İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özcan Güney Başvurusu (B. No: 2017/20709)

1. Başvuru, uygulanan yakalama, gözaltına alma ve tutuklama

Başvuru No2017/20709Tarih15 Kasım 2018Okuma37 dk · 7.450 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Özcan Güney Başvurusu

Karar tarihi
15 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2017/20709
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.450 kelime·37 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, uygulanan yakalama, gözaltına alma ve tutuklama

tedbirlerinin hukuki olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının; ceza infaz kurumu koşullarının insani olmaması nedeniyle kötü muamele

yasağının; ceza infaz kurumunda kültür, sanat ve eğitim faaliyetleri ile dinî

hizmetlerden faydalandırılmaması ve

açık görüş hakkının sınırlandırılması nedenleriyle özel hayat ve aile hayatına

saygı hakkının; telefonla görüşme hakkının sınırlandırılması nedeniyle

haberleşme hürriyetinin ve el koyma kararı nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/4/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son

bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu

teşebbüsün arkasında Türkiye'de uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son

yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve

diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin

kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil

toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar

yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

9. Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlar nedeniyle başlatılan 2016/4930 sayılı soruşturma kapsamında

29/9/2016 tarihinde Ankara'da gözaltına alınan başvurucu bir gün gözaltında

tutulduktan sonra Yozgat'a getirilmiştir.

10. 1/10/2016 tarihinde Yozgat Terörle Mücadele Şube

Müdürlüğünde, 3/10/2016 tarihinde de Başsavcılıkta ifadesi alınan başvurucu

Cumhuriyet savcısı tarafından adli kontrol

tedbiri uygulanmasına karar verilmesi talebiyle Yozgat Sulh Ceza

Hâkimliğine sevk edilmiş ve Hâkimlik tarafından başvurucu hakkında adli kontrol

tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.

11. Başsavcılık başvurucuyu 19/10/2016 tarihinde tekrar ifadeye

çağırmış, bir gün gözaltında kalan başvurucunun ifadesi Cumhuriyet savcısı

tarafından 20/10/2016 tarihinde alınmıştır. Başvurucunun Başsavcılıktaki

savunmasının ilgili kısmı şöyledir:

"... Dosyada Bylock

adlı programla ilgili hazırlanan raporda bilgi sahibi oldum ... numaralı cep

telefonu hattı adıma kayıtlıdır. Bu hattı yaklaşık 9 yıldır bizzat ben

kullandım ancak ben bu cep telefonu ile FETÖ tarafından kullanılan kriptolu

mesajlaşma programı olan Bylock adlı programı

kesinlikle kullanmadım. Hakkımda Bylock programını

yoğun görüşme şeklinde kullandığıma ilişkin tespiti kabul etmiyorum ..."

12. Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınan başvurucu aynı

tarihte silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Yozgat

Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklama talep yazısının ilgili kısmı

şöyledir.

"...

Yozgat İl Emniyet Müdürlüğünün 15/10/2016

tarihli yazısı ve ekinde bulunan FETÖ tarafından kullanıldığı tespit edilenBylock programına ilişkin elde edilen bilgi ve

belgeler kapsamında hazırlanan rapor ile şüphelinin ... numaralı adına kayıtlı

cep telefonu hattı ile Bylock programını yoğun bir

şekilde kullandığına ilişkin tespit nedeni ile şüphelinin üzerine atılı suçu

işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve

tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla;

Şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı olan cezanın üst haddi,

atılı suçun CMK'nın 100/3a-11.

maddesi uyarınca katalog suçlardan olması dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın 100. vd. maddeleri uyarınca tutuklanmasına ... [karar

verilmesi talep olunur.]"

13. Yozgat Sulh Ceza Hâkimliği 20/10/2016 tarihli kararıyla

tutuklama talebinin reddine ve adli kontrol tedbirinin devam etmesine karar

vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Hakkında terör örgütü üyeliğine yönelik

soruşturma yürüten şüphelinin 03/10/2016 tarihli sorgusu yapılırken dosyasında

yer alan bylock kaydında kullanıcı kodu kullanım

yoğunluğu kimlik bilgileri ve telefon numarası da dahil olmak üzere tüm

bilgilerin yer aldığı aleyhine tanık beyanlarının fetö

örgütü ile iltisatlı olduğu gerekçesi ile işten çıkarıldığına

ilişkin beyanının olduğu ancak bu deliller karşısında savcılık tarafından adli

kontrol talebi ile sorguya sevk edildiği ve aynı tarihli hakimliğimizin kararı

ile talep doğrultusunda karar verilerek şüphelinin serbest bırakıldığı,

sonrasında şüphelinin by lock

kullandığına ilişkin önceki tutanaktan hiç bir farkı olmayan yeni bir tutanak

tutularak ve yeni delil kabul edilerek yakalanarak tutuklanma istemi ile

hakimliğimize sevk edildiği görülmüştür.

...

Şüpheli ... daha önce aynı deliller

doğrultusunda yakalanmış, adli kontrol talebi ile sevkedilmiş

ve talep doğrultusunda karar verilmiş olması ile 5271 sayılı CMK'nın 91/5. maddesinin 'yakalanmaya neden olan fiil ile

ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve C. savcısının kararı olmadıkça

bir daha aynı nedenden yakalama işlemi uygulanmaz.' hükmü gözönüne

alındığında [şüphelinin] bylock kullandığına ilişkin hiç bir değişiklik içermeyen aynı tut[anağın] yeniden

tutulması ve şüphelinin kullandığına ilişkin herhangi bir bilgi içermeyen bylock programının işleyişine ilişkin araştırma tutanağının

CMK'nın 91/5. [maddesi] kapsamında yeni ve yeterli delil kabul edilemeyeceği

bu kapsamda yakalanma işlemi dahi uygulanamayacak şüphelinin tutuklamaya

sevkinin ve aynı deliller ile tutuklanmasının mümkün olmayacağı anlaşılmış olmaklaCMK'nın 91/5., 100. ve devamı maddeleri uyarınca usulune uygun olmayan tutuklama isteminin reddine,

Şüpheli hakkında daha önce adli kontrol kararı

verildiğinden verilen kararın aynen devamına ... [karar

verildi.]"

14. Başsavcılık 21/10/2016 tarihinde Yozgat Sulh Ceza

Hâkimliğinin kararına itiraz etmiştir. İtiraz yazısının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Aşağıda açık kimlik bilgileri yazılı

şüphelinin tutuklanması istemiyle sevkedildiği, ilgi

kararla tutuklama talebinin reddedildiği anlaşılmakla;

Şüpheli Özcan Güney hakkında atılı silahlı

terör örgütüne üye olma suçunun 5271 sayılı CMK'nın

100/3-a-11. maddesi uyarınca katalog suçlardan olması ve bu nedenle bir

tutuklama nedeninin varsayılması, Yozgat İl Emniyet Müdürlüğünün 15/10/2016

tarihli yazısı ve ekinde bulunan FETÖ tarafından kullanıldığı tespit edilen Bylock programına ilişkin elde edilen bilgi ve belgeler

kapsamında hazırlanan rapor ile şüphelinin ... numaralı adına kayıtlı cep

telefonu hattı ile Bylock programını yoğun bir

şekilde kullandığına ilişkin tespitleri birlikte değerlendirildiğinde şüpheli

hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu

görülmekle, şüpheliye atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu,

suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak ilgi kararın

kaldırılmasına ve şüpheli hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri

düzenlenmesine karar verilmesi, iş bu itirazın kabul edilmemesi durumunda

itirazın incelemeye yetkili olan merciine gönderilmesine karar verilmesi [talep

olunur.]"

15. Yozgat Sulh Ceza Hâkimliği 21/10/2016 tarihli kararı ile

itirazı reddetmiş ve incelenmek üzere dosyayı itiraz mercii olan Sungurlu Sulh

Ceza Hâkimliğine göndermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Savcılığın tutuklamaya yönelik yakalama emri

düzenlenmesine ilişkin talebi incelendiğinde; Yozgatil

Emniyet Müdürlüğünün 15/10/2016tarihli yazısı ve ekinde bulunan FETÖ/PDY

tarafından kullanıldığı tespit edilen bylock

programına ilişkin elde edilen bilgi ve belgeler kapsamında hazırlanan raporun

yeni delil olma iddiası ile karara itiraz edildiği görülmüştür. Rapor

incelendiğinde ise; bylock programının ne olduğu ve

nasıl çalıştığına ilişkin bilgiler içeren daha önce Emniyet Genel Müdürlüğü

tarafından soruşturma yürüten kurumlaragönderilen

bilgi yazısı olduğu, söz konusu bilgi yazısının başına araştırma tutanağı

yazılarak son cümlesine de şüphelinin bylock

kullandığına ilişkin tespitin yazıldığı ve iki polis memuru tarafından

imzalandığı bu haliyle şüpheliyle ilişkilendirilmeyen genel bir bilgi yazısı

olduğu daha öncesinde aynı yazının kurumlara da dağıtılmış olduğu

anlaşılmıştır.

Bir bütün olarak soruşturma dosyasına ait

bilgi ve belgeler ile Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itiraz yazısı

incelendiğinde; şüphelinin yoğun kategoride bylock

kullandığının tespit edildiği ve bu doğrultuda işlem yapıldığı, tespit edilen

telefon numarasını şüphelinin 2007 yılından beri kullandığını beyan ettiği, bu

kapsamda aynı tutanağın yeniden tutulmasının ve şüphelinin zaten kendisinin

kullandığını kabul ettiği bir telefon numarasının onun üzerine kayıtlı olduğuna

ilişkin resmi belgenin dosyaya sunulmasının yeni bir delil olamayacağı, 5271

sayılı CMK'nun 91/5. maddesinin emredici hükmü ile

kişilerin keyfi uygulamalarla mağdur edilmesinin engellenmesi amaçlandığı, bu

kapsamda rapor olarak dosyaya sunulan bilgi yazısının ve dosyada zaten var olan

tutanakların yeniden düzenlenmesinin yeni ve yeterli bir delil olamayacağı,

açıkça yukarıda zikredilen kanun hükmüne aykırı olacağı kanaatine varılmış

olmakla ... [itirazın reddine ve dosyanın itiraz

mercii olan Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine karar verildi.]"

16.İtirazı inceleyen Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliği ise 26/10/2016

tarihli kararı ile başvurucu hakkında tutuklanmak üzere yakalama emri

çıkarılmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan ...

tutuklanması istemi ile Yozgat Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilen şüpheli Özcan

Güney'in Yozgat Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/10/2016 tarih ve 2016/565 sorgu

sayılı kararı ile tutuklanması talebinin reddi yönünde karar verildiği,

Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığının 21/10/2016

tarih ve 2016/4930 soruşturma sayılı yazı ile Yozgat Sulh Ceza Hakimliğinin ...

kararına itirazda bulunduğu [ve]

şüpheli hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmesine karar

verilmesini talep ettiği,

Yozgat Sulh Ceza Hakimliğinin 21/10/2016 tarih

ve 2016/1641 değişik iş sayılı kararı ile usul ve esasa uygun bulunan

kararlarında bir düzeltme yapılmasını gerektirir neden bulunmadığından bahisle

itiraz konusunda karar vermek üzere talep yazısının ve soruşturma dosyasının

Hakimliğimize gönderdiği anlaşıldı.

Bir bütün olarak UYAP ortamından gönderilen

soruşturma dosyasına ait bilgi ve belgeler ile Yozgat Cumhuriyet

Başsavcılığının itiraz talep yazısı hep birlikte ele alınıp Hakimliğimizce

yapılan değerlendirmede; Her ne kadar şüphelinin tutuklamaya sevkinin ardından

Hâkimlikçe dosyaya yeni delil sunulmamasından dolayı tutuklama talebinin

reddine ve daha önce verilen adli kontrol kararının aynen devamına karar

verilmiş ise de; şüphelinin adli kontrole sevk talebine dayanak olan 29/9/2016

tarihli raporda; şüphelinin 'kırmızı yoğun görüşme' şeklinde bylock kullanım kaydının bulunduğunun bildirildiği,

20/10/2016 tarihinde şüphelinin tutuklanması istemine dayanak olan 15/10/2016

tarihli araştırma tutanağında ise; ilk raporda belirtilen tespitten farklı

olarak şüphelinin kullanmış olduğutelefonun ...

numarasının da tespit edildiği ve telefon üzerinden bylock

programının kullanıldığı, bu şekilde bylock

listesindeki telefon numarası ile şüphelinin kullanımında olan telefon

numarasının karşılaştırılma imkanının doğduğu, ilk raporda şüphelinin telefon

numarasının tespit edilemediği, ayrıca 15/10/2016 tarihli araştırma tutanağı

içerisinde; FETÖ/PDY terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik

yapılan istihbari çalışmalara ve araştırmalara

değinildiği, bu haliyle 15/10/2016 tarihli araştırma tutanağının içeriğinin ilk

rapordaki belirtilen hususlardan daha kapsamlı olduğu, bu haliyle dosyaya

sonradan dahil edilen 15/10/2016 tarihli araştırma tutanağının yeni delil

niteliğinde olduğunun kabulünün gerektiği, şüphelinin FETÖ/PDY terör örgütü

mensuplarınca kullanıldığı tespit edilen bylock

isimli programı ilgili tutanakta belirtildiği üzere ... numaralı GSM hattından

ve User Id ... bilgileri ile kullandığı,bu

programı kullanan şahısların FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı

oldukları noktasında kuvvetli delil teşkil ettiği, araştırma tutanağında

belirtilen GSM numarası ile şüphelinin sorguda vermiş olduğu aktif olarak

kullandığını bildirdiği GSM numarasının aynı olduğu, 17/10/2016 tarihli

değerlendirme raporunda; şüphelinin Telekominükasyon

İletişim Başkanlığı abone sorgulamasında; mevcut numaranın ismi yazılı şahıs

adına 13/9/2007 tarihinde abone olunduğu, çeşitli tarihlerde defalarca

belirtilen hattın dondurulduğu, 28/1/2016 tarihinden itibaren ise; bu numaranın

aktif şekilde kullanıldığının tespit edildiği, UYAP ortamından gönderilen

soruşturma dosyasına ait tüm bilgi ve belgeler karşısında; şüphelinin üzerine

atılı suçu işlediği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğu, suçun 5271 sayılı CMK'nın 100/3.

maddesinde yer alan katalog suçlardan olduğu, atılı suçun sabit olması halinde

verilmesi muhtemel ceza miktarı ve cezayı düzenleyen yasa normu aracılığıyla

korunan hukuki değer ile şüphelinin özgürlük hakkı arasındaki ağırlık derecesi

ve hukuki değerin önemi gözetildiğinde bu aşamada adli kontrol hükümlerinin

hukuken ve fiilen yetersiz kalacak olması nedeniyle tutuklamanın ölçülü ve

orantılı olması nedeniyle Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığının itirazen

talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde karar tesis

edilmiştir.

...

1-Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığının Yozgat

Sulh Ceza Hakimliğinin 20/10/2016 tarih ve 2016/565 sorgu sayılı kararına karşı

yaptığı itirazın yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda Kabulü ile;

Şüpheli Özcan Güney'in üzerine atılı 'silahlı

terör örgütüne üye olma' suçundan hakkında CMK'nın

98/1. maddesi[nin] 2.cümlesi... yollamasıyla 94. ve devamı maddeleri uyarıncahakkında yakalama emri çıkarılmasına,

...

4-Şüpheli hakkında daha önce verilen adli

kontrol kararının yakalama emrinin infazına kadar aynen devamına ... [karar

verildi.]"

17. Anılan yakalama kararı üzerine 9/11/2016 tarihinde

Ankara'daki konutunda yakalanan başvurucu, aynı gün Yozgat'a getirilmiş; bir

gün gözaltında tutulduktan sonra Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliğince sorgusu

yapılmak üzere 10/10/2016 tarihinde Yozgat Adliyesinde Ses ve Görüntü Bilişim

Sistemi (SEGBİS) odasında hazır edilmiştir.

18. Başvurucunun sorgusu Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliğince SEGBİS

aracılığıyla yapılmış, sorgu sırasında başvurucunun müdafii

de hazır bulunmuştur.

19. Başvurucunun Hâkimlikteki savunması şöyledir:

"...

Ben üzerime atılı suçlamaları kesinlikle kabul

etmiyorum, herhangi bir yere kaçma ihtimalim de bulunmamaktadır, ben gazeteci

idim, Anadolu Ajansının taşeron şirketinde gazeteci olarak çalışmakta idim ...

numaralı GSM hattı bana ait olmakla birlikte, telefonumda neden bylock çıktığını da bilmiyorum, ben bylock

programını da televizyonlardan öğrendim, 10 aylık çocuğum var, işimi kaybettim,

bu nedenle de mağdur durumdayım, hakkımda daha önceden verilmiş olan adli

kontrol hükümlerinin aynen devamını istiyorum, ... numaralı GSM hattını sürekli

ben kullanmakta idim, bir başkasına da telefonumu vermedim, telefonumda neden bylock çıktığı hususunu bilemiyorum, benim bilgim dışında

çıkmaktadır, adli kontrol tedbirlerine uymaktayım, adli kontrol tedbirlerinin

aynen devamına karar verilmesini talep ederim ..."

20. Hâkimlik 10/11/2016 tarihli kararı ile başvurucunun silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

"...

... her ne kadar şüpheli[nin] tutuklamaya sevkinin

ardından Hâkimlikçe dosyaya yeni delil sunulmamasından dolayı tutuklama

talebinin reddine ve daha önce verilen adli kontrol kararının aynen devamına

karar verilmiş ise de; şüphelinin adli kontrole sevk talebine dayanak olan

29/9/2016 tarihli Raporda; şüphelinin 'kırmızı yoğun görüşme' şeklinde bylock kullanım kaydının bulunduğunun bildirildiği,

20/10/2016 tarihinde şüphelinin tutuklanması istemine dayanak olan 15/10/2016

tarihli araştırma tutanağında ise; ilk raporda belirtilen tespitten farklı

olarak şüphelinin kullanmış olduğutelefonun GSM

numarasının da tespit edildiği ve telefon üzerinden bylock

programının kullanıldığı, bu şekilde bylock

listesindeki telefon numarası ile şüphelinin kullanımında olan telefon

numarasının karşılaştırılma imkanının doğduğu, ilk raporda şüphelinin telefon

numarasının tespit edilemediği, ayrıca 15/10/2016 tarihli araştırma tutanağı

içerisinde; FETÖ/PDY terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik

yapılan istihbari çalışmalara ve araştırmalara

değinildiği, bu haliyle 15/10/2016 tarihli araştırma tutanağının içeriğinin ilk

rapordaki belirtilen hususlardan daha kapsamlı olduğu, bu haliyle dosyaya

sonradan dahil edilen 15/10/2016 tarihli Araştırma Tutanağının yeni delil

niteliğinde olduğunun kabulünün gerektiği, şüphelinin FETÖ/PDY Terör Örgütü

mensuplarınca kullanıldığı tespit edilen bylock

isimli programı ilgili tutanakta belirtildiği üzere ... numaralı GSM hattından

ve User Id ... bilgileri ile kullandığı,bu

programı kullanan şahısların FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı

oldukları noktasında kuvvetli delil teşkil ettiği, araştırma tutanağında

belirtilen GSM numarası ile şüphelinin sorguda vermiş olduğu aktif olarak

kullandığını bildirdiği GSM numarasının aynı olduğu, 17/10/2016 tarihli

değerlendirme raporunda; şüphelinin Telekominükasyon

İletişim Başkanlığı Abone sorgulamasında; mevcut numaranın ismi yazılı şahıs

adına 13/9/2007 tarihinde abone olunduğu, çeşitli tarihlerde defalarca

belirtilen hattın dondurulduğu, 28/1/2016 tarihinden itibaren ise; bu numaranın

aktif şekilde kullanıldığının tespit edildiği, UYAP ortamından gönderilen

soruşturma dosyasına ait tüm bilgi ve belgeler karşısında; şüphelinin üzerine

atılı suçu işlediği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğu, suçun 5271 sayılı CMK'nın 100/3.

maddesinde yer alan katalog suçlardan olduğu, atılı suçun sabit olması halinde

verilmesi muhtemel ceza miktarı ve cezayı düzenleyen yasa normu aracılığıyla

korunan hukuki değer ile şüphelinin özgürlük hakkı arasındaki ağırlık derecesi

ve hukuki değerin önemi gözetildiğinde bu aşamada adli kontrol hükümlerinin

hukuken ve fiilen yetersiz kalacak olması, tutuklamanın ölçülü ve orantılı

olması nedeniyle; şüpheli Özcan Güney'in üzerine atılı 'silahlı terör örgütüne

üye olma (Türk Ceza Kanunu 314/2. [maddesinde düzenlenen])' suçundan 5271 sayılı CMK'nın

100. ve devamı maddeleri uyarınca tutuklanmasına ... [karar

verildi.]"

21. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, itirazı

değerlendiren Çorum Sulh Ceza Hâkimliği 18/11/2016 tarihli kararı ile itirazı

kesin olarak reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

... Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/11/2016 tarih ve 2016/617 değişik iş sayılı

kararı ile tutuklanan şüpheli Özcan Güney'in üzerine atılı suçu işlediği

konusunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin var

olduğu, şüphelinin davranışlarının delilleri yok etme, değiştirme ve karartma

girişiminde bulunacağı hususunda şüphenin bulunması, işin önemi, verilmesi beklenen

ceza ile tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu aşama adli kontrol hükümlerinin

suçun vasıf ve mahiyeti karşısındayetersiz kalacağı

anlaşıldığından usul ve yasaya uygun olarak verilen tutuklama kararına karşı

yapılan itirazın reddine ... [karar verildi.]"

22. Başsavcılığın talebi üzerine Yozgat Sulh Ceza Hâkimliği

dosya üzerinden yaptığı inceleme sonunda 3/3/2017 tarihli kararı ile

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş, başvurucunun bu karara yaptığı

itiraz ise Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/3/2017 tarihli kararı ile

reddedilmiştir.

23. Başvurucu 10/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

24. Başsavcılık 19/6/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer

Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY

hakkındaki bilgilere, daha sonra ise başvurucuya yönelik suçlama ve delillere

yer verilmiştir.

25. Bu bağlamda iddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY'nin şifreli haberleşme programı olan Bylock

programını kullandığı belirtilmiş; ayrıca Başsavcılık tarafından yürütülen bir

soruşturmada ifadesi alınan O.K.nın

başvurucunun 2013 yılında örgüte ait bir evde kaldığı ve örgütün etkinliklerine

katıldığı yönündeki beyanlarına yer verilmiştir.

26. Yozgat Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 30/6/2017 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/358 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

27. Mahkemece 4/10/2017 tarihinde yapılan ilk duruşmada

savunması alınan başvurucu özetle iddianamede adı geçen ve aleyhine beyanda

bulunan O.K.yı tanımadığını

ve beyanlarını kabul etmediğini, Bylock kullandığı

belirtilen telefon numarasının kendisine ait olduğunu ancak kesinlikle Bylock programını kullanmadığını, ayrıca Medya-İş

Sendikasının çalıştığı ajanstaki çoğu kişinin üye olduğu bir sendika olduğunu,

kendisinin de bu Sendikaya üye olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu, FETÖ/PDY ile

bir bağlantısının olmadığını belirterek suçlamaları kabul etmemiştir.

28. Mahkeme 25/9/2018 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 12

ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmen tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir.

29. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

istinaf mahkemesinde derdesttir ve başvurucunun hükmen tutukluluk durumu devam

etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

30. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Gözaltı" kenar başlıklı 91.

maddesinin (1) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanan

kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için

gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en

yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama

anından itibaren yirmidört saati geçemez. Yakalama

yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz."

"(5) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve

gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine

karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanunî

temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest

bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza hâkimi

incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört

saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya

gözaltı süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir

ya da yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır

bulundurulmasına karar verilir."

31. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

nedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

..."

32. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

33. 5271 sayılı Kanun'un "Adlî

kontrol" kenar başlıklı 109. maddesinin (1) numaralı fıkrası

ile (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bir suç sebebiyle yürütülen

soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama

sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol

altına alınmasına karar verilebilir.

…

(3) Adlî

kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi

tutulmasını içerir:

a) Yurt dışına çıkamamak.

b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere,

belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.

c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin

çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam

konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.

...

f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde

bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri,

Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını

yatırmak.

g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak,

gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim

etmek.

...

j) Konutunu terk etmemek.

k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk

etmemek.

l) Belirlenen yer veya bölgelere

gitmemek."

34. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenar

başlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya

yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır.

(2)

Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis

cezası verilir."

35. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun

"Terör tanımı" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Terör; cebir ve şiddet kullanarak;

baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle,

Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik,

ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü

bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet

otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve

hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya

genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından

girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir."

36. 3713 sayılı Kanun'un "Terör

suçlusu" kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"Birinci maddede belirlenen amaçlara

ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da,

bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya

amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.

Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına

suç işleyenler de terör suçlusu sayılır."

37. 3713 sayılı Kanun'un "Terör

suçları" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315

ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci

fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır."

38. 3713 sayılı Kanun'un "Cezaların

artırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"3 ve 4 üncü

maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin

edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak

hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek

o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı

aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezasına hükmolunur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

39. Mahkemenin 15/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Yakalama ve Gözaltına

Almanın Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

40. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde hakkında yakalama ve

gözaltı tedbiri uygulanması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına

alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

41. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

43. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi

hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

44. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan, kanunlarda belirtilen koşullar

dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile

kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna

çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin maddi ve

manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin

bu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Aynı Kanun'un

tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında da karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden

itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği

belirtilmektedir (Zeki Orman, B.

No: 2014/8797, 11/1/2017, § 27).

45. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet

Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

46. Bir suç isnadıyla gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan

kişinin gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yaptığı bireysel

başvuruda ihlal sonucuna varılmasının -özgürlükten mahrum kalmanın sona ermesi

bağlamında- başvurucunun kişisel durumuna bir etkisinin olması mümkün

görünmemektedir. Zira gözaltına alma kararı hukuka aykırı da olsa kişi hâkim

tarafından tutuklandığından gözaltı kararının hukuka aykırı olduğu yönündeki

bir tespit ve ihlal kararı tutuklu

kişinin serbest kalmasına tek başına imkân vermeyecektir. Dolayısıyla bireysel

başvuru kapsamında verilecek muhtemel bir ihlal kararı, ancak -talep etmesi

hâlinde- başvurucu lehine tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurabilecektir (Günay Dağ ve diğerleri, § 147; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, § 44).

47. Somut olayda başvurucu hakkında verilen gözaltı ve yakalama

kararının hukuka uygun olup olmadığı 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

kapsamında açılacak davada incelenebilir. Nitekim Yargıtay uygulaması (Yargıtay

12. Ceza Dairesinin 1/10/2012 tarihli ve E.2012/21752, K.2012/20353 sayılı

kararı; Günay Dağ ve diğerleri, §

145) da bu kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanın esasının sonuçlanmasına

gerek olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacak dava yoluyla gözaltı

kararının hukuka aykırı olduğu tespit edildiğinde başvurucu lehine tazminata da

hükmedilebilecektir.

48. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir

hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuka aykırı olarak

yakalandığı ve gözaltına alındığı iddiasıyla ilgili olarak yargısal başvuru

yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

50. Başvurucu, tutuklamayı gerektirecek somut bir delil olmadığı

hâlde tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

51. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

52. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar

başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

53. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

54. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

55. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan

suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

56. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

ii. Genel İlkeler

57. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konulduktan

sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek

şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı

olarak sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

58. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama

tedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın

ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).

59. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama

ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla

tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin

bulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı

delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

60. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,

tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın

davranışlarının delilleri yok etme, gizleme yahut değiştirme, tanık, mağdur ya

da başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli

şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca

işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).

61. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve

özgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülük

ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacak

hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak

olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).

62. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle

anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve

delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine

kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikte

yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı

Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki

denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin

süreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir,

§ 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).

iii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

63. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıyla

yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

64. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

65. Başvurucu hakkındaki tutuklama talep yazısında, tutuklama

kararında ve iddianamede; başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki

iletişimi sağladığı ifade edilen ByLock uygulamasının kullanıcısı olduğu

belirtilmiştir (bkz. §§ 20, 25).

66. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı

kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına

yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir

belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).

Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren

mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının

somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın

özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).

67. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.

68. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya

doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin

soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı

kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).

69. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 20) isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin

(3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasındadır (bkz. §

31; Gülser Yıldırım (2), § 148).

70. Somut olayda Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun tutuklanmasına

karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunun

niteliğine, suça ilişkin Kanun'da öngörülen yaptırımın ağırlığına ve suçun 5271

sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar

arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 20).

71. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Sungurlu Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelen

tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

72. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

73. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi

zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar

olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı

derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (bkz. Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY'yle bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin

özellikleri de -gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,

kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi-

dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok

daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350).

74. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 20) keyfî

ve temelsiz olduğu söylenemez.

75. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

76. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun iddiaları

77. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda koğuşların

kalabalık ve rutubetli olduğunu, yeterince havalandırılmadığını, dolayısıyla

şartların insani olmadığını belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

78. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

79. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

80. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

öncelikle hukuk sisteminde mevcut idari merciler ve/veya derece mahkemeleri

önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme

kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 16).

81. Somut olayda Anayasa Mahkemesinin benzer yöndeki bir başvuru

olan Mehmet Baransu

(B. No: 2015/8046, 19/11/2015 §§ 12-18) başvurusunda belirttiği üzere

başvurucunun şikâyetlerini iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötü

muameleye derhâl son verilmesini isteyebileceği idari ve yargısal mercilerin

bulunduğu görülmektedir. İlgili hükümler kapsamında başvurucu; şikâyetlerini

öncelikle yetkili bu idari ve yargısal mercilere iletip tutulma yeri ve

koşulları sebebiyle kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürebilecek, bu

koşulların en kısa zamanda uygun hâle getirilmesini ve/veya kötü muamele

iddiasına konu işlemin infazının durdurulmasını ya da ertelenmesini

isteyebilecek iken bu yollara başvurmamıştır.

82. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul

edilemezliğine karar verilmesi gerekir.

C. Özel Hayata ve Aile

Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

83. Başvurucu, ayda bir defa olan açık görüş hakkının iki ayda

bir olacak şekilde belirlenmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

84. Başvurucunun açık görüş hakkının sınırlandırılması nedeniyle

haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkin inceleme Anayasa'nın

15. maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle

sınırlamanın Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerinde yer alan güvencelere aykırı

olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.

maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bağlamında bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

eğitim hakkı bağlamında bkz. Mehmet Ali

Eneze, B. No: 2017/35352, 23/5/2018, § 31).

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

85. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun açık görüş hakkının

sınırlandırılmasına yönelik şikâyeti aile hayatına saygı hakkı kapsamında

değerlendirilmiştir.

86. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak olan

Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes ... aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir ... aile hayatının gizliliğine

dokunulamaz."

87. Anayasa'nın 41. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Aile, Türk toplumunun temelidir ...

Devlet, ailenin huzur ve refahı ... için

gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, ... yüksek yararına açıkça aykırı

olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme

hakkına sahiptir...”

88. Anayasa Mahkemesi, tutuklu olarak bulunulan süre boyunca

açık görüş hakkının haksız şekilde sınırlandırıldığı iddiasına ilişkin olarak

bu sınırlamanın aile hayatına saygı hakkına bir müdahale oluşturduğunu ve

kanuni dayanağı olan bu müdahalenin meşru amacının bulunduğunu tespit etmiş; 15

Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsünden sonra ortaya çıkan olağanüstü hâl

koşulları ve tutuklu sayısının hızla artış göstermesine rağmen personel

sayısının azalması karşısında ceza infaz kurumlarında güvenlik önlemlerinin

artırılması hususunda oluşan acil ihtiyaç dikkate alındığında, isnat edilen

suçların ağırlığı gözönüne alınarak tutuklular

hakkında getirilen birtakım sınırlamaların demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşuluna aykırılık oluşturmadığını belirterek her somut

vaka özelinde sınırlamanın ölçülülük

ilkesine uygun olup olmadığının incelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır (Halil Berk, B. No: 2017/8758, 21/3/2018,

§§ 48-56; M.Ö., B. No:

2017/34584, 22/3/2018, §§ 49-57).

89.

17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in 5.

maddesinde 18/8/2016 tarihinde yapılan değişiklikle terör suçlarından tutuklu

ve hükümlü olanların iki ayda bir açık görüş hakkından yararlandırılabileceği

düzenlenmiştir. Haftada bir kez kapalı görüş yapma hakkı yönünden ise görüş

sıklığını sınırlandıran bir değişiklik yapılmamıştır. Somut olayda başvurucunun

ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunduğu süre boyunca anılan sıklıkta

yakınlarıyla açık ve/veya kapalı görüş hakkından yararlandırılmadığına ilişkin

bir iddiası bulunmamaktadır. En geç iki ayda bir kez açık görüş hakkından,

haftada bir kez de kapalı görüş hakkından yararlandığı anlaşılan başvurucunun

bu görüşlerde eşi, çocukları, annesi, babası ve kardeşleri ile görüşebildiği;

dolayısıyla aile fertleriyle doğrudan temasını sürdürme imkânından yararlandığı

anlaşılmaktadır.

90. Tüm bu hususlar gözönüne

alındığında olağanüstü hâl koşullarının gerektirdiği kamu düzeninin korunması

ihtiyacı ve ceza infaz kurumu güvenliğini sağlama amacı doğrultusunda -isnat

edilen suçun ağırlığı da dikkate alınarak- başvurucunun aile fertleriyle olan

ilişkisinin sürdürülmesini engellemeyen açık görüş hakkının sınırlandırılması

şeklindeki söz konusu müdahalede kamu makamları tarafından güdülen meşru amaç

ile başvurucunun bireysel yararı arasında adil bir dengenin kurulduğu,

demokratik toplumda gerekli olan müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü

olduğu sonucuna varılmıştır.

91. Açıklanan gerekçelerle bir ihlalin bulunmadığı açık olan

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

92. Başvurucu, telefonla görüşme süresinin iki haftada bir on

dakika ile sınırlandırılması nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

2. Değerlendirme

93. Anayasa'nın "Özel

hayatın gizliliği ve korunması" kenar başlıklı 20. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes,

özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.

Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

94. Anayasa'nın

"Haberleşme hürriyeti" kenar başlıklı22. maddesi şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli

hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz

saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

95. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetleri aile hayatına saygı hakkı ve

haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir.

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

96. Başvurucunun telefonla görüşme süresinin sınırlandırılması

nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkin inceleme

Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında

öncelikle sınırlamanın Anayasa'nın 13., 20. ve 22. maddelerinde yer alan

güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek; aykırılık saptanması hâlinde

ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bağlamında bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

eğitim hakkı bağlamında bkz. Mehmet Ali

Eneze, § 31).

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

97. 23/9/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun

Hükmünde Kararname'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca

terör suçlarından tutuklu bulunan kişilerin olağanüstü hâlin devamı süresince

telefonla haberleşme hakkından ancak on beş günde bir ve ilgili bentte sayılan

kişilerle sınırlı olarak on dakikayı geçmemek üzere faydalanabileceklerine

ilişkin uygulama Anayasa Mahkemesince aile hayatına saygı hakkı ve haberleşme

hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Bayram

Sivri, B. No: 2017/34955, 3/7/2018, § 42).

98. Bu çerçevede olağanüstü hâl koşullarının gerektirdiği kamu

düzeninin korunması ihtiyacı ile ceza infaz kurumunun güvenliğini ve

disiplinini sağlama amacı doğrultusunda -isnat edilen suçun ağırlığı da dikkate

alınarak- başvurucunun aile fertleriyle olan ilişkisinin sürdürülmesini

engellemeyen telefonla haberleşme hakkının sınırlandırılması şeklindeki söz

konusu müdahalede kamu makamları tarafından güdülen meşru amaç ile başvurucunun

bireysel yararı arasında adil bir dengenin kurulduğu, demokratik toplumda

gerekli olan müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olduğu sonucuna

varılmıştır (Bayram Sivri, § 71).

99. Somut olayda başvurucunun şikâyeti yönünden anılan karardan

ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

100. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

E. Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

101. Başvurucu; diğer tutuklu ve hükümlülerin aksine kültür,

sanat ve eğitim faaliyetlerine katılmasına ve din hizmetlerinden faydalanmasına

izin verilmediğini, bu nedenlerle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini, ayrıca el

koyma nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

102. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) ve48. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu gücünün neden

olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı;

bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği ve buna

ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

103. Somut olayda başvurucu, anılan faaliyetlere katılmasının

sınırlandırılmasına veya bu faaliyetlerden faydalandırılmamasına yönelik

herhangi bir açıklama yapmamış ve belge sunmamıştır. Başvurucu yine hangi dinî

hizmetlerden, neden yararlandırılmadığı ve hangi el koyma kararı nedeniyle

mülkiyet hakkının ne şekilde ihlal edildiğine dair de herhangi bir açıklama

yapmadığı gibi bir belge de sunmamıştır. Başvurucu, ihlal iddialarına ilişkin

delillerini sunma, temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin

açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla

başvurucu tarafından ileri sürülen bu iddiaların temellendirilemediği sonucuna

ulaşılmıştır.

104. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltı ve yakalamanın hukuka aykırı olması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 15/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Fatih

HATİPOĞLU

Başvurucu : Özcan GÜNEY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/20709, 15 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Kötü Muamele Yasağının
  10. C. Özel Hayata ve Aile
  11. D. Haberleşme
  12. E. Diğer İhlal İddiaları
  13. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  14. Yıldırım
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Hatipoğlu
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/20709
Tarih
15 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Vahit Yazgan Başvurusu (B. No: 2016/65902)
  • Cuma Kaya ve Salih Kaya Başvurusu (B. No: 2015/5884)
  • Kulbettin Tekin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/126)
  • Ainour Chasan Oglou ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3206)
  • Nezahat Doğan ve Umut Doğan Başvurusu (B. No: 2015/19970)
  • Kemal İnan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/21)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.