İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm
İkinci BölümBaşvuru No: 2013/6575Tarih: 19 Kasım 2015

Özgür Dinçer Başvurusu (B. No: 2013/6575)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ÖZGÜR DİNÇER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/6575)

Karar Tarihi:19/11/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1.

Başvuru; tutukluluk süresinin makul olmaması, tutukluluğun devamına ilişkin

karar gerekçelerinin yetersiz olması, serbest bırakılma için başvurabilecek etkili

bir hukuk yolunun bulunmaması ve tahliye dışında mağduriyeti giderecek bir usul

bulunmaması nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2.

Başvuru 19/8/2013 tarihinde İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/12/2013 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanı tarafından 12/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin

görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5.

Bakanlığın 17/3/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına

ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle

şöyledir:

7.

Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/1955 sayılı soruşturması

kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla İstanbul

12. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/4/2009 tarihli ve 2009/51 sorgu sayılı kararında “suçun vasıf ve mahiyeti, toplanan delil durumu,

şüphelinin atılı suçu işlediği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması

ve suçun CMK 100/3-a maddesinde sayılan suçlardan olması” gerekçe

gösterilerek tutuklanmıştır.

8.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15/9/2009 tarihli, E.2009/923, 2008/1955

Soruşturma sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında “Silahlı terör örgütüne üye olma, Resmi belgede

sahtecilik, Korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda patlayıcı madde

kullanma, Mala zarar verme, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma,

Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, sayı ve

nitelik bakımından vahim olan silah veya merminin satın alınması, taşınması,

bulundurulması” suçlamalarından kamu davası açılmıştır. Söz konusu

iddianamede başvurucuyla birlikte on yedi şüpheli ile otuz mağdur ve müşteki

bulunmaktadır.

9.

Başvurucunun “Devrimci Karargâh Örgütü” üyesi olduğuna dair bilgilerle örgüt

adına işlediği suçlar iddianamede ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır:

“…07/08/2008 günü saat 09.20 sıralarında Üsküdar İlçesi

Belediye Ek-Hizmet Binası arkasından Selimiye Kışlası istikametine doğru Karacaahmet Mezarlığı içerisinde kurulmuş olan bir düzenek

vasıtasıyla 60’lık havan mermileri ile yapılan saldırı sonrasında Üsküdar

Belediyesi Ek Hizmet Binasının alt tarafında bulunan ve konteynırlı

çöp kamyonlarının bulunduğu alanda hasar meydana gelmiş, belediye çalışanları

ve vatandaşların da aralarında bulunduğu (4) kişi tedavileri hastanede ayakta

yapılacak şekilde hafif olarak yaralanmışlardır. Olaya müteakip çevrede uzman

ekiplerce yapılan ilk incelemede Üsküdar Karacaahmet

Mezarlığı 7 nolu adada bulunan Tanyeli aile mezarlığı

üzerinde kurulan 1 adet basit el yapımı düzeneğin havan rampası olarak

kullanılarak havan mermilerinin ateşlendiği (…) Eylem

"www.devrimcikarargah.com" adlı internet sitesinde DEVRİMCİ KARARGÂH

ismiyle üstlenilmiş, örgütün yayınladığı 1 nolu bildiride;

“Devrimci Karargâh’a bağlı Şehit Ongan Müfrezesi TC

ordusunun 1. Ordu karargâhına yönelik bir havan saldırısı girişiminde

bulunmuştur. Savaşçılarımız üslerine dönmüşlerdir. Eylemle ilgili olarak

devrimci kamuoyu daha sonra ayrıntılı olarak aydınlatılacaktır.” şeklinde

açıklamada bulunulmuştur.

Üstlenme metninde eylemi gerçekleştirenlerin "Devrimci Karargah’a bağlı Şehit Ongan Müfrezesi” olarak üstlenilmesi

üzerine yapılan çalışmalarda “ONGAN” isimli kişinin B. R. O. olduğu, şahsın

Hikmet KIVILCIMLI’nın görüşlerini benimseyen 16

Haziran Hareketi örgütü mensubu olduğu, geçmişte yayınlanan Vardiya dergisinin

Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptığı ve 23/01/1990 tarihinde İstanbul İMKB

binasına bomba koyarken öldüğü tespit edilmiştir.

Olay yerinden elde edilen materyaller üzerinde İstanbul

12.Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK’nun 250. maddesi ile yetikili) 08/08/2008 tarih ve soruşturma no:2008/1955, Tek.Tak.No: 2008/1290 sayılı İnceleme ve El Koyma

Kararlarına istinaden; Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğünce

yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen 09/08/2008 tarih ve 2008/567 sayılı

yazıları ekinde gönderilen ekspertiz raporlarında, geçmiş dönemlerden parmak

izi arşiv bilgileri bulunan;(...) Olay yerinden elde edilen dokümanlar üzerinde

devam eden parmak izi incelemesinde; 12/08/2008 tarihli ekspertiz raporunda

geçmiş dönemlerden arşiv bilgisi bulunan; …. şüpheli

Özgür DİNÇER isimli şahsın SAĞ EL BAŞ parmak izinin de tespit edildiği

belirlenmiştir.

07/08/2008 günü saat 09:20 sıralarında Üsküdar İlçesi

Belediye Ek-Hizmet Binası arkasında meydana gelen patlamaya ilişkin; olay

yerine giden görevlilerce yapılan tespitlerce suça konu patlamanın Karacaahmet Mezarlığı içerisine kurulmuş bir düzenek vasıtasıyla

4 adet 60’lık havan mermisinin Üsküdar Belediyesinin arka kısmında bulunan

belediyeye ait çöp kamyonlarının bulunduğu alana isabet etmesi neticesinde

meydana geldiği, patlamada mağdurlar S. M., Y.Y. ve Ş. K.’nin

basit şekilde yaralanmış olduğu, ayrıca patlama sırasında Üsküdar Belediyesine

ait 34 EY 4993, 34 EY 4992, 34 FH 1862 ve 34 FS 0181 plaka sayılı otolar ile

Ek-hizmet binasının harita ofis odası duvarı ve camlarının hasar gördüğü ve

yine şikayetçiler A. Ö.y’e ait …, N. A.’ya ait …, T. A’ya ait … ve H. T.’ye

ait …. plaka sayılı otoların zarar görmüş oldukları

belirlenmiştir.

Parmak izleri elde edilen şüphelilerin yapılan arşiv

tetkiklerinde;(…) Şüpheli Özgür DİNCER isimli şahsın; Sosyalist İktidar Partisi

(SİP) içerisinde faaliyet yürüttüğü, bir çok defa izinsiz gösteriye katılmaktan

hakkında işlem yapıldığı tespit edilmiş (…) Şüphelilerin yakalanmalarına

yönelik çalışmalar devam ederken, 23/08/2008 günü saat 15.30 sıralarında

Üsküdar Selimiye Mahallesi Dr. Eyüp Aksoy Caddesi üzerinde bulunan Karacaahmet Mezarlığı içerisindeki 1 nolu

ada ve 4 nolu ada içerisinde kimliği meçhul şahıs

veya şahıslar tarafından bırakılan 2 adet şüpheli paketin bulunduğunun

bildirilmesi üzerine; olay yerine intikal eden uzman görevlilerce 1 nolu ada içerisinde bulunan ve üzerinde “Operatör Doktor Nüzhet Çevik Ailesi” yazılı aile mezarlığının üzerinde

şüpheli paketin görüldüğü, şüpheli paketin fünye ile patlatıldığı ve üzerinde

“TREND” ibaresi yazılı termos içerisinde parça ve basınç etkili bomba bulunduğu

ve patlamasına 22 dakika kala etkisiz hale getirildiğinin belirlendiği

anlaşılmış olup, 4 nolu adada bulunan şüpheli paketin

fünye ile patlatıldığında içerisinden herhangi bir patlayıcı maddenin olmadığı

anlaşılmış ve olay yerinde 1 adet bez atlet bulunarak muhafaza altına

alınmıştır. Üsküdar 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 24/08/2008 tarih ve 2008/1411 D.

İş sayılı kararları ile elde edilen materyaller üzerinde inceleme yapılması

amacıyla el konulmasına ve Üsküdar 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 24/08/2008 tarih

ve 2008/1412 D. İş sayılı kararı ile materyaller üzerinde moleküler genetik

inceleme yapılmasına dair karar alınmasına istinaden yapılan araştırmalar

sonucunda; Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğünün 27/08/2008

tarih ve 2008.(91246)/2203 sayılı yazılarında olay yerinden elde edilen

materyaller üzerinde yapılan incelemede şüpheli F. A. isimli şahsın SAĞ EL

İŞARET parmak izinin bulunduğu belirlenmiştir. Her ne kadar mevcut

materyallerde sadece şüpheli F. A.’nın parmak izi

çıkmış olsa da örgüt mensupları müfreze olarak faaliyet yürüttüklerinden

şüpheli C B. ile şüpheli Özgür DİNÇER’in de bu

eylemde birlikte oldukları değerlendirilmiştir.”

10.

Soruşturma kapsamında yapılan aramada başvurucu ile ilgili ele geçirilen

deliller iddianamede şöyle belirtilmiştir:

“…Şüpheli Özgür DİNÇER’in: (Sivas

ili Kangal ilçesi Dereköy nüfusuna kayıtlı,

Nurettin-Şemsi oğlu Üsküdar 1976 doğumlu), aslen İzmir Balçova İlçesi Fevziçakmak nüfusuna kayıtlı, Rıza-Müzeyyen oğlu, Eskişehir

1980 doğumlu S. G.A. ile birlikte kaldıkları, Üsküdar ilçesi Selami Ali

Mahallesi Güner Sokak Murat Apartmanı No: 52 sayılı adreste yapılan aramada;

görevli memurlara kapıyı Süleyman Gürkan ANIL’ın

açtığı, yapılan arama sırasında, girişe göre soldaki ikinci odada kimliğini

İstanbul Esenler Habiller mahallesi nüfusuna kayıtlı Selehattin-Emine

oğlu, 1979 Bakırköy doğumlu Yahya DEMİRYAY olarak beyan eden ancak görevli

memurlarca daha önceden Özgür DİNÇER olarak bilinen bu şahıs S. G. A. ile

birlikte yakalanmış olup, adreste yapılan aramada;

-(1) adet üzerinde Özgür DİNCER’in

fotoğrafı bulunan, Yahya DEMİRYAY adına tanzim edilmiş sahte kimlik,

-(1) adet üzerinde Özgür DİNCER’in

fotoğrafı bulunan, Murat GÜNEYPINAR adına tanzim edilmiş sahte kimlik,

-(1) adet üzerinde Özgür DİNÇER’in

fotoğrafı bulunan Yahya DEMİRYAY adına tanzim edilmiş SSK kartı,

-(1) adet Dell marka dizüstü bilgisayar,(1) adet Lacie marka

harici harddisk, (1) adet Kingston

marka 512 MB’lık hafıza kartı, (1) adet Kingston

marka 1 GB’lık flash disk, (69) adet CD, (2) adet DV

ve VHS kaset,”

11.

Yapılan aramada ele geçirilen mektup ve bu mektupla ilgili değerlendirme

iddianamede “…01/12/2008 tarihinde Adalet ve

Kalkınma Partisi İl Başkanlığı girişine bomba konulması olayı ile ilgili olarak

aranmakta olan şüpheli Özgür DİNÇER’in ikamet adresi

olarak belirlenen Kartal İlçesi Petroliş mahallesi

Emek sokak Deniz Apartmanı No:14/4 sayılı adreste yapılan aramada ele geçirilen

ve ailesi tarafından Özgür DİNÇER’in göndermiş olduğu

belirtilen 2 sayfadan ibaret el yazısı mektubun incelenmesinde; şüpheli Özgür DİNÇER’in “kendisinin yurt dışında 3000 kişinin bulunduğu

bir kampta olduğunu, telefon etme olanağının bulunmadığını, bulunduğu yerde

daha çok Cezayir ve Fas’lı mültecilerin olduğunu,

hakkındaki davaların ve askerlik problemlerinden dolayı Türkiye’ye

dönmeyeceğini, kampta İzmir’den gelen ölüm orucu direnişçisi 2 arkadaşının daha

bulunduğunu beyan etmiş olduğu, bu durumun şüphelinin yurt dışındaki terör

kamplarında eğitim aldığı iddiasını doğruladığı değerlendirilmiştir.” şeklinde belirtilmiştir.

12.

İddianamede “Devrimci Karargâh Örgütü” hakkında yapılan değerlendirmeler ise şu

şekildedir:

“…Örgüt mensuplarının kullandıkları Fatih İlçesindeki örgüt

evinde yapılan aramada ele geçirilen yırtılmış küçük not kâğıtlarının

birleştirilmesi sonucunda çıkan yazılarda, genellikle kimya, tarım, gübre

alanlarında faaliyet gösteren firma ve iş yerlerine ait isim adres ve

telefonların bulunduğu belirlenmiş olup bu durumların birlikte

değerlendirilmesinde; şüpheliler C. B., F. A. ve Özgür DİNÇER’in

suça konu olaylar ile doğrudan irtibatlı olarak DEVRİMCİ KARARGAH terör örgütü

ile birlikte hareket ettikleri kanaatine varılmıştır.

07/08/2008 günü Üsküdar İlçesi, Karacaahmet

mezarlığından yapılan havanlı saldırı olayının www.devrimcikarargah.com adlı

internet sitesine yayınlanan 1 nolu bildiride ve

25/08/2008 tarihinde yayınlanan 2 nolu bildiride

havanlı saldırı olayı üstlenilmiş olup, 1 nolu

bildiride “Devrimci Karargah’a bağlı Şehit Ongan

Müfrezesi TC ordusunun 1. Ordu karargahına yönelik bir

havan saldırısı girişiminde bulunmuştur. Savaşçılarımız üslerine dönmüşlerdir.

Eylemle ilgili olarak devrimci kamuoyu daha sonra ayrıntılı olarak

aydınlatılacaktır.” denildiği,

Yine 01/12/2008 günü Beyoğlu Sütlüce semtinde bulunan Adalet

ve Kalkınma Partisi İstanbul İl Başkanlığı girişinde kurye vasıtasıyla olarak

gönderilen bombanın patlaması eylemine ilişkin aynı internet sitesinde 4 nolu bildiri başlığı altında “ Türkiye Proletaryasına ve

emekçi halklarına duyurulur, DEVRİMCİ KARARGAH’a

bağlı bir savaşçı grubumuz AKP İstanbul İl Merkezine yönelik bir sabotaj eylemi

düzenlemiştir” şeklinde üstlenildiği ve yine 12/01/2009 günü Ortaköy POZİTİF

BANK önünde meydana gelen patlamanın www.devrimcikarargah.com isimli sitesinin

5 nolu bildirisinde üstlenilmiştir.

Yine 27/04/2009 tarihli DEVRİMCİ KARARGAH

örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda Kadıköy İlçesi Bostancı Mahallesi

Emanet Sokak Pınar Apartmanı No:5/3’te bulunan örgüt evinde meydana gelen

çatışmada öldürülen örgüt mensubu Orhan YILMAZKAYA’nın

PKK/KONGRA-GEL terör örgütü eğitim kamplarındaki silahlı eğitim aldığına

ilişkin değişik video görüntülerinin de DEVRİMCİ KARARGAH bildirisi olarak

internet sitelerinde yayınlandığı,

Operasyonlar neticesinde yakalanan şüphelilerden F. A.’nın soruşturma aşamasında susma hakkını kullandığı ancak

Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde gözaltında tutulduğu süre içerisinde görevli

memurlar ile yapmış olduğu mülakatlara ilişkin SOL-2 Terörle Mücadele Şube

Müdürlüğünce tutulan 29/04/2009 tarihli mülakata ilişkin tutanakta şüpheli F.

A.’nın;

...askerlik yapmadığını, yoklama kaçağı durumunda olduğunu,

halkla ilişkiler bölümünde okuduğunu, 1999-2000 yılında yazılama suçundan 1 ay

kadar ceza evinde yattığını, DEVRİMCİ KARARGAH terör örgütü içerisinde faaliyet

gösterirken askeri ve siyasi eğitim almak için 2005 yılında Kuzey Irak’a

gittiğini, örgüt içerisinde kendisinin Deniz (K) ismini, maktul/şüpheli Orhan Yılmazkaya’nın Hamdi (K) ismini, şüpheli C. B.’nin Kenan (K) ismini ve şüpheli Özgür DİNÇER’in

de Ercan (K) ismini kullandığını, PKK/KONGRA-GEL terör örgütü kamplarında

askeri eğitim gördüklerini, sorumlularının maktul/şüpheli Orhan YILMAZKAYA

olduğunu, 2007 yılında Van’dan geçerek İstanbul’a döndüğünü, Fatih’te dükken

kiraladıklarını, buraya Çağrı reklam tabelasını astıklarını ve burada bir

müddet kaldıklarını, kirası fazla geldiği için daha sonra burayı

boşalttıklarını, Fatih’ten ayrıldıktan sonra Nurtepe’de

Mavi Cafe’de çalışmaya başladığını, bunun dışında

elektrik işlerini de yaptığını, Sütlüce’deki Adalet ve Kalkınma Partisi

İstanbul İl binasının bombalanmasında kendisinin bombayı hazırladığını, bomba

yapımında gübre ve A4 patlayıcı kullandığını, Fatih’te bulanan hücre evinde

saat ayarlı bombayı hazırladığını, karton kutunun içine koyduğunu, içinde bomba

bulunan kutuyu bir poşete koyarak Kenan (K) isimli şüpheli Cemal BOZKURT’a verdiğini, bombanın saat hesaplarını şüpheli

Cemal BOZKURT’un yaptığını, Selimiye Kışlasına

yapılan saldırıdaki havan mermisini Fatih’teki evde bir plastik siyah poşete

koyarak halk otobüsü ile Ercan (K) şüpheli Özgür DİNÇER’in

Kadıköy’e kadar götürdüğünü, Kadıköy civarında buluştuklarını, kendisi ve

şüpheli C. B.’nin şüpheli Özgür DİNÇER tarafından

getirilen havan mermisine kırmızı Honda marka motosiklet ile mezarlığa

götürdüklerini, motosikleti mezarlığın dışında bıraktıklarını, Kenan (K)

şüpheli C. B. ile birlikte havanı kurduklarını, hedeflerinin Selimiye 1. Ordu

olduğunu, kışlaya doğru 4 adet havan attıklarını, 2 tanesinin Selimiye

Kışlasına ve 2 tanesinin de Belediye tesisine düştüğünü, kendilerinin de

motosiklet ile hızla oradan uzaklaştıklarını, Kadıköy civarına geldiklerinde

şüpheli C.B’nin ayrıldığını, kendisinin de Fenerbahçe

stadı yakınlarında ara sokakların birinde Honda marka motosikleti terk ederek

uzaklaştıklarını, motosikletin anahtarını çöpe attığını, ruhsatını ise

yaktığını, plakasını hatırlamadığını, Honda marka motosikleti internet

üzerinden 500 TL’ye satın aldığını,

Nurtepe’de ki kaldığı eve gittiğini, arama sırasında

evde elde edilen 4 silahtan 2’sinin el yapımı olduğunu, bu silahları kendisine

Hamdi (K) isimli maktul/şüpheli Orhan YILMAZKAYA’nın

getirdiğini, evinde yapılan aramada ele geçirilen diğer patlayıcıların da maktul/şüpheli

Orhan YILMAZKAYA’nın kendisine getirdiğini,

maktul/şüpheli Orhan YILMAZKAYA’nın bu eve zaman

zaman geldiğini, evdeki silahların kendisinde 2 yıldan beri bulunduğunu,

herhangi bir olayda kullanmadığını, silahların önceki akıbetlerini bilmediğini

beyan etmiş olduğu,

24/07/2007 tarihinde Şırnak İli Habur kapısında güvenlik

görevlilerine teslim olan S. (K) M. K.nın ifadesinde

belirtmiş olduğu “2006 yılı Ağustos ayı sonlarında Gare

alanında Cıra Taburunda faaliyet gösterdiği sırada, Gara bölgesinden Karadeniz

bölgesine gitmek için Türk soluna mensup 6 kişilik terör örgütü mensubunun

Suriye üzerinden Amanoslar bölgesine hareket ettiğinin,

yaklaşık bir ay sonra geriye döndüklerini, Zap

bölgesinde Şikefta Birindare

tepesinin yamaçlarında eğitim gördüklerini, PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün

silah ve eğitim yönünden bu örgüte destek verdiklerinin, bu örgüt mensuplarının

barındığı yerde üzerinde KIVILCIM yazan bezler bulunduğunu” beyan ettiği,

internet sitesinin incelenmesi ve ifadelerin birbirleri ile örtüştüğü

değerlendirilmiştir.”

13.

Başvurucunun Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgulamasında “kayıp şahıs

olarak Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğünce (1) adet ARANIYOR.” kaydı bulunmaktadır.

14.

Başvurucu hakkında iddianamede yer alan suçlamalar şu şekildedir:

“A) Şüphelinin DEVRİMCİ KARARGÂH terör örgütü üyesi olarak

işlemiş olduğu eylemlerin niteliği ve örgütün amacı da dikkate alındığında

devletin birliğine ve ülke bütünlüğünü bozmak suçu oluşturduğundan 5237 sayılı TCK’nun 302/1-2, 3713 sayılı TMK’nun

5. maddesi,

B) Şüphelinin DEVRİMCİ KARARGAH

terör örgütü üyesi olmak suçu nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun

314/2, 3713 sayılı TMK’nun 5 maddesi,

C) 07/08/2008 tarihli Karacaahmet

Mezarlığından 1. Ordu Karargahına yönelik havanlı saldırı eylemleri nedeniyle;

a) Olayda kullanılan havan ve mermilerin taşımak ve

bulundurmak suçundan 6136 sayılı yasanın 13/2 ve Ek 5. maddesi ile 3713 sayılı

maddenin 5 maddeleri,

b) Aynı olayda Belediye’ye ait araç ve binaların zarar

görmesi nedeniyle kamu malına zarar verildiğinden 5237 sayılı TCK’nun 152/1-a, 152/2-a, 3713 sayılı TMK’nun

5. maddeleri,

c) Aynı olayda şikâyetçiler Ayhan ÖZER, Necati ALTUNAY,

Temel AYDIN ve Hüseyin TUNCER’e ait araçların zarar

görmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 152/2-a,

151/1-a ve 3713 sayılı TMK’nun 5 maddelerinin ayrı

ayrı 4 kez uygulanmak suretiyle,

d) Aynı olayda kullanılan patlayıcının korku ve panik

yaratacak şekilde patlaması olayı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun

170/1-c ve 3713 sayılı TMK’nun 5 maddeleri uyarınca,

D) 23/08/2008 günü Üsküdar Karacaahmet

mezarlığı içerisindeki bulunan 1 nolu ada

içerisindeki mezarlığa termos tipi bomba bırakılması eylemi nedeniyle 174/1-2

ve 3713 sayılı TMK’nun 5 maddeleri uyarınca,

E) 01/12/2008 günü Beyoğlu Sütlüce Semtinde bulunan Adalet

ve Kalkınma Partisi İl binasına gönderilen paket bombanın patlaması olayına

ilişkin bombanın Fatih’de ki hücre evinde şüpheli

Fatih AYDIN, Cemal BOZKURT ve Özgür DİNÇER tarafından hazırlandığı

değerlendirildiğinden;

a) Suça konu bombanın şüpheli tarafından hazırlandığından

eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nun 174-1-2, 3713

sayılı TMK’nun 5 maddeleri uyarınca,

b) Patlamada polis memuru Hüsnü UYAN’ın

ölümü nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 82/1-c, 3713

sayılı TMK’nun 5 maddeleri uyarınca,

c) Patlama neticesinde mağdur şikayetçiler Cahit AYTEN, Cem

GÜNGÖR, Deniz BÖLÜKBAŞI, Okan BUCAK, Kemal UZUNAKSOY, Filiz ÇARKO, Sinan

YILDIRIM, Hasan TURHAN, Gürkan TÜLEK ve Tuğba AKÇA’nın

değişik yerlerinden yaralandıkları ve patlamanın öldürme kastıyla işlenmesi

nazara alındığında 5237 sayılı TCK’nun 35/1 maddesi

delaletiyle 5237 sayılı TCK’nun 82/1-c, 3713 sayılı TMK’nun 5 maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10 kez uygulanmak

suretiyle,

d) Patlama sonucu binada meydana gelen zararlar nedeniyle

5237 sayılı TCK’nun 152/1-a, 151/1, 3713 sayılı TMK’nun 5 maddeleri uyarınca,

F) Şüphelinin sahte kimlik ile yakalanması ve birden fazla

sahte kimlik bulundurması eylemleri ile ilgili 5237 sayılı TCK’nun

43 maddesi delaletiyle TCK’nun 204/1-3 ve 3713 sayılı

TMK’nun 5 maddeleri uyarınca,

ve TCK’nun 53, 54, 58

ve 63. maddelerinin uygulanması suretiyle ayrı ayrı cezalandırılmalarına.”

15.

İddianamenin değerlendirme kısmında şu ifadeler yer almıştır:

“ 07/08/2008 günü saat 09.20 sıralarında Üsküdar İlçesi

Belediye Ek Hizmet Binası arkasından Selimiye Kışlası istikametine doğru Karacaahmet mezarlığı içerisinde kurulmuş olan bir düzenek

vasıtasıyla 60’lık havan mermileri ile yapılan saldırı sonrasında Üsküdar

Belediyesi Ek Hizmet Binasının alt tarafında bulunan ve konteynırlı

çöp kamyonlarının bulunduğu alanda hasar meydana gelmiş, belediye çalışanları

ve vatandaşların da aralarında bulunduğu (4) kişi tedavileri hastanede ayakta

yapılacak şekilde hafif olarak yaralanmışlar, olaya müteakip çevrede uzman

ekiplerce yapılan ilk incelemede Üsküdar Karacaahmet

Mezarlığı 7. nolu adada bulunan Tanyeli aile

mezarlığı üzerinde kurulan (1) adet basit el yapımı düzeneğin havan rampası

olarak kullanılarak havan mermilerinin ateşlendiği anlaşılmıştır. İnternet’ten

eylemin “Devrimci Karargah’a bağlı Şehit Ongan

Müfrezesi” olarak üstlenilmesi üzerine yapılan çalışmalarda “ONGAN” isimli

kişinin Bülent Ramazan ONGAN olduğu, şahsın Hikmet KIVILCIMLI’nın

görüşlerini benimseyen 16 Haziran Hareketi örgütü mensubu olup, geçmişte

yayınlanan “Vardiya” dergisinin Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptığı ve

23/01/1990 tarihinde İstanbul İMKB binasına bomba koyarken öldüğü

belirlenmiştir. Olay yerinden elde edilen materyaller üzerinde yapılan incelemelerde;

(…) Sivas ili Kangal ilçesi Dereköy nüfusuna kayıtlı,

Nurettin-Şemsi oğlu Üsküdar 1976 doğumlu şüpheli Özgür DİNCER isimli şahısların

parmak izleri tespit edilmiştir. Şüphelilerin yakalanmalarına yönelik

çalışmalar devam ederken, 23/08/2008 günü saat 15.30 sıralarında Üsküdar

Selimiye Mahallesi Dr. Eyüp Aksoy Caddesi üzerinde bulunan Karacaahmet

Mezarlığı içerisinde bulunan (1) nolu ada ve (4) nolu ada içerisinde kimliği meçhul şahıs veya şahıslar

tarafından bırakılan (2) adet şüpheli paketin bulunduğunun bildirilmesi üzerine

olay yerine intikal eden uzman görevliler (1) nolu

ada içerisinde bulunan üzerinde “Operatör Doktor Nüzhet

Çevik Ailesi” yazılı aile mezarlığının üzerinde bulunan şüpheli paketi fünye

ile patlatmışlar, üzerinde “TREND” ibaresi yazılı termos içerisinde parça ve

basınç etkili, zaman ayarlı bomba patlamasına (22) dakika kala etkisiz hale

getirilmiş, 4. nolu adada bulunan şüpheli pakette

fünye ile patlatıldığında içersinden herhangi bir

patlayıcı olmadığı anlaşılmış, (1) adet bez atlet elde edilmiş, materyaller

üzerinde yapılan incelemelerde şüpheli Fatih AYDIN’ın

isimli şahsın SAĞ EL İŞARET parmak izi tespit edilmiştir. 01/12/2008 günü saat

14:45 sıralarında Beyoğlu Sütlüce semtinde bulunan AK PARTİ İstanbul İl

binasının girişinde kurye şüpheli İbrahim ŞİMŞİK tarafından getirilen bombanın

patlaması neticesinde (5) Polis Memuru ile (7) vatandaş yaralanmış, eylem

örgütün www.devrimcikarargah.com adlı internet sitesinde (4) nolu bildiri başlığı altında üstlenilmiş olduğu, patlama sonucu

ağır yaralanan Polis Memuru Hüsnü UYAN ise tedavi gördüğü Okmeydanı SSK

hastanesinde 29/12/2008 günü Şehit olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, 12/01/2009

günü saat 22.30 sıralarında Beşiktaş ilçesi Konaklar mahallesinde bulunan “Bank

Pozitif” isimli bankanın girişine bırakılan bombanın patlaması sonucu bankada

ve banka önünde park halinde bulunan araçlarda maddi hasar meydana gelmiş,

eylem DEVRİMCİ KARARGAH örgütü tarafından internetteki

sitelerinde üstlenilmiştir.

Şüpheli C. B.’den elde edilen

telefon numaralarının incelenmesi sonucunda A. K. isimli şahsa ulaşılmış,

Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce A. K.’dan alınan

beyanlarında; şahsın Fatih ilçesi Kocadede

mahallesinde bir dükkânını 2008 yılı temmuz aylarında Yahya DEMİRAY isimli

şahsa kiraya verdiği, kiralayanların reklam işleri yaptıkları, kiracısı Yahya DEMİRAY’ın gerçek kimliğinin şüpheli Özgür DİNÇER olduğu,

bu şahsın kendisine tanıştırdığı Özcan… isimli kişinin şüpheli C. B. ismini

hatırlayamadığı 3. kişinin de gerçek kimliğinin şüpheli F. A. olduğu tespit

edildiği, şüpheli maktul/şüpheli Orhan YILMAZKAYA’yı

da dükkanda gördüğü kişi olarak teşhis ettiği, Olay Yeri İnceleme ve Kimlik

Tespit Şube Müdürlüğünce boş dükkan içerisinde yapılan çalışmalarda da

şüpheliler Özgür DİNÇER, F. A., C. B.’nin parmak

izlerinin tespit edildiği belirlenmiştir. Gerçekleştirilen bu eylemlere

müteakip yapılan çalışmalar sonucunda tespit edilen örgüt mensuplarının

yakalanmalarına yönelik olarak 27/04/2009 tarihinde İstanbul İlinde eş zamanlı

olarak gerçekleştirilen operasyonlarda Kadıköy ilçesi Bostancı Mahallesi Emanet

sokak Pınar Apartmanı No: 5/3 sayılı örgüt evinde çatışma çıkmış,

maktul/şüpheli Orhan YILMAZKAYA isimli örgüt mensubu ölü olarak ele geçirilmiş,

(1) Emniyet Amiri Şehit olmuş, yoldan geçmekte olan bir vatandaş hayatını

kaybetmiş, (8) polis memuru ile (2) vatandaş yaralanmıştır.

Yukarıda açıklandığı üzere belirtilen eylemlerin DEVRİMCİ KARARGAH terör örgütü tarafından gerçekleştirildiği ve bu

eylemlerde bizzat şüpheliler F. A., C. B., Özgür DİNÇER ve O. Y.’nin eylemlere katılmış oldukları belirlenmiştir.”

16.

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/9/2009 tarihli ve E. 2009/213 sayılı

tensip ara kararında başvurucunun “suçu

işlediğine dair haklarında kuvvetli suç şüphesini gösteren bulguların varlığı,

kaçma şüphesi, suçun yasal yaptırımı, suçun CMK'nun

100/3. fıkrada belirtilen suçlardan olması” nedeniyle tutukluluğun

devamına karar verilmiştir.

17.

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi 23/2/2010 tarihli birinci duruşmasında “…üzerlerine atılı suçun yasal yaptırımı, kuvvetle suç

şüphesinin devam ettiğini gösterir mevcut bulgular dikkate alınarak tutukluluk

hallerinin devamına, koşullar oluşmadığından CMK 109. maddesi kapsamında koruma

tedbirinin uygulanmasına yer olmadığı” gerekçeleriyle başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

18.

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi 12/4/2011 tarihli dördüncü duruşmasında

başvurucunun “…üzerlerine atılı suçun yasal

yaptırımı, kuvvetle suç şüphesinin devam ettiğini gösterir mevcut bulgular,

dikkate alınarak tutukluluk hallerinin devamına, koşullar oluşmadığından CMK

109. maddesi kapsamında koruma tedbirinin uygulanmasına yer olmadığı”

gerekçesiyle tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

19.

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/4/2012 tarihli on ikinci duruşmasında

başvurucunun tahliye talebi “…üzerlerine

atılı suçları işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların

olması, sanıkların üzerlerine atılı suçun CMK. 100/3 de sayılan katalog suçlardan

olması, yine bu suçlar için Ceza Yasasında belirtilen cezanın üst sınırı göz

önüne alındığında CMK 109. maddesi kapsamında koruma tedbirinin uygulanmasının

yeterli olmayacağı” gerekçesiyle reddedilmiştir.

20.

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2012 tarihli on altıncı duruşmasında “…isnat olunan suçların mahiyetine, sanıkların bir

kısmının birden fazla suçtan tutuklu olması ve bu suçlara dair kuvvetli suç

şüphelerini gösteren olgular, Yasada gösterilen olası cezaların sınırlarına,

sanıklara isnat edilen suçların 5271 sayılı CMK.'nun

100/3. maddesinde gösterilen katalog suçlardan olmasına, soruşturma aşamasında

ele geçirilen ve düzenlenen iddianamede gösterilen İddia, bir kısım sanık

ikrarları, tüm dosya kapsamındaki, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı,

olay, fiziki takip, arama yakalama ve el koyma tutanağı, ekspertiz raporu ve

tüm dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde, mevcut olan bu delillerin

sanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren bu olgu olarak

kabul edilerek, bu durumun kuvvetli suç şüphesinin varlığının bu açıdan halen

devam ediyor olmasına, gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve

gerekse 6352 sayılı Yasanın 96 ve devamı maddeleri ile değişik 5271 sayılı

CMK.'nun 100 ve devamı maddeleri hükümlerine göre

tutuklulukta geçen makul süreyi aşan bir durumun bulunmamasına, sanıkların

serbest kalması halinde kaçma şüphesinin sanıkların üzerine atılı suçların

ağırlığına göre karine olarak kabul edilmesinde zorunluluk bulunmasına,

tutuklamaya alternatif koruma tedbirlerinin bu aşamada sanık açısından yetersiz

kalacağı ve T.C. Anayasasının 19. maddesinde ifade olunan 'ölçülülük' ilkesi

uyarınca sanıklar hakkında daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri

uygulanmasının dava konusu açısından yetersiz kalacağı” gerekçesiyle

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

21.

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/6/2013 tarihli 22. duruşmasında

başvurucunun tahliye talebi “...isnat olunan

suçların mahiyetine, sanıkların bir kısmının birden fazla suçtan tutuklu olması

ve bu suçlara dair kuvvetli suç şüphelerini gösteren olgular, Yasada gösterilen

olası cezaların sınırlarına, sanıklara isnat edilen suçların 5271 sayılı CMK.'nun 100/3. maddesinde gösterilen katalog suçlardan

olmasına, soruşturma aşamasında ele geçirilen ve düzenlenen iddianamede

gösterilen iddia, bir kısım sanık ikrarları, tüm dosya kapsamındaki, yakalama

ve muhafaza altına alma tutanağı, olay, fiziki takip, arama yakalama ve el

koyma tutanağı, ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamındaki deliller

değerlendirildiğinde, mevcut olan bu delillerin sanıklar hakkında kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren bu olgu olarak kabul edilerek, bu durumun

kuvvetli suç şüphesinin varlığının bu açıdan halen devam ediyor olmasına, gerek

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve gerekse 6352 sayılı Yasanın 96

ve devamı maddeleri ile değişik 5271 sayılı CMK.'nun

100 ve devamı maddeleri hükümlerine göre tutuklulukta geçen makul süreyi aşan

bir durumun bulunmamasına, sanıkların serbest kalması halinde kaçma şüphesinin

sanıkların üzerine atılı suçların ağırlığına göre karine olarak kabul

edilmesinde zorunluluk bulunmasına, tutuklamaya alternatif koruma tedbirlerinin

bu aşamada sanık açısından yetersiz kalacağı ve T.C. Anayasasının 19. maddesinde

ifade olunan 'ölçülülük' ilkesi uyarınca sanıklar hakkında daha hafif koruma

önlemi olan adli kontrol tedbiri

uygulanmasının dava konusu açısından yetersiz kalacağı” gerekçesiyle

reddedilmiştir.

22.

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/7/2013 tarihli kararı ile başvurucunun

“anayasal düzeni ortadan kaldırmaya, değiştirmeye ve fiilen bu düzenin

uygulanmasını önlemeye teşebbüs” suçundan 26/9/2014 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun 309. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve 62. madde gereğince

müebbet hapis cezası ile “ruhsatsız vahim nitelikte tam otomatik ve yarı

otomatik silah taşımak” suçundan on iki yıl altı hapis ve adli para cezası ile,

“kamu malına zarar vermek” suçundan beş yıl hapis cezası ile, “mala zarar

verme” suçundan üç yıl dokuz ay hapis cezası ile, “resmî belgede sahtecilik

suçundan” 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; diğer suçlardan ise

beraatına, “verilen ceza ve miktarları ile

tutuklu kaldığı süre” göz önüne alınarak hükmen tutukluluk hâlinin

devamına karar verilmiştir.

23.

Kararın incelenmesinde Devrimci Karargâh Örgütü ana davasının İstanbul 9. Ağır

Ceza Mahkemesinin E.2009/213 sayılı dava dosyası olduğu, bağlantıları bulunması

nedeniyle aynı Mahkemenin E.2010/20 ve E.2011/243 sayılı dosyalarının bu dosya

ile birleştirildiği ve birleşen dosyalarla birlikte söz konusu davada mağdur,

müşteki ve katılan sayısının toplam kırk, şüpheli sayısının ise yetmiş beş

olduğu anlaşılmıştır.

24.

İlk Derece Mahkemesinin kararı, başvurucunun hazır bulunduğu duruşmada

başvurucuya tefhim edilmiştir. Başvurucu, etkili bir hukuk yolu bulunmadığı

gerekçesiyle karara itiraz etmediğini beyan etmiştir.

25.

Başvurucunun temyizi üzerine İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/7/2013

tarihli ve E.2009/213 sayılı mahkumiyet kararı,

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22/12/2014 tarihli ve E.2014/5464, K.2014/12447

sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.

26. Başvurucu 19/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

27. 5237

sayılı Kanun’un 302. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

(Değişik: 29/6/2005 – 5377/36 md.) Devlet topraklarının tamamını veya bir

kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin

bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği

altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik

bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile

cezalandırılır.

(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi

halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.

…”

28. 5237

sayılı Kanun’un 314. maddesi şöyledir:

“(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya

yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır.

(2) Birinci

fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası

verilir.”

29.

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi

şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması

halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi,

verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde,

tutuklama kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa.

b) Şüpheli

veya sanığın davranışları;

1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

…

11.

Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311,

312, 313, 314, 315),

…”

30. 5271

sayılı Kanun’un 108. maddesi şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde

bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk

hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi

üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü Madde

hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.

…

(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın

tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar

gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde

de re'sen karar verir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

31.

Mahkemenin 19/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 19/8/2013

tarihli ve 2013/6575 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

32.

Başvurucu; tutukluluk süresinin makul olmadığını, tutukluluğun devamına ilişkin

kararların gerekçelerinin yetersiz olduğunu, serbest bırakılması için

başvurabileceği etkili bir hukuk yolunun olmadığını ve tahliye dışında

mağduriyetini karşılayacak bir yol bulunmadığını ileri sürerek Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesinin (3), (4) ve (5)

numaralı fıkralarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Etkili Başvuru

Hakkının İhlali İddiası

33. Başvurucu,

5271 sayılı Kanun’da her ne kadar şeklen tutuklama veya tutukluluğun devamı

kararlarına itiraz yolu öngörülmüş ise de bu yolun etkili olmadığını, kanunda

tutuklama yerine adli kontrol hükümlerinin uygulanabileceği düzenlenmesine

rağmen bunun uygulanmadığını belirterek etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca

yargılama devam ederken 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin mağduriyetini

karşılamadığını, dolayısıyla Sözleşme’nin 5. maddesinin (5) numaralı fıkrasının

da ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Bireysel

başvuru incelemesinde bir ihlal iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından

yetki alanına girip girmediğinin tespitinde Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı esas alınmaktadır (Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18). Etkili başvuru hakkı, Anayasa'nın 40. ve

Sözleşme’nin 13. maddelerinde düzenlenmiştir.

35. Başvurucunun,

Anayasa’nın 40. ve Sözleşme’nin 13. maddelerinde düzenlenen etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialarının -bahsi geçen maddelerdeki

ifadeler dikkate alındığında- soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp

mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve

özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyle etkili

başvuru hakkının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için hangi temel

hak ve özgürlüğü konusunda etkili başvuru hakkının kısıtlandığı sorusuna cevap

verilmesi gerekmektedir (Onurhan Solmaz, § 33).

36. Somut

olayda başvurucunun iddiasının özü, tutukluluğun devamına ve tahliye

taleplerinin reddine ilişkin verilen kararların gerekçesiz olduğuna ve tahliye

edilmemesine ilişkindir. Başvurucunun bu iddialarının, Anayasa'nın 19.

maddesinin yedinci fıkrası çerçevesinde incelenmesi gerekir.

b. Tutukluluk Süresinin

Makul Olmadığı İddiası

37.

Başvurucunun, tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin şikâyeti açıkça

dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığı için başvurunun bu şikâyete ilişkin kısmının kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

38.

Başvurucu, 4 yıl 2 ay 22 gündür tutuklu olduğunu ve tutukluluğun devamına

ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.

Başvurucunun bu şikâyetinin Anayasanın 19. maddesinin yedinci fıkrası

çerçevesinde incelenmesi gerekir.

39.

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

40. Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan

kişilerin, yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya

kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence

altına alınmıştır.

41. Tutukluluk süresinin

makul olup olmadığı her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Anayasa’nın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen

sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” şeklinde ifadesini

bulan masumiyet karinesi; yargılama süresince kişinin hürriyetinin esas,

tutukluluğun ise istisna olmasını gerektirmektedir. Masumiyet karinesine rağmen

tutukluluğun devamı, ancak kişi hürriyetine nazaran daha ağır bir kamu

yararının mevcut olması durumunda haklı görülebilir. Bu nedenle bir davada

tutukluluğun makul süreyi aşmamasını gözetmek, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm olayların

derece mahkemeleri tarafından değerlendirilmesi ile serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararlarda bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013,

§§ 61, 62).

42. Devam eden tutukluluğun

hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin

temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan

sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde

buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk hâlinin devamına gerekçe olarak

gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest

kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun

yolunda çelişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun

olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla

belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma

amacıyla yapılacak bireysel başvuruların olağan kanun yolları tüketilmek

şartıyla tutukluluk hâli devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

43. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir

süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre

geçtikten sonra uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin devam

ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili”

ve “yeterli” görüldüğü takdirde yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği

de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı

veya sanık sayısı gibi faktörler, sürecin işleyişinde gösterilen özenin

değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte

değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (Savaş Çetinkaya, B.

No: 2012/1303, 21/11/2013, § 53).

44. Dolayısıyla Anayasa’nın

19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin

değerlendirilmesinde esas olarak serbest bırakılma taleplerine ilişkin

kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından

yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde

kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır.

Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde

tutuklama nedeninin varlığı ve kuvvetli belirti devam ettiği sürece ilke olarak

belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi gerekir (Murat Narman, §§ 63, 64). Diğer taraftan

özgürlük hakkı, adli makamlarla güvenlik görevlilerinin özellikle organize

suçlarla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden

olabilecek biçimde yorumlanmamalıdır (Hanefi

Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 69).

45. Makul sürenin hesaplanmasında

sürenin başlangıcı, başvurucunun daha önce yakalanıp gözaltına alındığı

durumlarda bu tarih; doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir.

Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir (Murat Narman, § 66). Tutukluluk süresinin hesabında ilk derece mahkemesi

önünde yargılama aşamasında geçen sürelerin dikkate alınması gerekir. Zira kişi

yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse bu

kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına

bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmakta ve tutmanın nedeni ilk

derece mahkemesince verilen hükme bağlı olarak tutma hâline dönüşmektedir (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, §

41).

46. Hukuka

uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ile

tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke

olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi gerekir.

Somut olayda başvurucu 27/4/2009 tarihinde gözaltına alınmış, İstanbul 12. Ağır

Ceza Mahkemesinin 30/4/2009 tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanmış, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/7/2013 tarihli

kararıyla hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Bu

durumda makul süre açısından dikkate alınması gereken tutukluluk süresi 4 yıl 2

ay 22 gündür.

47.

Somut olayda başvurucunun tahliye

talepleri; mahkemece atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin

varlığı, sanığa verilmesi muhtemel ceza miktarı dikkate alındığında tutuklamanın

ölçülü olması, kaçma şüphesinin bulunması, tutuklulukta geçirilen süre ve adli

kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı dikkate alınarak reddedilmiş ve

tutukluluğun devamına karar verilmiştir.

48. Mahkemece

verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeleri incelendiğinde bu

gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve meşruluğunu haklı

gösterecek özen ve içerikte olduğu görülmektedir. Zira isnat edilen suçların

niteliğine bakıldığında başvurucu müebbet hapis cezasını gerektiren suçtan da

yargılanmaktadır. Yargılama sonrasında ise isnat edilen bu eylemi sabit

görülerek hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. Mahkeme, tutuklama kararının

gerekçesinde atılı suça öngörülen cezanın ağırlığını dikkate alarak kaçma

şüphesinin varlığını karine olarak kabul etmiştir.

49.

Kaçma riski, yalnızca riske edilen mahkûmiyetin ağırlığı temelinde

değerlendirilemez. Bununla birlikte risk; şahsın karakteri, manevi değerleri,

evi, mesleği, varlıkları ve kovuşturulduğu ülkeyle her türlü bağlantısı ile

ilgili faktörler ışığında değerlendirilmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararı için

bkz. Becciev/Moldova B. No: 9190/03, 4/1/2005, § 58).

50.

Somut olayda başvurucu, sahte belgelerle (kimlik kartı ve SSK kartı) hakkındaki

yakalama kararının infazını engellemiş, yapılan arama sırasında kimliğini

gizlemiş ve sahte kimlikle ev kiralama işleminde bulunmuştur. Ancak arşiv

bilgilerinde bulunan parmak izi incelemesiyle başvurucunun gerçek kimliği

tespit edilebilmiştir. Başvurucu hakkında sahte

kimlikle yakalanması ve birden fazla sahte kimlik bulundurması nedeniyle

sahtecilik suçundan da yargılama yapılmış ve başvurucu, bu belgelere ilişkin

olarak sahtecilik suçundan da ceza almıştır.

51. Dolayısıyla

Mahkemenin, bu durumlar nedeniyle başvurucunun kaçma şüphesinin bulunduğu, adli

kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı ve tutuklamanın ölçülü olduğu

gerekçeleriyle verdiği tutukluluğunun devamına ilişkin kararları ilgili ve

yeterlidir. Başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakıldığı 4 yıl 2 ay 22 günlük

süre, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçeler göz önüne alındığında

somut davanın koşullarında makuldür.

52. Başvurucunun tutukluluk

hâlinin devam ettiği ilk derece yargılaması sürecinde tutukluluk nedeniyle

yargılamanın yürütülmesinde başvurucuya isnat edilen suçların niteliği,

hakkında soruşturma yürütülen kişi sayısı, birleşen dosyalarla birlikte

soruşturma konusunun kapsamı dikkate alındığında (bkz. § 23) yargılamanın

karmaşık olduğu, ayrıca gösterilmesi gereken özel hassasiyetin yargılama

makamınca gösterilmediği sonucuna varılması için bir neden de bulunmamaktadır.

53. Açıklanan

nedenlerle tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçesiz olarak verildiği

yönündeki şikâyet bakımından Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Tutukluluk süresinin makul

olmadığına ilişkin şikâyetin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE

19/11/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Raportör

:

Hüseyin TURAN

Başvurucu

:

Özgür DİNCER

Vekili

:

Av. Özlem GÜMÜŞTAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6575, 19 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: İkinci Bölüm
  • Başvuru No: 2013/6575
  • Tarih: 19 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A. Ş. Başvurusu (B. No: 2013/2623)
  • Hamdiye Aslan Başvurusu (B. No: 2013/2015)
  • Bilal Demirdağ Başvurusu (B. No: 2014/4892)
  • Özgür Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/9636)
  • Utku Kalı Başvurusu (B. No: 2013/6900)
  • Nejdet Sakaoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9404)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.