İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Aymelek Başvurusu (B. No: 2014/768)

1. Başvurucu, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri

Başvuru No2014/768Tarih10 Aralık 2014Okuma12 dk · 2.413 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Osman Aymelek Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2014/768
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.413 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri

Mahkemesinin E.2008/341 sayılı dosyasında zincirleme olarak görevi kötüye

kullanma suçundan mahkûm olmasından sonra (infaz aşmasında) yürürlüğe giren

22/12/2010 tarih ve 6086 sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair

Kanun yönünden uyarlama yapılması talebinin, aynı Mahkemece hatalı

değerlendirme sonucu yetersiz gerekçe ile reddedilmesi sebebiyle Anayasa’nın

19. ve 36. maddelerinde belirtilen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 24/10/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucunun zincirleme olarak görevi kötüye kullanma

suçunu işlediği konusunda yeterli şüpheye ulaşan Kara Kuvvetleri Komutanlığı

Askeri Savcılığı, 26/9/2003 tarih ve E. 2003/954 sayılı iddianamesiyle aynı

komutanlık askeri mahkemesi nezdinde başvurucu hakkında kamu davası açmıştır.

6. Başvurucu, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri

Mahkemesinin 20/8/2008 tarih ve E.2008/341, K.2008/738 sayılı kararıyla atılı

suçtan 11 ay 20 gün hapis ve 333 TL adli para cezasına mahkûm edilmiştir.

7. Başvurucunun temyizi üzerine anılan Askeri Mahkeme

kararı, Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 4/3/2009 tarih ve E.2009/383, K.2009/379

sayılı ilamıyla onanmış ve aynı tarihte kesinleşmiştir.

8. Başvurucunun, sonradan yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanun’un

lehe hükümler içerdiği iddiasıyla yaptığı uyarlama talebi, Askeri Mahkemenin

19/10/2011 tarih ve E.2011/281, K.2011/323 sayılı kararı ile önceki Yasa’nın

başvurucunun daha lehine olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Ret gerekçesinin

ilgili bölümü şöyledir:

“…

Askeri Mahkememizin 20.08.2008 gün ve

2008/341-738 E.K. sayılı kararında sanık hakkında müteselsilen

memuriyet görevini kötüye kullanmak suçu üzerine uygulanacak kanun maddesinin

belirlenmesi bakımından yapılan değerlendirmede suç ve karar tarihlerinde

yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 240 ve 80'inci

maddeleri ile 5237 sayılı TCK.nun 257/1,43 ve 53'üncü

maddeleri nazara alınmış ve 765 sayılı kanun maddelerinin uygulanmasının sanık

lehine olduğuna kanaat getirilmiştir. Hüküm sonrası yürürlüğe giren 6086 sayılı

yasanın birinci maddesi ile 5237 sayılı TCK.nun

257/1'inci maddesinde öngörülen temel cezanın alt ve üst sınırlarında indirme

gidilerek 'bir yıldan üç yıla kadar' olan temel ceza 'altı aydan iki seneye

kadar' şeklinde düzenlenmiştir. Önceki hükümde sanık hakkında TCK'nun 240'ıncı maddesi doğrultusunda cezalandırma

yapılırken, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman ve hükümlünün

kastının ağırlığı unsurları çerçevesinde 'sanığın eylemlerinin niteliği' göz

önüne alınmış ve cezayı hafifletici neden bulunmadığından hareketle

eylemlerinin 240'ıncı maddenin birinci cümlesi kapsamında olduğuna, müsnet suçun daha hafif hali kapsamında olmadığına

hükmedilerek asgari hadden bir yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir. İzah edilen hususlar çerçevesinde sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 257/1'inci maddesinin son hali uyarınca uygulama

yapıldığında, aynı Kanunun 61'inci maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun

işlendiği yer ve zaman ve hükümlünün kastının ağırlığı nazara alınarak suçun

gerektirdiği asgari ceza olan altı aydan uzaklaşılarak cezası teşdiden bir yıl hapis olarak belirlenmiştir. Hal böyle

iken 20.08.2008 gün ve 2008/341-738 E.K. sayılı kararın gerekçesinde de

belirtildiği üzere müteselsiliyet yönünden 765 sayılı

TCK'nun 80 ve 5237 sayılı TCK.nun

43'üncü maddeleri uyarınca değerlendirme yapıldığında, 1/6 ve 1/4 artırım

oranları her iki kanunun ilgili maddeleri uyarınca temel ceza olarak belirlenen

bir yıl hapis cezasına ayrı ayrı uygulandığında hürriyeti bağlayıcı ceza

yönünden 765 sayılı TCK'nun 80'inci maddesinin

hükümlü lehine olduğu, böylece 765 sayılı TCK'nun 240

ve 80'inci maddeleri uyarınca cezalandırılmasının halen hükümlü lehine olduğuna

kanaat getirilmiştir.

…”

9. Başvurucunun temyizi üzerine anılan Mahkeme kararı,

Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 14/3/2012 tarih ve E.2012/376, K.2012/372 sayılı

ilamı ile sonradan yürürlüğe giren Kanunun daha lehe olduğu ve mahkemenin

yaptığı uygulamada isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

10. Askeri Mahkeme bozma üzerine yaptığı yargılama sonucunda

15/8/2012 tarih ve E.2012/535, K.2012/253 sayılı kararıyla önceki hükmünde

direnmiştir.

11. Başvurucunun temyizi üzerine anılan direnme kararı,

Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 28/11/2013 tarih ve E. 2013/112, K. 2013/113

sayılı ilamı ile onanmıştır. Onama gerekçesi şöyledir:

“…Suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan TKC'nın 240'ıncı maddesi "Yasada yazılı hallerden

başka hangi nedenle olursa olsun görevini kötüye kullanan memur derecesine göre

bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur. Cezayı

hafifletici nedenlerin bulunması halinde altı aydan bir yıla kadar hapis ve her

iki halde ikibin liradan onbin

liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.

Ayrıca memuriyetten süreli veya temelli olarak yoksun kılınır;" şeklinde

olup; eylemin niteliğine göre kademeli bir ceza öngörülmüştür.

Askerî Mahkemece sanık hakkında karar

verilirken, eylemin niteliği dikkate alınarak olayda hafifletici nedenlerin

bulunmadığı kabul edilmiş ve birinci cümle uyarınca uygulama yapılarak

"bir yıl hapis cezasının" eyleme uygun olduğu düşüncesiyle alt

sınırdan uzaklaşılmasına gerek görülmemiştir.

Suçun işlendiği tarihten sonra yürürlüğe giren

5237 sayılı TCK'nın görevi kötüye kullanmak suçu ile ilgili 257'inci maddesinde

ise, kademeli ceza uygulamasından vazgeçilmiş ve cezanın alt sınırı; altı ay

olarak belirlenmiştir.

Uygulamada da kabul edildiği üzere;

kesinleşmiş ilk hükümde temel cezanın alt sınırdan tayin edilmiş olması, önceki

hükümde sanık lehine kabul edilen hususların bu defa aleyhe yorumlanmaması

koşuluyla, uyarlama yargılamasında cezanın alt sınırdan tayin edilmesini

gerektirmemektedir.

Dosya incelendiğinde; hükümlünün zimmet

suçundan tutuklu olarak Mamak Askerî Cezaevi ve Tutukevinde bulunduğu sırada;

tutuklu C. A. ile istediği zaman görüşebildiği, bayan tutuklu koğuşuna giderek

birlikte dilekçe yazdıkları, onun kedisine aşı yaptırmak için veteriner

getirttiği, oğlunun doğum günü partisini bayan tutuklu koğuşunda organize

etmeye çalıştığı, bu şekilde cezaevinde istediği gibi davranabilme güç ve

imkânına sahip olduğu, kendisi için cezaevinin fiziki sınırlarının dışına

çıkmak haricinde hiçbir sınırlamanın uygulanmadığı; bu imkânı infaz Astsubayı

olarak yönetmelik hükümlerini uygulamakla görevli bulunan diğer sanık Astsb. Y. S.'yi görevini yerine

getirmemeye azmettirerek sağladığı anlaşılmaktadır.

Hükümlünün, kamu otoritesi ile alay edercesine

işlediği fiiller dikkate alındığında; Askeri Mahkemece uyarlama yargılaması

yapılırken, "suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman ve

hükümlünün kastının ağırlığı" şeklindeki gerekçe ile temel cezanın teşdiden bir yıl olarak belirlenmesinde ve TCK'nın 80'inci

maddesi uyarınca yapılacak asgari artırımın, 5237 sayılı TCK'nın 43'üncü

maddesinde yazılı artırım oranına göre daha düşük olduğu belirtilerek; mülga

765 sayılı Kanun kapsamında yapılan uygulamanın sanık lehine olduğundan bahisle

önceki hükümde değişiklik yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesinde bir

isabetsizlik yoktur.

Bu nedenle; müdafiin

temyiz taleplerinin reddi ile uyarlamaya ilişkin hükmün onanmasına karar

verilmiştir…”

12. Başvurucu, nihai kararı 7/1/2014 tarihinde tebellüğ

etmiş, 20/1/2014 tarihinde de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan

hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin

mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir

(Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./1.mad.) menfaat, sağlayan kamu görevlisi,

(Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./1.mad.) altı aydan iki yıla kadar, hapis

cezası ile cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan

hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek,

kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız

bir (Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./1.mad.) menfaat, sağlayan kamu

görevlisi, (Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./1.mad.) üç aydan bir yıla kadar

hapis cezası ile cezalandırılır.”

14. Aynı Kanun’un “Zaman

bakımından uygulama” kenar başlıklı 7. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan

kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin

lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”

15. Aynı Kanun’un “Cezanın

belirlenmesi” kenar başlıklı 61. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“(1)Hâkim, somut

olayda;

a) Suçun işleniş biçimini,

b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,

c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,

d) Suçun konusunun önem ve değerini,

e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin

ağırlığını,

f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun

ağırlığını,

g) Failin güttüğü amaç ve saiki,

Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî

tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.”

16. 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun

240. maddesi şöyledir:

“Yasada yazılı hallerden başka hangi nedenle

olursa olsun görevini kötüye kullanan memur derecesine göre bir yıldan üç yıla

kadar hapsolunur. Cezayı hafifletici nedenlerin

bulunması halinde altı aydan bir yıla kadar hapis ve her iki halde ikibin liradan onbin liraya kadar

ağır para cezasiyle cezalandırılır. Ayrıca

memuriyetten süreli veya temelli olarak yoksun kılınır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 10/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 20/1/2014 tarih ve 2014/768 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, hakkındaki uyarlama yargılamasında, sonradan

yürürlüğe giren lehe kanunun uygulanmadığını, asıl davada alt sınırdan ceza

verilmiş olmasına rağmen uyarlama davasında lehe kanunun belirlenmesi yönünden

alt sınırdan uzaklaşılarak aleyhe değerlendirme yapıldığını, Mahkemenin hatalı

değerlendirme ile eski kanunun daha lehe olduğu sonucuna vardığını ve yetersiz

gerekçe ile uyarlama talebini reddettiğini belirterek, Anayasa’nın 19. ve 36.

maddelerinde belirtilen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden

yargılanma talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurunun, adil

yargılanma hakkının ihlali iddiasına yönelik olduğu görülmektedir. Başvurucu

her ne kadar Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de, bu iddiaların özü, söz konusu kararın adil olmadığı

hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları

aşağıda iki başlık altında ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde

değerlendirilmiştir.

1. Mahkeme Kararının Gerekçesiz Olduğu İddiası

20. Başvurucu, Mahkemenin yetersiz gerekçe ile uyarlama

talebini reddettiğini iddia etmiştir.

21. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

22. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

23. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

24. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak mahkeme

kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece

mahkemeleri, dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin

değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını,

uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir

yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Bu

gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve

makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkının

ihlalinden söz edilemez (B. No: 2013/1235, 13/6/2013, § 23).

25. Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece

nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere

dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki

bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların o dava yönünden,

hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp

değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün

hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle

seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna

uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur (B. No: 2013/1235, 13/6/2013, §

24).

26. Bununla birlikte, derece mahkemelerinin, taraflarca ileri

sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğu bulunmayıp, hükme esas teşkil

eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koyması yeterlidir. Diğer

taraftan kanun yolu mercilerince; onama, itiraz veya başvurunun reddi kararları

verilmesi hâlinde alt derece mahkemelerinin kararlarında gösterdikleri

gerekçeler kabul edilmiş olacağından, anılan kararlarda ayrıca gerekçe

gösterilmesine gerek bulunmamaktadır (B. No: 2013/1235, 13/6/2013, § 25).

Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da bu yöndedir (Van de Hurk/Hollanda,

B.No: 16034/90, 19/4/1994, §

61).

27. Başvuru konusu olayda, ilk derece mahkemesi kararında,

önceki kanunun lehe olarak belirlenmesinin gerekçesi somut olayla da bağlantı

kurularak açıklanmış (bkz. § 8), direnme üzerine Askeri Yargıtay Daireler

Kurulu tarafından da temyiz talepleri tüm yönleriyle tartışılmış ve Askeri Mahkeme

kararı ayrıntılı gerekçelerle yerinde bulunmuştur (bkz. § 11). Dolayısıyla

derece mahkemelerinin kararlarında yer verilen gerekçenin yetersiz veya keyfi

olduğu söylenemez.

28. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddialar çerçevesinde bir temel hak ihlalinin olmadığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığı İddiası

29. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

30. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

31. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

32. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B.No: 2012/828, 21/11/2013, § 21).

33. Başvuru konusu olayda, başvurucu, yasanın eksik ve hatalı

değerlendirilmesi sonucu talebin reddine karar verilmek suretiyle anayasal

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Dolayısıyla başvurucunun

iddialarının özü, derece mahkemesinin kanunu değerlendirme ve yorumlamada

isabet edemediğine ve esas itibariyle yargılamanın sonucuna ilişkindir.

Mahkeme, önceki kanun ile sonraki kanunu bir bütün olarak ayrı ayrı somut olay

yönünden değerlendirmiş ve önceki kanunun hükümlü (başvurucu) yönünden daha

lehe olduğunu değerlendirerek uyarlama talebini reddetmiştir.

34. Suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan 765 sayılı

Kanun’un 240. maddesi eylemin niteliğine göre kademeli bir ceza öngörmüştür.

Suçun işlendiği tarihten sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un görevi

kötüye kullanma suçu ile ilgili 257. maddesinde ise, kademeli ceza

uygulamasından vazgeçilmiş ve cezanın alt sınırı altı ay olarak belirlenmiştir.

Uyarlama öncesinde, eylemin niteliği dikkate alınarak olayda hafifletici

nedenlerin bulunmadığı kabul edilmiş ve 765 sayılı Kanun’un 240. maddesinin

birinci cümlesi uyarınca uygulama yapılarak "bir

yıl hapis cezasının" eyleme uygun olduğu düşüncesiyle alt

sınırdan uzaklaşılmasına gerek görülmemiştir. Askeri Mahkemece uyarlama

yargılaması yapılırken, "suçun işleniş

biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman ve hükümlünün kastının ağırlığı"

şeklindeki gerekçe ile temel cezanın teşdiden bir yıl

olarak belirlenmesi gerektiği ve 765 sayılı Kanun’un 80. maddesi uyarınca

yapılacak asgari artırımın, 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinde yazılı artırım

oranına göre daha düşük olduğu belirtilerek, mülga 765 sayılı Kanun kapsamında

yapılan uygulamanın sanık lehine olduğu sonucuna varılmıştır.

35. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi

mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi

bir durum da tespit edilmemiştir.

36. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermediği anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle, başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu

üzerinde bırakılmasına, 10/12/2014 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Akif YILDIRIM Başvurucu : Osman AYMELEK Vekili : Av. Mehmet Sadık LİMAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/768, 10 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/768
Tarih
10 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Kırmızı Gaa İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/2370)
  • Yavuz Kumru Başvurusu (B. No: 2014/1082)
  • Mahmut Tanal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/18803)
  • Suat Turan Başvurusu (B. No: 2013/387)
  • Salman Aceleci Başvurusu (B. No: 2013/73)
  • Cem Furuncu Başvurusu (B. No: 2012/774)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.