İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özkan Kart Başvurusu (B. No: 2016/2251)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2016/2251Tarih12 Haziran 2019Okuma11 dk · 2.235 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Özkan Kart Başvurusu (3)

Karar tarihi
12 Haziran 2019
Başvuru Numarası
2016/2251
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.235 kelime·11 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucunun göndermek istediği mektubun sakıncalı bulunarak muhatabına

gönderilmemesine karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/1/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle Sincan 2 No.lu F Tipi

Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü olarak

bulunan başvurucu, T.B. isimli kişiye iki sayfalık bir mektup göndermek

istemiştir.

10. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu)

10/11/2015 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla mektubun imha

edilmesine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde; mektubun tamamında devlet

büyüklerine hakaret ve itham içerikli ifadelerin bulunması nedeniyle Ceza İnfaz

Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) 4. maddesine göre mektubun

sakıncalı olduğu belirtilmiştir.

11. Başvurucu tarafından Disiplin Kurulu kararına karşı Ankara

Batı İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan şikâyet 25/11/2015 tarihli

kararla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde; mektubun tamamında Türkiye

siyasetine ve devlet büyüklerine hakaret içeren söylemlerin mevcut olduğu

belirtilerek mektubun mevzuatta belirtilen infazın temel amaçlarına aykırı

olduğu, ayrıca 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre sakıncalı

olduğu değerlendirilmiştir.

12. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı

Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz 15/12/2015 tarihli kararla

reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, itirazın dayanağını oluşturan İnfaz

Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğuna ilişkin değerlendirmeye yer

verilmiştir.

13. Nihai karar 21/12/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu 20/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü ve

tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektupların denetlenmesine

dayanak oluşturan mevzuata yer vermiştir (Ahmet

Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 12/6/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

17. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

18. Başvurucu; göndermek istediği mektuba el konulmasına dayanak

olan mevzuatın ifade özgürlüğünü kısıtlayacak şekilde uygulandığını,

itirazlarının gerekçesiz olarak reddedildiğini, ayrıca mektubun hangi kısımlarının

sakıncalı bulunduğuna dair açık ve somut değerlendirmeler yapılmadığını ifade

etmiştir. Bu nedenlerle dış dünya ile tek bağlantısı olduğu gözönünde

bulundurulmadan mektubun imhası suretiyle ifade özgürlüğü ile haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde, Disiplin Kurulu tarafından mevzuata göre

işlem yapılarak ülkemiz siyasetine ve devlet büyüklerine hakaret içeren

ifadeler nedeniyle mektubun imha edilmesine karar verildiği belirtilmiştir.

İnfaz Hâkimliğince de kullanılan takdir hakkının usul ve yasaya uygun olduğu

değerlendirilerek itirazın reddedildiği ifade edilmiştir. Dolayısıyla itirazın

reddine ilişkin karardaki tespit ve sonuçların kanunun uygulanması niteliğinde

olduğu ve bu anlamda Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder

nitelikte olmadığı veya varılan tespit ve sonuçların açık bir keyfîlik içermediği belirtilmiştir.

20. Başvurucu vekili Bakanlık görüşüne karşı beyanında mektubun tamamında Türkiye siyasetine ve devlet

büyüklerine dair hakaret ve itham içeren söylemlerin mevcut olduğu

nitelemesinin başlı başına keyfîlik içerdiğini

belirtmiştir. Diğer taraftan başvuruya konu mektuba yönelik müdahale sonucunda

başvurucunun ülke gündemine ilişkin politik konularda eleştirme ve kınama gibi

yollarla açıklama yapma ve dış dünya ile irtibat kurarak kamusal bir tartışmaya

dâhil olma hakkının engellendiği vurgulanmıştır.

2. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek

istediği mektubun sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme

hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,

20/5/2015, § 22; Akif İpek, B.

No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan

Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,

§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum

bulunmamaktadır.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

23. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

"Haberleşme hürriyeti"

kenar başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, haberleşme

hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz...

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

24. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (aynı kararda bkz. §§ 28-34) kararında hükümlü ve tutukluların

gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgili

kurulları tarafından yapılan müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir.

Buna göre haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahale öncelikle kanunla

öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir,

yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından

öngörülebilir olması gerekir. İkinci olarak söz konusu müdahale meşru bir amaca

dayanmalı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmalıdır.

25. Disiplin Kurulu, başvurucunun gönderdiği mektubun sakıncalı

olduğunu değerlendirerek elkonulmasına karar

vermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun

haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.

26. Anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç

taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine

aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).

27. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (aynı kararda bkz. §§ 37-46) kararında, somut olayda da

uygulanan 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin hükümlülerin ceza infaz

kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni

dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespitini

yapmıştır. Öte yandan haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22.

maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak

yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla

mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları

kanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve

bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça

düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda

ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:

2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).

28. Somut olayda Disiplin Kurulunca mektubun alıkonulma sebebi

olarak mektubun tamamında devlet büyüklerine hakaret ve itham içerikli, infazın

temel amaçlarına aykırı ifadeler olması gösterilmiştir. İnfaz Hâkimliği bu

husus yanında mektubun 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı

fıkrasına göre sakıncalı olduğunu belirtmiştir. İlgili Kanun maddesinde “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren,

görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç

örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları

paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup,

faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından

yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda başvurucunun

mektubunun denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin

kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile ceza infaz

kurumlarında asayiş ve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da

Anayasa'nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası

kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 47-51).

29. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (aynı kararda bkz. §§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların

gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının

ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer

verilmiştir. Buna göre demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli,

sınırlamada öngörülen meşru amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık

bulunmamalı, sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve

özgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasına

özen gösterilmelidir.

30. Ayrıca mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında

bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli

araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde

bulundurarak ceza infaz kurumu yetkilileri, dış dünya ile yeterli bir iletişim

sürdürmelerinde mahkûmlara yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği

sunmalıdır (Musa Kaya (2), B. No:

2013/2351, 16/9/2015, § 66).

31. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabul

edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahip

oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu

kapsamda mektubun tamamında ya da mektup içeriğinin bir kısmında yer alan

ifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilen sebeplerden en az

birini içermesi, özellikle ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından da

yeterli düzeyde gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla somut olayda da

mektubun içeriğindeki hangi sözlerin neden sakıncalı olduğu gerekçede

gösterilmek zorundadır.

32. Başvuru konusu mektubun muhatabının başvurucunun Ceza İnfaz

Kurumu dışındaki bir arkadaşı olduğu görülmektedir. Başvurucunun yazdığı

mektubun ilk bölümünde politikadan uzak durulmaması gerektiğini, iyi

politikanın yaşamı güzelleştireceğini ve yaşama huzur getireceğini, insanlar

arasındaki kutuplaşmanın nedeninin kötü siyaset olduğunu ve bunun marjinal

kesimlerin işine yaradığını belirtmek suretiyle siyasi eğilimi doğrultusunda

kendisine yakın gördüğü ve desteklediği anlaşılan siyasi parti dışındaki diğer

bir kısım partinin yürüttüğü politika ve yönetim anlayışına karşı eleştirilerde

bulunduğu, iyi politikaya alan açılarak kötülüklerin önlenebileceğini ifade ettiği

görülmektedir. Mektubun ikinci bölümünde başvurucunun bilgi birikimi, siyasi

düşünce ve dünya görüşüne göre tarihsel analiz ve yorumlarda bulunduğu, kendine

göre güncel olaylar ile tarihsel olaylar arasında benzerlikler kurarak

muhatabına bu konularda yazılar yazmasını tavsiye etmektedir. Mektubun son

bölümünde ise iyi politika ve demokrasiyi kendisinin desteklediği siyasi

partinin başarısı ile özdeşleştirdiği, seçimlerde başarısızlık hâlinde iç savaş

ihtimalinden söz ederek adını verdiği iki yazarın tezleri ile de bu sonuca

ulaşılabileceğine dair görüşlere yer verdiği anlaşılmaktadır.

33. Somut olayda mektubun alıkonulmasına yönelik Disiplin Kurulu

kararında, başvuruya konu iki sayfalık mektup içeriğinde yer alan hangi

sözlerin muhatabına ulaştırılmasının ne suretle sakıncalı olduğu açıklanmadan

soyut ve genel bir şekilde mektubun tamamında devlet büyüklerine hakaret ve

itham içerikli ifadeler olduğu belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği de farklı bir

gerekçe sunmadan Disiplin Kurulu kararını destekler şekilde Türkiye siyasetine

ve devlet büyüklerine hakaret içeren söylemlerin mevcut olduğunu vurgulamakla

yetinmiştir.

34. Başvurucunun politika ve siyaset üzerine birtakım

görüşlerini paylaşmak ve tavsiyelerde bulunmak amacıyla arkadaşına iletmek

istediği mektubundaki söylemlerin bir kısmının veyahut tamamının gerçeğe uygun

olmadığı ya da siyasi görüşü doğrultusunda ileri sürdüğü fikir ve eleştirilerin

rahatsız edici olduğu kabul edilse dahi sakıncalı olduğuna ilişkin somut

tespitlere dayalı yeterli bir gerekçenin ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca söz konusu mektupta söylemlerin bir kısmının sakıncalı görülmesi hâlinde

dahi sadece sakıncalı görülen ifadelerin karalanarak mektubun gönderilmesi

şeklinde özenli ve esnek bir yaklaşımın da -hangi sözlerin sakıncalı olduğu

açıklanmadan mektubun tamamının imhasına karar verilerek- sergilenmediği

görülmektedir. Başka bir ifade ile mektubun demokratik toplumun ölçütü olan

çoğulculuk, hoşgörü, açık fikirlilik ve tolerans temelinde yorumlanmak

suretiyle müdahalenin ölçülü olduğunun, acil bir toplumsal ihtiyaçtan

kaynaklandığının ve/veya haberleşme hakkının kötüye kullanıldığının ikna edici

olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmediği sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde

güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

37. Başvurucu, ihlalin tespiti ve ihlalin giderilmesi ile 5.000

TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

38. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

39. Başvuruya konu mektubun yazıldığı tarihten itibaren aradan

uzunca bir süre geçtiği gözönüne alındığında yeniden

yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmamaktadır.

40. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi sebebiyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya takdiren net 2.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

41. 2.475 TL vekâlet ücretinin başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

42. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

gözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Ankara Batı 1. İnfaz

Hâkimliğine ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Ankara Batı 1.

İnfaz Hâkimliğine (E.2015/5137, K.2015/5133) ve ihlalin sonuçlarının

giderilmesi için Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/6/2019 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan

SEVTEKİN

Başvurucu

:

Özkan KART

Vekili

:

Av. Sinem

COŞKUN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/2251, 12 Haziran 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adli Yardım Talebi
  9. B. Haberleşme
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  13. E. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. Gökcan
  16. Özgüldür
  17. Hakyemez
  18. Sevtekin
  19. Coşkun
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/2251
Tarih
12 Haziran 2019

İlgili Kararlar

  • Cihan Tandoğan Başvurusu (B. No: 2015/8604)
  • Ö.f.i. Başvurusu (B. No: 2016/574)
  • Barış Öztürk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/39842)
  • Abuzer Uzun Başvurusu (B. No: 2016/61250)
  • Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.a.ş. Başvurusu (B. No: 2017/28966)
  • M.a. Başvurusu (B. No: 2016/442)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.