İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aydın Cıngı ve Satı Sibel Cıngı Başvurusu (B. No: 2015/16601)

1. Başvuru, kamuoyunda Gezi Parkı olarak adlandırılan olaylarda

Başvuru No2015/16601Tarih6 Mart 2019Okuma12 dk · 2.304 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Aydın Cıngı Ve Satı Sibel Cıngı Başvurusu

Karar tarihi
6 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/16601
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.304 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamuoyunda Gezi Parkı olarak adlandırılan olaylarda

polisin gösteriye müdahalesi sırasında evine gaz fişeği isabet eden başvurucuların

yaptığı suç ihbarı neticesinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesinin

maddi ve manevi varlığın korunması, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme ve

adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/10/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle

şöyledir:

7. Sırasıyla 1939 ve 1944 doğumlu olan başvurucular Satı Sibel Cıngı ve Aydın Cıngı İstanbul'un

Şişli ilçesinde ikamet etmektedir.

8. Başvurucu Satı Sibel Cıngı’ya

olaydan on ay kadar önce akciğer kanseri teşhisi konmuştur.

9. Kamuoyunda Gezi Parkı olayları diye adlandırılan gösteriler

kapsamında 16/6/2013 tarihinde başvurucuların ikamet ettiği yerde gösteri

yapılmıştır. Başvurucu Aydın Cıngı’nın evde olmadığı,

diğer başvurucunun evde bulunduğu sırada polisin attığı gaz fişeklerinden biri

evin penceresini kırarak yatak odasına girmiştir. Gaza maruz kalan Satı Sibel Cıngı solunum sorunu yaşadığını, evin perdesinin yandığını

ifade etmektedir.

10. Başvurucu Sibel Satı Cıngı, Kardiyoloji

ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. S.Ö. tarafından 18/6/2013 tarihinde muayene

edilmiştir. Raporda; hastada kardiyomiyopati (kalp

kası yetersizliği), akciğer operasyonu sonrasında primer

akciğer yetmezliği bulunduğu, obstruktif (nefes

darlığı) ve restriktif (akciğerin genişlemesinin çeşitli

nedenlerle kısıtlanması) akciğer yetmezliğinin

ventriküler ekstrasistole (kalbin fazladan ve çoğunlukla beklenenden erken olarak

atması) yol açtığı kaydedilmiştir.

11. İstanbul'daki bir üniversite hastanesinin 21/6/2013

tarihinde tanzim ettiği Anamnez Formu'nda

başvurucu; kanser nedeniyle Ağustos 2012 tarihinde sağ akciğer orta lobektomi (akciğer lobunun cerrahi operasyonla

alınması) yapıldığını, 16/6/2013 tarihinde maruz kaldığı biber gazının nefes

darlığı ve öksürük şikâyetine sebep olduğunu söylemiştir. Başvurucuya bronş ve

akciğer malign neoplazmı (yeni

oluşmuş kötü huylu tümör) ve dış etkenlere bağlı solunum sorunu tanısı

konulmuştur.

12. Başvurucular 20/6/2013 tarihinde Feriköy Polis Merkez

Amirliğine giderek şikâyetçi olmuştur. Aynı gün polis, başvurucu Aydın Cıngı’nın ifadesini almıştır.

13. 20/6/2013 tarihinde polis, Olay Yeri Görgü ve Tespit

Tutanağı tanzim etmiştir. Yatak odasında bulunan, yaklaşık 120x50 cm ebadındaki

pencere camının kırıldığı, perdede küçük çapta yanık lekelerinin bulunduğu,

odada yoğun miktarda gaz olduğu tutanakta açıklanmıştır.

14. Feriköy Polis Merkez Amirliği 11/7/2013 tarihinde soruşturma

dosyasını fezleke düzenleyerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık)

göndermiştir. Fezlekede başvurucu Satı Sibel Cıngı’nın

hastalığı yüzünden ifadeye gelemediği bilgisine de yer verilmiştir. Savcılık

gelen fezlekeyi 2013/99394 sayılı soruşturmaya kaydetmiştir.

15. Karakola yaptıkları şikâyetten uzun süre netice

alamadıklarını söyleyen başvurucular, 20/12/2013 tarihinde Savcılığa ikinci kez

suç ihbarında bulunmuştur. Bu şikâyet de 2013/99394 sayılı soruşturmaya

kaydedilmiştir. İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü, Çevik Kuvvet Şube Müdürü ve

görevli polisler ihbar dilekçesinde şüpheli olarak gösterilmiştir. Başvurucu,

kırılmış pencere camı, yatak odasında yerde bulunan halı üzerindeki perdede

gömülü, yanmış gaz kapsülünü gösteren altı fotoğrafı dilekçesine eklemiştir.

16. Fiilî ve hukuki irtibat nedeniyle Savcılığın 2013/79334

sayılı soruşturmasıyla birleştirilen dosya, 2/5/2015 tarihinde Gezi Parkı

olaylarındaki tüm şikâyetlerin bir arada değerlendirilmesinin soruşturmayı

sürüncemede bıraktığı gerekçesiyle tefrik edilmiştir.

17. Mala zarar verme, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın

aşılması ve kasten yaralama suçlarından yaptığı soruşturma neticesinde Savcılık

10/6/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Olay tarihinde

emniyet görevlilerinin göstericileri dağıtmak amacıyla göz yaşartıcı gaz sıkmak

zorunda kalması, civardaki evlerin camlarının kırılmasında mala zarar verme

suçunun yasal koşullarının oluşmaması, polisin yaralama kastının bulunmaması

karara dayanak oluşturmuştur.

18. Bu karara başvurucuların yaptığı itiraz, İstanbul 1. Sulh

Ceza Hâkimliğince 4/9/2015 tarihinde reddedilmiştir.

19. 17/9/2015 tarihinde tebliğ edilen karara karşı başvurucular

19/10/2015 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 256.,

86. ve 151. maddelerinin ilgili fıkraları şöyledir:

“Zor

kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması

Madde 256- (1) Zor kullanma yetkisine sahip

kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin

gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna

ilişkin hükümler uygulanır.

Kasten yaralama

Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek

fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama

fiilinin kişiüzerindekietkisinin basitbirtıbbîmüdahaleyle

giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört

aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

…

Mala zarar verme

Madde 151- (1) Başkasının taşınır veya

taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan,

kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti

üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile

cezalandırılır.

…”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 6/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Maddi ve Manevi

Varlığın Korunması Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

22. Başvurucu Satı Sibel Cıngı; evinde

bulunduğu sırada polisin attığı gaz fişeğinin yatak odasının penceresini

kırarak içeri girdiğini, perdenin yandığını, evin biber gazıyla dolduğunu,

gazdan etkilendiğinin tıbben kanıtlandığını belirtmiştir. Başvuruculara göre

olayla ilgili yeterli araştırma yapılmadan, gerekçeden yoksun biçimde kovuşturmasızlık kararı verilmiş; gaz fişeği amacı dışında

kullanılmıştır. Başvurucular soruşturmanın bu şekilde sonuçlanmasının kötü

muamele yasağı ve bu yasakla bağlantılı şekilde eşitlik ilkesi, etkili başvuru,

maddi ve manevi varlığın korunması ve yaşam haklarını ihlal ettiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

a. Başvurucu Satı Sibel Cıngı Yönünden

23. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

24. Anayasa’nın 17. maddesiyle insan onurunun korunması

amaçlanmıştır. Özel hayat alanına dâhil olan tüm hukuksal çıkarlara Anayasa’nın

farklı maddelerinde yer verilmiştir. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 8. maddesi çerçevesinde,

özel yaşama saygı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve ruhsal

bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir (Halime Sare Aysal [GK], B. No:

2013/1789, 11/11/2015, § 47). Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında kötü

muamele yasağı düzenlenmiştir.

25. Doğası gereği menfi hareket ve eylemlerle olumsuz hayat

deneyimlerinin kişinin fiziki ve ruhsal değerlerini etkilemesi, kişide stres,

üzüntü ve sair menfi tezahürlere yol açması ve bu etkileri açısından özellikle

küçük düşürücü muamele kavramını çağrıştırması mümkündür. Bununla beraber

belirtilen eylemlerin işkence, eziyet veya haysiyetle bağdaşmayan muamele veya

ceza olarak nitelendirilebilmesi için fiziksel ve ruhsal etkileri açısından

asgari eşiği geçmesi gerekmektedir (Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 35).

26. Bu asgari eşik göreceli olup somut olayın özellikleri

dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel

ve ruhsal etkileri, önceden tasarlanıp tasarlanmadığı, kişiyi küçük düşürecek

şekilde kişide korku, elem ve aşağılanma duygusu oluşturup oluşturmadığı, aleni

olarak yapılıp yapılmadığı, kamuoyunun bilgi sahibi olup olmadığı, mağdurun

cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, §§ 83-90).

27. Bu tespitler ışığında somut olay incelendiğinde başvurucunu

ikamet ettiği evin bulunduğu semte de sıçrayan Gezi Parkı eylemlerine polisin

müdahalesi sırasında kullandığı gaz fişeklerinden biri, başvurucunun evinin

camını kırıp perdeyi kısmen yakarak yatak odasına girmiştir. İleri yaştaki

başvurucu, daha önceden geçirdiği akciğer ameliyatından dolayı gazdan

etkilendiği, bunun solunun yetersizliği ve kalp ritminde hızlanma gibi birtakım

yeni sağlık sorunlarına yol açtığı yönünde rapor aldırmıştır.

28. Ancak başvurucunun sağlık durumunu kısmen etkileyen polis

müdahalesi neticesinde evine gaz fişeği girmesinin polisin kasıtlı

davranışından kaynaklandığına dair bir iddia olmadığı gibi bunu gösteren

herhangi bir kanıt unsuru da mevcut değildir. Başvurucunun evine giren gaz

fişeğinin korku, panik ve acı duymaya yol açma potansiyeli taşıdığı bir gerçektir.Ne var ki soruşturma

merciince eylemin kasten işlenmediği kabul edilmiştir. İlk derece adli

mercilerinin ulaştığı bu sonuçtan şüphe edilmesini gerektirecek nitelikte bir

bilgi ve belge de bireysel başvuru dosyasında bulunmamaktadır.Bu durumda kasıt unsuru içermeyen

eylem, başvurucunun insan onurunu zedeleyici ve kişiliğini küçük düşürücü

etkisini daha düşük düzeyde bıraktığından kötü muamele yasağındaki asgari

eşiğin aşılmadığı değerlendirilmiştir.

29. Belirtilen nedenlerle başvurucunun bu kısımdaki şikâyetinin

tamamı, Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen maddi ve

manevi varlığın korunması hakkı kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

31. Bireyin fiziksel ve ruhsal bütünlüğü, Anayasa’nın 17.

maddesinde yer verilen maddi ve manevi varlık

kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireylerin manevi varlığının bir parçası

olan şeref ve itibara keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin

saldırılarını önlemekle yükümlüdür. Ancak devletin bireylerin maddi ve manevi

varlığına yönelik olarak yapılan müdahalelere karşı etkili mekanizmalar kurma

çerçevesindeki pozitif yükümlülüğü, tüm müdahale türleri açısından mutlaka

cezai soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerekli kılmaz. Belirtilen haksız

müdahalelere karşı bireyin korunması hukuk muhakemesi yoluyla da mümkündür.

Nitekim bireylerin maddi ve manevi varlığına yapılan müdahaleler için ülkemizde

hem cezai hem de hukuki koruma öngörülmüştür. Ancak hukukumuz açısından somut

başvuruya konu eylemlere benzer eylemlerin içinde ceza hukuku anlamında suç

teşkil eden fiillerin yer alması durumunda -bu alandaki yaptırımlara tabi

tutulma olanağı bulunmakla beraber- özel hukuk anlamında bu tür fillerin

tazminat davasına konu edilebildiği görülmektedir. Belirtilen tazmin imkânının

-kişinin kamu görevlisi olması veya özel hukuka tabi bir hizmet sözleşmesi

çerçevesinde görev yapması nazara alınarak- hem idari yargı hem de adli yargı

alanında yer alan makamlarca sağlandığı anlaşılmaktadır(Işıl Yaykır, §

43).

32. Dolayısıyla bir bireyin somut başvuruda belirtilen fiillere

benzer eylemlerden dolayı maddi ve manevi varlığına müdahale edildiği

iddiasıyla hukuk davası yoluna başvurarak daha etkin bir giderim sağlaması

mümkündür. Bununla beraber başvurucu tarafından -somut başvuru açısından daha

etkili bir giderim yolu olan- kamu görevlilerinin hukuka aykırı fiilleri

nedeniyle idare aleyhine idari yargıda tazminat davası açma yoluna gidilmediği

anlaşılmaktadır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Başvurucu Aydın Cıngı

Yönünden

34. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru

yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre bir

kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön

koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar başvuruya konu edilen

ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da

ihmalinden dolayı başvurucunun güncel bir hakkının ihlal edilmesi, bu ihlalden

dolayı kişinin kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması ve bunların

sonucunda başvurucunun kendisinin mağdur olduğunu ileri sürmesidir (Onur Doğanay, B. No: 2013/1977,9/1/2014, §

42)

35. Başvuru konusu olayda ise diğer başvurucu Satı Sibel Cıngı’nın maddi ve manevi bütünlüğünü etkilediği iddia

olunan idari eylem sonucunda anayasal hakların ihlal edildiği ileri

sürülmüştür. Başvuru formunda, eşinin yaşadığı olayın başvurucu Aydın Cıngı yönünden her eşin yaşaması muhtemel ızdıraptan öte farklı bir boyut kazandıran ilave ne tür bir

mağduriyet oluşturduğu noktasında özellik gösteren bir açıklama mevcut

değildir. Dolayısıyla başvurucu Aydın Cıngı’nın maddi

ve manevi varlığı korunması hakkı bakımından mağduriyetinin söz konusu olmadığı

sonucuna varılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

37. Başvurucular, yaşadıkları mahallede yapılan gösterilerde

günlerce polis baskısı yaşandığı, mahallede panzer vb. araçlar gezdiği ve biber

gazı sıkıldığı için toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile ifade

hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

38. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16).

39. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, ifade

özgürlüğünün özel bir biçimi olduğundan (Dilan

Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017,§ 34) ifade özgürlüğü açısından ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek duyulmamıştır.

40. 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesine göre Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunulması için başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı

ileri sürülen kamusal eylem veya işlemden başvurucunun kişisel olarak ve

doğrudan etkilenmiş olması gerekir (Onur

Doğanay, §§ 42-45).

41. Somut olayda, başvurucuların yapılan toplantı ve gösteri

yürüyüşüne katıldıkları ve toplantının dağıtıldığı yönünde bir iddiaları

bulunmadığından polis müdahalesinden kişisel olarak etkilenmediği

anlaşılmaktadır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

43. Başvurucular, mala zarar verme ve zor kullanma yetkisine

ilişkin sınırın aşılması suçundan yapılan soruşturmada delillerin eksik

toplanarak gerekçeden yoksun biçimde kovuşturmaya yer olmadığına karar

verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

44. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına

göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal

edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı

sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye

ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel

başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

45. Sözleşme’nin 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve

ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç

isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek

hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bahsedilen hâller dışında

kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular, Anayasa ve

Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz.

Dolayısıyla bir ceza davasında haklarında suç isnadı bulunmayan mağdur, suçtan zarar

gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler Sözleşme’nin 6. maddesinin

koruma alanı dışında kalmaktadır (Onurhan Solmaz,

§§ 23, 24).

46. Somut olayda, üçüncü kişinin cezalandırılmasına yönelik

ihlal iddialarının adil yargılanma hakkının kapsamına girmediği

anlaşılmaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucu Satı Sibel Cıngı’nın

maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Başvurucu Aydın Cıngı’nın maddi ve

manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

6/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Hüseyin

MECEK

Başvurucular

:

1. Aydın

CINGI

2. Satı

Sibel CINGI

Vekili

:

Av. Arzu

BECERİK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/16601, 6 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Maddi ve Manevi
  9. B. Toplantı ve Gösteri
  10. C. Adil Yargılanma
  11. A. 1. Başvurucu Satı Sibel Cıngı’nın
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Özgüldür
  14. Gökcan
  15. Mecek
  16. Cıngı
  17. Becerik
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/16601
Tarih
6 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Faruk Aktaş Başvurusu (B. No: 2015/19042)
  • Halil Devrim Ulaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/12590)
  • Mehmet Fatih Yiğit Başvurusu (B. No: 2015/7801)
  • Leyla Berker ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13669)
  • Büse Gizem Ergüven ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7457)
  • Derya Üçdal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/6407)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.