İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mete Aslan Başvurusu (B. No: 2014/12734)

1. Başvuru, tutuklama nedeni olarak ceza

Başvuru No2014/12734Tarih12 Aralık 2018Okuma22 dk · 4.420 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mete Aslan Başvurusu (2)

Karar tarihi
12 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2014/12734
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.420 kelime·22 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama nedeni olarak ceza

süresine dayalı kaçma şüphesinin gösterilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin;

haksız olarak tutuklama kararı verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının; mahkûmiyet kararının sorgulama imkânının tanınmadığı gizli tanık

beyanına dayandırılması, kanun yolu mercii kararının gerekçesiz olması, kanuni

hâkim güvencesine aykırı şekilde özel yetkili mahkemede iletişimin dinlenmesi

sonucu tesadüfen elde edilen delillerin hükme esas alınarak ve mağdurlar

dinlenilmeden karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1979 yılında doğmuş olup olayların gerçekleştiği

tarihte S. otomobillerinin Hatay yetkili servisi ve bayisidir.

9. İddianamede iddia edildiği üzere Hatay Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen bir başka soruşturma kapsamında Hatay merkezli çıkar

amaçlı bir suç örgütünün teknik takibi sırasında mahkeme kararıyla iletişim

takibinde olan bir telefon hattı dinlenmektedir. Bu hat ile başka bir suç

organizasyonu çerçevesinde iletişimi tespit edilmekte olan diğer bir telefon

hattından görüşme yapıldığı ve görüşme içeriğinin suç teşkil ettiği tespit

edilmiştir.

10. Aynı gün telefon tapelerinde ismi

geçen Yayladağı'ndaki çadır kentte kalan Suriye uyruklu mağdur M.K. ile

Hatay/Altınözü'ndeki çadır kentte kalan Suriye ordusundan ayrılan ve muhalif

grup içindeki yarbay olduğu iddia edilen Suriye uyruklu mağdur H.H.

kaybolmuştur. Olayın gerçekleştiği gün Hatay Emniyet Müdürlüğüne müracaat eden

bir şahsın, aralarında MİT görevlisinin de bulunduğu Mete Aslan, Y.N. ve M.N.nin Suriyeli iki kişiyi çadır

kentten alarak deniz yoluyla Suriye tarafına geçirip buradan Suriye güvenlik

güçlerine teslim ettiklerine dair ihbarda bulunması üzerine Adana Cumhuriyet

Başsavcılığınca (CMK mülga 250. maddesi ile görevli) (Başsavcılık) soruşturma

başlatılmıştır.

11. Hatay Valiliğince olaya ilişkin yürütülen idari soruşturma

sonucu düzenlenen ve soruşturma kapsamında Başsavcılıkça incelenen raporun

ilgili kısımları şu şekildedir:

"... Konu ile ilgili [M.H.nin] [mağdurun yeğeni]

tercüman aracılığı ile alınan ifadesinde amcası ile parkta otururken saat 14'e

doğru amcasına gelen telefon üzerine, Jandarma'nın önünde buluşalım dediğini,

sonrasında Jandarma'nın önünde beyaz renkli bir taksiye bindiğini, bu şahsın

Yayladağı çadır kentinde kendileri ile mülakat yapan ve verdikleri bilgileri

bilgisayara kaydeden, görse tanıyabileceği kişi olduğunu, amcasının arabaya

binerken 5 dakikaya kadar gelirim dediğini belirtmiştir.

...

[H.H.nin] [mağdur] bindiği beyaz renkli aracın MİT'e ait olabileceği,

Önder isimli kişinin Yayladağı çadır kentte mülakat yapan istihbarat görevlisi

olabileceği, arabaya alan kişinin bu kurumdan olduğunun MİT Müdürü tarafından

da ifade edildiğinin iddia edildiği, bütün bunların Altınözü Kaymakamı ile MİT

Müdürü arasında geçen telefon görüşmelerinin teknik yönden incelenmesi ile

ayrıca ekte bulunan CD'nin teknik yönden incelenmesinden de anlaşılabileceği,

ayrıca [İ.M.H.nin] [mağdurun kardeşi] bahsettiği istihbarat görevlisine ait olduğunu iddia

ettiği telefon numarası ile görüşme yaptığı anlaşılmaktadır. Bütün bu iddialar

göz önünde bulundurulduğunda bu konu ile bağlantılı kurumun özelliği, konunun

gerek teknik yönlerinin bulunması gerekse çok çeşitli yönleri ile araştırılması

gerektiği, bütün bunların müfettişlik bilgi, tekniğini ve uzmanlığını

gerektirdiği düşünülmektedir."

12. Soruşturma kapsamında Başsavcılıkça incelenen MİT

Müsteşarlığı Teftiş Raporu'nun ilgili kısımları şöyledir:

"...Önder Sığırcıkoğlu'nun [H.H.yi] [mağdur]

aramasıyla başlayan görüşme trafiğinde karşılıklı beş görüşmeden sonra 28

Ağustos 2011 saat 14.17'de [H.H.nin] [mağdur]

Önder Sığırcıkoğlu'nuaradığı, görüşmelerin içeriğinin

bilinmediği...

[H.H.nin] [mağdur]

saat 11.09'da Önder Sığırcıkoğlu'nu aradığı, adı geçenin ifadesine göre izinli

olarak kamptan çıktığını, birkaç kişiyle birlikte Altınözü Jandarma

Karakolu'nun karşısındaki kampta olduğunu ve görüşmek istediğini söylediği,

Antakya'da olduğunu söyleyen Önder Sığırcıkoğlu'nun

kendisinin Altınözü'ne gelebileceğini belirttiği,

Kendi ifadesine göre, Antakya'da [A.] Servisi işleten arkadaşı [H.K.den] aldığı [R.] marka gümüş renkli otomobille Altınözü'ne giden

Önder Sığırcıkoğlu'nun, yeğeniyle birlikte yanına

gelen [H.H.yi] [mağdur] tek başına

aracına alarak yaklaşık 10-15 dakika Altınözü sokaklarında dolaştığı..."

13. Başsavcılık tarafından 16/2/2012

tarihli karar ile beyanı alınacak gizli tanık hakkında 27/12/2007 tarihli ve

5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b)

bentleri uyarıca gizli tanığa yeni bir adres verilmesi, duruşmada hazır bulunma

hakkı bulunanlar olmadan tanığın dinlenmesi ya da ses veya görüntüsünün

değiştirilerek özel ortamda dinlenmesi şeklinde tanık koruma tedbir kararı

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Yukarıda

açık kimlik bilgileri yazılı tanık çıkar amaçlı suç örgütü adına yapılan olay

hakkında bildiklerini ve gördüklerini anlatmak istediğini, ancak olaya ilişkin

tanıklığın ve kimliğinin ortaya çıkması durumunda kendisinin ve yakınlarının,

sanık ve yakınlarından gelebilecek muhtemel tehlikelere maruz kalabileceğinden

çekindiğini ve korktuğunu ifade etmesi nedeniyle tanığın kimlik bilgilerinin

açıklanması ve adres bilgilerinin dosyada yer almasının can güvenliği açısından

tehlike oluşturabileceği hususu Cumhuriyet Başsavcılığımızca dikkate

alınarak..."

14.Gizli tanık kod CMK 250/2012-2'nin Savcılıktaki beyanı şu

şekildedir:

"[H.H.] [mağdur] isimli kişinin kaçırılmasından kısa bir süre sonra ... [M.N.]

benimde bulunduğum kalabalık bir grup içerisinde [H.H.] [mağdur]

ve yanındaki Suriye'li bir kişiyi daha kendilerinin

kaçırıp, Suriye'de buluştukları Mete'nin [başvurucu] ağabeyi [M.A.] ile birlikte Suriye istihbarat görevlilerine teslim ettiklerini

söyledi.

Bulunduğum ortamda

anlattığına göre Önder Sığırcıkoğlu isimli MİT görevlisinin aleni

düşmanı iki Suriye'liyi barındıkları çadır kentten

alıp tenha bir yere arabasıyla çıktığında Mete Aslan [başvurucu] [M.N. ve M.nin] uzaktan akrabası

olan 'Sarı Murat' lakaplı [Y.N.]

bulundukları araçla Önder ve

Suriyelilerin bulunduğu aracın önünü kesmişler, Suriyelileri

... polis süsü vererek kendi araçlarına

bindirmişler, Mete [başvurucu]

ile birlikte Samandağ ilçesinin Yaylıca Beldesine kaçırmışlar. Aslında Önderile anlaşmalılarmış. Önder'in

elinden zorla kaçırıyor gibi göstermişler. 2 kişiyi Yaylıca Beldesinin Batı

Ayaz Yolu tarafında bulunan kullanılmayan metruk bir evde bir süre zorla

tutmuşlar, karanlık olduktan sonra Meydan Köyü'nde sahilde balıkçılık yapan ve

dağ tarafındaki en son balıkçı kulübesini işleten kişinin balıkçı botuyla

denizden botla Suriye'ye geçmişler. Suriye'de Lazkiye şehrinde [M.A.] ve Suriye İstihbarat görevlileriyle buluşmuşlar. Aynı gece Mete Aslan'da [başvurucu] normal

sınır kapısından Suriye'ye geçiş yapmış, [M.A.] tarafından kendilerini karşıladığında Mete Aslan'da [başvurucu] oradaymış. Suriye güvenlik güçlerine teslim edildiklerinde bu

görevliler 2 Suriye'linin başlarına siyah çuvallar

geçirmişler. [M.N. ve Y.N.] Lazkiye'ye

gittikleri balıkçı botuyla geri dönmüşler, Mete Aslan [başvurucu] ise normal kapıdan geri dönüş yapmış. Bunları

bulunduğum ortamda övünerek anlatıyordu. Aynı günlerde çevrede iki Suriye'lilerin kaçırıldıkları anlatılınca anlattıklarına

inandım. Ben kaçırılan bu iki kişinin isimlerini bilmiyorum. Ancak olay Arefe Günü olmuştu. Benim duyduğumda bayramın 1. günü veya

diğer günüydü. Ayrıca [M.N.]

yaptıkları bu işler karşılığı karşılıklarımızı aldık diye söyledi.

...

Ayrıca MİT mensubu olduğu söylenen [E.K.] isimli kişi de sık sık Mete Aslan'ın [başvurucu] işlettiği [S.] bayiine gelir giderdi, samimilerdi.

Suriye resmi yetkililerinden

ismini hatırlayamadığım bir kişi Kasım, Aralık 2011 tarihleri içerisinde 3 kez

Mete Aslan'ın [başvurucu] ofisine geldiler, fotoğraflarını gösterdikleri çadır

kentte kalan Suriye'li muhaliflerden bazılarının

Suriye'ye kaçırılması için yardımcı olmasını istediler. Daha sonra başka kişileri götürüp götürmediklerini bilmiyorum.

Bazı diyologları

sadece ben bildiğim için anlatmam durumumda deşifre olurum. O yüzden ilerde

mahkeme aşaması olursa mahkemeye hitaben anlatabilirim. Burada yer alması benim

güvenliğimi tehlikeye düşürür. Ayrıca kimliğimin gizlenmesini, tedbir

alınmasını talep ediyorum."

15. Başvurucu, devletin gizli kalması gereken bilgilerini

siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme ve cebir, tehdit veya hile

kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 10/2/2012

tarihinde gözaltına alınmış; 12/2/2012 tarihinde ise tutuklanmıştır.

16. Başsavcılığın 4/7/2012 tarihli iddianamesi

ile Suriye'deki siyasal karışıklık sebebiyle rejime muhalif kalan ve

Türkiye'deki mülteci kamplarında barınan mağdurlar M.K. ve H.H.nin

casusluk amacıyla zorla kaçırılıp Suriye'deki rejim güçlerine teslim edilmeleri

suretiyle devletin gizli bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla

temin etme ve cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun

kılma suçlarından başvurucunun da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında kamu

davası açılmıştır.

17. İddianamede gösterilen deliller kapsamında yapılan

değerlendirme şu şekildedir:

"Bir başka suç örgütüne

yönelik mahkeme kararıyla yapılan telefon dinlemeleri sırasında suç tarihinde

Hatay İli'ndeki çadır kamplarında barınan 2 Suriye'li muhalifin aralarında istihbarat görevlilerinin de

bulunduğu bir grubun organizesiyle kaçırıldığı, Suriye güvenlik görevlilerine

teslim edildiği yönündeki tespitler üzerine soruşturmaya başlandığı,

Yukarıda yer verilen tesadüfen elde edilen

telefon görüşmeleri, görüşen kişilerin şüpheliler Önder Sığırcıkoğlu, Mete

Aslan [başvurucu] ve [E.A.K.] olduklarına dair ses eşleştirmesi raporu, suça

karışan şüphelilerin suç öncesi ve sonrasındaki hareketlerinin ve buluşma

noktalarını belirleyen cep telefonu HTS raporları, eylemin gerçekleştirilişine yönelik oluşla uyumlu gizli tanık beyanı,

operasyon sonrası tutuklanan suça karışan şüphelilerin kısmi kabulleri, şüpheli

Önder'in kendi isteği ve başvurması üzerine 14/05/2012 tarihinde yeniden alınan

savunmasında suçun gerçekleştirilişi ve suça karışanlarla ilgili yaptığı samimi

açıklamalar, müşteki ve tanık beyanları, [M.K.nın]

kaçırılmasında bir başka MİT mensubunun görev aldığına dair cep telefonu HTS

dökümleri, mağdur [M.K.yı] MİT mensubuyla en son gören kişinin olayla uyumlu

beyan ve teşhisleri, Milli İstihbarat Teşkilatının ve Hatay Valiliğinin idari

soruşturma raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

...

Açıklanan gerekçelerle şüpheliler [N.B.], Önder Sığırcıkoğlu,

[E.A.K.], Mete Aslan [başvurucu], [Y.N.]

ve [M.N.nin] siyasi casusluk ve kişiyi hürriyetinden yoksun

kılma, şüpheli [M.A.A.nın] görevi kötüye kullanma suçlarını işledikleri

anlaşılmakla;

Şüphelilerin ... AYRI AYRI CEZALANDIRILMALARINA,... karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur."

18. Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesince (TMK 10. madde ile görevli)

(Mahkeme) başvurucu ve müdafiinin hazır bulunduğu 30/11/2012 tarihli celsede gizli tanığın bir sonraki

duruşmada hazır edilmesine karar verilerek bir sonraki duruşma 8/2/2013

tarihine bırakılmıştır.

19. Aynı celsede diğer sanık olan M.N.nin Mahkeme önündeki savunmasının ilgili

kısımları şöyledir:

"... Savunmamı müdafiim ile birlikte yapacağım. Bu konuda daha önce

verdiğim ifadelerimi tekrar ederim. Bütün aşamalarda dosdoğru yaşadığım

olayları anlattım. Daha önceki ifadelerimde de belirttiğim gibi belirtilen

kişilerin hiç birisini tanımam. Bunlarla daha önce herhangi bir oturmuşluğum

veya konuşmuşluğum yoktur. Bu kişilerin telefon numaralarını bilmem, onlar da

benim telefon numaralarımı bilmez. Benim gördüğüm kişiler yanında çalıştığım

kişilerin söylediği ve gösterdiği kadardır. ... Önder Bey'in yanında gördüğüm

kişi konusunda emniyette bana soru sordular. Ben, bu kişinin de MİT'ten

olduğunu düşündüğümü söyledim. Bana, bu konu ile ilgili belge, fotoğraf ve

benzeri şeyler göstermelerini istedim. Bunun üzerine bana fotoğraf gösterdiler

ve ben de bu kişinin MİT'ten olduğunu düşündüğümü tekrar ettim ancak bu kişinin

Suriyeli olduğunu söylediler. Daha önce de belirttiğim gibi o ana kadar ben bu

kişiyi MİT'tenbiri olarak biliyordum

...

... önceki

savunmalarımı tekrar ederim. Gizli tanık beyanını kabul etmiyorum. Çevremde bu

tür şeyleri konuştuğum tanıdık hiç kimse yoktur. Zaten böyle bir işin içinde

olmadığıma göre bu konuları konuşmam da mümkün değildir. Atılı suçlamaları

kabul etmiyorum. Önder Bey'in talebine dayanarak Mete Bey'in [başvurucu] bizden istediğini samimi duygularla yerine getirdim

bunun dışında başka bir suçumuz yoktur."

20. Sonrasında Mahkeme, Adana Emniyet Müdürlüğünün gizli tanığın

koruma süresinin sona ereceğini bildiren yazısı üzerine 24/1/2013

tarihli kararıyla "henüz gizli tanığın

beyanının tespit edilemediği, dava konusu eylemler ile sanıkların sosyal ve

ekonomik statüleri dikkate alındığında gizli tanığın açık kimlik ve adres

bilgilerinin ortaya çıkmasının hem gizli tanık açısından hem de dava dosyasının

sonuçlandırılması açısından uygun olmayacağı" gerekçesiyle

Başsavcılıkça verilmiş olan koruma tedbirinin devamına karar vermiştir. Gizli

tanık hakkındaki bahsi geçen koruma tedbir kararı, Adana 5. Ağır Ceza

Mahkemesinin 30/5/2014, 28/5/2015 ve 29/4/2016 tarihli

kararlarıyla aynı şartlarla uzatılmış; nihayetinde 29/3/2017 tarihli kararıyla

kaldırılmıştır.

21. Mahkeme; başvurucu ve müdafiinin

hazır bulunduğu 8/2/2013 tarihli celsede, Adana

Emniyet Müdürlüğü Tanık Koruma Şube Müdürlüğü tarafından gönderilen yazıda

güvenlik ve gizli tanığın kimliğinin ortaya çıkma olasılığı gerekçeleriyle

gizli tanığın hazır edilemeyeceğinin bildirilerek gizli tanığın kapalı

duruşmada dinlenmesinin talep edildiğini belirtip gizli tanığın kapalı oturumda

dinlenmesi için hazır edilmesi konusunda Adana Emniyet Müdürlüğü Tanık Koruma

Şube Müdürlüğüne yazı yazılmasına ve duruşmanın 29/3/2013 tarihine

bırakılmasına karar vermiştir.

22. Mahkeme; gizli tanığın beyanını, günü ve saati başvurucuya

bildirilmeyen 26/2/2013 tarihinde başvurucu ve müdafiinin bulunmadığı ara celsede almıştır. Anılan celsede

Cumhuriyet savcısı hazır bulunmuştur. Gizli tanığın beyanı şu şekildedir:

"Mete Aslan'ın [başvurucu]

yanında çalışan [M.N.] adındaki kişi, benim de bulunduğum bir ortamda

heyecanlı bir şekilde bir takım olaylardan sözediyordu.

Ben de orada bulunanlar gibi onu dinliyordum. O ana kadar bu olaylarla ilgili

bir bilgim yoktu kaldı ki daha sonra da tv den

duyduktan sonra konunun ne olduğunu anladım. [M.N.] konuşmaları

sırasında Suriye'ye götürülen iki kişiyi Suriye'ye kaçırdıklarını söyledi,

hatta orada Mete Aslan [başvurucu], [M.A.] ve Suriye askerlerinin bulunduğu bir ortamda teslim

edilmişler. Bu

kişileri polis süsü vererek başka kişilerin alıp götürdüğünü de söyledi. Bu

kişileri aldıktan sonra [M.N.] ve

[Y.N.ye] teslim etmişler, bunlar

da bir köye götürerek orada bir süre tutmuşlar, daha sonra Samandağ sahiline

götürmüşler, tekne yolu ile de Suriye tarafına geçirmişler, [M.N.] bu kişilerin Suriye tarafına geçirilmeleri sırasında

bizzat yanlarındaymış. Suriye'ye götüren kişileri bulundukları yerden polis

süsü vererek alan kişinin Önder adındaki kişi olduğunu söyledi, onlar Önder abi

diye hitap ediyorlardı. Bu kişilerin

Suriye'ye geçtikleri gün Mete Aslan da [başvurucu] Suriye

tarafına geçmiş ve kaçırılan kişileri abisi ile birlikte orada

karşılamışlardır. Bu

kişilerin teslim edildikleri andan itibaren kafalarına çuval geçirmişler. Bu

olaylardan önce Önder adındaki kişi, Mete Aslan'ın [başvurucu] iş yerinden otomobil satın almıştı. ... Bu olaylarla

ilgili [Y.N.] adındaki kişiden

bir şey duymadım. [M.N.] ise bu

tür konuları ulu orta bir çok yerde konuşan birisidir.

Bu tür konuşmalarıda kendisine bir kahraman edaı vermek amacı ile yapmaktadır dedi."

23. Başvurucu ve müdafiinin hazır

bulunduğu 29/3/2013 tarihli duruşmada gizli tanığın

celse arasında dinlendiği tutanağa geçirilmiştir. Aynı celsede başvurucu müdafii; gizli tanık beyanının usule aykırı olarak

alındığını, ayrıca bu tanığın beyanlarının duyuma dayalı beyanlar olduğunu dile

getirmiştir. Mahkemece, Adana Tanık Koruma Şube Müdürlüğünün gizli tanığın

kimliğinin açığa çıkmaması ve güvenliğinin sağlanmasına dair yazıları dikkate

alınıp tarafların olmadığı ortamda dinlendiği belirtilerek gizli tanığın

yeniden dinlenmesi konusundaki taleplerin reddine karar verilmiştir.

24. Başvurucu ve müdafiinin hazır

bulunduğu 19/6/2013 tarihli duruşmada mağdur M.K.nın kardeşi Ö.K. tanık olarak dinlenmiştir.

Beyanın ilgili kısımları şu şekildedir:

"... Yayladağında kaldığı kampta bir olay olması nedeni ile kendisinin Reyhanlı'daki

kampa gönderme kararı almışlar, 27/8/2011 tarihinde de Reyhanlı'daki kampa getirmişler,

ancak eşi ve çocukları önceki kampta kalmış, eşi ve çocukları ile aynı yerde

kalma konusunda [E.M.] adında

bir Türk istihbaratında görevli kişi ile telefon görüşmesi yapmış ve durumunu

anlatarak yardım istemiş ... telefonda görüştükten

sonra ertesi gün buluşmak üzere anlaşmışlar, ancak ertesi gün [E.M.] işlerin yoğunluğu nedeni ile oraya gelemeyeceğini

ancak Hatay'a geldiği taktirde görüşebileceklerini söylemiş, bunun üzerine

kardeşim, ertesi gün Hatay Merkez'e gitmiş ... buluşma

yerine gitmiş ancak kendisini [E.Ö.]

olarak tanıtan başka birisi gelmiş, kardeşim [E.M.] ile [E.Ö.] adındaki kişilerin farklı kişiler olduklarını söyledi

... [E.M.] ve

[E.Ö.] adındaki kişiler aynı telefon

numarasını kullanıyorlarmış. [E.Ö.]

20 dakikalık bir işi olduğunu ve sonrasında kendisinin sorunu ile

ilgileneceğini söylemiş, bir süre toprak yolda gitmişler ve karşılarına 7-8 kiyi silahlı bir grup çıkmış, bu grubun kim olduğunu

sormuş, [E.Ö.] de PKK'lı demiş ... bu kişiler kendisinin elini bağlamış ve başka bir

araca almışlar, kimsenin bulunmadığı bir yere götürmüşler.[E.Ö.], kardeşimi silahlı kişilere teslim ettikten sonra

kendisi oradan ayrılmış, bir süre tutulduğu yerde [H.H.] [mağdur]

adında birisini daha getirmişler, burada 9 saat kadar kalmışlar, gece karanlığında

da Samandağ tarafında bir yere götürmüşler, bu süre içerisinde gözleri

kapalıymış, gemiye bindirilerek Lazkiye tarafına gitmişler, gemide iken gözleri

açıkmış, gemide bulunan kişiler içerisinde kendilerini araçla durduran kişiler

de varmış, daha sonra Lazkiye'de Suriye devlet görevlilerine teslim etmişler,

bu kişiler özel bir uçakla her ikisini Şam'daki muhaberat merkezine götürmüşler ... kardeşimi ve yanındaki [H.H.yi] [mağdur] 48

süreyle hücrede tutmuşlar ve her gün işkence yapmışlar, daha sonra Sadnaye cezaevine götürmüşler, bir süre sonra da mahkemeye

çıkarılmışlar ve kardeşime 5 yıl hapis cezası verilmiş, [H.H. ye] [mağdur] de ömür boyu hapis cezası verilmiş, kaldıkları

cezaevi muhalifleri tuttukları ve Birleşmiş Milletler tarafından bilinen bir cezaeviymiş ... ancak [E.Ö.] olarak bahsettiği ve kendisini silahlı kişilere

teslim eden kişiyi bana tarif etti, tarif ettiği özelliklere uyan ve burada

bulunan kişi, size gösterdiğim [E.A.K.] kişidir, ama net olarak bir şey söylemem mümkün değildir."

25. Mahkeme 7/10/2013 tarihli kararıyla başvurucunun devletin

gizli kalması gereken belgelerini siyasal ve askerî casusluk amacıyla temin

etme suçundan oyçokluğuyla beraatine ve tahliyesine,

kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise oybirliğiyle toplam 16 yıl 8 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu suçtan dolayı tutuklanmasına karar vermiştir.Mahkemenin gerekçesinin

ilgili kısımları şöyledir:

" ...

Sanık Önder'in Mit bünyesinde tercümandır

ancak anlatımlardan anlaşılacağı üzere meslek memuru imiş gibi kişilerle bire

bir mülakat yapmıştır. Diğer sanıkların beyanlarına göre de Önder kendisini Mit

görevlisi olarak tanıtmaktadır.

Sanık [E.A.K.] beyaz eşya bayiidir ve sanık Önder'in beyanına göre

Mit haber elemanı olarak çalışmıştır, sanıklar Önder ve [E.] uzun süredir tanışmaktadır.

Sanık Mete Aslan [başvurucu], araç bayii işleten bir esnaftır ve sanık Önder ile

beyaz eşya bayii işleten sanık [E.]

vasıtasıyla tanışmıştır. Mete nin [başvurucu]

beyanına göre Önder kendisini Hatay Mit Şube

yardımcısı olarak tanıtmıştır.

Sanıklar [Y.] ve [M.N.]

sanık Mete'nin [başvurucu]

yanında çalışan kişilerdir.

...

Gizli tanık aşamalarda

değişmez şekilde sanık [M.den] duyduklarını anlatmıştır ve gizli tanığın aktardığı

bilgiler ile olayımızdaki sanıkların hareket dökümleri bire bir uyuşmaktadır.

...

Olayın oluş şekline ilişkin

olarak gizli tanığın anlatımları ile mağdur [K.den] [mağdur M.K.] duyduklarını anlatan tanık [Ö.nün]

[mağdur M.K.nin kardeşi] anlatımları uyumludur.

Yukarıda dökümü yapılan iletişimin tespiti

kayıtları da bu anlatımları doğrulamaktadır.

...

Bu iletişimin tespiti

kayıtlarına, sanık Önder'in aşamalarda değişen çelişkili beyanlarına, diğer

sanıkların kısmi ikrar içeren anlatımlarına, gizli

tanığın aşamalarda değişmeyen beyanına, bu beyan ile uyumlu tanık [Ö.nün]

anlatımına, yapılan MİT

müfettişlik incelemesine ve Hatay Valiliği idari araştırma raporuna ve tüm

dosya içeriğine göre [H.] [mağdur] muhaliflerle buluşturulmak, [K.] [mağdur] de

ailesiyle aynı çadırkente kalmak konusunu konuşmak

için MİT görevlisiyle buluşmuş, rızalarıyla araçlara binmiş, belirli bir yerde

her iki mağdur da kendilerine PKK militanıveya polis

süsü veren kişilerce aslında önceden anlaşılmış olduğu şekilde MİT

görevlilerinin elinden alınarak metruk bir binaya hapsedilmişlerdir. [H.yi] [mağdur] sanık Önder, [K.yı] [mağdur]

[E.Ö.] olarak bilinen MİT

görevlisi kandırarak götürmüştür. (Savcılıkça [E.Ö.] isimli şahsın MİT mensubu [H.G.] olduğu ileri sürülmüş ise de bu şahıs hakkında

soruşturma izni verilmediği için dava görülmemiştir.) Her iki mağdurun MİT

görevlilerinin elinden mizansen olarak alınması eyleminde Mete Aslan

[başvurucu] ile [M. ve Y.N.] isimli sanıklar

rol almışlar, [K.] [mağdur] ve [H.] [mağdur] bu sanıklarca metruk binada belirli bir süre

hapsedildikten sonra kayıkla Suriye'ye götürülmüş[tür] ...

Sanık Önder mağdurların metruk binaya

kapatılmaları sonrası Antakya'ya geri dönerken mağdur [H.H.nin] cep telefonunu

da yanında götürmüş ve bu telefonu Mete Aslan'a [başvurucu] vermiştir. Önder, Mete'den [başvurucu] telefonu Gaziantep istikametine doğru götürüp burada

birkaç arama yaptıktan sonra telefonu kapatıp atmasını söylemiş, Mete'de aynı

talimatla telefonu [M.ye]

vermiştir. Bu husus sanıkların beyanlarıyla doğrulanmış,telefon görüşmelerine göre de,

[M.] Hatay'ın Hassa ve Kırıkhan ilçe

sınırları içinde cep telefonunda kayıtlı olan birkaç yeri kısa kısa arayıp

telefonu kapatmıştır. Yani [H.nin]

[mağdur] Gaziantep'e doğru gittiği izlenimi

oluşturulmaya çalışılmıştır.

Sanıkların olaydaki konum ve katkılarına

gelince, sanık Önder,

mağdur [H.yi] kandırarak rızasıyla aracına almış, Mete [başvurucu], [M.

ve Y.nin] önlerini

kesip [H.yi] [mağdur] kaçırmaları şeklindeki senaryoyu hazırlamıştır.

Olayda yardımcı olmaları için [E.] ve

[M.yi]

ikna etmiş, suçu birlikte işlemişlerdir."

26. Başvurucu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan

mahkûmiyet kararıyla birlikte verilen tutukluluk kararına itiraz etmiş; Adana

8. Ağır Ceza Mahkemesince 31/10/2013 tarihli kararla

tahliye talebi reddedilerek başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiştir. Ret kararı başvurucuya 12/11/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

27. Mahkûmiyet kararının temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 7/7/2014 tarihli kararı ile hüküm başvurucu

yönünden onanmıştır.

28. Başvurucu 21/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

29. Öte yandan başvurucunun 7/10/2013

tarihli mahkûmiyet kararına konu yargılama süreciyle ilgili hükmedilen hapis

cezasının süresine bağlı olarak kaçacağı şüphesiyle tutuklama kararı verilmesi

ile azami tutukluluk süresinin aşılması ve tutuklama kararının gerekçesinin

soyut olduğuna ilişkin hak ihlali iddialarını içeren dilekçesiyle 2013/8521 sayılı

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır. Anılan başvurunun masumiyet

karinesinin ihlal edildiği yönündeki iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması, kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddianın ise mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği

7/7/2014 tarihinden itibaren 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma

imkânına sahip olunmasına rağmen etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan

bu yola başvurulmadığından başvuru yollarının tüketilmemesi nedenleriyle kabul edilemez olduğuna

karar verildiği tespit edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

30. Anayasa Mahkemesi, daha önceki kararında tanığın kimliğinin

gizli tutulmasının koşulları ile tanık koruma tedbirlerine ve koruma tedbiri

uygulanan tanıkların dinlenme usullerine dayanak oluşturan mevzuata yer

vermiştir (Önder Sığırcıkoğlu

(2), B. No: 2014/13176,

17/7/2018 §§ 30-33).

B. Uluslararası Hukuk

31. Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında gözönünde bulundurulan uluslararası hukuk kaynakları için

bkz. Önder Sığırcıkoğlu

(2), §§ 34-38.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 12/12/2018 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Masumiyet Karinesi ile

Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33. Başvurucu, tutuklama nedeni olarak ceza süresine dayalı

kaçma şüphesi gösterilerek masumiyet karinesinin; yargılamada kanuni tutukluluk

süresinin aşıldığını, tutukluluğa itiraz yolunu etkin olarak kullanamadığını ve

kararların gerekçesiz olduğunu belirterek de kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Başvurucunun 14/11/2013 tarihinde

aynı konuyla ilgili ileri sürdüğü ihlal iddialarına ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu, Birinci Bölümün 18/9/2014 tarihli ve

2013/8521 başvuru numaralı kararıyla başvurunun kabul edilemez olduğuna karar

verildiği anlaşılmıştır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru niteliğinde olması

nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tanık Sorgulama

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

36. Başvurucu, kendisine hazır bulunma olanağı sağlanmadan ara

celsede gizli tanığın dinlenmesi ile bu beyanın mahkûmiyete esas alınması

nedenleriyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Bakanlık görüşünde; gizli tanığın belirlenen günden farklı

bir tarihte ve başvurucunun yokluğunda dinlediğinin, sonraki oturumda gizli

tanık beyanının başvurucuya okunduğunun ve gizli tanığın yeniden dinlenmesi

talebinin de tanığın kimliğinin ortaya çıkma tehlikesinden bahisle

reddedildiğinin dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Diğer taraftan gizli

tanık ifadesinin yanında HTS ve iletişim tespit tutanaklarının, diğer bir

tanığın beyanının, kurumlardan alınan raporların ve sanıkların kısmi kabullerinin

mahkûmiyete esas alındığı vurgulanmıştır.

38. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, tanığın

dinlenme yöntemininhukuka aykırı olduğunu belirtip

sorgulanmasına olanak verilmeyen gizli tanık beyanına dayanılarak karar

verildiğini ifade etmiştir.

b. Değerlendirme

39. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

i. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısımının kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

41. Anayasa Mahkemesi; başvuru konusu aynı yargılamada diğer bir

sanık (diğer bir başvurucu) tarafından yapılan benzer başvuruda verdiği Önder Sığırcıkoğlu (2) kararında

(§§ 55-62), tanık sorgulama hakkı kapsamında

tanığın duruşmada dinlenilmesi, tanıkla yüzleşilebilmesi

ve ayrıca tanığın kimliğinin gizli tutulması koşullarına ilişkin genel ilkeleri

açıklamıştır.

42. Anayasa Mahkemesinin anılan Önder Sığırcıkoğlu (2) ihlal kararında

(§§ 63-68); celse arasında ve başvurucuya haber verilmeksizin

dinlenen gizli tanığın beyanlarının tespiti sırasında başvurucunun ses

bağlantısı yoluyla da olsa onu sorgulayamadığı, sorulan sorulara verdiği

cevaplar hakkında kişisel izlenim edinme fırsatını elde edemediği ve bu yüzden

tanığın gösterdiği reaksiyonlar konusunda Mahkemenin dikkatinin çekilemediği

vurgulanmıştır. Diğer bir ifadeyle savunma tarafının sorgulama yoluyla

gizli tanığın güvenilirliğini test edemediği belirtilerek gizli tanık beyanına

karşı başvurucuya (sanığa) yeterli bir itiraz imkânı tanındığının kabul

edilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.

43. Somut başvuruda da Önder Sığırcıkoğlu (2) kararında

açıklanan, hükmün belirleyici biçimde gizli tanığın ifadesine dayandırıldığı,

mahkûmiyet kararı verilirken gözetilen iletişimin tespitine dair delilin bir

başka soruşturma kapsamında elde edildiği, sanık (başvurucu) lehine alınan

teminatlar gözetildiğinde tanık menfaatleri ile sanığın adil yargılanma

kapsamındaki haklarının dengelenmediği tespitlerinden ayrılmayı gerektirir bir

durumun bulunmadığı anlaşılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

2. Diğer İhlal İddiaları

45.Başvurucunun tanık sorgulama hakkının

ihlal edildiğine karar verildiğinden adil yargılanma hakkı kapsamındaki kanuni

hâkim güvencesine aykırı şekilde özel yetkili mahkemede yapılan yargılama ile

hukuka aykırı delillerin esas alınarak mağdurlar dinlenmeden cezanın bireyselleştirilmesinde

hataya düşülerek mahkûmiyet kararı verildiğine ve Yargıtay kararının gerekçesiz

olduğuna ilişkin diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas

yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

47. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018)

kararında, ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının

belirlenmesi hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

48. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun tespiti açısından öncelikle ihlalin

kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre

ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

49. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği

hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden

Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken

işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,

§ 59).

50. Başvurucu; ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesi ve

tazminat taleplerinde bulunmuştur.

51. Başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkı kapsamında tanık sorgulama

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut

başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

52. Bu durumda tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken

iş; öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının başvurucu yönünden ortadan

kaldırılması, sonrasında tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması ve sonucuna uygun yeni

bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin başvurucu

yönünden yeniden yargılama yapılmak üzere (kapatılan) Adana 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin (TMK 10. madde ile görevli) dosyalarının devredildiği mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının

yeterli giderim sağlayacağı sonucuna varıldığından tazminat taleplerinin

reddine karar verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Masumiyet karinesi ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddiaların mükerrer

başvuru niteliğinde olması nedeniyle REDDİNE,

B. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

(kapatılan) Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK 10. maddesi ile görevli)

(E.2012/46, K.2013/88) dosyalarının devredildiği mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Volkan SEVTEKİN Başvurucu : Mete ASLAN Vekili : Av. Battal ÖZER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12734, 12 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Masumiyet Karinesi ile
  11. B. Adil Yargılanma
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  13. B. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının
  14. C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  15. D. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin
  16. G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12734
Tarih
12 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Mustafa Demirhan Başvurusu (B. No: 2014/16855)
  • M.a.g. Başvurusu (B. No: 2018/4268)
  • Aydın Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/8740)
  • Salim Dalbudak Başvurusu (B. No: 2015/19507)
  • Arif İbiş Başvurusu (B. No: 2014/16836)
  • Fatma İskender ve Utku İskender Başvurusu (B. No: 2015/5055)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.