İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Salim Sayın Başvurusu (B. No: 2013/3382)

1. Başvuru, geçirilen kaza sonucu başvurucunun kopan parmaklarının

Başvuru No2013/3382Tarih4 Kasım 2015Okuma17 dk · 3.446 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Salim Sayın Başvurusu

Karar tarihi
4 Kasım 2015
Başvuru Numarası
2013/3382
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.446 kelime·17 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, geçirilen kaza sonucu başvurucunun kopan parmaklarının

tedavisi amacıyla sevk edildiği hastanede, zamanında müdahalede bulunulamadığı

gerekçesiyle özel bir hastanede yapılan tedavisi için ödediği meblağın devlet

tarafından karşılanması istemiyle açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle sağlık,

vücut bütünlüğü ve sosyal güvenlik haklarının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 16/5/2013 tarihinde Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 4/11/2015 tarihinde yapılan toplantıda,

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) tarafından 15/1/2014 tarihinde

başvuru hakkında Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 21/1/2014

tarihinde bildirilmiş olup başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı herhangi bir

beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle

şöyledir:

7. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sigortalısı olan ve 8/9/2009

tarihinde geçirdiği kaza sonucu motorlu testere ile sağ el iki parmağı kopan,

diğer parmaklarında ise kesikler oluşan başvurucu, önce Uşak Devlet Hastanesine

gitmiş; burada tedavisinin mümkün olmaması nedeniyle İzmir 9 Eylül Üniversitesi

Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilmiştir.

8. Saat 16.55’te Üniversite Hastanesine giriş yapan başvurucu,

ameliyat olabilmek için uzun süre beklediğini yetkililere belirterek kendi

isteğiyle bu hastaneden ayrılmış ve özel bir sağlık kuruluşuna başvurmuştur.

9. Özel sağlık kuruluşunda saat 19.00’da ameliyata alınan

başvurucunun sağ elinin 2. ve 5. parmaklarında replantasyon

(dikme), 3. parmağında ise tendon onarımı işlemi yapılmıştır.

10. Bu tedavi karşılığında başvurucu tarafından 15/9/2009 tarihli

fatura ile anılan kuruluşa 11.500 TL ödeme yapılmıştır. Faturaya, başvurucunun

sözleşmesiz hasta olduğu ve tedavi giderlerinin 2008 yılı SGK Sağlık Uygulama

Tebliği’ne (SUT) göre ödenmesinin uygun olmadığını belirten bir şerh

düşülmüştür.

11. Başvurucu, 17/9/2009 tarihinde SGK Uşak İl Müdürlüğüne müracaat

ederek tedavi gideri olarak ödediği meblağın tarafına geri ödenmesi talebinde

bulunmuştur.

12. Başvurucunun bu talebi, SGK’nın

tedavinin yapıldığı hastane ile anlaşmasının olmadığı gerekçesiyle

reddedilmiştir.

13. Başvurucu 7/12/2009 tarihinde özetle “geçirdiği kaza sonucu kopan parmaklarının tedavisi için acil olarak

Uşak Devlet Hastanesine müracaat ettiğini, bu hastanede tedavinin mümkün

olmaması nedeniyle İzmir 9 Eylül Üniversitesi Hastanesine sevk edildiğini,

burada da ameliyat sırası olduğunu ve acil işlem yapılamayacağının bildirilmesi

üzerine başka bir hastaneye sevkini istediğini, ancak acil giriş yapıldığından

sevk yapılamayacağının bildirildiğini, zaman yeterli olmadığından EMOT

Hastanesine başvurduğunu, burada ameliyat olduğunu ve hastaneye 11.500,00 TL

ödeme yaptığını, ödenmiş olan bu paranın SGK tarafından karşılanmasını

istediğini, ancak davalı kurumun bu ödeme talebini reddettiğini”

belirterek özel hastaneye ödemiş olduğu 11.500 TL’nin 15/9/2009 tarihinden

itibaren işleyecek faizi ile birlikte tarafına ödenmesi istemiyle Uşak İş

Mahkemesinde dava açmıştır.

14. Açılan davada davalı SGK vekili savunmasında özetle “davacının geçirdiği kaza sebebiyle parmaklarının

koptuğunu, tedavisini kurumla sözleşmesi olmayan EMOT Hastanesinde

yaptırdığını, oysa muayene ve tedavinin kurumun hizmet satın aldığı sağlık

kurumu ya da kuruluşlarında yaptırılmasının zorunlu olduğunu, davacının tüm

tedavi belgelerinin İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Alsancak SGK Merkezi

Müdürlüğüne gönderildiğini, ancak davacının tedavi gördüğü hastanenin

sözleşmesiz olmasından dolayı ödeme için gerekli olan tıbbi uygunluk

verilmediğini, olayın aciliyeti varsa ödemenin Sağlık

ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı yataklı tedavi kurumlarınca yapılacak

muayene, tetkik, müdahale, ameliyat ve tedavilere ait fiyat tarifesi üzerinden

hesaplanması gerektiğini” belirterek

davanın reddini talep etmiştir.

15. Dava kapsamında alınan bilirkişi raporunun ilgili kısmı

şöyledir:

“…

Mevcut uyuşmazlıkta

davacının kaza geçirdikten sonra kurum ile sözleşmesi bulunan Uşak Devlet

Hastanesine götürüldüğü anlaşılmaktadır.

Mikro el cerrahisinin

özel uzmanlık isteyen bir dal olması ve birçok devlet hastanesinde bu konuda

yetişmiş doktorun bulunmaması göz önüne alındığında Uşak Devlet Hastanesinin bu

tedaviyi yapmayarak hastayı sevk etmesi normal bir uygulamadır.

Davacının, meydana

gelen kaza sonrası sağ el 2., 3., ve 5. parmaklarında meydana gelen amputasyonun acil olarak tedavi edilmesi gerekir. Aksi

takdirde parmakların kaybedilmesi söz konusu olur. Nitekim devlet hastanesi

tedavi önermemiş, sevk gerçekleştirmiştir. Bu sebeple en yakın il olan İzmir’de

bulunan üniversite hastanesine gitmiştir. Burada tedavi yapılamamış ve özel

klinikte gerçekleştirilmiştir.

Davacının, bu

tedaviyi kurum ile sözleşmesi bulunan sağlık hizmeti sunucusunda yaptıramadığı,

bu nedenle sözleşmesi olmayan bir merkezde yaptırması nedeniyle SUT fiyatları

üzerinden tedavi masrafının tümünün ödenmesi gerekecektir.

SUT fiyatlarına göre

yapılan incelemede, SUT gereği fiyata dahil edilmesi mümkün olmayan basit sarf

malzemeleri dışlanmak üzere malzeme ve ilaç fiyatları aynen alınmış, diğer

işlemler ise SUT kodu belirtilmek üzere fiyatlandırılmıştır.

…”

16. Mahkemenin 2/11/2011 tarihli ve E.2009/877, K.2011/752 sayılı

kararıyla “5510 sayılı Kanun’un 73. maddesi

gereği acil haller dışında sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından kişilerce

satın alınan sağlık hizmeti bedellerinin kurumca ödenmeyeceği, ancak davacının

kopan parmaklarının dikilmesi için Uşak Devlet Hastanesinde ve İzmir 9 Eylül

Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavisinin yapılamaması sebebiyle acilen özel

hastaneye müracaat ettiği ve burada tedavisini gerçekleştirebildiği, bu durumda

davacı tarafından yapılan tedavi giderlerinin SUT gereği kurumdan tahsilinin

gerektiği” gerekçesiyle bilirkişi raporuyla tespit edilen 2.407,74

TL’nin kuruma müracaat tarihi olan 17/9/2009 tarihinden itibaren işleyecek

yasal faiziyle birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine karar

vermiştir.

17. Başvurucu tarafından temyiz edilen bu karar, Yargıtay 21. Hukuk

Dairesinin 2/4/2013 tarihli ve E.2012/1183, K.2013/6512 sayılı ilamıyla

onanmıştır.

18. Başvurucu anılan kararı 26/4/2013 tarihinde öğrendiğini

bildirmiş olup 16/5/2013 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı

bulunmadığı tespit edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

19. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Amaç”

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel

sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan

yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları

ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve

genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve

esasları düzenlemektir.”

20. 5510 sayılı Kanun’un “Finansmanı

sağlanan sağlık hizmetleri ve süresi” kenar başlıklı 63. maddesinin ilgili hükümleri şöyledir:

“Genel sağlık sigortalısının ve bakmakla

yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde

sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek

hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık

hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını

veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık

hizmetleri şunlardır:

…

b)

Kişilerin hastalanmaları halinde ayakta veya yatarak; hekim tarafından

yapılacak muayene, hekimin göreceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik

muayeneler, laboratuvar tetkik ve tahlilleri ile diğer tanı yöntemleri, konulan

teşhise dayalı olarak yapılacak tıbbî müdahale ve tedaviler, hasta takibi ve

rehabilitasyon hizmetleri, organ, doku ve kök hücre nakline ve hücre

tedavilerine yönelik sağlık hizmetleri, acil sağlık hizmetleri, ilgili

kanunları gereğince sağlık meslek mensubu sayılanların hekimlerin kararı

üzerine yapacakları tıbbî bakım ve tedaviler.

…”

21. 5510 sayılı Kanun’un “Sağlık

hizmetlerinin ödenecek bedellerinin belirlenmesi” kenar başlıklı 72. maddesinin ilgili

hükümleri şöyledir:

“65 inci madde gereği ödenecek gündelik, yol,

yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık

Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu yetkilidir. Komisyon, tıp eğitimini, hizmet

basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak

sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı

sınıflandırabilir. Komisyon, 63 üncü madde hükümlerine

göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini;

sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı

olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla

hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları,

maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak

suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkilidir.

…”

22. 5510 sayılı Kanun’un “Sağlık

hizmetlerinin sağlanma yöntemi ve sağlık giderlerinin ödenmesi”

kenar başlıklı 73. maddesinin ilgili hükümleri şöyledir:

“Bu Kanuna göre sağlık hizmetleri, Kurum ile

yurt içindeki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan

sözleşmeler yoluyla ve/veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak genel sağlık

sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sözleşmesiz sağlık hizmeti

sunucularından satın aldıkları sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle

sağlanır.

…

Acil haller dışında sözleşmesiz sağlık hizmeti

sunucularından kişilerce satın alınan sağlık hizmeti bedelleri Kurumca ödenmez.

Sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından acil

hallerde alınan sağlık hizmeti bedeli, 72 nci

madde gereği sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları için belirlenen bedeller esas

alınarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere fatura

karşılığı ödenir. Sözleşmeli ve sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları, acil

hallerde, sözleşmeli sağlık hizmetleri sunucuları ise Kurumun belirlediği

sağlık hizmetleri için genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu

kişilerden veya Kurumdan herhangi bir ilave ücret talep edemez.

…”

23. 2008 yılı -2009 yılında da uygulanan- Sosyal Güvenlik Kurumu

Sağlık Uygulama Tebliği’nin “Sözleşmesi

olmayan sağlık kurum veya kuruluşlarında acil tedavi bedellerinin ödenmesi” kenar başlıklı

5. maddesi şöyledir:

“(1) Acil haller; ani gelişen hastalık, kaza,

yaralanma ve benzeri durumlarda olayın meydana gelmesini takip eden ilk 24 saat

içinde tıbbi müdahale gerektiren durumlar ile ivedilikle tıbbi müdahale

yapılmadığı veya başka bir sağlık kuruluşuna nakli halinde hayatın ve/veya

sağlık bütünlüğünün kaybedilme riskinin doğacağı kabul edilen durumlardır. Bu

nedenle sağlanan sağlık hizmetleri acil sağlık hizmeti olarak kabul edilir.

(2) Kurum sağlık yardımlarından

yararlandırılan kişilerin sözleşmesiz sağlık kurum veya kuruluşuna acil haller

nedeniyle müracaatı sonucu oluşan sağlık giderleri; acil tıbbi müdahale

yapılmasını zorunlu kılan durumun müdahaleyi yapan hekim tarafından imzalanmış

bir belge ile belgelendirilmesi ve Kurumca kabul edilmesi şartıyla karşılanır.

Faturada refakatçi gideri belirtilmiş ise hekim tarafından düzenlenen refakatçi

kalınması gerektiğinin tıbben lüzum görüldüğünü ve refakatçi kalındığını

belirtir belge faturaya eklenecektir. 18 yaşını doldurmamış çocuklar için

refakatçi kalınmasının tıbben lüzum görülmesi şartı aranmaz.

(3) Bu madde kapsamında sözleşmesiz sağlık

kurum veya kuruluşlarındaki yatarak tedavileri Kurumca karşılanan kişiler için,

hekim veya diş hekimi tarafından düzenlenen refakatçi kalınması gerektiğinin

tıbben lüzum görüldüğünü belirtir belgeye dayanılarak, refakatçinin yatak ve

yemek giderleri bir kişi ile sınırlı olmak üzere Kurumca karşılanır. 18 yaşını

doldurmamış çocuklar için refakatçi kalınmasının tıbben lüzum görülmesi şartı

aranmaz.

(4) Sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları acil

hallerde kişilerden, Kurumun sağlık hizmetleri ve refakatçi için ödeyeceği

tutarlar dışında herhangi bir ücret talep edemez.

(5) Sözleşmesiz sağlık kurum ve

kuruluşlarınca, acil tedavilere ilişkin bilgilerin tıbbi açıdan kaydedilmesi ve

Kurumca gerek görüldüğünde ibraz edilmesi zorunludur.

(6) Sözleşmesiz sağlık kurum veya kuruluşları

tarafından genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere acil

hallerde sundukları sağlık hizmetleri ile refakatçi giderleri, SUT eki “Tanıya

Dayalı Ödeme Listesi” nde (EK–9) yer alması durumunda

bu liste fiyatları, yer almıyorsa hizmet başına ödeme yöntemi esas alınarak

kişilere fatura edilir. Kurumca yapılacak inceleme sonrasında belirlenen

tutarlar, fatura karşılığı kişilere ödenir.”

24. Başbakanlık tarafından 2008 yılında yayımlanan 2008/13 sayılı ve

Acil Sağlık Hizmetlerinin Sunumu konulu Genelge’nin ilgili kısmı şöyledir:

“…

Üniversitelere ait araştırma hastaneleri dahil

olmak üzere kamu ve özel tüm sağlık kurum ve kuruluşlarının, acil vakaların

kabulü, gerektiğinde başka bir sağlık kurumuna nakli ve tedavi masraflarının

karşılanması hususlarında aşağıdaki kurallara titizlikle uymaları

gerekmektedir:

…

( 7) Acil olarak sağlık kuruluşuna müracaat eden hastaların acil tıbbi

müdahale ve tedavileri yapılırken hiçbir surette tedavi masraflarının nasıl

karşılanacağı sorgulanmayacaktır. Hizmet bedelinin tahsili ile ilgili işlemler

acil müdahale sağlandıktan sonra yapılacaktır.

(8) Acil vakalarda acil sağlık hizmetinden

yararlananlardan sosyal güvencesi bulunan kişilerin hizmet bedeli ilgili sosyal

güvenlik kurumundan tahsil edilecek ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesinin yedinci

fıkrası gereğince hastadan ayrıca ücret farkı talep edilmeyecektir.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 4/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 16/5/2013 tarihli ve 2013/3382 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, geçirdiği kaza sonucu kopan parmaklarının tedavisi

için Uşak Devlet Hastanesine gittiğini, burada gerekli tedavinin yapılamaması

nedeniyle acilen sevk edildiği 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde

ameliyat sırası olduğu ve birkaç gün beklemesi gerekeceğinin bildirilmesi

nedeniyle SGK ile anlaşması olmayan özel bir hastaneye başvurmak zorunda

kaldığını, özel hastanede yapılan tedavisi sonucu şifa bulduğunu ancak yapmış

olduğu masrafların Sosyal Güvenlik Kurumunca tarafına geri ödenmediğini, bu nedenle

ekonomik yönden zarara uğradığını belirterek sağlık, vücut bütünlüğü ve sosyal

güvenlik haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tedavi sürecindeki

masrafları ile Derece Mahkemesinde yapılan yargılama sürecindeki masraflarının

karşılanması talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

27. Bakanlık görüşünde somut olayda Anayasa’nın 17. ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 8. maddeleri kapsamında devletin acil

hâllerde vücut bütünlüğünü koruma yükümlülüğünün sınırının belirlenmesi gerektiği

ifade edilmiştir.

28. Bakanlık görüşünde, 5510 sayılı Kanun’un 63. ve 73. maddelerinde

acil hâllerde bireylere yapılacak tıbbi tedaviden SGK’nın

sorumlu olduğu ve sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından acil hâllerde

alınan sağlık hizmeti bedelinin, 72. madde gereği sözleşmeli sağlık hizmeti

sunucuları için belirlenen bedeller esas alınarak genel sağlık sigortalısı ve

bakmakla yükümlü oldukları kişilere fatura karşılığı ödeneceğinin hükme

bağlandığı, bu nedenle acil hâllerde alınan sağlık hizmeti bedelinin,

sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları için belirlenen kıstaslara göre

karşılanacağına ilişkin hükmün ve İlk Derece Mahkemesinin bu hükmü

uygulamasının, devletin acil hâllerde bireyleri koruma yükümlülüğünün kapsamını

ne derece etkilediğinin belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucu, her ne kadar sosyal

güvenlik hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun

şikâyetlerinin özünün Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve

manevi varlığın korunması hakkıyla ilgili olduğu anlaşılmıştır.

30. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine

yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü

tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun esasının incelenmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

31. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin

birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller

dışında, kimsenin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve

tıbbi deneylere tabi tutulamaz.”

32. Anayasa’nın “Sağlık

hizmetleri ve çevrenin korunması” kenar başlıklı 56. maddesinin

üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları şöyledir:

“Devlet, herkesin hayatını,

beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde

tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini

gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet

vermesini düzenler.

Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki

sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine

getirir.

Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine

getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.”

33. Sözleşme’nin “Özel ve aile

hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“1. Herkes özel ve aile

hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.”

34. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

35. Anılan Anayasa ve Sözleşme hükümleri ile kişinin maddi ve manevi

varlığının bütünlüğü, gerek kamusal yetkilerle

donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerin müdahalelerine karşı güvence altına

alınmıştır. Bu çerçevede devletin, egemenlik alanında yaşayan ve kontrolü

altında bulunan kişilerin maddi ve manevi varlıklarına yönelen müdahaleleri

önleme, önlenememiş olan müdahalelere yönelik olarak da gerekli soruşturma,

kovuşturma, failleri tespit edip cezalandırma ve gerektiğinde bundan doğan

zararları etkili bir şekilde bizzat karşılama veya sorumlularına karşılatma

yükümlülüğü bulunmaktadır. Kişilerin vücut bütünlüğüne yapılan bir müdahaleden

doğan zararlara yönelik etkili bir tazminin sağlanamadığı ve bu çerçevede

devletin Anayasa’nın 17. maddesinden doğan koruma yükümlülüğünü yerine

getirmediği durumlarda, kişinin vücut bütünlüğünün korunduğundan söz edilemez (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 40).

36. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı esas olarak bireylerin maddi ve

manevi varlığına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî müdahalelerin

önlenmesidir. Devletin ayrıca vücut ve ruhsal bütünlüğe yönelik fiziksel ve

cinsel saldırılar, tıbbi müdahaleler, şeref ve itibarı etkileyen saldırılar

karşısında kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili olarak koruma ve maddi ve

manevi varlığına saygı gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123,

2/10/2013, § 32).

37. Kişilerin vücut ve ruhsal bütünlükleriyle ilgili konular, onlara

sağlanan tıbbi tedavi seçimindeki katılımları ve bu tedavilere olan rızaları

ile ilgili hususlar, Sözleşme’nin 8. maddesinin sınırları içerisinde yer

almaktadır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. İclal Karakoca ve Hüseyin Karakoca/Türkiye, B. No: 46156/11,

21/5/2013). Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kişilerin tedavi

masraflarına yeterli ölçüde destek sunulmadığına ilişkin iddialarını da

Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında incelemektedir (Pentiaciova ve diğerleri/Moldova, B. No: 14462/03,

4/1/2005). Bu çerçevede başvurucunun, gittiği kamu hastanelerinde kendisine

gerekli tıbbi tedavinin zamanında uygulanmaması neticesinde başvurduğu özel

hastaneye tedavi ücreti olarak ödediği meblağın devlet tarafından tazmin

edilmesi talebi, devletin vücut bütünlüğünü koruma konusundaki pozitif

yükümlülüğü çerçevesinde Anayasa’nın 17. ve Sözleşme’nin 8. maddelerinin ortak

koruma alanı kapsamında yer almaktadır.

38. Devletin vatandaşlarına sağlık hizmetlerini yeterli ölçüde

sağlayamaması durumunda vücut bütünlüğünü koruma konusundaki pozitif

yükümlülüğünü yerine getirmemesi söz konusu olabilecektir. Bu kapsamda devletin, gerek kamu hastanelerinde gerekse de özel

hastanelerde tedavi gören hastaların vücut bütünlüğünün güvence altına alınması

için yasal çerçevenin belirlenmesi ve belli koşullarda gerekli tedbirlerin

alınması konusunda pozitif bir yükümlülüğü vardır.

39. Bu çerçevede devlet, sağlık hizmeti sunma konusunda gerekli

düzenlemeleri yapsa bile bir hastanın tedavisi kapsamında sağlık çalışanlarının

yaptığı değerlendirme hatası veya sağlık çalışanları arasında koordinasyon

sağlanamaması gibi durumlar nedeniyle meydana gelen bedensel zararlardan da

sorumlu olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Genç/Türkiye, B. No: 24109/07, 27/1/2015 §

67).

40. Devletin bireylere sağlık hizmeti sunma konusundaki yükümlülüğü,

ülkenin sosyal ve ekonomik gerçekleriyle yakından ilgilidir. Bu nedenle devlet,

kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılabilmesi noktasında, kaynakların

tahsis edildiği alanlara ilişkin bazı sınırlamalar öngörebilir. Dolayısıyla

sağlık hizmeti sunma konusunda devletin pozitif yükümlülüğünün ekonomik

sınırları belirlenirken, devletin kamu kaynaklarını kullanma konusundaki takdir

hakkı ile tedavi ücretlerinin bireylere yüklediği ekonomik külfet arasında

makul bir denge kurulmalıdır.

41. Devletin vücut bütünlüğünü koruma konusundaki ödevi, sağlık hizmetlerinin

mutlak anlamda ücretsiz olarak sağlanacağı şeklinde yorumlanamaz. Bununla

birlikte Anayasa’nın 56. maddesi gereği devletin, sağlık hizmetlerini düzenleme

ve planlama konusunda üzerine yüklenen sorumluluk çerçevesinde oluşturulan

genel sağlık sigortası sistemi vasıtasıyla sağlık hizmetlerinin finansmanına

katılması yasayla öngörülebilir. Ancak bu durumda dahi kamu kaynaklarını

kullanma ve hangi kamu hizmetlerine öncelik tanınacağını belirleme konusunda

kamu otoritelerinin geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır.

42. Somut olayda kendisine acilen tıbbi müdahalede bulunulması

gerekli olan başvurucu, başvurduğu kamu hastanelerinde bu tedavinin

gerçekleştirilememesi nedeniyle gittiği özel bir hastanede tedavi sürecini

tamamlamasına bağlı olarak özel hastaneye ödediği bedelin tamamının devlet

tarafından karşılanması gerektiğini iddia etmektedir. Bu durumda başvuru konusu

olayda, acil durumlarda kamu hastaneleri veya SGK ile sözleşmesi bulunan sağlık

hizmeti sunucularınca sağlanan sağlık hizmetlerinden yararlanamayan bireylerin

SGK ile sözleşmesi bulunmayan bir sağlık hizmeti sunucusuna başvurmaları

hâlinde tedavi ücretinin karşılanması konusunda devlete düşen pozitif

yükümlülüğün sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir.

43. Başvurucunun kopan parmaklarının dikilmesini acil bir durum

olarak niteleyen Uşak İş Mahkemesi, başvurucunun SGK ile anlaşması bulunmayan

özel bir sağlık hizmeti sunucusuna ödediği 11.500 TL’nin 2.407,74 TL’lik

kısmının başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme, başvurucuya ödenmesi

gereken ücreti 5510 sayılı Kanun’un 73. maddesi uyarınca sözleşmeli sağlık

hizmeti sunucuları için belirlenen bedelleri ve SUT’ta

yer alan kıstasları esas alarak tespit etmiştir.

44. 5510 sayılı Kanun’un 73. maddesinde ve 2009 yılında yürürlükte

olan SUT’un 5. maddesinde, sözleşmesiz sağlık hizmeti

sunucularının acil hâllerde sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu

kişilerden veya SGK’dan herhangi bir ilave ücret

talep edemeyeceği açıkça düzenlenmiştir (bkz. §§ 22, 23). Anılan mevzuat

hükümleri, sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularının acil hâllerde sundukları

sağlık hizmeti için SUT’ta belirlenen tarifeler

üzerinden fatura düzenleyeceğini ve SGK tarafından yapılacak inceleme

sonrasında tedavi masraflarının fatura karşılığında kişilere ödeneceğini

öngörmektedir.

45. Devletin, yukarıda bahsedilen mevzuat hükümleri uyarınca

sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularına acil hâllerde gerek bireyler gerekse de

SGK tarafından ödenecek miktarı sınırlandırmış olması, kendisine acilen tıbbi

müdahalede bulunulması zorunlu olan bireylerin öngörülemez ve orantısız bir

ekonomik külfetle karşılaşmalarını engelleyici niteliktedir. Hatta böyle bir

sağlık hizmetinden yararlanan sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olduğu

bireylerin, sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularına acil hâllerde SUT’ta belirlenen tarifeler üzerinden ödedikleri ücretin

tamamı SGK tarafından fatura karşılığında bireylere geri ödenmektedir. Bu

nedenle devletin, acil ve zorlayıcı şartlar altında sözleşmesiz sağlık hizmeti

sunucularına başvuran bireyleri ekonomik anlamda karşılaşılabilecek aşırı bir

külfetten koruma konusunda gerekli mevzuat düzenlemelerini yaptığı

görülmektedir.

46. Tüm bu veriler ışığında 5510 sayılı Kanun’un 73. maddesi ve SUT’un 5. maddesi uyarınca sözleşmesiz sağlık hizmeti

sunucularının acil hâllerde sağladıkları tıbbi tedavi karşılığında SUT’ta belirlenen kıstaslara göre tespit edilecek ücretin

dışında herhangi bir ilave ücret talep edemeyeceklerine ilişkin açık hükümler

dikkate alındığında başvurucunun ileri sürdüğü mağduriyetin, devletin sağlık

hizmeti sunma konusundaki pozitif yükümlülüğüne ilişkin bir eksiklikten

kaynaklanmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvuru konusu olayda, başvurucu

tarafından fazladan ödendiği düşünülen tedavi ücretinin, sözleşmesiz sağlık

hizmeti sunucusunun mevzuata aykırı hareket etmesinden kaynaklanıp

kaynaklanmadığı, başvurucu tarafından söz konusu sözleşmesiz sağlık hizmeti

sunucusu aleyhine hukuk mahkemelerinde açılacak ayrı bir davada

tartışılabilecektir.

47. Sonuç olarak başvuru konusu olayda devletin, acil ve zorlayıcı

şartlar altında sözleşmesiz bir sağlık hizmeti sunucusuna başvuran başvurucunun

öngörülemez ve aşırı bir ekonomik zorlukla karşılaşmaması için gerekli mevzuat

düzenlemelerini yaptığı ve başvurucuya SUT’ta

belirlenen kıstaslar esas alınarak tespit edilen tedavi ücretini ödediği

dikkate alındığında başvurucunun vücut bütünlüğünü koruma konusundaki pozitif

yükümlülüğüne aykırı davrandığından bahsedilemeyecektir. Dolayısıyla

başvurucunun tedavi masrafları için fazladan ödediğini iddia ettiği yaklaşık

8.000 TL tutarındaki meblağın, başvurucu ile başvurucunun tedavisini sağlayan

sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucusu arasındaki hukuki ilişkiden kaynakladığı,

başvurucunun yaptığı ödemeye ilişkin devlete atfedilebilecek herhangi bir hak

ihlalinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.

48. Açıklanan nedenlerle başvurucunun

vücut bütünlüğünün korunması hakkına

yönelik bir ihlalin bulunmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

4/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Hasan Tahsin GÖKCAN Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Bülent ALTINSOY Başvurucu : Salim SAYIN Vekili : Av. Mesut AKKIŞLA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3382, 4 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3382
Tarih
4 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Gülbu Özgüler Başvurusu (B. No: 2013/7979)
  • Meral Eşkili Başvurusu (B. No: 2013/7586)
  • Zeki Bingöl Başvurusu (B. No: 2013/6576)
  • Fatih Özgüner Başvurusu (B. No: 2013/6358)
  • N. Ö. Başvurusu (B. No: 2014/19725)
  • Nusret Yumrutaş Başvurusu (B. No: 2013/6355)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.