İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aydın Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/8740)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve hükümden sonra

Başvuru No2014/8740Tarih12 Aralık 2018Okuma13 dk · 2.629 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Aydın Kılıç Başvurusu

Karar tarihi
12 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2014/8740
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.629 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve hükümden sonra

yapılan itirazlarla ilgili olarak karar verilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle de

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8.Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir

soruşturma kapsamında 24/12/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve Batman Sulh

Ceza Mahkemesince yapılan sorgusunun ardından silahlı terör örgütüne üye olma

suçlamasıyla 28/12/2009 tarihinde tutuklanmıştır.

9. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. madde ile

görevli bölümü)19/2/2010 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında silahlı terör

örgütüne üye olma ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine (CMK 250. madde ile görevli) kamu davası açmıştır.

10. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi yargılamanın ilk

duruşmasını 6/4/2010 tarihinde yapmıştır.

11. Mahkeme 19/12/2013 tarihinde yapılan 22. duruşmada,

başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 9 yıl hapis cezası ile

cezalandırılmasına, terör örgütü propagandası yapma suçundan açılan kamu

davasının ise ertelenmesine karar vermiştir. Mahkeme hükümle birlikte

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.

12. Başvurucu vekili 20/12/2013 havale tarihli dilekçesiyle kararı

temyiz etmiştir.

13. Başvurucunun kanun değişikliği nedeniyle 24/1/2014 tarihinde

yaptığı tahliye talebi Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/3/2014 tarihli

kararı ile reddedilmiştir. Başvurucunun 10/4/2014 tarihinde bu karara yaptığı

itirazı inceleyen Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi ise dosyanın temyiz

incelemesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında olduğu gerekçesiyle

herhangi bir değerlendirme yapmamış ve dilekçeyi Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığına göndermiştir.

14. Başvurucu, kararı 5/5/2014 tarihinde öğrendiğini beyan etmiş

ve 3/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 12/9/2014 tarihli ilamıyla derece

mahkemesinin kararını onamış ve karar kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar

başlıklı 101. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bu madde ile 100 üncü

madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir."

17. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli

veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104. maddesi

şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya

salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz

edilebilir.

(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar,

bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel

Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir."

18. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"

kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:

"103 ve 104 üncü

maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,

sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün

içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.

(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu

karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin

görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."

19. 5271 sayılı Kanun'un

"Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar"

kenar başlıklı 232. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağa

geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş

gün içinde dava dosyasına konulur."

20. 5271 sayılı Kanun'un "İtiraz

olunabilecek kararlar" kenar başlıklı 267. maddesi şöyledir:

"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği

hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."

21. 5271 sayılı Kanun'un “İtiraz

usulü ve inceleme mercileri” kenar başlıklı 268. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Kararına itiraz edilen hâkim veya

mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç

gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 12/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutukluluk Süresinin

Makul Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa

yapılan itirazların reddine ve resen yapılan tutukluluk incelemeleri sonunda

verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararlardaformül

gerekçelere yer verilerek somut ve yeterli gerekçe gösterilmemesi nedenleriyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

24. Başvurucunun bu iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinde

güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerekir.

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru usulü" kenar başlıklı 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

26. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) "Başvuru süresi ve

mazeret" kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

27. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru

yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekmektedir.

28. Başvurunun süresinde yapılmış olması, her aşamada dikkate

alınması gereken usule ilişkin şarttır (Yasin

Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 18).

29. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma durumunda

tutukluluk süresinin kanunda öngörülen azami süreyi ya da makul süreyi aştığı

iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun ilk derece yargılaması devam ederken

tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada başvuru yolları tüketildikten

sonra, başvuru süresi içinde yapılması gerekir (Mehmet Emin Kılıç, B. No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28).

30. Bu bağlamda bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukla

ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun hükümle birlikte verilen

tutukluluğun devamı kararı sonrasında yapılması hâlinde tutukluluğun devamı

kararına itiraz edilmemiş ise kararın verildiğinin öğrenildiği tarihten

itibaren, itiraz edilmiş ise itiraz merciince verilen kararın öğrenildiği

tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir (Fırat İşgören,

B. No: 2014/6425, 17/11/2016, § 34).

31. Somut olayda başvurucu tarafından ilk derece mahkemesince

hükümle -19/12/2013 tarihli mahkûmiyet hükmüyle- birlikte verilen tutukluluğun

devamı kararına itiraz edildiğine yönelik bir bilgi ve/veya belge

sunulmamıştır. Bu nedenle başvurunun ilk derece mahkemesinin nihai kararı

tefhim ettiği 19/12/2013 tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması

gerekmektedir. Başvurucunun sonradan tahliye talebinde bulunmasının ve bu

talebin sonuçsuz kalmasının -bu şikâyet yönünden- bireysel başvuru süresi

üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır (Osman

Kılıç, B. No: 2014/12837, 26/2/2015, § 28; Fırat İşgören, §

35). Buna göre 3/6/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu

sonucuna varılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle kararın öğrenilmesinden itibaren otuz

gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Mahkûmiyete Bağlı

Tutulmanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu; hükümle birlikte tutukluluğun devamına karar

verildiğini ancak gerekçeli kararın geç yazıldığını, kovuşturma aşaması devam

etmesine rağmen hüküm verildikten sonra yapılan tahliye talebi hakkında karar

verilmediğini, bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

34. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın

kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili

bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde

başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin özünün hükümden sonra yapılan tahliye

taleplerinin geç değerlendirildiğine veya değerlendirilmediğine ve gerekçeli

kararın geç yazıldığına yöneliktir. Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki

iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

36. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca,

hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849,

4/12/2013, § 122).

37. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, hürriyeti

kısıtlanan kişinin durumu hakkında karar verilmesini talep etmesi hâlinde bu

talebin karara bağlanması için belirli bir süre öngörülmemişse de kısa sürede karar verilmesi gerektiği

belirtilmiştir. Kararın gereken süratle alınıp alınmadığı her davanın kendi

özel koşullarına göre değerlendirilir. Burada derece mahkemelerinin gösterdiği

özen, tutulan kişinin tutumlarının gecikmeye sebebiyet verip vermediği,

gecikmenin resmî makamların sorumluluğunda olup olmadığı gibi hususların

dikkate alınması gerekir (Ulaş Kaya ve Adnan

Ataman, B. No:

2013/4128, 18/11/2015, § 71).

38. Ceza muhakemesi hukukumuzda itiraz usulünün düzenlendiği

5271 sayılı Kanun'un 268. maddesinin (2) numaralı fıkrasında; kararına itiraz

edilen hâkim veya mahkemenin, itiraz incelemesini en çok üç gün içinde yapması,

itirazı yerinde görmezse yetkili merciye göndermesi

gerektiği belirtilmişse de itiraz merciinin incelemesini ne kadar süre içinde

tamamlaması gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte

Anayasa'nın yukarıda değinilen 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "kısa sürede" ibaresi, hürriyeti

kısıtlanan kişinin bu kısıtlamanın hukukiliğine karşı yaptığı itirazın mümkün

olan en kısa sürede karara bağlanmasını zorunlu kılmaktadır (Ulaş Kaya ve Adnan Ataman, § 71). Dolayısıyla tutukluluğa ilişkin

bir karara yönelik itirazın karara bağlanmasının gecikmesi, Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki güvenceyle ilgilidir (Ç.Ö. [GK], B. No: 2014/5927, 19/7/2018, §

45).

39. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, her ne

sebeple olursa olsunhürriyeti kısıtlanan bir kimsenin

kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna

aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir

yargı merciine başvurma hakkı bulunduğu belirtilirken kısıtlama sebebi

bakımından bir ayrım yapılmadığından buradaki başvuru hakkı, elbette mahkûmiyet

hükmüne bağlı olarak tutulma nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılmayı da

kapsamaktadır (Mehmet İlker Başbuğ,

B. No: 2014/912, 6/3/2014, § 80).

40. Bununla birlikte Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrasında güvence altına alınan -tutulmaya karşı- yetkili bir yargı merciine

başvuru hakkı, tutulmanın niteliğine uygun başvuruları kapsamaktadır.

Tutulmanın niteliği ile bağdaşmayan başvuruların Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası kapsamında olduğunun kabulü mümkün değildir (Ç.Ö., § 47).

41. Bu bağlamda mahkûmiyete bağlı olarak tutulmanın koşulları

ile suç isnadına bağlı olarak tutulmanın koşulları farklı olduğundan

mahkûmiyete bağlı olarak hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin suç isnadına

bağlı olarak tutulmaya ilişkin koşulların bulunmadığına yönelik başvuruları,

Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki güvencelerden yararlanamaz (Ç.Ö., § 48).

42. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak Anayasa'nın

19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikte Anayasa'nın 19.

maddesinin amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun bırakılmaya

karşı korumak olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetine

getirilecek sınırlamaların da maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 38). Bir kimsenin mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların

ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi kapsamında hürriyetinden

yoksun bırakıldığının söylenebilmesi için her şeyden önce hürriyeti kısıtlayıcı

ceza veya güvenlik tedbirinin bir mahkeme tarafından verilmesi, ikinci olarak

yerine getirilecek kararın hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik

tedbirlerine ilişkin olması gerekir. Ceza veya güvenlik tedbiri içermeyen bir

karara dayanılarak bir kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılması mümkün

değildir. Son olarak hürriyetten yoksun bırakılmanın mahkemece verilen

hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin kapsamını aşmaması gerekir

(Ercan Bucak (2), B. No:

2014/11651, 16/2/2017, § 40; Şaban Dal,

B. No: 2014/2891, 16/2/2017 § 32; Ç.Ö.,

§ 33).

43. Dolayısıyla mahkûmiyete bağlı tutulma hâlinde bir mahkeme

tarafından verilmiş olan hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı söz konusu

olduğundan mahkûmiyete bağlı olarak tutulan kişi ancak tutulmasının bu

niteliğine ilişkin iddialarla -serbest bırakılmak amacıyla- yetkili bir yargı

merciine başvurduğu taktirde Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında

yer alan güvencelerin -bunlardan tutulmanın niteliğine uygun olanlarının-

uygulanması söz konusu olabilir (Ç.Ö.,

§ 49).

44. Bunların yanı sıra mahkûmiyete bağlı olarak tutulan

kişilerin tutulmalarının dayanağını oluşturan mahkûmiyet hükmüyle ilgili olarak

tutulmaya devam edilmeyi hukuka aykırı hâle getirecek yeni bir meselenin

(mahkûmiyete konu olan eylemin suç olmaktan çıkarılması, bir cezasızlık hâlinin

bulunduğunun anlaşılması, mahkûmiyet hükmünü geçersiz kılan bir kanun

değişikliği yapılması gibi) ortaya

çıktığını belirterek serbest bırakılmak amacıyla yetkili bir yargı merciine

başvurduğunda da Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamındaki

güvencelerin tatbiki söz konusu olabilecektir.

45. Somut olayda başvurucu hakkında mahkûmiyet kararının

verildiği 19/12/2013 tarihinde başvurucunun suç isnadına bağlı tutulma hâli

sona ermiştir. Başvurucunun bu tarihten sonraki döneme ilişkin olarak

hürriyetinden yoksun kalması, Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

kapsamında mahkûmiyete bağlı tutma

niteliğindedir.

46. Başvurucu, hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı

kararına itiraz etmemiştir. Ancak başvurucunun kanun değişikliği nedeniyle

24/1/2014 tarihinde yaptığı tahliye talebi Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

14/3/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucunun 10/4/2014 tarihinde

bu karara yaptığı itirazı inceleyen Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi ise

dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında olduğu

gerekçesiyle herhangi bir değerlendirme yapmamış ve dilekçeyi Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Başvuru formu ve eklerinde bu itiraz

dilekçesinde ileri sürülen iddiaların mahkûmiyete bağlı tutulmanın koşullarına

ilişkin olduğu yönünde bir olgu ve açıklamanın ortaya konulmadığı

görülmektedir. Aksine itiraz dilekçesi incelendiğinde burada ileri sürülen

hususların suç isnadına bağlı tutulmanın koşullarına yönelik olduğu

anlaşılmıştır (bkz. § 13). Bu durumda mahkûmiyete

bağlı olarak tutulmakta olan başvurucunun suç isnadına bağlı olarak tutulmanın koşullarının

oluşmadığını ileri sürdüğü bu itirazının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrasındaki güvencelerden yararlanması mümkün değildir. Dolayısıyla

başvurucunun itirazının karara bağlanmasındaki gecikme, Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrasını ihlal eder nitelikte bir durum

oluşturmamaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mahkûmiyet hükmü ile

birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazının karara

bağlanmasındaki gecikme yönünden bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

48. Başvurucu, yargılamanın çok uzun sürdüğünü belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

2. Değerlendirme

49. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

50. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir."

51. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

öncelikle hukuk sisteminde mevcut idari merciler ve/veya derece mahkemeleri

önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme

kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

52. Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında; yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği yahut

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat

Komisyonu Başkanlığına (Tazminat Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesine

ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır.

53. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı vetazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı

sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,

§§ 35, 36).

54. Mevcut başvurularda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Mahkûmiyete bağlı tutmanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Fatih

HATİPOĞLU

Başvurucu

:

Aydın KILIÇ

Vekili

:

Av. Mesut

BEŞTAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/8740, 12 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Adil Yargılanma
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Özgüldür
  12. Gökcan
  13. Hakyemez
  14. Hatipoğlu
  15. Beştaş
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/8740
Tarih
12 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Salim Dalbudak Başvurusu (B. No: 2015/19507)
  • Arif İbiş Başvurusu (B. No: 2014/16836)
  • Fatma İskender ve Utku İskender Başvurusu (B. No: 2015/5055)
  • Meral Özata Özgürol Başvurusu (B. No: 2015/2326)
  • U.s.e. ve Cemal Bozkurt Başvurusu (B. No: 2015/1549)
  • Cafer Fidanoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/27932)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.