İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Umut Kara Başvurusu (B. No: 2015/2947)

1. Başvuru, izinsiz tanıtım masası açan ve sendika adına afiş

Başvuru No2015/2947Tarih6 Mart 2019Okuma12 dk · 2.331 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Umut Kara Başvurusu

Karar tarihi
6 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/2947
R.G. Tarih ve Sayı
27/3/2019 -30727
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.331 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, izinsiz tanıtım masası açan ve sendika adına afiş

dağıtanın yazılı olarak ikaz edilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. 1976 doğumlu olan başvurucu, Hacettepe Üniversitesi İktisadi

İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev

yapmaktadır. Başvurucu, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

(EĞİTİM-SEN/Sendika) üyesidir.

7. Başvurucu, anılan Üniversitenin Beytepe

Kampüsünde 2/11/2010 tarihinde bir grup akademik ve idari personelle birlikte

kütüphane önünde önceden izin almaksızın EĞİTİM-SEN adına tanıtım masası açmış

ve "Öğrencime Dokunma ve Asistan

Kıyımına Hayır" başlıklı el ilanları dağıtmıştır.

8. Belirtilen eylem nedeniyle başvurucu hakkında idare

tarafından disiplin soruşturması açılmıştır. 9/3/2011 tarihli işlem ile

başvurucunun 21/8/1982 tarihli ve 17789 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren mülga Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim

Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 5. maddesinin (a)

bendine göre kurumlarca belirtilen usul ve esasların yerine getirilmesinde

kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak disiplin suçunu işlediği sabit

görülmüştür. Başvurucunun uyarma cezası ile cezalandırılması gerektiği hâlde

olumlu sicili dikkate alınmak suretiyle anılan Yönetmelik'in 16. maddesi

uygulanarak cezai nitelikte olmamak üzere bu defaya mahsus uyarılmasına karar

verilmiştir. Disiplin dışı davranışların devamı hâlinde başvurucu hakkında

gerekli cezai işlemin yapılacağı kendisine bildirilmiştir.

9. Başvurucu, söz konusu işleme karşı Ankara 1. İdare

Mahkemesinde iptal davası açmıştır. İlk derece mahkemesi 14/3/2013 tarihinde

davayı reddetmiştir.

10. Ret kararında, başvurucunun da aralarında olduğu on beş

kişilik bir grubun Sendika adına açılan tanıtım masası ve el ilanları ile

ilgili olarak idareden izin almadığı ifade edilmiştir. Kararda, Sendika

üyelerinin 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve

Toplu Sözleşme Kanunu'nun 18. maddesine göre iş saatleri içinde sendika veya

konfederasyonların anılan Kanun'da belirtilen faaliyetlerine işverenin izni ile

katılabilecekleri, somut olayda izin alınmamış olması nedeniyle işlemin hukuka

uygun olduğu belirtilmiştir.

11. Başvurucunun itirazı üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi (1.

Kurul) 21/5/2014 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Karar

düzeltme talebini ise Bölge İdare Mahkemesi 17/12/2014 tarihinde reddetmiştir.

12.Bu karar başvurucuya 19/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13.Başvurucu 18/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. Yönetmelik'in "Uyarma

cezası" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"

Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a - Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev

mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde,

göreve ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve

bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak,

..."

15. Yönetmelik'in "İyi

halin değerlendirilmesi" kenar başlıklı 16. maddesi şöyledir:

"Geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları

olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan yönetici ve öğretim

elemanları ile memurlar ve diğer personel için verilecek cezalarda bir derece

hafif olanı uygulanabilir."

16. Danıştay Onikinci Dairesinin

23/3/2016 tarihli ve E.2012/9161, K.2016/1578 sayılı kararının ilgili kısımları

şöyledir:

"Dava; davalı idare bünyesinde hukuk

müşaviri olarak görev yapan davacı tarafından disiplin cezası olmaksızın

uyarılması yolundaki ... işlemlerile ... uyarma

cezasının ve ... inceleme raporunun iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, [davacının]… disiplin cezası olmaksızın yazılı olarak uyarılması

ise idarelerin iç işleyişine yönelik ceza niteliği olmayan yazışma niteliğinde

olduğundan, tek başına hukuki sebepler doğuran, davacının durumunda değişiklik

yapacak kesin ve yürütülebilir işlemler olmadığından esasının incelenme olanağıbulunmadığı[ndan]… davanın reddine karar verilmiştir.

(…)

Davacının tutum ve davranışlarında gerekli

dikkat ve özeni göstermesi gerektiği hususunun bildirilmesine ilişkin işlemler;

her ne kadar kamu görevlilerinin disiplin cezaları dışında ve disiplin cezası

niteliği taşımayan bir biçimde yazılı olarak ikaz edilmelerine imkân tanıyan

bir düzenleme bulunmaması nedeniyle disiplin cezası niteliği taşımasa da,

davacının özlük dosyasında bulunan bu işlemin davalı idarenin davacı hakkında

takdir yetkisini kullanacağı çeşitli işlemlerde dikkate alınabilecek olması

karşısında, davacının hukuki durumunu etkileyebileceği ve bu nedenle de idari

davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi zorunluişlemler

niteliğinde olduğu açıktır.

Bu durumda uyuşmazlığın esasının incelenerek

bir karar verilmesi gerekirken, davacının tutum ve davranışlarında gerekli

dikkat ve özeni göstermesi gerektiği şeklinde yazılı olarak ikaz edilmesi

işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, idari davaya konu olabilecek kesin

ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem bulunmadığı gerekçesiyle davanın …

incelenmeksizin reddinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır."

B. Uluslararası Hukuk

17. 1/6/2010 tarihinde yürürlüğe giren 14 No.lu Protokol'ün 20. maddesiyle

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 35. maddesine "önemli bir zarar görmemiş olma"

kabul edilemezlik kriteri olarak eklenmiştir. Bu ilkeye göre Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM), önüne gelen başvuruda başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığını tespit ederse bu başvuruyu kabul edilemez bulabilecektir. Fakat bu

kriterin uygulanmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurmasını önleme amacına

dönük iki koruyucu unsur kabul edilmiştir. Bu unsurlar, insan haklarına saygı

ilkesinin başvurunun esastan incelenmesini gerektirmesi ile davanın ulusal bir

mahkeme tarafından gereği gibi incelenmiş olmasıdır.

18. AİHM, bu yeni kriterin Sözleşme ve protokolleri ile güvence

altına alınan hakların Avrupa düzeyinde korunmasını sağlama yönündeki temel

görevine yoğunlaşması için oluşturulduğunu belirtmiştir (Stefanescu/Romanya (k.k.),

B. No: 11774/04, 12/4/2011, § 35). De minimis non curat

praetor (Hâkim önemsiz ve küçük işlerle

uğraşmaz.) ilkesinden doğan bu yeni kabul edilebilirlik şartı, bir hak ihlalinin

ne denli gerçek olursa olsun uluslararası bir mahkeme tarafından incelenmeyi

gerektirecek asgari bir ağırlık düzeyine ulaşması gerektiği görüşüne dayanır (Korolev/Rusya (k.k.),

B. No: 25551/05, 1/7/2010). Bu seviyenin değerlendirilmesinde ise ihlal edildiği

iddia edilen hakkın doğası, ihlal iddiasının ciddiyeti ve ihlalin başvurucunun

kişisel durumu üzerinde oluşturacağı olası sonuçlar gözönünde

bulundurulur (Giusti/İtalya, B. No: 13175/03, 18/10/2011, §

34).

19. AİHM, bu kriteri uygularken başvurucunun önemli bir zarar

görüp görmediğini, Sözleşme ve eki protokollerinde tanımlandığı şekliyle insan

haklarına saygı hususunun şikâyetin esası bakımından bir inceleme gerektirip

gerektirmediğini, davanın ulusal mahkeme tarafından gereği gibi incelenip incelenmediğini

ele almaktadır (Tayfun Görgün/Türkiye

(k.k.), B. No: 42978/06, 16/9/2014).

20. Başvurucunun önemli bir zarar görüp görmediğinin tespitinde

kendi özel şartları içinde başvurucunun yaşadığı dezavantajın gözönünde bulundurulması gerekir. Bu noktada parasal tutar

önemli olmakla birlikte her zaman tek ölçüt değildir. Ayrıca olayda başvurucu

için önemli bir prensip meselesi söz konusu olabilir ancak bu durum AİHM

açısından başvurucunun önemli bir zarar gördüğü sonucuna varmak için yeterli

olmayıp başvurucunun subjektif düşüncesinin objektif

unsurlarla da haklılaştırılması gerekir (Korolev/Rusya).

21. Sözleşme ve protokollerinin güvence altına aldığı insan

haklarına saygının başvurunun esastan incelenmesini gerektirip gerektirmediği

hususuyla ilgili olarak AİHM,başvurunun davalı

devletin Sözleşme kapsamındaki yükümlülüğünün netleştirilmesi veya davalı

devletin yapısal bir eksikliği gidermeye teşvik edilmesi ihtiyacının olduğu

durumlar gibi Sözleşme gerekliliklerinin yerine getirilmesini etkileyen genel

nitelikte bir konuyu gündeme getirdiği durumlarda başvurunun esastan

incelenmesi gerekeceğini belirtmiştir (Zwinkels/Hollanda (k.k.), B. No: 16593/10,

9/10/2012, § 28).

22.Bu kapsamda AİHM, söz konusu kriter getirilmeden önce de

önüne gelmiş olan Sözleşme’yle ilgili hususlarda açık

ve çokça uygulanmış olan bir içtihadın bulunması durumunda bu incelemenin

yapılmasının gerekli olmadığına hükmettiğini (Van

Houten/Hollanda (kayıttan düşürme), B. No:

25149/03; CEDH 2005-IX ve Kavak/Türkiye (k.k.),

B. No: 34719/04, 37472/05, 19/5/2009) hatırlatarak AİHM içtihatlarını

genişletebilecek veya bunlara katkı sağlayabilecek nitelikte olmayan

başvuruları incelemediğini belirtmektedir (Tayfun

Görgün/Türkiye).

23. Ayrıca AİHM'e göre önemli bir zarar görmemiş olma kabul

edilebilirlik kriterinin Sözleşme kapsamında güvenceye alınan herhangi bir

hakka uygulanması kısıtlanmamıştır (Sylka/Polonya (k.k.), B. No: 19219/07, 3/6/2014).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 6/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; Sendika adına açılan tanıtım masasında dağıttığı

el ilanları nedeniyle hakkında açılan disiplin soruşturması sonucunda cezai

nitelikte olmamak üzere bir defaya mahsus olmak şartıyla yazılı olarak

uyarılmasına karar verildiğini, temelinde sendikal çalışmalar bulunan söz

konusu işlemin kendisine ve diğer Sendika üyelerine karşı gözdağı verme ve

kendilerini yıldırma amaçlı olduğunu belirterek örgütlenme özgürlüğünün ve

sendika hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Başvurucu ayrıca kendisine uygulanan yaptırım özlük

dosyasında yer alacağından bu yaptırımın ileride atama, yükselme ve göreve son

verme gibi işlemlerde dikkate alınacağını ve sendikal faaliyetlere katılım

konusunda caydırıcı nitelikte olduğunu iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

28. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında sendika kararı üzerine

yapılan eylemler üzerine uygulanan disiplin cezalarında kişilerin sendika

hakkına müdahalede bulunulduğunu kabul etmiş ve kişilerin mesleki çıkarlarına

ilişkin sendika kararları çerçevesinde yapılan eylemlerde sendika hakkının

devreye gireceğine karar vermiştir (Tayfun

Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014; Mehmet Çağdaş Serttaş, B. No: 2013/8516, 6/1/2015; Nihat Çan, B. No: 2013/8745, 6/1/2015; Ayşe Yılmaz, B. No: 2013/8805, 6/1/2015; Selma Baş, B. No: 2014/1946, 6/1/2015; Hayati Aktop ve diğerleri,

B. No: 2014/4199, 10/6/2015; Selma Demir

Taze, B. No: 2014/7668, 10/6/2015; Abidin

Aydın Tüfekçi, B. No: 2013/1315, 15/4/2015).

29. Somut olayda başvurucunun üniversitede araştırma görevlisi

olarak görev yapmakta iken akademik ve idari personelle birlikte üyesi olduğu

Sendika adına tanıtım masası kurarak el ilanları dağıttığı anlaşılmaktadır.

Başvurucu, başvuru formu ekinde Sendika üyesi olduğuna dair belge sunmuş

olmakla birlikte eyleminin sendikal faaliyetle bir şekilde ilgili olduğunun

değerlendirilebilmesine imkân tanımak amacıyla ilgili Sendikanın bu konudaki

eylem kararını ya da en azından kendisinin üyesi olduğu Sendikanın işyeri

temsilcisi veya yöneticisi olduğuna dair bir belgeyi ibraz etmemiştir.

30. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddialarının sendika hakkı

kapsamında değil bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

31. Anayasa'nın 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes,

düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya

toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların

müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de

kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

kamu düzeni, ... amaçlarıyla sınırlanabilir. "

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi”

kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve

yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi

açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı

başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar

verebilir."

33. Başvurucu, tanıtım masası kurmak ve el ilanları dağıtmak

eylemini idareden izin almaksızın gerçekleştirmiştir. Bunun üzerine idare

ilgili Yönetmelik'in 5. maddesine göre (bkz. § 14) başvurucunun fiilinin uyarma

cezası gerektirdiğini tespit etmiş ancak başvurucunun olumlu sicile sahip

olması nedeniyle aynı Yönetmelik'in 16. maddesi uyarınca (bkz. § 15) işlem

yapmaya karar vermiştir. Başvurucunun fiiline karşılık gelen disiplin cezası

olan uyarma cezası en hafif ceza olduğundan ve 16. maddedeki düzenlemeye göre

bir alt cezanın uygulanması gerektiğinden idarece cezai nitelikte olmamak üzere

başvurucunun uyarılmasına ve tekrarı hâlinde işlem yapılmasına karar

verilmiştir.

34. Bir kamu görevlisinin herhangi bir fiil veya davranışından

dolayı disiplin cezası niteliği taşımayan bir şekilde yazılı olarak ikaz

edilmesine ilişkin işlemlerin icrailik niteliğini

haiz olduğu değerlendirilerek idari davaya konu edilebileceği kabul edilmektedir

(Ali Diren, B. No: 2015/13108,

18/4/2018, §§ 43, 44). Dolayısıyla somut olayda başvurucunun yazılı olarak ikaz

edilmesiyle ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale bulunulduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

35. Söz konusu müdahaleye ilişkin olarak somut olayda

başvurucunun iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerinden olan anayasal ve

kişisel önemden yoksun olma kriteri yönünden incelenmesi gerekir.

36. Anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterine ilişkin

genel ilkeler Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunca tespit edilmiştir (K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, §§

47-68).

37. Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların

kabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür: Anayasal önem olarak adlandırılabilecek

olan birinci koşul başvurunun Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veya

temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem

taşımaması, kişisel önem olarak

adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise başvurucunun önemli bir zarara

uğramamasıdır (K.V., § 57).

38. Birinci koşul olan anayasal önem kriteri iki ölçütten

oluşmaktadır. Birincisi, başvuru anayasa hukuku açısından ve temel hakların

sınırlarının belirlenmesi bakımından önem arz eden meselelere dair ise anayasal

bakımdan önemlidir. Başvuru konusunun Anayasa yargısı aracılığıyla toplumun

geneline, kamu gücünün eylem ve işlemlerine ve ülkedeki hukuk birikimine

yapacağı katkı anayasal önemdir. Başvuru konusunun hangi haklarla ilgili

olduğu, başvurunun Anayasa’nın yorumlanmasına yapacağı katkı, genel yapısal

sorunlara işaret edip etmediği dikkate alınmalıdır (K.V., § 61).

39. Anayasal önem kriterinin ikinci alt ölçütü ise anayasanın uygulanması ölçütüdür. Bu ölçüt

anayasaya saygı gösterilmesiyle doğrudan bağlantılıdır (K.V., § 64). Bu koşul sağlanmaz ise

zararın miktarının veya uyuşmazlığın anayasal ve temel haklar bağlamındaki

ilkesel boyutunun bir önemi olmayacaktır. Düşük zararlı bir müdahale veya

ilkesel olarak önem arz etmeyen bir mesele bile anayasaya saygı öyle

gerektiriyorsa esastan bir hükümle sona erdirilecektir. Başka bir deyişle

Anayasa tarafından tanınan temel hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki

yarar, başvurucunun bireysel yararının ötesine geçtiği takdirde kabul

edilemezlik kararı verilemeyecektir.

40. İkinci koşul ise kişisel önem kriteridir. Kişisel önem,

başvuru konusunun başvurucu tarafından ne kadar önemsendiğinden bağımsızdır ve

başvurucunun kişisel koşulları ile sıkı bir ilişkisi vardır. Diğer bir ifadeyle

kişisel önem koşulu, başvurucunun önemli bir zarara uğramamış olmasını ifade

eder. Bu koşul, somut olayın başvurucunun kişisel durumu üzerindeki olumsuz

etkisinin derecesiyle ilgilidir (K.V.,

§§ 66, 67) .

41. Somut olayda ortaya çıkan kişisel zararın önemli olup

olmadığını başvurucunun subjektif algısı belirlemez.

Bu husus başvurucunun içinde bulunduğu koşullar da dâhil olmak üzere her olayın

kendine özgü koşulları dikkate alınarak ve objektif verilerden hareket edilerek

Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilir (K.V.,

§ 67). Her hâlde iddia edilen zararın başvurucunun

kişisel yaşamı üzerinde kayda değer bir etkisi olmalıdır. Söz konusu zarar

ekonomik olarak belirlenebilir parasal bir meblağ olabileceği gibi maddi

olmayan bir zarar da olabilir (K.V.,

§ 68). Fakat her hâlde olası bir kabul edilemezlik

kararının başvurucu açısından özellikle ağır sonuçlar meydana getirmesi

gerekir. Bununla birlikte başvurucu için sorunun yalnızca subjektif

öneminin ağır bastığı başvurular kabul edilemez bulunacaktır.

42. Mevcut başvuruda başvurucu, izinsiz tanıtım masası açması ve

el ilanları dağıtması üzerine disiplin cezası niteliğinde olmayan ancak benzer

durumlarda ileride idarenin yaklaşımını etkileyebilecek yazılı ikazla

uyarılmıştır. Olayın koşulları objektif şekilde incelendiğinde söz konusu yazılı

ikazın başvurucunun kişisel yaşamında ve kariyerinde disiplin cezalarıyla aynı

derecede bir etki doğurduğu söylenemez. Başvurucu böyle bir etkinin doğduğunu

ve dolayısıyla kendisi açısından kişisel önemini gösterebilmiş de değildir.

43. Sonuç olarak başvurucu tarafından ileri sürülen hususların

genel bir soruna işaret etmediği, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya

temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından da önem

taşımadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca başvurucunun öne sürdüğü hususlar ile

başvurunun koşulları da Anayasa Mahkemesinin başvurucunun önemli bir zarar

uğradığına karar vermesi açısından yeterli görülmemiştir.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun

bu kısmının anayasal ve kişisel önemden

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

6/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA Raportör : Yücel ARSLAN Başvurucu : Umut KARA Vekili : Av. Mahmut Nedim ELDEM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/2947, 6 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 34719/04, 37472/05, 19/5/2009) hatırlatarak AİHM içtihatlarını
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. No: 2014/4199, 10/6/2015; Selma Demir
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Özgüldür
  16. Gökcan
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/2947
Tarih
6 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Ahmet Şimşek Başvurusu (B. No: 2016/14854)
  • Aydın Cıngı ve Satı Sibel Cıngı Başvurusu (B. No: 2015/16601)
  • Faruk Aktaş Başvurusu (B. No: 2015/19042)
  • Halil Devrim Ulaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/12590)
  • Mehmet Fatih Yiğit Başvurusu (B. No: 2015/7801)
  • Leyla Berker ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13669)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.