İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Kavaklı Başvurusu (B. No: 2013/3947)

1. Başvurucu, daha önce gazilik

Başvuru No2013/3947Tarih25 Şubat 2015Okuma11 dk · 2.256 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Osman Kavaklı Başvurusu

Karar tarihi
25 Şubat 2015
Başvuru Numarası
2013/3947
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.256 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, daha önce gazilik

statüsü verilmiş olanlara yapılan toplu ödemeden yararlandırılması talebinin

reddedildiğini, kendisine yapılan ödemelerdeki gecikme nedeniyle faize

hükmedilmesi talebiyle idare aleyhine açtığı davada yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, ihlalin tespitiyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine

karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/6/2013 tarihinde

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 26/9/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

26/9/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının

27/10/2014 tarihli yazısı ile Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen görüş sunulmayacağı beyan edilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. OLAYLAR

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, askerlik görevini

yapmaktayken, Kıbrıs Barış Harekâtında Meteoroloji İstasyonu ekibiyle beraber

bir astsubay emrinde Kıbrıs’a gönderilmiştir. Harekât sonrasında, meteoroloji

mühendisleri ile ekip komutanı “gazilik”

statüsü içinde değerlendirilmiş ancak erlerin isimleri kayda geçmemiştir.

8. Başvurucu, kendisine gazilik

statüsü verilmesi için 11/3/1992 tarihinde idareye başvuruda bulunmuş, listede

ismi olmadığı gerekçesiyle talebi reddedilmiştir. Başvurucunun 1999 yılında

talebini yinelemesi üzerine yapılan ayrıntılı incelemede ismi tespit edilmiş,

11/3/1992 tarihli başvurusu esas alınarak aylık bağlanmıştır. Yönetim Kurulunca

1/10/1991 tarihi başlangıç kabul edilerek 2000 yılında 6 aylık toplam 4.470.000

TL ödeme yapılmıştır.

9. 2001 yılında ise

1/10/1991-22/3/2001 tarihleri arasında hak edilen aylıklar defaten ödenmiş,

ancak geç ödemeler nedeniyle faiz ödemesi yapılmamıştır.

10. Başvurucu 8/3/2000 tarihli

dilekçesiyle idareye başvurarak 3761 sayılı Kanun kapsamına alınması nedeniyle

1999 tarihine kadar hak sahiplerine yapılmış olan ikramiye ve aylıkların cari

faizleriyle birlikte ödenmesi talebinde bulunmuştur.

11. Başvurucu, idarenin zımni

ret işlemi üzerine, 24/2/1968 tarih ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş

Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun’da

değişiklik yapan l/12/l983 tarih ve 2943

sayılı Kanun ve 7/9/1991 tarih ve 3761 sayılı Kanun uyarınca ikramiye ödenmesi

ve geç ödenen aylıklarına 22/3/2001 tarihine kadar işleyecek faize hükmedilmesi

talebiyle 22/3/2000 tarihinde Ankara 2. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

Mahkeme, 19/6/2001 tarih ve E.2000/1209, K.2001/750 sayılı kararıyla, faiz

isteminin reddine, 3761 sayılı Kanun’un 1. maddesinde ikramiye ödemesine dair

hüküm bulunmadığı, 2943 sayılı Kanun ile 1005 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 3.

maddenin ise Kıbrıs harekatına fiilen katılanlara Mayıs 1976-Ocak 1983

tarihleri arasında hesap edilecek aylıklarının bu Kanun’un yürürlük tarihinden

itibaren (9/11/1983) üç ay içinde ödeneceğini hükme bağladığı, başvurucunun

5434 sayılı Kanun’un 117. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi

içinde kendisine ikramiye ödenmesi talebinde bulunmadığı gerekçesiyle bu

kanundan faydalandırılmasına olanak bulunmadığına karar vermiştir.

12. Temyiz üzerine, Danıştay 11.

Dairesinin 2/11/2004 tarih ve E.2001/5425, K.2004/4304 sayılı ilamıyla, 2943 ve

3761 sayılı Kanunlar uyarınca ikramiye ödenmesi talebinin reddine ilişkin hüküm

fıkrasının onanmasına, kararın faize ilişkin bölümünün ise bozulmasına karar

verilmiştir. İdarenin karar düzeltme talebi aynı Dairenin 20/3/2007 tarih ve

E.2005/2094, K.2007/2651 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

13. Bozma ilamı doğrultusunda

yargılamaya devam eden Mahkeme, 13/6/2007 tarih ve E.2007/309, K.2007/1419

sayılı kararıyla toplu ödemenin yapıldığı tarihe kadar faiz işletilmesine

ilişkin talebi kabul etmiştir.

14. Temyiz üzerine, karar,

Danıştay 11. Dairesinin 7/7/2010 tarih ve E.2007/10618, K.2010/6538 sayılı

kararıyla onanmış, başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 1/3/2013

tarih ve E.2010/10026, K.2013/2197 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

15. Anılan karar, 7/5/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 4/6/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

17. 9/11/1983 tarih ve 2943

sayılı Kanun ile 1005 sayılı Kanun’a eklenen

geçici 3. madde şöyledir:

“1974 yılında Temmuz 1 inci ve Ağustos 2 nci Barış Harekatına Kıbrıs'ta

fiilen görev alarak katılmış olan Türk vatandaşlarına bu Kanunun yürürlük

tarihine kadar aşağıdaki cetvele göre hesaplanacak aylıkların tutarı, yürürlük

tarihini izleyen üç ay içinde defaten ödenir.

Bu Kanunun yürürlük

tarihinden evvel ölenlerin istihkakları ölüm tarihlerini izleyen ay sonuna

kadar hesaplanır ve kanuni mirasçılarına ödenir.

Geçici ikinci ve

üçüncü maddeler gereğince yapılacak toptan ödemeler her türlü vergi, resim ve

harçtan muaf olup hiç bir suretle haczedilemez”.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 25/2/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 4/6/2013 tarih ve 2013/3947

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucu, kendisine gazilik

statüsü verilmesi için idareye yaptığı başvurunun kayıtların düzenli

tutulmaması nedeniyle geç sonuçlandığını, kendisi ile aynı durumda bulunanlara

yapılan toplu ödemeden faydalanamadığını, ödemede gecikme yaşanması nedeniyle

ödenmesi gereken faize hükmedilmesi için açtığı davanın makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek adil yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat ödenmesini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

i. 1983 Yılına Kadar Hak Edilmiş Olan Aylıkların Ödenmesi

Talebinin Reddedilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkı ve Eşitlik İlkesinin

İhlal Edildiği İddiası

20. 30/11/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem

ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

21. Anılan Kanun hükmü uyarınca

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi

olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir.

22. Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin

geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B.

No: 2012/51, § 18, 25/12/2012).

23. Başvuru konusu olayda başvurucu,

idarenin zımni ret işlemi üzerine, 2943 ve 3761 sayılı Kanunlar uyarınca

ikramiye ödenmesi ve geç ödenen aylıklarına 22/3/2001 tarihine kadar işleyecek

faize hükmedilmesi talebiyle 22/3/2000 tarihinde Ankara 2. İdare Mahkemesinde

dava açmıştır. Mahkeme, 19/6/2001 tarihli kararıyla, faiz isteminin reddine,

3761 sayılı Kanun’un 1. maddesinde ikramiye ödemesine dair hüküm bulunmadığı,

2943 sayılı Kanun ile 1005 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 3. maddenin ise Kıbrıs

harekatına fiilen katılanlara Mayıs 1976-Ocak 1983 tarihleri arasında hesap

edilecek aylıklarının bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren (9/11/1983) üç

ay içinde ödeneceğini hükme bağladığı, başvurucunun 5434 sayılı Kanun’un 117.

maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde kendisine ikramiye

ödenmesi talebinde bulunmadığı gerekçesiyle bu kanundan faydalandırılmasına

olanak bulunmadığına karar vermiştir. Temyiz üzerine, Danıştay 11. Dairesinin

2/11/2004 tarihli ilamıyla, 2943 ve 3761 sayılı Kanunlar uyarınca ikramiye

ödenmesi talebinin reddine ilişkin hüküm fıkrasının onanmasına karar verilmiş,

idarenin karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 20/3/2007 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Anılan kararın bu bölümü 20/3/2007 tarihinde kesinleşmiştir.

24. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu kararın ikramiye ödenmesi talebinin reddine ilişkin bölümünün

23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası

Yönünden

25. Başvurucunun, ödemelerdeki

gecikme nedeniyle faize hükmedilmesi talebiyle açtığı davanın makul sürede

sonuçlandırılmadığı şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi diğer

kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle,

başvurunun bu şikâyet yönünden kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Başvurucu ödemelerin geç

yapılması nedeniyle faize hükmedilmesi talebiyle idare mahkemesinde açtığı

davanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

27. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın

141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede

yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği

açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

28. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

29. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer

alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu

hukuku” alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki

haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan

davalar da, Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6.

maddesinin koruması kapsamına girmektedir. Başvuruya konu davanın, başvurucunun

kendisine yapılan ödemelerdeki gecikme nedeniyle faize hükmedilmesi talebini

konu alan bir uyuşmazlık olduğu görülmekle, somut yargılama faaliyetinin,

medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B.

No: 2012/1198, 7/11/2013, § 44).

30. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olmakla beraber, bazı özel durumlarda girişimin niteliği göz önünde

tutularak uyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki bir tarih başlangıç tarihi

olarak kabul edilebilmektedir Somut başvuru açısından benzer bir durum söz

konusu olup, makul süre değerlendirmesinde nazara alınacak zaman diliminin

başlangıç tarihi, başvurucu tarafından Kıbrıs Barış Harekatına katılması

nedeniyle kendisine yapılan ödemlerdeki gecikme nedeniyle faize hükmedilmesi

talebiyle idareye dilekçe ile başvurduğu 8/3/2000 tarihidir. (B. No: 2012/1198,

7/11/2013, § 45).

31. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamları

nezdinde sürdüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhil

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif

maddelerinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır.

32. Hukuk sistemimizde idari

yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama

süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM tarafından verilen birçok ihlal

kararında yer verilmiş olup, özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar

ve Danıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun

yargılama sürelerinin ihlal kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu

kapsamda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümleri de göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde karar verilmiştir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 54-60).

33. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, 8/3/2000 tarihli dilekçesiyle idareye başvurarak 3761 sayılı Kanun

kapsamına alınması nedeniyle 1999 tarihine kadar hak sahiplerine yapılmış olan

ikramiye ve aylıkların cari faizleriyle birlikte ödenmesi talebinde bulunmuş,

idarenin zımni ret işlemi üzerine, 22/3/2000 tarihinde Ankara 2. İdare

Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, 19/6/2001 tarihli kararıyla faiz isteminin

reddine karar vermiştir. Temyiz üzerine, Danıştay 11. Dairesinin 2/11/2004

tarihli ilamıyla kararın faize ilişkin bölümünün bozulmasına karar verilmiş,

idarenin karar düzeltme talebi aynı Dairenin 20/3/2007 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Bozma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam eden Mahkeme,

13/6/2007 tarihli kararıyla toplu ödemenin yapıldığı tarihe kadar faiz

işletilmesine ilişkin talebi kabul etmiştir. Temyiz üzerine karar, Danıştay 11.

Dairesinin 7/7/2010 tarihli kararıyla onanmış, başvurucunun karar düzeltme talebi

aynı Dairenin 1/3/2013 tarihli kararıyla reddedilmiştir

34. Başvuruya konu davada yer

alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin

niteliği çerçevesinde davaya bütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da

yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru

açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz

konusu 12 yıl 11 ay 23 günlük yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. maddesi Yönünden

36. Başvurucu, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 20.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

37. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

38. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin 12 yıl 11 ay 23 günlük yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucunun talebi de göz

önünde bulundurularak, başvurucuya net 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

39. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

40. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1. 1983 yılına kadar hak

edilmiş olan aylıkların ödenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Yargılamanın makul süreyi aşması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 10.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, 25/2/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Raportör : Aliye YILDIZ VARSIN Başvurucu : Osman KAVAKLI Vekili : Av. Yücel GÖKTAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3947, 25 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3947
Tarih
25 Şubat 2015

İlgili Kararlar

  • İbrahim Bilmez Başvurusu (B. No: 2013/434)
  • Ercan Tosun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5934)
  • Metin Taşdemir Başvurusu (B. No: 2014/6991)
  • M. T. K. Başvurusu (B. No: 2014/6574)
  • Alper Kınalı Başvurusu (B. No: 2014/8551)
  • Osman Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/12837)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.