İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan Avşaroğlu ve Mustafa Uyanık Başvurusu (B. No: 2015/7561)

1. Başvuru, tahliye kararının uygulanmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2015/7561Tarih11 Aralık 2018Okuma16 dk · 3.225 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ramazan Avşaroğlu Ve Mustafa Uyanık Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/7561
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.225 kelime·16 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tahliye kararının uygulanmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 7/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Yapılan incelemede 2015/7562 numaralı başvurunun konu

bakımından aynı nitelikte olması nedeniyle 2015/7561 numaralı başvuru ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Tutuklamaya İlişkin

Süreç

7. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 12/5/2010 tarihinde, Selam-Tevhid Kudüs Ordusu

isimli iddia edilen terör örgütünü konu alan bir soruşturma başlatılmıştır. Bu

soruşturmanın başlatılmasına gerekçe olarak ise 1990'lı yıllarda N.Ş. isimli

şahsın önderliğinde kurulan bu örgütün N.Ş.nin 2004

yılında ceza infaz kurumundan çıkması üzerine tekrar faaliyetlerine başlaması

gösterilmiştir. Ancak bu soruşturma kapsamında gazeteci/yazar, iş adamı,

akademisyen, bürokrat, diplomat, siyasetçi, üst düzey devlet yetkilisi

konumundaki çok sayıdaki kişinin ailevi,

mesleki, ticari ve özel hayata ilişkin telefon görüşmelerinin

gerekçe gösterilerek dinlendiği hatta bu soruşturma kapsamında Türkiye

Cumhuriyeti devleti Başbakanı'nın Filistin Devlet Başkanı ve Somali

Cumhurbaşkanı ile yaptığı dış politikaya ilişkin telefon görüşmelerinin,

Bakanlar ve Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı'nın devlet güvenliğine ilişkin

yaptığı telefon görüşmelerinin dinlenerek kaydedildiği, görüşmelerin bir

kısmının yazılı hâle getirildiği tespit edilmiştir.

8. Selam-Tevhid

Kudüs Ordusu isimli iddia edilen terör örgütünü konu alan bu

soruşturmadaki usulsüzlük iddiaları kapsamında Türkiye

Cumhuriyeti devletinin güvenliği veya ulusal ve uluslararası yararları

bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken görüşmelerinin

dinlendiği, kaydedildiği ve bir kısmının iletişim tespit tutanağı hâline

getirilerek terörle ilişkilendirildiği gerekçesiyle başvurucuların da

aralarında olduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca (Başsavcılık) ceza soruşturması başlatılmıştır.

9. Başvurucular, anılan soruşturma kapsamında gözaltına

alınmışlardır. Başsavcılık 12/2/2015 tarihinde başvurucuları tutuklanmaları

istemiyle İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. İstanbul 5. Sulh

Ceza Hâkimliği 15/2/2015 tarihinde başvurucuların silahlı terör örgütüne üye

olma, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk

amacıyla temin etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya

görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından tutuklanmalarına karar

vermiştir.

B. Serbest Bırakılmamaya

İlişkin Süreç

10. Başvurucuların da aralarında olduğu şüphelilerin müdafileri

tarafından İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesine -nöbetçi asliye ceza mahkemesi

olduğu- 20/4/2015 tarihinde İstanbul 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10.

(bütün) sulh ceza hâkimlerinin reddi ile tahliye taleplerini içerir dilekçeler

verilmiştir.

11. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 21/4/2015

tarihinde, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliklerinin tümüne yazı yazılarak

-dilekçelerde ileri sürülen- hâkimin reddi sebepleri konusunda yazılı olarak

görüş bildirmeleri istenmiştir.

12. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği, İstanbul 29. Asliye Ceza

Mahkemesinin görüş bildirme istemine cevap vermemiş; diğer sulh ceza

hâkimlikleri ise görüş bildirilmesi istemine 22/4/2015 tarihinde cevap

vermiştir. Hâkimliklerin cevap yazılarında özetle sulh ceza hâkimlerinin reddi

taleplerini inceleme, bu konuda karar verme yetki ve görevinin yine sulh ceza

hâkimliklerine ait olduğu, hâkimin reddi müessesesinin kovuşturma aşamasına ait

bir işlem olduğu, hâkimin sebepleri mevcut olsa dahi bu talebin öncelikle

ilgili mahkeme veya hâkimliğe yapılması gerektiği ve sulh ceza hâkimlerinin

tamamının bu şekilde reddedilmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir.

13. Öte yandan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından

21/4/2015 tarihinde, Başsavcılığa yazı yazılarak tahliye talepleri hakkındaki

görüşleriyle birlikte ilgili soruşturma dosyalarının gönderilmesi istenmiştir.

Başsavcılık, tahliye talepleriyle ilgili olarak görüş bildirmemiş ve soruşturma

dosyalarını göndermemiştir.

14. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi "mahkemece hâkimin reddi talepleri ile ilgili yapılan

değerlendirmenin dosyanın esası ile ilgili bir değerlendirme olmadığı,

şüphelilerin tamamının tutuklu bulunduğu, dolayısıyla işin acele işlerden

olduğu, dolayısıyla soruşturma dosyaları ve reddi hâkim talepleri konusunda

görüşlerin istenilmesine rağmen gönderilmemesinin reddi hâkim talepleri

konusunda incelemeye ve bir karar vermeye hukuken engel teşkil etmediği"

gerekçesiyle incelemesini "şüpheliler

müdafilerinin dilekçeleri, yazılı ve CD ortamındaki dilekçe ekleri, ilgili

savcılıklardan ve Sulh Ceza Hâkimliklerinden gelen yazı cevapları ve

görüşleri" üzerinden gerçekleştirmiştir. Mahkeme 24/4/2015

tarihinde İstanbul 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. (bütün) sulh ceza

hâkimlerinin reddi taleplerinin kabulüne, şüphelilerin tahliye talepleri

konusunda karar verilmek üzere 24/4/2015 tarihinde nöbetçi olan İstanbul 32.

Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi M.B.nin görevlendirilmesine

karar vermiştir.

15. Başsavcılık tarafından talepte bulunulması üzerine İstanbul

10. Sulh Ceza Hâkimliği 25/4/2015 tarihinde, İstanbul 29. Asliye Ceza

Mahkemesinin hâkimlerin reddi isteminin kabulüne ve görevlendirmeye ilişkin

kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar vermiştir.

16. İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği, aynı tarihte İstanbul 32.

Asliye Ceza Mahkemesine bir yazı yazarak tahliye taleplerine bakma görev ve

yetkisinin kendilerinde bulunduğunu belirtmiş ve ilgili taleplerin

gönderilmesini istemiştir.

17. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi, Başsavcılıkça soruşturma

dosyalarının gönderilmemesi ve tahliye talepleri konusunda görüş bildirilmemesi

üzerine tutukluluğun devamı yönünde

mütalaada bulunulduğunu değerlendirerek tahliye talepleri

konusundaki incelemesini "işin tahliye

yönünden değerlendirilmesinde bir sakınca olmadığı"

gerekçesiyle şüpheli müdafilerinin sunduğu bazı belge ve CD'ler üzerinden

gerçekleştirmiştir. Mahkeme 25/4/2015 tarihinde başvurucuların da aralarında

olduğu tüm şüphelilerin tahliyesine karar vermiştir.

18. Diğer taraftan Başsavcılıkça talepte bulunulması üzerine

İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği 25/4/2015 tarihinde, İstanbul 32. Asliye Ceza

Mahkemesinin tahliyeye ilişkin kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine ve

şüphelilerin tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir. Kararda "İstanbul Adliyesindeki tüm Sulh Ceza

Hâkimliklerinin reddine ve tutuklu şüphelilerin tahliye istemine ilişkin

taleplerin Asliye Ceza Mahkemesi veya Ağır Ceza Mahkemelerince

değerlendirilmesinin ve bu değerlendirmeler neticesinde tahliye talebinin reddi

veya kabulü yönünde bir karar verilmesi halinde verilen bu kararların hukuken

yasal mevzuatımıza göre mümkün olmadığı, verilen bu kararların da hukuken

geçersiz, uygulanabilirliği olmayan ve mutlak butlan ile batıl olan veya diğer

bir anlatımla yok hükmünde sayılan kararlar niteliğinde olduğu"

ifade edilmiştir.

19. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 26/4/2015 tarihinde

tahliye müzekkerelerini Başsavcılığa göndermiştir. Başsavcılıkça İstanbul 10.

Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/4/2015 tarihli kararına atıf yapılarak şüpheliler

hakkında düzenlenen tahliye müzekkereleri İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine

iade edilmiştir.

20. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015 tarihinde

şüphelilerin tahliyesine ilişkin müzekkereleri yeniden Başsavcılığa göndermiş,

Başsavcılık bunları tekrar İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine iade etmiştir.

21. Tahliye müzekkerelerinin ikinci kez iade edilmesi üzerine

İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015 tarihinde, tahliye

müzekkerelerinin yeniden Başsavcılığa gönderilmesine dair bir karar vermiştir.

22. Öte yandan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015

tarihinde, İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/4/2015 tarihli kararlarının

yok hükmünde olduğunun tespitine karar vermiştir.

23. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi 29/4/2015 tarihinde;

önceki kararlarda görevsiz olunmasına rağmen dilekçelerin değerlendirilerek

soruşturma aşamasında olan işlerle ilgili hâkimin reddi taleplerinin kabulüne

karar verildiğini, hukuki yanılgıya düşülerek verilmiş olan bu kararların usul

ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin görevine girmeyen bir hususta karar

verildiğini belirterek önceki kararlarının yok hükmünde sayılmasına karar

vermiştir.

24. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi de 28/4/2015 tarihinde "... hazırlık soruşturmalarında hâkim

tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak, bunlara karşı

yapılan itirazları incelemek yetkisinin münhasıran Sulh Ceza Hâkimliğine ait

olduğu, Asliye Ceza Mahkemelerinin soruşturma aşamasındaki işler ile ilgili

olarak tutuklama ve tahliye kararı verme yetkilerinin olmadığı, Mahkememizce

verilen 25/04/2015 tarihli ... karar ile mahkememizce verilen tahliye kararı[nın] mahkememizin

görevsiz bulunması nedeniyle yok hükmünde sayılması gerektiği ..."

gerekçesiyle tahliyeye ilişkin kararlarının yok hükmünde sayılmasına karar

vermiştir.

25. Başvurucular, nihai kararı 26/4/2015 tarihinde öğrendiklerini

bildirmişlerdir.

26. Başvurucular 7/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

C. Sonraki Süreç

27. Başsavcılıkça başvurucuların da aralarında olduğu

şüphelilerin suç uydurma, resmî belgede sahtecilik, özel hayatın gizliliğini ihlal

etme, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme, suç delillerini yok etme,

gizleme veya değiştirme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal

veya askerî casusluk amacıyla temin etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini

ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı

terör örgütüne üye olma suçlarını işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları

istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

28. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/2 sayılı dosyası

üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

29. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

D. İlgili Süreç

30. Başvurucuların da aralarında bulunduğu şüphelilerin İstanbul

sulh ceza hâkimlerinin tümünün reddi taleplerini kabul eden İstanbul 29. Asliye

Ceza Mahkemesi Hâkimi M.Ö. ile bu kişilerin tümünün tahliye taleplerini kabul

eden İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi M.B. hakkında disiplin ve ceza

soruşturması başlatılmıştır. Bu kapsamda anılan hâkimler 27/4/2015 tarihinde

görevden el çektirilmişler -sonrasında meslekten de çıkarılmışlar- 30/4/2015 ve

1/5/2015 tarihlerinde tutuklanmışlardır.

31. Hâkimler M.Ö. ve M.B. hakkında kamu davası açılmış; Yargıtay

16. Ceza Dairesi 24/4/2017 tarihinde, adı geçen kişilerin söz konusu kararları

-üyesi oldukları- FETÖ/PDY liderinin ve yöneticilerinin talimatıyla

verdiklerini belirterek silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 9 yıl hapis ve

görevi kötüye kullanma suçundan 1 yıl hapis cezalarıyla cezalandırılmalarına

karar vermiştir. Dairenin görevi kötüye kullanma suçu yönünden yaptığı

değerlendirmelerin ilgili kısımları şöyledir:

"... Türk Ceza Muhakemesi Hukuku

yönünden, gerek mülga 1402 sayılı CMUK'un 21 vd. maddelerinde gerekse mer'i

5271 sayılı CMK'nın 22 ve devamı maddelerinde yer

alan düzenlemeler subjektif tarafsızlıkla ilgili olup

hakimin reddi hakkına ilişkindir.Bu

nedenle şüpheli/sanık, müşteki/katılan ya da Cumhuriyet savcısının hakimi

reddetmesi mümkün ise de mahkeme veya hakimliği bir kurum olarak reddetmesi

mümkün değildir. Keza heyet halinde çalışan bir mahkemenin veya bir adliyede

veya yargı çevresinde bulunan tüm mahkemelerin veya hakimlerinin toplu reddi

usulü de yoktur ...

...

5271 sayılı CMK'nın

22 vd.maddelerinde yer alan

hakimin reddi müessesesinin, kural olarak kovuşturma aşaması ile ilgili olduğu

görülse de, gerek ilgili madde metinlerinde açıkça 'şüpheli' kavramına yer

verilmesi gerekse yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından

yargılanma hakkını teminat altına alan AS'nin 6. ve

Anayasanın 36.maddelerinin emredici düzenlemeleri karşısında soruşturma

safhasında da hakimin reddinin mümkün olduğunun kabulünde zorunluluk

bulunmaktadır. Zira red, hakimin

tarafsızlığını temin bakımından getirilmiş bir kurumdur.

28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545

sayılı Kanunla, sulh ceza mahkemeleri kaldırılmış ve münhasıran soruşturma

aşamasında görevli sulh ceza hakimlikleri kurulmuştur. Adından da anlaşılacağı

üzere bu hakimlikler, “mahkeme” niteliği taşımazlar, çünkü dava görmezler,

sadece soruşturma aşaması ile ilgili tedbir taleplerini ve itirazları inceleyip

karara bağlarlar.

Soruşturma aşamasında tarafsızlığından şüphe

duyulan sulh ceza hakiminin, gerek kişisel gerekse

olgusal olarak somutlaştırılmak suretiyle reddi mümkündür. Ancak objektif

tarafsızlık gerekçesiyle tüm sulh ceza hakimleri reddedilemez.

6545 sy.kanunla

Sulh Ceza Hakimlerinin reddine dair özel bir usul getirilmediğine göre bu

konuda genel hükümlerin uygulanması gerektiğinde şüphe olmamalıdır.

Bu durumda red,

reddedilen hakimliğe yapılacak yazılı başvuru ile yapılmalıdır.Reddi istenen hâkim, ret sebepleri

hakkındaki görüşlerini yazılı olarak bildirerek (CMK m.26/1-3) evrakı yargı

çevresi içinde bulunduğu asliye ceza mahkemesine (CMK m.27/2) (Prof.Dr.Yener Ünver-Prof.Dr.Hakan

Hakeri Ceza Muhakemesi Hukuku 12.baskı sh.191) gönderir.Ret isteminin kabulü halinde, davaya bakmakla bir

başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.. (CMK m.27/4).

Red talebini kabul eden Asliye Ceza Mahkemesi hakiminin tahliye

taleplerini değerlendirmek üzere her hangi bir hakimi

görevlendirip görevlendiremeyeceğine gelince;

5235 sayılı Kanunun değişik 10. maddesi ile

CMK m.101/1, 103, 108/1 ve 268/3 incelendiğinde, soruşturma aşamasında

tutuklama ve tahliye kararlarını yalnızca sulh ceza hakimliği ve hakimi verebilir. Tutukluluğa itirazı ise, CMK m.268/3

uyarınca sadece bir başka sulh ceza hakimliği ve hakimi inceleyebilir.Soruşturma aşamasında tutuklama ve tahliye

konusunda asliye ceza mahkemesine ve hakimine yetki verilmemiştir. Asliye ceza

mahkemesi, ancak kabul ettiği iddianamenin kovuşturmasını yürütürken tutuklama

tedbiri ile ilgili kararlar verebilir. Bunun dışında Anayasa ve kanunlar asliye

ceza mahkemelerine, doğrudan veya dolaylı olarak soruşturma aşamasına müdahale

etme yetkisi vermemiştir.(Prof.Dr.Ersan

ŞEN yorumluyorum 13 syf. 313-315) Bu nedenle Asliye

Ceza Mahkemesi red talebini yerinde görürse ancak

aynı yer ya da yargı çevresinde bulunan bir başka sulh ceza hakimini

görevlendirebilir.

...

... Somut olayda, İstanbul 29. Asliye Ceza

Mahkemesi hakimi sanık M.Ö.nün mutad

uygulama gereğince taleple ilgili dilekçe ve eklerini 5271 sy.CMK’nın

24.maddesi gereğince görüş yazıları da eklenerek iade edilmek üzere reddedilen

hakimlere göndermesi, evrakın tekrar gelmesi durumunda ise yukarda açıklandığı

üzere Türk Ceza Muhakemesi hukukunda uygulanma yeri bulunmayan ve esasen haklı

bir gerekçeye de dayanmadığı Anayasa Mahkemesincetespit

edilen 'objektif tarafsızlık' iddiasına müstenit taleplerin reddine karar

vermesi gerekirken hiç birisi ilgili Cumhuriyet savcılarınıngörüş

yazılarında belirtilen gerekçelerle gönderilmemiş ve bu şekilde söz konusu

soruşturma dosyaları kendisi tarafından incelenmemiş olmasına vetamamı toplu olarak reddedilmiş durumdaki İstanbul Sulh

Ceza Hakimlerinin, kendilerine yönelik olarak yapılan bu toplu reddi hakim

taleplerini inceleme yetkisinin bulunmadığına yönelik olumsuz görüş yazılarına

rağmen, talep dilekçelerini CMK’nın 8 vd. maddelerinde

öngörülen şartları da taşımadığı halde birleştirerek 32. Asliye Ceza hakimi

sanık M.B.yi görevlendirmesi ve buna ilişkin

müzekkereyi 24/04/2015 günü mesai bitiminden sonra saat 17:28’de imzalamasıyla

UYAP üzerinden, fiziken de aynı gün İstanbul 32.

Asliye Ceza Mahkemesi personelinin kalemi kapatıp adliyeden ayrılmasından sonra

Hakim M.B.nin doğrudan kendisine, hakim odasında 29.

Asliye Ceza Mahkemesi zabıt katibi Ö.A. marifetiyle göndermesi ... sanık Hakim M.B.nin ... 5235 sayılı Kanun'un, 6545 sayılı Kanunla

değişik 10. Maddesi gereğince soruşturma aşamasında tutukluluğa ilişkin tüm

kararları verme yetkisinin Sulh Ceza Hakimliğine ait olduğu ve asliye ceza

mahkemelerinin soruşturma evresindeki işlemlerle ilgili bir yetkisinin

bulunmamasına rağmen, 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi M.Ö.nün

kanuna aykırı şekilde görevlendirme kararına dayanarak, toplam 594 adet

klasörden oluşan belgeleri incelemeden ... gece saat 22.00-22.30 sıralarında

kararların yazımını bitirerek, koridorda bekleyen avukatlara tebliğ ettirmesi

... karşısında;

Suç tarihi itibariyle hakim olan sanıkların

verdikleri kararların esasen de sorunlu oldukları görülmekle birlikte, bu

durumun müsnet suç yönünden yargısal faaaliyet kapsamında değerlendirilmesi ve verilen kararlara

karşı kanun yollarına başvurulabileceği ileri sürülse de yukarda izah edildiği

üzere, kamu düzenine ilişkin görevle ilgili kuralları görmezden gelip yargılama

hukukuna ilişkin işleyiş ve düzeni yok sayarak, 'mahkemeler üstü' bir tavırla

örgüt liderinin talimatı üzerine kurgulandığında şüphe bulunmayan plan

doğrultusunda tam bir örgütsel organizasyon, gizlilik ve adanmışlık hali

içerisinde, fiil ve eylem birliği ile, aynı örgüt mensubu olmaktan soruşturulan

altmışüç şüpheli ile ilgili hakimin reddi ve tahliye

taleplerini, mutad işleyiş ve uygulama dışına çıkıp,mesai saati dışında, verilecek kararlarla ilgili

denetim mekanizmalarını bertaraf edecek, olayı bir oldu bitti fırsatçılığı

içerisinde sonuçlandıracak bir gizlilikle ve eşgüdümle hareket ederek görevli

olmadıkları halde kabul eden sanıkların, karar verme süreci ile ilgili hukuka

aykırı eylemleriyle görevlerinin gereklerine aykırı davrandıklarında şüphe

yoktur..."

32. Anılan mahkûmiyet hükmü, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca

26/9/2017 tarihli kararla onanarak kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısımları

şöyledir:

"... İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca

yürütülmekte olup beş yüz doksan dört klasörden oluşan yedi ayrı soruşturma

dosyasında biri gazeteci, diğerleri emniyet görevlisi olan altmış üç şüphelinin

FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini

ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye

teşebbüs, devletin gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk

amacıyla temin etme gibi çok sayıda suçtan tutuklu bulunduğu, bu şüphelilerin

müdafilerinin farklı tarihlerdeki tahliye istemlerinin İstanbul Sulh Ceza

Hakimliklerinin kararlarıyla reddedildiği, keza altmış üç şüpheliden otuz

altısının, haklarında tutuklama nedeni bulunmadığını ileri sürerek yaptıkları

bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesince 08.04.2015 tarihinde kabul edilemez

bulunduğu,

Bu süreç sonunda, FETÖ/PDY silahlı terör

örgütü lideri Fethullah Gülen'in "www.he.o"

isimli internet sitesinde yayınlanan "Mukaddes Çile ve İnfak Kahramanları"

başlıklı vaaz/sohbet görünümlü kriptolu/örgütsel konuşmasıyla altmış üç tutuklu

şüphelinin serbest bırakılmasının sağlanması için talimat verdiği, bunun

üzerine 20.04.2015 tarihinde şüphelilerin müdafileri olan yirmi avukat

tarafından İstanbul Adliyesindeki tüm sulh ceza hakimliklerinde görevli

hakimlerin reddiyle şüphelilerin tahliye edilmesi istemli elli bir adet

dilekçeden oluşan evrakın uygulanan prosedüre aykırı olarak tarama ve kayıt

işlemlerinden geçirilmeksizin günün muhabere nöbetçisi İstanbul 29. Asliye Ceza

Mahkemesi hakimi sanık M.Ö.ye odasında teslim edildiği, sanık M.Ö.nün reddi hakim taleplerini kabul ederek, muhabere

nöbetçisi İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi sanık M.B.yi

tahliye istemleri konusunda karar vermek üzere 24.04.2015 tarihinde

görevlendirdiği, sanık M.B.nin de 25.04.2015

tarihinde talepleri kabul ederek tutuklu bulunan şüphelilerin tamamının

tahliyesine karar verdiği olayda;

Silahlı terör örgütü üyesi olma suçu

bakımından;

Terör örgütlerinin; amaç suçun işlenmesi

yolunda güven, disiplin ve sıkı irtibata önem veren, iş bölümüne dayalı,

hiyerarşik düzene sahip yapılar olarak istihbarat, gizlilik, güvenlik ve

denetim konularında duyarlı oldukları, örgütün hiyerarşik yapısına dahil

olmayan, irtibat halinde olmadıkları, güvenilir bulmadıkları,

denetleyemedikleri, gizlilik ve güvenlik kurallarıyla hiyerarşiye uymayan

kişilerin faaliyetlerine izin vermeyecekleri, bu kapsamda FETÖ/PDY silahlı

terör örgüt lideri Fethullah Gülen'in 19.04.2015 günü

örgütün yayın organlarından "www.herkul.org" isimli internet

sitesinde yayınlanan talimatı doğrultusunda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü

üyeliği ve bu örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin yedi ayrı

soruşturma dosyasında tutuklu olan altmış üç şüphelinin müdafiliğini yapan

yirmi avukatın, örgüt liderinin talimatından bir gün sonra 20.04.2015 tarihinde

toplu halde verdikleri elli bir adet dilekçeye istinaden dosyaları kısmen dahi

olsa incelemeden ve delillere temas etmeksizin, altmış üç şüphelinin tamamının

istisnasız olarak tahliyelerini sağlamak için örgüt tarafından verilen görevi

yerine getirmek üzere birlikte harekete geçen ve ancak "adanmış" bir

örgüt mensubunca yapılabilecek bir yöntem ve üslupla, hukuka açıkça aykırı bir

zeminde bulunduklarını bilerek önceden tasarlanmış, amaç ve örgütsel

faaliyetleri yönünden bilinçli olarak söz konusu usulsüz ve hukuka aykırı

kararları veren sanıkların FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarını

gerçekleştirmesine hizmet ettikleri ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının

kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu terör örgütünün mensupları

tarafından kullanıldığı bilinen ByLock iletişim

sistemini kullanmak suretiyle örgütün hiyerarşik yapısına dahil oldukları ve

böylelikle silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işledikleri anlaşılmaktadır.

...

Görevi kötüye kullanma suçu bakımından ise;

Sanıkların inceleme konusu davada yaptıkları

ağır hukuka aykırılıkların, mesleki kıdemleri ve yetkili çalıştıkları

mahkemelerdeki görev süreleri dikkate alındığında, beşeri hata ve mesleki

tecrübesizlik kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmaması, reddi hakim

taleplerinin kabul edilip tahliye kararları verildiği anda şüphelilere haksız

bir menfaat sağlanması karşısında; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce organize

edilen tahliye planını hayata geçiren sanıklar M.Ö. ve M.B.nin,

verilecek kararlarla ilgili denetim mekanizmalarını bertaraf edecek şekilde tam

bir örgütsel organizasyon, gizlilik ve adanmışlık hali içerisinde, iştirak

halinde söz konusu soruşturma evrakını incelemeden verdikleri hukuka aykırı

kararlarla şüphelilerin tamamının tahliye edilmesine karar vererek, aynı

örgütün mensubu olmaktan haklarında soruşturma yürütülen altmış üç şüpheliye

menfaat sağladıkları ve bu şekilde sanıkların, görevlerinin gereklerine aykırı

hareket etmek suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün faaliyeti kapsamında

... görevi kötüye kullanma suçunu ayrı ayrı işledikleri kabul edilmelidir

..."

IV. İLGİLİ HUKUK

33. İlgili hukuk için bkz.

Hüseyin Korkmaz, B. No: 2014/16835, 24/10/2014, §§ 42-50.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

35. Başvurucular; İstanbul sulh ceza hâkimlerinin tümünün

reddine ve tahliyeye ilişkin talepte bulunduklarını, İstanbul 29. Asliye Ceza

Mahkemesince hâkimlerin reddi isteminin kabul edildiğini ve tahliye taleplerini

karara bağlamak üzere İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin

görevlendirildiğini, bu Mahkeme tarafından da tahliye kararı verildiğini, bu

karardan sonra tahliye kararlarının uygulanmaması amacıyla siyasi iradenin

yargı erki üzerinde baskı kurduğunu ve tahliye kararlarına rağmen serbest

bırakılmalarının hukuka aykırı bir şekilde engellendiğini belirterek kişi hürriyeti

ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

36. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve sekizinci fıkraları

şöyledir:

"Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.

...

Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların serbest bırakılmalarına

ilişkin mahkeme kararının uygulanmadığına ve bu karara rağmen hürriyetlerinin

kısıtlanmasına devam edildiğine yönelik iddialarının mahkemeye erişim hakkıyla

ilgili genel ilkeler ışığında Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve sekizinci

fıkraları bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerekir.

38. Anayasa Mahkemesi Hüseyin

Korkmaz (§§ 88-109) kararında; benzer bir soruşturma kapsamında

İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesince verilen tahliye kararına rağmen serbest

bırakılmanın hukuka aykırı bir şekilde engellendiği yönündeki iddianın

tahliyeye ilişkin İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi kararının yetkili bir

yargı mercii tarafından verilmiş bir karar olduğunun kabulünün mümkün

olmadığını ve başvurucunun söz konusu tahliye kararı sonrasındaki tutulmasının

hukuki bir temelinin bulunmadığının söylenemeyeceğini de belirterek açıkça

dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varmıştır.

39. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak

anılan kararda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tahliye kararına rağmen serbest bırakılmama nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Ömer MENCİK

Başvurucular

:

1. Ramazan

AVŞAROĞLU

2. Mustafa

UYANIK

Vekili

:

Av. Murat

AKKOÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/7561, 11 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Tutuklamaya İlişkin
  7. B. Serbest Bırakılmamaya
  8. C. Sonraki Süreç
  9. D. İlgili Süreç
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucuların
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Tahliye kararına rağmen serbest bırakılmama nedeniyle kişi
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Yıldırım
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Avşaroğlu
  21. Uyanık
  22. Akkoç
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/7561
Tarih
11 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Turgay Ulu Başvurusu (B. No: 2014/12218)
  • Uygar Özbayrak Başvurusu (B. No: 2015/19939)
  • Abdulkerim Civelek Başvurusu (B. No: 2015/13718)
  • Aytuğ Atak Başvurusu (B. No: 2018/1908)
  • Ayşe Ferda Belgin Başvurusu (B. No: 2017/33813)
  • Cihan Beyribey Başvurusu (B. No: 2014/19450)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.