İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Utku Kalı Başvurusu (B. No: 2013/6900)

1.

Başvuru No2013/6900Tarih18 Kasım 2015Okuma16 dk · 3.103 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Utku Kalı Başvurusu

Karar tarihi
18 Kasım 2015
Başvuru Numarası
2013/6900
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.103 kelime·16 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve itiraz merciince alınan savcılık

görüşünün tebliğ edilmemesi nedenleriyle Anayasa’nın 2., 19. ve 141.

maddelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru, 19/8/2013 tarihinde İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi aracılığıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 29/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanı tarafından 16/09/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir

örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar

verilmiştir.

5.

Bakanlık tarafından 6/10/2015 tarihinde, başvurucunun şikâyetlerine benzer

şikâyetlere ilişkin önceden yapılan başka başvurularda, incelemede göz önüne

alınacak kriterlere ilişkin görüş bildirildiğinden bu başvuru yönünden görüş

sunulmasına gerek duyulmadığı belirtilmiştir.

6.

Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının

bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8.

Hatay ili Reyhanlı ilçesinde 11/5/2013 tarihinde saat 13.40’ta iki ayrı bombalı

terör saldırısı düzenlenmiştir. Birkaç dakika arayla düzenlenen saldırılarda

elliden fazla kişi hayatını kaybetmiş, yüz elliye yakın kişi ise yaralanmıştır.

9.

Söz konusu terör saldırılarının ardından “Redhack”

isimli Türk hacker grubu tarafından 22/5/2013 tarihinde, anılan saldırılara

ilişkin olduğu iddia edilen bir kısım askerî yazışma, internet sitelerinde

yayımlanmıştır.

10.

Başvurucu, Amasya İl Jandarma Komutanlığında “jandarma ulaştırma er” olarak askerlik görevini yapmakta iken

anılan belgelerin yayımlanması olayıyla ilişkili olarak 23/5/2013 tarihinde

gözaltına alınmıştır.

11.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) 5'inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Askerî

Mahkemesinin (Sivas) 24/5/2013 tarihli ve E.2013/850, K.2013/67 sayılı kararı

ile başvurucunun “yasaklanan bilgileri temin ve yasaklanan bilgileri açıklama” suçundan tutuklanmasına karar

verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:

“... suçu işlediğine dair kuvvetli delillerin bulunması,

şüphelinin eyleminin birlik disiplinini ağır derecede ihlâl eden bir fiil

olması, isnat edilen suçun nitelik itibari ile kaçma şüphesini içermesi,

soruşturmanın henüz devam ediyor olması sebebiyle delilleri karartma şüphesinin

bulunması, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti de göz önünde

bulundurulduğunda 5530 sayılı kanunla değişik 353 SK.nun

71 nci maddesi 'Askeri

Disiplinin Korunması' cümlesi ve 5271 sayılı CMK. nun 100'ncü maddesi uyarınca şüphelinin üzerine atılı

suçlardan dolayı TUTUKLANMASINA”

12.

KKK 5'inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Askerî Mahkemesi, Askerî Savcılık

tarafından talepte bulunulması üzerine resen yaptığı inceleme sonucunda verdiği

21/6/2013 tarihli ve E.2013/942, K.2013/102 sayılı kararı ile başvurucunun

tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

13.

Başvurucu, 24/6/2013 tarihinde karara itiraz etmiş; KKK 2'inci Ordu Komutanlığı

Askerî Mahkemesinin (Malatya) 4/7/2013 tarihli ve K.2013/A-12-280 sayılı kararı

ile itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Mahkeme, itiraz incelemesi

sırasında Askerî Savcılık tarafından bildirilen “itirazın reddi” yönündeki yazılı görüşü başvurucuya tebliğ

etmemiştir.

14.

Başvurucu anılan kararı 19/7/2013 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.

15.

Başvurucu 19/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16.

KKK 5'inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Askerî Savcılığının 17/7/2013

tarihli ve E.2013/502 sayılı iddianamesi ile başvurucunun “devletin güvenliğine

ilişkin belgeleri temin etme ve devletin güvenliğine ve siyasal yararına

ilişkin belgeleri açıklama” suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması

istemiyle aynı yer Askerî Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

17.

İddianame ile başvurucuya yöneltilen suçlamalar şöyledir:

“Şüpheli J.Er Utku KALI’nın [başvurucu] görevli olduğu

Amasya İl Mrk. J. K.lığı

santralinde 21 Mayıs 2013 saat 13.20’de İl J.K.lığı

tarafından gönderilen ... bilgisayar numaralı ve J.İsthb.Bşk.lığınca

‘Devletin Güvenliği, iç ya da dış siyasal yararları bakımından ve niteliği

açısından gizli kalması gereken bilgilerden olduğu’ tespit edilen dört adet

‘gizli’ gizlilik dereceli mesajdan bir suret bilgisayar çıktısı alması

gerekirken iki suret bilgisayar çıktısı aldığı, almış olduğu bilgisayar

çıktılarından bir sureti hakkında yapılması gereken işlemleri yaparak dört adet

mesajı cezaevi karakol komutanı J.Kd.Bçvş. E.A.’ya teslim ettiği, elinde kalan diğer mesaj

suretlerinin üzerine ‘gizli’ ve ‘İvedi’ kaşeleri vurduktan bilirkişi raporu ile

şüpheli J.Er Utku KALI’ya

ait olduğu tespit edilen Iphone 4S marka cep

telefonunda kullanılan C.K.Z. adına kayıtlı ... numaralı hattan E.P.isimli sivil şahsa ait ... numaralı hattın 18:17:19 da

arayarak 13 saniye konuştuğu, 18:18:23’de tekrar arayarak 210 saniye görüştüğü,

elinde mevcut mesaj emirlerinin fotoğrafını Iphone 4S

marka cep telefonuyla Apple ürünleri için yakından kaliteli resim çekmek

amacıyla geliştirilmiş olan Camera Plus programı

vasıtasıyla18:53:58 ile 18:54:55 saatleri arasında çektiği ve E.P.’ye ait ... numaralı cep telefonu ile anlık iletişim ve

veri aktarma özelliği olan Whatsapp programı

vasıtasıyla iletişim kurduğu, telefon üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde;

bu iletişim kayıtlarında JPG uzantılı resim dosyalarına rastlanıldığı ve bu

resimlerin internetten yayınlanan resimler olduğunun tespit edildiği ...

anlaşılmıştır.”

18.

KKK 5'inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 15/08/2013

tarihli ve E.2013/870, K.2013/166 sayılı kararı ile görevsizlik kararı

verilerek dosya, Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesine (12/4/1991 tarihli ve 3713

sayılı mülga Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesi ile görevli)

gönderilmiştir.

19.

Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesince E.2013/43 sayılı dosya üzerinden yürütülen

yargılamada 11/11/2013 tarihli celsede başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.

20.

21/02/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile 3713 sayılı Kanun’un

10. maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine

dosya, Samsun Ağır Ceza Mahkemesinin 13/3/2014 tarihli ve E.2013/43, K.2014/13

sayılı kararı ile Amasya Ağır Ceza Mahkemesine E.2014/98 sayısı ile

devredilmiştir.

21.

Dava, inceleme tarihi itibarıyla İlk Derece Mahkemesinde derdesttir.

B. İlgili Hukuk

22.

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme”

kenar başlıklı 327. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları

bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin eden

kimseye üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.”

23.

5237 sayılı Kanun’un “Devletin güvenliğine

ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama” kenar başlıklı

329. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları

bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklayan

kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.”

24.

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama nedenleri” kenar başlıklı 100.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki

hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya

sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular

varsa.

b) Şüpheli veya

sanığın davranışları;

1. Delilleri yok

etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya

başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli

şüphe oluşturuyorsa.”

25.

25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü

Kanunu’nun “Tutuklama nedenleri”

kenar başlıklı 71. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların

bulunması durumunda Ceza Muhakemesi Kanununda belirtilen tutuklama

nedenlerinden birinin varlığı hâlinde veya askerî disiplinin korunması amacıyla

şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.”

26.

353 sayılı Kanun’un “Tutukluluk halinin

incelenmesi” kenar başlıklı 75. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre

içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının

gerekip gerekmeyeceği hususunda, askerî savcının istemi üzerine tutuklama

kararını veren askerî mahkeme tarafından 71 inci madde hükümleri göz önünde

bulundurularak karar verilir. Bu karar şüpheliye tebliğ olunur.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27.

Mahkemenin 18/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

19/8/2013 tarihli ve 2013/6900 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

28.

Başvurucu, tutukluluğun devamına ilişkin kararların maddi olgular ile hüküm

arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek olan hukuki gerekçeden yoksun

olduğunu, kanunda yer alan tabirlerin yazılması suretiyle tutukluluğun devam

ettirildiğini, soruşturmada kendisinin erişebileceği tüm deliller

toplandığından delillerin karartılması şüphesinin bulunmadığını, askerî

disiplinin korunması amacıyla uygulanan tutukluluğun tedbir niteliği ile

bağdaşmadığı gibi ölçülü de olmadığını, tutukluluğun devamı kararına karşı

yaptığı itirazın incelenmesinde itiraz merciince alınan savcılık görüşünün

kendisine tebliğ edilmediğini belirterek Anayasa’nın 2., 19. ve 141.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve hak ihlali

tespiti ile birlikte tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

29.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, tutukluluğun makul

süreyi aşmasına ve tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazı inceleyen

merciin, Savcılık görüşünü kendisine bildirmemesine yöneliktir. Bu nedenle

başvurunun Anayasa’nın 19. maddesi ile koruma altına alınan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

1. Adli Yardım Talebi Yönünden

30.

Ayrıntıları Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen adli

yardım talebinin değerlendirilmesine ilişkin ilkeler temelinde somut olayda,

başvuru tarihinde askerî ceza infaz kurumunda tutuklu olan başvurucunun, sosyal

güvenlik kapsamında bir geliri olduğuna ve adına kayıtlı aracı veya taşınmaz

malı olduğuna yönelik bir belgeye rastlanmamış olup geçimini önemli ölçüde zor

duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu, UYAP

üzerinden dosya arasına alınan Sosyal Güvenlik Kurumu sorgu kaydından

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun talepleri bu aşamada açıkça

dayanaktan yoksun olmadığından adli yardım talebinin kabulü gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. İtiraz Merciince Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediği

İddiası

31.

Başvurucu, tutukluluğun devamı kararına karşı yaptığı itirazın incelenmesinde

itiraz merciince alınan Savcılık görüşünün kendisine tebliğ edilmediğini ileri

sürmüştür.

32.

Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi,

kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna

aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir

yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”

33.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesinin (4) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Yakalama veya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan

herkes, tutulma işleminin yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar

verilmesi ve eğer tutulma yasaya aykırı ise, serbest bırakılması için bir

mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.”

34. Anayasa’nın

19. maddesinin sekizinci ve Sözleşme’nin 5. maddesinin (4) numaralı fıkraları,

her ne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye tutuklanmasının yasallığı

hakkında süratle karar verebilecek ve tutulması kanuni değilse salıverilmesine

hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Anılan Anayasa ve

Sözleşme hükümleri esas olarak tutukluluğun yasallığına ilişkin itiraz

başvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde yürütülmekte olan davalardaki tahliye

talepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarının incelenmesi açısından bir

güvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan,

B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 30).

35. 353

sayılı Kanun’un 75. maddesinde soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde

bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk

hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda askerî savcının istemi

üzerine tutuklama kararını veren askerî mahkeme tarafından tutuklama

nedenlerinin düzenlendiği 71. madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar

verileceği hükme bağlanmıştır.

36.

353 sayılı Kanun’un 75. maddesine göre yapılacak değerlendirme, resen

yapılmakta olup Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası ile hürriyeti

kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilme hakkı kapsamında

değerlendirilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan,

§ 32). Bu çerçevede resen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgili incelemeler

sonucunda verilen kararlar “konu bakımından” yetki kapsamı dışındadır (Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014,

§ 40). Bireysel başvuru kapsamında olmayan bu kararların usulüne dâhil alt

unsurlar da kararlarla aynı hukuki sonuca tabidir (Hüseyin Arasan, B. No: 2014/4246, 6/5/2015, § 56).

37. Açıklanan

nedenlerle başvurucunun, 353 sayılı Kanun’un 75. maddesine göre Mahkemece resen

yapılan inceleme ve 21/6/2013 tarihinde verilen tutukluluğun devamı kararına

yönelik yapılan itirazın incelemesi neticesinde KKK 2'inci Ordu Komutanlığı

Askerî Mahkemesince 4/7/2013 tarihinde alınan Savcılık görüşünün kendisine

tebliğ edilmediği yönündeki iddiasının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığı İddiası

38.

Başvurucu, tutukluluğun devamına ilişkin kararların hukuki gerekçeden yoksun

olduğunu ve kanunda yer alan tabirlerin yazılması suretiyle tutukluluğun devam

ettirildiğini, delillerin karartılması şüphesinin bulunmadığını, tutukluluğun

ölçülü olmadığını ileri sürmüştür. Başvurucunun anılan şikâyetlerinin,

tutukluluk süresinin makul olup olmadığı yönünden incelenmesi gerekmektedir.

39.

Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve

güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak belirlendikten sonra Anayasa’nın

ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

40.

Anayasa'da yer alan kurallara benzer şekilde Sözleşme’nin 5. maddesinin (1)

numaralı fıkrasında herkesin özgürlük ve güvenlik hakkına sahip olduğu, anılan

fıkranın (a) ve (f) bentlerinde belirtilen hâller dışında ve yasanın öngördüğü

usule uygun olmadan hiç kimsenin özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı

belirtilmiştir (Mehmet İlker Başbuğ, B.

No: 2014/912, 6/3/2014, § 42).

41.

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında suçluluğu hakkında kuvvetli

belirti bulunan kişilerin; ancak kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya

değiştirilmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla tutuklanabilecekleri

hükme bağlanmıştır (Mustafa Ali Balbay,

B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

42.

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

43. Anayasa'nın

19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan

kişilerin, yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya

kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence

altına alınmıştır (Murat Narman, §

60).

44.

Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun genel bir ilke çerçevesinde

değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu

sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa'nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha

ağır basan somut bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (Murat Narman, § 61).

45.

Bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece

mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini

etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest

bırakılma taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konması

gerekir (Murat Narman, § 62).

46.

Tutuklama tedbirine, kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının

yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini

önlemek maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki tutuklama nedenleri belli bir

süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre

geçtikten sonra uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam

ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler

”ilgili” ve ”yeterli” görüldüğü takdirde yargılama sürecinin özenli

yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize

suçlara ilişkin olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler; sürecin

işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu

unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda

bir sonuca ulaşılabilir (Murat Narman, §

63).

47.

Dolayısıyla Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip

edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak serbest bırakılma taleplerine

ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler

tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler

çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne

alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç

işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği

sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul

edilmesi gerekir (Murat Narman, §§

64, 65).

48. Bir

kişinin gerekçeden tamamen yoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve

tutukluluğunun uzatılması kabul edilemez. Bununla beraber tutukluluğu meşru

kılan gerekçeler gösterilerek bir zanlı ya da sanığın tutuklanmasının keyfî

olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak aşırı derecede kısa gerekçelerle ve

hiçbir yasal hüküm gösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da tutukluluğu devam

ettirmek bu çerçevede değerlendirilmemelidir. Öte yandan itiraz veya temyiz

merciinin, itiraz veya temyiz incelemesine konu mahkeme kararına ve bu

karardaki gerekçelere katıldığı durumlarda buna ilişkin kararını ayrıntılı

olarak gerekçelendirmemesi, kural olarak gerekçeli karar hakkına aykırılık

teşkil etmez (Hanefi Avcı, §§ 70,

71).

49.

Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez

yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı

durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin

serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman, § 66).

50.

Somut olayda soruşturma aşamasında KKK 5’inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı

Askerî Mahkemesinin 21/6/2013 tarihli kararında “şüpheli hakkında kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu soruşturmanın devam

ediyor olması tüm delillerin henüz toplanamamış olması nedeniyle delilleri

karartma şüphesinin devam ediyor olması, tutuklulukta geçen sürenin üzerine

atılı suçun kanunda belirlenen cezası ile orantılı olması”

gerekçesiyle başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.

Başvurucunun tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazı, KKK 2’inci Ordu

Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 4/7/2013 tarihli kararı ile “şüphelinin atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç

şüphesinin bulunması, üzerine atılı cezanın alt üst sınırları, kaçma şüphesinin

bulunması, tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak”

reddedilmiştir.

51.

Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama aşamasında başvurucunun 21/10/2013

tarihli ilk celsede yapmış olduğu tahliye talebini “sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösterir somut olguların mevcudiyeti, (güvenlik kamera kayıtları,

soruştu(r)ma aşamasında dinlenen tanık beyanları,

iletişimin tes(p)itini içeren kayıtlar, sanığa ait

telefon üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapor, bilirkişi raporları)

sanığın tutuklu kaldığı süre, iddiaya göre sanık hakkında hükmolunabilecek

cezanın üst sınırı, savunmasının tespit edilmemesi ve dosya içeriğine göre

kaçma şüphesinin mevcudiyeti ve buna göre de tutuklama nedeninin varlığı kabul

edilerek, tutuklama yasağı bulunmaması ve adli kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağı” gerekçesiyle reddetmiştir.

52.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler; ancak kaçmalarını,

delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar

gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde

tutulabilirler. Bu şartların tutukluluk süresince devam ediyor olması,

tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından olmazsa olmaz

bir koşul olmakla birlikte bu durumun devam edip etmediğinin ilgili ve yeterli

gerekçelerle ortaya konulması ve yürütülen işlemlerde gerekli özenin

gösterilmesi gerekir (Burhan İsmailoğlu,

B. No: 2012/349, 25/6/2014, § 37).

53.

Somut olayda başvurucu, 23/5/2013 tarihinde gözaltına alınmış; 24/5/2013

tarihinde tutuklanmış ve İlk Derece Mahkemesince 11/11/2013 tarihinde tahliye

edilmiştir. Buna göre başvurucunun özgürlüğünden yoksun kaldığı süre 5 ay 18

gündür.

54.

Dava dosyasının incelenmesi neticesinde Derece Mahkemelerince “güvenlik kamera kayıtları, tanık beyanları,

iletişimin tespiti kayıtları, sanığa ait telefon üzerinde yapılan inceleme

sonucu düzenlenen rapor ve bilirkişi raporları” gibi delillere

istinaden kuvvetli suç şüphesi altında bulunduğu kabul edilen başvurucu

hakkında verilen tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde; genel olarak

suçun niteliğine, delillerin karartması ihtimaline, kaçma şüphesinin

bulunmasına ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacak olmasına değinildiği

görülmektedir. Başvurucu hakkında askerlik görevi nedeniyle erişim sağladığı ve

devletin güvenliği, iç ya da dış siyasal yararları bakımından ve niteliği

açısından gizli kalması gereken bilgileri içeren bir kısım belgeyi temin ederek

bu belgeleri iletişim kurduğu bazı kişiler aracılığıyla internet ortamında

paylaştığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Başvurucu yargılama aşamasında

savunmasının alındığı 11/11/2013 tarihli ikinci celsede tahliye edilmiştir.

Mahkemelerce somut delillere dayalı olarak kuvvetli suç şüphesi altında

bulunduğu kabul edilen başvurucu hakkında verilen tutukluğun devamına ilişkin

kararların gerekçeleri, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın

meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içeriktedir. Somut olaydaki tutukluluk

hâlinin devamına ilişkin bu gerekçeler, 5 ayı aşan tutukluluk süresi yönünden

ilgili ve yeterlidir. İlgili ve yeterli gerekçelere dayanılarak başvurucunun

özgürlüğünden yoksun bırakıldığı dikkate alındığında tutukluluk süresinin makul

olduğu görülmektedir.

55.

Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına

ilişkin olarak bir ihlâlin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olunması nedeniyle adli yardım

talebinin KABULÜNE,

B.

1. İtiraz merciince alınan Savcılık görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik,

2.

Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C.

Yargılama giderlerinin tahsilinin başvurucunun mağduriyetine neden olacağı

anlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun

339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun yargılama

giderlerini ödemekten muaf tutulmasına

18/11/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Nuri NECİPOĞLU Hasan Tahsin GÖKCAN Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Aydın ŞİMŞEK Başvurucu : Utku KALI Vekili : Av. Ceren KALI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6900, 18 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Kaleli
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6900
Tarih
18 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Nejdet Sakaoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9404)
  • Afitap Salman Başvurusu (B. No: 2013/2105)
  • Salim Sayın Başvurusu (B. No: 2013/3382)
  • Gülbu Özgüler Başvurusu (B. No: 2013/7979)
  • Meral Eşkili Başvurusu (B. No: 2013/7586)
  • Zeki Bingöl Başvurusu (B. No: 2013/6576)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.