İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Kalkan Başvurusu (B. No: 2017/21904)

1. Başvuru, tutukluluk sırasında bir din görevlisiyle görüşme

Başvuru No2017/21904Tarih11 Aralık 2018Okuma18 dk · 3.612 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Murat Kalkan Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2017/21904
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.612 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluk sırasında bir din görevlisiyle görüşme

isteğinin kabul edilmemesi nedeniyle din özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/4/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Başvurucunun

Şikâyetine İlişkin Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme

ve Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet

Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçlarından 17/7/2016 tarihinde

tutuklanmıştır. Başvurucu, başvuru tarihinde Osmaniye 1 No.lu T Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) anılan suçlardan tutuklu olarak

bulunmaktadır.

10. Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğünün (Genel Müdürlük) 28/7/2016 tarihliyazısı

ile ceza infaz kurumlarında FETÖ/PDY ile ilgili suçlardan tutuklu olarak

bulunanların ikinci bir talimata kadar bir din adamıyla görüşmeden yararlanma

imkânlarının durdurulması uygun görülmüştür.

11. Genel Müdürlüğün söz konusu yazısı uyarınca İnfaz Kurumu

İdare ve Gözlem Kurulu (Kurul) tarafından 9/8/2016 tarihinde, kurum güvenliği,

asayişi ve işleyişi dikkate alınarak diğer terör örgütü üyeleriyle

haberleşmelerinin engellenmesi amacıyla FETÖ/PDY üyeliğinden tutuklu

bulunanların ikinci bir talimata kadar bir din adamıyla görüşmeden yararlanma

imkânlarının durdurulmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu süre içinde İslam

dininin Hanefi mezhebine mensup bir din adamıyla görüşmek, iletişim kurmak ya

da onlarca ziyaret edilmek istediğini Kurum idaresine ilettiğini belirtmiştir.

Başvurucu; söz konusu taleplerinin 9/8/2016 tarihli Kurul kararı gerekçe

gösterilerek sözlü olarak reddedildiğini, taleplerinin reddine dair yazılı

karar isteğinin de idarece kabul edilmediğini ifade etmiştir.

13. Başvurucu söz konusu talebinin sözlü olarak reddedilmesi

üzerine 13/3/2017 tarihinde Osmaniye İnfaz Hâkimliğine (Hâkimlik) şikâyette

bulunmuştur. Başvurucu şikâyet dilekçesinde, Anayasa'nın 24. maddesi uyarınca

dinini daha iyi öğrenebilmek için öncelikle Hanefi mezhebine mensup bir din

adamıyla görüşmek istediğini belirtmiştir.

14. Hâkimlik 14/3/2017 tarihinde şikâyeti reddetmiştir.

Hâkimlik, FETÖ/PDY ilgili suçlardan tutuklu bulunanların sayıca fazla olduğunu,

mevzuat gereği bir, üç ve yedi kişilik odalara yerleştirildiklerini, bu

kapsamda Kurumda güvenlik ve asayişin sağlanması amacıyla gerek aynı suç

grubuna mensup hükümlü ve tutuklular gerekse diğer hükümlü ve tutuklularla yan

yana getirilmemesi adına ikinci bir talimata kadar başvurucunun din adamı ile

görüştürülme talebinin reddine karar verildiğini belirtmiştir.

15. Başvurucu, Hâkimliğin ret kararına itiraz etmiştir. Osmaniye

2. Ağır Ceza Mahkemesi 4/4/2017 tarihinde itirazı reddetmiştir. Mahkeme şikâyet

konusu uygulamanın Kurumun güvenlik, asayiş ve işleyişi dikkate alınarak

FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin birbirleriyle haberleşmelerinin

engellenmesi amacıyla gerçekleştirildiğini belirtmiştir.

16. Başvurucu 25/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. Başvuru Tarihinden Sonra

Gelişen Olaylar

17. Genel Müdürlüğün 7/6/2018 tarihli yazısıyla, ceza infaz

kurumlarında FETÖ/PDY ile ilişkili tutuklu ve hükümlülerin din adamıyla

görüşmesi faaliyetlerine ilgili mevzuat kapsamında devam edilmesi gerektiği

bildirilmiştir. Bu doğrultuda söz konusu yazıda, hükümlü ve tutukluların suç ve

cezaları ile örgütsel konumlarının ceza infaz kurumu idareleri tarafından

dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi vegerek

duyulması hâlinde ilgili faaliyete -örgütsel iletişime meydan vermeyecek şekilde-

personel nezaretinde veya kamera bulunan bölümlerde gerçekleştirilmesi

suretiyle devam edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

18. Kurul 25/6/2018 tarihinde, ilgili mevzuat uyarınca İnfaz

Kurumunda bulunan her oda için ayrı ayrı belirlenen gün ve saatlerde, iki infaz

koruma memuru eşliğinde yapılmak suretiyle tüm hükümlü ve tutukluların Diyanet

İşleri Başkanlığı tarafından görevlendirilen din adamıyla görüşmeleri

uygulamasına devam edilmesine karar vermiştir. Anılan kararda iki infaz koruma

memuru eşliğinde yapılması gereken bu uygulamanın, kurumda terör örgütü üyeliği

suçundan sayıca fazla tutuklu bulunduğu ve bunların birbirleriyle

haberleşmelerinin engellenmesi, ayrıca kurumda yangın çıkarma, rehin alma,

isyan çıkarma ya da kurumdan firar etme gibi olası girişimlerin önüne geçilmesi

amaçlarıyla gerçekleştirildiği belirtilmiştir.

19. Bu kapsamda başvurucunun İnfaz Kurumunda bulunduğu odada İl

Müftülüğü tarafından görevlendirilen din adamı ile 5/7/2018 tarihinde saat

14.30 ile 15.30 arasında görüşme gerçekleştirdiği tutanak altına alınmıştır.

C. Olağanüstü Hâl

Durumuna İlişkin Olaylar

20. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016

tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar

verilmiştir. Olağanüstü hâl, 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur (darbe

teşebbüsüne ilişkin süreç, olağanüstü hâlilanı ve

olağanüstü hâl döneminin gerektirdiği tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalar

için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-20,

47-66).

21. Başvurucunun talepte bulunduğu tarihe kadar olağanüstü hâl

kapsamında, FETÖ/PDY ile ilişkili oldukları gerekçesiyle Diyanet İşleri

Başkanlığından 1.997 kamu görevlisi ihraç edilmiştir. Anılan tarihten İnfaz

Kurumunda din adamıyla görüşmelerin tekrar başladığı 25/6/2018 tarihine kadar

ise aynı gerekçeyle Diyanet İşleri Başkanlığının 1.093 personeli daha

olağanüstü hâl kapsamında ihraç edilmiştir.

22. Ayrıca başvurucunun talepte bulunduğu tarihe kadar ve

sonraki süreçte olağanüstü hâl kapsamında tutukluların ve hükümlülerin

güvenliğini, muhafazasını ve eğitimlerini sağlamakla görevli toplam 2.972 ceza

infaz kurumu personeli, FETÖ/PDY ile ilgileri nedeniyle kamu görevinden ihraç

edilmiştir.

23. Başvurucunun din adamıyla görüşme talebinin reddedilmesi

üzerine Hâkimliğe şikâyette bulunduğu tarihte, İnfaz Kurumunun 1.328 olan

toplam hükümlü ve tutuklu sayısının 656'sı FETÖ/PDY kapsamında tutukludur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

24. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfaz Hakkında Kanun'un "Din

ve vicdan hürriyeti" kenar başlıklı 70. maddesi şu şekildedir:

“(1)

Hükümlü, ceza infaz kurumunda, mensup bulunduğu dinin ibadetlerini, düzeni

bozmayacak ve çalışmayı engellemeyecek biçimde serbestçe yerine getirebilir ve

ibadette kullanılan eşyayı, dinî yaşamı bakımından zorunlu olan kitap ve

eserleri temin ve bulunduğu yerlerde muhafaza edebilir.

(2) Hükümlünün, mensup bulunduğu dinin görevlilerince

ziyaret edilmesine ve onlarla iletişim kurmasına, kurum güvenliğini tehlikeye

düşürmemek koşuluyla izin verilir. ”

25. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri

Hakkında Yönetmelik'in "Din adamları

tarafından ziyaret" kenar başlıklı 39. maddesi şu şekildedir:

"Türkiye Cumhuriyetinin

yetkili makamları tarafından faaliyetleri kabul edilmiş dinlerin resmî

temsilcileri veya din adamları, kendi dinlerine mensup hükümlü ve tutuklularla

istekleri halinde ve ceza infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürmemek

kaydıyla, Cumhuriyet başsavcılığının izniyle görüşebilir."

26. Bakanlık ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında 10/2/2011

tarihinde imzalanan Tutuklu ve Hükümlülerin Dinî ve Ahlaki Gelişimlerini

Sağlamaya Yönelik Protokol (Dinî Eğitim Protokolü) uyarınca ceza infaz

kurumlarında, din adamlarıyla görüşmeler de dâhil olmak üzere İslam dinine

mensup tutuklu ve hükümlülerin din hizmetleri ve ahlaki gelişim faaliyetleri

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görevlendirilen uzmanlarca

gerçekleştirilmektedir.

B. Uluslararası Hukuk

27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Poltoratskiy/Ukrayna (B. No: 38812/97, 29/4/2003) ve Kuznetsov/Ukrayna (B. No: 39042/97, 29/4/2003) kararlarında, ceza infaz kurumunda mahkûm

olarak bulunan başvurucuların dinî inançları gereği bir rahiple görüşme

isteklerinin kabul edilmemesi şikâyetini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 9. maddesinde öngörülen düşünce, vicdan

ve din özgürlüğü kapsamında incelemiştir (Poltoratskiy/Ukrayna, § 164; Kuznetsov/Ukrayna, § 144 ).

28. AİHM anılan kararlarda, başvuru tarihinde yürürlükte bulunan

mevzuata göre ölüm cezasına mahkûm edilmiş hükümlülerin bir rahiple

görüştürülüp görüştürülemeyeceklerine dair hiçbir hüküm öngörülmediğini

belirtmiş; bu nedenle başvuru konusu müdahalelerin kanunilik koşulunu

karşılamadığına, başvurucuların düşünce, vicdan ve din özgürlüklerinin ihlal

edildiğine karar vermiştir. Başvuru tarihinden yaklaşık iki yıl sonra ilgili

mevzuat değiştirilerek, ölüm cezasına mahkûm edilen hükümlülerin ibadet

etmelerine, dini kaynakları okumalarına ve bir rahiple görüşmelerine imkân

tanınmış olmasına rağmen AİHM başvuru tarihlerinde ve ilgili mevzuat değişene

kadar yaklaşık iki yıl boyunca başvurucuların rahiple görüşme taleplerinin

reddedilmesi şeklindeki müdahaleler yönünden kanunilik şartının gerçekleşmemiş

olmasını ihlal için yeterli görmüştür (Poltoratskiy/Ukrayna, §§ 169-171; Kuznetsov/Ukrayna, §§ 149-151 ).

29. AİHM, Mozer/Moldova Cumhuriyeti ve Rusya ([BD], B. No: 11138/10, 23/2/2016) kararında da

çalıştığı şirketi dolandırma suçundan tutuklu olarak ceza infaz kurumunda

bulunan başvurucunun dinî inancı kapsamında rahiple görüşme isteğinin iki kez

reddedilmesinin, izin verildiğinde ise yanlarında zorunlu olarak bir kurum

personeli bulundurulmasının düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü ihlal ettiği

sonucuna ulaşmıştır (M, § 199).

30. AİHM söz konusu kararda, başvurucunun rahiple

görüştürülmemesi şeklindeki müdahalenin kanunilik şartını karşılayıp

karşılamadığının somut olay koşullarında açıkça belirlenemediğini ifade

etmiştir. Buna rağmen AİHM somut olayda, rahiple görüştürülmeme ve

görüştürüldüğünde yanlarında zorunlu olarak kurum görevlisi bulundurma şeklindeki

müdahalelerin meşru bir amaca yöneldiği ve amaçla orantılı olup olmadığı

konusunda yetkili otoriteler tarafından hiçbir sebep gösterilmediğini ve

değerlendirme yapılmadığını belirtmiştir (Mozer/Moldova Cumhuriyeti ve Rusya, §§ 197-199).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

32. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak, geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Din ve Vicdan

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz kurumundayken

İslam dininin Hanefi mezhebine mensup bir din görevlisiyle görüşme isteğinin

reddedilmesi nedeniyle din özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Bakanlık görüşünde, somut başvuru incelenirken öncelikle

15/7/2016 tarihinde FETÖ/PDY tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi sonrası

ülkede olağanüstü hâl ilan edildiği ve bu süreçte ulusal güvenliğe yönelik

tehdit ile ülkenin içinde bulunduğu koşulların da değerlendirmede gözönünde tutulması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık, söz

konusu girişim sonrası birçok tutuklama gerçekleştirildiğini ve ceza infaz

kurumlarına FETÖ/PDY ile ilgili suçlardan birçok tutuklunun sevk edildiğini, bu

kapsamda söz konusu tutukluların moral ve motivasyonlarını yüksek tutarak

örgütsel bağlantılarını devam ettirmeye çalışabileceklerinin

değerlendirildiğini ifa etmiştir. Bakanlığa göre tutukluların kurumlarda her an

yangın, isyan, firar gibi toplu eylemlere zemin hazırlamak çabası içinde de

olabilecekleri dikkate alınmış ve başvuru konusu uygulama da dâhil olmak üzere

bazı tedbirler alınmıştır.

35. Bakanlık ayrıca, darbe girişimi sonrası dönemde ceza infaz

kurumu personeli ile din adamı olarak görevlendirilen Diyanet İşleri Başkanlığı

personelinin de aralarında bulunduğu birçok kamu görevlisinin FETÖ/PDY ile

ilişkili bulunduğu gerekçesiyle ihraç edildiğini ifade etmiştir. Bu kapsamda

Bakanlık, dönemin özelliği itibarıyla başvuru tarihinde söz konusu personelin

güvenilirliği hakkında yeterli bilgi bulunmaması nedeniyle örgütsel faaliyetin

ve iletişimin engellenmesi, devam eden soruşturmaların selameti ve ceza infaz

kurumlarının güvenliğini sağlamak amacıyla bu tür önlemlere başvurulduğunu

belirtmiştir.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan din özgürlüğünün

ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

37. 5275 sayılı Kanun'un 70. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,

hükümlülerin mensup bulundukları dinin görevlilerince ziyaret edilmesine ve

onlarla iletişim kurmasına kurum güvenliğini tehlikeye düşürmemek koşuluyla

izin verileceği hükme bağlanmıştır. Bu kapsamda, İslam dinine mensup olduğu

anlaşılan başvurucunun bir din adamıyla görüşme talebinin, İslam dininin açığa

vurulabilir nitelikte bir yönünü oluşturup oluşturmadığı konusunda bir

değerlendirme yapılmasına gerek olmaksızın Anayasa'nın 24. maddesi kapsamında

kaldığının kabul edilmesi gerekir (bu konuda bir değerlendirme için bkz. Tuğba Arslan [GK], B. No: 2014/256,

25/6/2014, §§ 62-74). Dolayısıyla başvuru tarihinde ceza infaz kurumunda

tutuklu olarak bulunan başvurucunun bir din adamıyla görüşme talebinin Kurum

idaresince reddedilmesiyle başvurucunun din özgürlüğüne müdahalede

bulunulmuştur.

38. Başvurunun incelenmesinde dikkate alınacak Anayasa'nın 24.

maddesi şu şekildedir:

" Herkes, vicdan, dinî

inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.

Kimse, ibadete, dinî âyin

ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî

inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin

gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve

ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun

dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de

kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.

Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya

hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî

veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun,

dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve

kötüye kullanamaz. "

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

39. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen

güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

40. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Başvuru konusu olayda, ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucunun

bir din adamıyla görüşme talebinin reddine ilişkin müdahalenin, olağanüstü hâl

ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğu değerlendirilmiştir.

41. Bu itibarla başvurucunun din adamıyla görüşme talebinin

reddedilmesine ilişkin inceleme Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında

yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle sınırlamanın Anayasa'nın 13. ve

24. maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı bağlamında bkz. Aydın Yavuz

ve diğerleri, §§ 193-195, 242; eğitim hakkı bağlamında bkz. Mehmet Ali Eneze, B. No: 2017/35352,

23/5/2018, § 31; aile hayatına saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti bağlamında

bkz. Bayram Sivri, B. No:

2017/34955, 3/7/2018, § 47 ).

42. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

43. Sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın 24. maddesinde

belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

44. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun'un 70. maddesinin

(2) numaralı fıkrasının kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna

varılmıştır.

(2) Meşru

Amaç

45. Başvuru konusu olayda, başvurucunun din özgürlüğüne yapılan

müdahalenin amacının ceza infaz kurumunun güvenliğini sağlamak olduğu açıktır.

Söz konusu amacın anayasal bakımdan meşru olduğu değerlendirilmiştir (Ahmet Sil, B. No: 2017/24331, 9/5/2018, § 30).

(3) Demokratik

Toplum DüzenininGereklerine Uygunluk

(a) Genel

İlkeler

(i) Demokratik

Toplum Düzeninde Din ve Vicdan Özgürlüğü

46. Din ve vicdan özgürlüğü, Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini

bulan demokratik devletin vazgeçilmez unsurlarındandır. Din ve vicdan

özgürlüğünün demokratik toplumun temellerinden biri olmasının kökeninde dinin

hem bir dine bağlı olan bireyler tarafından hayatı anlama ve anlamlandırmada

başvurdukları temel kaynaklardan biri olması hem de toplumsal yaşamın şekillenmesinde

önemli bir işlev görmesi bulunmaktadır. Bu işlev sebebiyle uluslararası

düzlemde dinlerin özgürlükler karşısındaki konumlarından bağımsız olarak

bireylerin belli ölçüler içinde din özgürlüğüne sahip olduğu kabul edilmiştir.

Diğer özgürlükler gibi din özgürlüğü de uzun ve zorlu bir sürecin sonucunda

belli yasal ve anayasal güvencelere sahip kılınmıştır. Nitekim din özgürlüğü,

evrensel ve bölgesel düzeyde insan haklarına ilişkin uluslararası bildiri ve

sözleşmelerin birçoğunda korunan bir haktır (Tuğba

Arslan, § 52; Esra Nur Özbey,

§ 44).

47. Anayasa'nın 24. maddesinin koruduğu hakkın vazgeçilmez

olması, din özgürlüğünün hukukun üstünlüğüne dayanan, etkili ve anlamlı bir

demokrasinin temellerinin kurulması ve sürdürülmesi için hayati öneme sahip

olması nedeniyledir. Öte yandan din özgürlüğü ancak tanıma, çoğulculuk ve

tarafsızlık anlayışı ile temellendirilen bir demokraside korunabilir (Tuğba Arslan, § 53; Esra Nur Özbey, § 45).

48. Anayasa’nın 24. maddesi, kişinin herhangi bir inanca sahip olmasını

veya olmamasını, inancını serbestçe değiştirebilmesini, inancını açıklamaya

zorlanamamasını, bunlardan dolayı kınanmamasını ve baskı altına alınmamasını

güvence altına alarak din ve vicdan özgürlüğünün içsel alanını koruma altına

almıştır. Aynı şekilde söz konusu hükümde öğretim, uygulama, tek başına veya

topluca ibadet ve ayin yapmak suretiyle dinini ya da inancını açığa vurma

hakkının öngörülmesiyle din ve vicdan özgürlüğünün dışsal alanı da tanınarak

koruma altına alınmıştır (Tuğba Arslan,

§ 57).

(ii) Hükümlü

ve Tutukluların Din ve Vicdan Özgürlüğü

49. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa'da korunan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Mehmet

Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65; Hüseyin Sürensoy,

B. No: 2013/749, 6/10/2015, § 44; Ahmet

Temiz (6), B. No: 2014/10213, 1/2/2017, § 33). Bu bağlamda tutuklu

olarak ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun bir din adamıyla görüşme

talebi deAnayasa'nın 24. maddesi uyarınca din ve

vicdan özgürlüğünün dışsal alanı kapsamında koruma altındadır.

(iii) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

50. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir. Açıktır ki bu

başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek

üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük

ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum düzeninin gereklerineaykırı

olmama ve ölçülülük ilkesine

aykırı olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla

birlikte bu iki kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki

vardır (Ahmet Sil, B. No:

2017/24331, 9/5/2018, §§ 32, 33 ; AYM, E.2007/4,

K.2007/81, 18/10/2007).

51. Zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığından

bahsedilebilmesi için din ve vicdan özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın

demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına

yönelik ve istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca

ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en

hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı

olmayan veyaulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir

biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı

söylenemeyecektir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Ahmet Sil, § 37).

52. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin din ve vicdan

özgürlüğü ile müdahalenin yöneldiği meşru amaçlar arasında adil bir dengenin

sağlanıp sağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının

hakkı ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak

arasında olayın şartları içinde bir denge kurmaktır (bazı farklılıklarla

birlikte bkz. Ahmet Sil, § 38, Esra Nur Özbey, § 77).

53. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına

işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengeninkurulmasına

işaret etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine

terazinin diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin

menfaatine nazaran açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde

orantılılık ilkesi yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü

kullanan organların din ve vicdan özgürlüğünün dışsal alanına müdahale ederken

anılan özgürlüğün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan

korunması gereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici

mekanizmaların varlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (bazı

farklılıklarla birlikte bkz. Ahmet Sil,

§ 39, Esra Nur Özbey, § 98).

54. Buna göre din ve vicdan özgürlüğüne yapılan bir müdahale,

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya dazorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

55. Somut olayda başvurucu, tutukluluğu süresince bir din

adamıyla görüşme talebinde bulunduğunu ve bu taleplerinin Kurul tarafından

reddedildiğini belirtmiştir. Buna karşılık başvuru formunda söz konusu

taleplerin hangi tarihlerde olduğuna ilişkin bir açıklamada bulunulmadığı gibi

İnfaz Hâkimliğine şikâyet başvuru dilekçesinde de bu durumdan bahsedilmediği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut başvurunun incelenmesinde başvurucunun İnfaz

Hâkimliğine şikâyet başvurusunda bulunduğu 13/3/2017 tarihinde mevcut olan

koşullar bağlamında değerlendirme yapılacaktır.

56. Başvurucunun talepte bulunduğu tarihte ülkede olağanüstü hâl

şartları söz konusudur. Anılan terör örgütüne yönelik olarak ülke çapında

birçok soruşturma yürütülmekte, örgütle ilişkili olduğu gerekçesiyle kamu

görevlisi birçok personelin ihracı ya da açığa alınması süreci de devam

etmektedir Bu kapsamda Dinî Eğitim Protokolü uyarınca İslam dinine mensup

tutuklu ve hükümlülerin görüşme hakkına sahip oldukları din adamlarını görevlendirmekle

yükümlü Diyanet İşleri Başkanlığından da gerek talep tarihine kadar gerekse

talep tarihinden sonra çok sayıda kamu görevlisi FETÖ/PDY ile ilişkili

oldukları gerekçesiyle ihraç edilmiştir (bkz. § 21).

57. FETÖ/PDY üyesi şüphelisi çok sayıda tutuklunun konulduğu

Ceza İnfaz Kurumunda (bkz. § 23) bulunan başvurucunun bir din adamı ile görüşme

talebi, terör örgütü üyelerinin bir araya gelmelerinin ve haberleşmelerinin

engellenmesi, kurum güvenliği ve düzeninin korunması amaçlarıyla reddedilmiştir.

Dolayısıyla talep tarihinde hem İnfaz Kurumunda FETÖ/PDY kapsamında tutuklu

bulunanların sayıca fazlalığı hem de din adamı görevlendirmekle yükümlü Diyanet

İşleri Başkanlığında aynı gerekçeyle gerçekleştirilen ihraç süreci, kamu düzeni

ile kurum güvenliğini ve düzenini bozmadan İnfaz Kurumunda bulunan hükümlü ve

tutukluların din adamıyla görüşme hakkından yararlanma imkânlarını organize

etmeyi oldukça zorlaştırmıştır.

58. Öte yandan somut olayda, başvurucunun din adamıyla görüşme

talebinin reddedilmesi yerine -olağanüstü hâl koşulları da dikkate alınarak-

hakka daha az müdahalede bulunulmasını sağlayacak bir alternatif olup olmadığı

da tartışılmalıdır. Başvurucunun din adamıyla görüşme talebinin reddedilmesi

yerine görüşmenin örgüt üyelerinin haberleşmelerini engellemek üzere İnfaz

Kurumunca görevlendirilecek personel nezaretinde yaptırılması, hakka daha az

müdahale edilmesine olanak veren bir yol olarak düşünülebilir.

59. Bununla birlikte başvurucunun talepte bulunduğu tarihte

tutukluların ve hükümlülerin güvenliğini, muhafazasını ve eğitimlerini

sağlamakla görevli, yüksek sayıda ceza infaz koruma personelinin de FETÖ/PDY

ile olan ilgileri nedeniyle kamu görevinden çıkarılma süreçlerinin devam ettiği

görülmektedir (bkz.§ 22). Bu nedenle somut olayın koşullarında başvurucunun din

adamıyla görüşme talebinin reddedilmesinin, kurum güvenliği ve düzeninin

sağlanması yönünden zorunlu bir sosyal ihtiyaca karşılık geldiği kabul

edilmelidir.

60. Son olarak başvuru konusu müdahalenin orantılılığı da değerlendirilmelidir.

Başvurucu, İnfaz Hâkimliğine yaptığı şikâyet başvurusunda dinini daha iyi

öğrenebilmek için Hanefi mezhebine mensup bir din adamıyla görüşmek istediğini

belirtmiştir. Buna göre başvuru formunda da aksine bir açıklamada bulunulmadığı

gözetilerek başvurucunun din adamıyla görüşme isteğini mensubu olduğu dine göre

zorunlu olarak yerine getirilmesi gereken bir ibadet olarak ileri sürmediği,

yalnızca dinini daha iyi öğrenebilmek amacıyla bir din adamıyla görüşme

gerçekleştirmeyi talep ettiği anlaşılmaktadır.

61. Bu kapsamda kurum güvenliği ve düzeni karşısında

başvurucunun katlanması gereken külfet, mensup olduğu dinin emrettiğini

düşündüğü bir ibadeti gerçekleştirememenin değil dinini daha iyi öğrenebilmek

adına başvurabileceği birçok yoldan birine, somut olayın koşullarında Anayasa

Mahkemesince makul kabul edilen bir süre boyunca ulaşamamasının kendisinde

yarattığı manevi yükten ibarettir. Bu bağlamda başvuru konusu müdahalenin

izlenen meşru amaçla orantılı olmadığı da söylenemez.

62. Açıklanan gerekçelerle din adamıyla görüşme talebinin

reddedilmesi nedeniyle başvurucunun din özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

63. Buna göre başvurucunun din özgürlüğüne yapılan müdahalenin

bu hakka dair Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan güvencelere aykırılık

oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler

yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gizlilik talebinin REDDİNE,

B. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

C. Din özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa’nın 24. maddesinde güvence altına alınan din

özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Ceren Sedef EREN Başvurucu : Murat KALKAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/21904, 11 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucunun
  7. B. Başvuru Tarihinden Sonra
  8. C. Olağanüstü Hâl
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Adli Yardım Talebi
  14. B. Din ve Vicdan
  15. B. No: 2013/749, 6/10/2015, § 44; Ahmet
  16. C. Din özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  17. D. Anayasa’nın 24. maddesinde güvence altına alınan din
  18. E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  19. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/21904
Tarih
11 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Mete Aslan Başvurusu (B. No: 2014/12734)
  • Mustafa Demirhan Başvurusu (B. No: 2014/16855)
  • M.a.g. Başvurusu (B. No: 2018/4268)
  • Aydın Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/8740)
  • Salim Dalbudak Başvurusu (B. No: 2015/19507)
  • Arif İbiş Başvurusu (B. No: 2014/16836)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.