İdarenin kamu hukuku alanından kaynaklanan mali sorumluluğunun çerçevesi ile

hüküm ve esasları, Anayasa'nın anılan hükmünden yola çıkılmak suretiyle

Danıştay içtihatlarıyla belirlenmiştir. Danıştay içtihatlarına göre idarenin

mali sorumluluğu, kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk şeklinde ikiye

ayrılmakta; kusursuz sorumluluk da dayandığı sebebe göre tehlikeli faaliyetler,

mesleki risk, sosyal risk ve fedakârlığın denkleştirilmesi biçiminde tasnif

edilmektedir. Kusur sorumluluğunda idarenin kusurlu bulunması (hizmet kusuru)

sorumluluğun temel şartı iken kusursuz sorumluluk hâllerinde idarenin kusuru

bulunmasa dahi mali sorumluluğu söz konusu olabilmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§28, 29, 30).

2. AYİM Kararları

19. Ankara Beytepe Jandarma Okullar

Komutanlığında uzman jandarma öğrencisi iken ilişiği kesilen ve ilişik kesme

işlemi yargı kararı ile iptal edilen davacının geç atanması sonucu statü

dışında geçirdiği sürelere ilişkin maaş ve özlük haklarına dair maddi zararın

ödenmemesi işlemine karşı açtığı davada Mahkeme 24/2/2009 tarihli ve E.2009/36,

K.2009/226 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar vermiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"T.C.Anayasanın

125 nci maddesinin son fıkrasına göre, idare kendi

eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Anayasada idarenin

sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bu

meselenin çözümü öğretiye ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin

sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine

dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine

dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir

zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte

olması ve zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.

Davacının, hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla saptanan bir idari tasarrufla

Uzman Jandarma Okulundan çıkarıldığı ve emsallerinden daha sonra göreve

başladığı maddi bir vakıadır. İdare ajanlarının hukuka aykırı güvenlik

soruşturması sonucunu esas olarak tesis ettikleri okuldan çıkarılma işlemi,

idarenin hizmet kusurunu ortaya koymaktadır. Davacının hukuka aykırı olarak

hakkında tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden daha

sonra uzman jandarma çavuş nasbedilmek ve göreve

başlamak suretiyle statü dışında geçirdiği sürede uğradığı maddi zararının

idarece, hizmet kusuru esaslara göre giderilmesi gerektiği, bu nedenle, hukuka

aykırılığı Mahkememizce tespit edilen okuldan çıkarma işlemi nedeniyle

emsallerinden geç mezun olan davacının, emsallerine göre mahrum kaldığı aylıkların

kendisine ödenmemesi yönündeki işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği

sonucuna ulaşılmıştır."

20. Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu öğrencisi iken ilişiği

kesilen ve ilişik kesme işlemi yargı kararı ile iptal edilen davacının geç

atanması sonucu statü dışında geçirdiği sürelere ilişkin maaş ve özlük

haklarına dair maddi zararın ödenmemesi işlemine karşı açtığı davada Mahkeme

15/5/2013 tarihli ve E.2013/454, K.2013/589 sayılı kararıyla davanın kabulüne

karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"İdari işlemden doğan tam yargı

davalarında da eylemden doğan tam yargı davalarında olduğu gibi idarenin tazmin

sorumluluğu, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerine

dayanmaktadır.

Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerini

hukuka uygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin, bir idari işlemden

dolayı "hizmet kusuru"na dayalı olarak

tazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için kural olarak hukuka aykırılığın

varlığı şarttır. Ancak, bir idari işlemin herhangi bir yönden mevzuata ve hukuk

kurallarına aykırı olması halinin, her durumda ve tek başına hizmet kusurunun

varlığını kabule yeterli olup olmadığı, diğer bir ifadeyle idari işlemlerin

iptalini gerektiren nedenlerle hizmet kusurunu doğuran nedenler arasında tam

bir bağlılık ve ayniyet olup olmadığı hususunda öğretide bir fikir birliği

bulunmadığı görülmektedir.Ancak öğretide bu konuda

baskın görüş idari işlemlerdeki yetki, şekil unsurları ve usul bakımından

hukuka aykırılıkların, sonradan giderilebilir hukuka aykırılıklar olması

nedeniyle hizmet kusuru teşkil etmeyeceğinden, idarenin hizmet kusuruna dayalı

sorumluluğunun bulunduğundan da söz edilemeyeceği; idari işlemlerdeki sebep,

konu ve maksat unsurları bakımından hukuka aykırılıkların ise hizmet kusuruna

sebebiyet verdiği ve idarenin hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğunun

bulunduğu yönündedir.

Davacının hukuka ve mevzuata aykırılığı AYiM 2.Dairesinin 23.03.2011 tarih ve 2011/275 Esas,

2011/404 Karar sayılı kararıyla saptanan bir idari işlemle Astsubay Meslek

Yüksek Okulundan çıkarıldığı ve bu nedenle emsallerinden geç göreve başladığı

maddi bir vakıadır. Bu nedenle tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi, idarenin

hizmet kusurunu ortaya koymaktadır. Davacının hukuka aykırı olarak hakkında

tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden geç Astsubaylığa nasbedilmek ve göreve geç başlamak suretiyle statü dışında

geçirdiği süreye ilişkin uğradığı zararların idarece hizmet kusuru esaslarına

göre tazmini gerektiği, bu nedenle, hukuka aykırılığı Mahkememizce tespit

edilen okuldan çıkarma işlemi nedeniyle emsallerinden geç mezun olan davacının,

emsallerine göre mahrum kaldığı aylıkların kendisine ödenmemesi yönündeki

işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine

ulaşılmıştır."

21. Mahkemenin 8/5/2013 tarihli ve E.2013/355, K.2013/568

sayılı; 8/5/2013 tarihli ve E.2012/1200, K.2013/564 sayılı; 20/3/2013 tarihli

ve E.2012/1099, K.2013/349 sayılı; 27/3/2013 tarihli ve E.2012/1100, K.2013/379

sayılı; 20/3/2013 tarihli ve E.2012/1101, K.2013/350 sayılı; 2/7/2014 tarihli

ve E.2013/1833, K.2014/1040 sayılı kararları da yukarıda alıntısı yapılan karar

(bkz. § 20) ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin olup aynı gerekçeye sahiptir.

22. Sözleşmeli subay adaylığına son verilmesine ilişkin işlemi

yargı kararı ile iptal edilen davacının statü dışında geçirdiği sürelere

ilişkin maaş ve özlük haklarına dair maddi zarar ile işlem nedeniyle uğradığı

manevi zararın tazmini istemiyle açtığı davada AYİM Birinci Dairesi 18/6/2013

tarihli ve E.2013/217, K.2013/731 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar

vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Davacı hakkında tesis edilen ayırma

işlemi Dairemizin 25 Ekim 2011 gün ve E:2010/1111, K:2011/1683 sayılı kararıyla

hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla

tespit edilen bu işlem nedeniyle davalı idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğu

açıktır. Ayrıca iptal kararları, geriye yürür şekilde işlemi ortadan kaldıran

ve yargılama konusu işlemin hukuk aleminde hiç doğmaması sonuçlarını doğuran

kararlardır. İptal kararıyla, dava konusu ayırma işleminin tesis anından önceki

hukuki duruma dönülür. Bu bağlamda, davacının statü dışında geçirdiği süreye

ilişkin özlük haklarının ödenmesi, iptal kararının gereklerinden olup, davalı

idareyi bu hakların ödenmesi yükümlülüğü altına sokmaktadır.

...

İdarenin bir eylemi veya işlemi sonucu elem ve

ızdırap duyulması, haysiyet ve şerefin rencide

olması, manevi değerlerin ve yaşama zevkinin azalması manevi zarar teşkil

etmektedir. Bu bağlamda günlük yaşamı etkileyecek ölçüde üzüntü ve sıkıntı duyulmasınm da tazmini gereken bir manevi zarara neden

olacağının kabulü gerekmektedir."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes davasının,

medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda

kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla

kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve

makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mahkeme

içtihatlarındaki değişim yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmakta

olup böyle bir değişiklik özü itibarıyla önceki çözümün tatminkâr bulunmaması

anlamına gelir (S.S. Balıklıçeşme

Beldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No:

3573/05, 30/11/2010, § 28). Ancak yerleşmiş yargısal pratiğin de içtihat

değişikliğinin gerekçelendirildiği kararda dikkate alınması gerekir (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.

No: 36815/03, 14/1/2010, § 38). Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkan

kararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmaya

ilişkin makul bir açıklama getirilmesi gerekmektedir (Stoilkovska/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.

No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).

25. AİHM, hukuki belirlilik şartının ve meşru beklentilerin

korunması gereğinin yerleşik içtihadın sürdürülmesini içermediğinin altını

çizmekte ancak iyi temellere oturmuş yerleşik içtihadın varlığının yüksek mahkemeye

içtihattan ayrılmayı haklılaştıran daha sağlam

gerekçeler açıklama görevi yüklediğini ifade etmektedir. AİHM'e

göre yüksek mahkemenin yerleşik içtihattan farklı karar verilmesinin sebebi

hakkında başvurucuya detaylı açıklama yapma sorumluluğu bulunmaktadır (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, §

38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu; idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle statü

dışında geçen sürelerde uğranılan maddi zararlara ilişkin olarak AYİM'de açılan davalarda istikrarlı bir biçimde maddi

tazminata hükmedildiğini, başvuruya konu yargılama sürecinde ise yeterli bir

açıklamada bulunulmadan içtihada aykırı karar verildiğini, bu durumun

öngörülebilir olmadığını, hukuki belirlilik ve eşitlik ilkeleri ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

28. Bakanlık bildirdiği görüşte, AYİM'in

bağımsızlığı ve tarafsızlığına dair verilen AİHM kararları çerçevesinde yeniden

yargılanma imkânı getirildiğini, askerî öğrencilerin tazminat istemlerine

ilişkin olarak daha önce Anayasa Mahkemesi önüne getirilen uyuşmazlıklarda

ilkelerin belirlendiğini ve somut başvuruda bu ilkelerden ayrılmayı

gerektirecek bir durum söz konusu olmadığını ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

29.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

31. Başvuruya konu yargılama sürecinde AYİM tarafından, benzer

durumlarda verilen kararlardan (bkz. §§ 19-22) farklı bir sonuca varıldığı

açıktır. Bununla birlikte, yargı kararı ile iptal edilen işlemler nedeniyle

açılan maddi tazminat davalarında AYİM daireleri tarafından birbiriyle çelişen

kararların verildiği ve bu durumun yerleşik bir hâl aldığı ortaya

konulamamıştır. Bu hâle göre AYİM içtihatlarında derin ve devamlı bir içtihat farklılığının bulunduğu

söylenemez. Bu bağlamda iddiaların özü, AYİM'in

benzer maddi tazminat davalarında sergilediği yaklaşımının aksine bir

değerlendirme yapmasına karşın bu hususa dair makul, açıklayıcı bir gerekçe

belirtmediği konularına yönelik olduğundan şikâyet maddi tazminat isteminin

reddine ilişkin kısım yönünden adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri

olan gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

33.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "... adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar

hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok

kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen

adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının

kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,

B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

34. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

35. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını

sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme sırasında ileri

sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini

bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı

kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekli

olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

36.Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

37. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

38.Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve

yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul

veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden

olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

39. Diğer taraftan yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun

dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama

kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Bu değişiklikler yargı organlarının

takdir yetkisi kapsamında olup öz itibarıyla önceki çözümün tatminkâr

bulunmaması anlamına gelmektedir. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlamaları

beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatmin

edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmaları ihtimale dayalı ve

birbirine zıt sonuçları ortaya çıkartır. Bu ise hukuki belirlilik ve

öngörülebilirlik ilkelerine ters düşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda

yerleşmesi hâlinde bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları

beklenen güven zarar görebilir. Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkan

kararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmaya

ilişkin makul bir açıklamanın getirilmesi gerekmektedir (Türkan Bal [GK], B. No: 2013/6932,

6/1/2015, §§ 53, 55, 64).

40.Anayasa Mahkemesinin norm denetimi ve bireysel başvurularda (Ercan Din, B. No: 2014/94, 8/6/2016; Semra Bekiroğlu ve diğerleri, B. No:

2013/6717, 16/12/2015; Ahmet Gül ve

diğerleri, B. No: 2014/1182, 22/9/2016) hukuki güvenlik ve

belirlilik kavramının mahkeme kararlarında makul bir istikrarın sağlanması

hususu ile de doğrudan ilgili olduğu, yargı makamlarının benzer davalarda daha

önceki kararlarıyla kabul edilebilir oranlarda uyumlu kararlar vermesi

gerektiği, mahkeme kararlarında istikrarlı değerlendirmelerin dışındaki bir

yaklaşımın hukukun dinamik yorumuyla uyumlu ve gelişmeye yönelik olarak

verildiğinin yeterli ve makul gerekçeyle açıklanması gerektiği yönünde

değerlendirmeler yaptığı anlaşılmaktadır.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

41. Somut olayda güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek

ASTASAK eğitim süreci sonlandırılan başvurucu, ilişik kesme işleminin yargı

kararı ile iptal edilmesi üzerine eğitimine devam etmiş ve tank astsubay çavuş

rütbesiyle atanmıştır. Başvurucu, hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan

işlem nedeniyle bir yıl geç atanmasından dolayı mahrum kaldığı özlük haklarına

dair maddi zararın ve duyduğu üzüntü nedeniyle uğradığı manevi zararın tazmini

istemiyle dava açmıştır. Mahkeme, iptal kararının hukuki etki ve sonucunun

başvurucunun ASTASAK eğitimine döndürülmesi olgusu ile sınırlı olduğunu ve

herhangi bir nasıp düzeltme işlemi yapılmaksızın astsubaylık özlük haklarına

karşılık gelen tazminatın ödenmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Mahkeme

ayrıca bir yıllık astsubay çavuş rütbesine denk gelen maaşın ödenmesi kabul

edilse bile bu talebin karşılanmasının müteakip rütbelerde geç terfiye dayanılarak yeni taleplerin ve davaların oluşmasını

engellemeyeceğini ifade ederek maddi tazminat yönünden davayı reddetmiştir.

42. AYİM tarafından benzer uyuşmazlıklarda somut davadan önce

verilen kararlara bakıldığında (bkz. §§ 19-22) konuya ilişkin içtihadın öz

olarak hukuka aykırı işlem nedeniyle meydana

gelen geç atamalar sonucu açılan tazminat davalarının nasıp düzeltmeye ilişkin

bulunmadığı ve yargı kararı ile

hukuka aykırılığı saptanan bu işlemler nedeniyleuğranılan

zararların iptal kararı ile işlemin tüm sonuçlarının ortadan kaldırılması

bağlamında idarece hizmet kusuru esaslarına göre tazmini gerektiği

yönünde olduğu görülmektedir.

43. Somut yargılama sürecinde ise Mahkeme; ilişik kesme işlemine

yönelik iptal kararının hukuki etki ve sonucunun yalnızca ilişiğin kesildiği

eğitim sürecinde geri döndürülmek ile sınırlı olduğunu, işlem nedeniyle

uğranılan özlük haklarına dair maddi zararın nasıp düzeltme yapılmadan

ödenemeyeceğini, ödense dahi bunun daha sonra terfi dönemlerinde açılacak

davaları engellemeyeceği sonucuna varmıştır. AYİM'in

hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan işlem nedeniyle açılan tazminat

davasında ulaştığı sonucun konuyla ilgili olarak verilen önceki tarihli

kararlardan farklı olduğu anlaşılmaktadır.

44. Yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca yargısal kararlardaki

değişiklikler, hukuki dinamizm ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan

gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumlu olmakla birlikte

benzer davalarda farklı sonuçlara ulaşılması hâlinde bu durumun tatmin edici

bir gerekçeyle açıklanması gerekmektedir.

45. AYİM, yargı kararı ile hukuka aykırılığı saptanan işlemler

nedeniyle oluşan zararlar konusunda istikrarlı olarak idarenin mali sorumluluğu

bulunduğu yönünde kararlar vermiştir. Bu nedenle hukuki belirlilik ilkesi

ışığında, başvurucu açısından yargı kararı ile iptal edilen işlem nedeniyle

oluşan maddi zararı için idarenin mali sorumluluğuna gidileceği olgusu dikkate

alınarak değerlendirme yapılması yönünde makul bir güvenin oluştuğunun kabulü

gerekir.

46. AYİM somut olayda idarenin hukuka aykırılığı yargı kararı

ile saptanmış işlemi nedeniyle hizmet kusuru kapsamında mali sorumluluğunu

tartışmamış, nasıp düzeltme açısından olayı ele almak suretiyle maddi zararın ödenmesinin kabulünün daha sonraki

tarihlerde terfi gecikmeleri nedeniyle açılacak davaları engellemeyeceği

şeklinde mevcut tazminat talebiyle ilgisi olmayan bir ihtimali kararına gerekçe

olarak almıştır.

47. Yargılama sürecinde hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan

işlemler nedeniyle oluşan maddi zararlar için idarenin mali sorumluluğunun

bulunduğu yönünde AYİM kararlarının başvurucu tarafından Mahkemeye sunulduğu,

dilekçelerde bu kararlardan örnekler verildiği görülmektedir. Mahkeme

tarafından ise ileri sürülen itirazlara yönelik içtihat değişikliğine

gidildiğine veya olayın koşullarında önceki kararlardan ayrılmayı gerektirecek

farklılıklar olduğuna ya da alternatif bir yaklaşım sağlayan farklı gerekçelere

dayanıldığına dair idarenin mali sorumluluğuna yönelik herhangi bir açıklamada

bulunulmadığı anlaşılmaktadır.

48. Yukarıda açıklanan tespitlere göre AYİM'in

bireysel başvuruya konu kararında, önceki kararlarından farklı bir sonuca neden

ulaşıldığının başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak

anlaşılmasına imkân verecek düzeyde yeterli açıklama yapılmadığı görülmektedir.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

51. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında Anayasa Mahkemesince bir temel

hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl ortadan

kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir (detaylı

açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan,

§§ 57-60).

52. Başvurucu, yeniden yargılama yapılması ve tazminata

hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

53. Anayasa Mahkemesi AYİM İkinci Dairesi tarafından yapılan

yargılama sonucu adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

54. Bu durumda adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama

ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece

mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme

kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar

verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

55. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

SONUÇ / HÜKÜM

B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt

bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM İkinci

Dairesinin 16/9/2015 tarihli ve E.2015/322, K.2015/1397 sayılı kararına ait

dava dosyası ile ilgilidir.),

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Faruk BÜYÜK

Vekili

:

Av. Cihan

KOÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/17044, 11 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. VI. Hüküm
  13. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  14. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Çakmak
  22. Koç
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/17044
Tarih
11 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Ali Ahmet Böken Başvurusu (B. No: 2017/25973)
  • Hanım Altın Başvurusu (B. No: 2015/10002)
  • Murat Kalkan Başvurusu (B. No: 2017/21904)
  • Mete Aslan Başvurusu (B. No: 2014/12734)
  • Mustafa Demirhan Başvurusu (B. No: 2014/16855)
  • M.a.g. Başvurusu (B. No: 2018/4268)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.