İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nejdet Sakaoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9404)

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma ve haksız işgal tazminatı

Başvuru No2013/9404Tarih18 Kasım 2015Okuma24 dk · 4.825 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nejdet Sakaoğlu Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
18 Kasım 2015
Başvuru Numarası
2013/9404
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.825 kelime·24 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma ve haksız işgal tazminatı

davalarında hükmedilen tazminat bedellerinin ödenmemesi ve Mahkeme kararlarının

kesinleşme tarihinden itibaren hükmedilen tazminatlara kamu alacakları için

öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 12/2/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular

bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.

Bakanlığın 22/6/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına

ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve ekleri ile dava dosyasında yer aldığı

şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular, 9/9/2009 tarihinde Ankara 17. Asliye Hukuk

Mahkemesinde Ankara Valiliği aleyhine açtıkları kamulaştırmasız el atma

tazminatı davasında Ankara ili Çankaya ilçesi Topraklık mevkiinde bulunan ve

kendilerine miras yolu ile intikal eden taşınmazları üzerine davalı idare

tarafından ilköğretim okulu yapıldığını belirterek taşınmazlarının idare adına

tesciline karar verilmesini ve dava tarihinden itibaren yasal faizi ile

birlikte lehlerine toplam 75.000 TL tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

Başvurucuların bir kısmı davanın ilerleyen aşamalarında istem miktarlarını

yükselterek ıslah talebinde bulunmuştur.

7. Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi 8/2/2011 tarihli ve

E.2009/303, K.2011/39 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, söz konusu

taşınmazın idare adına tapuya tesciline, toplam 128.539,92 TL'nin dava

tarihinden itibaren değişik oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle davalı

idareden tahsil edilerek başvuruculara ödenmesine hükmetmiştir.

8. Temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin

2/4/2012 tarihli ve E.2012/1528, K.2012/6514 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi

kararı onanmış ve karar düzeltme yoluna başvurulmaması üzerine kesinleşmiştir.

9. Başvurucular, Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi kararına

dayanarak 27/6/2012 tarihinde Ankara 17. İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi

başlatmış; borçlu idareye 6/7/2012 tarihinde icra emri tebliğ edilmiş ve icra

takibi kesinleşmiştir.

10. Borçlu idare Ankara 17. İcra Müdürlüğüne gönderdiği

3/12/2013 tarihli yazı ile kamulaştırma faslında yeterli ödenek bulunmadığından

yeterli ödenek temin edildiğinde ilgili dosyaya ödemenin yapılacağını

bildirmiştir.

11. Başvurucular ayrıca 9/9/2009 tarihinde Ankara 15. Asliye

Hukuk Mahkemesinde aynı taşınmaz ile ilgili olarak açtıkları haksız işgal

tazminatı davasında söz konusu taşınmazları üzerinde yirmi yıldır ilköğretim

okulu bulunduğunu, tüm başvurularına rağmen taşınmazın kamulaştırılmadığını

ayrıca kendilerine herhangi bir kira da ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin

hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 7.500 TL haksız işgal tazminatına el atma

tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte hükmedilmesini istemişlerdir.

12. Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi 13/10/2011 tarihli ve

E.2009/317, K.2011/321 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, başvuruculara

toplam 4.442,62 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi

ile birlikte ödenmesine hükmetmiştir.

13. Başvurucular, Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi kararına

dayanarak 27/12/2011 tarihinde Ankara 3. İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi

başlatmış; borçlu idareye 29/12/2011 tarihinde icra emri tebliğ edilmiş ve icra

takibi kesinleşmiştir.

14. Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının temyiz edilmesi

sonucu Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11/6/2012 tarihli ve E.2012/10123,

K.2012/14694 sayılı ilamı ile karar onanmış ve karar düzeltme yoluna

başvurulmaması üzerine kesinleşmiştir.

15. Borçlu idare Ankara 3. İcra Müdürlüğüne gönderdiği 6/12/2013

tarihli yazı ile kamulaştırma faslında yeterli ödenek bulunmadığından ödenek

temin edildiğinde ilgili dosyaya ödemenin yapılacağını bildirmiştir.

16. Başvurucular ayrıca 19/7/2012 tarihinde Ankara 4. Asliye

Hukuk Mahkemesinde açtıkları haksız işgal tazminatı davasında aynı taşınmaz

için Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2009/317 sayılı dosyasında geriye

dönük beş yıllık süre için haksız işgal tazminatı davası açtıklarını, bu

davanın kabulüne karar verildiğini belirterek söz konusu dava tarihinden

sonraki otuz iki aylık dönem için 2.799,20 TL haksız işgal tazminatına

hükmedilmesini talep etmişlerdir.

17. Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 25/3/2013 tarihli ve

E.2012/420, K.2013/81 sayılı kararı ile davanın kabulüne, başvuruculara toplam

2.799,20 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile

birlikte ödenmesine hükmetmiştir.

18. Başvurucular, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi kararına

dayanarak 29/4/2013 tarihinde Ankara 8. İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi

başlatmış; borçlu idareye 30/4/2013 tarihinde icra emri tebliğ edilmiş ve icra

takibi kesinleşmiştir.

19. Borçlu idare Ankara 8. İcra Müdürlüğüne gönderdiği 7/6/2013

tarihli yazı ile kamulaştırma faslında yeterli ödenek bulunmadığından ödenek

temin edildiğinde ilgili dosyaya ödemenin yapılacağını bildirmiştir.

20. Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının temyiz edilmesi

sonucu Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16/12/2013 tarihli ve E.2013/15359,

K.2013/18097 sayılı ilamı ile karar onanmış ve karar düzeltme yoluna

başvurulmaması üzerine kesinleşmiştir.

21. Başvurucular hâlen söz konusu tazminatların ödenmediğini

bildirerek 20/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

22. Başvurucular 6/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine

sundukları dilekçeyle Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ankara 15. Asliye

Hukuk Mahkemesince lehlerine hükmedilen tazminatların 20/1/2014 tarihinde

yapılan ödemeler ile Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilen tazminatın

ise 24/9/2014 tarihinde yapılan ödeme ile tahsil edildiğini ancak alacaklarının

ödenmesindeki gecikmeler nedeniyle mağduriyetlerinin söz konusu olduğunu ifade

etmişlerdir.

B. İlgili Hukuk

23. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun

geçici 6. maddesinin 1., 8., 11. ve Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun

13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, 2014/176 sayılı kararı ile iptal edilmeden

önceki 13. fıkraları şöyledir:

“Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya

kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983

tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir

ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara

kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası

olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan

talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde

hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle

uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.

…

Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu

madde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi

yönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için

öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve

Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve

hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye

ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe

gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri

toplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen

alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde,

ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten

ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile

alacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı

Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı

gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları

da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem

yapılabilir.

…

Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin

tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.

…

4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe

girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması

hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına

ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare

tarafından kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce

malikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra

vekalet ücretleri de, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına göre

bütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir ve

işlem yapılır. Bu alacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkra

kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedinci

fıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalan

taşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır…”

24. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve

Kontrol Kanunu'nun “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar” kenar başlıklı 34.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Ödeme

emri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarak

emanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veya

hizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyen

emanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen

tutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.

Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm

ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma

sırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu

idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve

benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesi

halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi

talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.”

25. 16/5/1956 tarihli ve 1956/1-6 sayılı Yargıtay İçtihadı

Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı şöyledir:

“Taşınmazına

kamulaştırmasız el konulan malik, el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi,

bu eylemli duruma razı olduğu takdirde taşınmaz bedelini isteme hakkı da

bulunmaktadır. Taşınmaz sahibinin el konulan taşınmazın bedelini talep ederek

dava açması halinde, taşınmazın el koyma tarihindeki bedeli değil, mülkiyet

hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki değerinin belirlenerek

tahsiline karar verilir.”

26. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 15/11/2011 tarihli ve

E.2011/5396, K.2011/22096 sayılı kararında şöyle denilmektedir:

"… Kamulaştırmasız el atma davaları

uygulamada sıklıkla karşılaşılan davalardan olmakla birlikte, yasa ile

düzenlenmiş değildir. Bu konuya ilişkin tek yasal düzenleme olan 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi de 10.04.2003 tarih ve

2002/112 E. 2003/33 K. sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiştir.

Uygulamada kamulaştırmasız el atma davaları; İBK, HGK ve Hukuk Dairelerinin

içtihatlarıyla yön bulmaktadır. Konunun Dairemizi ilgilendiren yönü ise, bu

nevi davalarda hükmedilen tazminatların zamanında ödenmemesi halinde

uygulanacak faizin ne tür ve oranda olması gerektiği noktasındadır. Zira

kamulaştırma yasası gecikme faizini öngörmemektedir. Bu cümleden olmak üzere,

HGK kararları ve Dairemizin istikrar bulmuş içtihatlarında; "Kamulaştırma

bedelinin arttırılması ilamlarında uygulanan T.C Anayasasının 4709 Sayılı

Yasanın 18.maddesi ile değişik 46/son maddesinde yer alan kamulaştırma bedelleri

ile mahkemece kesin hükme bağlanan arttırma bedellerine, son fıkraya göre kamu

alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanacağı" hükmünden

farklı olarak, "Kamulaştırmasız el atmanın hukuksal niteliği itibariyle

bir haksız eylem olduğu, haksız eylemden doğan borçların, tazmini nitelikte

olmaları nedeniyle uygulanacak faizin 3095 Sayılı Yasada belirlenen yasal faiz

olduğu belirtilerek, uygulama bu güne kadar yasal faizin uygulanması şeklinde

sürdürüle gelmiştir. Ancak, Anayasa'nın 35. maddesi ile koruma altına alınmış

olan mülkiyet hakkının, hak sahibinin rızasına bakılmaksızın kamulaştırmasız el

atma nedeniyle ihlali halinde, toplumun genel menfaatleri ile bireyin temel

haklarının korunması arasında adil bir denge gözetilmesi gerektiği düşüncesinden

hareketle, mülkün gerçek değeriyle orantılı makul bir tazminat ödenmediği

sürece, bir mülkten mahrum bırakılmanın genelde aşırı bir ihlal teşkil edeceği,

yasal faiz oranında gecikme faizi ödenmesinin yeterli olmadığı görüşü gerek

öğretide gerekse uygulamada ağırlık kazanmaya başlamıştır.

Bu bağlamda mülkiyete saygı hakkının

ihlalinin, mahkemelerin, kamulaştırmasız el atmaya maruz kalan kişiler lehine

hükmettikleri tazminat tutarının tayininde, yargılama süresi ile enflasyon arasındaki

etkileşim sonucu ortaya çıkan değer kaybını dikkate almalarına imkân sağlayan

yasal bir düzenlemenin olmayışından da kaynaklandığı, bu nedenle adil tatmin

taleplerinin karşılanması gerektiği hususu benimsenmeye başlanmıştır.

Tüm bu açıklamalar ışığında idare, kendisine

Anayasa tarafından tanınan olanak ve yetkileri yasaya uygun bir biçimde

kullanmaksızın taşınmaza el atarak kamulaştırma ilkelerine aykırı davranamaz.

Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkına getirilmiş anayasal bir sınırlama olmakla,

Dairemizce içtihat değişikliğine gidilerek, özü ve vardığı hukuki sonuç

itibariyle aynı nitelikler taşıyan kamulaştırmasız el atmaya ilişkin ilamlarda

hüküm altına alınan tazminatlara da Anayasanın 46/son maddesinde düzenlenmiş

olan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması

gerektiği sonucuna varılmıştır." (Aynı yönde diğer bir karar için bkz.

Yargıtay 12. HD., 26/10/2011, E.2011/5698, K.2011/20397)

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 18/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 20/12/2013 tarihli ve 2013/9404 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

28. Başvurucular, Ankara ili Çankaya ilçesi Topraklık mevkiinde

bulunan taşınmazları üzerine ilköğretim okulu yapılması nedeniyle açtıkları

kamulaştırmasız el atma tazminatı davasında ve uyuşmazlık konusu aynı taşınmaz

olan haksız işgal tazminatı davalarında hükmedilen tazminat bedellerinin hâlen

ödenmediğini ayrıca Mahkeme kararlarının kesinleşmesinden itibaren söz konusu

tazminat bedeline kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının

uygulanması gerektiğini belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşler ve maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

29. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde başvurucuların tarafı oldukları kamulaştırmasız el atma ve haksız

işgal tazminatı davalarında lehlerine hükmedilen

tazminat miktarlarının ödenmemesi ve Mahkeme kararlarının

kesinleşmesinden itibaren söz konusu tazminat bedeline kamu alacakları için

öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet haklarının

ihlal edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmıştır. Fakat başvurucular, Anayasa

Mahkemesine sundukları 6/7/2015 tarihli dilekçe ile borçlu idarenin 20/1/2014

ve 24/9/2014 tarihlerinde yaptığı ödemeler sonucu alacaklarının ödendiğini

beyan etmişlerdir. Bu nedenle başvurucuların lehlerine

hükmedilen tazminat miktarlarının ödenmediği şikâyetlerinin değerlendirilmesine

gerek görülmemiş, bununla birlikte Mahkeme kararlarının kesinleşmesinden

itibaren söz konusu tazminat bedeline kamu alacakları için öngörülen en yüksek

faiz oranının uygulanmadığı yönündeki şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali

iddiası başlığı altında incelenmiştir. Ayrıca başvurucuların lehlerine

hükmedilen tazminat bedellerinin geç ödenmesi nedeniyle mağduriyetlerinin söz

konusu olduğu şikâyetleri ise adil yargılanma hakkının ihlali iddiası başlığı

altında değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

30. Başvurucular, lehlerine tazminata hükmedilen Mahkeme kararlarının kesinleşmesinden itibaren

söz konusu tazminat bedellerine kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz

oranının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

31. Anayasa'nın 46. maddesindeki

düzenlemeye göre kamulaştırma bedeli nakden ve peşin olarak ödenmelidir. Ancak

tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân

projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların

korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenmesi

taksitlendirilebilmektedir. Kanun’un taksitle ödemeyi öngörebileceği bu

hâllerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde, devlet

alacaklarına uygulanan en yüksek faiz işletilebilir. Yargıtayın

istikrar kazanan içtihatlarına göre de Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen

faiz oranı ancak kesinleşip de ödenmeyen kamulaştırma bedelleri için

işletilebilir (Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E.2002/7971, K.2002/9752,

15/10/2002).

32. Kamulaştırmasız el atma

nedeniyle açılan tazminat davaları ise niteliği itibarıyla haksız fiilden

kaynaklanan davalar olduğundan dava tarihi ile kararın kesinleşme tarihi

arasında mahkemelerce hükmolunan tazminata yasal faiz uygulanmaktadır. Yargıtayın 2011 yılına kadar içtihadı da Anayasa'nın 46.

maddesinde düzenlenen devlet alacaklarına uygulanan en yüksek faizin sadece

kesinleşmiş kamulaştırma alacaklarında uygulanacağı yönündedir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:

2013/2511, 22/1/2015, § 61).

33. Ülkemizdeki kamulaştırmasız

el atma davalarında devlet alacaklarına uygulanan en yüksek faizin

uygulanmaması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından eleştirilmekle

birlikte (Sarıca ve Dilaver/Türkiye,

B. No: 11765/05, 27/5/2010, § 49; Ergen ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 35364/05, 7/12/2010) Yargıtay da bu

konudaki içtihadını 2011 yılından itibaren değiştirmiştir. Yargıtay 12. Hukuk

Dairesi, kamulaştırmasız el atma davası sonunda hükmedilen tazminatın icra

takibine konu edildiği ve ilamın kesinleşmesinden itibaren alacağa hangi faiz

oranının uygulanacağı hususunda İcra Hukuk Mahkemesinden temyiz yolu ile önüne

gelen bir uyuşmazlıkta, alacaklının icra takibi sürecinde tazminata hükmedilen

mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren alacağa, kamu alacaklarına

öngörülen en yüksek faizin uygulanması talebinin yerinde olduğunu kabul

etmiştir (bkz. § 26).

34. Bireysel başvuruya konu somut

olayda da Mahkeme tarafından hükmolunan kamulaştırmasız el atma tazminatı ve haksız

işgale dayalı tazminatlara dava tarihlerinden

itibaren yasal faiz uygulanmıştır. Başvurucuların

şikâyet ettiği husus ise dava tarihinden itibaren uygulanan faiz değil, Mahkeme

kararının kesinleşmesinden itibaren uygulanacak faizdir.

35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

37. Anayasa'nın 148.

maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale

neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir.

38. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır (Bayram Gök, B.

No: 2012/946, 26/3/2013, § 17).

39. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

genel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması esastır.

Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim

mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, § 18).

40. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sisteminde

düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Bayram Gök, §

19).

41. Somut başvuruya konu olayda

başvurucular, lehlerine tazminata hükmedilen Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi,

Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

kararlarının ardından Ankara 17., 3. ve 8. İcra Müdürlükleri nezdinde

27/12/2011, 27/6/2012 ve 29/4/2013 tarihlerinde icra takibi başlatmışlar;

alacaklarını ise 20/1/2014 ve 24/9/2014 tarihlerinde tahsil edebilmişlerdir.

Ancak başvurucular, icra takibi sürecinde alacaklarına Mahkeme kararlarının

kesinleşmesinden itibaren kamu alacaklarına öngörülen en yüksek faizin

uygulanması yönünde talepte bulunduklarına, taleplerinin reddedildiğine ya da

bu konuda bir uyuşmazlık çıkartıp bunu mahkemeler önüne taşıdıklarına dair

Anayasa Mahkemesine herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Oysa

başvurucuların, Yargıtayın 2011 yılından itibaren

değişen içtihadı göz önüne alındığında bireysel başvuruya konu ettikleri söz

konusu şikâyetlerini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli

mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip oldukları bilgi ve

kanıtlarını zamanında bu makamlara sunmaları gerekmektedir.

42. Açıklanan

nedenlerle bireysel başvurunun bu kısmına ilişkin ihlal iddialarının, başvuru yolları usulüne uygun şekilde

tüketilmeden başvuru yapıldığı anlaşıldığından diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

43. Başvurucuların

yargı kararları ile lehlerine hükmedilen tazminat bedellerinin geç ödendiği

şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için başka bir kabul

edilemezlik nedeni de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bu kısmının kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

44. Başvurucuların yargı kararlarının geç icra edilmesine

ilişkin şikâyetleri ayrı yargılama süreçlerinden oluştuğundan esasa yönelik

inceleme bu kapsamda yapılmıştır.

2. Esas Yönünden

a. Ankara 17. Asliye Hukuk

Mahkemesinde ve Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde Yürütülen Yargılamalar

Bakımından

45. Başvurucular, açtıkları tazminat davalarında lehlerine

hükmedilen tazminatları icra yoluyla takip ettiklerini ancak ödemelerin geç

yapıldığını belirterek (bkz. § 22) adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

46. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

47. Anayasa’nın 138. maddesinin 4. fıkrası şöyledir:

“Yasama ve yürütme

organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve

idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine

getirilmesini geciktiremez.”

48. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:

“İdare, kendi eylem ve

işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

49. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

50. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında,

ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

51. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü,

diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda

toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme,

haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma

hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada

bulunma hakkını değil; yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan

bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).

52. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı

organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak

da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan

maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı; kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde

yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

biridir. Bu bağlamda Anayasa’nın, yasama ve yürütme organları ile idarenin

mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarının

değiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138.

maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi

gerektiği açıktır (Mustafa Demirtaş,

B. No: 2013/2002, 30/12/2014, § 51).

53. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) adil

yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde kararların icrasından açıkça

bahsedilmediği için AİHM, mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı

kararlarının yerine getirilmesi hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından

biri olarak kabul etmektedir. AİHM’e göre mahkemeye

erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece

verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının

uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını

sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı

olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997, §

40). Bu çerçevede AİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının, lehine

karar verilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda

mahkemeye erişim hakkının bir anlam ifade etmeyeceğini, yargı kararının veya

hükmünün infaz edilmesinin 6. madde anlamında “dava”nın

tamamlayıcı unsuru olduğunu vurgulamaktadır (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34).

54. Zira davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukuka

uygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargı

kararlarına uymasını gerektirmektedir. İdareler yargı kararını uygulamayı

reddediyor veya ihmal ediyor, onu uygulamayı geciktiriyorsa bu durumda davada

taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı Sözleşme’nin 6.

maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık nedenini kaybedecektir. AİHM,

bu yorumuyla bir yargı yerine ulaşma hakkının teorik olarak bu hakkın

tanınmasını değil; aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına

yönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul etmektedir (Arman Mazman, B.

No: 2013/1752, 26/6/2014, § 60).

55. Anayasa’nın 138. maddesinde mahkeme kararlarına uyma, bu kararları

değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütme organları ile idare

makamları lehine herhangi bir istisna kuralına yer verilmemiştir. Yargı

kararlarının ilgili kamu otoritelerince zamanında yerine getirilmediği bir

devlette, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak ve özgürlükleri

tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün olmaz. Dolayısıyla devlet, yargı

kararlarının zamanında yerine getirilmesini sağlayarak bireyler aleyhine

oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu yolla bireylerin kamu

otoritelerine, hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumakla yükümlüdür.

Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir devlette, bireylerin kamu

otoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını koruma adına

vazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarının zamanında yerine

getirilmeyerek sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (Arman Mazman, § 61).

56. 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. maddenin on birinci

fıkrası, 9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el

atmalar nedeniyle mahkemelerce hükmedilen tazminatların tahsili amacıyla

idarelerin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği hükmünü içermektedir.

Kanun’da bu amaçla idarelerin bütçelerinden belli bir pay ayrılması ve

ödemelerin bu paylar üzerinden yapılması, ayrılan payın hükmedilen tazminat

miktarını karşılamaması hâlinde ödemelerin gelecek yıllara aktarılarak taksitle

ve eşit yapılması öngörülmüştür. Taksitlendirme hâlinde kanuni faiz ödenmesi de

kurala bağlanmıştır (AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012). Ancak bireyin

mülkiyet hakkına hukuka aykırı olarak müdahale eden idarenin, kesinleşen

mahkeme kararlarıyla hükmedilen alacakları veya tazminatları ödememekte ısrar

etmesi hâlinde yargı kararlarının yerine getirilmesi hakkı adil yargılanma hakkı

kapsamında ihlal edilmiş olur. Bu nedenle 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6.

maddenin on birinci fıkrası, kesinleşen mahkeme kararlarıyla hükmedilen alacak

veya tazminatları ödememe sebebi olamaz (Arman

Mazman, § 68).

57. Yargı kararlarının yerine getirilmesindeki gecikmenin

başvurucuların adil yargılanma haklarına bir müdahale olduğu kabul edilmekle

beraber kararların icrasında yaşanan gecikmenin hangi sürelere ulaştığında hak

ihlali sayılacağının; davanın konusu, konu bir alacağın veya tazminatın

ödenmesiyse alacak veya tazminatın mahiyeti, başvurucunun kararın icrasındaki

menfaati, yargı kararının icrasının başvurucu için önemi, ödeme ile sorumlu

idarenin bütçe imkânları ve ödeme konusundaki tutumu, alacak veya tazminatın

ödemenin gecikmesi nedeniyle değer kaybedip kaybetmediği, davanın kararın icra

safhasıyla beraber toplam süresi ile kararın icrasında geçen süre gibi

koşullara göre incelenmesi gerekir (Arman Mazman, § 66).

58. Başvurucular da yapılan

ödemenin maddi kayıplarını telafi etmediği yönünde bir iddiada bulunmamakla

birlikte kararın icrasından sonra şikâyetlerini, kararın geç icra edilmesi

nedeniyle mağduriyetlerinin oluştuğu şeklinde sürdürerek maddi tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

59. Başvuru konusu olayda idare, okul yapmak üzere başvuruculara

ait taşınmaza kamulaştırmasız el atmış olduğundan kamulaştırmasız el atma ve

haksız işgal tazminatı ödemek durumunda kalacağını bilecek durumdadır. Ayrıca

idarenin Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Ankara 15. Asliye Hukuk

Mahkemesinin kesinleşmiş kararları sonucu ödemek zorunda olduğu borcu konusunda

ise başvuruculara bir ödeme planı ve takvim de vermediği anlaşılmaktadır.

Ödenmesi gereken miktar, ödenmesini aşırı derecede zorlaştıracak bir miktar

değildir. Buna karşın idare, ödemeyi Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi

kararının 2/4/2012 tarihinde kesinleşmesinden itibaren yaklaşık 22 ay sonra

Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının 11/6/2012 tarihinde

kesinleşmesinden itibaren 19 ay sonra 20/1/2014 tarihinde yapmıştır.

60. Sonuç olarak yukarıda sayılan hususlar göz önünde

bulundurulduğunda başvuruya konu olayda, kamulaştırmasız olarak el atılan

taşınmaz nedeniyle tazminat ve aynı taşınmaz için haksız işgal tazminatı

ödenmesi yönünde kesinleşmiş yargı kararlarının üzerinden yaklaşık 22 ay ve 19

ay geçtikten sonra tazminat bedellerinin ödenmiş olmasının başvurucuların,

yargı kararlarının yerine getirilmesi haklarını ihlal ettiği kanaatine

ulaşılmıştır.

61. Açıklanan nedenlerle Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinde ve

Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde yürütülen yargılamalar bakımından

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

b. Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde

Yürütülen Yargılama Bakımından

62. Başvurucular, açtıkları haksız işgal tazminatı davasında

lehlerine hükmedilen tazminatları icra yoluyla takip ettiklerini ancak ödemenin

geç yapıldığını belirterek (bkz. § 22) adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

63. Başvurucuların, Mahkeme kararı ile lehlerine hükmedilen

tazminatların geç ödenmesi nedeniyle yaptıkları şikâyet Anayasanın 36. maddesi

bağlamında hak arama hürriyetinin kapsamı içinde değerlendirilmekle birlikte

yine Anayasanın 138. maddesinin dördüncü fıkrası hükmü ve 125. maddesinin son

fıkrası hükmü dikkate alındığında söz konusu şikâyetin, başvurucuların

korunmaya değer bir menfaatini ortaya koyduğu açıktır. Bununla birlikte AİHM de

mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının yerine getirilmesini

adil yargılanma hakkı kapsamına değerlendirmektedir (bkz. §§ 50-56).

64. O hâlde yargı kararlarının yerine getirilmesindeki

gecikmenin, başvurucuların adil yargılanma haklarına bir müdahale olduğu kabul

edilirken söz konusu gecikmenin başvurucuların haklarını ihlal eder boyuta

varmasında ödeme zamanının ve yargılama sürecinin somut koşullarının da dikkate

alınması gerekmektedir (bkz. § 57).

65. Başvurucular yapılan ödemenin

maddi kayıplarını telafi etmediği yönünde bir iddiada bulunmamakla birlikte

kararın icrasından sonra şikâyetlerini, kararın geç icra edilmesi nedeniyle

mağduriyetlerinin oluştuğu şeklinde sürdürerek maddi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

66. Başvuru konusu olayda idare, okul yapmak üzere başvuruculara

ait taşınmaza kamulaştırmasız el atmış; başvurucular da buna karşılık 19/7/2012

tarihinde Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları haksız işgal tazminatı

davasında idare aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir. Yapılan

yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi 25/3/2013 tarihli kararı ile toplam

2.799,20 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte

başvuruculara ödenmesine hükmetmiştir. Anılan karar Yargıtay 1. Hukuk

Dairesinin 16/12/2013 tarihli ilamı ile onanmış, karar düzeltme yoluna

başvurulmaması üzerine de aynı tarihte kesinleşmiştir. Başvuruculara söz konusu

tazminatın ödenmesi ise kesinleşme tarihinden 9 ay sonra, 24/9/2014 tarihinde

gerçekleştirilmiştir.

67. Sonuç olarak somut olayda haksız işgal tazminatı ödenmesi

yönünde kesinleşmiş yargı kararlarının üzerinden 9 ay geçtikten sonra tazminat

bedellerinin ödenmiş olması, söz konusu ödemenin faiz ve yargılama giderlerini

de kapsadığı göz önünde bulundurulduğunda başvurucuların adil yargılanma

haklarının ihlal edilmediği kanaatine ulaşılmıştır.

68. Açıklanan nedenlerle Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde

görülen yargılama bakımından başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma haklarının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

69. Başvurucular, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiğinin tespit edilmesi ile toplam 232.666,89 TL maddi tazminata

hükmedilmesini ve bu tazminata bireysel başvuru tarihinden itibaren kamu

alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanmasını talep

etmişlerdir.

70. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve

işlem niteliğinde karar verilemez.

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

71. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas

inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş ancak

yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

72. Başvuru

konusu olayda başvurucuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Bununla birlikte başvuruya konu olan Mahkeme kararları ile

kesinleşmiş tazminat miktarının başvuruculara ödendiği dikkate alındığında

başvurucuların da manevi tazminat talebi bulunmaması nedeniyle ihlalin tespiti

dışında sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken bir husus

bulunmadığı anlaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan nedenlerle;

A. Başvurucuların,

1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği şikâyetlerinin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargı kararının yerine getirilmemesi nedeniyle adil

yargılanma haklarının ihlal edildiği şikâyetlerinin KABUL EDİLEBİLİR olduğuna,

B. Başvurucuların,

1. Ankara 17. Asliye Hukuk

Mahkemesinde ve Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde yürütülen yargılamalar

bakımından Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. 4. Ankara 4. Asliye Hukuk

Mahkemesinde yürütülen yargılama bakımından Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma haklarının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Başvurucuların maddi tazminata

ilişkin taleplerinin REDDİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet

ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE,

18/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri NECİPOĞLU

Hasan Tahsin GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah PERDECİOĞLU

Başvurucular

:

1. Nejdet

SAKAOĞLU

2. Servet SAKAOĞLU

3. Nevzat SAKAOĞLU

4. Nejmi

SAKAOĞLU

5. Nahide

SAKAOĞLU

6. Sabahat TOVAÇ 7. Hüseyin Fazıl TOVAÇ 8. Adnan Remzi TOVAÇ 9. Ahmet Hilmi TOVAÇ 10. Hayri TOVAÇ 11. Murat TOVAÇ 12. Saim AYDOĞAN 13. Osman Naim AYDOĞAN 14. Zehra TATLAR 15. Fatma Sevgi BALTAN Vekilleri : Av. Mehmet Rıfat İNAL Av. Hayrettin KAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9404, 18 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 11765/05, 27/5/2010, § 49; Ergen ve
  12. C. Başvurucuların maddi tazminata
  13. D. 198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet
  14. Sakaoğlu
  15. Sakaoğlu
  16. Sakaoğlu
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9404
Tarih
18 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Afitap Salman Başvurusu (B. No: 2013/2105)
  • Salim Sayın Başvurusu (B. No: 2013/3382)
  • Gülbu Özgüler Başvurusu (B. No: 2013/7979)
  • Meral Eşkili Başvurusu (B. No: 2013/7586)
  • Zeki Bingöl Başvurusu (B. No: 2013/6576)
  • Fatih Özgüner Başvurusu (B. No: 2013/6358)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.