İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Onur Urbay Başvurusu (B. No: 2014/6222)

1. Başvuru, anlatımları mahkûmiyet için belirleyici ölçüde kanıt

Başvuru No2014/6222Tarih6 Mart 2019Okuma15 dk · 2.958 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Onur Urbay Başvurusu

Karar tarihi
6 Mart 2019
Başvuru Numarası
2014/6222
R.G. Tarih ve Sayı
28/3/2019 -30728
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.958 kelime·15 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, anlatımları mahkûmiyet için belirleyici ölçüde kanıt

olarak kullanılan tanığın duruşmada sorgulanamaması nedeniyle tanık sorgulama

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. 1985 doğumlu olan başvurucu, olayların geçtiği tarihte

İstanbul'da ikamet etmektedir.

9. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet

Başsavcılığının 18/5/2004 tarihli iddianamesi ile DHKP/C terör örgütü üyesi

olma suçundan Y.K. isimli şüpheli hakkında kamu davası açılmıştır. Y.K.,

hazırlık soruşturması sırasında 14/5/2004 tarihinde kollukta verdiği beyanında

başvurucunun da aralarında yer aldığı birçok kişinin örgüt üyesi olduğunu iddia

etmiştir.

10. Başvurucu, yasa dışı DHKP/C silahlı terör örgütü üyesi

olduğu şüphesiyle 4/6/2004 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış; 8/6/2004

tarihinde ise tutuklanmıştır.

11. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22/6/2004 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun da aralarında yer aldığı bir kısım şüpheli hakkında

silahlı çetenin sair efradı olma, silahlı çeteye yardım ve yataklık yapma

suçlarından kamu davası açılmıştır.

12. (Kapatılan) İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga

250. madde ile görevli) (Mahkeme) 22/5/2006 tarihli kararı ile başvurucunun atılı

suçlardan beraat etmesine hükmedilmiştir.

13. Yargıtay9. Ceza Dairesinin 22/6/2009 tarihli kararı ile

hüküm bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesi şöyledir:

"...başka dosya sanığı [Y.K.nin] aşama

beyanları, sanıkların yakalanma şekilleri ve tüm dosya kapsamına göre atılı

suçtan mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden takdirde

yanılgıya düşülerek yazılı şekillerde beraatlerine

karar verilmesi (...) bozmayı gerektirmiştir."

14. Bozma kararına uyularak devam edilen yargılamanın 18/10/2012

tarihli celsesinde başvurucu, aleyhinde beyanda bulunan Y.K.nın kollukta işkence altında alındığını ileri

sürdüğü beyanlarını yargılama aşamasında reddettiğini belirterek bu beyanların

delil değeri bulunmadığını iddia etmiştir.

15. Mahkemenin 31/1/2013 tarihli kararı ile başvurucunun DHKP-C

silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla

cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:

"Başka dosya sanığı [Y.K.nin] 14.05.2004

tarihinde DHKP-C silahlı terör örgütü adına Bağcılar ilçesinde duvarlara örgüt

sloganları yazarken yakalandığı, hakkında yapılan soruşturmada, [Y.nin] DHKP-C silahlı

terör örgütü örgüt mensubu olduğu ve örgüt adına muhtelif eylemler

gerçekleştirdiğinin tespit edildiği, bunun üzerine hakkında (...) kamu davası

açıldığı, [Y.nin] hazırlık soruşturması sırasında diğer örgüt

mensupları hakkında bilgiler vermesi üzerine aramaya alınan sanık Onur Urbay'ın suç tarihinde Bakırköy ilçesinde, sureti dosyada

bulunan 'Türkiye'de hukuk yok mu','polis sahte belge

düzenleyip dernek kapatıyor, insan tutukluyor.' ibarelerine havi bildirileri

dağıtırken yakalandığı, (...) böylece sanıklar Onur Urbay

ve [E.T.nin] bozma ilamında da belirtildiği üzere üzerlerine atılı DHKP-C silahlı

terör örgütü üyesi olma suçunu bilerek ve isteyerek kasten ayrı ayrı

işlediklerinin sabit olduğu ve sanıkların müsnet

suçtan ayrı ayrı cezalandırılmalarının gerektiği sonuç ve vicdani kanaate

varılmıştır."

16. Başvurucu, hükme esas alınan tanık beyanının zora dayalı

olarak verildiğini, daha sonra tanığın bu beyanları reddettiğini belirterek

hükmü temyiz etmiştir.

17. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20/2/2014 tarihli kararı ile

hüküm onanmıştır.

18. Başvurucu, nihai karardan 22/4/2014 tarihinde haberdar

olduğunu beyan ederek 29/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Doğrudan soru yöneltme” kenar başlıklı

201. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil

sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere

ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak

doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim

aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun

yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir.

Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.”

20. 5271 sayılı Kanun’un “Delillerin

ortaya konulması ve reddi” kenar başlıklı 206. maddesinin (3)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden

veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.”

21. 5271 sayılı Kanun’un “Duruşmada

okunması zorunlu belge ve tutanaklar” kenar başlıklı 209. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan

sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade

tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak

belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik

durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada okunur.”

22. 5271 sayılı Kanun’un

“Duruşmada okunmayacak belgeler” kenar başlıklı 210. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından

ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme

sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme

yerine geçemez.”

23. 5271 sayılı Kanun’un “Duruşmada

okunmasıyla yetinilebilecek belgeler” kenar başlıklı 211. maddesi

şöyledir:

“(1) a) Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş

veya akıl hastalığına tutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse,

b) Tanık veya sanığın suç ortağının duruşmada

hazır bulunması, hastalık, malûllük veya giderilmesi

olanağı bulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı

değilse,

c) İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın

duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa,

Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce

yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu

belgeler okunabilir.

(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili,

sanık veya müdafii birinci fıkrada belirtilenlerin

dışında kalan tutanakların okunmasına birlikte rıza gösterebilirler.”

24. 5271 sayılı Kanun’un “Delilleri

takdir yetkisi” kenar başlıklı 217. maddesi şöyledir:

“(1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış

delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe

takdir edilir.

(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde

elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:

"Bir suç ile itham edilen herkes

aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

(...)

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya

çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında

davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;"

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ulusal

hukuktaki nitelemeye bakılmaksızın tanık

kavramının Sözleşme kapsamında özerk bir anlamı vardır (Damir Sibgatullin/Rusya, B. No:

1413/05, 24/4/2012, § 45). Bu kavram duruma göre suç ortaklarını (Trofimov/Rusya, B. No: 1111/02, 4/12/2008, § 37),

mağdurları (Vladimir Romanov/Rusya,

B. No: 41461/02, 24/7/2008, §§ 7, 97) ve bilirkişi tanıklarını (Doorson/Hollanda, B. No: 20524/92, 26/3/1996, §§

81, 82) kapsayabilir. Bu bakımdan duruşmada ister okunsun ister okunmasın ifadeleri

mahkeme önünde bulunan ve mahkeme tarafından dikkate alınan kişiler,

Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi bakımından tanık

olarak kabul edilmektedir (Kostovski/Hollanda [GK], B. No: 11454/85,

20/11/1989, § 40).

27. AİHM, duruşma salonunda bulunmayan tanıkların beyanlarının

mahkûmiyet hükmüne esas alındığı bir yargılamanın adilliğini değerlendirirken

iki hususa vurgu yapmaktadır. AİHM ilk olarak tanığın duruşmaya katılmaması

için geçerli nedenlerin olup olmadığını incelemektedir. İkinci olarak -makul

bir gerekçenin olduğu durumda bile- sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı

bir tanık tarafından verilen ifadenin hükmün dayandığı tek veya belirleyici

temel olup olmadığını değerlendirmektedir. Hükmün büyük ölçüde veya yalnızca bu

nitelikteki tanığın ifadesine dayanması durumunda yargılamalar detaylı

incelemelere tabi tutulmalıdır (Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik

Krallık [BD], B. No: 26766/05, 22228/06, 15/12/2011,§§

119, 147; Cevat Soysal/Türkiye,

B. No: 17362/03,23/9/2014, § 75).

28. AİHM, yukarıda bahsi geçen ilkelere ek olarak Sözleşme’nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve aynı maddenin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendinin sanığa aleyhte ifade veren tanığın beyanlarına veya tanık ifadesinin

alındığı sırada ya da yargılamanın daha sonraki bir aşamasında itiraz imkânı

tanınması gerektiğini kabul etmektedir (Van Mechelen ve diğerleri/Hollanda, B. No:

21363/93..., 23/4/1997, § 51; Lüdi/İsviçre,

B. No: 12433/86, 15/6/1992, § 49; Hümmer/Almanya, B. No: 26171/07, 19/7/2012, § 38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 6/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; suç unsuru taşımayan bir bildiri dağıtırken

gözaltına alındığını, yasa dışı herhangi bir eylem iddiası bulunmadığı hâlde

örgüt üyeliği suçundan yargılanarak cezalandırıldığını, mahkûmiyet hükmüne esas

alınan tek delilin başka dosyada yargılanan bir sanığın kolluk beyanı olduğunu

ancak bu beyanın delil niteliğini haiz olmadığını, nitekim söz konusu beyanın

daha sonra beyan sahibi tarafından reddedildiğini belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı yönünden incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

34. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı

fıkrasının (d) bendinde bir suç ile itham edilen herkesin iddia tanıklarını

sorguya çekme hakkının olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının tanık

sorgulama hakkını da kapsadığının kabul edilmesi gerekir.

35.Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık

sorgulama hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir

ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme

hakkı vardır. Hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde sanığın

tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların

beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın

yapılabilmesi bakımından gereklidir. Diğer yandan bir mahkûmiyet -sadece veya

belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama veya

sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere

dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36. maddesindeki güvencelerle

bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila

Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§

46-67; Levent Yanlık, B. No:

2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-77; İsmet Özkorul, B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§ 44,

45). Bu bakımdan adli makamlar, beyanı hükme dayanak yapılacak tanıkların

duruşmada hazır edilmesi için makul bir çaba sergileme yükümlülüğü altındadır.

36.Somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen

tanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip

vermediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir test uygulanmalıdır. İlk olarak

tanığın mahkemede hazır edilmemesi geçerli bir nedenin mevcudiyetine

dayanmalıdır. İkinci olarak ise okunmasıyla yetinilen ifadenin karara götüren

tek ya da belirleyici kanıt olması hâlinde savunma haklarının adil

yargılanmanın gerekleriyle bağdaşmayacak ölçüde sınırlandırılıp

sınırlandırılmadığına bakılacaktır (Abdurrahim Balur, B. No:

2013/5467, 7/1/2016, § 80).

37. Nitekim bu anayasal gereklilikler ilgili usul kanunlarında

da belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 210. maddesinin (1) numaralı fıkrasına

göre de olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık

duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın

veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Yargılama konusu

olayla ilgili sadece bir tanığın beyanından başka bir delilin bulunmadığı

hâllerde bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenilmesi gerektiği ifade edilerek

doğrudan doğruyalık ilkesine açık bir vurgu

yapılmıştır. Dolayısıyla olayın tek delilinin bir tanığın açıklamalarından

ibaret olması hâlinde 5271 sayılı Kanun’un 211. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca, bu tanığın duruşmada dinlenmesi yerine önceki beyanlarının okunması

ile yetinilebilmesi mümkün değildir (Az. M.,

§ 58).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

38. Somut olayda başvurucunun aleyhinde beyanda bulunan Y.K.,

DHKP/C örgütüne yönelik olarak yürütülen bir soruşturma kapsamında kollukta

verdiği ifadesinde diğer örgüt üyeleri hakkında açıklamalarda bulunmuş ve

başvurucunun da örgüt üyesi olduğunu iddia etmiştir. Bu bilgi üzerine arama

listesine alınan başvurucu 4/6/2004 tarihinde bildiri dağıttığı sırada

yakalanarak gözaltına alınmış ve hakkında örgüt üyeliği suçundan kamu davası

açılmıştır. Mahkeme, başvurucuyu örgüt üyeliğinden mahkûm etmiştir. Mahkûmiyet

kararı büyük ölçüde Y.K.nın

beyanlarına dayanmaktadır.

39. Mahkeme; başvurucu aleyhinde beyanda bulunan tanığı (Y.K.)

duruşmada dinlememiş, bu tanığın başka bir soruşturma kapsamında kollukta

verdiği ifadeyi esas almıştır. Dolayısıyla başvurucu, aleyhinde beyanda bulunan

tanığı sorgulama imkânı bulamamıştır. Başvuru formunun ekinde yer verilen bilgi

ve belgelerin incelenmesinden bahsi geçen tanığın neden duruşmada dinlenmediği

hususunda Mahkemece herhangi bir gerekçe de gösterilmediği anlaşılmaktadır. Bu

itibarla sanığın hakkaniyete uygun yargılamanın önemli araçlarından olan tanık

sorgulama imkânından yararlandırılmamasının geçerli

bir nedene dayandığını gösterme yükümlülüğü somut olayda kamu

makamlarınca ifa edilememiştir.

40. Öte yandan tanığın duruşmada dinlenmemesi hususunda makul

bir gerekçe gösterilmemiş olması adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılabilmesi bakımından tek başına yeterli değildir. Bu nedenle

tanığın duruşmada dinlenmemiş ve başvurucu tarafından sorgulanmamış olmasının

genel olarak yargılamanın hakkaniyetini zedeleyip zedelemediği de

belirlenmelidir. Bu bağlamda mahkȗmiyet hükmünün

yalnızca veya büyük ölçüde sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı bir tanık

tarafından verilen ifadeye dayalı olup olmadığı önem taşımaktadır. Ayrıca

hükmün yalnızca veya büyük ölçüde sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı bir

tanık tarafından verilen ifadeye dayanması durumunda savunma tarafına dengeleyici

güvenceler sağlayan bir usulün takip edilip edilmediği, karşıt dengeleyici

imkânlar tanınıp tanınmadığı tespit edilmelidir.

41. Başvurucu hakkındaki gerekçeli karar incelendiğinde başka

bir davada yargılanmakta olan Y.K.nın

soruşturma evresinde başvurucu aleyhine verdiği ifadenin ağırlığı hususunda

derece mahkemesince herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.

Bununla birlikte sözü edilen tanığın ifadesinin mahkûmiyet hükmünün

kurulmasında tek olmasa da belirleyici olduğu anlaşılmaktadır (bkz. §

15). Kararın gerekçesine göre Y.K.nın

beyanlarından sonra başvurucu hakkında yasal işlem başlatılmış ve başvurucuya

isnat edilen suçlama ile başvurucu arasındaki bağlantı bu beyana dayanılarak

kurulmuştur. Başvurucu, yargılama sırasında ve temyiz dilekçesinde Y.K.nın kollukta işkence altında

alındığını ileri sürdüğü beyanlarını sonradan geri aldığını belirterek bu

beyanlara itiraz etmiş; ilk derece mahkemesi bu hususta herhangi bir

değerlendirmede bulunmamıştır (bkz. §§ 15, 16). Yargıtay, başvurucunun temyiz

dilekçesinde bildirdiği bu itirazlarla ilgili bir değerlendirme yapmaksızın

hükmü onamıştır.

42. Telafi edici faktörler bağlamında başvurucunun olayların

kendi versiyonunu ve tanığın ifadesinin güvenilirliği hususundaki kuşkularını

mahkemeye bildirme imkânı elde ettiğini not etmek gerekir. Öte yandan derece

mahkemesinin duruşmada dinlenmeyen tanığın ifadesine ek olarak başvurucunun

bildiri dağıtmış olmasına da dayandığı görülmektedir. Ancak bunların, ifadesi

mahkûmiyette belirleyici olan tanığın duruşmada dinlenmemesini telafi etmeye

yeterli olduğu söylenemez. Başvurucunun aleyhinde beyanda bulunan tanığın

işkenceye maruz bırakıldığı ve sonradan tanığın bu beyanları geri aldığı iddia

edilmiş olmasına rağmen Mahkemece tanık beyanının güvenilirliği hususunda

başvurucuda oluşan kuşkuların giderilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut

olayda duruşmada dinlenmeyen tanığın ifadesine dayanılarak mahkûmiyet hükmü

kurulmasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna

ulaşılmaktadır.

43. Sonuç olarak başvurucuya beyanları mahkûmiyette belirleyici

ölçüde esas alınan tanığı sorgulama veya sorgulatma imkânı verilmediğinden ve

savunma haklarının korunması için hiçbir tedbir alınmadığından başvurucunun

hakları Anayasa’nın 36. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde

kısıtlanmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle, başvurucunun aleyhinde beyanda

bulunan tanığı sorguya çekme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

Yönünden

45. Başvurucunun tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar

verildiğinden yargılamanın sonucunun adil olmadığı yönündeki diğer şikâyetleri

hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına

gerek görülmemiştir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal

edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesi talebinde bulunmuştur.

48. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

49.Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun tespit edilebilmesi için öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin

ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet

Doğan, §§ 57, 58).

50. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması

hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği

hususundaki takdir, derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden

Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken

işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,

§ 59).

51. Anayasa Mahkemesi, tanık Y.K.nın duruşmada dinlenmemesi ve tanığın neden

duruşmada dinlenmediğine ilişkin gerekçenin ortaya konulmaması, bu tanığın

duruşmada sorgulanamamasını dengeleyici savunma imkânlarının başvurucuya

tanınmaması nedenleriyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar

vermiştir.

52. Bu durumda tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken

iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve

ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın

bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere (kapatılan) İstanbul 12. Ağır

Ceza Mahkemesine (E.2009/223, K.2013/8) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan ve

2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 2.681,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkı ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

(kapatılan) İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (E.2009/223, K.2013/8) yerine

bakmakla görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harçtan ve 2.475 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.681,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E.

Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması

hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F.

Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/3/2019 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör Yrd.

:

Zehra

GAYRETLİ

Başvurucu

:

Onur URBAY

Vekili

:

Av. Güray

DAĞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/6222, 6 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. C. Diğer İhlal İddiaları
  13. D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  14. A. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  15. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  16. C. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkı ihlalinin
  17. D. 206,10 TL harçtan ve 2.475 TL
  18. Özgüldür
  19. Gökcan
  20. Gayretli
  21. Dağ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/6222
Tarih
6 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Umut Kara Başvurusu (B. No: 2015/2947)
  • Ahmet Şimşek Başvurusu (B. No: 2016/14854)
  • Aydın Cıngı ve Satı Sibel Cıngı Başvurusu (B. No: 2015/16601)
  • Faruk Aktaş Başvurusu (B. No: 2015/19042)
  • Halil Devrim Ulaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/12590)
  • Mehmet Fatih Yiğit Başvurusu (B. No: 2015/7801)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.