İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Pirfani Şahin Başvurusu (B. No: 2014/5755)

1. Başvuru, mahkemeye sunulan dilekçede davanın karşı tarafına

Başvuru No2014/5755Tarih14 Kasım 2018Okuma15 dk · 3.080 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Pirfani Şahin Başvurusu

Karar tarihi
14 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2014/5755
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.080 kelime·15 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mahkemeye sunulan dilekçede davanın karşı tarafına

yönelik sözlerden dolayı cezalandırılmanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu ve oğlu M.Ş. olayların meydana geldiği tarihte

Ankara'da TEKEL bayisi işletmektedir.

10. İlçe Belediye Başkanlığı tarafından TEKEL bayisine yapılan

denetim esnasında başvurucunun oğlu M.Ş.ye hakaret ederek ellerindeki sopalarla

vurup M.Ş.yi yaraladıkları iddiasıyla iki zabıta

memuru hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca kasten yaralama ve hakaret

suçlarından 4/3/2009 tarihinde kamu davası açılmıştır.

11. Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama

sonunda sanıkların atılı suçlardan cezalandırılmalarına karar verilmiş ve hüküm

14/2/2013 tarihinde onanmıştır.

12. Başvurucu bireysel başvuru formunda, oğlu M.Ş.nin zabıta memurları tarafından hakarete uğramasının ve

dövülmesinin sebebi olarak M.Ş. ile İlçe Belediye Başkanı'nın (Belediye

Başkanı) arasında yaşanan bir münakaşayı göstermiştir. Başvurucu, oğlu M.Ş.nin işyerinde satmak üzere mal almak için bir marketten

alışveriş yaptığı esnada Başkan ile karşılaştığını, Belediye Başkanı'nın

M.Ş.ye; "M., o içkileri taşıyın taşıyın az kaldı şeriat gelecek bu işler bitecek ondan

sonra ne yapacaksınız?" dediğini, M.Ş.nin

de "Şeriat gelirse hurma ile zemzem

suyu satarım." şeklinde cevap verdiğini iddia etmiştir.

Başvurucuya göre bu cevabı hazmedemeyen Başkan, emrindeki zabıta memurlarını

görevlendirmiş ve oğlu M.Ş.yi dövdürtmüştür.

13. Söz konusu olay basında oldukça geniş yer bulmuştur. 2008

yılında meydana gelen olaya ilişkin olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)

İnsan Hakları İnceleme Komisyonunun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı

suç duyurusundan Belediye Başkanı'nın bağlı olduğu partinin yetkililerince

yapılan açıklamalara, Belediye Başkanı'nın ve başvurucunun beyanlarından

yaşananların Belediye Başkanı'nın siyasi kariyerine etkisine ve Amerika

Birleşik Devletleri'nin (ABD) olaya gösterdiği ilgiye kadar oldukça geniş

yelpazede haber yapıldığı görülmektedir. Habere ilişkin bazı gazetelerin

manşetleri şöyledir:

i. Sözcü gazetesi "Başkan

...'nın icraatları İran'ı aratmıyor",

"Eli sopalı zabıtanın teröristten farkı

ne"

ii. Sabah gazetesi "Şehir

Eşkiyaları"

iii. Posta gazetesi, "Yine

zabıta terörü","...'ya

göre zabıtanın içki dayağı komplo"

iv. Cumhuriyet gazetesi "Mahalle

değil belediye baskısı var"

v. Hürriyet gazetesi "Dayağın

öteki yüzü", "Mr.

Colins İz Peşinde".

14. Belediye Başkanı "İçkileri

taşıyın taşıyın az kaldı şeriat gelecek bu işler

bitecek ondan sonra ne yapacaksınız?" şeklinde bir söz

söylemediğini, başvurucunun basına gerçek dışı demeç vererek kendisine iftira

attığını ileri sürmüş ve başvurucu ile oğlu M.Ş. hakkında suç duyurusunda

bulunmuştur.

15. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu ve oğlu

M.Ş. hakkında 18/2/2009 tarihinde iftira suçundan kamu davası açılmış, Ankara

21. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda başvurucu ve oğlu M.Ş.nin beraatine karar

verilmiştir. Mahkeme; sanık savunmaları ile bunları destekleyen yeminli tanık

beyanlarını, başvurucunun oğlu M.Ş. ile Belediye Başkanı'nın görüştüklerine

ilişkin kamera kaydını, Belediye görevlilerinin başvurucunun işyerine gidip

kural dışı davranmak suretiyle sanıkları bezdirmeye çalışmaları gibi hususları gözönünde bulundurarak dava konusu sözlerin iftira suçunun

oluşmasına yetmediği kanaatine varmıştır. Anılan karar Yargıtay 9. Ceza Dairesi

tarafından 14/2/2013 tarihinde onanmıştır.

16. Belediye Başkanı ayrıca; Belediyenin zabıta ekiplerince

başvurucu ve oğlu M.Ş.ye işyerlerinin saat 23.00'ten sonra açık

tutulamayacağının beyan edilmesi üzerine başlayan olayların kavgaya

dönüştüğünü, başvurucunun birkaç gün sonra basına kendisinin "İçkileri taşıyın taşıyın

az kaldı şeriat gelecek bu işler bitecek ondan sonra ne yapacaksınız?"

şeklinde sözler söylediği yönünde demeç verdiğini, bu minvalde bir söylemde

bulunmadığını, yaklaşan yerel seçimler nedeniyle yıpratılmaya çalışıldığını,

kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek başvurucu ve oğlu M.Ş.

aleyhine manevi tazminat davası açmıştır.

17. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan

incelemede, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada başvurucu ve

oğlu M.Ş.nin Mahkemeye üç cevap dilekçesi sunduğu

tespit edilmiştir. Bu dilekçelerde başvurucu ve oğlu M.Ş., İlçe Belediye

Başkanlığı ile yaşadıkları ihtilafı anlatmışlar; Belediye işlemlerinin kanuna

ve hukuka uygun olmadığını, Belediye çalışanlarının görevi kötüye

kullandıklarını, Belediyenin adeta şeriat kurallarına göre yönetildiğini ileri

sürmüşlerdir. Başvurucu ve oğlu M.Ş.; iddia edildiği gibi Belediye Başkanı'na

iftira atmadıklarını, Belediye Başkanı'nın "İçkileri

taşıyın taşıyın az kaldı şeriat gelecek bu işler

bitecek ondan sonra ne yapacaksınız?" şeklindeki söyleminin

doğru olduğunu, nitekim gerek basına yansıyan ilçedeki uygulamalarının gerek

dinî nikâh ile sekreteriyle gayrimeşru ilişki yaşamasının Belediye Başkanı'nın

şeriat yanlısı olduğunu gösterdiğini iddia etmişlerdir. Başvurucu ve oğlu

M.Ş.ye göre ilçede kendilerine uygulanan muameleye benzer uygulamalara

girişilmesi Belediye yönetiminin ilçede huzuru tesis edemediğinin

göstergelerinden biridir.

18. Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi 26/6/2013 tarihinde, suçun

oluşmadığının Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesince belirlenmesini gerekçe

göstererek kanıtlanamayan davanın reddine karar vermiştir.

19. Bireysel başvuru formuna ek belgeler incelendiğinde taraflar

arasında yaşanan olaydan önce de uzun bir süre başvurucu ve oğlu M.Ş.

tarafından işletilen TEKEL bayisinin denetlenmesi esnasında işyerinin ruhsatı

ve çalışma saatleri hususunda İlçe Belediye Başkanlığı ile müteaddit defa

ihtilaf yaşandığı ve bu durumun 2000'li yılların başından itibaren birçok

davaya konu olduğu görülmüştür.

20. Belediye Başkanı, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde

görülmekte olan tazminat davasında başvurucu ve oğlu M.Ş. tarafından Mahkemeye

sunulan 24/2/2009 tarihli cevap dilekçesi ile kendisine hakaret edildiğini

ileri sürerek suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucu tarafından sunulan söz

konusu dilekçenin ilgili kısımları şöyledir:

"Cevaplarımız ve sunulan belgelerimiz

...

2) Duruşma tutanağının 3. Maddesinde

"davanın manevi tazminata ilişkin bulunması nedeni ile davacının huzurda

yeminli olarak dinlenmesi mümkün bulunmamakla talebimizin reddine karar

verilmiş ise de Yüce Mahkemenizden talebimiz davacı ile duruşmada yüzleşmek

istiyoruz.

3) Davacının basiretsiz olduğunu ve ... de

huzurun olmadığını aynı siyasi görüşü paylaşan ... Partinin Belediye Başkan

Aday Adayı ...'nün tanıtım broşüründe "Çağdaş ve Kurumsal Belediyecilik

İçin" "... Her Köşesine Eşit Belediyecilik Anlayışıyla Hizmet Etmek

İçin" "Modern Kent Yaşamının Tesisi İçin" "... Ve ...'lerin Huzuru İçin" beyanatları ile ...'de huzurun

olmadığını kamuoyuna ilan etmiştir. Bildiri (Ek:1) de

...

6) Davacının Medeni Kanun gereğince Sayın ...

Hanımefendi ile resmen evlidir. Ancak davacı şeriat uygulaması olan Hoca nikahı

ile de sekreteri ile hoca nikahı kıyarak Medeni Kanuna karşı gayrimeşru

yaşadığı ve ... isimli bayan ile seks kasetinin görüntüleri yazılı ve görsel

basında deşifre edilince davacı 29 Mart 2009 tarihinde yapılacak olan Yerel

Seçimlere ... Belediye Başkanlığı Adaylığından çekildiğini 17.02.2009 günü saat

16.30 da yapmış olduğu basın açıklaması ile kamuoyuna beyanda bulunmuştur.

Devlet adamlığına yakışmayan ve vatandaşlara örnek olacak ahlaksızlıkların

iftira olmadığı kanıtlanmış olup söz konusu seks kasetinin ... Organize

Suçlarla Mücadele Şubesinden konu ile ilgili kasetin celbini talep etmekteyiz.

Bu nedenle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini

saygılarımızla arz ve talep ederiz."

21. Başvurucu ve oğlu M.Ş., Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesine

sundukları dilekçenin 6. bendinde yer alan iddialarına kanıt olarak dilekçenin

ekine ulusal ölçekte yayın yapan Vatan gazetesinin 20/2/2009 tarihli nüshasında

yer alan "Şantajcıdan Şikâyetçi Olmamış"

başlıklı haberi koymuşlardır. Söz konusu haberde, Belediye Başkanı'nın

adaylıktan çekilmesine yol açan cinsel içerikli kaset ile ilgili ayrıntılı

bilgilere yer verilmekte; Belediye Başkanı'nın akrabası olan bir emniyet

personelinin Belediye Başkanı'na kaset ile ilgili kendisine şantaj yapan

kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmasını tavsiye ettiği ancak polisin

görüntüleri göstermesinin ardından Belediye Başkanı'nın bu kişiler hakkında

şikâyetçi olmaktan vazgeçtiği iddia edilmektedir.

22. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu ve oğlu M.Ş.

hakkında söz konusu dilekçede kullandıkları ifadeler nedeniyle hakaret suçundan

kamu davası açılmıştır. (Kapatılan) Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesince yapılan

yargılama esnasında alınan savunmasında başvurucu, Belediye Başkanı'na

yönelttiği sözlerin savunma hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir. Mahkemece

29/12/2010 tarihinde başvurucu ve oğlu M.Ş.nin ayrı

ayrı 1.800 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

Mahkeme kararının gerekçesi şöyledir:

"Yapılan yargılama, toplanan deliller,

sanıkları savunması, katılan vekilinin beyanı, sanıklar tarafından Ankara 7.

Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/344 esas sayılı dosyasına sunulan 24/02/2009

tarihli dilekçesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde katılan

ile sanıklar arasında Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde manevi tazminat

davası ile ilgili davanın olduğu, sanıkların 24/02/2009 tarihli dilekçeyi aynı

tarihli dilekçede mahkemeye sundukları, mahkeme tarafından okunup bir suretinin

davacı vekiline elden verildiği, sanıklar tarafından mahkemeye sunulan ve

okunan dilekçede katılanın basiretsiz olduğu, devlet adamlığına yakışmayan ve

vatandaşlara örnek olacak ahlaksızların iftira olmadığı, gayri meşru yaşadığı

şeklinde yazılan yazıların savunma sınırını aştığı, katılanın onur, şeref ve

saygınlığını rencide edecek nitelikte sözler olduğu tüm dosya kapsamından

anlaşılmış olup sanıkların atılı suçtan cezalandırılmaları sonuç ve kanaatine

varılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

23. Temyiz üzerine başvurucu hakkında verilen karar, Yargıtay 4.

Ceza Dairesince 13/1/2014 tarihinde onanmıştır.

24. Onama ilamı başvurucuya 28/3/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 28/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

25. Başvurucu, derece mahkemeleri önünde ileri sürdüğü tüm

iddialarını bireysel başvuru formunda da tekrarlamış; Ankara 7. Asliye Hukuk

Mahkemesine sunduğu dilekçede Belediye Başkanı'na yönelttiği sözler nedeniyle

cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu, Belediye Başkanı ile aralarında yaşanan ve yargıya intikal eden

husumete ilişkin mahkeme kararları ile gazete haberlerini başvuru formuna ek

olarak sunmuştur.

26. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Bakanlığa gönderilmiştir.

Bakanlık 27/11/2017 tarihinde görüşünü sunmuştur.

27. Bakanlık görüşünde, başvurucunun Belediye Başkanı'na yönelik

sözlerinin tahkir içerdiği belirtilmiştir. Bakanlık tarafından, ihtilaf konusu

sözlerin sadece Mahkemeye sunulan dilekçede yer aldığı ve alenileştirilmediği

gözetilse dahi mağdurda yaratacağı olumsuz etkinin inkâr edilemeyeceği bildirilmiştir.

Bakanlıkça ayrıca bahse konu sözlerin somut uyuşmazlıkla alakalı olmadığı,

başvurucunun savunmasına yarar sağlayacak herhangi bir bağlantı içermediği, bu

nedenle iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kalmadığı

değerlendirilmiştir.

28. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur. 2/1/2018 tarihli cevap dilekçesinde başvurucu;

i. Öncelikle Belediyenin yönetim biçimi hakkında bilgi vererek

Belediye Başkanı'nın karakterini tarif etmeye çalışmıştır. Bu kapsamda ilk olarak

ilçede hukuk dışı bir yönetim sistemi uygulayan Belediye Başkanı'nın esnafa ve

vatandaşa zulüm ve baskı yaptığını, bir uyarı yöntemi olarak oğlunu ölesiye

dövdürttüğünü, bu tür tutum ve davranışlar ile ilçede korku imparatorluğu

kurduğunu, hukuksuz yönetim biçiminin basına da sıklıkla yansıdığını ileri

sürmüştür. İkinci olarak Belediye Başkanı'nın yaşadığı gayrimeşru ilişki ile

halka kötü örnek olduğunu, bulunduğu makamın verdiği gücün arkasına saklanıp

adını çirkin olaylara karıştırdığını iddia etmiştir.

ii. Daha sonra Belediye Başkanı'nın karakterinden yola çıkarak

ihtilaf konusu sözlerinin olgusal bir temeli olduğunu ortaya koymaya

çalışmıştır. Kullandığı ifadelerin muhtelif yargı kararlarına rağmen haklarını

teslim etmeyen Belediye Başkanı'na yönelik eleştiriler olduğunu, kamuoyu önünde

bulunan kişilerin sert eleştirilere açık olması gerektiğini, nitekim dilekçe

ekine eklediği fotoğraflar ile CD dikkate alındığında Belediye Başkanı'na

yönelik sözlerini haksız fiil olarak tanımlamanın mümkün olmadığının

anlaşılacağını ileri sürmüştür.

29. Başvurucu, gerek derece mahkemelerine gerek Anayasa

Mahkemesine daha önce sunduğu belgelerden farklı olarak bu kez dilekçe ekinde

Belediye Başkanı ile ilgili olduğunu ileri sürdüğü cinsel içerikli birtakım

fotoğraflar ile cinsel içerikli bir CD sunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 14/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu; aleyhine açılan tazminat davasında ilk derece

mahkemesine sunduğu cevap dilekçesi ile Belediye Başkanı'na yönelttiği sözler

nedeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Genel İlkeler

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Başvuru hakkının kötüye kullanılması"

kenar başlıklı 51. maddesi şöyledir:

"Bireysel başvuru

hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama

giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk Lirasından

fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."

33. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) "Başvuru hakkının kötüye

kullanılması" kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:

"Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı

ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye

kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri

dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla

olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir."

34. Genel hukuk teorisinde bir kamu düzeni kuralı olarak ele

alınan, genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını

zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini

ifade eden hakkın kötüye kullanılması yasağının ilgili düzenlemelerle bireysel

başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda Anayasa

Mahkemesi daha önce pek çok kez bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı

olan ve Anayasa Mahkemesinin başvuruyu gereği gibi incelemesini engelleyen

davranışları, başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiştir (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28; Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013,

2/7/2015, § 31).

35. 6216 sayılı Kanun'da genel olarak bireysel başvuru hakkının

açıkça kötüye kullanımı cezalandırmayı gerektiren bir davranış olarak

belirtilmiş iken İçtüzük'te hangi durumların hakkın

kötüye kullanımı anlamına geleceği açıklanmıştır. Hakkın kötüye kullanımının istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki

davranışlardan kaynaklanabileceği belirtilmiş olmakla birlikte İçtüzük

düzenlemesinin kötüye kullanımla ilgili davranışlar bakımından tüketici

olmadığı görülmektedir.

36. Anayasa Mahkemesi bugüne kadar kendisini yanıltmak amacıyla

kasten gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve

belge sunulması (Kemal Toraman ve diğerleri,

B. No: 2013/1761, 21/1/2015, § 29; Mirze Bozma, B. No: 2013/5319, 13/4/2016, §§ 31, 32), başvurunun

değerlendirilmesinde esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi (Cevdet Genç (2), B. No: 2014/9043,

29/9/2016, § 24; Mehmet Denk ve diğerleri,

B. No: 2013/6264, 6/4/2016, § 44), başvurunun incelendiği aşamada gerçekleşen ve

değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında

Mahkemenin bilgilendirilmemesi (Ramazan Ay

ve diğerleri, B. No: 2013/7784, 10/3/2015, § 32; Selman Kapan ve diğerleri, B. No:

2013/7302, 20/4/2016, § 52), meşru eleştiri sınırlarını aşacak ve bireysel

başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir

üslup kullanılması (Osman Sandıkçı,

B. No: 2013/6297, 10/3/2016, §§ 37, 38)durumlarını başvuru hakkının kötüye

kullanımı olarak değerlendirmiştir.

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

37. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruya ilişkin kararını, olayın

bütün şartlarını gözeterek ve özellikle tarafların yargılama süreçleri önündeki

tutum ve davranışlarını dikkate alarak verecektir. Bu çerçevede Anayasa

Mahkemesi, ifade özgürlüğü kapsamında bir inceleme yapabilmek için öncelikle

bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılmadığının tespitine ihtiyaç

duymaktadır.

38. Başvuru konusu olay, uzun yıllardır aralarında husumet

bulunan taraflar arasında yaşanmıştır. Başvurucu ve oğlu M.Ş.nin

işlettiği TEKEL bayisinin ruhsatı ve çalışma saatleri hususunda İlçe Belediye

Başkanlığı ile oluşan ihtilafın tetiklediği anlaşmazlıklar zinciri birçok

davanın konusu olmuştur. Belediyenin TEKEL bayisine yönelik denetimleri ile bu

denetimler sonucu kesilen idari para cezaları karşısında başvurucu ve ailesinin

de ısrarlı bir tutum sergilediği anlaşılmaktadır. Bu esnada fiziksel çatışmaya

kadar giden nahoş olaylar sonucu taraflar arasındaki husumetin hukuki mecradan

çıktığı ve karşılıklı hesaplaşmaya dönüştüğü görülmektedir. Başvurucunun oğlu

M.Ş. ile Belediye Başkanı arasında geçen konuşma üzerine artan gerginlik, M.Ş.nin zabıta memurları tarafından dövülmesi ve bu olayın

basında geniş yer bulması ile had safhaya ulaşmış; iki taraf arasındaki çekişme

hem hukuki hem cezai alanda açılan muhtelif davalarla yargı mercileri önüne

taşınmıştır.

39. Bireysel başvurunun konusu olan ihtilafın kaynağını kişilik

haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla Belediye Başkanı tarafından aleyhine

açılan tazminat davasında başvurucunun Mahkemeye sunduğu dilekçe

oluşturmaktadır. Başvurucu, dilekçede Belediye Başkanı'nın basiretsiz olduğunu,

devlet adamlığına yakışmayan davranışlarının ve vatandaşlara örnek olacak

ahlaksızlıklarının iftira olmadığını, gayrimeşru bir ilişki yaşadığını iddia

etmiş; kanıt olarak da dilekçesinin ekinde Mahkemeye Belediye Başkanı'nın

cinsel içerikli kaseti ile ilgili yapılan haberin kupürünü sunmuştur. Başvurucu

ayrıca Mahkemeden bu kasetin Organize Suçlarla Mücadele Şubesinden celbini

talep etmiş ancak söz konusu talep yerine getirilmemiştir. Diğer taraftan

Belediye Başkanı'na yönelik sözleri nedeniyle başvurucu hakkında hakaret

suçundan kamu davası açılmıştır. Başvurucu her ne kadar derece mahkemeleri

önünde mahkemeye sunduğu dilekçede yer alan ifadelerin savunma hakkı kapsamında

kaldığını ileri sürmüşse de yaptığı savunma kabul görmemiş ve hakaret suçundan

cezalandırılmıştır.

40. Başvurucu bu defa bahse konu sözler nedeniyle cezalandırılmasının

ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuş, formun ekinde taraflar arasında 2000'li yılların başında

başlayan ve yargıya intikal eden anlaşmazlıklara ilişkin birçok yargı kararı

ile gazete kupürünü sunmuştur. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı cevap

dilekçesi ekinde daha önce sunduğu belgelerden farklı olarak bu kez dilekçe

ekine Belediye Başkanı ile ilgili olduğunu öne sürdüğü cinsel içerikli birtakım

fotoğraflar ile cinsel içerikli bir CD eklemiştir.

41. Yukarıdaki tespitlerden de anlaşılacağı üzere davanın karşı

tarafına yöneltilen sözlerin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin

ihtilaf ile başlayan süreçte gelinen aşama cinsel içerikli görüntülerin yüksek

mahkemeye sunulması olmuştur. Bu aşamadan sonra başvurunun farklı bir boyut

kazandığı belirtilmelidir. Öncelikle başvurucunun Belediye Başkanı'nın devlet adamlığına yakışmayan

davranışlarının ve ahlaksızlıklarının

iftira olmadığı iddiasını ispat amacıyla kullandığı bu görüntülerin hukuka

aykırı elde edilmiş deliller olduğunu vurgulamak gerekir. Bu durumda

çözümlenmesi gereken mesele, yasa dışı yollarla elde edilmiş mahrem alana

ilişkin önüne getirilen görüntülerin Anayasa Mahkemesince nasıl

değerlendirileceğidir.

42. Cinsel ilişki ve faaliyetlerin bir kişinin özel hayatına

girdiği, her tür tartışmanın dışındadır. Anayasa Mahkemesine göre özel hayata

saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal çıkarlardan biri de bireyin mahremiyet

hakkıdır. Mahremiyet hakkı sadece yalnız bırakılma hakkından ibaret değildir (Serap Tortuk, B.

No: 2013/9660, 21/1/2015, § 32; Kemal

Karanfil, B. No: 2017/24776, 24/5/2018, § 44). Birey, diğer

kişilerle değişik türde -cinsel ilişki dâhil olmak üzere- ilişkiler kurabilir

ve bu, azami koruma gerektiren mahremiyet alanının bir parçasıdır.

43. Bir kişinin cinsel alanının ve kişiler arası ilişkilerinin

korunması yükümlülüğü Anayasa'nın 20. maddesinden doğan pozitif

yükümlülüklerden biridir. Koruma gerekliliği öyle kuvvetlidir ki bu

yükümlülüğün yerine getirilmesi, ilk olarak temel değerlere ve kişinin özel

hayatının esaslı unsurlarına müdahale teşkil eden özel kişilerin hareketlerinin

cezalandırılmasını gerektirir. Nitekim bu gereklilikten dolayı kanun koyucu

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinde özel

hayatın gizliliğinin ihlal edilmesini suç olarak düzenlemiştir. Söz konusu

kuralın (2) numaralı fıkrası uyarınca kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü

veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimsenin iki yıldan beş yıla kadar

hapis cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür. Bu kural ile insan

kişiliğinin oluşumu ve gelişimi ile doğrudan bağlantı içinde bulunan ve kişinin

müdahale edilebilecek son çekilme alanının korunması amaçlanmıştır. Kişilerin

cinsel hayatına ilişkin davranışların kayıt altına alınması ve bunların

ifşasının söz konusu kural kapsamında olduğu açıktır.

44. Somut olayda başvurucu, cezalandırılmasına sebep olan ve

"Belediye Başkanı'nın şeriat yanlısı

ve ahlaksız olduğu" anlamına

gelen sözlerinin olgusal bir temeli olduğunu kanıtlamak amacıyla Belediye

Başkanı ile ilgili olduğunu öne sürdüğü mahrem görüntüleri delil olarak

sunmuştur. Bireysel başvurudaki iddiaları temellendirmeyi amaçlayan bir delilin

Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilebilmesi için elde ediliş şekli ve

içeriği bakımından hukuka aykırı olmaması gerekmektedir. Bu olayda hukuka

aykırılığın tespiti için ilgili materyalin incelenmesi de gerekmemektedir. Elde

ediliş yönteminin meşru olmadığı ve içeriğinin de özel hayatın gizliliğini ihlal

edip suç oluşturduğu, başvurucunun delile ilişkin açıklamalarından

anlaşılmaktadır. Böyle bir materyalin delil olarak değerlendirilmesi,

başvurucunun hukuk dışı amaçlarına araç olmaya sebebiyet verecektir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi başvurucunun açıkça hukuka aykırı, elde edilmesi ve ifşası

suç olan görüntülere dayanarak devam ettirmek istediği bu olaylar zincirinin

bir parçası olmayı reddetmektedir.

45. Bu durumda başvurucunun sunduğu fotoğraf ve CD görüntüleri

ile savunma sınırından uzaklaştığı ve davanın karşı tarafı ile aralarındaki

ihtilafı hukuk dışına çıkarttığı kanaatine ulaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi

başvurucunun bu tutumuyla savunmasının haklılığını ispattan öteye geçerek

Belediye Başkanı'na ağır zarar verme amacı taşıyan bir saldırıya dönüştürdüğü

kanısındadır.

46. Bu tespitler ışığında Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru

yolunun taraflar arasındaki hesaplaşmanın bir aracı hâline dönüştürülmeye

çalışıldığı ve bu nedenle istismar edildiği kanaatine varmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine ve

6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca başvurucu aleyhine takdiren 2.000 TL disiplin para cezasına hükmedilmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

B. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi uyarınca

başvurucunun 2.000 TL disiplin para cezasıyla CEZALANDIRILMASINA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

14/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör Yrd. : Derya ATAKUL Başvurucu : Pirfani ŞAHİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/5755, 14 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Başvurucunun İddiaları
  8. B. Değerlendirme
  9. A. Başvurunun başvuru
  10. B. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
  11. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/5755
Tarih
14 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Gökhan Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/3616)
  • Hulusi Özkan Başvurusu (B. No: 2015/18638)
  • Sevinç Hocaoğulları Başvurusu (B. No: 2015/271)
  • Peter Wırth Başvurusu (B. No: 2015/3379)
  • Elit Hancı Akaryakıt ve Petrol Ürünleri Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/20)
  • Tolgahan Orhon Başvurusu (B. No: 2015/11349)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.